Anasayfa | Yazarlar | Şükrü Gülmüş | Şükrü Gülmüş: Abdullah Öcalan Nasıl Apo Oldu?

Şükrü Gülmüş: Abdullah Öcalan Nasıl Apo Oldu?

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image 'Doğru soru :Öcalan Kimlere Benzemez Olmalı.' (Nasname)

Bu fasılın altı çizilmesi gereken gerçeği; Kürd ve Kürdistan'ın Bağımsızlık ve Özgürlük sorunu yok. Maşallah koskocaman bir APO Sorunumuz var. Yani Kürd ve Kürdistan hak getire. Her şeyin başı APO Sorunu veya onun bize söyleyecekleri, isteyecekleri. Peki kim söylüyor, kim söyletiyor? Neden Kürd ve Kürdistan Sorunu yok. Neden Bağımsızlık ve özgürlük tukaka edildi. Barış Barış diye yırtınanlar; bir Apo Sorunu için bu kadar tantananın yapıldığını neden anlamıyor? Onlar anlar da anlamazlıktan gelir. O zaman, Ankaralılara cepheden bir kaç sorum var:

--------------------------xxx-------------------------------- 

nasnamegulmus@hotmail.com
Ortaya çıktığı ya da çıkarıldığı günden bugüne dek; gündemimizden düşmeyen “adam kim?” deseydi birileri.. Yani böyle bir soru sorulsaydı; ben kesinkes Abdullah öcalan, derdim. Ve hemen bu soruya bir soruyla karşılık verirdim:
-Neden bu adam, ortaya çıktığında veya çıkarıldığında  ona “APO” dendi?
-Neden onun da bizim gibi bir adı olmadı?
-Neden Abdullah öcalan'a ‘ABDO, Abdi, Evdille.' Vs. vs.. vsler...denmedi?
Bunu daha önce yazdım.
Tekrar edeceğim.
çünkü yanlız bu halk değil, aydınları, devrimci ve demokratları bile balık Hafızlı olmuşuz. Biz de bir zamanlar buna uymuş ve o dönemden gereken zehirimizi almışız.
Gelelim bu isime.
Kuzey Kürd Halkımızın çok uzun yıllara dayanan bir tarihi ve bu tarihleri arasında kilometre taşları olan, direniş ve mücadele evreleri var. Bu halk varsa, onun -Ortadoğu'da, ortalama olarak- 30 milyon nüfusu ve dört devlet tarafından gasp edilmiş hakları varsa... Sorunu da var demektir. Ve bu halkın elbette ekmek ve su kadar, hava ve güneş kadar elzem ilk ve öncelikli ihtiyacı;
-Ulusal Kurtuluşu.. Yani milli devletini kurma hakkı var.
-Bunun içinde ülkesinin bağımsızlık, halkının özgürlüğe ihtiyacı var.
-Bu halk her parçasında onlarca direniş var. Ve bunların tümü kırımla, yenilgiyle sonuçlanmışlığı var.
Şu halde, işin elifbası burası değil mi?
Yani Kürd ve Kürdistan'ın bağımsızlık ve özgürlük sorunu en hayati bir sorun değil mi?
Herkes evet, demese de; her parçadaki Kürd; LEBEYK!.. Aynen öyledir, diyecektir.
İşte herkesin EVET, dediği şey; Kuzey Kürd özgürlük ve Bağımsızlık Mücadelesinde öyle olmadı. Olmazdı da. Nedeni şu basit hilede gizli:
TC Devleti ve daha da derini olan TSK Devleti bunu kesinkes Abdullah öcalan şahsıyla engelledi. Buradan başlayacağım.
1- Bu hareket Ankara doğumludur. İlk etapta; bu işi oynayacak adamın seçilmesi, eğitilmesi ve sahada iş görmesi gerekli hazırlıklar evresidir. Adamımız seçilmiştir. Bunun üzerinde uzmanlarca durulmuş, nerdeyse ana kucağından alınarak “Devlet Baba” kucağında büyütülmüştür. Eskiden Parasız Yatılı Okullara çocuklar ilkokuldan itibaren alınırdı. Bu sonra ortalara da geldi. Ana Kucağından alınanlar birer deneme kobayı oldu. Ve baya başarılı elemanlar çıktı. Gidin bakın bu devletin asli ve işbirlikçi kadrolarına; bunlardan hala yüzlercesi vardır. öcalan Parasız Yatılının öğretmenliğine değil, Tapu Kadastrosu mezunudur. Devletçe tapuludur.
Bu “Kürdlüğün en düşürülmüş Halfeti/Amara tipi” Kuzey Kürdünün proto tipi ortaya çıkarılacaktı. önce bunun isminden başlanıldı.
Abdullah öcalan: şık bir isim!.. Tipi, görünümü enfes!.. Karakter ve iç dünyası her türden bilgiyi yüklemeye mükemmel elverişli. Bazı hataları ve defoları var. Ama onları da dezavantajdan avantaja çıkarmak; vitrine sokucuların mahareti.
Birinci evre:
Grubun Koç Başı APO!..
Bunun tanınması ve yayılmasında görevliler:1- Doğu Perinçek ve takımı..  Doğu ve onun takımının marifetlerini saymayacağım. çünkü saymayacak kadar çok. “Yandım Allah çetesi.. Tavuk Hırsızları, Apocular,” Devrimci tavır alma ve teşhir yerine aslında onları tanıtıp gündeme oturtma. Hatta ilk kez öcalan fotosunu ve Ankara'da boy boy resimlerini veren Aydınlık'tır. Bu anti-pati yerine Kürde ve gençliğe sempati yarattı. Kısa süreli tutuklama hikayesi.. Şafak Grubu Bildirisi.. Ramazan özcan ve Abdullah öcalan arasındaki isim benzerliği numarası... Doğu; Doğu ve Güney Doğu dedikleri Kürdlere tam da Apo ve Apocular efsane yaptı. Bu kesin ve nettir.
2- Dev-Yol ve Türk Sol Hareketlerinin önemli bir kısmı. Bu konuda Dev-Yol liderlerinin daha içerdeyken Kemal Pir ve Haki Karer'in adreslerini, yapılarını verdikleri. öcalan içerden çıkar çıkmaz onların yanına gittiğini, hatta Kemal Pir “Bu adam nerden bizi buldu? Kim bizim hakkımızda bilgi verdi?” dediği bilgilerini yeni öğrendim. Bunun yanında AYöD (Ankara Yüksek öğrenim Derneği)'ine başkan olmasını Oğuzhan Müftüoğlu'nun önerdiğini, bazı toplantıları Mühendislik ve Mimarlık “Demokratları” düzenlediklerini, bazı kitap, broşür ve afiş basımlarını Kurtuluş'un yaptığını biliyorum.
3- Ankara Grubu içinde bir kaç kişi hariç, hepsinin Abdullah öcalan'a “Abi” dediklerini ve onu tek adam yapmak için her türlü özel işlerini yapan müritleri olduğu biliniyor. Bana göre en önemlisi ise; Apo ve Apoculuk fikri bu takımın eseri. Nitekim biz Ankara Takımından Apo ve Apoculuğu duyduk. Zaman zaman da bu “görünmeyen” efsane adama belki inandık. İnanmasak bile o samimi ve dürüst insanlardan asla şüphe etmedik.
4- Bana göre –özellikle- Kürdistan'da APO isimi sırf Kürde sempatik görünme, Güneydeki Barzanî'nin olumluluk imajı olan APO Barzanî söylemini ondan alıp, öcalan'a evirmeydi. Bu konuda başarılı da olundu. İlk dönemlerde APO=BARZANî'ye kimse en ufak bir eleştiri yapamazken; iki yıl içinde Apo/Barzanî = HAİN!.. APO/PKK= Kahraman oldu.
Bu evrede söyleyeceklerim:
Daha Grup Aşaması'na öcalan'ın ABİ'lik forsu, tek adamlığı ve APO=Grup/Parti netleşti.
Kürdistan'a inme kararı alınan 76 Dikmen Toplantısı aslında bir formaliteydi. Orda Divan Başkanı olan tutanakları tutan, o grubun yemeğinde, fazla kalan yumurtayı öcalan'a veren Dilavar Yıldırım'ın tutanak notları çöpe, “İçimizde en çok yemeğe karşı zaafı olan Abdullah arkadaşımızdır. Bu fazla yumurtayı da ona veriyorum” sözü öcalan, beyin arşivine aldı. Ve Dilevar'i yıllar sonra bile affetmedi.
Bu toplantıyla, aslında hem Tuzluçayır'daki asli “derin PKK” çekirdeği kamufle edildi ve Kürdistan'a inme kararı alındı. Ama bu arada öcalan Ankara'da kalma ve Kesire ile Yıldırım'ı yıldırım hızıyla nikâhlanmayı da bitirdi. Arkadaşları Kürdistan'ın her parçasında harıl harıl çalışır ve ölürken; Milli Damat APO; dayalı döşeli evi ile Diyarbakır'a hicret etti. Ve o esnada da, Gruptan Partileşmeye geçişin son adımı Lice Fis Toplantısıdır. Aslında 27 Kasım 1978 Lice Fis Toplantısı; bir yerde Abdullah öcalan'ın Kesire ile evliliğinden sonraki Genel Başkanlık ilanıdır. Başka hiç bir numarası yok. çünkü bizzat o toplantının katılım sayısı, bileşkeleriyle kimin başkan olacağı belliydi. Ve iddia ediyorum. Orda Resul Altunok'un eleştirileri, Mazlum Doğan'ın Parti üyelik Şartları biraz daha tartışılsaydı; öcalan seçilmeseydi; bugün Lice Fis Toplantısından “Kuruluş Kongresi” olarak konuşulmayacaktı. Ve öcalan'ın başkan olmayacağı hâkim olamayacağı bir parti asla olmazdı.
Ben bu fasılda; öcalan'ın APO olarak tanıtılması... PKK adında bir APO partisi kurulduğunu... Bilinçli olarak Siverek'de Mehmet Celal Bucak'a eylemle ilanı yapıldığını... İlerde gelecek bir askeri cuntanın son hamlesinin adımı olduğunu.. öcalan'ın APO olarak tanıtılması bittiğini.. Partisini kurması emri aldığını.. Ve en nihayetinde –Yakalanma ihtimaline karşın- Suriye'ye görevli gönderildiğini.. Bu Suriye Muhabaratı'nın ve  Türk MİT'inin işbirliği... Ve orda da kendisine bilinçli olarak alan açıldığını söylüyorum.
Bu fasılın altı çizilmesi gereken gerçeği; Kürd ve Kürdistan'ın Bağımsızlık ve özgürlük sorunu yok. Maşallah koskocaman bir APO Sorunumuz var. Yani Kürd ve Kürdistan hak getire. Her şeyin başı APO Sorunu veya onun bize söyleyecekleri, isteyecekleri. Peki kim söylüyor, kim söyletiyor? Neden Kürd ve Kürdistan Sorunu yok. Neden Bağımsızlık ve özgürlük tukaka edildi. Barış Barış diye yırtınanlar; bir Apo Sorunu için bu kadar tantananın yapıldığını neden anlamıyor?Onlar anlar da anlamamzlıktan gelir. O zaman, Ankaralılara cepheden bir kaç sorum var:
Bu fasılda son olarak; bizim Mehmet Karasungur'la konuşmamızda; Siverek'ten Batman'a kadar uzanan bir gerilla hattı fikrimiz vardı. Ve asla ülke dışına çıkılmayacaktık. Ama öcalan çıkar çıkmaz, en fazla üç ay sonra bunu bir tehlike gördü ve altı ayı dolunca da bizi müdahale grubu olarak eski PKK/MK'ya gönderdi. Oradaki konuşmasında şu sözle hayatım boyunca unutmayacağım.
“Onlar (PKK/MK'si İlkini kast ediyordu.. Bayık/Karasungur/Doğan/Durmuş/Kalkan/Karer Baki..)
Bana karşı, ben de tarihe karşı sorumluyum.
Onlar, ne beni ve ne PKK'yi temsil edemediler. Kırbaşı Baskını, Celel Bucak Baskını bir fiyaskodur. Salih Kandal'ın intikamı alınmadı. Ya alırlar ya onlardan hesap sorarım.
Onlar, altı ay beni habersiz ve ilişkisi bıraktılar.. Bunun hesabını verecekler. Bu bana karşı bir diskalifiye etme komplosudur....'
Dinledim. Kayıt ettim. Beraber getirttim. Bu arkadaşlara dinletecektim. Ben geldim ve yakalandım. Belgeler onların eline geçti. Dinlediler mi? Okudular mı?
Bence evet. Varsa hala arşivleri; ordadır.
Bir daha açıp baksınlar. Dinlesinler. Okusunlar.
Siz, yani onlar, ona karşı; o tarihe ve halka karşı sorumlu olduğunu söylüyordu.
Sahi siz, ona karşı sorumluluğunuzu yerine getirdiniz mi?
Getirdinizse; O getirdi mi?
Bunu sordunuz mu? Sormaya cesaret ettiniz mi?
Bakın yemin ederim. Size ettiği o zamanki küfürlere itiraz ettim. Kaseti geri aldırdım. “Ben bunu yapamam. Onlar arkadaşlarım, onlar benim bir zamanlar sorumlularımdı. Ben bunu onlara dinletemem. Ben bu görevi yapamam” dedim.
Ama ben sizin gibi Ankara Ortağı ve Adamı değildim ki...
Nihayetinde onunla değil ama sizinle cehennemin dibine kadar gidecek kadar kararlı ve inançlıydım.
Bunların  ilkleri PİR'i de DURMUŞ'tu.
Ama o da benim gibi unutulmuş ve içerde tutsaktı.
Yani şimdiki içerdekiler gibi. Tutsak olmak nedir bilirim. O nedenden olsa gerek –biraz- Şemdin'e hak veriyorum. Ama asla ve asla eğilmek için, inanç ve düşüncelerimden, bana olan güvene helal getirmem. çünkü ben hala;
..İnsanoğlu(ve kızı) başından geçer inancından geçmez” sözüne inanacak kadar saf bir insanım.
Burada bir nokta koyup, gelecek yazımda devam edeceğim.
3 Temmuz 09
  

Yorumlar (5 gönderildi):

BAHTIYAR .. 04 Jul, 2009 02:11:04
avatar
SLAV MAMOSTa.yillar gecti yanilabilirim.hilvan,kirbasi baskini.memet bucagi cezalandirmamiydi,yoksa karsilikli gorusme isteyiydi?mehmet ve abisi hakki bucak kurd tarihinde 49,lilar bilinen tutuklamalarda 2 yil hapis ve surgun oldularmi?mehmet bucak koy koruculugunu kabullenmedigi için zehirlenerek olduruldumu?bucak ailesi agamiydi,yoksa asiret reisi?bucaklar pkk,ye para ve silah yardimi yaptigi halde neden hedef secildi?memet bucakin enistesi ve KDP,nin lojistikcisi,siverek belediye baskani rahmetli kurd yurtseveri,SUAT KARATASIN katili apocu neden hemen infaz edildi?bucaklar halk dusmanimiydi?ALIBUCAK,FAIK BUCAK,YILMAZ GUNEY,NECATI SIYAHAN,NECMETIN [B]YUKSEKKAYA,AYATA,nin bucakli olmasive zèza olmasi bizleri dusundurmelimi?agirlikli olarak,askeri siyasi onder ve komutanlarin zèza olmalari icten tasviye edilmeleri bir anlammi tasiyor?isbirlikci neden ovadaki aga ,asiret kaynakli?kurd kemalistleri ve siyasi temsilciler neden aga,asiret cocuklari ve cogunlugu avukat kokenli?bu sorularin hepsi MAMOSTA ve NASNAME okuyucularina
mazlum muhsin .. 04 Jul, 2009 10:10:33
avatar
Alemi cihanın ve de onun borazancılarının en büyük özelliği bilinçaltına şark köşesi kurmaktır. Vaziyetin şark kurnazlığı ile pek ilgisi olmasa da durum biraz vahimdir. Özellikle Türkiye'de 80'li yıllarda Kürd özgürlük hareketleri ve örgütlülükleri varken; bunlara Apocu'lar türlü satranç hamleleri düşünülerek eklenmiştir. Amaç eklenen Apocu hareketin büyük ya da küçüklüğünü tartışmak değildir haşa. Yalana üfleyen borazancıların insanlara sahte umut pompalayarak şişirmesi ve bundan elde ettiği göz kamaştırıcı Kemalist ideoloji'yi Kürd'lere şırınga ettirmektir amaç. Amaç tamamen duygusaldır! Tıpkı reklam sektörünün ürünlere para karşılığı buldukları sloganlar gibidirler... Akai Yalçın Küçük daha iyi... Ajans Doğu princek(s) medyadaki gözünüz... Becel Veli Küçük kalbinizle dost... Ve eski köye Tam bağımısız Kürdistan!(Bilincli olarak işlevsiz kılmak için...) Bu slogan 30 sene boyunca başarıyla bilinçaltına yerleştirildi. Apo vitrindeydi hep dayıları ise perde arkasında... Ve bugün; Kürdistan"şah" satranç tahtasından havalandı. Amaç... Kemalist sistemi koruma! Nedeni... Korku!



Yaratılmak istenen bu.

Kürd'leri küçümseme hali sonun başlangıcıdır. Dışarıda bırakmak istedikleri Kürdistan halkının yar altı ve yer üstü gelir kaynakları; bir 100 yıl daha yaşasalar erişemeyecekleri cinstendir. Ve bilmektedirler ki yıllarca onları ayakta tutan derinlikleri de artık kâr etmeyecektir. Lafın belini kırarsak yaratmak istedikleri "Kemalist sistem" bu günün yaratığı şartlarda havada kalıyor. İlle de " Kemalizmi"

yaşatmak istiyorlarsa boşuna uğraşıyorlar zaten var... Biri Apo diğeri 70'lik rakı!



Saygı ve sevgilerimle.
feqi21 .. 04 Jul, 2009 12:43:19
avatar
kalemine ve yuregine saglik xoce. Ocalanin cezaevi sureci hakkinda kuskularim var. bu adam cezaevinde kalmadi diye bir duyum aldim ve bu cezaevinde kaldigini soyledigi surecte TC tarafindan egitime alindigi duyumuna ulastim. bu ergenekonun ortaya cikmasiyla birlikte herkesin bir kafadan bagirdigi bir surece denk geldigi icin bende haliyle inanmakta kararsizim. senin ve diger arkadaslarin bu konuda imkan ve olanaklari var ve bu konuda bir arastirma yapabilirmisiniz lutfen? cunku kemal pir bile yazinizda dediginiz gibi bu adam nerden buldu bizi demis ve kemal Pirin istihbaratini veren insanin akibeti nedir? bunlari bi sekilde ortaya cikarmaya calismak gerek. belkide ocalan vakasi o cezaevindeyim dedigi 9 aylik kayip donemde kurdler icin hazirlandi. selamlar saygilar ve iyi calismalar butun nasname calisanlarina.
londradan bir ses .. 04 Jul, 2009 02:01:40
avatar
Bende Aponun Londra da nasıl hala tek bir isim olarak burada yaşayan Kürdlere dayatıldığı konusunda yazmak istedim. Buradaki birçok PKK'nin devamı olan derneklerdeki kocaman Apo resmiyle insanlarımızı yanlış yönlendirmesinden rahatsız olan ve bunun artık bir kişiyi insanüstü bir konuma koyarak ululaştırmasının nasıl olur da Kürd halkının mücadelesine yardımı oluru sorgulamak istiyorum.

Çok uzun yıllar önce bir proje için bu derneklerden birinden bilgi almak istediğimde bana ilk sorulan Kürd ve PKK'li mi olduğumdu. İçerdeki kocaman Apo resmi beni oldukça rahatsız etmişti. bir solcu olarak kişileri böyle yüceltmenin ve kavgayı bir insana indirgemenin nasıl yanlış olduğunu oradaki dernek yöneticileriyle konuşamadım bile daha doğrusu konuşmayı seçmedim. Çok üzücü olmasına rağmen derneklerin nasıl bir çalışma içinde Apo'nun çığırtkanlığını yaptıkları, bunun için her şeyi yapabilecekleri alenen bilinen bir olgu.

Oysa Kürd halkının mücadelesi Londra sokaklarında Apo Apo diye dolaşmaktan geçmediği gibi, bir sürü iyi niyetli insanin da nasıl manipüle edildiğini bir göstergesi olarak yorumluyorum. Bu yüzden Nasname'yi sonuna kadar destekliyor ve yollarına devam etmelerini diliyorum. Aynı kararlılık ve inançla.

Ne kadar çok PKK ve Apo'yu deşifre ederlerse, o kadar iyi olur. Kürd halkının mücadelesi için. Hele ki, artık açık açık Ergenekon ve Apo ilişkileri sayfa sayfa günlük gazetelerde yer alırken. Sormak istiyorum, siz hala nasıl bir anlayışla Apo'yu destekleyip onun için yürüyüşler yapıyorsunuz? Birazcık düşünme yetisi olan bir insan bile bu ikilemi görüp, artık YETER DEMELİ APO VE TAKİPÇİLERİNE. Güzel günlere hep beraber
Bir bilene sor be kardeşim .. 05 Jul, 2009 12:29:42
avatar
Değerli Hoca; Zubeyde Hanımın Selanik'li oğlu Mustafa'nın nasıl "Atatürk" olduğuna bak! Uveyş'in tosunu Ewdo'nun nasıl, "Ulusal önder" olduğunu görürsün! Bunda zorlanacak ne var ki?

Her ikisinin de ortak özelliği; Alternatiflerini yok et! Yalanlar üzerine bir tarih ve ideoloji kurgula ve kendini dokunulmaz kıl, bu kadar basit!

İşte, ikiz kardeşlerin marifetleri burada yatıyor.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: