Cemil Demircan
C. Demircan: Dünya Değişti, Fakat PKK’nin Mantığı Hala Aynı
Tanınmış Kürd siyasetçi Kemal Burkay’ın, geçenlerde, Taraf’tan Neşe düzel’e yaptığı açıklamalarla, PKK’nin son eylemlerini ve politikasını eleştirmesini içine sindiremeyen Murad Karayılan, sayın Burkay’ı ‘derin ajanlık’la suçlayarak, sorgulanmasının gerektiğini emretti. Yani, o köhnemiş mantıklarını yine devreye soktu. Muhtemelen, eski gerilla Arteş Seven adlı okurumuzun değindiği, Hikmet Fidan’ı katleden Serkan Sitilay tipi birkaç vurucu elemanını da, bu işle görevlendirecektir.
Özerklik, Otonomi Veya Federasyon Talebi, Çocuk Oyuncağı Değildir!
Kürd ulusal demokratik güçlerinin görevi, halkımızın asırlardır çektiği cefaya yeni cefalar eklemek değil, tam tersine buna son vermek ve bu cefakar halka, layık olduğu, daha güzel bir yaşam sağlamaktır. Bu kutsal amaç ta, ancak pozitiv bilimle donanmış sağlam bir ulusal şuurla gerçekleştirilebilinir....Riyakarlığın bu kadarına PES doğrusu!
Bilmem siz de farkında mısınız? Fethullah Gülen’in, hükumetin bu olaya ilişkin yürüttüğü politikayla çakışmayan açıklamalarından sonra, kan ve intikam söylemleriyle sahaya balıklama atılan kimi gazete ve köşeyazarları, çark etmenin yollarını arayarak, daha mütedil bir dil kullanmağa başladılar. Kimi, Hoca’nın görüşlerini, hükumetin politikasına uyarlama çabasındayken, bazıları da Hoca’larından, bir rötuş yapma ricasındadırlar... ...BDP, kendi kendisini kazıkladı
17. maddenin onaylanması, hem muhalefetin sevincini kursağında bırakmış ve hem de BDP'de çatlağa neden olmuştur. BDP'li vekiller, kendilerine iletilen direktif doğrultusunda, Genel Kurul'u kuzu gibi terk ederken, İstanbul Milletvekili Ufuk Uras oylamaya katıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile birlikte kupaya oy zarfını atan Uras, bir yönüyle de, hala “eğer paket 330'un altına düşerse Ergenekon'un zaferi olur” görüşünün arkasında olduğunu, ve kendisine dayatılan haddi kabul edemeyeceğini göstermek istemiştir. ...Henüz fırsat kaçmadan, Sayın Ahmet Türk...
Bence, BDP’nin Meclis’te izlediği politikanın CHP-MHP’nin ulusalcı-ırkçı anlayışıyla kesişerek, paralellik arzetmesi meselesini; Abdullah Öcalan’ın, yakalanmadan önce, Roma’da, o zaman resmi yayın organları olan Serxvebun’un 206. sayısında yazdığı ‘Kemalist tarih, altenatifleri yok etme tarihidir’ adlı makaleyle, kemalizme veryansın edip, yönetimini ‘Proto-faşîst bir diktatörlük’ olarak değerlendirmesi, ve yakalanmakla birlikte de, kemalizmin canciğer dostu oluvermesinin bir yansıması olarak görmek gerekir. ...BDP Imrali sinyalini mi bekliyor?
Yüzyıllar boyunca yan yana, yüz yüze ve burun buruna yaşadığımız, en kanlı ve en vahşi savaşlarla bile birbirimizi ortadan kaldırmağa gücümüzün yetemediğini gördüğümüz halde, neden, hala da, hepimizin, aynı acı cenderesinin kıskacında olduğumuz gerçeğini, içimize sindiremiyoruz? ...Postal yalayıcısı ırkçı Be-HİÇ Kılıç’a
Sözkonusu karar tasarısının parlamentodan geçmesinde gerçekten büyük katkıları olan Gülan Avcı, Yılamz Kerimo ve İbrahim Daylan için, “İsveç’e parlamenter edilmiş çakallar!..” diyerek, özellikle Gülan Avcı’ya, o küçücük beyninin üretebildiği her türlü iftirayı sıralamışsın. Kin, zehir kusmuşsun. Bir yandan, Gülan’ı PKK ve Barzani’yle ilişkilendirip, onun da “hain, bölücü, terörist Kürd” olduğu sinyalini veriyorsun; öte yandan da, “Bu alçak kadının 'Vanlı Kürt' olduğu da yalandır tahminimce” diyorsun. ...STOP!!! Sayın Ahmet Altan!
Gün geldi Apo’yu Mandela’ya benzettiniz. Gün geldi PKK’yi ETÖ’ye ilişkilendirip, karanlık güçlerin kışkırtmalarından söz ettiniz. Bu çıkarsamalarınızı da hep, PKK’den hareketle Kürd siyatiyle özdeşleştirdiniz. Aynı kulvarda savaşım veren Ali Bayramoğlu, Cengiz Çandar, Oral Çalışlar, Hasan Cemal, Gülay Göktürk, Dilek Yaraş, Ergun Babahan, Mahmut Övür, Ahmet Taşgetiren vb… meslektaşlarınız, Kürd siyasetine, ne sizin at-gözlüğünüzle baktılar, ne de, sizin her dokundurmada yaptığınız gibi, akıl hocalığına ......PKK ile bir kan davası mı?
Şu çok açıktır ki, halkımızın çıkarına olan siyasetlerin, taşıdığı isim ve etiketlerden çok, içerikleri önemlidir. Kuşkusuz, söylemde bulunanın gidişatı ve samimiyeti de bir o kadar belirleyici özelliktedir. Ancak, özne’nin durumundan hareketle, gündemleştirilen bir doğruya da, ‘hayır! Bu yanlıştır’ diyemez insan. Öcalan ve PKK’ye olan allerji, bu siyasi çizgiye ve örgütlerine oldum olası egemen olan tabucu, komplocu, tasfiyeci ve şiddete tapan maceracı mantıkla, İmralı döneminin getiridği Kemalizm tutkunluğu saplantıdandır. Yoksa bu, ne bir gangster savaşı ne de aşiretsel bir kan davasıdır... ...Tabular yıkılmalıdır
Ülkemizde en örgütlü güç olan PKK/DTP, Türkiye’deki politik sürecin bu ovulasyon döneminde, Kürd halkının ulusal demokratik haklarını programlaştırıp madde madde hükumetle tartışacağına ve bunların çözümü için rasyonel projeler üreteceğine, tüm iradesini İmrali’ye havale etmiş ve varolan enerjisini de Apo’nun ya kaşıntılarıına ya da solunum sorunlarına indekslemiştir. Kürd halkının temel sorunları yerine, Öcalan'ın odasının büyüklüğünü stratejik bir hedef olarak saptamıştır....Nasname, kollektif bir çalışmanın ürünüdür.
Ama ne yazık, sizin de şahit olduğunuz gibi, platformumuzun düşünsel bazda en belirgin faktörü olan Berzan Boti arkadaşımız, ”ahlak, vicdan, doğruluk gibi değerler konusunda hiçbir ortak noktamız olmadığına inandığım Sayın Şükrü Gülmüş ile aynı platformda artık yer almayacağım” diyerek, bizden ayrılma kararı almıştır. Kişi olarak kararına sonsuz saygı duyuyorum. (...) Örgütsel, düşünsel ve siyasal bir topluluk olmadığımızdan dolayı da, ayrılma kararını doğru bulmuyorum. ...Onur Öymen yanlış birşey söylemedi ki.
Diyelim ki Onur Öymen özür diledi ve istifa etti. Yerine Kılıçdaroğlu mu gelecek? Öymen'i en çok alkışlayanlardan biri de Kılıçdaroğlu değil miydi? Ya da diyelim ki, yılların "sol"cusu Kamer Genç CHP'ye geçip, Öymen'in yerine geçti. Ne değişecek? Daha dün, "Dersim olaylarında Atatürk'ün günahı yok. Atatürk'ü kendi günahına set yapmasın. Atatürk'ün arkasına sığınmasın" demedi mi? O da kemalist değil mi?Oysa aynı gün Taha Akyol: "Kemalizm halka dayanan bir rejim değildi. Demokrasi değildi. Rejimin halka değil silaha dayandığını Kemalist Yakup Kadri de, Falih Rıfkı da söyledi" açıklamasını yapmıştı. Demek istediğim, sorun, Ali'nin yerine Veli'nin alınması değil, düşünce sisteminin, yani bu ırkçı ideolojinin devlete olan egemenliğine son verilmesidir. ...DTP bu kafayla iflah olmaz!
Abdullah Öcalan'ın sağlık koşulları ve taşındığı yeni odasının eskisinden 17 santimetrekare daha küçük olması bahane edilerek, DTP'nin, çoğunluğunu çocuk ve "körpe" gençlerin oluşturduğu "protestocu" grupları sokaklara dökmesi düşündürücüdür. Kürdistan'ın her tarafında, Kürdlere, ne Türkiye ve ne de dünya kamuoyunda hiçbir yarar sağlamayan, bir kargaşa fitillenmiştir. Bu eylemlerinin Kürdlerin meşru olan ulusal demokratik haklarının dayatılmasına değil de, kişi kültüne bağlanması ve sokak şiddeti kullanılarak hedefe ulaşmak istenilmesi, Kürd ulusal hareketinin "vahşi" bir sıfat almasını sağlar ancak....Bay "Sosyalist"
Ben de, en az, sizin halkınızı sevdiğiniz kadar, halkımı seviyorum sayın "sosyalist" baylar. Hatta benim sevgim daha katıksız ve daha büyük. Çünkü siz, halkınızdan çok, postallıları ve darbecileri seviyorsunuz. Ama ben, kendisine dili, adı, müziği, tarihi ve tüm meşru hakları yasak edilmiş olan halkımı, bu mazlum ve ezilmiş haliyle sevdim. Siz sevginize karşı para, iş, ve yüksk mevkilerle taltif ediliyorsunuz; ben se, bu sevgim için, 1971 darbecileriniz tarafından zindanlara atılıp, işkenceler gördüm. Uğruna canımı vermeğe hazır olduğum halkım ve ülkemi terketmek zorunda kaldım 1980 darbecileriniz yüzünden. Körpecik gençlerse dağlara çıktı... Ne bir terör eylemine katılmış ve ne şidettin çözüm olduğuna inanmıştım. ...Apocular, Kurd Sorunundaki İlerlemeye Kürtaj Yaptırmasın!
Bu dayatmacı devlet ideolojisi, değişik etnik köken ve değişik dini inançları olan insanların bu ülkede varlıkları inkar edilerek, kitlesel kıyımlara uğramasına, göç ettirilmesine, tutuklanmasına, işkence edilmesine ve öldürülmesine neden olmuştur. Yalnız bu da değil, sözü edilen "Türkiye Cumhuriyeti'nin bekası"kendi öz Türk ulusundan olan bireylerini de dönem dönem insani haklarından mahrum bırakmıştır. Ulus-devlet, uniter-devlet, tek millet, tek bayrak ve tek vatan kavramları, dillere pelesenk ettirilmiş, her değerin üstünde, en üst değer olarak hazmettirilmiştir. ...Piskopos Rêban El-qes: Ben Kurdistan'lıyım!
Mesud Barzani: "Bana göre, parlamentomuzdaki farklılıklar, yani aramızda ayrı görüşlerin, değişik düşüncelerin ve birden fazla dinin var olması, halkımızın daha da güçlenmesine kaynaklık etmektedir." Abdullah Öcalan: "Barzani ve Talabani hala İngilizlerin oyununa geliyor. 1920'lerde oynanan oyun yine oynanmak isteniyor. Biz oyunu bozmalıyız.... . Herkes savunma alanlarında biraraya gelmeli, bu şekilde demokratik bir Irak ve demokratik bir Ortadoğu için çalışmalı." ...Asıp öldürmek mi, sevip kucaklamak mı?
Türkiye'nin gündemi "Kürd açılımı"yla çalkalanıyor. Düne kadar, güneydeki Kürdlere "aşiret reisleri""hainler""naylon devlet" ve "Sözde Kürdistan bölge hükümeti" belirlemeleriyle yaklaşıp, "kırmızı çizgilerimiz" zar-zurtuyla tehdit savuranlar, bugün, iki cepheye ayrılmış ve bu söylemlerde ısrar eden taraf, kanın durdurulması için kendince birşeyler yapmağa çalışan tarafı da karşısına alarak, aynı nakarata devam ediyor: Hainler!...Kürdistan'da Panik Yaratmayan Deprem
Yola çıkmadan birgün önce, Vildan Tanrıkulu arkadaşım telefon edip, duygularımı sorduydu. "Herhangi sıradan bir yolculuğa çıkar gibi gayet sakinim, öyle bir heyecan, coşku ya da duygu kabarması yok bende nedense" diye yanıtladıydım. Beni epey rahatsız etti bu tür yanıtlama sonradan. Neden herkes ülkemizin bu özgür parçasına giderken, duygu patlamalarına kapılıyor da, ben aynı şeyi yaşıyamıyorum? Benim ulusal duygularım o denli mi zayıf? ...Direnişlerin Yarattığı Lider: Mesut Barzani
Mesut Barzani'yi ne Uzak-Doğu'daki, ne Afrikadaki ve ne de Latin Amerika'daki herhangi bir ulusal kurtuluş liderine benzetmek istemiyorum. Niye ille de başkalarıyla kıyaslama yaparak, kendi özdeğerlerimize değer vermeğe çalışalım ki. O, Kürdistan'ın özgün, çetin koşullarının çocuğu olarak doğmuş ve bu cehennemi koşulların yarattığı bir lider olmuştur. İşte o kadar! ...Türk Basını'nın Riyakarlığı
Ben bunu, akşamki endişelerimde haklı olduğumu kanıtlayan bir delil havasıyla, O'na tercüme ederken, beni çok sakin bir şekilde dinleyen Berzan arkadaşım, sözümün bitmesiyle birlikte, yüzünde ışıldayan bir gülümsemeyle "İşte zaten ben bu adımı, bu ve buna benzer çarpıtmaların, kin tohumlarının ve nefretlerin son bulmasına ve halklarımız arasında gerçek kardeşliğin sağlanmasına katkısı olsun diye attım Cemil arkadaş!" dedi. Onun bu derya yüreğine gerçekten imrendim....Hakkında
Mardin'in Göllü köyünde doğdu. Kızıltepe Lisesi'nin birinci sınıfını tamamladığı 1971'in yazında, Askeri Darbe'nin, Diyarbakır'daki Sıkıyönetim Komutanlığı'nca gözaltına alındı. Gizli Örgüt Üyeliği iddiasıyla yargılandı. Dava dosyası 1974 Genel Affı'yla kapandı. Iskenderun'da, Demir-Çelik fabrikalaında Topoğraf olarak çalıştı. Mardin'liler Yardımlaşma Derneği'ni kurup, ona başkanlık yaptı. Öte yandan da, DDKD'nin merkez örgütü 1977'de Diyarbakır'da açılınca, hemen aynı yılda başvuruda bulunup, İskenderun Şubesi'ni açtı ve başkanlığını yürüttü. İllegal olan Kürdistan İşçi Partisi (KİP) ile ilişkisi de ilk kez bu platformda sağlandı. Maden-İş Sendikası'nın da aktif bir üyesiydi. Mücadele inancının nirengi taşını hep, Kürd halkının kendi kaderini tayin etme hakkı oluşturmuştur. 1980 Askeri Darbesi'nde, DSİ'nin Nusaybin ilçesinde çalışıyor ve Tes-İş Sendikası'nın şube başkanlığını yürütüyordu. KİP üyeliğini 1994'e kadar sürdürdü. Evli. Lorin, Serdar, Hêvî ve Can adında 4 çocoğu var.
Öncekiler
- Sayın Talabani Sınırını Aşmıyor Mu?
- "Bu Apocu Bir Mantıktır"!
- Kemalizm; Kürdün Sırtındaki Hançer
- Abdullah Öcalan'ı tanrılaştırmak!...
- Ulusal Çıkarlara Konsantre Olmak
- Devletin Başkabadayısı
- "Kürdistan" Sözcüğü, Kemalist Rejim İçin Bir Karabasandır!
- "AKP'ye oh oldu" mu demeli?
- Politika Ve Vizyon
- İmralı: Vatikan, HPG: Engizisyon
- Kadın Erkek Eşitliği
