Anasayfa | Yazarlar | Şükrü Gülmüş | Paris'i Yakarız!..

Paris'i Yakarız!..

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image Ya Şivan ve İbo, ya burayı yakarız!..

Öcalancıların temel anlayışı; bizim olduğum vede olmadığımız her yerde; Kürdlük bizim tekellimizdedir.Bizim dışımızda hiç bir parti, hareket, örgüt, oluşum ve bir tek birey bile; Kürdlük sahasında bulunamaz. Bulunursa bizi karşısında bulacaktır.

 

Sabah sabah, telefonum çaldı. Telesekreteri devreye sokmamıştım. Çok çaldı. Ve yatağımdan kaltım, o uykulu gözler ve davudi sesimle:
-Alo buyrun, dedim karşımdaki şahıs;
-Abi acilen Şükrü Hoca ile konuşmak istiyorum.
-O yok ben varım. Ne dieyeksen bana de.
-Abe kurbanın olayım onunla konuşmak istiyorum. Ordaysa ona ver.
-Konu ne?
-Çok önemli çok.

Dayanamadım. Ve devreye girdim.
-Di konuş Şükrü hoca benim !.. Ama bak sana açık söylüyorum küfür edeceksen, bin katını ederim. Ve senin kayda geçiyor. Seni bulurum ona göre.
-Yok abe, niye küfür edeceğim ki…
-Eh sen etmezsen konuş. Eden çok.
-Abe Paris’de Newroz’u bastılar. Ortalığı tar û mar ettiler. Göz yaşartıcı bomba attılar. Şivan Perwer ve İbrahim Güçlü’yü istiyorlardı. Bijî Serok sloganları atıyorlardı.
-Tamam. Ben duruma bakarım, dedim ve kısa kestim.

*
Beni pek sarmadı. Konuşan güven vermedi. Hele de işin içinde Şivan ve İbrahim olunca; esgeçtim.Çünkü Şivan yamuk duruyor.Onunla ilgili haber yapmak istemiyorum. Ne yapsam da kar etmedi. Onu haline bıraktım. İbrahim de aynı. Gına getiren iki şahsiyet. Gerçi İbrahim, Şivan’a göre Apo ve Apoculara karşı dik duruşu var. Ama tarzları beni sarmıyor. İlgi ve alaka duymuyorum.

Sonra bu haberi verenin beni işletmediği ne malum.

Buna benzer bir olay da  Yeni Ülke sürecinde başıma geldi. Yeni Ülke sekreteri ağalayarak geldi.
-Hocam, MKM ve Enstitüye saldırmışlar…
Ama nasıl, ağlıyor, nasıl titriyor. Hala telefon açık. Gittim telefonu aldım. Karşımdakiyle konuştum.
-Nedir bu iş vatandaş!.. Sen bal gibi yalan atıyorsun. Ben şimdi ordan geliyorum. Öyle bişey yok.Hadi işnine bak. Ben bu numaraları yutmam, bu türden ucuz polis numaralarına karnım tok dedim ve şrak diye kapadım.
Sekretere de
-Kes ağlamayı. Biriniz atlayın taksiye ve iki kuruma gidip bakın. Durumu öğrenin. Çünkü telefonları çalışmıyordu. Bu da beni kuşkulandırdı. Gidip geldiler. Öyle bir durum yoktu. Sekreter de, biz de herkes de rahatladı. Demek basit bir polis oynuymuş. Mesele anlaşıldı.

Bu da öyle olabilirdi.
Paris’I aramak, haberi kovalamak da işime gelmedi.
Çünkü Şivan daha 22 Martta Wuppertal’daydı. Ondan sonra Paris’e geçmiş demek.
Lakin, bana telefon eden, bugün yine aradı. Detaylı meseleyi anlattı. Sorun ciddi. Ama geceyi yapanlar ciddiyetsiz. En son bugün Rızgari Online’de açıklamaları çıktı. Haber aşağıda.

Şimdi esas yoruma gelelim:

Öcalancıların temel anlayışı; bizim olduğum vede olmadığımız her yerde; Kürdlük bizim tekellimizdedir.Bizim dışımızda hiç bir parti, hareket, örgüt, oluşum ve bir tek birey bile; Kürdlük sahasında bulunamaz. Bulunursa bizi karşısında bulacaktır.

Bu siyaset, sanat, Kültür ve her alan için geçerli bir mantık ve anlayıştır.
Nitekim, yakın bir zamanda ‚sanat camiası’ içindeki pislikleri döken Ramzan Tatar adındaki mahlaslı okuyucumuzun dile getirdiği durumun resmi ve tasdikli durumu bu Paris Newroz’una saldırıyla yanıt buldu.

Peki Şivan Perwer onların gecelerine gitmedi mi?
Gitti.
Özür dilediler mi? Hayır. Peki Şivan’ın gidişi bir özür değil miydi? Elbette. Ama neden tekrar Şivan’a saldırıyorlar. Bunun da yanıtı bizce açık: ‚Ya bizimle olacaksın ya da hiçbir yerle’ yani ne farkı oldu bunun Tatar’ın söylemiyle. O ne demişti? ‚Ya benim olacaksın ya da kara toparğın!’

Bu biraz da Osman Öcalan ile Murat Karayılan arasındaki mevki ve rant savaşına benziyor. Karayılan asla Osman’ı geri dönmesini istemiyor. Çünkü dönerse Osman, o zaman Murat’ın yeri ve durumu tehlikeye düşer. Sırf Öcalan soyadının farkıyla büyük birader, küçüğünü kayıracaktır. Murat saf dışı edilecektir. Bunu Murat gayet iyi biliyor. Onun için Murat, Osman’a ‚Ayağını denk al. Sakın buralara gelmeye kalkışma. O Kani’nin olduğu arabada sen de olabilirdin’ Çünkü Kani’nin havaya uçurulduğu araba Osman’ındı.

Bu olaydan sonra Osman, ‚Bana karşı eylem yapıldı’ dedi.
Kalp krizi de bu yüzdendi.
Tahdit yerini buldu.
Bir taşla bir kaç kuş vurdu Murat. Hem Kani’den kurtuldu hem de Osman ihtarı çok ciddi aldı.

Şimdi Şivan’ın Öcalancı camia içinde dönmesine gelelim.
Bu diğer teneke sanatçılar ne olacak?
Şivan büyük bir karizma. Sesiyle, geçmişiyle ve heybetiyle.
İşte kavga ve gürültü de biraz bundan. Ha İbrahim’a gelince. Onun da izahı var. İbrahim Avrupai tarzda megafonlu işlerle; Öcalancı kitlenin işyahını kabartıyor. Olur olmaz yerlerde gündeme geliyor. Bazı TV’ler ve yayın organları Kürd Sözcüsü diye yer veriyor. O halde İbrahim Güçlü’nün şahsında  diğerlerine de bir gözdağı vermek gerekiyor.

*
Diyarbakır gib bir yerde binleri bulan Newroz yapılmadı mı?
Buna DTP ve Öcalancılar öncülük etmedi mi?
O zaman herkes imana gelmeli. Yönünü İmralı’ya dönmeli ve onlara intikal etmelidir. Ne demek başka yerlerde Newroz yapmak? İşte Öcalancılar yapıyor ya. Bu mantığın devlet mantığından ne farkı var?

Emine hatun; ‚Biz Newroz’dan vazgeçmeyiz!..’ derken, aslında Ramazanı, Kurbanı ve diğer tüm bayramları da tukaka etti. Newrozsa Newroz. Biz alasını yaparız, demek değil mi?

Hayret bir şey!..
Ne kadar da şu söze benziyor: ‚Bu ülkeye Komunist Partisi gerekirse onu da biz kurarız.’
Türkler de Newroz’umuzu NEVRUZ yaptı. Ülkemize Doğu/Güneydoğu, şark/Mark, orası… O yere kadar geldik.
Öcalancılar da yeni bir isim buldu: Medya Savunma Alanları!..
Sahi bu Medya Savunma Alanları neresi? Bu ifade nerden çıktı?
Anlayan varsa beri gelsin.
Değilse bir dahaki sefere bunun üzerinde duralım.

29 Mart 08

İlgili Haber


Paris’te Newroz kutlamasına saldırı
Gönderen: rizgarionline Tarih: 29.03.2008 Saat: 09:07
Katkıda Bulundu rizgarionline

23 Mart 2008, Fransa’da, Paris’te bulunan Kürt örgütleri ve dernekleri tarafından bu sene coşkulu bir tarzda NEWROZ kutlandı. Newroz etkinliğine, 2000 kişiye yakın katılımcıya, tanınmış kürt sanatçıları Şiwan Perwer, Neşenûr, Ronîcan, Şîlan, Semîr, Ahmed ve genç folklor ekibi de renk katarak ulusal Kürd bayramı NEWROZ, büyük bir coşkuyla kutlandı.

KAMUOYUNA DUYURU

23 Mart 2008, Fransa’da, Paris’te bulunan Kürt örgütleri ve dernekleri tarafından bu sene coşkulu bir tarzda NEWROZ kutlandı. Newroz etkinliğine, 2000 kişiye yakın katılımcıya, tanınmış kürt sanatçıları Şiwan Perwer, Neşenûr, Ronîcan, Şîlan, Semîr, Ahmed ve genç folklor ekibi de renk katarak ulusal Kürd bayramı NEWROZ, büyük bir coşkuyla kutlandı.

Ne yazık ki, Kürtlerin birliği ve beraberliğinin alanı olan bu etkinliğe, her zamanki gibi, PKK’nin sloganlarını atan bir grup, "bîjî PKK, bîjî serok Apo", ölsün Şiwan, geceyi dağıtırız" ve buna benzer, söylem ve sloganlarla ellerinde gaz bombası ve coplarla, Newroz salonuna saldırarak, çocukları, kadınları ve yaşlıları terorize ettiler.

Biz, Paris’te Newroz kutlamasını katılan Fransa’daki Kürt parti ve dernekleri, bu alçakça saldırıdan ve Newroza katılan kitle üzerinde yaratılan bu terörden PKK’yi sorumlu tutuyoruz.

Eğer PKK bu saldırıdan sorumlu değilse, kamuoyuna bir açıklama yapmasını bekliyoruz.

PKK bu duyurumuza sessiz kalırsa, bu saldırının sorumluluğunu üstlenmiş demektir.

Yaşasın Kürt ve Kürdistan
Yaşasın Newroz
Yaşasın Kürtlerin Birliği
Kahrolsun Kürt Düşmanlığı

Newroz kutlamasını katılan dernek ve partiler:
Mala Kurdan, Pdk, Ynk, Psk, Pdk-bakur, Pdk-s, Yekiti, Kkp, Tdk-tevger, Ps-Kawa, Ikf, Hebûn û Afkoc.

 

Yorumlar (1 gönderildi):

diyar .. 30 Mar, 2008 06:51:10
avatar
Söz konusu olan Newroz gecesinde bende vardım. Geceyi tertip eden parti ve örgüt olarak bir sürü isim saydılar. Aslıda gecede olanların bu parti ve örgütlerle fazal ilgi yoktu. Ben şahsen sadece Şıwan Perweri dinlemk için gitmiştim. Ancak gecede yapılan konuşmalarda Kürdlerin birliğine katkı sunacak hiç bir şey söylenmedi. Okunan tüm mesajlar, sanki özellikle PKK’ye karşı hazırlanmıştı. İsim verilmedi. Ancak, üç yaşındaki çocuğun da anlayabileceği gibi Kürdistan’ı sömürgeleştiren güç sanki PKK’dır ve sanki Kürdistan özgürlüğünün önünde en büyük engelin PKK olduğu izlenimi verildi. Yani, kendi güçsüzlüklerini getirip PKK’nin varlığına bağladılar.

Şimdi gelelim esas meseleye, geceye gelen kitlenin büyük bir kesimi PKK kitlesi olduğu ortaya çıktı. Bir kaç genç her zaman olduğu gibi "biji serok apo" diye bağırır bağırmaz kitlenin büyük çoğunluğu onlara eşlik etti. Bende şahsen bu duruma şaşırdım. İlk olarak slogan atan bir kaç gencin üstüne gecenin görevlileri mudahale etti. Bunun üzerine bir kargaşa yaşandı ve insanların araya girmesiyle olay sakinleşti. Neden bu olay o kadar abartiliyor anlamıyorum.

Bırakalım bu yanlış tutumları ve herkes kendi görüşü gereği ifade etsin. Farkli siyasi kimliklerimiz olabilir ama unutmayalım ki hepimizin bir de Kürd kimliği vardir ve çok önemsenmelidir. Her şeyden önce bize önderlik eden insanların, bizden daha olgun ve sagduyulu olması gerekir. Ancak, gecede de gördüm ki, halkımız önderliğe aday olanlardan daha da sağduyuludur.

Belki de halkın bu olgunluğundan dolayı gece kazasız belasız geçti. Aslında, slogan atan PKK’li gençlerde bu tür bir tepkiyle karşılaşabileceklerini beklemiyorlardı.
Dolayısıyla kendilerine yapılan müdaheleye karşı bira direndiler. Yani olayı çatışma biçiminde yorumlamamak lazım. PKK’li gençler slogan atsa bile ne olur ki? Sonuçta, hepimiz Kürd idik, farklı kimlik ve bakış açılarına tahamül dileğiyle, saygılar sunarım.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin