Recep Maraşlı
Dersim bahsinde unutulanlar-2-
İlki; Dersim 38'de olduğu gibi Cumhuriyet döneminde benzeri kitle katliamları, sürgünler, haksız yargılama ve infazlar konusunda [örneğin; Nasturi; Şeyh Said, Ağrı tedip ve tenkil hareketleri, İstiklâl Mahkemeleri Yargılamaları neden ve sonuçlarıyla] devlet-hükümet adına resmi olarak özeleştiri yapmak ve özür dilemektir.
İkincisi: Bu özür; ancak tarihle tutarlı bir yüzleşmenin ifadesi olduğu ölçüde anlamlı olabilir.
Üçüncüsü; Devlet terörüne kurban giden bu insanlarla ilgili, tek veya toplu mezarların açılması; idam edilenlerin itibarlarının iade edilmesidir.
Dördüncüsü: İlk elde "Dersim" adının iade edilmesi sembolik olarak anlam kazanacaktır; bunun kadar önemli olan bir husus da "Atatürk", "Evren", "Talat Paşa", "General Abdullah Alpdoğan", "Sabiha Gökçen", "General Muğlalı" vd. gibi katliamın sorumlu ve sembol isimlerinin kamu binalarından, cadde ve sokaklardan silinmesidir.
Dersim bahsinde unutulanlar!
TC Başbakanının Dersim 38'i "katliam" olarak kabul etmesi elbette önemli bir aşamadır; fakat olguyu tanımlamakta yetersizdir. Dersim 37-38 münferit bir "toplu öldürme", "lokal bir cinnet geçirme" veya "yer, zaman, koşul ve kişilerden kaynaklanan bir aşırılık" değil; merkezi otorite tarafından siyasi olarak planlanmış, amaçlanmış, soğuk kanlılıkla uygulanmış bir "soykırımdır"......Kürt ve Türk toplumları arasındaki psikolojik bölünme...
İster AK parti iktidarının isterse Türkiye'deki herhangi bir siyasal gücün Kürt sorununda gerçekten bir adım atması için öncelikle, Devletin 80 yıldır kendi eliyle döşediği ideolojik, sosyal, tarihsel şartlanmaları temizlemekle işe başlaması, kendi tarihiyle hesaplaşmaya cesaret etmesi ve toplumu da bu yönde değişime açması zorunludur. Kürt halkına yapılan tarihsel haksızlığı açıkça ifade etmeden, etnik ayrımcı ve yok edici politikalardan dolayı özeleştiri yapmadan, kendi toplumsal tabanındaki şovenizmi okşayarak, adeta onu "ürkütmeden" bir şeyler yapılabilmesi mümkün değildir. Bu devrin sona erdiğini açıkça ilan etmek ve bu söylemlerin devlet literatüründen çıkarılıp atılması gerekiyor. ...Maraşlı'nın Penceresi'nden Musa Anter
Nasnamenews-KISA TANITIM : Değerli arkadaşımız Recep Maraşlı'nın Nasname Yürütme Kurulu içinde yer almasından sonraki konuları konuştuk ve yakında işin teknik boyutunu da bitirilip açıklama yapacağız. Bunlardan bir tanesi de arkadaşımızın Nasname'ye özel olarak hazırlayacağı Dosya Haberleri ve yazıları olacak; öncelikle Nasname'de sonra Gelawej vb sitelerde de yayınlanabilir. Ama bu teknik işler bitmediğinden biz bu yazısını Gelawej'den link vererek Nasname'ye alıyoruz. Selam ve saygılarımızla. Nasname Koordinatörü...Recep Maraşlı : "Türk Silahlı Kuvvetleri çözüm istiyor mu?"
Birgün-Nasnamenews : Arkadaşımız Recep Maraşlı'nın Birgün gazetesine vermiş olduğu ropörtajı, manşet ve fotosunu değiştirerek siz Nasnameseverlere sunuyoruz. İki açıdan da konu hala güncel. Bir 'Açılm'. İki Diyarbakır Zindanı Meselesi. Ki bu zindanda uzun yıllar aynı acıları beraber yaşayan üç arkadaşımız. Gülmüş/Çavgun ve Maraşlı'nın da bir araya gelmesi işin daha da güzel ve sevindirici yönü. Selamlarımızla. Nasname Koordinatörü...Recep Maraşlı : Diyarbekir 5 No'lu zaten "Okul" değil miydi?
Şimdi ipliği pazara çıkan bu zindanın kapatılacağı, ama "okul" haline getirileceği söyleniyor. Bürokrasinin kafasındaki "cezaevi-okul" sarmalında değişen bir şey yok demek ki. Halkın sopa ile eğitilmesinden vazgeçtik, sopasız eğiteceğiz demeye benziyor. ...Çözüm'ün Yol Haritası...
Kürt ulusunun siyasal statüsü konusunda TSK'nın rızası olmadan hiç bir adımın atılamayacağını, hele militarist bürokrasinin egemenlik alanlarının gittikçe daraldığı çatışmalı bir süreçte, böyle stratejik bir konuda hükümet kanadına avantaj sağlayacak ve kendi Kemalist iktidarının sonunu getirebilecek "çözüm" konseptlerine TSK'nın izin vermeyeceğine dair tezimde ısrarlıyım. AKP iktidarının "çözüm" adına nasıl bir çerçeve önerdiği, nasıl bir planı olduğunu ise henüz bilmiyoruz. Şimdiye kadar yürüttüğü çizgiye bakılırsa, Ordunun gölgesinden çıkabildiği anda gidebileceği en fazla uzaklık, çerçevesini olabildiği kadar daraltmaya çalışacağı bir AB müktesabatından ötesi değildir. ...Recep Maraşlı: Türk Ordusu "Çözüm" istiyor mu ?
Diğer yandan TSK, bu sorunun "düşük yoğunluklu savaş" konsepti içinde tutulmasından yararlanmaktadır. Çünkü bu savaş ortamına hem iç politikadaki siyasi pozisyonunu kaybetmemek, hem de özellikle Güney Kürdistan'a yönelik askeri müdahale opsiyonlarını açık tutmak için şiddetle ihtiyacı vardır. Bu yüzden PKK silahlı mücadeleyi istemese bile TSK onları kışkırtmaya, manipüle etmeye çalışmaktan geri durmayacaktır. Elinde tuttuğu bir takım siyasi ve istihbari mekanizmalarla çatışmaların istediği düzeylerde sürmesi için çaba harcayacaktır. Örneğin birkaç yıl önce Şemdinli'de suçüstü yakalan TSK tam olarak burada ihtiyaç duyduğu bir kışkırtma tezgahlamaktaydı. Bu pratiği sadece o gün ve o yerle mi sınırlıydı?...Recep Maraşlı : Lazca'ya Özgürlük
"Oğlum siz delisiniz! Ruma ver, Ermeniye ver, hadi Kürtlere ver! E... Ne olacak? Yarın öbür gün Lazlar da kalkıp biz de isteriz derse ne olacak?" Bu son "Lazlar da isterse ne olacak!" sözünü öyle dehşetengiz bir ifadeyle söylemişti ki, adam sanki kıyametten bahsediyordu! Lazların da kendi dileriyle yayın yapmalarını istemelerinin neden "kıyamet alameti" gibi söylenildiği üzerine uzun uzun düşünme fırsatım oldu sonradan. Yalnız o polis değildi, daha sonra başka bir çok sorgucudan bir çok savcıdan, askerlerden, subaylardan da duydum bu felaket öngörüsünü. Hadi Rumlara ve Ermenilere, Lozan antlaşması nedeniyle bazı haklar vermek zorunda kalmışlardı. Kürtlerden zaten beklenir, asi millettir; vurur başına susturursun! Ya Lazlar?...Recep Maraşlı: "Birlik" Karşıtı "Zamansız" Bir Yazı
"Aslında örgütlenme biçimlerimiz, çalışma yöntemlerimiz, siyaset üretimimiz vb hepsi doğrudur, ama siyasete müdahale edemeyişimizin nedeni birlik olamayışımızdan kaynaklanıyor." söylemi çok yanlış, Kürdistan'da siyasi hareketlerin tıkanma nedenleri "birlik" olmayışı veya farklılıkların olması değil. Hem zihniyet hem yapısal olarak kendilerini yenileme yeteneği gösteremeyişleridir. Bence Kürdistanlı hareketlerin acil sorunu "birlik" değil, tepeden tırnağa bir zihniyet değişikliği, yenilenme ve demokratikleşmedir. Toplumun siyasal ihtiyaçlarına denk düşen çözüm projelerine ve bunları gerçekleştirebilecek dinamik yeni yapılanmalara ihtiyaç var. ...Recep Maraşlı : Değerli Berzan Boti
İdeolojik ön yargıların, siyasi hesapların, basit kaygıların içimizdeki insana ulaşmayı engellemesine izin vermediniz. Kendinizi ortaya atarak, belki de şeytan gibi taşlanmayı göze alarak, vicdanları sarmış olan kalın kabuğu kırıp hepimize "bakın acımıyor!" dediniz!.....Recep Maraşlı : KONUK
Rahmetli Orhan Kotan, 1976 yılında Ankara'da Komal Yayınevinde "Koçgiri Halk Hareketi" kitabını yayına hazırlarken onu bir grafik üzerine çalışırken bulmuştum. Zincirlerini kırmış bir Peşmerge fotoğrafı üzerinden onun silüetini çıkarmaya çalışıyordu. Buluş ve tasarım ona aitti, gerisin daha iyi yaparım diye bana havale etti. Fotoğrafa baktım; bu fotoğraf bir tiyatro sahnesinden alınmaydı; sahnenin arka planında yine Orhan ağabeyin "Gururla Bakıyorum Dünyaya" şiirinden bir dize, önde ise başında egal ayağında şalvar ile zincirlerini kırmış dal gibi bir Kürt gencinin olduğu bir fotoğraftı bu. ...Hakkında
Recep Maraşlı
Öncekiler
