<rss version="2.0" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
<channel>
	<generator>Vivvo CMS 4.0</generator>
	<title>Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu</title>
	<link>http://www.nasname.com/</link>
	<copyright>&amp;copy;2007 Spoonlabs d.o.o.</copyright>
	<image>
		<title>Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu</title>
		<url>http://www.nasname.com/files.php?file=</url>
		<link>http://www.nasname.com/</link>
	</image>
	
			
				
					<item>
						<title>AKP Tasfiye Edilirse Kürdler Bunun Bedelini Çok Ağır Öder !</title>
						<link>http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/1245.html</link>
						<category>Süleyman Akkoyun</category>
						<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 11:28:00 +0200</pubDate>
						<description>Türkiye egemenlerinin kitlelere enjekte ettiği bilgi kirliliği ve bu kirliliğin neden olduğu ideolojik-politik yamuk duruşun temel nedenlerinden biri, Türkiye ve Kürdistan’da resmi tarih ve resmi ideolojilerden arınmış özgür bir yaklaşımın eksikliğidir. Kemalist Rejim’in kurgulanış felsefesinin tarihsel geri planını dikkate almayan-alamayan bireylerin-yaklaşımların mevcut geçerli durumu bilince çıkarabilmeleri çok güçtür. Zira, sorunları bilince çıkarabilmenin veya çözümlerine ilişkin önermeci olabilmenin de olmazsa olmazı resmi tarih ve resmi ideolojilerden arınmış, olguların kaynağına inebilen, bölgesel-küresel tüm faktörleri nesnellik süzgecinden geçirebilen bir yaklaşım ile olanaklı olur. 

</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>    Şêx Saîd İsyanı&#039;nda Resmi İdeoloji Ve Türk Solunun İflası Üzerine</title>
						<link>http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/66.html</link>
						<category>Süleyman Akkoyun</category>
						<pubDate>Sun, 29 Oct 2006 11:00:00 +0100</pubDate>
						<description>Kısaca değinmeye çalıştığım nedenlerden dolayıdır ki, Abdullah Öcalan’ın Kemalizm ve onun bir türevi olan Türksolu ile empati yaparak, ‘‘Şêx Saîd olayı olmasaydı, Mustafa Kemal Kürd sorununu çözerdi’’ tarzındaki söylemlerinin tarihi hiçbir gerçekliğinin olmadığını, tam tersine Zübeyde hanımın Selanik’li oğlu Mustafa’yı, ATATÜRK yapan olgulardan birinin de Şêx Saîd İsyanı olduğunu söylemek durumundayız.</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Türkiye Ve Kürdistan&#039;da Neler Oluyor ?</title>
						<link>http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/54.html</link>
						<category>Süleyman Akkoyun</category>
						<pubDate>Sun, 09 Apr 2006 23:00:00 +0200</pubDate>
						<description> Türkiye&amp;#039;de AB süreci geçici de olsa bloke edilmişe benziyor. AKP militarist egemenlerin merhametine (!) sığınmış gibi bir izlenim veriyor. PKK; Kürd halkı için anlamsız bir savaşta gençlerimizi canavarlara peşkeş çekmekte hiçbir sakınca görmüyor. &amp;quot;Ulusal Önder Zehirlenmiş ya (!)&amp;quot; Güney Kürdistan Bölgesel Yönetimi Türkiye ile &amp;quot;dost&amp;quot;luk kurmaya yönlendirilmiş! Kuzey&amp;#039;de işler kezat. Ne olacak şimdi? Biz de, yazarımız Süleyman Akkoyun&amp;#039;un 9 Nisan 2006 tarihli konuya ilişkin eski bir değerlendirmesini vererek, herşeye rağmen Nasname olarak biz hala varız diyeceğiz.</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Abdullah Öcalan Doğru Söylemiyor !</title>
						<link>http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/804.html</link>
						<category>Süleyman Akkoyun</category>
						<pubDate>Tue, 06 May 2008 16:46:00 +0200</pubDate>
						<description>PKK’nin sınırları aştığı  doğrudur.(!) Ancak, Öcalan’ın DDKD, KUK ve Ala Rızgari için söyledikleri doğru değildir. Öcalan’ın tarihi temelden yoksun bu tür argümanlar ileri sürmesi ilk olmadığı gibi, bu tür temelsiz-sorumsuz-dengesiz söylemlerde ısrarı da özünde kendisine yüklenmiş olan uğursuz misyonunu flulaştırma çabasından başka bir anlam ifade etmiyor. Öcalan ve yönlendirdiği örgütlerin, Kürdistan’ın her dört parçasında da üstlenmiş olduğu uğursuz rolü kavramak için Abdullah Öcalan’ın hangi koşulların ürünü olduğunu, değişim ve dönüşüm sürecini kısaca-dar bir tarzda yakın tarihin eleğinden geçirmek zorunluluğu doğmaktadır. </description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Bu Rejimin Cılkı Çıkmıştır (!)</title>
						<link>http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/611.html</link>
						<category>Süleyman Akkoyun</category>
						<pubDate>Fri, 11 Apr 2008 18:35:00 +0200</pubDate>
						<description>...PKK (Kürdistan’ın her dört parçasında örgütlendirilmiş Özel Harb Dairesi’nin Kürd ayağıdır.) ile Sivil Toplum Örgütleri olarak nitelenen, ama özünde MİT ve Özel Harb Dairesi tarafından projelendirilmiş bu  “havuz” oluşumların yürüttüğü psikolojik-ideolojik harekatın temelini; AKP’yi sistem içine tam çekmek (!) veya devre dışı bırakarak, AB sürecini bloke etmek ve çağdışı Kemalist statükoyu sürdürülebilir kılmak oluşturur. Gerisi detaydır! Kürd Sorunu’nun çözümüne ilişkin ürkek ve statükocu davranmasına karşın, asker-sivil otoriter elite karşı Avrupa Birliği Projesine kör-topal da olsa katkı sunan AKP’den yana tavır koyuyorum. Zira, bu ara süreci demokrasi güçleri ile totaliter güçler arasında bir iktidar mücadelesi olarak algılıyorum. </description>
					</item>
				
					<item>
						<title> Yargı Darbesi İlganın İkrarıdır</title>
						<link>http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/321.html</link>
						<category>Süleyman Akkoyun</category>
						<pubDate>Tue, 01 Apr 2008 02:06:00 +0200</pubDate>
						<description>Cumhuriyet’in tüm süreçlerinde din; çağdışı Kemalist Rejimi sürekli kılmaya katkı sunan bir araç olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla, din eksenli yaratılan gerginliğin laik olup olmamakla hiçbir ilgisi yoktur. Yani; askerin laik, hükümetin de  ümmetçi olma diye bir sorunları yoktur. Bu iki kesim de iktidar mücadelesinde dini araçlaştırıp, toplumu manipüle etmeyi amaçlıyor. ...AKP ve lideri Erdoğan’ın detaylara takılıp kalmadan, tüm ideolojilerden arındırılmış bireysel hak ve özgürlükleri merkeze koyan özgürlükçü bir anayasaya odaklanması bir zorunluluktur. Yani, Türkiye’nin sosyolojik yapısıyla barışık sivil özgürlükçü bir anayasa ile Kemalist Rejim’in ilgasına ivme kazandırılacağı gibi, Erdoğan ve hükümetinin yanı sıra, Türkiye de rahatlayacaktır. </description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Kapanmamış Bir Dosya: &quot;Sait&#039;ler&quot; Olayı</title>
						<link>http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/354.html</link>
						<category>Süleyman Akkoyun</category>
						<pubDate>Sat, 26 Nov 2005 23:38:00 +0100</pubDate>
						<description>Yakın tarihimizde yaşanan son 35 yıllık sürecin özellikleri ve bu süreçte bizi tarihsiz bırakmak veya köksüzleştirmek isteyen bildik güçlerin genç kuşaklarla tarih arasına set çekmekte göreceli başarısı da dikkate alındığında, genç nesile söz konusu Sait’lerin kim olduklarını ve olayın gerçeğini anlatmanın önemi daha da iyi anlaşılır. Bu bağlamda söz konusu Sait’ler olayı hakkında özet bir anımsatma yaparak, adı geçen olayın tarafları ile ilgili yargılarımı yurtseverliğin bir geri olarak da, Kürd kamuoyu ile paylaşmaya çalışacağım. </description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Dünü Ve Bugünü İle PKK Gerçekliği</title>
						<link>http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/353.html</link>
						<category>Süleyman Akkoyun</category>
						<pubDate>Sat, 26 Nov 2005 21:04:00 +0100</pubDate>
						<description> Abdullah Öcalan pratiğiyle bir tezat oluşturması açısından iki olayı anımsatmakta yarar görüyorum: Birincisi: Türk sol haraketi içinde o güne kadar Kemalizm’in bir versiyonundan başka bir anlam taşımayan sınıf savaşı kavramına karşı çıkmakla kalmayan, aynı zamanda da  Kürd sorununu ele alış tarzı itibariyle de geleneksel sol yapılardan kesin bir kopuşu temsil eden İbrahim Kaypakkaya’dır. Düşmana ser verip sır vermeyen Kaypakkaya, Diyarbakır zindanında işkence ile öldürüldü. İkinci örnek ise, Dr. Şıvan (Sait Kırmızıtoprak) olayıdır. Kürd haraketini kendi dinamikleri üzerine oturtmaya çalışan Dr.Şıvan, sömürgeci istihbarat örgütlerinin yönlendirmesi ve kimi Kürdlerin de piyon olarak kulanıldığı çok yönlü bir komplo sonucu, Güney Kürdistan’da iki arkadaşı ile birlikte soydaşları tarafından öldürüldüler. Andığım bu iki önder kadronun ortadan kaldırılmasından kısa bir süre sonra Abdullah Öcalan, bırakın Türk solu içinde Kürd sorununu tartışmayı, ”Bağımsız, Demokratik, Sosyalist ve Birleşik Kürdistan” için, ajan provakatörlerin içinde kılına bile dokunulmadan çalışabilmekteydi!

