Ergenekon’da Bir Numara Büyükanıt’tır
Belli bir tarihten sonra operasyonlar durdu. İşin askeri bölümüne kimse müdahale edemiyordu. Açık deliller olmasına rağmen sümenaltı eğilimi tutmadı, tutamadı. Hükümet Başkanı ile müstakbel Genelkurmay Başkanı anlaşmaya vardılar. Emekli olmuş askerleri “vatan-millet” için feda etmeye karar verdiler.
Dün sabah Türkiye yeni gözaltına alınmalarla belli bir sarsıntı yaşadı. İlk kez Ergenekon operasyonunda askeri kesimin Orgeneral rütbesine ulaşmış kişilerine doğru gidiliyordu.
Bu durum hem Türkiye içinde hem de yurt dışında belli tepkilerle karşılandı. Olayın büyüklüğünü ve “ilk oluşunu” dile getirip hükümetin bu tutumunu “cesaret” örneği olarak alkışlayanlar olduğu gibi, yapılan operasyonların “cadı kazanına” çevrildiğini iddia edenler de oldu.
Özellikle Doğan Medya Grubunun kalemşörleri bunu bir “rövanş” alma derekesine düşürüp, askerin yıpratılmasına dönük manevralar olarak belirlediler. Düğmeye basılmış gibi tek kalemden çıkmış yazılar peş peşe yayınlanmaya başladı. Hükümete bildik söylemlerle yüklenildi. Ne olduğu her zaman tartışma konusu olan “şeriat” “laik” ekseni çatışmanın odağına taşındı.
Hükümet yanlısı gazeteler de, bu adımın hükümet için demokrasi ve sivil iradenin hakimiyetine yordular.
Taraflar karşılıklı olarak futbol fanatikliğini andıran tutumlarla birbirlerini etkisizleştirme “savaşını” başlattılar.
Ergenekon “uzmanları” akla hayale gelmeyecek senaryolarla halkı bilgilendirmekten çok, nasıl dezenformasyon yaratırız havası içindeler. Büyük puntolarla “sıra bir numarada” deyip, duruyorlar. İşin özüne vurgu yapmaktan uzak bu anlayışların numaralandırarak perdeleme görevini üstleniyorlar.
Bu operasyonun başlangıç tarihine bakıldığında Ümraniye’de açığa çıkan el bombaları ve bunların seri numarasıyla aynı olanların Cumhuriyet gazetesine atılması, ardından tetikçi görevi gören bir kaç subay ve astsubayın yakalanmasıyla başlıyor. Ardından gazeteciler, eğitim görevlileri, siyasi parti liderleri ile devam ediyordu.
Belli bir tarihten sonra operasyonlar durdu. İşin askeri bölümüne kimse müdahale edemiyordu. Açık deliller olmasına rağmen sümenaltı eğilimi tutmadı, tutamadı. Hükümet Başkanı ile müstakbel Genelkurmay Başkanı anlaşmaya vardılar. Emekli olmuş askerleri “vatan-millet” için feda etmeye karar verdiler.
Amaç deşifre olmuş bu yapılanmanın eski elemanlarından arınmak. Bunun startı Veli Küçük’le verilmişti.
Her ne kadar müstakbel Genelkurmay Başkanı bu tür iddiaları, “askeri işin içine bulaştırma gayreti” olarak değerlendirdiyse de yaşananlar onu yadsıyor.
Bu kadar büyük bir organizasyon içinde Türkiye’nin kalbur üstü adamları var ve yaşamları toplum tarafından bilinen MİT, JİTEM ve CİA tarafından da aşina olan bu tipler illegal bir organizasyona kendi başına karar verecekler ve kurumların haberi olmayacak. Buna inanmak için akıldan yoksun olmak ya da halkı aptal yerine koymakla açıklanabilir.
Evet, yine tekrarlıyoruz “bir numara” emekli artığı Generaller değildir. Bir numara Büyükanıt’tır. Ağustos’tan sonra “bir numara” İlker Başbuğ Paşa olacak.
Olayı bazı emekli paşalara havale ederek işi kotarmaya çalışma çabası var olan faşizan yapının sürgit devam etmesine hizmet etmekten başka bir işe yaramaz. Ergenekon, Susurluk, Şemdinli vb. olaylar “devlet içi çetelerin” işi değildir. Bizzat çete devletin birer organizasyonlarıdır. Bu devlet tüm kurum ve kuruluşlarıyla gayri meşrudur. Türk halkını temsil iradesine sahip değildir. Varoluşuyla darbecidir, halka karşıdır.
AKP halkın iradesini temsil ediyorsa, Genelkurmay’la hesaplaşmalıdır. Bu iradeyi gösterme gücüne sahip olmadığı gibi dayandığı sınıf itibariyle de uzlaşmak, işbirliği yapmak zorundadır.
Yine de diğer hükümetlere oranla bazı olayların açığa çıkmasında belli adımlar atması, tarafımızdan olumlu bulunmadığı anlaşılmasın. Biz bu adımların öze ilişkin atılmadığını düşünüp söylüyoruz. Gelişmeler söylediklerimizin sınanma alanı olan pratikle kendini gösterecektir.
02.07.2008



Yorumlar (2 gönderildi):
Yorum yaz