Anasayfa | Yazarlar | Şükrü Gülmüş | Sayın Ciğerli’ye Yanıt

Sayın Ciğerli’ye Yanıt

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Biz Hikayemizi Çocuklara Anlattık...

Sayın Ciğerli, Sizinle görüştük. Yüzyüze söyleştik. Bir Kürd olarak Fransa gibi bir ülkede saygın bir yeriniz var. Ve elbette size sayın derim. Ama elinsaf edin. Öcalan ve PKK üzerine kitap yazdınız size karşı tavırları nasıl oldu?

 

İnsanlar; her ne kadar, bulunduğu yerden, olay ve olgulara aldığı bilinçle bakarsa baksın, bu olagulara bakışın bir evrensel kural ve kaidelerini de gözardı edemezler.

Sayın Ciğerli, Abdullah Öcalan ve son İmralı’daki durumuna, onunla ilişkide olanların durumuna bakarken, bence yanılglıdır. Ben bu yazımda bir iki konuya değinme ihtiyacı hissediyorum.

Birincisi, Öcalan’ın objektif durumudur.
Öcalan olgusunu şu örnekle açıklamak mümkün. O, ne bizim özgül durumumuz, ne Ortadoğu ve ne Dünya için bir ölçü olamaz. Şöyle düşünüyorum. Metre bir uzunluk ölçü birimidir. Bilimsel verilerle tesbit edilmiş ve Dünyanın tüm halkları bunu kabullenir, kullanır. Yani her yer, ülke ve halka göre bir uzunluk ölçü birimi yoktur.

Ama sayın Ciğerli Öcalan’ı bizim için temel bir ölçü birimi olarak gösteriyor.
Tasnifini hatırlayalım.
1- Öcalan’ın söylemlerini tartışmasız kabul edip uygulayanlar...
2- İsmini vererek reddedip küfür ve hakaret edenler...
3- İsmini vermeden eleştiri yapanlar...

Tasnif bu üçlemde. Ve bizi ikinici şıkka koyduğunu sanıyorum.
Bence temel yanlış burda. Neden bizi Öcalan merkezkaç alınarak tasnife tabi tutuluyoruz? Oysa şöyle yapmış olsak; Öcalan Dünya diktatörleri arasında nerde yerini alıyor? Onun söylemleri, pratiği ve muhaliflerine karşı tavırı nasıl olmuştur, dersek daha doğru olamaz mı?
PKK tarihsel misyonunu doldurdu. Bizim düşsel Kürd PKK’si ve Öcalan’ın Ankara PKK’sı da artık yok. Olan bir tek Öcalan’ın yeni Baasit Partisi var. Kendisi içerde -gibi- görülse de aslında hala hükmü Saddam kadar var. Ve Saddamlığını kabul ama ona sayın demek de ne oluyor? O’na diyen, der. Buna da bişey demiyoruz. Ama bizim illede SAYIN dememizi istemek, bizi buna zorlamak ve bunu dayatmak da ne oluyor? Biz ona -ben diyeyim- sayın Saddam bile demem. Çünkü son tahlilde, ölüm karşısındaki tavırda; Saddam kadar bile olamamıştır.

Yani sayın Ciğerliye göre Öcalan, genel olarak olmasa da, özelde Kürdler ve Kuzey Kürdleri için temel bir ölçünün mihenktaşı oluyor.

Ona sayın diyenler...
Hain diyenler...
Göz kırpanlar veya limanına yaklaşma hazır olanlar....
 Eğer bunu kabul edersek, o zaman Öcalan’a kızmanın, onu eleştirmenin de mantığı olmaz. Ne yapmış hazret? Anasına taş atmış. Pusuya yatıp Cimo’nun kafasını kırmış. Güvercin o’na ihanet ettiği için tüylerini yolmuş. Hile ve entirkayı temel yaşam felsefesi yapmış...

Sahi bu mudur Kürdün cengaverlik ve yiğitlik mirası?
Nerde Kürdün mertliği, harbiliği, dürüstlüğü, meydan okuma geleneği? İşte Öcalan’ın kendisiyle başlattığı Kürdlük bu!. Ben böyle bir Kürdlüğü tanımıyorum. Saygın bir Kürdlük değildir. Saygın olmayana da sayın denmez.

