Dicle Can
Dicle Can: Yakamozlara Düşen Hüzün
Sınırları zorlamaksa yaşam, ülkemi sevmek sınırların ötesiydi. Sana ülkem diyebilmek ve seni sevmek gibi. Herkes kendi umutlarının, sevdalarının yaratıcısı olur. Bende kendi düşlerimin yılmaz yolcusu olurum.. Gerisinin bir düş olmasının ne önemi var.
Dicle Can: Umut
Ve en önemlisi, umut bizim ülkemizdir çocuklar.. Hüzün kokan Amed'imizin küçeleri ve bir kalkan gibi inşa edilen surlarıdır umut. Hani çocukların karpuzlara konulduğu memleketimiz, içinden Fırat ve Dicle nehirlerinin aktığı.. Zağros'un doruklarında baharda açan ilk Newroz çiçeğidir, henüz koklanmamış.. Süleymaniye'dir umut, hani haritalarda baktığımız! Ve sokaklarında çocuklar için şekerler satılan.. ...Dicle Can :Yüreğimiz En Güçlü Silahımızdı..
Bugün bile hala nasıl yaşadığımıza inanamamanın şaşkınlığı içinde, o günlere bakıyorum.. ...Dicle Can : "Ülkemsin."
Şimdi, kendi küllerimi toplamaktayım. Sessizce.. Dağlarıma götüreceğim.. Tüm çorak topraklara serpeceğim.. Biliyorum yine de sevgim yükseklere çıkmak isteyecek.. Işığa ve güneşe ulaşmak.. İşte o zaman, daha çok kök salacak topraklara.. Toprağın içinde yırtılmayan bir ağ gibi yayılacak etrafa. Açmak isteyen her dalından, seni doğuracağım.. Tüm iklimlerim bahar olacak. Sen bile olmadan, özgürce! ...Dicle Can: Seninle Doğmak!
Sevdiceğim.. Uzakta da olsam "tek bir dil"de sana ulaşmaya mahkum edilmişim.. "Tek dil"de sana yazabilirken sadece bana veya bize değil, insanlığın hayal gücüne indiriliyor darbeler.. Yazmakta zorlanıyorum. Amed, Sümerler'den Asurlu'lara, Urartu'lardan Med'lere birçok uygarlığa ve kültür zenginliğine Mezopotamya topraklarında tanıklık ediyor.. Sana olan özlemimin dilini "tek"likten kurtarma uğraşım gibi .. Acılarımın özlemlerimin bileşkesi olan yarınlarımı düşlerken, diller cennetinde kulaç atarak sana ulaşmanın gayretindeyim.. ...Döndüm Kapılarından!
Sabrımın sınırları artık infilak etmek üzereyken, henüz yeni doğmuştu gün.. Çıktım, sessizliğe teslim olmuş kentin sokaklarına.. Rüzgara ve soğuğa karşı yapıyordum yolculuğumu.. Munzurlar da geçen yıllar beliriyordu hayalimde. Katran karası demliklerde pişirilen çayın tadı ve içimizi ısıtışını hatırlıyordum. Doğanın hırçınlığına inat, ufukta gördüğümüz özgür bir ülkenin kararlılığıyla ilerlerken ki ruh halime benzetiyordum! Sana gelişimi. ...Dicle Can : Söze Bıçak Düştü..
Sonra sonbahar yapraklarından bir gelinlik yap bana.. Ve bununla üşüyen tenimi giydir sevgili... Hüznün renkleri belirgin olsun hep.. Ve sararmış yaprakların her tonu ayna olsun duygularıma.. Ve ille de yüreğimin tam üstüne gelen bölümüne, keskin rüzgarların solmadan düşürdüğü iki yeşil yaprak ekle.. Birisi sen, diğeri ülkem adına olsun. Yani her zaman diri kalacak yanlarımın sembolü olarak taşıyayım koynumda. Sonra gülüm, her telinde unutulmaz dokunuşlarının izini taşıdığım saçlarıma bir şal tak.. Diyar-ı bekir kokan....Dicle Can : Adım bahardı önceleri
Adım bahardı önceleri, gittiğim yer çiçeklenirdi yanımsıra.. Neşeyi ve coşkunluğu senle bildik, derlerdi çoğuları.. Şimdilerde hüzündür beni tanımlayan.. Ülkem gibi prangalarla esir edilen sevgim.. Ve dağlardaki kayalıkların ağırlığına bile meydan okuyan kederim.. Düşünsene sevgili.....Dicle Can : Bir Eylül Yaprağı
Ben yine bir Eylül dönemecindeyim sevgili! Bilirsin!Sadece defter dalına yazılmış şiirlerde ve bahçemden koparılmış bir kırmızı gülde kalır yıldönümleri.. Geçen son yılın izini taşır selden geriye kalanlar.. Çoğu zaman, dalından toprağa düşen bir Eylül yaprağının üzerindeki yağmur damlasının derinliğinde boğulurum.. ...Dicle CAN : Ağustos'ta Ağustos'a Özlem
Bense Ağustos'ta/ Bir sürgün diyarında/ soğuktan buz kesmiş/ ve yağan yağmura doymuş,/ sevgili özlemiyle yoğrulan/ bir beden ve yürekle,/ ülke düşlerini / sayıklar, ...Dicle Can: Beklemek !.
Beklemek.. Beklemek hayatın çarkını döndüren eylemlerden biri iken, umut etmektir dişlisi sevgili.. Bize ait olan ya da olmasını istediklerimizi yaşamanın ilk adımı.. Tabii, bu bekleyişte her zaman sevinç işlenmez öğütülürken.. Kimi zaman beraberinde gelen bir yıkımdır arta kalan.....Milli Sevgili
İsveç'te 7 Temmuz'da oynanacağını, buna ülkemizin Güney parçasının da kadın ve erkek takımlarıyla iki takım halinde katılacağını ve dolayısıyla Kürtlerin de temsil edileceğini okudum. Yaşamın çelişkiler yumağına bak sevgili.. Belli ki, bu da biz Kürtlerin ilk "milli" maçı olacak. ...Nar Geceler, Yangın Düşler...
Sevgilim, ben sana Amed sokaklarının tozunu taşımak istiyordum saçlarımda!. Keçiburcunun dibinde seninle devirmek istiyordum rakı kadehlerini, Hewsel bahçelerine bakarken.. Ve bir dilim karpuzu beraber dişlerken.. On gözlü köprüden seyrederken silüet halinde görünen surları Suze'nin hikayesini dinlemek istiyordum senin sesinden.. Felekten çaldığımız bir gecenin ...Hayastan Çocuklarına Ağlıyor Bugün..
Sevgili, bugün insanlık tarihinde insani duyargahlarını yitirmeyen yüreklerin ağladığı ve utanca boğulduğu günlerden biri.. 24 Nisan. Bu gün, Suriye çöllerine bilinçli olarak sürülen ve yollarda katledilen Hayastan güllerinin zorla yürütülüşünün güncesi olarak düştü tarihin hala kanayan sayfalarına. 24 Nisan'da Ermenilerin binlercesinin avına çıkanlar, Anadolu'da üç ayda "kasap taburları"yla kıydılar, insanlığın belki de en zanaatkar halkına.. Birtanem, bu yüzdendir duygu yüklüyüm. Yaram sızlar bugün.. ...Bırakma Ellerimi
Gitmeden önce düşünmek artık yüktü bir sevgi hamalı için. Sevgiye hasret kalmanın insanı bitiren yorgunluğu.. Ve ben gittim Hadese.. Araladığında kapısını bana, dondurucu bir ayaza kesmiş gecenin kollarında onu bekleyişimi sürdürüyordum. Bahçemdeki çiçeklerin tanıklığında.. Bir onlar şahitti bana, birde ükem gibi yalnızlığım.. Onun yüzünü gördüm. Durdum, bekledim.. Sırayla geldiler, arkamda bıraktıklarım.. Senin gözlerin geldi ilkin karşıma.. Sana baktım bir süre. Sessiz bir isyanı tetiklercesine.. ...Çoğalarak Geleceğim
Söyle bana! Bu düşlerle gitmedi mi, güneşe gidenlerimiz? Mezartaşları bile olmayan binleri sınırsız göğsünde kucaklayan kürdi topraklar için.. Bu topraklardan taşınan bir kırıntı ve mezartaşsızlarımızın ruhunun gizemi değil mi? Yüreğimin yangınını körükleyen.. ...Su Duruluğuna Karışan Düşler
Patikalardan ilerliyorum, dağların doruğuna uzanırken! Esen rüzgar dağıtıyor saçlarımı!.. Yüzüme savruluyorlar. Benle taşıdığım "torbamdakiler" fırsat bilip çalıyorlar, an'ın kapılarını.. "Haydi" deyip tetikliyorlar, "hatırla bizi"!. Evet, yaşama daha bir tutkuyla bağlandığım unutulmayacak anlarım, unutmadım sizi!.. Zaten hep benimle değil miydiniz?...Ülkemin Çocukları Ağlıyor
Kısa ve kesik kesik soluklanmaların yaşandığı evlerden birinde, bir masum haykırış daha yayılıyor geceye.. Bayramlarda şeker yerine bomba atılan, karanlıklara gömülmek istenen bir tarihin çocuğu olduğundan habersiz!.. Ağlıyor, kara gözlü küçüğüm.. Yastıkların altında gezinen minik elleri, şekerlerini arıyor!. "Dayê min! Li kû ye, şekir ê min?" ...Çiçeklerim Sen Kokuyor
Odamda bekliyorum. Elimde koca bir demet çiçek var, sana sunmak istediğim. Baharlardan topladım. Çiçeklerim sen kokuyor!.. Sense ülkem!. Gözlerin yağmur damlalarıyla belirirken gözlerimin önünde, çıktığım senli düş yolculuklarını anlatmak istiyorum sana!.....Gözlerin Işığım Olsun
Ya sen!.. Sen acı çekmiyormusun sevgili.. Sen değil misin; Amed surlarının dibinde, zift gibi kara lastiklerimize yapışan çamurlarda yürümek isteyen.. Ve bunu düşlerken bile acı çeken.. Sen değil misin, geride bıraktıklarından bir parçayı acıyla koynunda saklayan!. ...Hakkında
Dicle Can
