AKP'nin Geleceği ve Kürdler
Türkiye son komünist ülke olduğu gibi, yalanın en uzun süre iktidarda kaldığı ülkelerden de biridir. Bu yalan da; Müslüman çoğunluğun ve Kürdlerin yok sayılması üzerine bina edilen Kemalist rejim yalanıdır. Yalanın iktidarı bu kadar uzun sürüyorsa bunda Müslüman çoğunluğun ve Kürdlerin de sorumluluğu olduğu aşikârdır
AKP’NİN GELECEĞİ VE KÜRDLER
İktidardaki AKP’nin geleceği, bir anlamda Türkiye’nin geleceği demektir. Ya demokrasi ve AB hususunda mesafe alınacak ya da Türkiye ikinci sınıf bir demokrasi ile yoluna devam edecektir.
Geçmişte kalan iki seçimden sonra Erdoğan’ın bu şansı vardı ama bu şansı heder etti. Kapatma davası sonrasında ise yeni bir başlangıç ve açılım yapma imkânı ve lüzumu vardır.
Bence bu imkân iyi kullanılmalıdır. Hemen Askeri Şuradan başlayarak hukuk devleti ilkesi işletilmelidir. Göz boyama veya sadece kendine Müslüman veya demokrat suçlamasını boşa çıkarmanın yolu da budur.
Eğer hukuka saygı esas ve askeri vesayetten kurtulmak amacında iseler Yaş kararlarına şerh koymaktan ziyade, hukuka aykırı bu kararların yargı denetimine verilmesiyle bir nebze çözüm bulunmuş olacaktır.
Bir nebze diyoruz, zira AKP’nin kapatılması sürecinde de gördüğümüz ve binlerce örneği olan uygulamadan da biliyoruz ki Türkiye’de askeri vesayet sadece siyasete ilişkin değildir. Yargı da vesayet altındadır.
Hele bir de Şemdinli örneği var ki evlere şenlik. Önce iddianameyi hazırlayan savcı haksız yere görevden alındı, sonrasında dava sivil yargıdan kaçırılarak dünyada örneği olmayan askeri yargıya taşındı ve sanıklar serbest bırakıldılar.
Askeri yargını tamamen kaldırılması, yargı birliğinin sağlanması elzemdir. Keza baş yargıçların halkoyuyla seçilmesi yoluna da gidilmelidir. Başsavcıyı, yüksek mahkemelerin başkanlarını bence halk seçmelidir. Üyelerini de Meclis seçmelidir.
Türkiye’nin özgün şartları bunu gerektirmektedir. İkinci adımda da YÖK’ün kaldırılması, Diyanetin özerkliğe kavuşturulması, askere ticaretin yasaklanması, OYAK gibi iktisadi kurumların hazineye devri veya satılması gerekmektedir. Asker sadece maaşını alan ve görevini yapan bir kurum olmalıdır.
AKP’nin Müslümanlığının ve Demokratlığının sadece kendisine veya kendine has olmadığının ispatının yolu da Kürd meselesinden geçer. Kürd milletine reva görülen köle muamelesinin değişmesi ve bunun hukuki güvencelere bağlanması gerekir.
Kürlerin kültürel açıdan, siyasi açıdan özgür olması gerekir. Kürdler kendi aidiyetleriyle siyaset yapabilmesi, örgütlenebilmelidir. Mesela; Kürdistan Özgürlük Partisi kurulabilmelidir.
Keza İslami camia da özgür olmalıdır. Müslüman çoğunluk da vesayet altından kurtularak kendi aidiyetiyle siyaset yapabilmeli ve diğer alanlarda da örgütlenebilmelidir. Mesela, İslamî Çözüm Partisi kurulabilmelidir.
Aksi halde birisinde kuyruk acısı, diğerinde evlat acısı varken ve de hukuk devleti ile demokrasi yolunda mesafe de alınmadan beraberce sulh içerisinde yaşamanın zorlaşacağı anlaşılmaktadır. Bu zorluk halktan, benden, senden değil; halkın iradesine, hukuka inanmayan ve güvenmeyen Kemalist-Ergenekoncu kesimden gelmektedir.
Nereden başlamalı sorusuna gelince; yukarıda dillendirdiğimiz taleplerin her biri için anayasanın değiştirilmesi gerekeceğinden, yeni bir anayasa Türkiye için acil bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyaç Müslüman çoğunluk, Aleviler ve Kürdler açısından da ( Aleviler ve Kürdler de ekseriyet itibariyle Müslüman’dır ama dini taleplerden başka talepler de olduğundan bu şekilde ifade edilmiştir. ) kendini dayatmaktadır.
Şu ana kadar mahrumiyette eşitlik ilkesiyle hareket eden Kemalist rejimin Alevileri, Kürdleri ve Müslüman çoğunluğu oyaladığı, yok saydığı ve bir birine karşı kullandığı bilinmektedir.
Bunun için muhalefetin omurgasını oluşturan bu kesimlerin-tarafların da bir birine destek vermesi ve aralarında güven bunalımının açılması lazımdır. Biri diğerinin kazanımını kıskanmamalı ve kendi aleyhine bilmemelidir.
Onun için Alevinin zorunlu din dersine karşı gelmesi yanlış ama kendi çocuğuna kendi kültürünün öğretilmesini istemesi doğrudur. Hatta Alevi çocuklara Sünni anlayışın dayatılmamasını isteme hakkı ve bu derslerden muafiyet isteme hakkı da vardır. Ama Müslüman Sünni çoğunluğun ihtiyacı olan zorunlu din dersine karşı gelmesi yanlıştır.
Aynı şekilde Sünni çoğunluğun da cem evi ve Alevi kültürünün gelecek nesillere aktarılması kapsamındaki Alevi kardeşlerimizin taleplerini anlayışla karşılaması gerekir ve destek de verilmesi gerekir. Başkasının derdiyle dertlenmeyen bir anlayışın insaniliği veya İslamiliği tartışmalıdır.
Müslüman çoğunluk Kürdler adına da empati yapmalıdır. Kürd dili ve kültürü, Kürdlerin siyasi talepleri nazardan uzak tutulmamalıdır. Kürdlerin kendi topraklarında siyasal iktidar hakkı da dâhil olmak üzere tam bir özgürlük içerisinde bu meseleyi konuşmaz veya tartışmaz isek geleceğe dair bir iyimserlik oluşamaz.
Kürdler taraf kabul edilerek bu mesele konuşulmadan, tartışılmadan verilecek kararlar, başkalarının kararı olacak veya dayatması olacaktır. Rızaya binaen çıkacak her sonuca Kürdler evet der veya demek zorundadırlar. Hukukun gereği budur. Ama inkâr ve asimle ederek meseleyi ötelemenin manası da gereği de yoktur. Çünkü asırların birikimi olan bu meseleyi görmeyen veya görünmez yapmak isteyenlerin kendileri ya tasfiye olmuş veya görünmez olmuşlardır.
AKP’nin geleceği de bu meseleyle yakından ilgilidir. Ya AKP bu meseleyi çözüme kavuşturacak veya AKP yok olacaktır. Kürdlerin iyi niyeti bile AKP’yi kurtarmaya yetmeyecektir. Yetmiş beş Kürd vekilin gücü ise yok mesabesindedir.
Türkiye son komünist ülke olduğu gibi, yalanın en uzun süre iktidarda kaldığı ülkelerden de biridir. Bu yalan da; Müslüman çoğunluğun ve Kürdlerin yok sayılması üzerine bina edilen Kemalist rejim yalanıdır. Yalanın iktidarı bu kadar uzun sürüyorsa bunda Müslüman çoğunluğun ve Kürdlerin de sorumluluğu olduğu aşikârdır. sidki_zilan@mynet.com



Yorumlar (6 gönderildi):
Islam tarafınız, düşünce sisteminizi esir ediyor.
Sizin gibi, TC dilinde eğitim görmüş birisinin, sözcüklerin anlamını bilmemesi olanaksız birşeydir.
<b>Zorunlu</b> sözünün Arapça <b>Mecburi</b> sözüne karşı kullanıldığını, zorunlu olandan kaçamak olmadığını bilmiyor olamazsınız!
Alevilerden, <b>Zorunlu din dersleri</b>ne karşı çıkmamalarını isterken, onların bu dersten muaf tutulmalarının önünün, zorunlu hale getirilmesiyle zaten kapatmış olmuyor mu?
Din derslerine karşı çıkmamalarını istemeniz, elbette kabul görür. siz bunu iyi biliyorbsunuz! Ama, istediğiniz bu değil. Alevilerin <b>Zorunlu din dersleri</b>ine karşı çıkmamalarını talep etmektesiniz!
Ki bunun anlamı, İslam dininden olmayanların bu derse katılmama hakları ve imkanları peşinen yok edilmiş olunuyor!
Gerisi, Alevi'leri, Gayri Müslim'leri, Komünistleri aldatma çabalarına dönüşüyor!
Artık,istediğiniz kadar, Aleviler <b>Sünni anlayışın dayatılmamasını isteme hakkı ve bu derslerden muafiyet isteme hakkı da vardır</b> deyiniz! Zorunlu kılan bir yasa çıktıktan sonra, bu yollar hukuken kapatılmış oluyor!
Hele sizin gibi Hukukçu birinin bunu bilmemesi olanaksız bir şeydir!
Biz Alevi, Komünist, Gayri Müslim ve Ateistler, İslam üzerindeki bütün yasaklara karşıyız.
Ancak, İslam savunucuların tıpkı sizin yaptığınız gibi hile ve zor ile kendi kurallarını dayatma çabalarından da bıkmış durumdayız!
İşte Siyasal İslam'ın idarede etkin olmasına karşı çıkmamızın temel nedeni de bu baskıcı zihniyetten israr etmenizdir.
Devlet destekli onlarca İmam-Hatip okulları, Kuran kursları mevcutken ve buralarda İslam dini tüm teferatı ile öğretiliyorken;
Amacınız bize baskı yapmak değilse
soruyoruz,
din derslerinin verilmesi ve buna dileyenin katılması neden size yeterli gelmiyor?
Diyebilirsiniz ki, devlet tek yanlı ve tahrifatlı eğitim veriyor!
Zorunlu olsa yine öyle olmayacak mı?
Siyasal İslam iktidarında bu engellenir diye düşünebilirsiniz!
Ancak, bu defa da Şii, Şafi, Menzilci, Hizbullahçı çatışması yaşayacağız.
Siz İslam haklarında toplumsal çatışmanın yaşanmadığı bir ülke görüyor musunuz?
Acaba bunun nedeni İslam'ın Siyasalaşmadan vazgeçmemesi değil midir?
İslam'ı da Ergenekon gibi güçlerin kullanabilmesinin bir nedeni, Tanrı'ya ibadetle sınırlanması yerine, siyasete sokulması değil midir acaba?
Böylece, Allah adına işlenecek cinayetlere yol açılmış olunmuyor mu?
Sadece, Ramazan ayında oruç tutmadığı gerekçesiyle öldürülenleri anımsayınız!
İslam inananlarını, insanı candan eden sistemin kötü işliyişinin sorumluları olarak görmek yerine,
Allah'ına dua, insanlara iyilik, mahlukata kolaylık eden Müminler olarak görmek istiyoruz.
Selametle
HD
03 Ağustos 2008
Sizin Islamin devlet denetimizde ve zorunlu kurallarla devletten tabana duzenlenmsei talebinizin, farkli bir cila ile de olsa bugun ku Devlet din iliskisinden farki nedir aciklarmisiniz?
Siz Afganistan da 10 milyon insanin iktidara geldikten sonra sadece mucahidin hareketi tarafindan yok edildigini biliyorsunuzdur sanirim. Ismailiye tarikadindan olduklari icin Hazara toplumun dan yuzbinlerin kitlesel olarak yok edildiklerini bilmemeniz mumkun degil. Kadinlarin goguslerinin kesildigini, kiz cocuklarinin kacirilip arap ve afrika ulkelerinde kole olarak satildigini bilmemeniz mumkun degil.
Rus emperyalistlerinin fiili isgali doneminde ne Babrak Karmal ne de Necibullah yonetimi bu kadar katliamci olmustur. Dikkat edin ben Taliban yonetiminden degil, Mucahiddin iktidarindan bahsediyorum. Ve bu katliamlar basta ABD olmak uzere , batili emperyalistlerin destegiyle olmustur.
Her Islami hareket gibi TC deki harketlerden hic birisinin Emperyalizmden bagimsiz oldugunu iddia edemezsiniz. AKP islami hareket icinde is birlikci burjuvazinin ve gerici ulemaligin ittifakidir ve Kemalist kanatla arasindaki iktidar kavgasinin ne demokrasi ne de Kurt sorununun cozumu ile iliskisi yoktur. AKP nin Kurt sorununda Iktidarin Kemalist kanadindan farkli bir programi var mi bay Zilan? Alevi Toplumu nun bu dusuncelere guven duymasi ve sizi samimi bulmasi mumkun degildir. Din derlesrinin zorunlulugu dayatmasinin kendi yasamsal haklarinin tecavuzu olabilecegini tecrubelerle yasayan bir toplumdur alevi toplumu.
AKP ve onun temsil ettigi cizgi dun din elden gidiyor diye gerici yagma provokasyonu yaratan Kemalistlerin sokaktaki tetikciler idiler. Bugun ayni kesit anadolu da kullandiklari bu eski ayak takimini iktidarlarina ortak etmemek icin bu sefer irtica bahanesine siginiyor.
Sivas ta katilerin avukatligini yapan Sevket Kazan’lari unutmuyor bu toplum.
Maras í ve tetikcilerini ve tetikleri unutmuyor.
Kemalistler komunistlerin hic bir zaman kardesleri olmadi, aksine komunistler 80 yillik Kemlaist iktidar doneminde kogusturmalara iskencelere idamlara maruz kaldilar.
Bu ulkede Kurt ulusal sorununu ilk defa tarih sahnesine cikaranlar da Komunistlerdir.
Kemalist hareket her akanda oldugu gibi komunist muhalefetin arasina da ajan ve isbirlikcilerini sokmustur. Yada Kurt halkinin en masum taleplerini bastirmak icin ajan orgutlemelere gitmistir.
Fakat ben seize tek bir sey soyleleyim Bay Zilan. Bugun Alevi toplumu halen agirlikli olarak Nasyonal Sosyalist CHP nin potasinda ise bunun nedenlerini siizn gibi dusunenlerden arayin. Zira sizlerden ve dusuncelerinizden urkuyorlar. Zira defalarca bu ducuncelerin temsilcileri tarafindan katliamlara ugradilar. Zira Kemalistlerin bunlari organize ettiklerinden yola ciksak daki bu organizasyonlarin tetikcileri sizin dusuncenize sahip olanlardir.
Bundan dolayi sizi samimi goremiyoruz. Ve bundan dolayi inanin Bay Zilan PKK ve Ocalan surekasi geldigi gerici noktaya ragmen, TC nin en kanli en soven en militarist kesimi ile isbirligi noktasina gelmesine ragmen halen alevi toplumu icinde taban bulabiliyor. Zira 70 yillari sonrasi PPK de dahil yukselen devrimci Kurt hareketi bolgeler arasi inanis ve mezhep farkliliklarinindan kaynaklanan catismalarin ortadan kalkmasi en azindan azgariye indirgenmesine hizmet etmislerdir. Size gore Kurt halkinin inanclarinin zayiflamasi olarak degerlendirilen bu surec bize gore Kurt tarihinde bir devinimdir. Osmanli doneminde Kurtler mezhep catismalariyla birbirine kirdirildi. Kurt halk ayaklanmalari sirf bu mezhep kiskrtmalari yuzunden hic bir kazanim elde edemedi. Ayni tablo TC donemide de devam etti.
Siz AKP kuyrukculugu yapabilirsiniz, akat bunu kurtler adina yapmayin ve Aleviler konusunda da takkiye yapmayin.
Sayin Zilan PKK ve Ocalan icin Kurdistan komunistlerinin soyleyecegi seyler sizinkinden daha fazladir . Buna inanin.Biz komunistlerin kendi icinde tarihsel hesaplasma yapabilcek kapasitesi var buna emin olun. Yalniz artik su alisikdik yamama cabasini biraksaniz diyorum. Biz Kemalist degiliz, ve kemalistler de ne komunisttir ne de Anti-Emperyalisttir.
Biz sizin sahis olarak inanislariniza vijdani kanaatlerinize saygi duyuyoruz. Yalniz artik bir seye seyirci kalma egiliminde degiliz. Birincisi Kurt sorunu ne Kemalistlerin ve onlarin Kurdistandaki ucuncu kollarinin ne de Ortdoks Islami gericilerinin tekelinde degildir,. Bu sahada Kurdistan Komunistleri de var. Bu sahada Aleviler var. Yezidiler var. Suryaniler var.
Kurdistan da insani sorunlarin cozumu uzun tarihsel bir surece tekabul edecektir. Gorunen odur ki bu surec daha cok zor ve cetin olacaktir.
Saygi ve Segvi ile Kalin Bay Zilan.
evet anlaşıldı bizim komünistler hala eski tas eski hamam.
AKP, temel İslami parametreler esas alınarak değerlendirildiğinde kendinde varolan değerlerle olumlu bir görüntü yansıtmıyor. AKP daha çok karşı çıkar göründükleriyle kendini bize ifade ettirmeye çalışıyor. Yani AKP' de gerçek anlamda biz Müslümanları ve Kürtleri umutlandıracak olumlu beklentilere sokacak bir kimlik ve kişilik bulunmuyor. Elbette düşmanlıkta Kemalistler gibi toptan imha ve inkar siyaseti gütmüyorlar, ama hiçbir zaman sorunu doğru teşhis edip çözüm önerileri geliştirmiyorlar. Zamana oynuyorlar. Çoğu kez askerle iş tuttuklarını görüyoruz. Çözümü askere ve bir takım ekonomik tedbirlere havale ediyorlar. Son on onbeş yıllık süreç bize şunu gösterdi ki muhafazakarlar, dindarlar Kürt meselesine tevhid ve adalet ilkeleriyle bakmıyorlar. Kürtler ve hakları söz konusu olunca dini, imani ilkelerin yerini; ırkçı, milliyetçi, ulusalcı söylemler alıyor. Güneydeki Kürtlerin kazanımları söz konusu olunca adı anılan bu çevrelerin nasıl celallendiklerini gördük. Onlar Kürtlerin uyuyanını, uysalını, işbirlikçilerini seviyorlar ve onlara "kardeş" diyorlar.
Diyeceğim o ki: Siyaseti, ilişkiyi maalesef belirleyen hak, adalet ve hukuk değil "güç"tür. Dolayısıyla yalvararak, yakararak bir yerlere varmak mümkün değil. Çalışmak çok çalışmak gerekir ki; ekonomik, siyasal, kültürel, bilimsel, ticari, eğitsel ve sosyal alanlarda güçlü olalım. İşte o zaman ne istediğimizi bilir, saflarımızı sıklaştırırız. Bugün hiçbir reel karşılığı olmayan sanal kardeşliği gerçek kardeşliğe dönüştürebiliriz. Siz hukuktan bahsediyorsunuz onlar size kardeşlik ninnisi söylüyor. Siz Allah'ı çağırıyorsunuz onlar size putlarını - üniter devlet, tek millet, tek dil - dayatıyorlar.
Xuda Hafız.
Yorum yaz