Kosova Ve Kürdler
17.02.2008 tarihi Kosovalılar ve diğer hakları gaspedilmiş uluslar için mutlu bir gündü. Putin, her ne kadar Kuzey Kıbrıs’taki uydurma devlet ile Kosova arasında paralellik kurduysa da Kosova ile Kürtler ve özelde de Güney Kürdistan arasında paralellik vardır.
17.02.2008 tarihi Kosovalılar ve diğer hakları gaspedilmiş uluslar için mutlu bir gündü. Putin, her ne kadar Kuzey Kıbrıs’taki uydurma devlet ile Kosova arasında paralellik kurduysa da Kosova ile Kürtler ve özelde de Güney Kürdistan arasında paralellik vardır. Çünkü, Kuzey Kıbrıs’ta 1974 sonrası monte edilmiş, oraya taşınmış insanlar varken gerçekte yerli Kıbrıslı Türk sayısı 20-30 bini geçmez. Kosova’nın nüfusu 2 milyon civarı, Güney Kürtlerinin nüfusu ise 6-7 milyon. Kosova’dan sonra sıra Güney Kürtlerinde olmalı. Kosova Güney Kürtleri için bir yol açıcı olmalı.
Kosovalılar bağımsızlık aşamasına kolay gelmedi.
1974 yılında Tito, Yugoslavya anayasasında yaptığı değişiklikle Kosova’da Arnavutlara özerklik tanıdı. Yugoslavya Anayasası'nda değişiklikler yapılarak hazırlanan yeni 1974 Kosova Anayasası'na göre Kosova'da Arnavutlara siyasi, idari, eğitim ve ekonomik alanda bir çok haklar tanındı. Bu anayasa ile Arnavutlar Kosova’da bir çok kazanımlar sağladılar. Kurumlaştılar. Bu özerklik, 1989 yılında Nasyonal Sosyalist Miloseviç’in özerkliği iptal etmesiyle son buldu. Özerkliği alınan Kosova sıradan bir Sırp belediyesine dönüştürüldü. 1990 yılında Yugoslavya'da çok partili düzene geçildi ve ilk seçimler yapıldı. Arnavutlar, seçimleri boykot ederek 2 Temmuz 1990 günü Kaçanik'te Kosova Cumhuriyeti, 7 Eylül 1990 günü de Kaçanik Anayasası'nı ilan ettiler. 1991'de yapılan referandumda halkın yüzde 99,87'si bağımsızlık için oy kullandı ve tek taraflı Kosova'nın bağımsızlığı ilan edildi. Sırp rejiminin bütün baskılarına rağmen 1992'de Arnavutlar Kosova'da genel seçim düzenledi. Bunun neticesinde Kosova Cumhuriyeti parlamentosu oluştu ve İbrahim Rugova, Kosova Cumhuriyeti'nin ilk başkanı seçildi. Kosova'nın bağımsızlığını Arnavutluk tanıdı, Bosna, Hırvatistan ve Slovenya destekledi.
Meşru siyasal mücadelenin yanında 1993 yılında Kosova Kurtuluş ordusu (UÇK) kuruldu. Arnavut halkının ırkçı Sırp milliyetçilerine karşı korumayı üstlendi. Sırp polis merkezlerine bombalı saldırılar düzenledi. Bu arada Sırp’ların Sivil Arnavutlara karşı soykırıma girişmesi 700.000’e yakın Arnavut’u sürgün etmesi neticesinde uluslararası kurumlar devreye girdi. BM Güvenlik Konseyinin çıkardığı 1244 sayılı karara dayanarak 24 Mart 1999 günü NATO güçlerinin Sırbistan üzerine hava harekatı başladı. 78 günlük hava harekatının sonunda Kumanova'da imzalanan Askeri Teknik İşbirliği Anlaşması ile Sırp güvenlik güçleri Kosova'dan geri çekildi, 10 Haziran 1999 günü NATO güçleri Kosova'ya girdi. Çok kısa bir sure içinde, Kosovalıların büyük bir bölümü evlerine geri dönebildi. Kosova 1999 yılından itibaren BM denetiminde yönetiliyor. İlk yerel seçimler 2000 yılında yapılırken, şimdiye kadar üç yerel ve parlamento seçimi yapıldı.
17.02.2008 yılında açıklanan bağımsızlık ilanına kadar Kosovalılar her zaman meşru mücadele yöntemini ön plana almaya çalıştılar. Sivil görünümlü siyasetçileri ön plana çıkardılar. Bu sivil görünümlü siyasetçilerin en önemlisi İbrahim Rugova’dır. Avrupa’da eğitim görmüş, boynundaki bağ ile tam bir sivil siyasetçiydi. Bağımsızlığa kadar Arnavutlar, kendi içlerinde siyasi mücadele yürüttüyseler de öncelikle Milli Birliğe önem verdiler. Hiçbir zaman diğerlerini yok saymadılar.
Bağımsızlık gününde ABD ve AB bayraklarının çokluğu bize günümüzde bu ülkelerin dostluğunun önemini anlatıyor.
Güney Kürtlerinin ve Tüm Kürtlerin bu mücadele tarihinden ders alması gerekiyor. Kosovalıların Mücadele tarihinden Kürtler için bazı sonuçlar çıkarabiliriz. Bunlardan bazıları :
1) Kosovalılar Mücadelelerinin her aşamasında milli birliğe önem verdiler.
Kendi içlerindeki mücadelelerde milli menfaatlere zarar gelmemesine dikkat ettiler.
2) Mücadelelerinde meşru mücadele yöntemlerini ısrarla kullandılar. En azından bu yöntemde ısrar edenleri ortadan kaldırmadılar. İbrahim Rugova, bir Arnavut Gandi’si olarak ölümüne kadar barışçıl yöntemlerle ön saflarda mücadeleyi yönetti.
3) Diplomasi yöntemini mücadelenin her aşamasında kullandılar. Eğitimli, milli duyarlılığı yüksek insanları haklılıklarını anlatmak için kullandılar.
4) Dünya siyasetini yönlendiren ABD ve AB ülkelerini karşılarına almadan mücadelelerini yürüttüler.
5) Bağımsızlık yolunda hiçbir ödün vermeden NATO kuvvetleri ile eşgüdüm içinde çalıştılar. Haklı davalarını her zaman savundular. NATO’nun çıkarları ile ters düştüğünde bile diyalogu kesmediler. Gereksiz büyüklük ve üstünlük psikolojisine girmediler.
6) Teröre ve Terörist yöntemlere prim vermediler. UÇK’nin kolayca sivilleşmesini sağladılar.
18 Şubat 08



Yorumlar (1 gönderildi):
ulusal birliğe değinmişsiniz. ama nasnameyi uzunbir süredir takip ediyorum
ve kesinlikle ulusal birliğimizi sağlamamız gerekiyor iç çekişmelerimizi ulusal bütünleşmemiz önünde engel teşkil etmemeliyiz. ve bu sölediğinize sizin uymadığınızı görüyorum lütfen biraz bütünleyici olmayı deneyin.
saygılar...
Yorum yaz