Ah Ulan Rıza Ah..(*)
A.Kadir Konuk Bikez Daha Öldü (!?) Durun. Sakin olun. Siz ölümü yanlış anlıyorsunuz. Ölüm; kimseyi öldürmüyor. Ölüm sadece fiziken yok olmak değildir. Ölümün binbir çeşidi vardır. Bunlardan biri; insanın sesini kısmaktır. İkincisi; kalemini kırmaktır. Ressamsa elinden fırçasını almaktır. Müzzisyense, aletini parçalamaktır. Yani insana yasak getirmek; bir ölüm çeşididir. A.Kadir Konuk da yazardır. Onun yazmasını engellemek, onu öldürmektir. Ben şahsım adıma; Konuk’u günahım kadar sevmem. Hatta bazı özel ve tüzel günahlarım var ki; hiç bir şeye değişmem. Ama onun sesini kısanlara, onun yazmasına engel olanlar müthiş kızarım.
A. Kadir Konuk Bikez Daha Öldü (!?)
Onu sevmiyorum ama takip ediyor ve yazılarını okuyorum.
Son zamanlarda, yine Öcalan pereferisinde, bir yerlerdeydi.
Güney’deydi. Orda burdaydı ama yazıyordu.
Ben böyle bir haktan mahrum kalsam; deliririm. Ve o hakkımı elde etmek için korkunç bir mücadeleye girişirim. Bakın daha bugün bir Hakkarili okurum bana ne yazmış:
ŞÜKRÜ GÜLMÜŞ’e..
Memosté ezîz,
ez bi nivîsên te gelek keyfxweşim. Pirtuka te ya MEM min kirrî. Ez li Kurdistané Çulemergê (hakkari) diminim hûn wê bikarin bi min û hevalên min pirtûka bişînin ezé pir keyfxweşbim.
Slavû hûrmet li te û hevalên te bin. Hûn emanetî xwedayê heq bin.
Türkiye’de Hakkari’de kalıyorum. kitapların buraya ulaşması mümkün mü acaba.? çünkü buralarda bulamadım istanbul’da da yokmuş. haber bekliyorum. saygı ve hürmetle önünde eğiliyor ve büyüklerimden gördüğüm gibi ellerini öpüyorum. selam ve saygılar.
Bu arada türkiyede mi yoksa yurt dışındamı kalıyorsunuz merak ettim mazur görün.
ŞÜKRÜ HOCAYA....
Tepesinde kara bir bulut bozkırın
Orta yerinde insan
Orta yerinde figan
Yankısız kaldı sesim
Uzak düştün can
Rüzgarın ıslak ıslığı
Küf kokusu
Yollarda kan göletleri
Sana geldim
Umudun ve sevdanın USTASI
Yaralarım kanıyor yorgunum
Gözlerinin dalgasında
Deliksis bir uykuya
Sana geldim bu gece konuğunum
Kabardıkça kabarıyor
Sıkıntının suları
Yaşanan her gün
Dalında soldurulmuş gül
Her sözcük her kımıltı
Kendi dar anlamını aşan
Bir yoğunluk içinde
Sana geldim
kahrın ve sabrın USTASI
Bir sen kaldın sığınacak
Sana geldim
Sessizliğin dikişini sökmeye
şiir: A.Hicri İzgören
Sağolasın can,
Sana yazacağım. Ama şu kadarını söyleyeyim; ben Almanya/Essen’deyim. Ve buraya mecbur ve mahkumum. Hastalık beni bu Almanya limanına demirledi.
Gelelim, Konuk’a ve neden böyle bir başlık attım?
Hemen açıklayayım. Metin arakadaşım okuyucudan gelen Rıza Altun’la ilgili haberi alıp vermişti. Ben de onu tuttum manşete taşıdım. Bu bir haber falan değildir.
Bu bir duyuru…
Bir soru…
Bir suç duyurusudur.
Rıza Altun; bilinen bir şahsiyet. Sevelim ve sevmeyelim. Onun Fransa’dan çıkışını biliyoruz. Peki biz 5 N, 1 K kuralına uygun haber yapsak ne olur?
Buna imkan yok.
Rıza’nın anası ve bacısı Köln’de. İkisini de iyi tanırım. Telefonları bende var. Ama sormam. Neden?
1- Yanıt vermezler. Xezal, "Alçak ne yüzle bizi arıyorsun!" der. Hatice ana ise; "Vala hoce ne bilim?" der.
2- O’nun akrabaları böyle davranınca kim onları siyasi hevallerine sormaya cesaret edebilir ki?
Abooo… Neazallah.. Sonra alacağımız yanıtı biliyoruz. Bizim bazı okuyucular da Apocu potansiyeldir. ‚Değerlere saygı, Hoca ve Nasmame özür dilemeli, Araştırın…’ dedilerse bilin onlar da bilerek ve bilmeyerek görevli. Yorumları ayıklayan arkadaş da bunları bilmiyor. Biz aslında bilinçli de olsa bu duyuma değer verdik. Çıkıp, yanıt versinler veya Rıza Altun konuşsun. Bu aynı zamand onu zordan da, ölüm ve öldürülme riskinden de kurtarır. Demek soranı var. Daha Rıza unutulmadı, derler. Bu bizim haber tarzımız. Bu anlamıyla kural falan tanımıyorum. Çünkü kuarlara uyan ve meşru bir güç yok karşımızda.
Durum bundan ibaret. Ve Rıza Altun haberiyle ilgili gerçekten samimi kaygı taşıyanlara yanıtım bu kadar.
Geçelim A. Kadir Konuk’un dikkat çekmek içinki başlığına.
Konuk artık yazmıyor.
Onun nedenini de öğrendim.
Konuk; Cemid Bender’in durumu konu edinen bir makale yazar. Bunu gazeteye yollar. Ama yönetim kabul etmez. Yayınlanmaz. Kadir kızar ve küser. Onlar da zaten buna dünden razı. Kadir köşesinden de olur.
Peki içerikte ne var?
Cemşid Bender on gün boyunca hastahanede kıvranır. Kimse gidip sormaz. Ailesiyle ve kızlarıyla ilgilenmez.
Ölür. Ama bu sefer ‘Kör ölen badem gözlü olmaz’. Çünkü Kadir’in tüm ısrarlarına rağmen, DTP cenazeye gitmez. Kimse ilgilenmez.
İşte bir trajedi de burda.
Peki Bender; Öcalancı ve şakşakçı olsaydı. Ki bunu yapabilirdi de. Deseydi ki "Urfa en son peygamberini çıkardı. O da Abdullah Öcalan’dır." Durumu böyle mi olurdu. Böyle mi giderdi cenazesi ?
Mahmut BAKSİ’yi Feqi Hüseyin Sağınç’ı hatırlayın.
Konuk bunları söyledi diye köşesinden oldu. Kimi söyledi köşe oldu, kimi de söylemedi hala bir kaşık suda boğmak istiyorlar.
De buyrun. Ölümlerden ölüm beğenin. Ölümü seçme hakkınız var.
Ve biz de bunun için tercihimizi yaptık.
Ne demiş Laz fıkrası :
"Bu furdi furdi furuldi, bu furdi furdi furuldi. Bu ne furdi ne furuldi poxî poxine öldi!.."
Ölüm kimseyi öldürmüyor.
Herkes kendisinin celladıdır.
17 Nisan 08



Yorumlar (17 gönderildi):
Kişileri sorgulayan bir yazıyı yazmadan önce taraflarla görüşseydiniz önemli bir yanlışlık yapmazdınız.
1-Haber kaynağınız yanlış.
2-Gazeteden işime son verilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Ben gazeteden kendi isteğimle ayrılalı 1 yıl oldu. Arada gönüllü yazılar gönderiyordum, yayınlanıyordu.
3-Sözünü ettiğiniz olaydan dolayı yazılarımın engellenmesi gibi bir durum söz konusu değildir.
4-Gazeteye son zamanlarda kendi isteğimle ve özel nedenlerimden dolayı yazmıyorum.
5-Ölmem ya da öldürülmem(!) söz konusu değil, çünkü yazı işiyle uğraşmaya devam ediyorum.
6-Bu açıklamayı yazınızla birlikte yayınlamanızı rica ediyorum.
Sorum Şu: Ömer Gazza’nın Nikaragua devrimini anlatan romanı DAĞDAN KOPAN ATEŞ ismini neden, A.Öcalan için yazdığınız kitaba verdiniz? Bu kopyacılık, kolaycılık değil mi? Ömer Gazza’ya haksızlık olmadı mı? Neden başka bir isim düşünmediniz? Yani kısacası bu halkımızı kandırmak olmuyor mu?
Bu Ali Haydar Kaytan`in Apo Romadayken bu yürüyüşün adı Roma Yürüyüşü’dür demesine benzemiyor mu? Oysa Roma Yürüyüşü bilindiği gibi Benotti Musoline ye aittir. Faşizmin italya’da iktidara yürüyüşü sloganıydı. Ancak, Musolini Roma’ya yürüyerek iktidar olmuştur.
Bu konularla ilgili düşüncelerinizi yazarsanız kendi adıma söyliyeyim çok sevinirim.
Saygılar…
Yine bir yanlışlık var. Benim kitabımın adı Dağdan Kopan Ateş değil, "DAĞDAN KOPAN ÖZGÜRLÜK"
Sanıyorum ateşle özgürlük arasında bir fark var. Ve ben bu ismi kitabıma koyduğum günlerde, dünyada yayınlanan tüm kitapları okuyamadığımdan "Dağdan Kopan Ateş" isimli bir romandan haberim yoktu, olsaydı daha başka bir isim seçebilirdim.
İyi günler
A. Kadir Konuk
Evet, size sormam gerekirdi. Ama sormadım. Sormadan önce senden özür dilemem ve eğer gerçekten o 'velet' meselesini unutmamışsan, ben -ister yaşasın ve yaşamasın- ananın ellerinden öpüyorum.
Oğullar dalaşırken, asla ve asla analara helal getirmemeliler. O zamanlar çok öfkeliydim.
Bu bir. İkincisi; sormayı gerektirecek bir durum yok. Sizin Cemşid Bender'in anılması ve ilgenilmesini isteminiz benim için yeterli.
Sonra ben illede iddia etmiyorum.
Bu adamlar yarın gelir, yine gırtlağına sarılırlar. Ben adamlarımı tanırım sayın Konuk.
Selam ve selametle
Gülmüş
benim yanlis yazdigim ve senin dogrusunu bildigin tek bir sey yaz.Yaz de ki bu konuda yanlis yaziyorsun, dogrusu buydu. Ignemeselesine gelince dogrular acidir malesef. varsa sende tatli dogrular yaz. Ayrica neyi yazip, yazmiyacagimi sana sormam gerektigini sanmiyorum, ben yazarim uygun gürülmese editor yayinlamaz.
Sallamaya gelince , senin nasil bir 15 seneye sahip oldugun uslubundan bellidir. Dogrudur burasi cocuk bahcesi degil , ama mahalle arasi sokaklarsa hic degil. Lütfen uslubunuza dikat edin. Benim yazdiklarimin aksini biliyorsaniz yazin. Yok, salt hosunuza gitmiyorsa benim sorunum degil.
Yaraniz yoksa gocunmaniza gerek yok sayin Dersim.
Verdiginiz cevap iicn tesekür edrim.
haksizlik yaptigimi bu gun anladim.elestiri amacini asmisti.
neyse yine o morel veren yazilari ne zaman yazacak.
saygilar
Yeni Ozgur Politika'nin kucuk hesap rantcilari oldugu surece, bu sistem devam edecektir. Zira ben A. K. konuk ún bundan 8 yil once elestirilerinden dolayi PKK yanlisi bir kac kisi tarafindan hirpalandigini bizzat yakin taniklarinca duymus ve Sayin Konuk u orda tekrar yazmaya basladigini gorunce yuregim sizlamisti.Neyse Sayin Konuk ne ilk ne de son.
Saygılar
1- A.K konuk gecmiste bir pkk li dusmaniydi
2- bu sahis gecmiste bana pkk li kafasi getirin diyen sahsiti simdi en garip bir numarali pkk li oldu bunlar rastlantimi ne oldu da boyle oldu hala bilmiyorum ama bildigim su ki 1979 izmir deki derneklerinde biz bunlarala KUKM tartiisrken bizle pkk lilari es tutup bunu her zaman dile getirdigidir yasam cok illginc dun dusmandin bugun dusmanin icinde olabliyorsun hata dusman dedigine hizmet edebiliyorsun . peki esas olan nedir dun dundur ,bugun bugunmudur yoksa ilkeli tutumudur , peki kime nekadar guvenecez , kimle nereye kadar gidecez dun sana hedep gosterdikleri yeri bugun savunurken nasil mideniz var ( merak edenler daha fazla bilgi ve belege verilir ) cok ilginc sapla saman karismis okadar ilgincki artik kendimizden bile suphe eder olduk sevgliler
Sayin Konuk`un haberim yok diyecegini tahmin ediyordum. Ama, eger düzeltmeyi o yapsaydi demek ki haberi vardi. Neyse herkesin kafasi herseye ermez . Bak senin mahlasin da yanlis yazmissin, Ares degil Aris olmasi gerekir. Hatta Eris dersek daha dogru olur. Bak sana bir sey daha süyliyeyim, ben Nikaragua devrimi ile ilgili bir kac roman okudum.
Dagdan kopan özgürlük, sandinonun kizlari, hatta Agusto Cesar Sandino`nun hayatini bile okudum. Eminim ki sayin A.konukda bunlari okumus.
Ben sadece kitabin ismi kopyadir demek istedim. Burda tartismamiz gereken ömer yada omar degildir. kitabin ismidir.
Ha sen bu Ares ismini bir arastirsan iyi edersin, bence Ares degil, Aris yada Eris tir.
Yorum yaz