HAK-PAR Ve Yerel Seçimler
Kürd Seçmenin CHP’den kopması ve kopmanın DTP eliyle gerçekleşmesi nasıl hayırlı bir iş ise Kürd seçmenin Saadet Partisi ve AKP’den ve diğer partilerden koparak kendini Hak-Par ve benzeri Kürd partilerinde ifade etmesi de o kadar önemlidir. Biz Kürdlerin iktidarı ve ilerde bizi siyasi iktidara taşıyacak kadroları ancak Yerel Yönetimlerde elde edebiliriz. Bu Kürdler arası demokrasi deneyimi için de önemlidir. Onun için DTP kendisi dışındaki Kürd oluşum ve partilerini bölücülükle veya hainlikle suçlamamalıdır. Aksine bu süreci İslamcı veya değil Kürdlerin Ankara’dan kopuşuna vesile bilerek desteklemelidir.
HAK-PAR VE YEREL SEÇİMLER
Bir önceki yazımızda, DTP’nin yerel yönetim deneyimi ve gelecek seçimler hakkında görüşlerimizi, temennilerimizi dile getirmiştik. Bir temenni ile de Hak-Par’ın durumuna değinmek istiyorum.
Geçenlerde, Hak-Par Genel başkanı Sayın Sertaç Bucak ve çalışma arkadaşlarının, partilerinin önümüzdeki yıl yapılması olası Yerel Seçime kendi adayları ve partileriyle katılacaklarına ilişkin açıklamasını önemsiyor ve destekliyorum.
Kürdlerin iç muhalefete alışması, DTP’ye değişik nedenlerle oy vermeyecek fertlerimizin Ankara partilerine mahkûm olmaması için bu karar önemlidir. DTP’nin de bu süreci desteklemesinde fayda vardır.
Kürd Seçmenin CHP’den kopması ve kopmanın DTP eliyle gerçekleşmesi nasıl hayırlı bir iş ise Kürd seçmenin Saadet Partisi ve AKP’den ve diğer partilerden koparak kendini Hak-Par ve benzeri Kürd partilerinde ifade etmesi de o kadar önemlidir.
Biz Kürdlerin iktidarı ve ilerde bizi siyasi iktidara taşıyacak kadroları ancak Yerel Yönetimlerde elde edebiliriz. Bu Kürdler arası demokrasi deneyimi için de önemlidir. Onun için DTP kendisi dışındaki Kürd oluşum ve partilerini bölücülükle veya hainlikle suçlamamalıdır. Aksine bu süreci İslamcı veya değil Kürdlerin Ankara’dan kopuşuna vesile bilerek desteklemelidir.
Hak-Par’a düzen de kendini yenilemesi, ülke sathında ( tabiidir ki bizim ülkemiz ) en küçük birime varıncaya kadar örgütlenmeli ve önümüzdeki süreçte yerel Yönetimlerden pay almalıdır. Bunun yolu da ittifaklardan ve taktiklerden geçer.
Bu noktada Hak-Par, DTP ve onun uzantısı olan yapılardan ziyade, AKP ve diğer partiler içerisinde örgütlü olan veya olmayan Kürdleri esas alarak ittifaklar geliştirmelidir. Kürd solu genelde DTP içerisinde temsil edildiğinden ve bu kesimin iki partiyi birden iktidara taşıyack gücü olmadığından ve doğal sınırlarını çok zorlayarak, PKK’nın da desteğiyle ancak bu oy oranına ulaştığından, geriye başka seçenekler kalmaktadır.
O seçenekler de; geleneksel ve İslamî kesimin oylarıdır. Bunun için fertler önemli olduğu kadar, yerel aktörlerin, meşayixin, cemaatlerin oyları da önemlidir. Bu zorlu ama zorunlu bir süreçtir. Hak-Par’ı oluşturan terkibin içerisinde sol kesimlerin de olduğu doğru olmakla beraber, Hakpar; DTP’ye rağmen Kürd solundan oy alamaz veya yeterince oy alamaz. Tek seçenek zikrettiğimiz alana açılmasıdır.
Yukarıda da zikrettiğimiz gibi; biz Kürdler açısından Yerel Yönetimler iktidar anlamına gelmektedir. İlerde elde edeceğimiz siyasal iktidarın yolu da buradan geçmektedir. Bu hem meşruiyet açısından hem de halk ile bütünleşme açısından doğru bir yoldur. Halk desteğini test etmenin bir yolu da vesayet altındaki bir demokrasi veya kendi aidiyetimizle siyaset yapmamıza izin verilmese de budur.
Bugün Türkiye şartlarında kendi muhtarımızı, Belediye Başkanımızı, İl ve Belediye Meclis Üyemizi seçerken, yarın da Valimizi, Yargıcımızı da seçebilmeliyiz. Keza, Kürdistan’daki kuruların seçilmişlere bağlanması, örneğin; okulların, hastanelerin Belediyelere veya Büyükşehir Belediyelerine bağlanması da gündeme gelmelidir. Kürd illerindeki valiler için Kürdistanlı olma şartı getirilmelidir Bu bir nevi özerkliktir. Tedrici olarak bu işler olacağından bu yolu budur.
Keza, Kürdlerin ekseriyeti Şafii ve Alevi olduğundan ve yoğun olarak kendi topraklarında yaşadıklarından; kendi dini teşkilatına da sahip olmalıdırlar. Şafiiler ve Aleviler için iki birim oluşturup, ikisini de bir çatı altında ama Ankara’dan bağımsız bir Diyanetimiz olmalıdır. Şafiiler için Diyarbakır, Alevi kardeşlerimiz için de Dersim Merkezli ve ikisinin de bağlı olacağı Diyarbakır merkezli bir Diyanet oluşumu için fiilen örgütlenme çalışması başlatılmalıdır.
Filen örgütlenme olmadan Ankara’nın bize hak vereceği yoktur. Her konuda fiilen örgütlenmeli ve haklarımızı, haklılığımızı sonuna kadar her platformda savunmalıyız. Gelecek seçim çalışmasında DTP ve HAKPAR bu konuları da dile getirerek siyaset yapmalıdır.
Yerel yönetimlerin özerkliği, Kürd İllerinin Kürd Valiler tarafından yönetilmesi, sağlık, eğitim ve diyanetin Kürdistan’da halkın seçtiği kurumlara bırakılması ısrarla savunulmalıdır. Seçim çalışması da bu çerçevede yürütülmelidir.
DTP ve HAKPAR bunu yaptığı takdirde hem Kürd halkı ile Kemalist düzen arasındaki çelişkiyi su yüzüne çıkarmış olacak hem de demokrasi, siyasal iktidar açısından da hedefe yaklaşmış olacaktır. 2008 seçimlerini Kürdler açısından milat yapabiliriz. Kendimize oy vermek güzel de niye kendimize oy verdiğimiz de önemlidir.
Öcalan’ın esareti etrafında şekillenecek bir seçim kampanyasının yanlış olacağını, ama Milli, Dini, demokratik, siyasal iktidar hakkı talepleri etrafında şekillenecek bir kampanyanın daha anlamlı ve daha geniş bir kesim tarafından destekleneceğini düşünüyorum.



Yorumlar (7 gönderildi):
Yapığınız açılımı destekliyorum. Gerçektende Kurdlerin çok farklı düşüncelerde buluşan kesimlere sahip bir yapılanması vardır.Bunu artık herkesin kabul etmesi lazımdır. Sol bir gelenekten gelen birçoğumuz sosyalist olmayan Kurdu çok kendimizden saymadık.Ama kurd olup bizden farklı döşunen kurtlerde var ve bu kurd olma olgusu kimsenin tekelinde olmadığını herkesinde görmesi gerekiyor.
12 Eylul cuntasına kadar farklı ideolojik yapılanmalarda olan ama sosyalizim paydasında buluşan kurd hareketleri vardi. Halen de bu paydada buluşan hareketlerimiz vardır, olmalıda ama ortak payda artık Kurd ulusal değerleri olmalıdır.Bu daha kapsayıcı bir payda olduğuna inaniyorum. Bügun böyle bir yapılanmaya çok daha fazla ihtiyaç vardır.Geçmişte pkk hareketi sloganı "bir kurd ya bizdendir yada devlettendir" diyordu. Bugun devletle örtuşen bir çizgiye geldiklerine göre bu yapılanmanın dışıda, Kurd Hak ve Özgürluklerini savunan ve ortak paydaları kurdlerin ulusal talepleri olan bir paydada buluşmaları gerekiyor.Bunu başarabilirsek bir alternatif oluruz ve DTP içindeki alternatıfsız olan insanlarımızada bir ışık oluruz. Bu hareketin içinde sosyalistlerde olmalı komomistlerde olmalı dincilerde olmalı liberallerde olmali milliyetçilerde olmalı. Yada ihanetcıler olmamalı, bu davayı satanlar olamalı,KURD ULUSAL VE SINIFSAL TALEPLERİNİ SAVUNAN HER DEMOKRAT,YURTSEVER,AYDIN,YAZAR,SANAATCI VE TEK TEK BAĞIMSIZ ŞAHSİYETLER İLE YİNE DTP DIŞINDA ÖRGUTLENEN BUTUN PARTI,DERNEK VE VAKIFLARIN YERALMASI ILE GÜCLU BIR MUHALEFETE İHTİYAÇ VARDIR.Bunun içinde en uygun yapılanma HAK-PAR olduğuna inaniyorum.
Sayın Sıtkı değerlendırmesinin bir kısmınıda kurd dindarlarının tercıhlerıne değinmiştir.Tabiki bu kesimlede ortak paydada buluşmak gerekiyor.Ama bunu gerçekleştırebilmek için de KADEP ı de HAK-PARıde aynı çatı altında toplamak gerekiyor hata bu iki kuruluşun dışında kalanların böylesi bir birlikteliğin zaruretini bunlara anlatması gerekiyor.Burda bence ŞUKRU HOCA'YA iş döşuyor.
Gelecek güzel günlerin hepimizin olması dileği ile saygılarımı ve sevgilerimi yolliyorum.Nice güzel günlere........
Sahalarda yoksan,kürd seçmeninden uzaksan,bir şey beklemeye de hakkın yoktur demektir.Kürd aydın ve yazarları halen siyaset yerine,dernekçilik anlayışına sığınırlar.Zorla bazı isimleri kahraman yapmaya çalışırlar,tıpkı 75-99 arası dönemlerin bir tekrarı.Kuzey ve Güney Kürdistanda kıyamet koptu bu iki Lider tek bir mantıklı eylem koymdılar,halka inmediler ve bize bunlara lider diye lanse eden Sıdkı Zilan beyyefendiye inanacağız.Yazarsanız,yazarlığın verdiğ sorumluluğu bilmelisiniz,her konuda yorum ve makale yazın sizin tercihiniz ve saygıyla okurum?Ancak,Kürd halkı hakkında yazılan ve yapılan her yorum,kürdler için,bir çıkış veya bir felaketin habercisi olacaktır.Demokrasiden bahsediliyor ama demokrasinin zerresine uyulmuyor,Demokraside zorlama varmıdır,hak edemeyen kişileri zorla lider yapmak hangi ülkenin demokrasisinde var !kürdler hariç.Kürdleri kişiler değil,özgür düşünen bireylerin ortak bir zeminde buluşmaları,ancak demokratik ve bilimsel bir kürd siyasetini doğurabilir.Bunun anlamı,kutsal olan kişiler değil halkın kendisidir.Bir partı ve Lider yaptığı icraatlarla halkın gönlünde yer alır başarı elde eder...
Bahoz arkadaşın HAK-PAR ve KADEP için yaptığı tespit bir sonuçtur ve bu sonucuda doğru koyamamiştır. Eğer deseydi HAK-PAR ve KADEP DTP'ye göre çok marjinal kalmiştır. Ben kendisine bu bir sonuçtur gel nedenlerini beraber araştıralım derdım. Ama önyargı ile olaya yaklaşıp HAK-PAR ve KADEP'ın ilerleme şansınında olamiyacağını söyliyor. Bu partilerin başındaki kişiler içinde olumsuzluk ima etmekte ama bunun altını dolduramamaktadır.İnsanların kafalarında soru işareti birakmaktadır. Sn Şerafettin Elçi içinde Liderlik mezyetlerinden yoksun olduğunu yaziyor ama liderlik mezyetleri kendisi için ne demek olduğunu da yazmiyor.DTP'yı savunmadığını yaziyor fakat bu partileri DTP den geri olduğunu da söyliyor. Burda sonuca bakarak tespitini yapiyor. Yani soncu görüyor. Nedenlerle ilgilenmiyor. Ben bunları yazarken sayın Bahoz'un art niyetli olduğunu döşunmiyorum.Yükarıdaki belirli düzeltmeleri yaparsak Bahhoz arkadaşla birlikte sonuç olarak kendisine katılırım.Yanı özetce halka inmeden politika yapılmaz ve halka inmeden alternatif olunmaz. Ben bunu kabul ediyorum. Ama 75-99 yılları arasında kopan kiyamete karşı hiçbir şey söylenmedi demekte haksızlık olur.Belki Sayın Bahoz arkadaşın istediği gibi bir tepkileri olmamiştır. Biz buna yeterli bir tepki olmamiştır desek daha doğru olur.Eğer bir yere taraf değilsek ve Kürt ulusal taleplerini bir çatı altında görmek istiyorsak böyle olmalıdır. Sayın Bahoz arkadaş gibi bakarsak PKK veya DTP penceresinden bakmiş oluruz. Bu pencereden de bakılmazmı elbette bakılır zaten bakıliyorda. Bahoz aradaşın "tarafsızım" yada "DTP yi savunmiyorum" değişinden yola çıkarak bunu söyliyorum
Sayın Bahoz diyorki birilerini zorla lider yapiyorlar. Ben birilerinin zorla lider yapıldığını HAK-PAR veya KADEP te görmedim.Eğer böyle birşey varsa bunun altınıda doldurması gerekir.Anti demokratik uygulamalarla ve haksızlıklarla birilerini bir yere getrmek Kürt Halkına zaman kayıp ettirmektır ve bu kabul edilemez.BİRDE TARTIŞMASIZ KABUL ETTİĞİM VE TÜMÜYLE SİZİNLE HEMFİKİR OLDUĞUM BİR DÖŞUNCENİZ VAR. ONUDA TEKRAR ETMEK İSTİYORUM:"ÖZGÜR DÜŞÜNEN BİREYLERİN ORTAK BİR ZEMİNDE BULUŞMALARI,ANCAK DEMOKRATİK VE BİLİMSEL BİR KÜRD SİYASETİNİ DOĞURABİLİR. BUNUN ANLAMI, KUTSAL OLAN KİŞİLER DEĞİL HALKIN KENDİSİDIR.BİR PARTİ VE LİDER YAPTIĞI İCRAATLARLA HALKIN GÖNLÜNDE YER ALIR,BAŞARI ELDE EDER.
Bu tespitine içtenlikle katılıyorum. Günübirlik politikalardan uzak, bilimsel verilere dayalı sebep-sonuç iliskilerini bilimsel bir metodla tespit edip çözümler oluşturmak gerektiğine inaniyorsak bu halka faydalı oluruz. Eğer sayısal çoğunluğa bakarak adımıza oluşan kalabalığın bize faydamı getirecek yoksa zararmı getirecek bunu bilimsel tahlille çözemesek bu halka bir fayda da getiremiyeceğimizi bilmeni isterim.
Suleyman Demirel 4 sene önce gazetecilerin sorularını cevaplarken diyordiki Kürtler dil özgürlüğu istiyorlar. Doğuanadoludaki bir kürt ile İçanadoludaki bir kürdü bir araya getirin birbiriyle anlaşamazlar. Bu sonuç olarak doğru olabilir ama bu bir sonuçtur, bunun nedenleri vardır bu nedenin ne olduğunu açıklamiyor.Bende senin yazılarını hep irdelerken sonuç yazdığını sebeplerini yazmadığından dolayı böyle bir örnek verdim.
Türkiye Cmhurriyeti Tarihi ile birlikte Kürt ulusal Hareketlerini irdeliyerek nerde yanlış yapıldığını nerden ders çıkarmamız gerektiğini bilimsel bir metodla irdeleyip politika oluşturmamız gerekiyor. Mevcut Kürt siyasi hareketleriyle ne kadar örtuştuğumuzu irdelememiz gerekiyor, örtüştuğumuz hareketlere nekadar destek olduğumuzu irdelememiz gereiyor.Özetce hem doğru döşunmemiz gerekiyor hemde bu doğrularımızı halkımıza goturmeliyız.sadece doğru döşunmek ve birşey yapmamak bir tembelliktır, ama yanlış döşunup halkı arkamızda karanlığa göturmek intıhardır. İntiharı asla kabul etmem. Bu kadar tembellikte yeter demek gerekiyor.
Sevgi ve saygılarımı iletir özgür ve mutlu günler hepimizin olmasını diliyorum.
diğer yorumlarıda tabi rica ediyorum eğer yaınlamazsanızsa başka şeyler düşünecem
Yorum yaz