İkinci husus ona hitap şeklidir.
Eşyayı ismiyle çağırmak gerek.
Böyle bir kişiye Abdullah Öcalan demek dışında bir sıfat tanınması insanlık ve Kürdlüğe sığmaz. Sorun ona hitap şeklimizi mi yoksa onun bize giydirmek istediği elbise midir? İyi de ben sayın Ciğerli’ye şunu itiraf edeyim.

Bugüne kadar, hiç bir hakaret, yergi ve hafife almaksızın Behlül Arami ve Halil Cibran olarak, Şükrü Gülmüş ismiyle daha çok ağır yazılar yazdım. Onlara en küçük bir itiraz gelmedi. Gelmedi ve gelmez. Çünkü Arami ve Wezrin sanal birer isimdir. Bilinmez ve tanınmaz. Ama Gülmüş 32 yıllık bir geçmiş ve mirasın asli sahibi olarak konuşuyor, yazıyor ve açık tavırını ortaya koyuyor. Bu onları sıkar, sarsar. Çünkü Öcalan ‘Siz bensiz bir hiçsiniz. Bir çorbayı bile kurtarazsınız’ diyordu. Ama bakın Gülmüş, ona rağmen bir değerdir. Konuşuyor, yazıyor ve çok kötü bir örnek oluyor(!). Ya herkes bunu yaparsa ‘Reber’in durumu ne olur?

İşte bunun için onların söylemiyle; Gülmüş küfrediyor, Nasname bir küfürnamedir. Bunu kendi kitlelerini kabul ettirmek ve diğerlerini de ikna, tehdit ve yıldırarak bir düzeye getirdiler. Yani siz bana bir tek örnek gösterin:

Öcalan’ı, ne zaman ve kim eleştiri yaptı da aferin dedi.
Niye onun bana Alman Ajanıdır. Büyük oynuyor, demesi hak mı? Kim bunu karşı çıktı? Bu güne kadar Öcalan’ı eleştirenlerden kim yaşadı?

Sayın Ciğerli,
Sizinle görüştük. Yüzyüze söyleştik. Bir Kürd olarak Fransa gibi bir ülkede saygın bir yeriniz var. Ve elbette size sayın derim. Ama elinsaf edin. Öcalan ve PKK üzerine kitap yazdınız size karşı tavırları nasıl oldu?

Arapların bir sözü var. Ve severek tekrar ederim:
‘Aynel yekin/Fehmel yekin’ Yani gözünüze gördüğünüze mi inanacaksınız yoksa size anlatılana mı? Ben bunların Baasçı mantık ürünü olan her şeyleri bizzat yaşadım. Siz de gördünüz. Ama temennim bunları görmeyenlere anlatabilmek.

Yoksa, sobanın ateş gibi olduğunu söylemek yetmiyor mu?
Öcalan bövvv, eder diyoruz. Anlamıyorlar mı?
O zaman yansınlar da anlasınlar.

Ama biz kazın ayağını içerden gördük.
Ve o nedenle de asla bir daha, saygın olmayana sayın demeyiz. O’nun da hükmü ilelebet değildir.

Yaşarsak hep beraber göreceğiz. Görmesek de siz görün. Ve bize o tarafa bir mektup yollayın.
Fransız Ciğerimle, sayın Ciğerli’yi selamlıyorum.

4 Mayıs 08

 

 

Yorumlar (2 gönderildi):

Sabri CIGERLI .. 06 May, 2008 12:10:42
avatar
Sayin Sükrü Gülmüs,
Öcalan'a Mektup yazisini bazi tespitler için yazdim. Amacim ne polemik nede birilerini incitmek içindi. Hem zaman hemde konum olmadiginda gazete ve sitelere yazi yazmiyorum. Sizin "yanitiniza" zaman ayiracagim. Bu hafta içinde size cevabi bir yazi gönderecegim. Sagliklar dilegimle, Selamlar

Sabri CIGERLI
Mirza .. 07 May, 2008 01:28:04
avatar
Destê sax be Kek Sukrî.

