Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Abdullah Öcalan DoÄŸru Söylemiyor ! Abdullah Öcalan DoÄŸru Söylemiyor ! ================================================================================ Süleyman Akkoyun on 06 May, 2008 08:46:00 ABDULLAH ÖCALAN DOÄžRU SÖYLEMİYOR ! Süleyman Akkoyun suleymanakkoyun@hotmail.com PKKnin deÄŸiÅŸmeyen-deÄŸiÅŸtirilemeyen lideri Öcalan, örgütünün 70li yıllarını İmralı Karargahından ÅŸu cümlelerle deÄŸerlendirdi: Ben otuz yıl önce de 1970lerin ortalarında bu mücadeleyi geliÅŸtirmek istediÄŸimde DDKO[D], KUK, Ala Rızgari gibi birçok engel çıkardılar karşımıza. (Yani, sözkonusu örgütler devlet tarafından Öcalanı engellemek için oluÅŸturmuÅŸtur.b.n) Baktım ki bu örgütlerin hepsi bir ÅŸekilde bir yeri tutmuÅŸ, bunun geliÅŸmesi için engel. Bu örgütlerin herbiri bir yeri tutmuÅŸ, birisi Urfa-Bingöl hattının doÄŸusuna geçemezsin diyordu, ben zorlayıp geçtim. Öteki bir taraftan Hakkariyi tutmuÅŸ burayı geçemezsin, birisi sınırı geçemezsin, öteki burayı geçemezsin, ÅŸurayı geçemezsin diyordu. Ben de hayır, sınırlar kalkmalı her yere geçebilmeliyiz, geliÅŸebilmeliyiz dedim, onları zorladım, ( buradaki zorlama (!) kavramı Ortadan kaldırma anlamındadır.b.n) sınırları aÅŸtım. PKKnin sınırları aÅŸtığı doÄŸrudur.(!) Ancak, Öcalanın DDKD, KUK ve Ala Rızgari için söyledikleri doÄŸru deÄŸildir. Öcalanın tarihi temelden yoksun bu tür argümanlar ileri sürmesi ilk olmadığı gibi, bu tür temelsiz-sorumsuz-dengesiz söylemlerde ısrarı da özünde kendisine yüklenmiÅŸ olan uÄŸursuz misyonunu flulaÅŸtırma çabasından baÅŸka bir anlam ifade etmiyor. Öcalan ve yönlendirdiÄŸi örgütlerin, Kürdistanın her dört parçasında da üstlenmiÅŸ olduÄŸu uÄŸursuz rolü kavramak için Abdullah Öcalanın hangi koÅŸulların ürünü olduÄŸunu, deÄŸiÅŸim ve dönüÅŸüm sürecini kısaca-dar bir tarzda yakın tarihin eleÄŸinden geçirmek zorunluluÄŸu doÄŸmaktadır. 1966 yılında üniversite öÄŸrenimi için Urfadan, Ankaraya giden Abdullah Öcalan dini bütün bir öÄŸrenci olarak, sola karşı hem politik bilinci yetkin unsurları yetiÅŸtirmek hem de militan devÅŸirmek amacıyla kurulan ve aynı zamanda da MİTin havuz oluÅŸumlarından biri olan, Komünizmle Mücadele Derneklerinin müdavimi olur. Bu derneÄŸin üyelerini ideolojik temelde eÄŸiten Refik Korkut ve Necip Fazıl Kısakürekin konferanslarını takip eder ve büyük ilgi duyar. Öcalan farkında mıydı bilinmez (!) ama girip çıktığı yer, herkesin kolay girip fakat çok zor çıkacabileceÄŸi merkezlerden biriydi. Öcalan, 30 Mart 1972de Kızılderede meydana gelen çatışmada vurulan Mahir Çayan ve arkadaÅŸlarının militarist odaklar tarafından öldürülmelerini protesto amacıyla, Siyasal Bilgiler Fakültesinde düzenlenen boykota katıldığı ve DoÄŸu Perinçekin kaleme aldığı söylenen bildiriyi dağıttığı gerekçesiyle polis tarafından yakalanır. Mamak Askeri Cezaevinde yedi ay kalır. Tutuklandığı zamandan beri hiç bir taÅŸkınlık eseri göstermeyen, milletini (Türk) seven ve dini bütün kendi halinde biri olan Öcalan, bir subayın nezaretinde hücresinden alınarak komutanlığa götürülür!.. İşte o günlerin ünlü savcısı ulusalcı Baki TuÄŸun devlet sırrı diye sakladığı olay: Abdullah Öcalanın sorguya neden götürüldüÄŸüne iliÅŸkindir.(!) Uzun yıllar boyunca bir müslüman ve milletini seven biri olarak MİT tarafından fiÅŸlenmesinin hesabını, solcu olarak yakalandığı 1972 yılında kime ve nasıl verdiÄŸini bir muammaya dönüÅŸtüren Abdullah Öcalan, günümüze dek siyasi sürecin vaz geçilmez aktörü olarak gündemi iÅŸgal etmektedir. Bireysel anlamda çok baÅŸarılı (!) bir deÄŸiÅŸim ve dönüÅŸüm grafiÄŸi deÄŸil mi ? Bundan sonra örgüt kurma giriÅŸimlerine hız veren Öcalan; 1973te Çubuk Barajında, 1974te Tuzluçayırda ve 1975 yılının Ekim ayında da Ankaranın Dikmen semtinde ikamet eden Dersimli Kamer Özkanıın evinde bir toplantı yapılır. Bu son toplantıya: Abdullah Öcalan, Cemil Bayık, Åžahin Dönmez, Ali Haydar Kaytan, Dilaver Yıldırım, Fuat Çavgun, Musa ErdoÄŸan, Kesire Yıldırım (Öcalana göre Mit ajanı, ama susması karşılığında hala PKK tarafından beslendiÄŸi iddia ediliyor), Turgut Çetineren, İsmet Kılıç (Kesirenin, Öcalandan önceki sevgilisi b.n), Hasan Asgar Gürgöze, Ali Åžir Gürgöze, Mustafa Dereli, Mustafa Karasu, İsmail Güngör, Kamer Özkan, M.Hayri DurmuÅŸ, Kemal Aygün, Hakki Karer, Resul Altınok ve Baki Karer katıldılar. Bu toplantının ardından Öcalan, M.Hayri DurmuÅŸ ile birlikte grubun manifestosu veya örgütün program taslağı niteliÄŸindeki 68 sayfalık Kürdistan Devriminin Yolu adlı broÅŸürü kaleme alırlar. Öcalanın 1975ten sonra örgüte sızdıklarını iddia ettiÄŸi Mit ajanları Pilot Necati Kaya ile kol kola, Kesire Yıldırım-Öcalan ile de koyun koyuna 1976 yılından itibaren Kürdistan seferine baÅŸlar.! Bundan böyle artık kendisi devlet tarafından yakın koruma altına alınmış ve yol arkadaÅŸlarını da sömürgeci celatların insafına terk etmiÅŸtir. 18 Mayıs 1977 tarihinde Gaziantepte Hakki Karerin muammaya dönüÅŸtürülen ve hala tartışmalı cinayeti gerçekleÅŸir. Ancak, Baki Karer, Hakki komplosunu Öcalan ve Pilotun gerçekleÅŸtirdiÄŸini ileri sürer. Ben de, Baki Karerin iddiasını ciddiye alıyor ve Öcalanın buradaki amacının, çatışacak düÅŸman bulmak (!) aynı zamanda da kendi etrafında toplamış olduÄŸu devrimci-yurtsever kadroların imhasına zemin oluÅŸturmak olduÄŸuna inananlardan olduÄŸumu ifade etmek isterim. BaÅŸka bir deÄŸiÅŸle, PKKde gerçekten insiyatif sahibi olabileceklerin tasfiyesine, 1977 yılında Antepte öldürülen Hakki Karer ile baÅŸlamış ve derinliÄŸine sistemleÅŸtirerek sınırları aÅŸmış (!) günümüze dek sürdürmüÅŸtür. PKKin ortaya çıkışı ile birlikte sömürgeciliÄŸe karşı mücadeleyi es geçerek, önce Türkiye ve Kürdistandaki devrimci-yurtsever örgütlere saldırarak kaos yaratmış ve Kürdler adına mücadele verdiÄŸini iddia ederek, Kürd toplumunun iç dinamiklerini Bağımsız, BirleÅŸik, demokratik ve Sosyalist Kürdistan adına siyasi olarak aldatmış, paramparça etmiÅŸ ve 12 Eylül darbesine zemin hazırlayan temel aktör olmuÅŸtur. Hakki Karerin ortadan kaldırılmasından sonra ve PKKnin kuruluÅŸu olarak ileri sürülen Fis Toplantısından önce, 1 Kasım 1978 tarihinde piyasaya sürülen DoÄŸru Yolu Kavrayalım adlı broÅŸür ile Kürdistandaki sınıf mevzilenmesi adına dost ve düÅŸman güçlerin tesbiti yapılır ve kendileri dışındaki tüm örgütlenmeler ajan-provakator düÅŸman katagorisinde deÄŸerlendirilerek saldırı startı verilir. Kendileri dışındaki tüm oluÅŸumları düÅŸman ve ortadan kaldırılması gereken engeller olarak algılayan böylesi sapık bir düÅŸünce benzerini dünyada bulamazsınız! Ardından da Türk ve Kürd solundan saldırmadıkları bir tek örgüt kalmaz. İşin ilginç olan yanı da, PKKnin DoÄŸu Perinçek ile çatışmaya baÅŸlamış olmasıdır. Bugün nasıl yalaka Türk medyası PKKnin Kürdler aşısından hiçbir amaç taşımayan eylemselliÄŸini hep gündemde tutarak toplumsal gerginlik yaratıyorsa, 1970li yıllarda da DoÄŸu Perinçekin Aydınlık gazetesi de aynı iÅŸlevi görüyordu. 12 Eylül darbesine zemin hazırlayan bu çatışmaların sonucunda ise Türk ve Kürd örgütlerinin tümü tasfiye edilmesine raÄŸmen, Perinçek-Öcalan ikilisinin güçlendirilerek günümüze taşınmaları ve ortak payda olan Kemalizm çöplüÄŸünde bir araya getirilmiÅŸ olmalarının nedenleri üzerinde mutlaka durulmalıdır. Her ÅŸeye raÄŸmen Öcalan ve tarikatının ortaya sürülmesi ile Türkiye ve Kürdistanda baÅŸlayan çatışmalı sürecin taraflarına düz bir mantık ile bakmak bile, Öcalan tarafından saptırılan tarihi kesite iliÅŸkin ipuçları sunacaktır diye düÅŸünüyorum: Sayarsak: PKK-Aydınlık çatışması, PKK-Halkın KurtuluÅŸu çatışması, PKK-Devrimci Halkın BirliÄŸi çatışması, PKK-Devrimci Yol çatışması, PKK-Türkiye Komünist Partisi çatışması, PKK-BeÅŸ Parçacılar çatışması, PKK-KurtuluÅŸ çatışması, PKK-Türkiye Devrimci komünist Partisi çatışması, PKK-Tkp/ml Tikko çatışması, PKK-TekoÅŸin çatışması, PKK-Özgürlük Yolu(TKSP) çatışması, PKK-Denge Kawa çatışması, PKK-DDKD çatışması, PKK-KUK çatışması, PKK-Hızbullah çatışması, PKK-Pkk/Vejin çatışması, PKK-YNK çatışması, PKK-Irak Komünist Partisi çatışması ve PKK-KDP silahlı çatışmaları. Bu süreç ile paralel sürdürülen iç infazlar ise saymakla bitmez. (Konuya ilgi duyanlar, Derin Solun 1-2.ci çiltlerine bakabilirler) Kısacası; PKK ortaya çıktığı günden beri Türkiye ve Kürdistanın her dört parçasında saldırmadığı bir tek örgüt kalmamıştır. Keza, bu örgütlerin büyük bir bölümü de Öcalan Mitin havuz oluÅŸumlarında eÄŸitildiÄŸi sıralarda, totaliter ve sömürgeci odaklara karşı devrimci mücadele veriyorlardı. Sömürgeciler kimi eÄŸiterek, kimleri engellemek için ortaya sürmüÅŸtür dersiniz? Yaratan zihin açıklığı versin! PKKye iliÅŸkin daha kapsamlı deÄŸerlendirme için: http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/353.html Kaynak: 1) Derin Sol: Çatışmalar-Cinayetler-İnfazlar (Hakkı Öznur 2.cilt) 2) DoÄŸru Yolu Kavrayalım -1- 1 Kasım 1978(yaklaşım Yayınevi İstanbul/ÇoÄŸ.oÄŸlu) 06 Mayıs 2008