</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Ağca Ve Özel harp Dairesi </title>
						<link>http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/313.html</link>
						<category>Süleyman Akkoyun</category>
						<pubDate>Fri, 13 Jan 2006 05:55:00 +0100</pubDate>
						<description>Avrupa ülkelerinde Gladio&amp;#039;nun açığa çıkarılması üzerine Türkiye kamuoyunun dikkati, “Özel Harp Dairesi” üzerinde yoğunlaşmıştı. Türkiye’de ise yönetim karargahı genelkurmay olan “Kontrgerilla” adı siyasi hayatımıza 12 Mart 1971 askeri darbesiyle yoğun bir şekilde girdi. Özel Harp Dairesi Başkanı Tuğgeneral Kemal Yılmaz, 3 Aralık 1990 tarihinde &amp;quot;Özel Harp Dairesi, 27 Eylül 1952 tarihinde, şimdiki Milli Güvenlik Kurulu&amp;#039;nun işlevini gören Milli Savunma Yüksek Kurulu&amp;#039;nun 17/c sayılı kararıyla kuruldu.&amp;quot;demek zorunda kalıyordu.

</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>                               &quot;Sait&#039;leri&quot; Kim Öldürdü ?</title>
						<link>http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/77.html</link>
						<category>Süleyman Akkoyun</category>
						<pubDate>Sat, 27 Nov 2004 04:30:00 +0100</pubDate>
						<description>Bu iki Kürd liderinin akibetine ilişkin tarih doğru yazılmalıdır. Tarihin karşısında sorumlu duruma düşmek istemeyen tüm Kürd yurtsever-devrimcilerini de, sesli düşünmeye davet ediyorum! Ve bir soru sormaktan kendimi alamadığımı itiraf ediyorum! Kendi içindeki ve dışındaki Kürd önder kadrolarını imhayı görev bilmiş olan PKK’ye karşı takınılan haklı ve doğru olan tutumun; neden dönemin iki Kürd liderleri için takınılmıyor? Bu bir çifte standart değil midir? Yoksa bir sıkıntımız mı var ?</description>
					</item>
				
			
		
<description>Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu</description>
</channel>
</rss>