Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Tolga'nin ÖzgeçmiÅŸi Yerine Tolga'nin ÖzgeçmiÅŸi Yerine ================================================================================ Tolga - Eren on 27 Mar, 2008 04:12:00 İlk yazılarımda belirtmiÅŸtim. Benim babam ve dedem emekli subaydır. Ben bu camiayı çok iyi tanırım. Bu yüzden söyleyeceklerim önemlidir. Nasname PKKnın iç yüzünü ifÅŸa ederken çok önemli bir görevi yerine getirmektedir. Ben de TSKnın iç yüzünü ifÅŸa etmeyi bir görev addediyorum. Çünkü yaklaşık 25 yılım bu insanların arasında geçti. Askeri lojmanlarda yaÅŸadım, orduevlerinde takıldım, tatillerimi askeri kamplarda geçirdim, askeri hastanelerde tedavi oldum, ortamlarında bulundum. Herkes eteÄŸindeki taÅŸları dökmeli, gerçekleri olduÄŸu gibi anlatmalı, toplumu bilgilendirmelidir çünkü bu anti-demokratik, askeri vesayet altındaki baskı ve zorbalık düzeni, hem etnik hem dinsel savaÅŸ ve çatışma ortamı yaratmakta, bütün kurumları ve halk kademeleriyle bu ülkenin kaderini ipotek altına almakta, özgürlükleri ve insan haklarını saçma sapan bir komedi düzeyinde kıstlayarak, insanları inim inim inletmekte ve giderek ülkeyi bir delililiÄŸe ve cinnet haline götürmektedir. Anlayamadığım bir ÅŸey vardır. Bu paÅŸaların defalarca halk iradesini hiçe sayarak darbe yapıp, milyonları iÅŸgence tezgahından geçirmeleri bilinmesine, ne kadar halkın deÄŸerlerine uzak uygulamalarda bulundukları örneÄŸin her sıradan Türk vatandaşının ve bu ülke için ölen askerlerin anası bacısı olabilecek türbanlı insanları orduevlerine bile almadıkları, namaz kılan subayları ordudan attıkları bilinmesine raÄŸmen, nasıl oluyor da ÅŸu anda bir mehmetçik aÅŸağı mehmetçik yukarı, bir ÅŸehit edebiyatı, peygamber ocağı edebiyatı yapılabilmektedir? BaÅŸbakan Çanakkale ÅŸiirleri okumaktadır? Orduda namaz kılan subaylara ne gözle bakıldığı ve orduda barındırılmadığı malumdur. Yakınen biliyorum. 28 Åžubat sürecinde dini hassasiyetleri olan, irticayla uzaktan yakından ilgisi olmayan, hem de çok aydın ve vicdanlı subaylar ki bunlar babamın arkadaÅŸlarıydı, ordudan atılmışlardır. Belirtmem gerekir ki babam ve onun gibiler bu kiÅŸilerin atılmasına memnun olmuÅŸ, zamanında muhabbetlerinin bol olduÄŸu bu meslektaÅŸlarını ne arayıp ne sormuÅŸ, ne de destek vermiÅŸ yardımcı olmuÅŸlardır. Babamın Çevik Bir PaÅŸayı nasıl hayranlıkla anlattığını bugün dün gibi iyi hatırlıyorum. DoÄŸuda İslami hassasiyeleri yüksek olan Kürtlere ÅŸirin gözükmek için subayların camilerde boy göstermeleri gösteriÅŸten baÅŸka bir ÅŸey deÄŸildir. Peki ama namaz kılan subayların hoÅŸ karşılanmaması nasıl açıklanabilir ki? Ben İslamcı falan deÄŸilim, asla İslami bir yönetim tarzını da savunmuyorum ama olaya tarafsız gözle baktığımda bu bana çok garip geliyor. Burası müslümanların yüzde 99 oranında yoÄŸun olduÄŸu bir ülke deÄŸil midir? Çanakkale SavaÅŸları, KurtuluÅŸ Savaşı nasıl kazanılmıştır? Bu savaÅŸlar hakkındaki kiÅŸisel görüÅŸlerimi bir kenara koyarak soruyorum. Oradaki askerler cephede vuruÅŸmadan önce namaz kılmamış mıdır, öteki tarafa abdestsiz gitmeyelim diye son kez abdest almamışlar mıdır? Peki Türk askerine niye Mehmetçik denmektedir? Mehmet Muhammedin Türkçesi deÄŸil midir? Bu ocaÄŸa Muhammedin ocağı demektedir bu halk. İslam Sancağını yüzyıllar boyunca taşıdığından deÄŸil midir bu? Ben tabii ki olaya böyle bakmıyorum, fetih edebiyatına oldum olası karşıyım, dinin savaÅŸlara alet edilmesine tümden karşıyım. Ama bu ülkenin büyük çeliÅŸkisini dile getirmek istiyorum. Hadi dini yaymak için deÄŸil de hakkaniyeti ve adaleti yaymak için savaÅŸan bir ordu olarak bakalım eÄŸer Türk insanını anlamaya çalışırsak ki böyle de olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Bunlar Türk halkının samimi inançlarıdır, katılır veya katılmazsınız, herkesin bir inancı vardır. Ben bu inancın sömürülmesi ve belli amaçlara alet edilmesi noktasındayım. Dini sömüren bir tek bazı partiler deÄŸil yani. Åžu anda da iÅŸlerine geldiÄŸi için mehmetçik ÅŸehitlik mertebesinde ÅŸehitlik ÅŸerbetini içiyor, onlar ölümsüz oldular edebiyatı gırla gitmektedir, camilerde hutbeler okutulmaktadır. Öncelikle ÅŸehitlik İslam dininde Allah inancı ve Hakk uÄŸruna savaşırken ölenlere verilen bir ünvandır bildiÄŸim kadarıyla. Dikkatle sorulması gereken TSK Allah ve Hakk inancı için mi çarpışmaktadır? Hayır bu bir kardeÅŸ kavgasıdır. Karşıdakiler de müslümandır. EÄŸer vatan için çarpışana ÅŸehit deniyorsa, karşı taraftakiler de ÅŸehittir. Onlara böcek gibi davranabilirsiniz ama ÅŸehittir sizin kriterinizle konuÅŸuyorum. Hadi TSK adalet ve hak için çarpışıyor olsun. Burada hakkı yenen kimdir? Seksen yıldır türlü eza, cefa, katliam, haksızlık, iÅŸkence, göç, asimilasyona uÄŸrayan kimdir? Bu isyan sebepsiz yere sırf hainlik güdüsüyle mi çıkmıştır genel halk kitlelerinin inandığı ya da inandırıldığı üzre? Türlü yanlış uygulamalara, kendi içinde ve kendi halkına yaptığı haksızlıklara, adaletsizliklere raÄŸmen Hakk için çarpışıyor görünen en azından TSKdan daha haklı konumda görünen aslında PKK deÄŸil midir? Burada PKK üst kademelerinin veya derin PKKnın derin devletle kirli iliÅŸkilerini ve büyük hıyanetini görmezden gelerek konuÅŸuyorum. Çünkü ben alt kademelerde kendi vatanı ve özgürlüÄŸü için çarpıştığına inanan samimi gerillalardan bahsediyorum, yanlış anlaşılmasın. Türk halkının inancına atfen söylüyorum TSK asla peygamber ocağı deÄŸildir, olmamıştır. Yüksek kademedeki subaylar asla müslüman olmadıkları gibi din düÅŸmanı bile sayılabilirler. Bunların masonik, sabetayik baÄŸlantıları olduÄŸu aÅŸikardır. Bu mevkilere aksi takdirde gelmek mümkün olmamaktadır. Nitekim dedem neden bir türlü paÅŸa yapılmadığını 30 yıl boyunca kendine sorup kahrından ölmüÅŸtür. En son DoÄŸu SilahçıoÄŸlu PaÅŸanın açıklamalarından İslami bakış açısını görmüÅŸsünüzdür. DoÄŸu PaÅŸa marjinal bir örnek deÄŸildir. Orduda üst düzeyde böyle binlercesini bulabilirsiniz. Ben dedemim ÅŸahsen Nihal Atsızdan hayranlıkla bahsettiÄŸini duymuÅŸumdur. Bu ırkçı, Türkçü eÄŸilime ÅŸaşırmamak gerekir çünkü bunlar yıllarca süren bir eÄŸitim sistemi ve beyin yıkamanın ürünleridir.10. yıl ve Harbiye marÅŸlarına dikkat ederseniz bu marÅŸtaki ırkçı ÅŸoven dizeleri hemen farkedersiniz. Türküz bütün baÅŸlardan üstün olan baÅŸlarız, Tarihten önce vardık, tarihten sonra varız Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız (soyuyuz), Tufanları gösteren, tarihlerin yadıyız (hatırasıyız), Göklerden gelen bir ses sana ne diyor, dinle (hangi sesmiÅŸ o düpedüz Allaha iftira). İstiklal marşını ümmetçi ve İslamcı bir çizgide gördüklerine göre bu iki marÅŸtan birini yeni istiklal marşı yapmaları çok yerinde olacaktır bence. Bu insanlar bu marÅŸları büyük bir ÅŸevkle, gözyaÅŸları içinde söylemektedirler. Nihal Atsıza dönersek Nihal Atsızın ırkçı, kafatasçı bir Turancı olduÄŸunu belirtmeye gerek yoktur. Onun belirgin özelliÄŸi İslam düÅŸmanı olması ve bu Arap dininin Türkleri geri bıraktığını iddia etmesidir. Birçok subay da bunlarla hemfikirdir. Ama sorarsanız müslümanız derler. Bu yüzden subay camiası aslında MHPye biraz soÄŸuk bakarlar, çünkü MHPyi biraz İslamcı ve Osmanlıcı bulurlar. Her ne kadar son 22 Temmuz seçiminde MHPye bel baÄŸlamışlarsa da, sonuçta MHP kendi mayasına göre hareket etmiÅŸ ve türban konusunda tavrını belirtmiÅŸtir. Bu aslında subaylar için bir sürpriz olmamalıydı. Çünkü eÅŸyanın tabiatı böyledir. Aslında bu emekli subaylara lazım olan bir Atsızcı partidir! Hergün haberlerde görüyoruz Avrupada Türklere yönelik ırkçı saldırılar arttı diye. Bu güruh yine Türkleri yakıyorlar diye hayıflanırlar. Hayır efendim orada Türkleri yakmıyorlar. Yani Türkleri yakıyorlar da eÄŸer onlar Türkse siz deÄŸilsiniz. Siz Türkseniz onlar deÄŸil. Çünkü onlar burada aÅŸağıladığınız, hor gördüÄŸünüz, ailelerinde baÅŸörtülü hanımlar olan Anadolu aileleridir. Orada da dokuyu bozdukları için, insanların göz zevkine hitap etmedikleri için yakılıyorlar. Aslında sizinle yakanların motivasyonları aynıdır. Yani siz oradaki ırkçı Nazilere daha yakınsınız. Bunlar gerektiÄŸinde Cengiz Han, Atilla gibi barbarları över, onları örnek alır, gerektiÄŸinde Osmanlıyı göklere çıkarır sonra da Atatürk milliyetçiliÄŸinden dem vururlar. GerektiÄŸinde Türkleri aÅŸağılar Avrupalıları överler, gerektiÄŸinde de tam bir Avrupa düÅŸmanı oluverirler. Demokrasiyi savunduklarından dem vurur ülkeyi faÅŸizmle idare ederler. Tam bir çeliÅŸkiler yumağıdırlar. Neye inandıklarını kendileri de bilmezler. Zaten ne oldukları da belli deÄŸildir. Makro düzeyde Türkiyenin doÄŸu ve batı arasında kalmışlığının büyük çeliÅŸkisi mikro ölçekte onlarda son derece ÅŸiddetli bir biçime vücud bulur. Atatürkü peygamber derecesinde görürler. Uzman çavuÅŸ sınavlarında ÅŸöyle bir sorunun sorluduÄŸunu bizzat uzman çavuÅŸ arkadaÅŸlar anlatmıştı ben onların yalancısıyım. Soru ÅŸu: Denizin ortasında bir sandalda olsan ve Hz Muhammed ve Atatürkü boÄŸuluyorken görsen hangisini kurtarırsın? Bu soruya Hz. Muhammed olarak cevap verenler Uzman ÇavuÅŸ yapılmamaktadır. Bakış açısı ÅŸöyle olmalıdır; Atatürkü kurtarırım çünkü Hz Muhammedi Allah kurtarır. Åžehir efsanesi mi bilemem. Kendi hayatımdan bir örnek daha vermek gerekirse örneÄŸin bir cumhuriyet kadını olan Anneannnem ülkenin askeri yönetimle yönetilmesini savunmaktadır ve demokrasiye karşıdır. Demokrasi bize fazladır der. Dedesi paÅŸa olan bir arkadaşım Koçgiri isyanında dedsinin Kürtleri nasıl ezdiÄŸini zevkli zevkli anlatır. Katliamları, adam asmaları haklı görürler, Atatürk iyi yapmış, öyle olması gerekiyordu derler. İddia ediyorum ki her asker 12 Eylüle sevinmiÅŸ ve kendisini dünyalar kadar mutlu hissetmiÅŸir. Her asker 12 Eylülü iç geçirerek yad eder ve o günlerin geri gelmesini hayal eder, ne mutlu günlerdir onlar. Eminim bunu en çok rüyalarında gören de Büyükanıttır. O zamanlar bir asker çocuÄŸu olarak kendimi imtiyazlı ve üst sınıftan hissettiÄŸimi söyleyebiliim. Ailem de dahil bu insanlar 27 Mayısı göbek atarak kutlamış ve 3 devlet adamının asılması onlara bir haz duygusu vermiÅŸtir. Dedem 27 Mayısta aktif olarak görev almıştır, babam da 12 Eylülde. Sivilleri devamlı aÅŸağılarlar, kendilerini üstün ve imtiyazlı sınıf olarak görürler. Çünkü gücü elinde tutan ve silaha sahip olanlar kendileridir. Otoritelerine karşı çıkanı en ağır biçimde cezalandırmak ona haddini bildirmek isterler. Kendilerini Türkiyenin en bozulmamış kurumu sanırlar. Halbuki yolsuzluklar, rüÅŸvet, üçkağıt gırladır. Ülkenin en güzel yerlerine tesislerini kurmuÅŸ burada sudan ucuz yiyip içip yatmaktadırlar. Dokunulmazdırlar. Emekli olduklarında yüklü bir meblaÄŸ emekli ikramiyesi ve maaÅŸ alırlar, hiçbir çalışan böyle bir ikramiye almaz. Savunma sanaayine harcanan paralarla ise DoÄŸu Anadolu ve GüneydoÄŸu Anadolu bin kere kalkınabilirdi. Yani bu ülkenin kamburudurlar. Oyak vesaire gibi ÅŸirketlerle makarnadan konserveye bir sürü ÅŸey üreterek ticarete de el atmışlardır ve daha bir sürü ÅŸey. Bu kadar aleyhte konuÅŸmama raÄŸmen dedemi rahmetle anıyorum çünkü o melek gibi bir adamdı, nur içinde yatsın, o sadece kandırılmıştı ve çok sadık ve görevine baÄŸlı dürüst bir insandı. Ama bu kadar oluyor iÅŸte. Unutmadan ırkçı, faÅŸist, Kürt düÅŸmanı; Kürtlerden alışveriÅŸ yapmayın diyebilen Türk Solu dergisinin Orduevi kütüphanelerinin her köÅŸe başında mevcut olduÄŸunu buradan ifÅŸa ediyorum. Bu Türkçülük furyasının zihinlerde nasıl yer ettiÄŸinin, bu tek taraflı zihniyetin nasıl oluÅŸtuÄŸunun, diÄŸer halkların nasıl köle konumuna indirgendiklerinin ana kaynağının kim olduÄŸunu Atatürkün Adanada yaptığı konuÅŸmasından bir pasaj vermek suretiyle ufak da olsa bir örnek sunmak istiyorum, biraz konunun dışına çıkacağım ama önemlidir. Eskiden Adanamıza hakim olan diÄŸer unsurlar, ÅŸunlar, bunlar, Ermeniler sanat ocaklarımızı iÅŸgal etmiÅŸler ve bu memleketin sahibi gibi bir durum almışlardır. Åžüphesiz haksızlık ve küstahlığın bundan fazlası olamaz. Ermenilerin bu verimli ülkede hiçbir hakkı yoktur. Memleketimiz sizindir, Türklerindir. Bu memleket tarihte Türktü, o halde Türktür ve sonsuza dek Türk olarak yaÅŸayacaktır. Buradan Atatürkün ne kadar hakkaniyetli(!) bir insan olduÄŸuna dikkat çekmek istiyorum. Ben en milliyetçi kiÅŸilerle yaptığım tartışmalarda bu ülkede Ermeninin Rumun hiç mi hakkı yokturdiye sorduÄŸumda onlar bile elbette vardırdiye cevap vermiÅŸlerdir. Binlerce yıldır bu topraklarda yaÅŸayan Ermenilerden, yerleÅŸik hayatlarından dolayı belki de 3000 yıldır aynı köyde oturanı vardır. Belki de demirci olan bir Ermeninin babası da dedesi dedesinin dedesi de bir demirciydi ve geleneÄŸi devam ettiriyorlardı. Atasının binlerce yıllık mirası olan zanaatını geliÅŸtiriyordu. Ustaydılar. Zaanaatkardılar. Türklerin ihtiyacı olduÄŸu ve zaanaat olarak ellerinden biÅŸey gelmediÄŸi bir dönemde yardıma koÅŸtular onlara öÄŸrettiler sonra da Atatürke göre sanat ocaklarımızı iÅŸgal etmiÅŸ oldular. Atatürk bir yalancıdır. Atatürkten feyz alan diÄŸer kadroların söylediklerine bir bakalım. İsmet PaÅŸa: "Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. BaÅŸka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur" (Milliyet, 31 AÄŸustos 1930) Adalet Bakanı Mahmut Esat (Bozkurt): "Biz Türkiye denen dünyanın en hür ülkesinde yaşıyoruz. Mebusunuz inançlarından samimiyetle bahsetmek için buradan daha müsait bir ortam bulamazdı. Onun için hislerimi saklamayacağım. Türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düÅŸman, hatta daÄŸlar bu hakikati böyle bilsinler!"(Milliyet, 19 Eylül 1930) Artık bu faÅŸist zihniyetin nereden geldiÄŸini çok iyi biliyoruz. Fazla dallandırmadan devam etmek istiyorum. TSKnın Amerika ve İsraille stratejik ortaklığı hepimizce malumdur. TSK İsraille gizli, açık birçok anlaÅŸmaya imza atmıştır. İsraili tanıyan ilk ülkedir. İsrailin müslüman dünyasına neler çektirdiÄŸi de malumdur. Ben bu subayların dedem de dahil İsrail hayranlıklarını her fırsatta dile getirdiklerine ÅŸahidim. İsraile özenmekte, onun iÅŸbitirici ve acımasız operasyonlarını gıptayla anlatmakta ve İsrail gibi olmamız gerektiÄŸini belirtmektedirler. Yalnız ÅŸunu belirtmeden geçemeyeceÄŸim. Ben İsrail ordusunda göÄŸsüne kadar sakalı bulunan dinci albaylar görmüÅŸümdür, bu da olayın komik boyutu. İsrailin ve İsrail lobisinin Dünyada Türkiyeye en çok destek veren odaklar olması da garip ve dikkat çekicidir. Bu samimi iliÅŸki nereden kaynaklanmaktadır? Buna da çok kereler deÄŸinmiÅŸizdir. YaÅŸar Büyükanıt PaÅŸanın dedesinin Yahudi Nili örgütünün bir ajanı olarak 1.Dünya Savaşında faaliyet gösterdiÄŸi ve mezarının İsrailde bulunduÄŸu, kabrin devlet mezarlığında bulunduÄŸu, devlet tarafından düzelttirildiÄŸi, Büyükanıtın İsraile davet edildiÄŸi, mezarı ziyaret ettiÄŸi bir zamanlar basını oldukça meÅŸgul etmiÅŸti, Büyükanıtın ikna edici olmayan yalanlamalarına dair Tempoda GenelKurmay tarafından özellikle dikte ettirilmiÅŸ yazı dizileri çıkmıştı. Veya Çevik Birin Amerikada bir Yahudi lobisi tarafından en büyük Yahudi niÅŸanıyla ödüllendirildiÄŸi konularını sadece zihninizde birkaç kıvılcım çaktırmak için baÅŸlıklar halinde geçiyorum. Åžimdi 20. yüzyılın başında Sabetayist ve Yahudi dönmesi İttihat ve Terakki ve Jöntürk kadrolarının nasıl İmparatorluÄŸun kaderinde etkili olduklarına ve bu ırkçı Turancı yapılanmanın ideoloÄŸunun Ziya Gökalp olduÄŸuna, Atatürkün Ziya Gökalpten nasıl etkilendiÄŸine daha sonra bu kadroların nasıl cumhuriyet kadrolarına dönüÅŸtüÄŸüne ve kilit noktalara getirildiÄŸine, Atatürkün Yahudi bir gazeteciye Yahudi kökeninden bahsettiÄŸine daha önceki bir yazımda deÄŸinmiÅŸtim.(Bu oyunu bozalım baÅŸlıklı yazı) Bunlar, TSKnın ve bu ülkenin bu garip durumunu biraz olsun açıklamaya yeter mi bilmiyorum. Ama Amerika, İsrail, CIA, Mossad, Yahudi lobisi, Masonlar, dünya finans çevrelerinin Türkiyede darbeler de dahil ne gibi iÅŸlere imza attıklarını ve Türkiyede nasıl istedikleri gibi at oynattıklarını ve orduyu bu pis iÅŸlerine nasıl alet ettiklerine iliÅŸkin binlerce kitap, makale bulabilirsiniz. 12 Eylülü solun önünü kesmek için Amerikanın nasıl planladığını, 1 Mayıs Taksim katliamında CIA ajanlarının Marmara Oteline yerleÅŸtirilmesini, KahranmaraÅŸ katliamına ordunun 3 gün sonra müdahale ettiÄŸini hepimiz hatırlıyoruz. Ordu yine darbe yapmak için zemin oluÅŸmasını beklemiÅŸ ve darbe yapılmıştır. CIA ajanlarının BaÅŸkan Cartera bizim çocuklar baÅŸardı demesi çok ürkütücüdür. Yoksa ordu nasıl onca sıkıyönetime raÄŸmen yıllarca bulamadığı bütün örgüt üyelerini birkaç günde eliyle koymuÅŸ gibi bulmuÅŸtur ve ülkeye bir anda sükünet gelmiÅŸtir? Zaten yıllarca sıkıyönetim vardı ve ordu için her türlü yetki ve ortam mevcuttu. Mersin limanından dağıtılan silahlar nasıl hem saÄŸ hem sol örgütlerin elinde bulunmaktaydı? Bu silahları kim dağıtıyordu? Mit ve onun bilgisinde kurulan örgütlere ne demeli? Devletin zaten herÅŸeyden bilgisi vardı. Daha fazla ayrıntıya girmek istemiyorum, çünkü bu konular kitap olur. Bu olaylar ve kurgular günümüzde de aynen iÅŸlemekte ve darbe için zemin hazırlatılmaya çalışılmakta olduÄŸunu hepimiz ÅŸu günlerde görmekteyiz. Karanlık eller hala iÅŸ başında. CIAnin iÅŸkence el kitapçığının Diyarbakır ve diÄŸer askeri cezaevlerinde nasıl uygulatıldığını ve PKKnın patlamasında bir dönüm noktası olduÄŸu defalarca yazılıp çizildi. Milyonlarca kiÅŸi iÅŸkence tezgahından geçirildi ve halen geçirilmekte. Bu iÅŸkencelerin 12 Eylülde kaldığını sananlar yanılmaktadır. Askeri cezaevlerinde iÅŸkenceler aynı ÅŸiddette devam etmektedir. Bunu da çok iyi biliyorum. Bu iÅŸkencelerin dışında Türk insanına askeriyede reva görülen aÅŸağılama, hakaret, dayak olaylarını bu halk nasıl unutuyor onu da bir türlü anlamıyorum. Türk halkı unutkandır. Ama kafasına vurula vurula böyle oldu. Åžu anda bu planın en büyük aktörü Büyükanıt PaÅŸadır. Kendisi NATO içinde 30 yıl istihbarat subayı olarak görev almış ve bu iÅŸleri çok iyi bilmektedir, iliÅŸkileri vardır. Kendisinin ÅŸu anda Amerikaya kafa tutuyor gibi gözükmesi kimseyi yanıltmamaldır. Bu danışıklı dövüÅŸtür. Türkiyenin Amerikadan icazet almadan Kuzey Iraka girmesi mümkün deÄŸildir. Son zamanlarda askeri düzeyde yaÅŸanan karşılıklı geliÅŸ-gidiÅŸler buna kanıttır. Bunun karşısında ne gibi bedeller ödeneceÄŸini ileriki günlerde göreceÄŸiz. Ama halkın çocukları ölmeye devam etmektedir ve edecektir. Irkçılık ve ayrımcılık artmaktadır ve bi iç savaÅŸ ortamı yavaÅŸ yavaÅŸ hazırlanmaktadır. Ergenekonun ÅŸifreleri de bu yönde. GördüÄŸümüz gibi bu ordu asla halkın ordusu olmamıştır. TSK, halka raÄŸmen, halkın davul zurnayla yolladığı askerle, halka karşı her zaman bir baskı unsuru olmuÅŸ, halkın iradesine ve ülkenin kaderine ipotek koymuÅŸ, darbelerle ülkeyi karanlığa sokmuÅŸ, milyonlarca insanı iÅŸkence ve katliamla elden geçirmiÅŸtir ve askerlik kurumu vasıtasıyla hala halkı tornadan geçiren ve beynini yıkayan bir suç örgütüdür. Kürt sorununu bir kangrene çeviren ve yıllar içinde yüzbinlerce canın kaybedilmesinin, milyonlarcasının hayatının sönmesinin ve hala gelen cesetlerin müsebbibi TSK ve cumhuriyetin askeri kurucu kadrolarıdır. Ülkenin bir türlü zincirlerini kıramamasının, demokratikleÅŸememesinin sebebi ülkeyi militarist oligarÅŸiye mahkum eden ve ülkenin önüne takoz koyan TSKdır. Åžimdi soruyorum siz olsanız çocuÄŸunuzu bu faÅŸist kurumun faÅŸist sorumlularının emrine verir misiniz? Asla! Türk ordusu halkın ordusu mudur sizce, bir peygamber ocağı mıdır, hakkaniyet mekanizması mıdır? Yoksa demokratik yöntemlerle ve diyalogla çözülebilecek sorunları çıkmaza götürerek bu ülkenin gencecik insanlarını dini ve halkın deÄŸerlerini kullanarak kendi militarist oligarÅŸilerini sürdürmek amacıyla kurban eden, onların cenazelerinde timsah gözyaÅŸları döken ikiyüzlü bir suç örgütü müdür? Bu sorulara cevap verin. Bu ülkenin aklı başında annelerini oÄŸullarını askere göndermemeye çağırıyorum ve sizi açıkça askerlikten soÄŸutuyorum, hem de Perihan MaÄŸdenden daha ÅŸiddetli bir biçimde. Bu ülkenin gençlerinin kanlarınının kimin pis oyunları için döküldüÄŸünü, bu kanla kimin parasına para katıldığını sormanın zamanı gelmedi mi sizce? Artık bu ülkede neler oluyor diye sormanın zamanı gelmedi mi sizce? 1 Mart 08