Darbecilik Kurtuluş mu?
AKP kendi konumunu garantiye alma uğraşı içinde gelmiş olduğu geleneğin (Milli Görüş) kurucusu olan zatı bile ev hapsine alarak değiştirdiği “milli görüş gömleğine“ ne kadar sadık kaldığını kanıtlamaya çalışıyor.
Gündemin hareketliliği günlük yaşamın hengamesini de canlı kılıyor. Daha büyük olaylar kücük olayları görmemizi engellerken, ayrıntıda gizli olan gücü görme şansımız da azalıyor.
Türkiye’nin gündemine damgasını vuran AKP’nin kapatılması olayı, siyasi yaşamda deprem etkisini devam ettiriyor. Yargıtay ve Danıştay muhtıraları işin tuzu biberi oldu. AKP kapatılamayacağının garantisi ile kimilerinin beklentide olduğu siyasi“ reformları“ rafa kaldırdı. Şahin kesilmenin faturası biz Kürdlere çıkarıldı. Federe Kürd Cumhuriyeti toprakları ve köyleri TC’nın atış talimleri yapacağı alana çevrildi. Genelkurmaya yaranma histerisi kendini garantiye alma telaşesine çevrilmek istendiyse de gelişen olaylar, hükmün kesildiğinin işaretleri olarak algılanmalıdır.
Pervasızlığın ileri noktalara taşındığının göstergelerinden en önemlisi kürd sorunundaki bakışta kendini ele vermektedir. AP’nda yapılan görüşmeler dahi,“ Kürdlerin temsilcileri var“ diye, Dışişleri Bakanı salona girmeme kararı alıyor. Böylesi yöntemlerin basitliği tartışılırken gözardı edilmemesi gereken esas halka temsil yetkisini hangi platformda olursa olsun veya kim temsil ederse etsin Kürd olması kabul edilmemesi için yeterli sayılmaktadır.
AKP kendi konumunu garantiye alma uğraşı içinde gelmiş olduğu geleneğin (Milli Görüş) kurucusu olan zatı bile ev hapsine alarak değiştirdiği “milli görüş gömleğine“ ne kadar sadık kaldığını kanıtlamaya çalışıyor.
Her ne kadar Yargıtay Muhtırasına yanıt vermeye çalıştıysalar da pratik anlamda tutum geliştirmekten uzak duruyorlar. Kürd illerine bolca vaaz verme dururken, darbeye doğru giden yolun önünü tıkamayı görev olarak önlerine koymaktan kaçınıyorlar.
Darbenin ayak seslerine karşı siyasi iradenin güçlendirilmesi pozisyonu önemlidir. Ama siyasi irade bu gücü gösterme potansiyelinden yoksunsa, yeni iradelerin devreye sokulması gerekir. Buna da halkın iradesi denir. Her ne kadar AKP bu iradenin kendisinde olduğunu söylüyorsa da uygulamalarda bunun tersini yapıyor. Newroz ve 1 Mayıs’da kolluk kuvvetlerinin halk iradesine karşı geliştirdiği tutumlar ortadadır. AKP sorunun odağına halk konulduğu zaman aslan kesilme tavrını kasımpaşalılıktan gelen Başbakanın gürültüleri ile boğarken, Askeri cenah karşısında köşeye sinmiş kedi tavrından vazgeçmemektedir.
Liberal burjuva aydınlarının demokratikleşmenin sembolü olarak algıladığı AKP’nin silik tutumu karşısında, artık destek görevlerinde belli bir mesafeye çekildiler. Darbeciliğin kaldırılmasını yeni bir anayasayla garanti altına alma tutumunun ortadan kalktığını gördükçe mesafeli durmayı yeğlemek zorunda kaldılar.Bu tavır AKP’yi yalnız birakmaya yol açarken askeri kesimi güçlendirmiş oluyor. Kürd hareketi de kendi sorunlarına karşı baştan beri duyarsız davranan AKP’nin uzağında durdular. Ki bu konuda hayli haklılar. DTP’li vekilleri koşullu kabüle zorlamak için söylemediğini bırakmadı.
Askeri cenah, yıllardan beri böl, parçala, yönet politikasında uzman hale geldiği için, onun bu tutumunu görüp süreci kendi lehine çevirecek sağ veya sol kesimden bir oluşum yaratılamadı. Genel olarak sag’in her darbeden sonra“bizim düsüncemiz iktidardadır“ demelerine rağmen, darbenin yükseldiği alan olma göreviyle donanımlı olsalar da darbenin uzamasına sıcak bakmıyorlar. Uzun vadeli askeri yönetimler tecrit sorunu yaşattığı için, sermaye açısından karlı sayılmaz. Çıplak zor halkın öfkesinin kabarmasına yol açar. Her ne kadar “ sol“ adına hareket ettiğini söyleyen kemalist kesim de her zaman darbe yanlısı olmuştur. Darbeci gelenek onlarda tarihseldir.
Kürdler ulusal kurtuluş davasına katkı sunan tüm kesimleri düsmanlıklardan uzak bir alana kaydırmayı becermelidir. Kemalizm gibi faşist bir ideolojinin Kürdlere verebileceği bir şey yoktur. Türkler de demokratikleşmenin yolu olarak askeri vesayet ve kemalizmden uzak durarak demokrasiyi yaşayabilirler. Tersi tutum tüm kesimler için felaket sayılır.
30 .05 . 08



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz