Süleyman Akkoyun
PKK’nin Taşeronluğunu Yaptığı Kirli Savaşın Hedefi; Demokrasi Ve Güney Kürdistan’dır!
“Silahlı savaşımız bir hataydı. Yüzde yüz kazanacağımızı bilsek bile tek bir kurşun sıkmayacağız”. (İmralı Savunması). Densizlikte sınır tanımayan Öcalan; devamla, “Bugün Güney'de bir Kürt devleti doğuyor. Arkasında ABD ve Avrupa var. Bu devletin ideolojisi milliyetçidir. Bu milliyetçilik yerinde durmayacak. İran'dan, Türk'ten, Arap'tan, şundan bundan bir şey isteyecek. Bu da katliamları getirecek. Bunlar yaygınlaşacak. İkinci bir Siyonizm gibi Kürt işbirlikçiliğinin devletleşmesi söz konusudur. Kürt milliyetçiliğinin devletleşmesi İran ve Türkiye'ye karşı kullanılacak. Ben bunu engellemeye çalıştım”. (A.Öcalan 05.01.2005 görüşme notları)
Türkiye Yeni Kimliğini Arıyor!
Politik kimliği ağır basan İHH’nin (İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı) Gazze çıkartması(!), organizatörlüğünü Türkiye’nin yaptığı bir devletler operasyonudur. Her ne kadar haklı bir gerekçe ile yapılmış olsa da, bunun altında yatan temel neden; İran’ı kurtarmanın yanı sıra, Türkiye’nin bölge pazarından daha fazla pay kapma ve bölgede hükümranlığını pekiştirme güdüsüdür....Baykal/CHP Üzerinden AKP'ye Operasyon
AKP demokratik değişimin uygun bir mimarı ve taşıyıcısı olmazsa da, bu süreçte pozitif bir rol oynadığı ve hâlâ da oynayabilme şansı olduğu somut bir gerçektir. Neden Türkiye’nin demokratik değişim ve dönüşümüne bloke etmek amacıyla Abdullah Öcalan’ın da içerisinde yer aldığı “derin” bir İttifak cephesinin oluşturulmuş olduğu ve buna uygun araçları yaratmak için de Baykal üzerinden AKP’ye karşı bir operasyonun startı verilmiş olduğu olasılığı üzerinde hiç durulmaz?...“Kılavuzu Karga Olanın Burnu Boktan Çıkmaz” (*)
BDP’nin bir Kürd partisi olduğu ve Kürdlerin insanca yaşaması için mücadele verdiği varsayımından hareket edenlerin bu duruma şaşırması doğaldır. Ancak; BDP’nin iradesini Öcalan’a teslim ettiği ve hiçbir konuda karar alma yetkisi ve iradesi olmadığı gerçeği dikkate alındığında yaşananların şaşırtıcı olmadığı, dahası misyonlarının gereğini yerine getirdikleri çok rahat görülür. ...Değişim Kaçınılmazdır!
Kürdler adına siyaset yaptığını iddia eden politik aktörlerin alacağı tutum demokrasi adına yaşamsal bir önem kazanmaktadır. Şimdiye dek İmralı’daki handikaptan kaynaklanan nedenlerden dolayı demokratik sürece karşı sergilenen yamuk ve utangaç duruş, mutlaka terk edilmeli ve Kürd halkının ulusal demokratik haklarının elde edilmesine kapı aralayacak olan demokratik süreç mutlaka desteklenmelidir....Sivil ve Demokratik Anayasa için çare, Halk İradesine başvurmaktır!
Gelinen aşamada CHP ve MHP’nin süreci bloke etme adına tırmandırdıkları gerginlik, Kürdler adına siyaset yaptığını iddia eden politik aktörlerin de bu çağdışı güruha sundukları lojistik desteğin yanı sıra, AKP’nin uzlaşmacı tavrının da bir sonucu olarak Türkiye’nin demokratik değişim ve dönüşüm süreci tıkanma noktasına gelmiştir. Oysa uluslararası verili durum; Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümünü zorunlu kıldığı gibi, Kürdlerin de ulusal demokratik haklarını herhangi bir lidere, partiye veya ideolojiye tabi kılmadan, tutsak etmeden, Türkiye’nin demokratik değişim ve dönüşümü projesine katkı sunmaları açısından elverişli bir zemin yaratmıştır. ...PKK-Ergenekon Zıt Ortaklığı Üzerine
Öcalan, İmralı sürecinde, "Bir Halkı Savunmak" başlıklı ve Haziran 1999'da yaptığı ilk savunmasında "Silah ile on Kürdistan kuracağımı bilsem dahi, bundan sonra bir kurşun sıkmam-sıktırmam" demişti...Turgut Özal ile başlayan ve Erdoğan ile devam eden demokratikleşme süreçlerini bloke etmeyi amaçlayan direnç odaklarının provokatif eylemlerinin kapsamı ve dozajında farklılıklar olmakla beraber, hep devam etmiştir-etmektedir. Bu Kürdler açısından bir anlam ifade etmiyor mu? ...DTP Öcalan'a biat etmeyi sürdüremez!
Öcalan'ın İmralı süreciyle dışa-dibe vuran ideolojik, siyasi ve ahlaki çöküşünden sonra Kürdler adına siyaset yapmaya aday olan bir partinin hala İmralı Karargahından gelen ve Genelkurmay oluru ile kendilerine sunulan talimatlar doğrultusunda süreci statüko ve kendisinden başka hiçbir kaygısı olmayan Öcalan'ın lehine provoke eden eylem ve söylemleri doğal değildir-sayılamaz....PKK'nin son duruşunu önemsiyorum
Abdullah Öcalan'ın 1999 yılında çağırdığı gurup ile 2009 yılında yine onun çağrısıyla gelen guruplara aynı misyonu yüklemenin doğru olmadığı kanısındayım. 1999-2009 tarihleri Türkiye, Kürdistan, Ortadoğu ve uluslararası konjonktür aşısından çok farklıdır. PKK'deki zorunlu değişimi anlayabilmek için, bu koşulları hazırlayan altyapıyı ve sürecin nasıl evirilerek bugüne zemin hazırladığına bakmak gerekmektedir....Yargı ve Rejim ilişkisi üzerine
Askeri darbelerin birer ürünleri olan Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK), Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) gibi kurumlar; Kemalist Rejim'in birer güvenlik supapları olarak kurgulanmışlardır. Dolayısıyla, Kemalist Rejim'in kurgulanışındaki tezat, yani toplumun farklı kesimlerini öteleyen, hatta düşman kategorisinde değerlendiren devlet anlayışı; devletin diğer kurumlarında olduğu gibi, yargıyı da; bu mekanizmanın bir koruyucusu-kollayıcısı olarak tasarlanmıştır...."Kürd Açılımı" Ve "Yol Haritası" Savaşları Üzerine
Kürd siyasi aktörlerin de ırkçı, şoven ve faşist çevreler ile aynı dili kullanarak tüm blokajlara rağmen -tökezleyerek de olsa- AB sürecini götüren AKP'yi hedef tahtasına koymak yerine, Avrupa Birliği topluluğuna üye bir Türkiye''nin Kürd halkına neler verip, neleri alacağını bilince çıkarması gerekmektedir. Ancak, Abdullah Öcalan'ın sağlıklı düşünebilmenin-tartışabilmenin bloke edilmesinde görevli bir aktör olduğu ve Öcalan aşılmadan Kürdlerin sağlıklı bir düşünce mekanizmasını oluşturabilmesinin güçlüğü de göz ardı edilmemelidir. ...Kürd Sorunu'nun Çözümü Konusunda "Tarihi Fırsat" Mı Dediniz?
Nasnamenews/AÇIKLAMA Newsweek Dergisi'nden sayın Adem Demir'in istemi ve ısrarı üzerine; Nasname Yazarlarımızdan sayın Berzan Botî, Süleyman Akkoyun ve Yayın Koordinatörümüz Şükrü Gülmüş ile 'Kürd Sorunu' ile ilgili görüş ve düşünceler istendi. Bu arkadaşlarımız sorulan sorulara yanıtlar verdiler. Bizler bu bekletilmenin nedenini sorduk. Bize yapılan açıklama 'Şu anda bu konu güncelliğini yitirdi' şeklindedir. Ama biz 'Kürdistan Sorunu'nun hiç bir zaman güncelliğini yitirmediğine inanıyoruz. Çünkü dağdan da büyük bu sorun orta yerde duruyor. Bu nedenle sırayla arkadaşlarımızın verdiği yanıtlları yayınlamayı uygun gördük. Selam ve saygılarımızla....PKK Tarihi Bir Yanılsamadır
PKK medyasında işlenen "Ergenekon PKK'ye ajan sızdırdı mı?" yazı dizisi yalanlar üzerine inşa edilmiş, PKK Resmi Tarihi'nin tekrarından öte bir anlam taşımıyor. Kürdistan'ın genç nesillerine empoze edilen PKK Resmi Tarihi; gerçek tarihin tersine üretilmiş bir kurgudur. Bilerek geçmişi yok saymak mümkündür, ancak geçmişi yok etmek mümkün değildir. Türkiye Resmi Tarihi'nin yok saydığı, yok etmek için onca çaba harcadığı Kürd gerçekliğinin ağır asimilasyon ve soykırım denemelerine rağmen, hala öcünü alırcasına ve inatla gündemdeki yerini alması, geçmişin yok edilemeyeceğinin bir sonucudur....Kürd Sorunu'na Şaşı Bakmak
Sorunu kasıtlı olarak yanlış isimlendirmede ısrarcı olmak, Sorunun çözümüne ilişkin de samimi olunmadığı sonucuna vardırır. (Bu erdemsizlik; hem Devlet, hem PKK, hem de kendilerini Aydın olarak niteleyenler için de geçerlidir.)...Bugün yapılmaya çalışıldığı gibi, 'Kürd Sorunu'nun çözümüne-çözümsüzlüğüne ilişkin Kemalizm'de ısrar etmek veya Kemalizmi Kürd-Türk kardeşliği (!) söylemi ile harmanlayarak, Kürd sorununu özünden koparıp piçleştirme arzusunu çözüm olarak sunmak, her iki halka da yapılabilecek en büyük kötülük olur. ...PKK'de Dâhil, Herkes Değişmek Zorundadır !
Türkiye ve Kürdistan'da yalan üzerine inşa edilmiş iki resmi tarih ve totaliter ideolojik anlayışları (T.C-PKK) sorgulayabilen özgür bir yaklaşım eksikliği, aynı zamanda toplumsal çatışmalara kaynaklık eden olguların (Kemalizm-Apoizm) bilince çıkartılması-aşılması çalışmalarını da (AB süreci gibi) statüko lehine sınırlıyor. ...Kürd Konferansı Üzerine
5 Kasım 2007 Bush-Erdoğan görüşmesi ardından, Kürdler de dâhil tüm ilgili tarafların PKK'nın aşılması gerektiğine ilişkin söylemde aynılaşması, ABD tarafından PKK'nın eylemsizleştirilmesi veya tasfiyesi için düğmeye basıldığını öngörmek hiçte zor olmadı. Zira AB kapsamı alanına girmiş bir Türkiye'de zıvanadan çıkmış militaristlerin PKK ile tarihi bağlantılarının gizli tutulması ve aynı odaktan yönlendirilen eylemlerinin sürdürülebilirliği düşünülemezdi. Keza, uluslararası konjonktür 21. yüzyılda çağdışı Kemalist Sistem'in güç kirliliğine dayanarak kendisini yeniden üretebilmesine olanak sunamazdı....Kıblesi İmralı Olana Oy Verilmez!
DTP'nin miladı dolmuş çağdışı Kemalizm ve onun bir türevi olan Apoizme yaslanarak beslenmesi-politika yapması, Kürd halkının ulusal demokratik hak ve istemleriyle bağdaşmaz. Aksine, bugüne dek yaptığı gibi, ulusal değerlerimizi dejenere ederek, Kürd'leri Kemalist Sisteme entegre etmede fonksiyonel olur. Keza, Türkiye ve Ortadoğu'da Kürd'leri çok yakından ilgilendiren gelişmeleri görmemezlikten gelen DTP, İmralı yönlendirmesi ile özellikle de Genelkurmayın gereksinim duyduğu zamanlarda toplumsal gerginlik yaratmak için, kitleleri sadece ama sadece İmralı'daki zat için sokaklara sürüyor. Ve bunu devletin açık yüzü olan Ergenekon gibi çetelerin açığa çıkmış olmasından dolayı sıkışan Genelkurmay'ın elini güçlendirmek adına yapıyor. ...AKP Rota Değiştirebilecek Mi?
Bu sürecin verdiği avantajları Kürd temsilindeki (!) handikapa rağmen, kısmi de olsa kullanan AKP, genel anlamda fikir özgürlüğünden biraz yan çizse de inanç özgürlüğü konusunda takındığı kararlı tutum, askerin muhtırası karşısında sergilediği dik duruşu, AKP'yi Kemalist statükodan nemalanan asker ve sivil bürokratik elit ile sistemin Kürd Ayağı olan Öcalangillerin açık hedefi haline getirdi. ...Verili Durum: Güney'li Kürdlerin Risk Almasını Zorunlu Kılıyor!
Dolayısıyla, bölge barışı açısından çözümün bir parçası olamayan veya olmaları engelenen Kürdlerin, Güne'de Bağımsızlık ilan ederek, dünya sorunlarının bir parçası olma riskini göze almaları gerekir. ...Ergenekon Devletin Dışa Vurumudur
Türkiye ve Kürdistan'da resmi tarih ve resmi ideolojilerden arınmış özgür bir yaklaşım eksikliğinden kaynaklanan handikap; toplumsal çatışmalara kaynaklık eden olguların bilince çıkartılmasını sadece sınırlamakla kalmıyor, aynı zamanda olguların kurgulanış felsefesini ve tarihsel geri planını dikkate almayı da güçleştirip, bireyin olguyu bilince çıkarmasını karmaşıklaştırıyor. Dolayısıyla, hem Ergenekon'un yapısı ve hem de Abdullah Öcalan'ın da bu derin yapılanmanın üyesi olup olmadığı gibi bunaltıcı-kırıcı bir tartışmaya kilitlenmenin temel nedeni; yukarıda ifade etmeye çalıştığım, resmi tarih ve resmi ideolojilerden arınmış özgür bir yaklaşımın, totaliter yapılanmalarda yaşam hakkı bulamamasından kaynaklanmaktadır. ...Hakkında
1957 yılında Kızıltepe'ye bağlı Heyşerî ( Dikmen ) köyünde dünya'ya geldi. İlkokulu aynı köyde bittirdi. Ortaokulu, Kızıltepe ve Mardin'de okudu. Öğretmen okulu hayatına da Mersin'de başladı. Mersin'de başlayan, Bolu ve Aydın Ortaklar öğretmen okullarına sürgün ile devam eden öğrencilik yaşamından sonra, Ortaklar öğretmen okulundan mezun oldu. 12 Eylül 1980 Faşist Askeri darbesine kadar, Kızıltepe'ye bağlı Kermırara ( Alakuş ) köyünde öğretmenlik yaptı. Her yurtsever-devrimci Kürd gibi o da, sömürgecilerin zülmünden payına düşeni yaşadı. 1984 yılında İsveç'e yerleşti.
Öncekiler
- AKP Tasfiye Edilirse Kürdler Bunun Bedelini Çok Ağır Öder !
- Abdullah Öcalan Doğru Söylemiyor !
- Bu Rejimin Cılkı Çıkmıştır
- Yargı Darbesi İlganın İkrarıdır!
- Türk Silahlı Kuvvetleri Suç Örgütü Değilmiş!..
- Detaylarda Boğulmak!..
- Kürdler Yeni Süreci Nasıl Okumalı?
- Türkiye Yeniden Yapılandırılmalıdır!..
- Bombaladığın Topraklar Senin Değildir!..
- Bu Filmi Daha Önce İzlemiştik!..
- İmralı-Amed Hattı: Tükenişin İfadesidir!..
- PKK Neden Savaşıyor?
- PİÇ
- Tabular Can Çekişiyor
- 22 Temmuz 2007: Kemalizm Ve Türevlerinin İflası Tarihidir
- PKK Bahane Hedef Kürdistan
- Aleviler ve Siyaset
- Türkiye Militarist Egemenlerinin Tutumu Ve Kürdlerin Aymazlığı Üzerine
- Kürdleri Kemalizm'in Restorasyonunda Figüran Yapmayın!..
- Genelkurmay Cumhuriyeti Buyurdu: Demokratikleşmeye Geçit Yok!..
- Savaşı Ve Dolayısıyla Öcalan'ı Aşmak PKK'ye Kazandırır
- Barzani Kral Çıplak Dedi !..
- Din-Devlet Ve Kürdler
- 2007 Yılı Genel Seçimleri Ve Kürdlerin Duruşu Üzerine
- Türkiye'nin Kürd Ve Kürdistan Paradoksu Üzerine
- Hrant Dink'in Katilleri Mi ?
- Kerkük Sorunu: Kemalist Rejimin Dibe Vurumudur!
- Mit Müsteşarı Ne Demek İstedi ?
- Bir Diktatörün Trajik Sonu
- Baker-Hamilton Raporu ve Reflekslerimiz
- Kıbrıs: Türkiye'nin AB Sürecindeki İlk Kırılma Noktasıdır
- JİTEM Ve Sonuçları Üzerine
- Şêx Saîd İsyanı'nda Resmi İdeoloji Ve Türk Solunun İflası Üzerine
- Kemalist Rejime Karşı: PKK-AKP Ve Kürdlerin Tutumu Üzerine
- Türk Silahlı Kuvvetleri: Korku Ve Güvensizliğin Bileşenidir
- Bu Ateş-Kes Öcalan'ın İnsiyafiyle Gelişmemiştir
- Çatışmasız Bir Ortam Kürdlerin Yararınadır
- Kürdler Emperyalizm Ve Türksolu
- Kemalist Rejim Ve Laiklik
- Kim Öldürüyor, Niçin Öldürüyor ?
- CHP Üzerine
- Tampon Bölge
- Türkiye Ve Kürdistan'da Neler Oluyor ?
- Dünü Ve Bugünü İle PKK Gerçekliği
- Mal Varlığı Komedisi Üzerine
- Turkish Media
- Ağca Ve Özel Harp Dairesi
- Dalkavukluk İnce Bir İştir! Her Soysuza Nasip Olmaz!..
- "Derin Devlet" Nedir-Kimdir Sahi ?
- Kapanmamış Bir Dosya: "Sait'ler" Olayı
- Genelkurmay Şemdinli'de Suçüstü Yakalandı!..
- Bir Planı Olmayanlar Başkalarının Planında Figüran Olurlar!..
- DDKD Ve Nostaljik Bir Çağrı
- Hasan Cemal'a Açık Mektup
- Pkk'nin Olağan Cinayetleri Ve Pwd-k'nin Tutumu Üzerine!..
- Kani Yılmaz
- Kürd Sorunu Mu ?
- "Sait'leri" Kim Öldürdü?
