Anasayfa | Yazarlar | Sıtkı Zilan | Kürdistan Ve Siyaset

Kürdistan Ve Siyaset

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Resim: www.kurdistantime.com

Milletler; çözümü kendi tarihinde, halkının birliğinde, MB, AB 'de ararken, onlar yıkıldı yıkılacak, miadını çoktan doldurmuş Kemalistlere ümitlerini bağlamışlardır. Ergenekon’un ağzıyla konuşuyor, yıllarca onlarla işbirliği yapıyor, elimizde delil olmasa da Ergenekon tarafından Kürdler için oluşturulmuş ve amacı Kürdleri yanlış yönetmek, yoldan çıkarmak olan bir projenin parçası olduklarına dair emareleri bolca görüyoruz.

sidki_zilan@mynet.com

Ağzı olan konuşuyor, fikir özgürlüğü var, saygılıyız. Ancak, Kürdlerin derdini ekmek ile sınırlayıp, en az ekmek kadar, su kadar, oksijen kadar gerekli olan hürriyet ihtiyacını dile getirmemek; medeni cesaret yokluğundan, hasma hoş görünme ve mevcudun yıkılması durumunda; zararlı çıkacağını hesaplayan, Ankara’ya göbekten, zihinden ve başka yerlerden bağlı olanların işidir.

Bu bağlamda İslamcılar, Türkçüler ve Kemalist Kürdler arasında fark yoktur. İslamcıların iş uyutma, İslam ile teskin etme iken, Kemalistlerin işi korkutma, inkâr etme ve sindirmedir. Kemalist Kürdler de ısrarla ve inatla Kürd-Türk çelişkisinin olmaması, Kürdlerin kendilerine has partilerinin, örgütlerinin, çizgilerinin olmamamsı için çalışırlar. Siyasi partilerinin başkanı Kürd ise ( ismi Türk de olabilir ) eş başkanın mutlaka Kemalist Kürd veya Türk olmasına dikkat edilir.

Seçime gidilecekse Türklerin solcusuyla ittifak yapılır. Bize manasız gelse de onların amacı Türkiye’den soyutlanmadıklarını, Türkiye partisi olduklarını, Milliyetçi Kürd olmadıklarını hatta Milliyetçiliğin gericilik, dincilik, Nakşîlik gibi bir şey olduğunu ısrarla vurgulamak isterler.

Tek bayrak, kutsal sınırlar, Kemalizm, altı umde de tartışılmadan bu işlerin çözüme kavuşabileceğini söylerler. Çözümüm ideolojik yanını Kemalizm, somut adresini de Kemalizm’in bekçisi Türk Genelkurmayı olduğunu ısrarla vurgularlar.

Milletler; çözümü kendi tarihinde, halkının birliğinde, MB, AB, İKÖ, ABD de ararken, onlar yıkıldı yıkılacak, miadını çoktan doldurmuş Kemalistlere ümitlerini bağlamışlardır. Ergenekon’un ağzıyla konuşuyor, yıllarca onlarla işbirliği yapıyor, elimizde delil olmasa da Ergenekon tarafından Kürdler için oluşturulmuş ve amacı Kürdleri yanlış yönetmek, yoldan çıkarmak olan bir projenin parçası olduklarına dair emareleri bolca görüyoruz.

Tabiidir ki halkımız, gençler ve Partiye destek veren oy verenler bunu bilemiyor, bilmiyor. Ümmi Kürd nasıl bilsin. Tahsillisi çözemiyor ki ümmisi çözsün. Bu anlamsız ve makamsız sözlerden sonra çözümden bahsetsek iyi olur. 

Doğal, tabii olanı esas almak lazımdır. Kürd Halkının binlerce yıldır ekseriyet olarak yaşadığı kendi kadim toprakları üzerinde,  kendi kaderini tayin etme seçeneğini benimser, Tedrici talep ve hareketler de bu amaca hizmet ettiği oranda faydalı ve milletimizin menfaatine görürüz.

Türkiye’nin demokratikleşmesi, AB’ye üyelik gibi konular, Kürd halkının hedefleri için şiddetten uzak seçeneklerin önünü açtığı oranda bizim için anlamlıdır. Aksi halde sadece kendine demokrat bir anlayış ile hareket edilmiş ve Kürd halkının onayı alınmadan, bizim adımıza birilerinin karar alması anlamı çıkar ki; Türkiye ve AB açısından hangi yararı içinde barındırırsa barındırsın,  Kürd halkının görüşü sorulmadan, Kürdler taraf kabul edilmeden alınacak kararların meşruluğu tartışmalıdır.

‘Kürd Meselesi’ olarak isimlendirilen ve esasını Kürdlerin yokluğu üzerine bina edilmiş olan, Kürdün, toprağının, kültürünün sorun olarak kabul edildiği bir zihniyet hukuk dışı bir mantıktır. Bu siyasi bir meseledir ve çözümü de siyasi olmak durumundadır. O da Kürdlerin kendi kaderini tayin ve geleceğini özgürce belirleme seçeneğidir.

AB ve Türkiye’nin Kürdlere danışmadan, Kürdleri taraf olarak, Kürd halkını bir millet olarak hem de tarihi, toprağı, dili, kültürü olan ve kendi kendini yönetebilecek, vesayete ihtiyaç duymayan bir millet olarak kabul etmeden, sadece sorunları öteleyen geçici ve başka sorunları içinde barındıran çözümlerde diretmeleri kabul edilemez.

Kürd milleti Yahudilerden, Kosovalılardan, Kıbrıslı Türklerden daha fazla siyasi iktidara muhtaçtır ve bu onun en doğal hakkıdır. Büyük güçlerin, AB’nin, BM’nin, İKÖ’nün ve diğer önemli devlet ve kurumların bu tabii durumu görmemesi sahiciliklerine, hakkaniyete ve hukuka aykırı bir durumdur.

BM, isminden de anlaşılacağı üzere; milletleri esas alması gerekirken, fiilen devletleri esas aldığından ve her milletin bir veya birkaç devlet tarafından temsil edildiğini zımnen kabul ettiğinden Kürd Milletinin meşru hakları karşısında sağır davranmaktadır. Bu sağırlık AB ve diğer güçler için de geçerlidir.

 Biz, sağlıklı ve hukuka uygun bir diyalog ve çözümden yanayız. Ancak; Kürd halkının vesayet altında kalmasını kalıcı hale getirecek bir çözümün de başka derin bunalımlara yol açacağını da görüyor ve endişe ediyoruz.

Çözümsüz bırakılan Filistin, Keşmir ve benzeri sorunlar nasıl savaşlara neden oluyor, dünya barışını tehlikeye atıyorsa, Kürdistan sorununun iki paylaşım savaşı esnasında ve sonrasında çözümsüz bırakılması, çağdaş dünyada olmaması gereken ve sömürge statüsünden de geri bir konuma itilen coğrafya ve halkımızın; kültürel, mezhebi, dini, milli aidiyetine yönelen inkâr, imha, asimilasyon süreçlerinin elan devam ediyor olması da, en az savaşlar kadar dünya barışına, demokratik anlayışa, çok sesli ve çok renkli çoğulcu toplum modeline, BM şartına, Semavi dinlerin ruhuna, beşeri tüm felsefi görüşlere ters bir durum arz etmektedir.

Kürdler, medeni dünya ile diyaloglarında, taleplerinde halkımızın bu haklı ve yerinde, vakıaya uygun düşen beklentilerini esas almalı, AB ve Taraf ülkelerin ( Türkiye, Irak, Suriye, Türkiye ) siyasetlerini iyi takip ederek, lütuf ve merhamet dileyen değil; sorgulayan, meşru haklarından taviz vermeyen, hukuka riayet eden,  halkımızın meşru siyasi taleplerini de göz ardı etmeyen bir diplomatik anlayışla hareket etmeleri elzemdir.

Büyük güçlerin ( ABD ve AB ), bölge ülkelerinin siyasetleri doğrultursunda zamanla farklılık arz eden çözümler peşinde koşmak,  başkalarının siyasetlerini kolaylaştıran veya zorlaştıran, başkasına endeksli tutum ve siyasetlerden de uzak durmalıyız.
Şüphesiz, Kürd halkı tüm insanlığın iyiliğini, dünya barışını, Ortadoğu’daki sorunları düşünerek ve sorumluluk bilinci ile hareket edecektir. Ancak; Kürd halkı ve geleceği başkasının menfaatlerine göre şekillenemez ve pazarlık konusu yapılamaz.

Hele bizi taraf olarak kabul etmeyen projelerin amacı ne olursa olsun, tarafımızdan kabul edilmesi mümkün değildir. Bu anlayış ve kaygılarla hareket edilmesi ve bundan sonraki süreçte Kürd siyasi şahsiyetlerinin; süreci doğru götürmesi ve yönetmesi, halkımızın meşru hedeflerine halel getirebilecek tutumlardan kaçınması hem kaçınılmaz hem de hayati ehemmiyete sahiptir.

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin