Şükrü Gülmüş
Halka Gerçekleri Söylersek...
Gerçeği bilenler ve onu halka götürenler; tarihin her döneminde büyük acılar çekmiştir. Ama halk daha sonra, bu halkın gerçeğini söyleyenleri baştacı etmiş, halktan gerçekleri gizleyenleri lanetle anmıştır. Açın bakın tarih sayfalarında buna binlerce örnek bulabilirsiniz.
Bir Kürd İsrail Devletine Karşı Neden Savaşır?
Geçen hafta bir misafirim vardı. Uzun yıllar öncesinden beri ilkez görüşüyorduk. Kendisi Hollanda’da kalıyor. Bana sık sık telefon ediyor, söyleşiyor ve geçmişi yad ediyorduk. Ama bir türlü aklıma gelmiyordu. Geldiler. Onyedi yıllık Hollandalı hayat arkadaşıyla beraber. Bayan arkadaşı enfes Türkçe, Kürdçe öğrenmiş. Mardin’lere......Aziz'ime Elemanya Nesiheti
Azizim, Şimdi devran değişti. Artık o fırkralar da yerine oturmuyor. Sen Dazlak diye basarsın tokadı. Dazlakiye çıkar. Dazlak kalkar, hiddetle seni vurmaya gelir. Dazlakiye, sevgiyle yanaşır. Sarılır. ‘Bir daha vur... Bir daha.. Senin vurduğun yerde gül biter’ der. ...Albümümden Bir Yaprak : Jîr Dilovan
Zeki benim edebiyat sınıfımdaydı. Gayet uyumlu. Yumuşak, geçimli ve efendi bir arakadaştı. Saz çalar, bando takımında bulunur. Bizim sınıfın kalesini korurdu. Onunla gayet samimiydik. Ve bir gün olsun birbirimizin kalbini kırmadık. Ben sınıf başkanıydım. O karşımda otururdu. Bu bizim sınıfın bir staj sonrası fotosudur....Ben İttihad Satarken
Önce küçük bir düzeltme. Sayın Şivan'ın çalışmasının önüne bir tartışma jeneriği koydum. Bu asla Kemalizm ile Saidî Kurdî'nin görüşlerinin kıyaslanması değildir. Sayın Şivan'ın hatırlatmasıyla bu kısa açıklamamı kaldırdım. Bunun dışında çocukluk anılarıma uzanan bir kıs yolculuğa değineceğim......Öcalan Hakkında Ulaştığım Yeni Bilgiler
Peki bir soru; şayet Öcalan Lice’nin Fis Köyünde genle başkan olmamış olsaydı; böyle bir toplantıdan bahsedilecek miydi? Oysa o toplantı birinci kongre falan değil. Rahatlıkla ileri kadroların bir araya geldiği bir toplantı sayılır. Ama Lisce Fis köyü orada Öcalan’ın başkanlığıyla yerle bir edildi. Hala da Lice/Fis denince insanlar ürperiyor. Kim kaldı o......Yaşar Kemal’e Açık Mektup
Gittim. Gördüm ama yazmadım. Şimdi size yazacağım. Abi tam timashi bakışlar arasında kaldım. Tanıdık bir kaç sima yanıma geldi. Selam verip hoşgeldin ettiler. Daha sonra Murat Çakır ve Hüseyin Avgan geldiler. Usulen ve suhulen ‘Şükrü bey biz sizi de karşı ratafı da tanıyoruz. Bu çalışma bizim için önemli. Biz herhangi bir tartışmanın ve nahoş hareketin olamasını istemiyoruz. Sizden rica ediyoruz bu konuda bizi anlayışla karşılayın....’...Sayın Ciğerli’ye Yanıt
Sayın Ciğerli, Sizinle görüştük. Yüzyüze söyleştik. Bir Kürd olarak Fransa gibi bir ülkede saygın bir yeriniz var. Ve elbette size sayın derim. Ama elinsaf edin. Öcalan ve PKK üzerine kitap yazdınız size karşı tavırları nasıl oldu?...Çakır ve Avgan'ın Yanıtlarını Bekliyorum (!)
Söz; onurdur!.. Ben insanların sözlerinde durmalarını isterim. Çünkü onurunu yitiren insan; tüm yaşam sermayesini yitirmiştir. Biz 'Söz onurdur. Onuru çiğnetmeyeceğiz' diyen bir kuşağın temsilcileriyiz. Sayın Murat Çakır ve Hüseyin Avgan'ın 26 Nisan 08 tarihinde ABM toplantısında söylediklerini ciddiye aldım. Ve toplantılarına bir fırsat verdim. Selamlarımla. Şükrü Gülmüş'Meclisleri Tıkayan Adam'
Sayın Fikret Başkaya, bir gün eski bir arkadaşına rastlar. Arkadaşı; 'Ya Fikret nerelerdesin? Bende seni ayrıyordum. Bizim falanca tarihte bir etkinliğimiz var. Sana da davetiye ayrırdım. Mutlaka gel haaa... 'der. Hoca, 'Hayır gelmeyeceğim!..' 'Neden?' 'Çünkü o zaman cezaevinde olacağım.' 'Sebep?' 'Sizin yüzünüzden.' 'Allah allah ben ne yaptım ki?' 'Tabi sen, o, diğerleri bir gün konuşmuyorsunuz. Ben yanlız kaldım. Onun içinde hep beni çağırıyorlar. '...Babamın Bir Benzeri
Babamın babası; yani dedem Mele Mihemed, annemin babası, dedem Hüseyin'i de görme olanağım oldu. Hüseyin dedem; sert, kaba, harbi ve mert bir adamdı. Kızınca gözünü hiç bir şey görmezdi. Ama en kral paşa ona emir verse; emre riayet etmezdi. Ermeni komşusunu vurmazdı. Dedem Mele Mihemed; ipek gibi bir adamdı. Yatalak halini gördüm. Onu anımsıyorum. Şahinşah bile 'Mele fetva ver. Ermeni vurulmalı' deseydi; o, 'diyemem' derdi. Çünkü dini bütün bir insandı. Velevki dedelerim dedi. Emirlere uydu. Ben onların adına da özrümü sundum. Sunuyorum: tüm ülkemdeki Hıristiyan halkların katledilmesindeki rolleri için. ...Bak Buna Çok Kızarım...
Aygan’a ‚kardeşim’ dedim. Yani böyle de olmaz ki… Kardeş abisine böyle demez ki. Bak senin akraban, Abdullah; ‚Kaygan’ dedi. Biz es geçtik. Bana ‚Nereye koşuyorsun… Alman değil, Türk ajanı demişsin...’ dersin. Ne dilin kemiği var , ne de onur bendinde özsuyun kalmış. Lakin değerli Nasname okurlarının bilmesin istedim....'Çarşamba'yı Sel Alsa, Kadın Tıraş Olsa..'
Kadın susyor. Onun yerine erkek konuşuyor. Öyle ya, erkek miletiyiz. Dünyaya damgamızı vurmuşuz çağlardan beri. Kadın ne zaman konuşacak? Erkek bağırıyor hemen. Onun ağzını tutan mı var? Konuşsun!... Konuşmuyorsa, o zaman kadın hakkını neden erkek savunsun!... Tıkanıyorum. Ve posbıyıklı, eril yürekli bir erkek de olsam. Erkek safına geçiyorum. Çünkü yerim orası.Onun içinde en ufak bir edimde bulunan kadının yanında çarpar yüreğim. Ama o yoksa, ben neylerim. Canım sıkılıyor. Canım sıkıldığı zamanlarda ise hiç yazmıyorum....Ah Ulan Rıza Ah..(*)
A.Kadir Konuk Bikez Daha Öldü (!?) Durun. Sakin olun. Siz ölümü yanlış anlıyorsunuz. Ölüm; kimseyi öldürmüyor. Ölüm sadece fiziken yok olmak değildir. Ölümün binbir çeşidi vardır. Bunlardan biri; insanın sesini kısmaktır. İkincisi; kalemini kırmaktır. Ressamsa elinden fırçasını almaktır. Müzzisyense, aletini parçalamaktır. Yani insana yasak getirmek; bir ölüm çeşididir. A.Kadir Konuk da yazardır. Onun yazmasını engellemek, onu öldürmektir. Ben şahsım adıma; Konuk’u günahım kadar sevmem. Hatta bazı özel ve tüzel günahlarım var ki; hiç bir şeye değişmem. Ama onun sesini kısanlara, onun yazmasına engel olanlar müthiş kızarım. ...Serçavan Bira Necmi
Serçavan Bira Necmi, Senin için ödünç aldım yukardaki şiiri, Diyarbekirli, esmer tenli ve sakallarını dargın bir bilge gibi taşıyan Hicri İzgören’in Ve öteki kitabından. Merhaba’nda beni ve sevdiklerimi anlatmışsın. Seni okuyunca ogünlere gittim. Kalanlardan çok gidenleri özledim. Duygulandım. Kelagirî oldum. Hıçkırıklar boğazımda düğümlendi. Ağlamak istedim. Lakin ağlayamadım. çünkü gidenlerin öfkesinden, yüreğim de, gözlerim de nasır tutmuş. Damlalar dışa değil, içe akıyor. İçim şimdi bir Vangöl’ü. ...Tepe Benim Avukatımdır!..
Tepeler, tepe tepe gittiler bu uğurda. Ama tekmelenmesi gerekenler şimdi bize baş oldular. Bu devran öyle bir devran. İşte bunun için sana dedim sevgili Talat ; Dün Direnmek Yaşamaktı, bugün Yaşamak Direnmektir !.. Ve benim o intikam hırsım, sizlere karşı olan sevgim olmamış olsaydı hiç bir zaman ayağa kalkamazdım. ...'Bacca Bir Barış Şehididir!..'
Yalçın BİÇÛK (Türkçe Küçük’ün Kürdçe karşılığı) hazeretleri; ‘Atmasyon; yaratıcılığın ilk adımıdır’ biçiminde bir söz etmişti. Benim de aklımda kalmıştı. Doğrusu hak da vermiştim. O, haybeden atıyor, satıyor, ordan oraya zıplıyordu. Eh, madem O’nu başımıza ‘Hoca’ yapmıştı hazret, o zaman biz de Biçûk Hoca’mıza bakarak atmaya başladık....Devrimci İtiraflar : Bir Kadının Sesine Vuruldum!..
Bu gidişim ve bu yolculuğumun asıl sebebi de bir Enver’dir. Bu Enver’in soyadı Karagöz’dür. Bilmem. Tanımam. Ve hayatımda belki bikez karşılaştım. O da yüzyüze geldik. Merhabalaştık. Buna konuştuk da denemez. Çünkü Enver Karagöz’ün sesini Ata Enver gibi katletmişlerdi. Yazık. Durumunu öğrendiğimde üzüldüm. Lanet okudum işkencecilere. Ve şu bağlantıyı kurmuştum. ‘Enver’i Sesi, Mazlum’un Parmağı’...Koli Almanya’ya Gitti(!)
bu 35. koğuşun sorumlusu olduğum dönemde, 100 kişiyi aşkın mevcudumuz vardı. Dört katlı, onar hücreden müteşekkildi yerimiz. Ve hücrelerden her çıkan, çıkarılan mutlaka benim hücremin önünden geçmek zorundaydı. Gidenlerin hemen ardından, sorarlardı geri kalanlar. -Rûken, kimdi giden!... -Ali Ali Veli, Kırk dokuz Elli, hesabı gideni ya isimiyle, ya mahlasıyla söylerdim. -Nereye gitti? -Almanya’ya!.......Hocaya Çorba, Apo’ya Kebap
Bu gece aklıma son on yıl geldi. O yıllardan kalan bazı ilginç durumları sizinle paylaşmak istedim. Çünkü, bir Ağlama Duvarı, bir Dert Ortağı oldum çoğu insanıma. Ve o zaman iyi bir iş yaptığıma inandım. Bu insanların önünden yine birilerinin gitmesi gerekiyordu. Dün yaptığımızı bugün bizim de sebep olduğumuz, yarattığımız Tiran’a karşı durmamız gerekiyordu.. Hocaya Çorba, Apo’ya Kebap...Hakkında
Öncekiler
- Diyojenik İğnelemeler
- -Dirilişin Öyküsü’nün Hikayesi-
- Beyinlere Soru İşareti Yerleştirmek
- ‘Söz Denizi’ ve Çıkar Denizi
- Her Yanımız Mayın!..
- Türk / İsot ve Urfalılar
- Fırat Demir’e Yanıt
- Para-İktidar-Kadın...
- Parekende Duygular
- Paris'i Yakarız!..
- Ülkeler Başkentleriyle Savaşır
- Yaşbasss!...
- Bir Komplo Daha Atlattık (!)
- Konfederalizmi Anladın Mı Memet?
- Serokê Min Demokrasi Çiye?
- Çima?
- Bav...
- Yadê
