Anasayfa | Yazarlar | Şükrü Gülmüş | Errrr...İssss... Hakim Beg.....

Errrr...İssss... Hakim Beg.....

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font
image 'Yaktım seni Azizim Yaktım...'

Aziz kardeşim Aziz’e. Bizi konu edinen enfes bir mizah yazısı yazdı. Beni haberdar etti. Ben ona ‘Ezo yaz!.. Yaz Allah vekil, Süleyman asla olmaz başvekil ne yazarsan yayınlayacağım. Hatta bunun ya tiyatrosunu ya da filimini yaparız’ dedim. Yazdı. Yayınladım. Bazı arkadaşlar hemen yorumlamış. Bir okuyucumuz da merak etmiş ‘Acaba Şükrü Xoca ne der’ diye sormuş. Ben ne diyebilirim ki? Nadir Temel gibi ‘Errr....İssss....’ diyorum.’ Ezo’dur. Mizah yazarımzıdır.

 

1972’lerdeki Diyarbakır Synt Mahkemelerindeki yargılamalarda bulunan abilerimize göre o zamanlar bizler daha gençtik. Hatta o zamanlar onsekiz yaşalarında ve devrimciliğe yeni adımımı atmıştım. Lakin onları izliyorduk. Bu konuyla ilgili olarak DDKO Savunmaları ile beraber, Mehmet Emin Borazaslan’ın Türkçe yazdığı İçerdekiler ve Dışardakileri okumuştum.
En çok da işin mizahi yönüne ilgi duymuş ve hala ordaki bazı siyasi fıkralar aklımdadır.

1982’lere geldiğimiz de ise, ’72 abileri yoktu ve biz hem fiili direnişlerle, hem de mahkemelerdeki siyasi ve politik savunmalatda çok çok öndeydik. İdama slogan atmış, müabbet cezaya tilili çekmiş ve son sözlerimizle de duruşma hakimlerini korkutarak, salonlardan apar topar kaçırtmıştık.

Benim halen sümenimde olan, basmadığım  Gülerken Görmek adlı fıkra kitapçığım da var. Zaman zaman ondan bazı fıkralar aktarıyorum. Aziz Gülmüş kardeşimin o enfes mizahi yazlılarını görünce artık yazmak istemiyorum. Ve -kendisi kabul ederse- kitapçığı kendisine gönderip bunları işleyerek kendi hanesine geçirmesini istiyorum. İşte bunlardan bir tanesini de şimdi size analatacağım.
*

PKK Ana Davası Yargılamsı çok kalabalıktı. Gecenin /hatta sabahın köründe bizi esir kapmlarında veya zincirli köleler gibi Diyarbakır Zindanından yargılama salonlarına almışlardı. Salon hınca hıç doluydu. Çünkü her iki tutsağa da bir asker gardiyan (komutan) düşüyordu. Ellerinde jopları habire sallıyorlardı. Anında, mahkeme hakimi, savcısı, avukatlarımız ve ziyaretçiler karşında bizleri dövüyorlardı.

Bilirsiniz usul ve suhul işleri var mahkemelerin. Kimlik bildirimi...Arkasından savcının iddaname okuması... İsnat edilen olay ve suçlar sıralanır.

Sıra Urfa Grubundaydı.
Sanık. Nadir Temel, dedi hakim ve bizim Hilvan belediye başkanı kürsüye doğru gitti. Nadir halktan bir insandı. Tahsil durumunu da bilmiyordum. Ama onun Hilvan Belediye başkanı olduğunu biliyordum.
Hakim Emrullah Kaya, kendisi hakkında isnat olay ve suçları sıralamaya başladı.
-PKK adlı ötgüte üye olmak...
-Zorla para toplamak...
-Bucaklara ait mercimek kamyonlarını gaspetmek....
Nadir sağına soluna baktı. Ve hakima bakarak;
-Errrrr.... dedi.
Hakim Emrullah Kaya;
-Ne dedin Nadir anlamadım.
-Bişey demedim komutanım.
Kaya devam etti.
-Silahlı çatışmaya girmek...
-Kerceveran mıntıkasında askerle çatışmaya girmek...
-Halkı silah zoruyla isyana teşvik etmek...
Nadir bu sefer de:
-İssss.... dedi.
Hakim Emrullah Kaya, bu sefer çok kızdı. Bağırdı.
-Ne diyorsun lan...
-Bişey demedim komutanım....
-Demedinde deminden beri ne geveleyip duruyorsun. Sabret. Sana da söz hakkı verecez, dedi okumaya devam eti suölarını.
Ama bitecek gibi değildi.
Ve Nadir bu kez;
Errrrr......İsssssssss.... Errr..........İsssss..... dedi.
Emrulah Kaya gözlüklerini bir tarafa bıraktı.
-Yaz kızım!...
-Ben duruşma hakimi olaraktan, yani Emrullah Kaya... Sanık Nadir Temel’in isnat edilen suçlarını okurken, sanık bilinmeyen ve acaip sesler çıkararak karşı koyuş pozisyonuna girdi. Sanık Nadir Temel’in anlaşılmayan bu sözlerininin araştırılması, incelenmesi ve mahkeme heyetine sunulması için; duruşmanın ..... tarih ve güne ertelendiğine oy birliğiyle karar verildi.

Zınk.
Puntk ve nokta.
Ondan sonra da gardiyan mahkemesi devreye girdi.
Gel bakalım Nadir Temel yer mizin, yemez misin?....

*
Kısadan hisse durumuz da böyle.
Gelelim Aziz kardeşim Aziz’e. Bizi konu edinen enfes bir mizah yazısı yazdı. Beni haberdar etti. Ben ona ‘Ezo yaz!.. Yaz Allah vekil, Süleyman asla olmaz başvekil ne yazarsan yayınlayacağım. Hatta bunun ya tiyatrosunu ya da filimini yaparız’ dedim. Yazdı. Yayınladım. Bazı arkadaşlar hemen yorumlamış. Bir okuyucumuz da merak etmiş ‘Acaba Şükrü Xoca ne der’ diye sormuş.
Ben ne diyebilirim ki? Nadir Temel gibi ‘Errr....İssss....’ diyorum.’
Ezo’dur. Mizah yazarımzıdır.
Yaşasın mizah, bijî Ezo!... Bana ne rol vermişse vermiş. Benim adım çıkmış dokuza, inmez sekize, çıkar ona, onbire... Eskiden TR’de ve Öcalan Basınında, meyer adım ‘Kasap Şükrüymüi.. Şükrüzadeler’ varmış. Ve hala yaşıyorlar. Keşke onlar da dertlerini Ezo’ya yazsaydı.

Ben hiç bir şey demiyorum.
Lê hema o Ezo’yu bir küçede yakarasam öbür ayağını da hafif okşarım.
Neden mi?
‘Görmişim kurus, almışım terbiye, İmralı dedi ki...’

Hayde bana eyvallah...
5 Haizran 08

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin