<rss version="2.0" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
<channel>
	<generator>Vivvo CMS 4.0</generator>
	<title>Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu</title>
	<link>http://www.nasname.com/</link>
	<copyright>&amp;copy;2007 Spoonlabs d.o.o.</copyright>
	<image>
		<title>Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu</title>
		<url>http://www.nasname.com/files.php?file=</url>
		<link>http://www.nasname.com/</link>
	</image>
	
			
				
					<item>
						<title>hawar&#039;a hawar!... </title>
						<link>http://www.nasname.com/tr/1656.html</link>
						<category>Türkçe</category>
						<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 10:28:00 +0200</pubDate>
						<description>şunu diyoruz:
‘Artık sizden istemeye yüzümüz var.
Yardımlarınıza muhtacız.
Az veren yürekten verir.
Bu az, azlar birikirse, kelebeklerin kanat çırpmasıından beter etki yaratır.
Deryalar, okyanuslar dalgaya durur.
Dalga dalga gelir; kötülükleri yıkar.
Güzellikler boy verir.</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Şemo’ya bir kaç soru...(Bu Şemo Başka Şemo!.. )</title>
						<link>http://www.nasname.com/tr/1655.html</link>
						<category>Türkçe</category>
						<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 11:08:00 +0200</pubDate>
						<description>Hani gerçek hayat hikâyesi vardır ya. 1965 de Filipinler’in bir adasında bir Japon’a raslamışlar. Adam meğer ikinci dünya savaşından kalmaymış. Komutanı ona adayı bekleme görevi vermiş. Sonra savaşın gidişatından dolayı ikinci bir emir alamamış ya... Yirmi yıl boyunca telgrafın başında oturup tıklamış da tıklamış.</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Soğan Ailesi&#039;nin Yüreği Hala Kanıyor!...</title>
						<link>http://www.nasname.com/tr/1654.html</link>
						<category>Türkçe</category>
						<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 03:58:00 +0200</pubDate>
						<description>Yaşadıkça daha neler göreceğiz neler? Çok değil, daha iki, ikiuçuk yıl önce bu söyleşiyi yapmıştık. Fotonun elde edilmesinin öyküsü &amp;#039;Çocuk Kaçırma&amp;#039;dan daha da entresan...Hele de Öcalan&amp;#039;ın son açıklamalarından sonra.. Yani Mahsum Korkmaz (Egitd&amp;#039;in &amp;#039;iç çeteler tarafından vurulması&amp;#039;...Kandil ve Kandil&amp;#039;de &amp;#039;Altın Heykel&amp;#039;li Egid)... İşte bu foto bile her şeyi açıklamaya yeter bizce.. Sefkan en solda duruyor. Sanki &amp;#039;Bırakın... Bırakın da anama -babama gideyim&amp;#039; der gibi bir hali var.. Ama bırakırlar mı?................</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Kayıp kentin yakışıklısı...</title>
						<link>http://www.nasname.com/tr/1653.html</link>
						<category>Türkçe</category>
						<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 01:38:00 +0200</pubDate>
						<description>&amp;quot;Bir gerçeği görmüştü: Ankara&amp;#039;nın uluslararası oligarşik çete üyelerine uzanan zincirin halkalarında yer alanları, isim isim gözler önüne seren liste onun elindeydi&amp;quot;</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Elif Orhan : Yüreğimizdesin  !...</title>
						<link>http://www.nasname.com/Yazarlar/eorhan/1652.html</link>
						<category>Elif Orhan</category>
						<pubDate>Fri, 29 Aug 2008 01:35:00 +0200</pubDate>
						<description>Diyelim ki Dersim,Munzurlar / 

