Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: ‘Söz Denizi’ ve Çıkar Denizi ‘Söz Denizi’ ve Çıkar Denizi ================================================================================ Şükrü - Gülmüş on 05 Apr, 2008 01:45:00 Bir kaçgündür RojTvyi izliyorum. İzleyince de bir tuhaf oluyorum. Ve izlediÄŸimde eski günlerimi anımsıyorum. Bir türlü bazı ÅŸeyleri anlatamamanın derin ızdırabını yaşıyorum. Mesela, Sanki hiçbir ÅŸey olmamış gibi; ÅŸahinÅŸah, hazret konuÅŸuyor. Kürdan ÅŸeklinde bir kaç kiÅŸi oturmuÅŸ, tanrı katında sanki. Put gibi. O konuÅŸuyor, diÄŸerleri bir mermer büst gibi sadece konuÅŸulanları kafalarıyla onaylıyor. Tam bir mizansen. Öcalan da gaza geldikçe geliyor. Kerameti kendinden menkul. Gah monoloÄŸlar gah diyaloglarla, dereden-tepeden konuÅŸuyor. Bir insan ÅŸunu düÅŸünemz mi? Kim bu adamı bu kadar enfes bir ÅŸekilde, toplumun gündemine sokuyor? Bu deÄŸirmenin suyu nerden geliyor? Peki o içerde, İmralıda deÄŸil mi? Yoksa birilerinin buna mutlak ÅŸekilde ihtiyacı mı var? Bilmiyorum. Ama bence dün nasılki Öcalanın bu guruha ihtiyacı var idiyse, bugün de onları kendisine ihtiyacı var. Bunlar iÅŸin iki önemli figuranı. Yani alan da memnun satan da. Birbirlerini tamamlıyorlar. Bu Söz Denizi aslında çıkar denizi olmuÅŸ. Herkes payına düÅŸeni alıyor. Perdenin gerisinde bunu kim dizayn ediyor? Asıl bunu bulmak, ortaya çıkarmak ve teÅŸir etmek gerek. * Bir Japon gazeteci, bir defasında kendisine ÅŸöyle bir soru sormuÅŸtu: -Sayın baÅŸkan kitap okur musunuz? -Ben kitap okumam. Ben insan okurum!.. Gazeteci çok tuhaf bir yanıt almıştı. Lakin sorusunun arkasını getirmemiÅŸti. Bakın bu Söz Denizini izleyenler olduysa; ÅŸunu görecekler. Hazret; Ben yeni kadını ve yeni erkeÄŸi yaratıyorum!.. EkeÄŸi öldürüyorum. Öldürdüm de. ErkeÄŸi öldürürken de kadını yaratıyorum. GüzelleÅŸtiriyorum. Ve ne hikmetse, bunu yaptığımda tüm kadınlar bana geliyor. Git aÄŸzını düzelt, git fiziÄŸini düzelt!.. Ve güzelleÅŸtiriyorum. Benim olan toplumundur. Toplumun olan kadın benimdir.! Mutlak güç ve mutlak otorite!.. Çıt eden yok. Peki düÅŸünün biraz gerzek herifler. Bunun Musoloninin dusturundan, Hitlerin felsefesinden ne farkı var? Musoloninin onbir ilkesini bikez daha yazıp, boyunuza mı asayım.? Her ÅŸeyden önce, her ÅŸey ÅŸef içindir!.. Onun için beste yapan teneke sanatçılar... Sayın diyen yalaka siyasetçiler.. Onunla yatıp onunla kalkanlar... Peki ne zamana kadar devam edecek bu riyakarlık oyununuz? * Yeni insan yaratmak!.. Bu ne demektir biliyor musunuz? Bunu peygamberler bile yaratamadı. Yaratmak inanışlara göre Allaha özgü bir meziyet deÄŸil mi? Yani haÅŸa suma haÅŸa- Öcalan Tanrı mı? Peki o tanrı ise, bir kaç havarisi olacak. Siz geriye kalanlar kul deÄŸil misiniz? Kul olmayı da kabul ettik. Ama hem Allaha hem de Abdullaha kulluk çok olmuyor mu? Abdullah kimin kulu? Onu sormayacak mıyız? En önemlisi ÅŸu 4 Nisan DoÄŸum safsatı bile, onun bir berer olduÄŸu anlamına gelmiyor mu? BeÅŸer olan, doÄŸar, büyür, geliÅŸir ve ölür. O ölünce siz gerçek Alllahın huzuruna nasıl çıkacaksınız? Ama doÄŸru ya, sizi obür dünya gibi bir derdiniz yok. Ve artık siz vicdan yerine cüzdenınızı düÅŸünüyorsunuz? Peki bize ne oluyor? Eh bize de Gamsız Bekir olmak düÅŸtü. Bir kaç kiÅŸiyi uyandırabilirsek, bir kaç kiÅŸiyi bu gafletin içinden çekersek yeter de artar diyoruz. Bu yöntemizin bana ne kadar da Esat Oktay denilen celladın yöntemini hatırlatıyor. Günde tam onaltı saat ayakta tutuyor ve baskı üzerine baskı uyguluyordu. Neden biliyor musunuz? Bizim düÅŸünmemize bir saniye bile izin vermiyordu. Nitekim biz böyle bir ortam bulduÄŸumuz an; direniÅŸe baÅŸladık. Bir anda karşı-devrimci marÅŸlar yerini devrimci martlar aldı. Bu halk sakın ha sakın düÅŸünmeye zaman bulamasın. BulduÄŸu an, sizi tepe takala atacaktır başından. Ya elinsaf, bu zavalı halk, haftanın beÅŸ günü eylemde. Lanet bir durum hasılı. Bizde karınca karınca yazmakla yetiniyoruz. Yazacağız da. 4 Nisan 08