Salar RENKLİ : Genelkurmay Ergenekoncuları Sahiplendi
Başbuğ Paşa'nın, ikinci icraatıysa Genelkurmay adına Ergenekon üyeleri Şener Eruygur ile Hurşit Tolon'u cezaevinde ziyaret ettirmesi oldu. Bu ziyaretin amacına nasıl bir gerekçe uydurulursa uydurulsun amaç, metin olunuz, kendinizi dağıtmayınız, ucu bize dokunan olaylar hakkında susun, biz sizin arkanızdayız. Bakın sözümüzün teminatı olarak genel kurmay sitesinde sizinle görüştügümüzü ilan edeceğiz , mantığından başka bir şey değildir.
Türkiye’de her 30 Ağustos'a girilirken Askeri kesim ve sivil bürokrasi de yoğun bir hareketlilik başlar. Komuta kademesinin terfi ve tain işlemleri iç ve dış çevreler tarafından dikkatle izlenir. Bu terfilerde geçerli olan sistem, askeri yetenekten çok halklara karşı düşmanlığı körükleyen soykırım ve katliamı esas alan kişilerin terfileri yükseltilir. Şiddetin dozunda yumuşak geçişleri önerenlerin, şu veya bu yöntemlerle devre dışı kaldığı bilinir. "Hakkı yenen" bir çok komutan itiraz hakkına sahip olmadığı gibi, sessiz mırıldanmalara yönelse de "teamüllere uygunluk" duvarına tosladığından sesleri boğazlarında bir hırıltı olmanın ötesine geçmez.
Devir teslim törenleri hep güç gösterilerine dönüştürülür. En sert konuşanlar ve seslerini yükselttikçe ağızlarından salya köpük saçan Paşalar Hal Tüccarları tarafından "kodumu oturtan" komutanlar kategorisine girer. Başbuğ , Koşaner vb. Paşaların açıklamaları kamuoyunda epey yer meşgul etti. Apoletli medya bu konuşmalara özel anlamlar yükleyip toplumu yönlendirme görevine sıkıca sarıldı.
Bazı Liberal köşe yazarları da işin özünden çok kıyısından köşesinden didiklemeye çalıştılar. Konuşma metninin içeriğinden çok, metindeki gramer hatalarını işlediler. Çok kaba çelişkiler içeren bazı kavramları dillerine dolamakla yetinmeyi" muhaliflik" diye yutturmaya çalıştılar.
Başbuğ Paşa üç önemli noktanın altını çizmişti: Birincisi, Kürdler top yekün imha edilecek. Bundan hiç bir kesimin kuşkusu olmasın. ikincisi; "Gericilik" kılıfı ardına gizlenerek, müslümanları da savaşın hedefi haline getirecekler. Üçüncüsü; ABD emperyalizmiyle ilişkilerinin çok iyi olduğunu vurgulayarak, onlardan aldığı güçle savaş dışında çözüm düşünmediğini açıkça ilan etti. Kuruluş felsefesine de vurgu yapmaktan geri durmadı,"Kemalizmin ışıklı yolunda" halkı kıyımdan geçirmek için kollarını sıvadığını bir kez daha teyit etti.
Lice Katliamı’nın bir numaralı sanığı Başbuğ Pasa, Kürd katliamları yapmada hayli deneyimli bir komutandır. özel Harp Dairesi'nin faal elemanlarındandır. İlk icraatına bir aydan beri görüş yapamayan imrali'daki zata görüş yaptırarak başladı. Kürdlerin ideolojik manipülasyona alınmaları gerekirdi. İmralı’daki de görevi ifa etmekte gecikmedi,"Kuva-i Milliye ruhuna" sarılmayı Kürdlere önermekten geri durmadı.
Kuva-i Milliye ruhunun temelinde tek devlet, tek millet, tek dil ve tek tip olan Türk tipi vardır. Başka hiç bir grup ve topluluğa yer yoktur. Bu ruh Kemalistlerin üzerinde yükseldiği temeldir. Bu ruhu Kürdlere ve diğer topluluklara önerme anlayışı her ne kadar, "bana Kemalist diyorlar, ben Kemalist değilim"diyen zatın Kemalist olmadığına inanmak artık saflık olur.
Başbuğ Paşa'nın, ikinci icraatıysa Genelkurmay adına Ergenekon üyeleri Şener Eruygur ile Hurşit Tolon'u cezaevinde ziyaret ettirmesi oldu. Bu ziyaretin amacına nasıl bir gerekçe uydurulursa uydurulsun amaç, metin olunuz, kendinizi dağıtmayınız, ucu bize dokunan olaylar hakkında susun, biz sizin arkanızdayız. Bakın sözümüzün teminatı olarak genel kurmay sitesinde sizinle görüştügümüzü ilan edeceğiz , mantığından başka bir şey değildir.
Burda açıkça halka, hükümete ve yargıya üstümüze fazla gelmeyin, sizin için iyi olmaz mesajı verildi.
Aracı olarak Kandıra cezaevine gönderilen komutan da bilinçli olarak tercih edildi. Mesajlarda algılama sıkıntısı yaşayanlara netlik sağlanmaya çalışıldı. Kandıra Garnizon Komutanı Korgeneral Galip Mendi'nın özel Kuvvetler Okul komutanlığı yaptığı biliniyor.
Aynı zaman da Kuzey Kıbrıs'taki Sivil Savunma (siz kontrgerilla, Gladyo, özel harp dairesi, özel kuvvetler Komutanlığı, Genelkurmay, Ergenekon...ne derseniz deyin) Teşkilatı'nın başkanlığını yapmış.
Bu örgüt orda bir çok Rum katliamına imza atmış, faaili "meçhul" cinayetler işlemiş. Muhalif gazeteci Kutlu Adalı'yı vuran bu teşkilattır. Bu olaydan dolayı AHİM'de dava açıldı. Korgeneral Galip Mendi bu davadan dolayı ifade verdi.
Genelkurmay bu tavırlarıyla Ergenekon'un kendileri olduğunu bir kez daha doğrulattılar
04. 09. 08



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz