24 Nisan Ermeni Soykırım Günü
Arkadaşımız Salar RENKLİ'nin aşağıdaki bu makalesi aynı zamanda, Nasname'nin de duygu ve düşünceleridir. Bu nedenle şunu bikez daha tekrar ediyoruz. Bu inkar edilmez SOYKIRIM'ı mahkum etmeyen TC asla dünya insanlığı nezninde aklanamaz. Öncelikle ÖZÜR dilemeli. Özrürleri sunmayan devletler, bireyler tekrardan aynı şeyleri yapmanın ısrarcısı olacaklar ve hiç bir zaman bunlara güvenilmemelidir. 23 Nisan'ı 'Bayram' ilan et, 24 Nisan'ı görmemezlikten gel..Bu tam bir Türk filimi. Ama hayat bir sinema değil bunu TC'nin devlet ricali de görecek...Nasname
24 Nisan 1915 tarihi, bu topraklarda acılı bir günün adı olarak süregelmektedir. Tarihe“soykırım“ olarak geçen bugün, insanlığın utanç hanesine eksi puan olarak eklenmiştir.
Soykırıma dünya sessiz kalmıştır. Yargılanıp mahkum edilmesi gereken İttihat ve Terakki önderleri ile onların ardılı olan kemalistler hem suçlu hem güçlü olmaya devam etmektedirler. Bu tutumdan güç alan ırkçı ve kafatasçılar, yeni soykırımlara imza atmaktan çekinmemişler. Bir çok ülke evrensel değer taşıyan kültür ve sanatlarıyla örnek oluştururken, bunlar ise soykırımlarıyla örnek oluyorlar...
Ermeni halkının soykırıma uğrama tarihi elbetteki 24 Nisan’la başlamadı. Çok daha gerilere gidilebilir. Makalemizin konusu tarihi kronolojiyi sıralamak olmadığı için, günün anımsanmasına gönderme yapmayla sınırlı kalacağız.
24 Nisan’ın“soykırım günü“ olmasında rol oynayan gelişmelerin başında istanbul’da (bu şehirde 150 bin kişi yaşıyordu) bulunan Ermenilere karşı girişilen tutuklamaların rol oynadığını görürüz. Taşnak Partisinin yayın organı olan Azatamart Gazetesinin 31 mart tarihinde kapatılması ve yazarlarından birinin tutuklanması ile saldırıların startı veriliyor.
Bir kaç haftalık sessizlik Ermeni patriğine gerek hükümet nezdinde gerekse Almanlara başvurular da bulunma olanağı verse de bu çabalardan herhangi bir sonuç elde edilemiyor.
24 Nisan günü büyük bir operasyon başlatılıyor. İstanbul’un önemli Ermeni şahsiyetleri tutuklanıyor. Özellikle Azatamart Gazetesi yazar ve çalışanları hedef alınıyor. Ermeni aydınları, yazarları, şairleri, gazetecileri, doktorları, avukatları ve papazları olmak üzere toplam 270 kişi tutuklanarak hapse atılıyor. Okullar, kiliseler ve patrikhaneler de aramalar yapılıyor.
Talat, yaşanan olayların gerekçesini “Wan da isyana kalkışan Ermenilerin desteklenmesi“ olayıyla açıklayıp yapılan tutuklanmaları meşru göstermeye çalışıyor.
Tutuklamalar devam ediyor. Bu duruma sessiz kalmayan Ermeniler tutuklanırken, daha sonra sessiz kalanlar da tutuklanıp sürgün yollarına gönderiliyor. Tutuklanan Ermeniler, önce Ankara civarına, bir kısmı Ayaş geri kalanlarsa Çankırı’ya gönderiliyorlar.
İttihatçıların yayın organı olan Tanin Gazetesi,“ Ermenilerin bir komplo içinde olduğunu ve bu komployu önlemek için bazı tedbirlere başvurulduğunu“ ilan ediyor. Mayıs ayında topyekün saldırı kararı alan ittihatçılar, tüm bölgelerde soykırım harekatına girişiyorlar. Ki Talat “yıllarca çözülemeyen Ermeni sorununu üç ayda çözdüm“ diyecekti.
Kanlı ve soykırımcı tarihlerine gururla sahip çıkan Kemalistler, bugün Talat Paşa savunuculuğu yapmaktan kaçınmıyorlar. Talat Paşa’nın olaylardaki rolü ve devletin sorumluluğunda işlenen cinayetlerin kimlerin emriyle gerçekleştiğine kısaca bir göz atalım:
„Halep Valiliğine.
23. Kasım 1915
-Orada sizin elinize teslim edilen Doğu vilayetleri Ermenilerini gizli yollarla ortadan kaldırınız.“
İçişleri Bakanı
Talat
„Halep valiliğine.
-Savaş Bakanlığının emriyle bir araya toplanmış olan ve askeri yetkililer tarafından bakılan Ermeni çocuklarını toplayınız. Şüphe uyandırmamak için, sürgün Komitesi tarafından bakılacakları bahanesi ile gönderiniz. Yok ediniz ve rapor veriniz.“
İçişleri Bakanı
Talat
„Halep Valiliğine.
16 Eylül 1915
-Hükümetin, Cemiyetin(ittihat Terakki Cemiyeti) emriyle Türkiye’de yaşayan Ermenilerin hepsini tamamen ortadan kaldırmaya karar verdiği size ilk başta iletilmişti. Bu emre ve karara karşı çıkanlar, imparatorluğun resmi memuriyetinde kalamazlar. Alınan önlemler ne kadar özgün olursa olsun, Ermenilerin varlığına son verilmelidir, ve ne yasa ya da cinsiyete, ne de vicdanı kaygılara itibar edilmemelidir.“
İçişleri Bakanı
Talat
Malta Belgeleri’ndeki bu açıklamalardan sonra hala Türk resmi tarihçileri, bu belgeleri yadsıyor olmalarına rağmen, yaşanılan tanıklıklar da onların söylediklerinin tam tersini ortaya koyuyor. “Karşılıklı çatışma“ ,“Ruslarla işbirliği“, “sınır boylarının temizliği“ ve“biz öldürmeseydik onlar bizi öldürürdü“ vb. açıklamaların inandırıcılığı yoktur.
Son olarak, Soykırıma uğratılan Ermeni halkının hesabı sorulmadan, TC sınırları içine hapsedilmiş diğer halkların da can güvenliği sağlama alınamaz.
24 . 4. 1915



Yorumlar (2 gönderildi):
Madem we barê xwe pisht kirin, ez jî li cem xwe bi karê xwe rabim. Lewra nabe, ku ez jî bi Kurdî li ser wê roja kambax û resh nenivîsim! Girêdayî bi herikîna rojê û dîrokê ezê chend rûdanên ku îroj xwe xistin nav chavan, ji we re binivîsim. Chawa?
Waha!
Min pirtûka hêja ya Heinrich Vierbücher danî ber xwe û min rûpelên 61-63 vekir. (Armenien 1915, Donat Verlag) Tê de dinivîse; Zavayê Enwer Pasha wek mêrkuj; Waliyê Wanê Cewdet beg bû, zavayê Enwer Pasha. Di herêma jêrdestê xwe de talîmatên hukûmetê bi bêshermî pêkanî.Hîn di Sibata 1915 an de wî digot; "Me ermeniyên li Azerbaycanê temam kirin, nuha dora yên li Wanê nin." Lê belê xelkên Wanê ev yek red kirin ku xwe teslîmî cheteyên kujer yên tirkan bikin û seranserê mehekê raperyan, ku di van raperînan de 18 tirk hatin kujtin. Lê belê balyozê tirk li Bêrlînê, bi awakî din ji dunya yê re ragihand, ku li Wanê xwedê giravî 150 hezar tirk bi destên Ermenan hatinin kujtin! Lê bi dagiriya artêshê û valakirina Wanê re, Cewdet beg 200 gund wêran kir û 26 hezar gundî qirkir! Û Wan, bi awakî ji nishka ve li gel dagiriya Rûsan ji destê tirkan rizgar bû.(rûpel 61-62)...
Waha jî zavayê Talaat Pasha mêrkuje! Mustafa Xalîl, zavayê Talaat, serekfermandarê Bedlîsê bû. Di Hezîrana 1915 an de bi êrisheke kujêr, mêrên Ermen tunekir û berê nehsed jin û zaroyan da Diyarbekrê û li wir bi chemê Dicle werkir...(rûpel 163) Pirtûka Heinrich Vierbucher divê ji alî hemû Kurdan ve bê xwandin, tevî ku pesnê kurdan tê de nehatibe dayin jî. Lê bi chavekî vekirî, tiliyên almanan di wê komelkujiyê de dide xwiyanî. Tawsiye dikim...
Pishtî van agahiyan dixwazim ji we re parchenivîsek ji rojnama Rûsî Pravda par ve bikim, ku di chapa xwe ya îroj de (24 Nîsan 2008) bi îmzeya Lina Viskushenko cîh dabû genosîda li ser ermenan, ku tê de waha nivîsî bû; "...lê belê, bi temamî daxilê îhtîmalan de ye, ku pishtî naskirina genosîda li ser Ermenan, dikare pirsa genosîda li ser Kurdan were holê, ku Ankara ev êdî ne tenê saleke li hemberî wê disekine. Ji bo resimandina senaryoyeka waha ,hevpeyvîna nivîskar Orhan Pamuk bi kovareka Swîsrî, dikare rolekê blîze, ku di wê hevpeyvînê de, wî li gel millionek qurbaniyên Ermen, waha jî kujtina 30 hezar kurdan di salên 1984-1999 bi bîrxistibû." Rojnamegerê alemê vê yekê dinivîse, û helbet nabêje, ku Abdoyê kurd gotiye kurdan 30 hezar kes kujtinin û ez uzra xwe ji dayikên tirk dixwazim.
Murîdno, nizanim we fam kir?
Tobe be!
Silav ji te re Nasname!
Yorum yaz