Diyelim ki Xizir, koruyan, kanat geren / 

Diyelim ki günes, ay, yildizlar / 

Diyelim ki toprak,su, hava / 

Yaratan, yaratilan./ 

Diyelimki ana ve çocuk / 

Yasam ve ölüm / 

Diyelim ki sen / 

Sen bunlarin hep toplami oldun yüregim./ 


</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Düşleriyle yaşayan insan : Şoreşgerê Bênav!...</title>
						<link>http://www.nasname.com/tr/1651.html</link>
						<category>Türkçe</category>
						<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 22:05:00 +0200</pubDate>
						<description>O&amp;#039;nu bir gün anlatacağım. Ve öyle bir anlatacağım ki; ben gerçeği anlatırken; herkes bunun bir düş, bir kurgu olduğunu sanacak. Ancak bir şartım var. O hazır olana kadar bekleyeceğim. Acelem yok. Çünkü bu bir emek ürünü olacak. O&amp;#039;nu seviyorum. O benim Mardin&amp;#039;deki Kürd Halkımdan bir yadigar. Kürdün anadamarı. Ben bu halkı sevdim. Çocuksu, yalansız, riyasız ve karşılıksız veren insanlardı. Bana çok şey veri halkım. Bense ona bişey veremedim. Halkıma borcumu ödüyorum. Bu nedenle canımı da canlarını da yakacak sözcükler çıkıyor ağzımdan. Ama sevmediğimden değil, aksin çok çok sevdiğimden... Kuro tu rıhe mini Xortê delal.. Hep böyle kal...</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Osman FERÎD : DTP&#039;nin Çatı Mücadelesi</title>
						<link>http://www.nasname.com/tr/1650.html</link>
						<category>Türkçe</category>
						<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 17:30:00 +0200</pubDate>
						<description>İleri sürülen çatı partisi projesi ve zorlama barış girişimleri; Yalçın Küçükler, Doğu Perinçek’ler gibi  militarist Kemalistlerin tasarılarıdır. Yalçın Küçük 1999da yazdığı bir kitap ile ilgili yaptığı röportajda aynen şöyle demektedir:  ‘’Ben Kürd elinde keşif kolu görevi yaptım. Benim amacım Kürd’leri Kemalizmle ve cumhuriyetle barıştırmak ve kaynaştırmaktı.Bu görev çok tehlikeli idi.Öcalanı İmrali’ya getirmekle Türkiyeyi bölmekten kurtardığını ve bu yolda epey mesafe aldığını hiç çekinmeden itiraf etmektedir. Bundan sonraki görev Türk soluna düşmektedir. Türk solu, Kürd’ler ile Kemalizm ve cumhuriyet arasında yapıştırıcı halka görevi yapmalıdır’’ Kendisi ve Perinçek artık saklanamayacak kadar deşifre oldukları için bu ‘kutsal’ göreve başkalarını davet ediyor. Şimdi bakıyoruz da bu ‘kutsal görevi’ Emine Ayna ve benzerleri zevkle ve heyecanla yerine getirmeye çalışıyorlar. Bunun için önümüzdeki süreçte Kürdistan’da ve Kürd’lerin yoğun yaşadığı yerlerde seminerler ve hizaya getirme toplantıları düzenleyeceklerdir. Çünkü emir büyük yerden ve ertelenemezdir.</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Ergenekoncular devletin başı, hatta başının tacı...</title>
						<link>http://www.nasname.com/tr/1649.html</link>
						<category>Türkçe</category>
						<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 14:41:00 +0200</pubDate>
						<description>Yeni Aktüel Ergenekon&amp;#039;un izini geçmişte sürdü. İşte Ergenekoncuların, bırakın ceza almayı yaptıkları her kanunsuz işte baş tacı yapıldığı geçmişleri..
</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Şükrü Gülmüş : Karayılan/lar...</title>
						<link>http://www.nasname.com/Yazarlar/sgulmus/1648.html</link>
						<category>Şükrü Gülmüş</category>
						<pubDate>Thu, 28 Aug 2008 08:34:00 +0200</pubDate>
						<description>‘Bir yolculuktaydık. Güneyde beraberdik. Arabada yolcuyduk. Güzel bir vadiye geldik. Ebubekir arabayı durdurdu. Dışarı çıktı. Toprağa çömeldi. Çocuklar gibi ağladı, ağladı. Biz bir anlam veremedik. Sonra sakinleşince sorduk.
-Ne oldu? Neyin var Ebubekir? Hasta mısın? Bir derdin mi var?
-Evet var. Hemde çok derdim var. Şu vadiyi görüyor musunuz? Bu vadide tam 70 peşmerge vurduk.İşte ona ağlıyorum. Şimdi de bu adamların ekmeğini yiyorum...’</description>
					</item>
				
					<item>
						<title>Kurbanler yan yana (Şahin Baliç-Mehmet Şener)</title>
						<link>http://www.nasname.com/tr/1647.html</link>
						<category>Türkçe</category>
						<pubDate>Wed, 27 Aug 2008 20:39:00 +0200</pubDate>
						<description>Anlatılmaz bir oyun oynandı bizlere. Bence en güzel tarifini Amin Mauolof&amp;#039;un şu sözü bizi açıklar: &amp;#039;Savrulmuş cam kırıkları gibiyiz.&amp;#039; Bir artımız var. Birbirimize batarız hep. İşte Yan yana, diz dize ve omuz omuza olması gereken iki &amp;#039;YOLDAŞ&amp;#039; ama biri onları bir bir birine vurdu yavaş yavaş...Bekaa&amp;#039;lı Yıllar. Yılanlı ve hainli yıllar...</description>
					</item>
				
			
		
<description>Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu</description>
</channel>
</rss>