Dr. Beyazıt Taş
12 Eylül Referandumu Üzerine
İşkencede direnen insanları “ananızı ve kız kardeşlerinizi birazdan getirip burada gözlerinizin önünde tecavüz edeceğiz“ tehdidiyle/korkusuyla çözülmeye zorladılar. Çözülmeyenlerin bir kısmı bilinmeyen yerlere atıldılar, yada işkencede kafasına kurşun sıkılarak öldürüldüler. İşkencede hamile kalan körpe yaşındaki kızlar, kendilerin ya bir yerlere attılar, ya da kimden oldukları beli olmayan bu “piç” çocukları doğurmak zorunda kalarak, özürlü bir yaşama terk edildiler...
Dr.Beyazıt Taş: Ehmedê Xanî’nin Anısına...
Mem ile Zîn birbirlerine hâlâ kavuşamadı, ama onları ayıranlarda pek rahat bulmadı. Beko’lar her gün lanetlenip yok olurken, Mem’in aşkı Fırat ve Dicle olup Zîn’i sulamaya devam ediyor. Bu aşkın sayesinde, yaşam ölüme, ölümde gene yaşama dönüştü....Dr.Beyazıt Taş: Kötü Reçeteler...
Böyle bir sürü reçeteyle donatılan birey, kendi öz inancını bir yere bırakarak, bu saydığımız ve dıştan dayatılan inançların yılmaz bir neferi olur. Başka bir deyişle; kendi “öz inancını” bir kenara atarak, hatta doğasına ihanet ederek bu reçetelerin bir uşağı olur. Nietzsche’nin deyimiyle: “Özgür düşünce kavgasının tarihinin yazıldığı düşünülerek büyük bedeller ödenir; oysa uğruna baş koyulan kavga özgür düşüncenin tarihi olmayıp; inandırılan özgür düşüncenin tarihidir.”...Dr.Beyazıt Taş:Platon‘da Adalet ve Hâkimiyet Faziletleri
Adalet: Bu fazilet Platon’a göre hem birey‘in’in hem de devlet’in en yüksek fazileti olup diğer bütün faziletlerin harmonisini teşkil eder. Adalet fazileti birey üzerinde daha da anlamalı olup, bir başka anlam ifade eder. Platon bu fazileti önce Birey‘in ruhunda inceledikten daha sonra devlete taşır. Platona göre bireyin ruhu birkaç kısımdan oluşmaktadır: Sokrates Politeia’da ruhun düşünen kısmını akıllı, düşünmeyen kısmını da akıllı olmayan istekler olarak ve Cesrati de Ruh‘un üçüncü kısmı olarak belirtir. Bu anlamda adalet önce ruhta sağlanmalı ki daha sonra toplumsal ilişkilerde sağlanılabilsin......Platon‘da Kardinal Faziletler
Bilgelik: Platon göre insan görünmeyen ideleri, güzellikleri ve tanrısal yönleri bu fazilet sayesinde kavrayabilir. İnsan bu fazilet aracılığıyla etkin olup, hem kendisine karşı hem de başkalarına karşı akıllı bir tutum içerisine girer. Bilgelik fazileti insan ruhu için de belirleyicidir. Bu fazilet vasıtasıyla ruhtaki istekler dizginlenir ve kontrolü altına alınır. Birey‘in ruhu Platon’a göre iki gücü içerisinde barındırır: ...Tanrılar; Yunanlara Güneşi, Türklere Politikayı, Kürdlere de İhaneti Bağışladı!
Zeus; bir zamanlar Yunanlara Güneş‘i, Aklı ve Felsefeyi, Türklere Cesareti, Yağmalamayı ve Politik Kurnazlığı, Kürdlere de; Politik Saflığı, Duygusallığı ve İhanet‘i erdem olarak bağışlamıştı. Uzun bir aradan sonra, Zeus; diğer Tanrıları da toplayarak, yıllar önce almış oldukları bu kararı tekrar gözeden geçirmişler... ...Dr.Beyazıt Taş: Sokrates’te Bireysel Moral ve Öğretme Metodu!
Kapalı ve geri toplumların süregelen bir derdi de, kendileri gibi düşünmeyen “birey”i hain ilan edip, kendilerine has olan ilkel metodlarla onu cezalandırmaktır. Sokrates, bu konuda en iyi örnektir. Sokrates özgür düşüncesinden ötürü, Atina Mahkemesi tarfından tehlikeli bulunup ölümle cezalandırıldığında, tam 70 yaşındaydı. Suçu: Çok tanrıları tanımamak, yeni tanrılar icat etmek, Atina gençliğini baştan çıkararak zehirlemek ve felsefe yapmkatı. ...Tanrı ve Kadın
Tanrı : Şunu demek istiyorum; İnsanoğlu genel olarak bir canavardır, kendini egittiği ve düşündüğü oranda insan, eğitmediği ve düşünmediği oranda da hayvandır. Eğitimle iki şeyi kastediyorum. Birncisi: bieysel eğitim, yani ruhun eğitilmesi ve güzeleştirilmesi. İkincisi ise okul eğtimidir. Kadın’ın iç dünyası daha da karışık olduğu için ve vahşi arzularının kurbanı olduğu zaman da hata üzerine hata, iyilik yerine, kötülük yaparak yaşmada taribat’a sebep olur. ...“Ulus“ ve “Özgür Birey“ Üzerine!
İsrail’in saldırsını fırsat bilen Türkiye, hemen bütün vatandaşlarını harekete geçirdi. Ya da bütün “ulus” adına bütün yurtseverler (solcusu, müslimanı, kemalisti ve kommunisti) harekette geçti. Sadece Türkler değil, aynı zamanda kendilerini “müslüman ve Türk ulusçuluğunun yiğit neferleri” olarak gören Kürtler’de İsrail’e kin kustular. Bunlar, Hitler’in Yahudi-Jenosidini haklı bile göstermeye başladılar. ...Ziya Gökalp‘ın Korporatist Felsefesi Üzerine
Korporatizm tanım gereği sağ bir ideoloji ve dünya görüşüdür. Bu dünya görüşü solidarist (dayanışmacı) korporatizm ve faşist Korporatizm olmak üzere iki türlüdür. Solidarist Korporatizm daha çoğulcu ve ılımlı devletçi, öbürü ise faşist olup tekçi ve totaliterdir. Korporatizm çizgisi gereği anti-Marxist, anti-Sosyalist ve anti-Leberaldir. Ziya Gökalp Türkiyedeki egemen korporatist kemalist düşüncenin ilk ve hala en yetkin sistematik düşünürlerden biridir....Acıma Üzerine
Acıma, genelde insanın iç dünyasını zayıf düşüren ve zamanla kişide bağımlılık yaratan zararlı bir afyon gibidir. İlk bakışta kendisini karşı tarafı anlama ve düşünme temelinde gösterse de, iyi idrak edildiğinde, aslında kişinin bataklığa saplanma olayıdır. Başka bir deyimle, insanın, başka bir insanın sorunlarına ortak olayım derken, bizzat kendisini çıkmaza sokma olayıdır. Bu temelde “acıma”, bireyi kemiren bir kenedir. Böyle bir durumda, tuzağa düşmemek için iyi düşünmek gerekiyor....Platon'da Ekonomi
Platon politeia’da genelde insan ruhunda adalet dugusunu işlerken, ekonomide de zenginlerle fakirler arasındaki ayrımı ve bölünmeyi engeleyen ve genelin çıkarlarını içeren akılı bir yönetimden bahseder. Çünkü dengesiz ve taraflı bir ekonomi eşitsizliği doğurup insanları tembelliğe, sefilliğe ve en sonunda da eşitsizliğe neden olup, genel huzursuzluğa neden olacaktir. Sokrates bize politeia’da sağlıklı sosyal bir sistemin sadece ve sadece eşit maddi temellere dayanan ekonomik bir sistemin yaratılması gerektiğininden bahseder....Hakkında
Dr. Beyazıt TAŞ 1959 Yılında Malatya da dünyaya geldi. 1981 Yılında İzmir Hava Özişbakan Lisesini bitirdi. 1989 Yılından beri İsviçre’de yaşıyor. 2003 Yılında da İsviçre Freiburg Üniversite edebiyat fakültesinin etik ve politik felsefe bölümünden mezun oldu. 2007 Yılında aynı Üniversite’de etik ve politik felsefe dalında “Platon, Nietzsche ve Mill’de birey toplumda akıllı ve çatışma çözümleyici bir varlık olarak” adlı doktora tezini başarıyla vererek doktorasını tamamladı. 2007 Yılında İsviçre’de Academic Press /Fribourg adlı yayın evinde “Vom Wächter zum Übermenschen. Das Individuum als vernünftiges und konfliktlösendes Wesen bei Platon, Mill und Nietzsche“ (Bekçiden üstün insana: Platon, Nietzsche ve Mill’de birey toplumda akıllı ve çatışma çözümleyici bir varlık olarak) adlı kitabı almanca olarak yayınlandı. 2008 Felsefe Mektupları adlı kitabı Kanguru yayınlarında yayınlandı. 2009 Faydalı Etik adlı kitabı Kanguru yayınları tarafından yayınlandı. 2010 Zana’nın Dünyası adlı kitabını basıma hazırlıyor.
Öncekiler
