Şükrü Gülmüş : 'Yiğidlerin Öcü Alınmalıdır!..'(x)
‘Sakin ol' dedim. ‘Ölen falan yok. Fuad ölüm orucunu şimdi yaşıyor. Düşünsene bu gece 6 Eylül. Yarın 7 Eylül ve her 7 Eylül geldiğinde bizim Pir Kemal'imiz ölür. Ardından Akif Yılmaz. Hayri Durmuş ve Kızıl Yıldımız Ali Çiçek kayar. Tam 12 Eylül'de biz hepsini anarız. Gerek Fuad gerek ben içimizde bir zindan taşırız. Ve Filistinli şair Mahmud Derviş'i dediği gibi ‘Ben şehitlerimi derimin altında taşırım'
Nasname Yayın Koordinatörü
nasnamegulmus@msn.com
Tel El : 00 49 172 566 13 55
Büro : 00 49 2041 78 25 53
Beş arkadaştılar.
Beşiliden ilk ikisi; Avrupa'nın Sibiryası dediğim İsveç/Stokckholm'den geliyordu. Mercedes taksiyle yol alıp gelmişlerdi. Kaptan şoför Süleyman'dı. Daha önce geçirmiş olduğu bir trafik kazasında, canciğer bir arkadaşını yitirmiş ve o ‘öldü/ölecek' şekilde kurtulmuştu. Bu nedenle arkadaşı Cemil'e hiç direksiyonu vermekten yana değildi. Tam-ı tamına 48 saat yol katletmişti. çok yorgundu ama bu yorgunluğla asıldı vitese. Kasasız belasız Almanya'ya ulaştı. Türkiye'den gelen arkadaşı Berzan'ı önce aldı. Bana uğradılar. Bir duş, bir çay mollası verdiler.
Ve hayde yallah.
Solcu solunda/Yolcu yolunda gerek, dediler.
Ordan ver elini Münih. Navigasyon denilen harikanın yardımıyla; bir abide gibi yaşayan Fuad çavgun'un kapısında durdular. Onu da yanlarına katıp; toplantının yapılacağı yerdeydiler.
Mihmandar Mahmut Hoca idi.
Neler yapmadılar ki.. çocuklarla oynadılar. Bir elma ağacı aldılar ve ağaca Nasaname Elma Ağacı adını koydular.
İki günün gecesi ve gündüzüyle kampa girdiler.
Konuştular. Tartıştılar ve kararlar aldılar.
Bu kararlardan biri de Maraşlı'yı da bu dilan halayına davet etmekti.
Gecenin karanlığında bir yılandan beter kayıyordu Mercedes. Süleyman Hoca inadım inad direksiyonu bırakmıyordu. Ama Fuad'ın ısrarıyla Cemil direksiyona geçti.
Fuad öndeydi.
Ve birden Fuad, ‘Kemal öldü' dedi.
Ben anladım.
Bilirdim bu ölümü. çünkü bu ölüm ilanıyla beraber ölmek istemiştim. Diğer arkadaşlarımız irkildi. özellikle Süleyman. ‘Kim… Kim öldü?' diyerek fırladı.
‘Sakin ol' dedim. ‘ölen falan yok. Fuad ölüm orucunu şimdi yaşıyor. Düşünsene bu gece 6 Eylül. Yarın 7 Eylül ve her 7 Eylül geldiğinde bizim Pir Kemal'imiz ölür. Ardından Akif Yılmaz. Hayi Durmuş ve Kızıl Yıldımız Ali çiçek kayar. Tam 12 Eylül'de biz hepsini anarız. Gerek Fuad gerek ben içimizde bir zindan taşırız. Ve Filistinli şair Mahmud Derviş'i dediği gibi ‘Ben şehitlerimi derimin altında taşırım'
Evet..
İşte bir 12 Eylül daha…
Yani Kara ve Kızıl Eylül.
Kara Cuntanın, Kızıl Devrimcilerin.
Size nasıl anlatayım onları bilmem ki.
Bence onları anlatmaktan ziyade; yaşayanları dinleyin.
Kimi mi?
Bence Fuad çavgun'u.
Ben ise bir acıların tutanakçısyım.
Her eylemde vardım ama bu 14 Temmuz'da başlayan ve 12 Eylül'de biten'de yoktum.
ölmüme hazır değildim.
ölmek istemiyordum.
Bana ihanet dayatılmadıkça yaşayacaktım.
Daha görülecek yerlerim, daha sorulacak hesaplarım vardı.
İşte ben onun için yaşıyorum.
Hesabı benimle olan sorsun.
Benim kiminle hesabım varsa soracağım.
Ve o giden güzel insanların ardılı olacağım.
Kalemimi yüreğime bandırıp, bangır bangır bağıracağım.
Pirim Hayri, Yıldızım Akif.
Siz benimlesini.z
Ben sizinle çok geç olacağım.
Ve öleceğim zaman dimdik, ayakta geleceğim.
Yer ayırın bana.
Beni duyuyor musunuz?
12 Eylül 09
(x) Bu manşetime attığım söz; Kemal Pir'in 14 Temmuz ölüm Orucu'nda arkasında bıraktığı vasiyet şeklindeki sözüdür.



Yorumlar (2 gönderildi):
Sana uzun süre yazamadık.
Galiba sen de unuttun bizleri.Tabi sende haklısın nerden tanıyacaksın bütün okuyucularını!
Nasılsa hepimizin yerine yazan Şükrü abisi var. Akşamları yazılarını okuyup aydınlanıyoruz.
Şehitlerimizin duaları yankılanıyor cennetten. Duyuyoruz.
Diyarbakır zindanında yatan,Taş atan çocukların selamları var.
Omuz verdik acılarına.Melhem çaldık yaralarına.
Sonra Hayriler,Kemaler,Mazlumlar girdi rüyalarna. Hiçbiri ağlamadı.
O Çocukların Anaları vardı gözyaşları içinde.
Onların da acılarına ortak olduk.
Akılları çocuklarında kalmış.
Bayramda zalimlerden izin alıp, doya doya sarılmak,koklamak istiyorlar kuzucuklarını.
Yazılarını okuyup aramızda konuşuyoruz bazen.
Genclerimizin canına kıyanların, zindan direnişcilerimizi ayaklar altına alanların posterleri el üstünde taşınıyor ya.
En çok o dokunuyor bizlere.
Senden mi kaptık bu anarşistliği ne?
Geçenlerde C.H.P ile M.H.P'yi, meclislerinde yarıştırdık .Barişmazuk deyipde.
Foto finiş oldular.
Sana kötü bir haberim var Xoce.
İmralıdan,Genelkurmaydan gelen leş kargaları, ateşin ve güneşin çocuklarını yediler.
Sen ve Senin gibiler yazdı ama! Kürdistan ve Kürtler uyumaya devam ettiler.
Sürgündeki hevallere söyler misin, Özgürlüğü,Barışı beklemesinler uzun bir süre daha..
Bebeklerini yetiştitirsinler yarınlardaki özgür Kürdistan'a.
Sizin zindan direnişlerinizden de,ikiyüzlü imralı/bekaa düzeninden de haberimiz var.
Yalancı apoculardan, şehvetle selam yolayanan bacılardan.
Devrimciler de eskiden dürüstlük taraması yapılırdı.
Şimdi ahlaksızlık yüklemesi yapılıyor.
Sonuç ortada.
Kendine iyi bak Şükrü Xoce!
Kendin için olmazsa da,bizim için bir şarkı çal.
"Dersim dört dağ içinde."
Yorum yaz