İrtica Ve Bölücülük, İslam ve Kürdlük
Sıdkı Zîlan ( sidki_zilan@mynet.com )
Kemalist devlet erkânı Müslümanlara ve Kürdlere karşı mücadele ederken doğal, ilmi ve saygılı bir dil kullanmaz. Üsluplarında tezyif, tahkir ve kışkırtma hep olagelmiştir. Türk ordusu, medyası, kolluk kuvvetleri hep bu aşağılayıcı sözleri kullanır; irtica ve bölücülük.
Oysa irtica dediği şey İslami gelişmeler, bölücülük dediği ise Kürdlüktür. Konuyu saptırmak için PKK’nin hukuken kabul edilemez şiddet eylemlerini ve en başta Kürdlere zarar veren siyasetini veya bazı İslamcı gurupların en başta İslam’a aykırılık teşkil eden eylemlerini ileri sürmek meseleyi saptırmaktır.
Türk devletinin ve Kemalist rejimin özünde İslami ve Kürdî olana hasım olma vardır. Dini siyasi ve sosyal hayattan uzaklaştırma, Kürdleri de yok sayma pratiği acımasız bazı zecri tedbirlere, askeri operasyonlara, hukuksuzluğa, keyfi yönetimlere yol açmıştır.
Kur’an eğitimi, dini eğitim, tarikatların tabii karşılanması gereken faaliyetleri, İslami duyarlılığı olan fertlerin ve çevrelerin nimetlerden eşit olarak faydalanması, devlet dairelerinde iş bulması, yöneticilik yapması, siyasi parti kurup halkı ve kendisini temsil etmesi hep tehlike olarak algılanmıştır.
Keza, Kürdlerin varlığı, dilleri, tarihleri, topraklarının varlığı, kendi toprakları üzerinde özgürce yaşama talepleri hep bölücülük olarak sunulmuştur. Buna algılama sorunu da diyemeyiz. Çünkü yanlış algılamaların düzeltilmesi mümkündür. Kemalist rejimin derdi ise Müslümanların çağın gerisinde kalan bazı tutumlarını veya şiddete bulaşmış olan kesimler değil veya yalnız onlar değil; okula örtülü gidecek kızın, askeri okulda okuyacak namazlı öğrencinin, memurun, Kur’an okuyacak çocukların hakkını da gasp etmeye yönelik bir durumdur.
Keza; bu hukuk tanımaz rejim; ayaklanan, şiddete başvuran örgüt, birey ve çevrelerle belki de onlar açısından doğal karşılanabilecek bir tepkiden ziyade; bu ülkede tek topraklı halk-millet olan ve kendi toprakları üzerinde binlerce yıldır kesintisiz, çoğunluk olarak yaşayan Kürd Milletinin varlığını, bekasını, yarın muhtemel kazanımlarını sorun-mesele yapmaktadır.
Türkiye denilen ülkenin, yöneticilerinin, halkının en başta gelen sorunu; kelimelere yükledikleri anlamın farklı olmasıdır. Yani aynı dili konuşmuyoruz, ayni şeyi hissetmiyoruz, aynı şeylere üzülmüyoruz ve aynı şeylere sevinmiyoruz.
Halkın nazarında, ekser halkın nazarında iyi insan ile devletin nazarındaki iyi insan farklıdır. Çağdaş, laik, Atatürkçü kişilik dayatması bu millete bir zülümdür. Halk bunu anlamadığı gibi yaşamak da istemiyor. Ama bu ülkenin düşünürleri, yazarları, siyasetçileri yüreksizdir, medeni cesaretten yoksundur. Onun içindir ki;
Müslüman çoğunluk esarette, Kürdler esarettedir. Nasıl mı? İzah edelim; bu rejimin insan tabiatına aykırı çehresini anlamak için biraz düşünmek yeterlidir. Devlete bağlılık yetmez, bazılarının vesayetini kabul etmek lazımdır, onların anladığı anlamda laik, yani dine hasım olmak lazımdır, tarihe sırtını dönmek lazımdır.
Kürdlere bakış açısına gelince durum yekten içler acısıdır. Örnekler; resmi teze göre bazı kavramların manasını ve uygulamasını incelediğimizde durum anlaşılır hale gelir. Şöyle ki;
Irkçılık kötüdür uygulaması; ( Türkçülük yapmak bundan muaftır, çünkü rejimin karakteri ırkçılığa dayalıdır ve Türk saydığını kayırır. Türk saydığının tümü de sahiden Türk değildir. Pomak, Çerkez, Boşnak, Tatar, Laz, Gürcü ve unsurları kanuni bir düzenleme ile Türk yapmış, sonrasında da bu yapay Türklüğü zorla Kürdlere dayatarak onları kendi aidiyetlerinden koparmaya çalışmaktadır. )
Din özgürlüğü; Kemalist rejim dinlere saygılıdır. Ama bu saygıdan İslam ve Müslümanlar nasibini almaz. Hıristiyan ve Yahudiler özgürce din adamlarını seçerken ki buna seviniyoruz ve kıskanmıyoruz. Müslüman çoğunluk kendi dini liderlerini seçemiyor, dini hizmetleri görecek eğitim kurumlarını kuramıyor, çocuklarına dini eğitim veremiyor.
Mason olmak, iki dinli olmak yükselmeye mani değilken ve Kemalizm maskesi ile yükselmeye vesile iken, gariban Müslüman fertler sözde kendi devleti tarafından tehlike olarak algılanıp, devleti ele geçirme suçlamasına maruz kalmaktadırlar. Oysa öğrendiğimize göre devlet Türklerin, Türkler de Müslüman’dır. Demek ki Türk ve Müslüman olmak yetmiyor, İslam’a hasım bir laiklik anlayışına, işgalcilerin ideolojisi olan Kemalizm’e bende olmak lazımdır.
Müslümanların kurduğu partiler, dernekler, vakıflar, sergiledikleri fiiliyat bu devlet için tehlikedir demek için ahmak olmak lazımdır. Devlet için değil, rejim için tehlikedir demek de; rejimin Müslüman çoğunluğa, kahir ekseriyetin menfaatine göre tasarlandığı; seçkinci, iki dinli; Türklük, Müslümanlık, Kemalizm maskesi takmış ve ecnebilerle işbirliği içerisinde olan bir yapıyı çağrıştırır. Eğer AKP tehlike ise Fethullah Hoca tehlike ise bu devlet Türkün değildir, en azından Türkün menfaatine çalışmıyordur.
Biz Kürdlere gelince durum daha da vahimdir. Bu konuda ilim, vicdan, uluslar arası hukuk iflas etmiştir. Azınlığın hakkını bize vermiyorlar ve gerekçe olarak da Müslümanlığımızı aleyhimize kullanıyorlar. Adı, sanı, dili, kültürü, tarihi, toprağı olmayan, siyasi iktidardan yoksun bir asli unsur edebiyatı ve kardeşlik söylemi. Yüce İslam dinini kullanma ve özellikle İslam’a şaşı bakanlar tarafından, Kemalistler tarafından gariban, dindar Kürdlere karşı kullanılması. Uysa dindar olan biziz, İslam’ı onlardan daha iyi yaşayan da biz.
Azınlığın hakkını istiyoruz yok, çoğunluğun istiyoruz yok, ferdi haklar istiyoruz yok, medeni haklar istiyoruz yok. Sonuçta neredeyse Akif’in diliyle; ( ağzım kurusun, yok musun ey adli ilahi. ) diyeceğiz. Hâşâ, adli ilahi vardır ve Akif de bunu biliyordu. Ama ilahi adaleti bilen, uygulayan yoktu ve isyanı buna idi.
-------------------------------------------
Değerli kardeşlerim; kim ilgileniyor bilmiyorum. Nasname ve iddianame ilişkisi yazımızdan dolayı yorum yazan bir kardeşimiz ( deniz rumuzu ) bizden şahsi bir talepte bulanamktadır. Haliyle yazarların şahsi e maillerini verme ihtiyacı bu vesileyle doğrulanmış oluor. ( e mail: sidki_zilan@mynet.com )
ya benim e mailimi o arkadaşa ya da onun e mailini bana bildirin ki sorusuna cevap vereyim. Aksi halde okuyucuya saygısızılık olmuş olur. diye düşünüyorum. selamalr.
Sıdkı zilan-Diyarbekir
Nasname Notu:
Bu sorun en kısa zamanda halledilecektir.
Sistemin oturmamamasından dolayı zaman zaman bu türden ufak tefek eksiklerimiz olacak ve en kısa zamanda gidereceğiz.
Selamlarımızla



Yorumlar (5 gönderildi):
Meselenin ozu cikar,sinif,kesim (ne derseniz),pazar savasidir.Birileri pazardan pay almak icin muslumanligi,birileri laikligi,birileri
baska argumanlari kullanabilir.Bu tur soylemler veya propagandalar niyetin gizlenmesinden baska bir sey degil.
Islamiyet her topluma,sinifa,ulkeye gore
farkli yorumlanmakta ve farkli uygulanmaktadir.Bu durum dort halife donemine kadar dahi uzanir.Ali'nin,Omer'in,Osman'in islami anlama ve uygulama yontemleri bile geldikleri sinif,aile,kabile ve cevrelerinin sistemdeki pozisyonuna gore degismektedir.Bu neden kaynaklanmaktadir sayin Zilan?Neden hic kimse gercek musluman veya gercek laik veya gercek sosyalist degildir?Biz yeni
solcular olaylari ve olgulari oraya bura
ya cekmeden olayin bir sinif,kesim,pazar
savasi oldugunu alalen soylemekteyiz.Sorun muslumana,kurde,aleviye inancindan oturu
yapilan bir baski degildir,sorun kendilerini degisik bicimlerde ifade eden topluluklarin mevcut sistemde kariyer,is,sermaye sahibi olmalarinin sistemin sahiplerince engellenmesidir.Biz buna sinif-kesim kavgasi diyoruz.Bugun atesli musluman,yarin pekala cevresindeki insanlari iliklerine kadar somuren bir is adami olarak karsimiza cikabilir ki ortalik bunlardan gecilmemektedir.Darfur'da ve bir cok iktadari elelrinde bulunduran musluman ulkelerde durum icler acisidir.Bazilari hemen bunlar gercek muslulaman degildir diyebilir,bizse islamin,gercegi-sahtesi olmadigini aslolanin uretim bicimi ve pazar savasi oldugunu vurgulamaktadiyiz.
Gunumuzde bu durum oldukca acik ve nettir.Biz acikca Kurtlerin kendi pazarina sahip cikmalarini,ulkelerini kendilerinin yonetmesini ve bu yonetimin
mevcut sinirlar cercevesindeki degil
tum insanlarina,ahirdaki essegine bile deger vermesini onun dahi hakkinin,hukukunun korunmasini istiyoruz.Kapsamli bir hukuk calismasiyla Avrupa hukukundan daha ileri bir hukuk devletinin olusturulmasini ve bu devletten herkesin
esitce faydalanmasini benimsiyoruz.Bunun
muthis bir mucadeleyle gelisebileceginin farkindayiz cunku bu istemler mevcut pazar sahiplerini yerlerinden hoplatiyor.Bu nedenle bizce
muslumanliga yonelimden ziyade halka yonelim sozkonusudur.Muslumanligi makyaj
yapanlar meselenin ozunu saptirmakta,bu yontemle iktirdan pay olma yolundadirlar.Iktidara geldiklerinde ise
ayni seyi baskalarina onlar yapacaklardir cunku islamin uretimi bicimi ilkel kapitalizmden baska bir sey degildir.Liberal kapitalist bile olamiyorlar.Iste Iran,Arabistan ve diger
musluman ulke yonetimleri biraz boyledir.Kuveyt'in zenginliginden kaynaklanan bir liberalizm sozkonusu fakat siyasi acidan onlarda geridirler.
Kisaca gunumuzde kartlar acik oynanmalidir,biz her donem olayin ekonomik ve pazar savasi oldugunu vurguladik,islamcilarda artik acik oynamak durumundadirlar,suistimaller gerceklerin gizlenmesini ancak bir sure gizleyebilir.Zaten epeyce palazlanan yesil sermayenin kendi icindeki kapismasi gecikmeyecek bugun islamci olanlarin yarin ozellikle onlarin alt tabasinin asiri kominist olacaklari ayandir.AKP'nin bir bes yillik iktidari
simdi orta esnaf olanlari,sirketlestirip holdinglestirecektir ki bir cogu olmustur bile yarin herkesin islamci,musluman oldugu sirketlerin kapismasini hep beraber izleyecegiz.Peki
o zaman inanci suistimal edilip sitindan yukselinen genis kitleler ne olacak?Oyle ya kapitalizmde birilerinin altta birilerinin uste olmasi gerekir islami uretim bicimi kapitalizm olduguna gore ne olacak o zaman?Yine birileri bunlar gercek musluman degildir
edebiyati yapabilerler ama ne cagimiz ve
nede bilincimiz bunu yutmayacaktir sayin
Zilan yutmayacaktir.Selamatle
sağlıklı düşünmek, şablonlara yönelik düşünceler bizi bilimsel doğrulara ****ürmez, daha çok kalıpçi, doğma ve yanlış çözümlemelere taşır.
burjuvazi artık ulusal pazarlara sahiplenme gibi bir sorunu ve sorumlulğu da yok. hergün milyarlarca nakit para sadece rekamlar üzerine dünyanı bir ucundan öbür ucunu katetmekte, değiş tokuş ve karınıda beraberine getirmektedir. aynı zamanda burjuvazi ulusLAR ARASI SERMAYE İLE HAREKET EDEREK DÜNYANIN HER YERİNE SERMAYE AKIŞINI GERÇEKLEŞTİREREK YATIRIMINI GERÇEKLEŞTİREBİLMEKTEDİR.
buna bağlı, bakir yerler, dakha kapital malların girmediği hindistan, uzak doğu ülkelere yönelmekte ve buradaki ucuz emekle daha çok kar sağlamaktadır. yani ulusal pazar, ulusal sermaye vb. kaygıları olmaz, kemalistin, vb başkalrın.
mesele alışa gelmiş sistem ve bu sistemin kimlerin yönetebileceiğidir.
kemalizm dün avrupalıya şu mesajı veriyordu, özellikle ingilize ben dinsiz, ananelerinden koparılmiş, size benzemek için her halukarda çırpınacak bir toplum yapısı oluşturacağım. sizde bana yaşam hakkı verceksiniz. khani dolma bahçe sarayında rivayet olunur ya ingiliz kralına yemek getiren kominin ayağı kayması, atatürk bu halkka bir türlü uşaklığı öğeretemedim demesi. halbuk ki halkı ingilizlere yedeklemeye çalıştığı bir dönem.
kemalist iktidarın ilk gününde de ayak oyunlarıyla bir çok kişiyi tasfiye edereken, kürtleri ysnıs slıp sonra üzerlerine gidip imha etmeye çalışarak, vs. vs. daha anlatacak bir çok konuda yaptı hay yaptı.
yer ve konum edinen, bu konumlarında olmak istemeyen çevreler, kendi dışında herkesi sürü, akılsız ve düşünmeyen kesimler olarak lanse ederek iktidarı onlarla paylaşmak istememesidir. dikkat ederseniz kürtlerin en mahsum hakkı olan anadillerini bile yasaklayan bir sistemle yüzyüzeyiz. çünkü kürtleri kemalist yönetimin 1924 yılında sonra inkar etme, ingilizlerle her konuda anlaşan kemalistler kürtlerı ikinci sınıf ve övey evlat muamelesi görmeye başladığı dönem oluveriyor.
kürt burjuvasisi ile türk burjuvasisinin seramay savaşimi mi var. dersim amed,zilan, ağrı savur ayaklamaları bunun için mi çıkiyor. mümkün değil.. çünkü kürt burjavasis diye bir sınıf yoktur.
çatışma kürtleri yok sayan zihniyet ile ben varım diyen kürtler arasında gerçekleşiyor. bugünde taşlralının, islamcinin, demokrat olanın, kemalist laik sol faşistler dışında ,gerçek solcular ile kemalistler arasında bir çatışmadır ve devam edecektır de.
Kimse kuru milli değerler için savaşmaz, zaten bunun mantığı da yoktur. Ulusal mücadelelerin genel esprisi kendi pazarına sahip çıkmaktan başka bir şey değildir. Örneğin Kürdçe serbest olursa, biz Kurdistan'da ki yönetimden vaz mı geçeceğiz. Değerlerimizin Kürdçeye peşkeşine seyirci mi kalacağız. Eğer ben o ülkeyi yönetmeyeceksem veya yönetiminde yer almayacaksam neden savaşayım ki? Akıllı olun lutfen sayın Turan! Biz; garip, tuhaf, tanrısal veya ilahi güçler için mücadele etmiyoruz. Demokratik bir düzende, kendi kendimizi yönetip, kendi dilimizle(zazaki-sorani-kurmanci-gorani) eğitimimizi yapıp, petrolumuzun ve diğer kaynakların bir damlasını bile dış güçlere peşkeş çekmek istemiyoruz. Gerisi fasa fiso.....
Aynı mantıkla baktığımızda bizlerde Kemalizmi islamcılığın Türk versiyonu olduğunu iddia edebiliriz. Çünkü bu Kemalistler milyonlarca alevinin, binlerce ezidinin, yüzlerce Hiristiyanin kanini emmişlerdir. Ortalık camilerden, imamlardan geçilmemektedir, ama bir cemevinin kabulu bile büyük sıkıntılar taşımaktadır. Buna benzer binlerce örnek siralayabilirim Kemalizmin islamın Türk versiyonu olduğuna dair. Ama meselenin özü bu mu?
Hayır değil, o zanam meselenin özü nedir? Yukarıda açıkladığım gibidir
herşey o kitaplarda yazıldığı gibide değil, bilimde bir doğru ortaya çıktığında, bir önceki doğruyu yadsır. sen kürt ayaklanmalrı, tabikki önderlik edecek porlateryan yoktu, köylülük vardı, oda serf düzeyindeydi ayaklanmayıa önderlik edecek bilgi ve birkimide sahip değil, aydın olan kesim eder. eğer kürt imam, ve illeri gelenler etmesi bundan daha doğla bir şey olamaz.
semn tarihin yanlış bir yerinde dünuaya gelmişsiniz. 2o. yy başlarında doğmaliydin, savunduğun savlarda doğru olurdu. o zmanda bu savlar doğru değildi, ama bu doğruların yerine koyacak başka doğrular yoktu, dolayısyla doğruların geçerli olurdu.
kusura bakmayın, mevcut düşünce ve kitaplardan öte gitmeyen düşünsel formatınla bir arpa boyu yol almasın.
mahaledeki kavgada pazar sorunudur, demen ulus ve ulusal pazarlar gibi paylaşım sözlerin zmanı çoktan geçti. avrupada yüzyıllar savaşları, kaoliğin değişmez dogmalarıyla, refor isteyen zihniyeti svaşıydı. şimdiki svaşta marksizmi dogma haline getirilenlerle, narksizmi bilimsel vurgusu ve zihniyetle ilgili bilgisel gelişmeleriyli kayda değer aliyoruz. senin düşüncelerin hiç mi hiç cazip gelmez, kusura bakma..
Yorum yaz