Anasayfa | Yazarlar | Tolga Eren | Kapsamlı Çözüm Planı

Kapsamlı Çözüm Planı

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
Bugüne kadar başbakanı çok ağır biçimde eleştirdik. Aslında başbakanın Don Kişotca bir tavır takınmasını beklemek saflık olurdu. Milliyetçi güruhun gazlarına gelmeyerek sınırötesi operasyonu sürüncemede bırakmaya çalışması, AKP'ye bugüne kadar destek vermemiş arkadaşlarım tarafından bile çok akıllıca bulunuyor. Ayrıca Dtp konusunda "demokrasi içinde geldiler, demokrasi içinde giderler" tavrını çok olumlu buluyorum. Bu aynı zamanda Büyükanıt'ın "onların adını bile ağzına almam" söylemine bir yanıttır. Karşı tarafı hiçe sayarak barış ve uzlaşmanın geldiği nerede görülmüş? İngiltere'de bile İngiltere hükümeti gerek IRA gerekse de IRA'nın siyasi kanalı Sinn Feinn ile diyaloğa girmiştir ve Temmuz 2005'de IRA, silahlarını bırakarak, amaçlarına siyasi yollardan ulaşmaya çalışacağını bildirmiştir. Ekim 2006’da ise İngiltere ve İrlanda hükümetleri, Kuzey İrlanda'da iktidar paylaşımına dayalı özerk yönetim oluşturulmasına yönelik yeni bir yol haritası açıklamış ve barışa giden yolda büyük bir adım atmışlardır. Karşındakini hiçe saymak özelliğinin "Türklük kibrinin" bu topraklara bir armağanı olduğunu düşünüyorum.  Ben Başbakanın niyetlerini gizli tuttuğuna ve topluma yansıtmadığına inanıyorum, en azından inanmak istiyorum. Bu yüzden "Kapsamlı Çözüm Planı"ndan neler çıkacağını çok merak ediyorum. Tabii ya bir zamanlar danışmanlığını Diyarbakır zindanlarında işkenceyle öldürülen Bedii Tan'ın oğlu Altan Tan'ın yaptığı başbakanın Kürt sorununda bir birikiminin olmamasının mümkün olduğuna inanmıyorum. Altan Tan'dan birkaç hikaye bile dinlemiş olsa Kürt davasının ateşli bir savunucusu olması gerekirdi. Daha önceleri Kürt sorununa defalarca parmak basmış, alt kimlik-üst kimlik söylemlerine girişmiştir. Son zamanlardaki tek bayrak, tek millet ya da “benim eşim de Siirt'lidir” söylemlerinden birşey çıkaramıyorum. Ya çok iyi bildiği takiyye sanatını devam ettiriyor, ya da o da Apo gibi ipnotize olarak Kemalist çizgiye gelmiştir. Umarım böyle olmamıştır, göreceğiz. Ama ben tükürdüklerimi yalamaya hazırım. Yeter ki biraz daha cesur ve açık olsun, insanların aklını bulandırmasın. Aslında onu haklı buluyorum. Karşısındaki adam çok ama çok güçlü ve şeytani bir zekaya sahip. Baksanıza paşaların Kürt sorunu ile ilgili pişmanlık dolu açıklamalarından sonra bu emekli generallere konuşma yasağı getirdi. Zeki olmasına zeki ama devir eski devir değil. İletişim araçları ve ağları son derece geliştiği için onun da işi çok zor. Artık insanlar herşeyden anında haberdar olabiliyorlar. Tartışma platformları çok yaygınlaşmış durumda. Eskiden olduğu gibi toplumu kandırmak kolay değil. Paşanın her adice planı çeşitli yayın organları ve web siteleri tarafından deşifre ediliyor ve paşanın ipliği pazara çıkarılıyor. Paşa bunları engellemek için elinden geleni yapıyor ama nafile. O yüzden devamlı taktik değiştirmek zorunda kalıyor ve yeni bir planı uygulamaya koyuluyor. İşi hiç de kolay değil. Örneğin Ankara'daki bomba olayından sonra olay yerindeki sıcağı sıcağına açıklamasında "Artık bu tür eylemleri bütün büyük şehirlerimizde bekliyoruz" diyerek resmen bu olayları davet etmişti. Ama bu provokatif açıklaması deşifre olduktan sonra hiçbir şehirde böyle bir olay yaşanmadı çok şükür. Cumhurbaşkanlığı seçimindeki tavrı nasıl geri tepti malumunuz. Ama buradan da karlı çıkarak DTP'li milletvekillerinin meclise girmesiyle ekmeğine yağ sürüldü. Bu vekillerin ters söylemleri ve PKK ile bağlantıları birbir ortaya çıktıkça evinde nasıl göbek attığını hayal edebiliyorum. Ama buna rağmen başbakan toplumsal cinnete uymayarak DTP'lilerin linç edilmesini şimdilik engelledi. Tüm gazetelerde de bunu destekleyen yazılar çıktı. Yine de başbakanın bunları daha ne kadar engelleyebileceğini bilmiyorum. Şu anda zaten dava açılmış durumda, neler olacağını göreceğiz. Ama yeni saldırılar herşeyi değiştirebilir. O yüzden bu yayın organlarında asıl vurgulanması gereken İmralı-G.Kurmay ilişkisidir ve bu kirli oyun irdelenmelidir. Yoksa Büyükanıt yine başarılı olur. Ulusal basında AKP ve Abdullah Gül'e yakınlığıyla tanınan Fehmi Koru bu konuya oldukça dikkat çekmeye çalışmıştı. Eğer Tayyip ve Gül'ün bu olaylardan haberleri varsa ki olduğunu tahmin ediyorum, Büyükanıt'a karşı nasıl bir taktikle gideceklerini çok merak ediyorum. Daha önceki yazımda da söylediğim gibi dananın kuyuğu kopmak üzere bekleyip göreceğiz... Tolga Eren19.11.2007 

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin