Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Bak Buna Çok Kızarım... Bak Buna Çok Kızarım... ================================================================================ Şükrü - Gülmüş on 23 Apr, 2008 03:39:00 ‚Ey ahali, Bunun piri, şeyhi, rêberi, bana Alman ajanı dedi. Almanlar Dünya  Birinci Ligindedir. Bu ise ta kümedeki Türk takımına indirdi beni. Bunu kabul etmiyorum. İnsan daha üst mertebeye sıçrar, Mossad, CİA falan, feşmekan.Uçaktan in, eşeğe bin. Olacak şey mi? Ben küme takımı Türk MİT’inde asla çalışmam. Çünkü orda Aygan’ın en büyüğü var. Ha ho ha ho!.. Verin mavzerimi, ben beni vuram. Ölüm hayırlıdır, Türk Mit takımından olmak..’ Bu benim Aygan ve Kaygan’a karşı espirili yanıtım. Şimdi usul ve suhule geçelim.   * Bilgisayarınızın başına geçtiniz. Website’ları dolaşıp haberleri okudunuz. Canınız sıkıldı. Benden size bir iş.   Google sizin açılış sayfanız ise işiniz kolay. “abdullah öcalan ajan” yazıp girin. Karşınıza tamı tamına 92 000 sayfa çıkacaktır. Sadece “öcalan ajan” yazıp girin. Karşınıza 137 000 sayfa çıkacaktır. Çevirin çevirin okuyun bitmeyecektir. Çünkü adam önce kendisine ajan dedikten sonra aklına gelen herkese, hatta on yıl kendisiyle yatana da ajan demektedir.   Bu defa bir başka kelime deneyin. Bu da “komplo” olsun. Bu defa karşınıza 120 000 sayfa çıkacaktır. Ömrü ajanlık yapmakla geçen hasta ruhlular herkesi ajan ve komplo denen iki kelime içine hapsederler ondan başkasını bilmezler.   Hırsızlık eğilimi olanların en fazla “ben hırsız değilim”, dedikodu gibi bir hastalığı olanların en çok “dedikodudan nefret ederim” dediğini bilirsiniz. Herkesin altına yatanların herkesi “namuslu” olmaya davet ettikleri, namuslu olmaya ne kadar gayret ettiğini de bilmeniz gerekir.   Buna biz suçluluk duygusunun belleğe işlemesi diyelim kısaca.   Dünkü e-mail sayfamıza ajan ruhlu bir adam not göndermiş. Meğer daha önce röportajını yayınladığımız, anılarından oluşan kitabını bastığımız Abdulkadir Aygan’ı haber yaptıktan sonra Nasname editörü bendeniz Şükrü Gülmüş’ü Alman ajanlığından alıp Türk ajanlığına düşürmüşler.   Öcalan ailesinin ajan olma hastalığı sadece o aileye mahsus değilmiş.   Kendilerine merhaba diyen herkese bulaştırmışlar. Bu adını söylediğimiz ajan ruhlu da basit bir dirsek oyunuyla kitabımızı ele geçirmiş. İsveç’teki muhbirlerini devreye sokarak Aygan’la görüşmüşler.   Onun ne söylediğini, neden söylediğini bilmiyoruz ama bir takım yırtma yapıştırmalarla Apocu sayfalara haber olarak geçmişler.   Hem de nasıl?   İçine PSK lideri sayın Burkay’ın fotosunu yerleştirerek.   Bu adamların kuyruğuna basınca böyle acayip mahlukatlar olup heybelerinde ne kadar yalan iftira, ajan, komplo varsa döküyorlar.   Anılardan oluşan kitaba gelince... Aygan önce Doz Yayınları’na gitmiş basmaları için ama onlar kitapta adı geçen birinin adını çıkarmak şartını öne sürmüşler. Anlaşamamışlar.   Sonra PSK ile ilişki kurmuş. PSK Apocularla karşı karşıya gelmeyi göze alamamış. Dolayısıyla iş yatmış.   Bu iş Nasname’ye kaldı, biz de elimizden geleni yaptık. Redakte ederek kitabı bastık. İsteyene gönderelim.   Aygan’ın zor durumda kalması gibi bir niyetimiz hiç olmadı. Kürdistan’da olup biten karanlık ilişkileri bir nebze aydınlatalım dedik. Bunu yapmaya devam edecek, ajanlarla uğraşacağız.   Biz ömrümüzü verdiğimiz inançlarımız ne diyorsa, harab edilen ülkenin daha fazla acı duymaması için ne gerekiyorsa yapacağız. Kimisinin kuyruğuna basmış olacağız, kimisinin ağzını kapatacağız, kimisini deşifre edeceğiz. Kim gocunur, kim komplo der, kim ajan derse buyursun desin.   İşte bunun için “Aygan’ın Dramı” dizimizi yeniden veriyoruz.   Söz uçar, yazı kalır. Yazısı da, görüntüler de elimizde. Ne demiş, ne anlatmış yeniden okuyalım.   Allah onları “ajansız ve komplosuz”, bizi kalemsiz ve kâğıtsız bırakmasın, amin.   Selam ve selametle. 22 Nisan 08