Aziz Gülmüş
Azizim Aziz Geldi. Hoş Geldi Sefa Geldi...(Allah Vekil.. Diyarbekir..)
İçimiz dışımız Ergenekon oldu Eziz.. Kurban nerdesin, dedim. Benim Aziz'im İstanbulistandaydı. Gündüz orda, gece Diyarbekir'deydi. Yıllar sonra gitti. Way mala min.. İnsan vatan içinde vatansız mı olur? Oluyor işte.. Azizim Diyarbekir'e gitti. Geldi. Tekerden sonra, farlarından da oldu. Way ez heyran Eziz... Hoş geldin. Sefalar getirdin. Bakın bu kasvetli havalarımıza ne de hoş şeyler getirdi. Erxanili Xalo ile başladı. 'Gelo ewder ne Erxanî ye?..'
Mars'da Hayat İzleri / Kars'da Havar Sesleri
Müttfikleri İsrail de krizi girdiğinde “Ulaannnn çabuk bana Abdulkerim’i, Abdulcabbar’ı, Seyyid Bin Rıza’yı getiriiiinnnnn!” diyecek. Eeeee Türk ağabeylerimiz de onlardan geri kalır yanları mı var? “Ooooofffff başım çok ağrıyor...Ki Kır Kiiii?!...
Artık memleket hasretini daha az duyar oluyorum. Ahhh bir de eşek olsaydı ne güzel olurdu… Sabahları o müthiş ötüşü ile yataktan çocuklar gibi neşe ile fırlıyorum ve balkondan aşağı bahçeye bakıp dakikalarca horozumu seyrediyorum. Hele o “Ki kır kiiiii !!!!” diye ötmesi beni acayip mutlu ediyor. ...Xırsız Vaaaaaar!!!!!....
Hafif atlatmıştık ama sigarasızlığı nasıl bertaraf edeceğimizi de bilmiyorduk. O sabah herkese istihkakı olan sigara dağıtıldı. Ben pas geçildim. Sami istihkakını aldıktan sonra gözlerime gülümseyen bir ifade ile bakıp “Sen merak etme kendi istihkakımdan gizli gizli veririm” der gibi başını salladı. ...Salih Ve Nesalih
Şimdi sizlere önce bir hikaye anlatıp, ondan sonra da esas konuya geçeceğim. Bizim köyde Mehmet Salih adında yaramaz mı, yaramaz bir çocuk vardı. Köylüler bu Mehmet Salih'ten illallah etmişlerdi. Köylülerin tavuğunu, hindisini çalıp kuytu ve ıssız yerlerde pişirip yerdi. Yani anlayacağınız her türlü pisliğin içinde muhakkak bu Mehmet Salih'in parmağı olurdu. Köylüler de :"Köpeğin değil de sahibinin hatırı vardır" diyerek bütün bunlara göz yumardı. Arada bir şikayetler geldiğinde de babası bunu sopayla öldüresiye döverdi. Ancak bizim Mehmet Salih yediği bütün dayaklara rağmen bu huyundan asla vazgeçmezdi. Daha sonra işi ilerleterek köydeki kadınlara ve hatta küçük kız çocuklarına tacizde bile bulunmaya başlamıştı......Çin Depremi ve Nasname Yazarlar Şura'sı
Mesela dedi Aziz Gülmüş ve Mizahi sanatını göstererek tüm Nasname Yazarlarını yuvarlak bir masa etrafında topladı. Çok önemli bir konuyu gündemimize soktu. Aslında önce her şey düşle başlar. Benim yakın dönem düşlerimden biri, tüm Nasname Yazarlarını Avrupa'nın bir şehrinde, üç gün, üç gece bir araya getirmekti. Sanki Azizim içimi okumuş da bu düşü kurgulamış. Biz bunun ilk üçlüsünü Berzan Boti ve Süleyman Akkoyun arkadaşımızla yaptık. Bir çok ilki beraber yaşadık. İşte nişanı, ilkkez beraber feriibota bindik. Mercedes ile.. Oturup barında içtik. Tabi onlar bira, ben coca cola. Susuz hemde haaa.. Vala onlar leyla oldu. Ben eski toprağım. Hala ayaktaydım. Sağol, varol Azizim!../Nas-Edi...gûr ê manco haaat!..
Tek göz odada sekiz çocuk iki ana-baba tam on kişi kalıyoruz. Oda biraz büyükçe ama yine de yatarken sıkıntılar çekmiyor değiliz. “Ser û quno” dediğimiz yöntemi uygulayarak sığmaya çalışıyoruz. Biliyorum soracaksınız “Ser û quno” yöntemi nedir? diye. siz sormadan ben yanıtlayayım . İki kişiye bir yatak serilir, birinin ayağı diğerinin başına gelecek şekilde ters istikametlerde yatılmasıdır “Ser û quno”. ...Goşist Elo
Yaşlı hacı karakola alınır, sorgu ve ifadelerden sonra serbest bırakılır. Eve geldiğinde komşular, dost ve tanıdıklar geçmiş olsun ziyaretleri için evine doluşmaya başlamış. Hacı, gelenlere hem olayı anlatır ve hem de oğullarından dert yanar : ...Wêêê Abê Yanlış Oldi?
Başlığı görüp de “bu da nereden çıktı ?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. “Wêêê !!! abê yanlış oldi !” Diyarbekir’linin yaptığı yanlışlık karşısında “özür” dilemesi gibi kabul edilir.Ama daha “Sosyete” çevrelerde “kusura bakmayın yanlış gördüm” veya “sizi bir arkadaşa benzettim” şeklinde nazik bir dil kullanılır. ...Ya Şêx !..
Çocukluğumda rahmetli babamın başından geçen hikayeleri dinlerken bir film izliyormuş izlenimine kapılırdım. Hikayede geçen mekânları ve insanları çok yakından tanıyormuş gibi olurdum. O kadar güzel bir dil ve üslup kullanırdı ki, hikaye bittiğinde büyük bir hüzün kaplardı içimi. Keşke hiç bitmeseydi dediğimi anımsıyorum. ...Keno Misafir Gelmiş
Yorgun ve bir o kadar da acıkmış bir halde eve kendimi zor attım. Merdivenlerin başında bizim hanım karşıladı beni. “Allah Allah ne oluyor bizim bu hanıma ?” dedim kendi kendime. Hanımın öyle merdiven başlarında beni karşılaması, pek alışık olmadığım bir durum. “Hayırdır inşallah” diyerek yukarıya çıktım. Ama bir yandan da “Müjde mi ? yoksa kötü bir haber mi? verecek” ikilemi arasında bocalarken, jest ve mimiklerinden de durumu anlamaya çalışıyorum. Eh..! nede olsa 22 yıllık bir evlilik tecrübesinin verdiği önsezilerimle daha o söylemeden acilci ve anarşist bir bakış fırlatıyorum yüzüne. Benim beynimden soru işaretleri kaynar sudan çıkan buhar gibi gökyüzüne savrulurken, hanımın yüz ifadesinden şaşkınlık ünlemleri dökülüyordu, Nihayet daha fazla sabredemeden yanıtı almıştım:...Savulun Şükrü Hoca Geliyor!!!......
Meseleyi anlamıştım. Bunlar bizim Nasname Editörü Şükrü hoca ile Baş hekimi karıştırmışlardı. Tabi renk vermeden rolüme devam etmeliydim yoksa bokumuz çıkarsa bir de güzel bir dayak yemek vardı işin içinde…...Bakkal Emce!...Benîşt Var Mi?....
Aziz Gülmüş kitap yazdı. Mahalle, okul ve eski Diyarbekir’lı arkadaşlarını yazdı. Diyarbekir'den feryatlar yükseldi. ”Oxlım Ezo, Estenbollara gittin. Kitap yazdın. Bizi aynattı. Pereleri kezendın. Da bize de bira yola ha..Ma böyle oli? Ellaha reva mi?” İşte yeni yazısı.. De buyrin!......Şakiro,Bekiro Kollektif Şirketi-2
Xeber vêrın adama,/ Pisikler çıxmış dama,/ Şatır Eyşo’nun oxli,/ Fırlamadır fırlama...Şakiro-Bekiro Kollektif Şirketi (1)
Bi ayi iki ayi,/ Ayilar armut sayi,/ Teprenme ûla Kûndır,/ Sator elımden qayi/ ...Hakkında
Öncekiler
