Süleyman Akkoyun
Abdullah Öcalan Doğru Söylemiyor !
PKK’nin sınırları aştığı doğrudur.(!) Ancak, Öcalan’ın DDKD, KUK ve Ala Rızgari için söyledikleri doğru değildir. Öcalan’ın tarihi temelden yoksun bu tür argümanlar ileri sürmesi ilk olmadığı gibi, bu tür temelsiz-sorumsuz-dengesiz söylemlerde ısrarı da özünde kendisine yüklenmiş olan uğursuz misyonunu flulaştırma çabasından başka bir anlam ifade etmiyor. Öcalan ve yönlendirdiği örgütlerin, Kürdistan’ın her dört parçasında da üstlenmiş olduğu uğursuz rolü kavramak için Abdullah Öcalan’ın hangi koşulların ürünü olduğunu, değişim ve dönüşüm sürecini kısaca-dar bir tarzda yakın tarihin eleğinden geçirmek zorunluluğu doğmaktadır.
Bu Rejimin Cılkı Çıkmıştır (!)
...PKK (Kürdistan’ın her dört parçasında örgütlendirilmiş Özel Harb Dairesi’nin Kürd ayağıdır.) ile Sivil Toplum Örgütleri olarak nitelenen, ama özünde MİT ve Özel Harb Dairesi tarafından projelendirilmiş bu “havuz” oluşumların yürüttüğü psikolojik-ideolojik harekatın temelini; AKP’yi sistem içine tam çekmek (!) veya devre dışı bırakarak, AB sürecini bloke etmek ve çağdışı Kemalist statükoyu sürdürülebilir kılmak oluşturur. Gerisi detaydır! Kürd Sorunu’nun çözümüne ilişkin ürkek ve statükocu davranmasına karşın, asker-sivil otoriter elite karşı Avrupa Birliği Projesine kör-topal da olsa katkı sunan AKP’den yana tavır koyuyorum. Zira, bu ara süreci demokrasi güçleri ile totaliter güçler arasında bir iktidar mücadelesi olarak algılıyorum. ...Yargı Darbesi İlganın İkrarıdır
Cumhuriyet’in tüm süreçlerinde din; çağdışı Kemalist Rejimi sürekli kılmaya katkı sunan bir araç olarak kullanılmıştır. Dolayısıyla, din eksenli yaratılan gerginliğin laik olup olmamakla hiçbir ilgisi yoktur. Yani; askerin laik, hükümetin de ümmetçi olma diye bir sorunları yoktur. Bu iki kesim de iktidar mücadelesinde dini araçlaştırıp, toplumu manipüle etmeyi amaçlıyor. ...AKP ve lideri Erdoğan’ın detaylara takılıp kalmadan, tüm ideolojilerden arındırılmış bireysel hak ve özgürlükleri merkeze koyan özgürlükçü bir anayasaya odaklanması bir zorunluluktur. Yani, Türkiye’nin sosyolojik yapısıyla barışık sivil özgürlükçü bir anayasa ile Kemalist Rejim’in ilgasına ivme kazandırılacağı gibi, Erdoğan ve hükümetinin yanı sıra, Türkiye de rahatlayacaktır. ...Türk Silahlı Kuvvetleri Suç Örgütü Değilmiş!..
Bu ülkede Kürdler kimliklerinden dolayı katledilebiliyorsa; 17 bin’in üzerinde “faili muçhul” cinayet işlenebiliyorsa; başbakan, bakanlar idam edilebiliniyorsa; işkence ve cezaevi ile tanışmayan hiçbir muhalif kalmamışsa; ordu holdingi OYAK devlete vergi vermediği gibi kendisini denetim dışında tutabiliyorsa; üniversiteler askeri kışlalara dönmüşse; hukuk sistemi laçkalaşmış, askerin kendi ayrı yargısı bulunup, kendilerine bağlı katiller burada aklanabiliniyorsa; ordunun bütçesi ve harcamaları denetlenemiyorsa; çeteler cirit atıyorsa; darbecilere yargı yolu açılamıyorsa; Yaşar Büyükanıt her ağzını açtığında anayasal suç işlediği halde, hiç bir kimse ve hiç bir kurum buna “dur” diyebilmiyorsa; Kürd katilleri asker tarafından korunuyorsa; ve en dinamik beyinleri dumura uğratılan bu ülke, kuruluşundan günümüze dek Silahlı Kuvvetler tarafından yönetiliyorsa: Bu ülkenin silahlı gücü için “suç örgütü” sıfatından başka ne yakışabilir? ...Detaylarda Boğulmak!..
Türkiye diye bir devletin tarih sahnesinde boy göstermesine önderlik eden üniformalı elitin, egemenliği sivillere bırakmamak için toplumsal yaşamının tüm alanlarına amip gibi yayıldıklarını ve suni gündemler yaratarak kitleleri bilgi kirliliğine boğduğunu dün olduğu gibi bugün de yaşayarak görüyoruz. Ancak, Türkiye’nin asker vesayetindeki demokrasiden, liberal (özgürlükçü) bir demokrasiye evrilmesinde yararı olan toplum kesimlerinin de Özel Harp Dairesi merkezli suni gündemlere takılıp kalmasını anlamakta güçlük çekiyorum....Yeni Süreci Nasıl Okumalıyız ?
Bilindiği gibi 28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı geçici de olsa siyasi, idari, hukuki ve toplumsal blokajlara neden olduğu gibi kendilerini aydın, demokrat veya sosyalist olarak niteliyenler açısından da tarihi bir sorumsuzluk örneğini ifade eder. Ancak 28 Şubat sürecinin tüm tahribatlarına rağmen, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin de doğumuna ebelik etmesi ve AKP’nin 17 aralık 2004’te aldığı müzakere tarihiyle AB kapısını aralaması, Türkiye siyasi tarihinin seksen yılını kapsayan asker vesayetli demokrasiden, liberal demokrasiye geçiş sürecini başlatmıştır. Bu süreç aynı zamanda Kemalist rejimi ayakta tutan dinamiklerin destabilizesine katkı sunmuş ve çağdışı sistemin de çözülme sürecini başlatmıştır. Ve ben; AKP ile devam eden bu süreci, Türkiye’nin demokratik değişim ve dönüşümü açısından olduğu kadar, Kürd Ulusal Sorunu’nun barışçıl çözümü için de yeni perspektiflere zemin oluşturduğu-oluşturacağı için önemsiyorum....Türkiye Yeniden Yapılandırılmalıdır!..
Türkiye-Kürd ilişkisine doğru evrimleştiği sürecin tümünü kapsar. Türkiye’nin varoluş koşulunu, Kürde dair herşeyin inkarı üzerine inşa eden resmi ideoloji, Kürd halkının 80 yılı aşkın mücadelesinin bir sonucu olarak anayasal altyapısı kurulmayan Kürd sözcüğünü literatürüne katmış olmasını, Kürd halkına yapılmış bir lütuf gibi sunması iki yüzlülüktür. Ayrıca, Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesini bireysel hak ve özgürlükler düzeyine çeken PKK ile başlatan ve onun yok edilmesiyle Sorun’un biteceğini kamuoyuna pompalıyan yazılı ve görsel medya ile devletin asker-sivil brokrasisinde görev yapmış ve yapan zeka özürlülerin, Kürd halkını ve onun haklı mücadelesini küçümseyen söylemlerinin tarihi hafızada karşılığı olmadığı gibi hiçbir değeri de yoktur. ...Bombaladığın Topraklar Senin Değildir!..
Bilindiği gibi Türklerin Anadolu’ya gelmelerinin tarihi, 11.yüzyılın ikinci yarısına rastlar. Oysa, Kürdler; Arap ve Fars halkları gibi bölgenin yerli halklarından olup, Kürdistan’da yaşamaktaydılar. Öte yandan, Kürdlerin; hem Osmanlı İmparatorluğuna, hem de çöken İmparatorluğun enkazı üzerine inşa edilen Türkiye diye bir ülkenin yaratılmasına da katkıları büyük olmuştur. ...Bu Filmi Daha Önce İzlemiştik!..
PKK’nin; Kürd halkı adına ileri sürdüğü ”demokratik cumhuriyet” politik hedefiyle tezat oluşturan silahlı eylemleri ile farklı toplumsal kesimleri çatıştırarak kendisini yeniden üretebilen Kemalizm’in, öteki gördüğü toplum kesimlerine karşı sınır tanımayan saldırganlığının birbirini beslemesi, ”körler ve sağırlar birbirlerini ağırlar” özdeyişinde ifadesini bulur. ...Genelkurmay-İmralı-Diyarbakır Hattı: Tükenişin İfadesidir!..
Nasname okuyucularının çok yakından bildiği gibi, ben; Kemalist Rejimin iç çelişkilerine taraf olma anlamında, iki yılı aşkın bir süreden beri statükocu odaklara karşı, AKP’nin yanlız bırakılmaması gerektiği üzerine görüş beyanında bulunarak, asker-sivil brokrasi ile AKP arasındaki rejim mücadelesinde, statükonun aşılması adına AKP’den yana taraf oluyordum. Bügün de bu yaklaşımın, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve tüm halklar aşısından yararlı ve doğru bir tutum olduğu kanısını taşıyorum. ...PKK Neden Savaşıyor ?
Temelleri "Komünizmle Mücadele Dernekleri"nde döşenen PKK; 1970'li yılların sonlarına doğru ”Bağımsız, Birleşik,Demokratik ve Sosyalist Kürdistan” şiarı ile Kürd halkının gündemine oturtuldu. Kuruluşundaki köksüzlük, ideolojik sığlığı ve provokatif pratiğinden kaynaklanan nedenlerden dolayı da bu oluşuma ilişkin çok ciddi kuşkularımızı hep dillendirmiş olmamıza rağmen, Kürdistan’nın sömürge statüsü, uluslararası konjonktür ve PKK’nin stratejik hedefinin bir gereği olarak 1984 -1999 sürecini kapsayan silahlı mücadelesi, Abdullah Öcalan handikapına rağmen anlaşılır ve kabul edilir bir durumdu. ...Piç
Türk Dil Kurumu sözlüğüne baş vurulduğu zaman, makaleye de ismini veren Piç’in : Anası ile babası arasında evlilik bağı olmadan dünyaya gelen çocuk, yani veledizina anlamına geldiği görülecektir. Ancak ben bu kavramı, iradesi dışında dini ve kültürel reflekslerle masum bir çocuğa yüklenmiş bir sıfat olarak değil de, uluslaşmanın temel nedeni olan etnik çekirdeği ve toprağı olmadan, farklı etnik yapıların zorla devşirilmesinden bir Ulus-Devlet oluşturan mantık ile bu mantığa taşeronluk yapan dönmeler kapsamında kullandığımı ifade etmek durumundayım. ...Tabular Can Çekişiyor
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kendi özel niteliğinin bir gereği olarak, sivil toplum tarafından düzenlenmesi, yönlendirilmesi ve denetlenmesi gereken bir aygıt olarak kurgulanmış değildir. Mayası bozuk ulus-devlet projesinin bir ürünü olan ucube siyasi rejim: ülke kaderinin seçilmişlerin elinde olmadığı, ülke çıkarının demokratik temsilciler tarafından kararlaştırılmadığı, seçim sonuçları veya hangi çevrelerin hükümet olduğunun hiçbir anlam taşımadığı, devletin kurucu gücü olan asker-sivil brokrasi egemenliğinin hiç değişmeden kaldığı, militer oligarşik bir rejimdir. ...22 Temmuz 2007: Kemalizm Ve Türevlerinin İflası Tarihidir
Kürdistan’da iktidar olamayan Kürdlerin, Türk parlamentosunda kendi kimlikleriyle politik sürece müdahil olabileceklerinin mevcut anayasa ile olanaklı olmadığı artık görülmelidir. ...Pkk Bahane Hedef Kürdistan
PKK’nin, 2006 yılı Eylül ayının sonunda ilan ettiği ateşkes kararından sonra oluşan barış ortamının sistem içi çelişkiler temelinde bozulması ve kontrollu olarak tırmandırılan terör olaylarının iyi okunması gerektiği kanısındayım. Bu tür olayları değerlendirirken, bunların yarattığı toplumsal sonuçlarının kime ya da kimlere yaradığını tesbit etmek, aynı zamanda olayların arkasındaki gerçek faillerini de ele verir. Başka bir deyişle, tarih; Sadece olgu ve olayların kaydedildiği bir günlük gibi değil de, günlük olayların hazırlayıcısı, kökeni ve nedensel içeriği olarak algılanırsa, Türkiye ve Kürdistan’da tırmandırılan gerilimin nedenlerini, arkasındaki güç veye güçleri ele vereceği gibi provokasyonların da olası sonuçlarını öngörmeyi kolaylaştıracak ve toplumsal sorunlarımızın çözümüne ilişkin önermeleri de beraberinde sunacağından kuşku duyulmamalıdır....Aleviler Ve Siyaset
Ancak Alevilerin Osmanlı İmparatorluğu süreçlerinde uğradığı baskı ve kıyım fobisinin cumhuriyetin tüm süreçlerinde de devam etmiş olması, Alevilerin asimilasyonunu amaçlayan Kemalist Rejim’e yamalanmalarına kaynaklık etmiştir. ...Türkiye Militarist Egemenlerinin Tutumu Ve Kürdlerin Aymazlığı Üzerine
21.yüzyılda takkiye yapmanın ne olanağı ne de bir inanırlığı kalmıştır. Güney Kürdistan Siyasi İradesi’nin, eskiye takılıp kalmadan, Kürdistan’ın kazanımlarını tehdit eden sömürgeci devletlerin işbirliğine karşı, Kürdlerin uluslararası düzeyde siyasi irade temsilini sağlayacak bir çatı örgütünün oluşturulması için zaman yitirmeden bir çağrı yapmalıdır. Kürdistan Ulusal Kongresi toplama çağrısı Türkiye, İran ve Suriye sömürgeci devletlerinin halkımızın kazanımlarını boşa çıkarma provokasyonlarına yanıt olması açısından da sürece uygun bir tutum ve halkımızın ulusal birliğine de zemin oluşturacak tarihi bir adım olacağı kanısındayım....Kürdleri Kemalizm'in Restorasyonunda Figüran Yapmayın!..
AB uyum yasalarını ve halkımızın Güney Kürdistan’daki kazanımlarını sabote etmek isteyen militarist oligarşik hegemonyanın AKP’yi köşeye sıkıştırmayı amaçladığı görülmelidir. Kürdistan Ulusal Demokratik Muhalefeti’nin geçmişten kaynaklanan ideolojik enkazdan arınarak alacağı doğru tutum, aynı zamanda çatışan tarafların ve dolayısıyla Kemalist rejimin de kaderini belirliyecektir…Tarihi olgular, Kemalizm aşılmadan Kürd kimliğiyle Türk Parlementosu’nda siyaset yapma olanağının olmadığını kanıtlamıştır... Dolayısıyla Kürdler: Türk parlamenter sistemi içerisinde onursuz bir koltuk ve rant kapma mücadelesi yerine, Kürdistan’da iktidar olmayı amaçlamalıdır....Genelkurmay Cumhuriyeti Buyurdu: Demokratikleşmeye Geçit Yok!..
Kemalist egemenlerin laiklik konusunda ne kadar ikiyüzlü olduklarını anlayabilmek için din ve devlet ilişkisinin yakın tarihine göz atmanın yeterli olabileceği kanısındayım. Modern çağda kurulan merkezi devletlerin, farklı bir kültüre, dile veya dine sahip olan toplulukları, tek bir milli kimliğe dahil etme çabası, ortak bir dilin ve kültürün vatan sınırları içindeki tüm topluluklara kabul ettirilmesinde entegrasyon esas alındı. Türkiye’de ise bu süreç farklı dilleri, kültürleri ve dini inançları yok sayarak, zoru temel alan kanlı bir asimilasyon süreci tercih edildi. Dolayısıyla niteliğini komploculuğun belirlediği Kemalist elit, Cumhuriyet’in ilanından sonra rasyonalist bir ideoloji üretmek yerine, Osmanlı’dan miras aldığı geleneksel ideoloji olan dini kullanarak toplumu manipüle etmeyi tercih etti. ...Savaşı Ve Dolayısıyla Öcalan'ı Aşmak Pkk'ye Kazandırır
Günümüzde despotik parti veya rejimlerin iç dinamiklerle aşılmaları veya dönüştürülmeleri olası görünmemektedir. Dolayısıyla bunların değişim ve dönüşüme tabi tutulması veya zor kullanılarak aşılmaları daha olası görünmektedir. Bu bağlamda, birbirini 30 yıldır beslemiş olan Kemalist hegemonya ile Öcalan PKK’sinin ; uluslararası egemen güçlerin demokratik değişim ve dönüşüm projeleri dışında, değişime uğraması veya aşılması olası görünmemektedir. ...Hakkında
Öncekiler
- Barzani Kral Çıplak Dedi!..
- Din-Devlet Ve Kürdler
- 2007 Yılı Genel Seçimleri Ve Kürdlerin Duruşu Üzerine
- Türkiye'nin Kürd Ve Kürdistan Paradoksu Üzerine
- Hrant Dink'in Katilleri Mi ?
- Kerkük Sorunu: Kemalist Rejimin Dibe Vurumudur!..
- Mit Müsteşarı Ne Demek İstedi ?
- Bir Diktatörün Trajik Sonu
- Baker-Hamilton Raporu ve Reflekslerimiz
- Kıbrıs Türkiye'nin AB Sürecindeki İlk Kırılma Noktasıdır
- Jitem ve Sonuçları Üzerine
- Şêx Saîd İsyanı'nda Resmi İdeoloji Ve Türk Solunun İflası Üzerine
- Kemalist rejime Karşı:Pkk-Akp Ve Kürdlerin Tutumu Üzerine
- Türk Silahlı Kuvvetleri: Korku Ve Güvensizliğin Bileşenidir
- Bu Ateş-Kes Öcalan'ın İnsiyafiyle Gelişmemiştir
- Çatışmasız Bir Ortam Kürdlerin Yararınadır
- Kürdler Emperyalizm Ve Türksolu
- Kemalist Rejim Ve Laiklik
- Kim öldürüyor Niçin Öldürüyor ?
- CHP Üzerine
- Tampon Bölge
- Kürdistan'da Neler Oluyor ?
- Mal Varlığı Komedisi
- Turkish Media
- Ağca Ve Özel harp Dairesi
- Dalkavukluk İnce Bir İştir! Her Soysuza Nasip Olmaz!..
- "Derin Devlet" Nedir-Kimdir Sahi ?
- Kapanmamış Bir Dosya: "Sait'ler" Olayı
- Dünü Ve Bugünü İle PKK Gerçekliği
- Genelkurmay Şemdinli'de Suçüstü Yakalandı!..
- Bir Planı Olmayanlar Başkalarının Planında Figüran Olurlar!..
- DDKD Ve Nostaljik Bir Çağrı
- Irak'ta Referandum Ve Pkk'nin Tutumu Üzerine
- Hasan Cemal'a Açık Mektup
- Pkk'nin Olağan Cinayetleri Ve Pwd-k'nin Tutumu Üzerine!..
- Kani Yılmaz
- Kürd Sorunu Mu ?
- "Sait'leri" Kim Öldürdü ?
