Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Kemalizmden Kopmadan Kürdistan Özgür Olamaz Kemalizmden Kopmadan Kürdistan Özgür Olamaz ================================================================================ Salar - Renkli on 15 Apr, 2008 03:36:00 Geçen makalemde TCnindarbe ürünü olduÄŸunu iÅŸlediÄŸim yazımda, tarihe kısmi göndermeler yapma ihtiyacı duymuÅŸtum. Yakın tarihe dönük ulaÅŸtığım bazı sonuçların açılıma gereksinimi olduÄŸunu düÅŸünerek bir kaç noktaya açıklık getirme zorunluluÄŸu oluÅŸtu. Bunları kısaca ifade etmek istiyorum: Tarihe ilgi duyanlar doÄŸal olarak insanı eksen almak zorundadır. İnsanlar arası iliÅŸkilerin doÄŸal alanı haline gelen üretimin nasıl paylaşıldığı fikri, tarihin aydınlanmasında temel rol oynar. Tarih, olgulara dayanır. Herkes bu olgulara oturduÄŸu pencereden bakar. Dünyayı emeÄŸiyle yaratanların penceresi ile, bu emeÄŸe nasıl el koyarım düÅŸüncesiyle hareket edenlerin pencereleri farklı olur. Alman filozofu Engels ÅŸöyle der;yeni olgular, bütün geçmiÅŸ tarihin yeniden incelenmesini zorunlu kıldı. O zaman gürüldü ki, bütün geçmiÅŸ tarih, ilkel aÅŸaması ayrı tutulursa, sınıf savaşımları tarihidir; toplumun birbirleriyle çatışan sınıfları, her zaman üretim ve deÄŸiÅŸim tarzlarının, kısaca kendi çaÄŸlarının ekonomik koÅŸullarının, ürünleridir; toplumun eknomik yapısı, her zaman, belirli bir tarihsel dönemin hukuki ve politik kurumlarının olduÄŸu kadar dinsel, felsefi ve öteki idealarının bütün üst yapısının asal bir açıklamasını ancak kendisinden baÅŸlayarak yapabileceÄŸimiz gerçek temeli saÄŸlamıştır. Bu temel anlayıştan yoksun farklı yaklaşımlar tarihi magazinleÅŸtirmiÅŸlerdir. İnsanlar araşında yaÅŸanan üretim ve paylaşımı dışlayan bir yaklaşım tarihi magazinleÅŸtirmiÅŸlerdir. İnsanlar araşında yaÅŸanan üretim ve paylaşımı dışlayan bir yaklaşımın anlatımı tarih deÄŸildir. Kısaca burdan yola çıkarak, tarih ideolojiktir dersek yanılmış olmayız ve hıç kimse de kendini bundan muaf tutma becerisini gösterememiÅŸtir. Satır baÅŸlarıyla İttihat Terakki ile Kemalistlerin benzerliklerine dikkat çekme ihtiyacı duyuyorum. I.ve II. MeÅŸrutiyetin anayasası olan Kanun-i Esasınin I. maddesi;Osmanlı devleti, vilayetleri ve imtiyazlı eyaletleri kapsayan bir bütündür. Hiçbir süretle bölünemez . diyor. Bu anlayış bir amentü gibi sürekli tekrarlanır. Her ne kadar bazıları Osmanlı da ulusların daha özgür olduÄŸunu iddia ediyorsa da bugünkü TC yapısıyla kıyaÅŸlandığında görece de olsa kendi varlıklarını ayrılma eylemleri ile gerçekleÅŸtirmedikleri sürece bu doÄŸrudur. Ama ayrılmaya dönük bir eylem ortaya çıktığı an ne kadar katı oldukları biliniyor. Balkanların ayrılık kalkışmalarına gücü yetmeyen ittihatçılar ellerinin altındaki Ermenileri soykırımdan geçirmeyi ihmal etmemiÅŸlerdir. İttihat Terakkinin beyinlerinden biri olan Talat anılarında ÅŸunu diyor:Osmanlı İmparatorluÄŸu Türkler, Araplar, Kürtler, Ermeniler,Rumlar, Bulgarlar, Şırplar vb. gibi çeÅŸitli kavimlerden oluÅŸtuÄŸundan Ermeni proÄŸramına göre siyasi bir özerkliÄŸin kabulü öteki milliyetlere de aynı ÅŸekilde bir örgüt kurma hakkını verecektir. Bu ise yalnız ülkedeki birliÄŸi bozmakla kalmaz, belki altı yüz yıldan beri imparatorluÄŸun üzerine kurulmuÅŸ olduÄŸu temelleri yıkarak imparatorluÄŸu çöküÅŸe döÄŸru götürebilir... İttihat ve ve Terakkiyi Kemalistlerden ayırd etmek hayli zordur. Gerek örgütsel yapıları gerekse düÅŸünüÅŸ biçimleri birbirinden ayrıştırılamaz. Kemalistlere İttihat ve Terakkinin devamıdır dersek yanılmış olmayız. Sadece Kemalistler, emperyalistlerin emrine uyarak İttihat Terakkiden devr alınanTurancılık anlayısını rafa kaldırmak zorunda kalmışlardır. Ziya Gökalpin kendisine fikir babalığı yaptığını M .Kemal söylüyor. Ki Kemalistlerin önemli kadroları (M.Kemal, İsmet İnönü, Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Fethi Okyar, Åžükrü Kaya, Celal Bayar..) İttihat ve Terakkinin de üyesiydiler. Åžefçı, Tek Partici ve Devletçi anlayışlarını da beraber getirmiÅŸlerdir. İttihatçılar I. Dünya Savaşını sona erdiren Mondros Mütarekesiden sonra 2 Kaşım 1918 de iktidarı bırakıp bir Alman Torpidosuyla ( Talat, Enver ve Cemal )sabaha karşı İstanbuldan ayrılıyorlar. Yenilginin etkisi Anadolu ve Kürdistanda kendini gösteriyor. İşgale karşı Kürd halkı tavır geliÅŸtiriyor. Emperyalistlerin oyunlarını boÅŸa çıkarmak için direniÅŸler örgütlüyorlar. Halkın iÅŸgale karşı geliÅŸen tepkisinin sonucunun Kürdler açısından bağımsızlığa kadar gideceÄŸi fikri İstanbul hükümetini rahatsız ediyor. Hemen 3.Ordu müfettiÅŸi M.Kemali halk ayaklanmalarını kendi denetimi altına almak için görevlendiriyorlar. Samsuna gitmek içın İngiliz KonsolosluÄŸundan vize alıp yola çıkıyor. Amasya ya geçıp orda yaptığı toplantının ardından bir genelge yayınlıyor. Ardından Erzurumda yerel düzeyde bir Kongrenin düzenlendiÄŸi bilgisini alıyor. Hemen Erzuruma hareket ediyor. Bazı tarihçiler M.Kemalin katılmadığı bir kongreden söz ediyor olmalarına raÄŸmen o kongreye iliÅŸkin belgeleri sunamadıkları için neler yaÅŸandığı olayı pek netlik kazanamıyor. M. Kemal Erzuruma gelince ulusal düzeyde bir Kongre önerisi getiriyor. Bazıları bunu kabul etmiyor. Kazım Karabekir de bölgesel olmasını istiyor. Kongre baÅŸlıyor M.Kemal ilk gün kendini baÅŸkan ilan ediyor. Belgeler buna oybirliÄŸiyle diyor. EÄŸer Kemalistler delegeleri kendileri belirlememiÅŸ olsaydılar, ilk günde oybirliÄŸiyle ÅŸeçilme ÅŸansı olabilir miydi? Bilmiyorum, belki de resmi tarih doÄŸal öndere kim hayır diyebilir anlayısıyla hareket edip aleyte olan tüm belgeleri yakmışşa buna bir ÅŸey diyemem. Bu konuda M.Kemal ÅŸunları söylüyor;Her ÅŸeyden önce ben, ne olursa olsun, kongreye katılmalı ve onu yönetmeliydim...Baylar, ulus, yurt, siyasa ve ordu yöneticiliÄŸinde hiç bulunmamış ve bu alanda deÄŸeri belirmemiÅŸ ve denenmemiÅŸ geliÅŸi güzel kiÅŸilerden, Erzincanlı bir NakÅŸi Åžeyhi ve Mutkili bir aÅŸiret baÅŸkanı gibi bilisizlerden kurulabilecek bir temsilciler kuruluna, söz konusu durum ve görev bırakılabilir miydi? deyip, iplerin kimin elinde olduÄŸunu ilan ediyordu. Heyeti Temsiliyenin M.Kemal olduÄŸu sonraki süreçlerde açıkça görülmüÅŸtür. Erzurum Kongresinin daha iyi anlaşılması için kongre toplantı bildirisinden bir bölüm alalım:DoÄŸu vilayetleri adını taşıyan Erzurum, Sıvas, Diyarbakır, Harput, Van ve Bitlis vilayetleri...hiçbir nedenle birbirinden ve Osmanlı topluluÄŸundan ayrılmaz bir bütündür. Diyerek Kürdlere ve diÄŸer topluluklara hıçbir hakkın verilmeyeceÄŸini ilan etmektedirler. Bu kararlarda imza kullanan 22 Kürd delegesi vardır. I.ve II. meÅŸrutiyetin kanun-i Esasıyesi , Talat PaÅŸanin söyledikleri ve Erzurum kongresi kararları ; tümü Kürdlerin osmanlılardan ayrılmayacağını açıkça ilan ediyor. Buna raÄŸmen hala bu hareketlerden ilericilik bekleyen bazı Kürdlerin var olması ÅŸaşılacak bir ÅŸeydir. İttihatçılar bir çok Kürd aydınını kendi partilerine üye yapmışlardır. Aynı ÅŸeyi M.Kemal de yapmıştır. Her ne kadar bazı Kürd aydınlarımız M.Kemalin çok sonradan (Åžeyh Said olayından sonra) gerçek yüzünü gösterdiğını iddia ediyorlarsa da belgeler bunun doÄŸru olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Başından beri gerçek yüzü açıkça görülüyor. Siyaset yapma adına kendi ilkelerini ortaya koymaktan çekinip kemalistlerin peÅŸine takılan anlayışlar elde olanı da kaybetmiÅŸlerdir. M.Kemal daha eylül 1919da Kürdistan Teali Cemiyeti önderliÄŸinde Kürdlerin örgütlendiÄŸini duyunca, hemen askere talimat yolluyor. Malatya alay komutanı İlyasa yolladığı talimatın iki maddesini buraya alıyorum:I- Firarilerin süratle derbestleri II-Kürtlük ceryanına asla müsait zemin bırakılmaması deyip, bir yıl sonra KoçÄŸiri de Kürdlere savaşı da buna ekliyor. Birde ÅŸu ünlü I. Meclis dönemine gözatalım. Evet Lazistan ve Kürdistan mebuslarından söz ediliyor. Ama buralar adına siyasi irade oluÅŸturma çalışmasına ne kadar izin veriliyor? Eylül 1920 de meclis karışıyor. İçiÅŸleri Bakanlığına Tokat mebusu Nazım meclis tarafından seçiliyor. M.Kemal onu İçiÅŸleri Bakanlığına istemiyor. Çeteleri aracılığıyla Nazımi istifaya zorluyor. Yerine de Refet Beleyi ÅŸeçtirtiyor. 4 Kasım 1920 de bakanları ÅŸeçme yetkisini meclisten alıyor. Bugün bile mecliste sadece AKPden 74 Kürd milletvekili var . Bunların Kürdlük adına herhangi bir talepleri yoktur. Biraz da Lord Kinrosu dinleyelim. Mustafa Kemal yalnızca meclis baÅŸkanı-dolayısıyla gerçekte devletin baÅŸkanı- deÄŸil ama aynı zamanda hükümet baÅŸkanı idi . Aslında vekilleri de kendisi ÅŸeçtiÄŸi için, kabineyi elinde bulunduruyordu. Vekiller kuramsal olarak meclis tarafından seçiliyordu. Ama aslında bunları baÅŸkan öneriyor. Meclis de onaylamaktan baÅŸka bir ÅŸey yapamıyordu. M.Kemal böylece hem meclise hem de kabineye hükmedebilecek durumda idi.diyor. böylece meclisin de bir tiyatro oyunundan baÅŸka bir ÅŸey olmadığı açıkça ortaya çıkıyor. Bu kısacık tarihi bilgilerin amaçı bügünümüzü aydınlatması için gerekli deÄŸiniler olarak algılanmalıdır. Ayrıntılı tarihi inceleme yeri geldikçe yapılacaktır. Kuzay Kürd haraketinin son on yıllık süreçte tekrar Kemalistlik damarı kabarmaktadır. Bize çıkış yolu olarak birinci meclis veye Kemalizmi öneren bu haraketin amaçı iyice anlaşılmalıdır. Kensinlikle Kürdler kendini Kemalistlerin oyununa alet etmemeliler. Çünkü Kemalizmde siyasi irade tek adamda toplanıyor. Bırakalım baÅŸka ulusları, o kendi ulusunun da haklarını gaspeden faÅŸizan bir devlet yapılanmasının adıdir. Biz Kürdlerin Kemalizm gibi zamanı dolmuÅŸ ve kendi döneminde bile otoriter olan bu ideolojiye ihtiyaçları yoktur. Tüm dünya ulusları gibi bağımsız ve özgür bir Kürdistan Kemalizmden kopmayla gerçekleÅŸebilir. Son olarak, 21 Nisan 1925 tarihinde baÅŸbakan olan İnönünün Türk Ocağındaki konuÅŸmasına gözatalım:Biz açıkça milliyetçiyiz. Milliyetçilik bizi birleÅŸtiren tek nedendir. Türk çoÄŸunlüÄŸunun yanında diÄŸer unsurların hiçbir etkisi yoktur. Her ne pahasına olursa olsun, ülkemizde yaÅŸayanları TürkleÅŸtirecek, Türklere ve TürklüÄŸe karşı çıkanları yok edeceÄŸiz. Vatana hizmet etmek isteyenlerin herÅŸeyden önce Türk ve Türkcü olmalarını istiyoruz. diyor. Kürdler, TürkleÅŸmek istemiyorlarsa Kemalizm ve önün savunuculuÄŸuna soyunanları terk etmeliler. 15 . Nisan . 08