Bu "Sayin" ayagi da nerden cikti?Niye Kek,Bay, Birêz, Aziz dururuken bu uyduruk sifati sever Abdocular?
Duymuslar Horasan`da hali dokunur.Ama enine mi yoksa boyuna mi?

Sayin kelimesinin kokenî nedir?
Sayin Turkce bir kelime; daha dogrusu Ozturkce.Dunyanin hemen tum dillerinde
hitap sekli olarak erkek va kadin icin cesitli daha ziyade eril ya da disil hitap oneki kullanilir:

Kurdî:Kek,Birêz,Xanim,Xusk
Almanca : Herr, Frau
Ingilizce:Mister,Miss
Fransizca:Madame,Monsieur
Italyanca :Sinyor, Sinyora
Farsca:Axa, Hanim,Banu
Turkce:Bay, Bayan

Dunya dillerinin hepsinde hal buna benzer!

Peki Kuzey Kurdleri niye acaip islerle mesgul!Bu DTP nasil bir Sol-Kurdî partidir ki ne sol ne de Kurdluk ile hicbir mesaisi kalmiyor.Abdo`nun "zehir senaryosu fiyaskosu", "Sayin"lik derdi,"Sihhat ve Afiyet" durumundan baska islere zamanlari kalmiyor.
Kurd halki Allaha emanet!Tinerci cocuklar, kaldirimda hayat kavgasi veren genc kizlarimiz,surum surum surunen insanlarimiz bu sol partinin gundeminde yok!Hele belediyeleri baska bir alem.Diyarbakir`in 365 adet buyuksehir belediye adayindan(Guinnesse Rekorlar kitabina girer!) Abdo destegiyle secilip Kurd CHP`si tipi siyaset cambazligi yapan Yerel liderlige soyunan baskani,L.Zana`si ki kendisinin baslica ugrasi "Sayin"lik olmus vesaire vesaire nelerle mesgul...

Liderlik ve sayginlik zorla olmuyor ki!
Dunya tarihinde hicbir Gercek Lider sayginlik veya "Sayin"lik kampanyasi yurutturmemistir.Sayginlik kendiliginden gelen birseydir.

Mesela hangi ulkede hangi zamanda insanlar izledikleri Lidere su veya bu unvanla hitap edilmesi icin kampanya yurutmustur.Bir ornek verilirse cok makbule gececek.Tam tersine Sosyal-Ulusal karakterli hareketlerde hitaplar daha ziyade yerel-ozel icerikler tasir.Stalin bile "Halklarin kucuk babasi"unvaniyla yetinmisti.Lenin,Trotski,Castro,Che Guevara`ya "Yoldas" hitabi ziyadesiyle yetiyordu."Ho Amca" Ho Shi Minh icin nur u nimetti.Ecevit`e "Karaoglan",Demirel`e ""Baba" kifayet ediyordu.Saddam "Nabukadnezar" unvanini istiyordu.Hafiz Esad "Selahaddin-i Eyyubi"ye hayrandi.Said`e "Sex", Rizo`ya "Seyyid",Barzani`ye "Mella", Mesud ve Talabani`ye "Kek" fazlasiyla yetiyordu.Bu ornekleri isteyen Internetten arayip cogaltabilir.

Yani bu sahislar "Sayin" unvanina layik degil miydi?

Sakin bu "Sayin"lik arayisi asagilik konpleksinden ileri gelmesin!


Bu "Sayin Ocalan"lik ne zamazingodur!
Barzani`nin vasiyetinde"Benim mezarim hicbir pesmergenin mezarindan daha yuksekte olmayacaktir"demistir ve oyledir de!

Peki Abdo vasiyetinde ne der acaba?!!

Kendisinin Kandil`in en ust noktasina gomulmesini mi?

Bu son nokta suphe goturur:Cunku Kandil dile gelip sorma geregi duyar:

"Niye $am`dan kovuldugunda buraya gelmedin?

Bi slav u rez

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin