Abdullah Öcalan Doğru Söylemiyor !
PKK'nin sınırları aştığı doğrudur(!) Ancak, Öcalan'ın DDKD, KUK ve Ala Rızgari için söyledikleri doğru değildir. Öcalan'ın tarihi temelden yoksun bu tür argümanlar ileri sürmesi ilk olmadığı gibi, bu tür temelsiz-sorumsuz-dengesiz söylemlerde ısrarı da özünde kendisine yüklenmiş olan uğursuz misyonunu flulaştırma çabasından başka bir anlam ifade etmiyor. Öcalan ve yönlendirdiği örgütlerin, Kürdistan'ın her dört parçasında da üstlenmiş olduğu uğursuz rolü kavramak için Abdullah Öcalan'ın hangi koşulların ürünü olduğunu, değişim ve dönüşüm sürecini kısaca-dar bir tarzda yakın tarihin eleğinden geçirmek zorunluluğu doğmaktadır.
ABDULLAH ÖCALAN DOĞRU SÖYLEMİYOR !
PKK'nin değişmeyen-değiştirilemeyen lideri Öcalan, örgütünün 70'li yıllarını İmralı Karargahı'ndan şu cümlelerle değerlendirdi: “Ben otuz yıl önce de 1970'lerin ortalarında bu mücadeleyi geliştirmek istediğimde DDKO[D], KUK, Ala Rızgari gibi birçok engel çıkardılar karşımıza. (Yani, sözkonusu örgütler devlet tarafından Öcalan'ı engellemek için oluşturmuştur.b.n) Baktım ki bu örgütlerin hepsi bir şekilde bir yeri tutmuş, bunun gelişmesi için engel. Bu örgütlerin herbiri bir yeri tutmuş, birisi "Urfa-Bingöl hattının doğusuna geçemezsin" diyordu, ben zorlayıp geçtim. Öteki bir taraftan Hakkari'yi tutmuş "burayı geçemezsin, birisi sınırı geçemezsin, öteki burayı geçemezsin, şurayı geçemezsin" diyordu. Ben de hayır, sınırlar kalkmalı her yere geçebilmeliyiz, gelişebilmeliyiz dedim, onları zorladım, (buradaki zorlama(!) kavramı Ortadan kaldırma anlamındadır.b.n) sınırları aştım.”
PKK'nin sınırları aştığı doğrudur(!). Ancak, Öcalan'ın DDKD, KUK (Kürdistan Ulusal Kurtuluşçuları) ve Ala Rızgari için söyledikleri doğru değildir. Öcalan'ın tarihi temelden yoksun bu tür argümanlar ileri sürmesi ilk olmadığı gibi, bu tür temelsiz/sorumsuz/dengesiz söylemlerde ısrarı da özünde kendisine yüklenmiş olan uğursuz misyonunu flulaştırma çabasından başka bir anlam ifade etmiyor. Öcalan ve yönlendirdiği örgütlerin, Kürdistan'ın her dört parçasında da üstlenmiş olduğu uğursuz rolü kavramak için Abdullah Öcalan'ın hangi koşulların ürünü olduğunu, değişim ve dönüşüm sürecini kısaca/dar bir tarzda yakın tarihin eleğinden geçirmek zorunluluğu doğmaktadır.
1966 yılında üniversite öğrenimi için Urfa'dan, Ankara'ya giden Abdullah Öcalan “dini bütün” bir öğrenci olarak, sola karşı hem politik bilinci yetkin unsurları yetiştirmek hem de militan devşirmek amacıyla kurulan ve aynı zamanda da MİT'in Havuz Oluşumları'ndan biri olan, Komünizmle Mücadele Dernekleri'nin müdavimi olur. Bu derneğin üyelerini ideolojik temelde eğiten Refik Korkut ve Necip Fazıl Kısakürek'in konferanslarını takip eder ve büyük ilgi duyar. Öcalan farkında mıydı bilinmez(!) ama girip çıktığı yer, herkesin kolay girip fakat çok zor çıkacabileceği merkezlerden biriydi. Öcalan, 30 Mart 1972'de Kızıldere'de meydana gelen çatışmada vurulan Mahir Çayan ve arkadaşlarının militarist odaklar tarafından öldürülmelerini protesto amacıyla, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde düzenlenen boykota katıldığı ve Doğu Perinçek'in kaleme aldığı söylenen "Şafak" adlı bildiriyi dağıttığı gerekçesiyle polis tarafından yakalanır.
Mamak Askeri Cezaevi'nde yedi ay kalır. Tutuklandığı zamandan beri hiç bir taşkınlık eseri göstermeyen, milletini (Türk) seven ve dini bütün kendi halinde biri olan Öcalan, bir subayın nezaretinde hücresinden alınarak komutanlığa götürülür! İşte o günlerin ünlü savcısı “ulusalcı” Baki Tuğ'un ”devlet sırrı” diye sakladığı olay: Abdullah Öcalan'ın sorguya neden götürüldüğüne ilişkindir. Uzun yıllar boyunca bir müslüman ve milletini seven biri olarak MİT tarafından fişlenmesinin hesabını, solcu olarak yakalandığı 1972 yılında kime ve nasıl verdiğini bir muammaya dönüştüren Abdullah Öcalan, günümüze dek siyasi sürecin vaz geçilmez aktörü olarak gündemi işgal etmektedir. Bireysel anlamda çok başarılı(!) bir değişim ve dönüşüm grafiği değil mi?
Bundan sonra örgüt kurma girişimlerine hız veren Öcalan; 1973'te Çubuk Barajı'nda, 1974'te Tuzluçayır'da ve 1975 yılının Ekim ayında da Ankara'nın Dikmen Semtinde ikamet eden Dersim'li Kamer Özkan'ın evinde bir toplantı yapar. Bu son toplantıya: Abdullah Öcalan, Cemil Bayık, Şahin Dönmez, Ali Haydar Kaytan, Dilaver Yıldırım, Fuat Çavgun, Musa Erdoğan, Kesire Yıldırım (Öcalan'a göre Mit ajanı, ama susması karşılığında hala PKK tarafından beslendiği iddia ediliyor), Turgut Çetineren, İsmet Kılıç (Kesire'nin, Öcalan'dan önceki sevgilisi b.n), Hasan Asgar Gürgöze, Ali Şir Gürgöze, Mustafa Dereli, Mustafa Karasu, İsmail Güngör, Kamer Özkan, M.Hayri Durmuş, Kemal Aygün, Hakki Karer, Resul Altınok ve Baki Karer katıldılar. Bu toplantının ardından Öcalan, M.Hayri Durmuş ile birlikte grubun manifestosu veya örgütün program taslağı niteliğindeki 68 sayfalık “Kürdistan Devriminin Yolu” adlı broşürü kaleme alırlar. Öcalan'ın 1975'ten sonra örgüte “sızdıklarını” iddia ettiği Mit ajanları Pilot Necati Kaya ile kol kola, Kesire Yıldırım-Öcalan ile de koyun koyuna 1976 yılından itibaren Kürdistan seferine başlar! Bundan böyle artık kendisi devlet tarafından yakın koruma altına alınmış ve yol arkadaşlarını da sömürgeci celatların insafına terk etmiştir. 18 Mayıs 1977 tarihinde Gaziantep'te Hakki Karer'in muammaya dönüştürülen ve hala tartışmalı cinayeti gerçekleşir.
Ancak, Baki Karer, Hakki komplosunu Öcalan ve Pilot'un gerçekleştirdiğini ileri sürer. Ben de, Baki Karer'in iddiasını ciddiye alıyor ve Öcalan'ın buradaki amacının, çatışacak düşman bulmak(!) aynı zamanda da kendi etrafında toplamış olduğu devrimci-yurtsever kadroların imhasına zemin oluşturmak olduğuna inananlardan olduğumu ifade etmek isterim. Başka bir değişle, PKK'de gerçekten insiyatif sahibi olabileceklerin tasfiyesine, 1977 yılında Antep'te öldürülen Hakki Karer ile başlamış ve derinliğine sistemleştirerek sınırları aşmış(!) günümüze dek sürdürmüştür. PKK'in ortaya çıkışı ile birlikte sömürgeciliğe karşı mücadeleyi es geçerek, önce Türkiye ve Kürdistan'daki devrimci/yurtsever örgütlere saldırarak kaos yaratmış ve Kürdler adına mücadele verdiğini iddia ederek, Kürd toplumunun iç dinamiklerini ”Bağımsız, Birleşik, demokratik ve Sosyalist Kürdistan” adına siyasi olarak aldatmış, paramparça etmiş ve 12 Eylül darbesine zemin hazırlayan temel aktör olmuştur.
Hakki Karer'in ortadan kaldırılmasından sonra ve PKK'nin kuruluşu olarak ileri sürülen Fis Toplantısı'ndan önce, 1 Kasım 1978 tarihinde piyasaya sürülen “Doğru Yolu Kavrayalım” adlı broşür ile Kürdistan'daki sınıf mevzilenmesi adına dost ve düşman güçlerin tesbiti yapılır ve kendileri dışındaki tüm örgütlenmeler “ajan-provakatör” düşman katagorisinde değerlendirilerek saldırı startı verilir. Kendileri dışındaki tüm oluşumları düşman ve ortadan kaldırılması gereken engeller olarak algılayan böylesi sapık bir düşünce benzerini dünyada bulamazsınız! Ardından da Türk ve Kürd solundan saldırmadıkları bir tek örgüt kalmaz. İşin ilginç olan yanı da, PKK'nin Doğu Perinçek ile çatışmaya başlamış olmasıdır. Bugün nasıl yalaka Türk medyası PKK'nin Kürdler aşısından hiçbir amaç taşımayan eylemselliğini hep gündemde tutarak toplumsal gerginlik yaratıyorsa, 1970'li yıllarda da Doğu Perinçek'in “Aydınlık” gazetesi de aynı işlevi görüyordu. 12 Eylül darbesine zemin hazırlayan bu çatışmaların sonucunda ise Türk ve Kürd örgütlerinin tümü tasfiye edilmesine rağmen, Perinçek-Öcalan ikilisinin güçlendirilerek günümüze taşınmaları ve ortak payda olan Kemalizm çöplüğünde bir araya getirilmiş olmalarının nedenleri üzerinde mutlaka durulmalıdır.
Her şeye rağmen Öcalan ve tarikatının ortaya sürülmesi ile Türkiye ve Kürdistan'da başlayan çatışmalı sürecin taraflarına düz bir mantık ile bakmak bile, Öcalan tarafından saptırılan tarihi kesite ilişkin ipuçları sunacaktır diye düşünüyorum.
Sayarsak:
PKK-Aydınlık çatışması,
PKK-Halkın Kurtuluşu çatışması,
PKK-Devrimci Halkın Birliği çatışması,
PKK-Devrimci Yol çatışması,
PKK-Türkiye Komünist Partisi çatışması,
PKK-Beş Parçacılar çatışması,
PKK-Kurtuluş çatışması,
PKK-Türkiye Devrimci komünist Partisi çatışması,
PKK-Tkp/ml Tikko çatışması,
PKK-Tekoşin çatışması,
PKK-özgürlük Yolu(TKSP) çatışması,
PKK-Denge Kawa çatışması,
PKK-DDKD çatışması,
PKK-KUK çatışması,
PKK-Hızbullah çatışması,
PKK-Pkk/Vejin çatışması,
PKK-YNK çatışması,
PKK-Irak Komünist Partisi çatışması ve PKK-KDP silahlı çatışmaları...
Bu süreç ile paralel sürdürülen iç infazlar ise saymakla bitmez. (Konuya ilgi duyanlar, Derin Sol'un 1-2.ci çiltlerine bakabilirler)
Kısacası; PKK ortaya çıktığı günden beri Türkiye ve Kürdistan'ın her dört parçasında saldırmadığı bir tek örgüt kalmamıştır. Keza, bu örgütlerin büyük bir bölümü de Öcalan Mit'in havuz oluşumlarında eğitildiği sıralarda, totaliter ve sömürgeci odaklara karşı devrimci mücadele veriyorlardı. Sömürgeciler kimi eğiterek, kimleri engellemek için ortaya sürmüştür dersiniz?
“Yaratan” zihin açıklığı versin!
PKK'ye ilişkin daha kapsamlı değerlendirme için:
http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/353.html
Kaynak:
1) Derin Sol: çatışmalar-Cinayetler-İnfazlar (Hakkı Öznur 2.cilt)
2) “Doğru Yolu Kavrayalım” -1- 1 Kasım 1978(yaklaşım Yayınevi İstanbul/çoğ.oğlu)
6 Mayıs 2008



Yorumlar (83 gönderildi):
"Sevgili Akkoyun bu güzel yazınıza küçük bir katkı olsun istedim..."
DOĞU PERİNÇEK ASLINDA KİMDİR
Doğu Perinçek gençliğinde sağcıydı.
Babası Sadık Perinçek Süleyman Demirel'in sağ koluydu.
Yani, Perinçek "dün dündür bugün ise bugündür" çizgisine sahip politik bir gelenekten gelmektedir.
Aydınlık'ın PKK ile ilişkisine hep kirlilik hakim olmuştur.
1) Aydınlık hareketi, 1970'li yıllarda PKK ile mücadele etti. Bu uğurda Aydınlık'çılar canlarını verdiler.
2) 12 Eylül 1980'den sonra Aydınlık hareketi özeleştiri yaptı. PKK'ya yakınlaştı. Bu yakınlık öylesine sıcak dialoglara döküldü ki, Aydınlık'çılar yayın organları 2000'e Doğru'da, "gerillalar komutan kaçırdı" gibi propağanda kokan yalan bile yaptılar. Ödüllerini de aldılar: Öcalan başta Doğu Perinçek olmak üzere üç Aydınlıkcı'nın SHP-HEP listesinden TBMM'ye girmesini teklif etti. Ancak Perinçek daha çok milletvekili istedi. Anlaşamadılar.
3) 1990 yılların ikinci yarısından sonra Aydınlık ile PKK arasında soğuk rüzgarlar esmeye başladı. Uğur Mumcu öldürülmeden önce "Öcalan-MİT" ilişkisini araştırıyordu. O dönemde Perinçek, Öcalan'a Bekaa'da kırmızı karanfil veriyordu. Mumcu, Öcalan MİT ilişkisi konusunda Cumhuriyet'te bazı makaleler yazdı. Mumcu'nun, Öcalan'la ilgili yazdıklarına en büyük tepki kimden geldi dersiniz; Doğu Perinçek'ten! Yayın organı 2000'e Doğru dergisinde Mumcu'yu, CIA-MOSSAD ajanlığı ile itham etti. Perinçek'i bu kadar öfkelendiren neydi biliyor musunuz?
Mumcu'ya göre Öcalan Aydınlık'ın (o dönemdeki adı şafak'tı) bildirilerini dağıtırken, yakalanmış ve bu dönemde MİT tarafından "devşirilmişti". "Öcalan başta Doğu Perinçek olmak üzere üç Aydınlık'çının SHP listesinden TBMM'ye girmesini teklif etti. Ancak Perinçek daha çok milletvekili istedi. Anlaşamadılar." 3 Aralık 1993 tarihli Milliyet, Sabah ve Özgür Gündem'e bakabilirsiniz. "Ben Doğu Perinçek'e 1991 seçiminde SHP'nin bana verdiği 21 milletvekilliği kontenjanından 5'ini teklif ettim" diyor.
"Uğur Mumcu öldürülmeden önce ‘Öcalan-MİT' ilişkisini araştırıyordu. O dönemde Perinçek, Öcalan'a Bekaa'da kırmızı karanfil veriyordu… Yayın organı 2000'e Doğru dergisinde Mumcu'yu, CIA-MOSSAD ajanlığı ile itham etti. 2000'e Doğru Dergisi PKK'nın yayın organı mıydı?
-Türk askerleri Cudi de kimyasal silah kullanıyor (23.Temmuz 1989)
-PKK ordulaşıyor: Doktor Baran, komando taburuna meydan okuyor: "Gelin buradayız" diyor. Karakol komutanı erzaklarını PKK ile paylaşıyor.(6 Ağustos 1989)
-"Dağlarda Gerilla barınmayasın" diye Ordu, orman yakıyor (3 Eylül 1989)
-Öldürülen PKK gerillaları efsaneleşiyor, kimse öldüklerine inanmıyor. ( 24 Eylül 1989)
-PKK kamp komutanları anlatıyor: Hedefimiz çocuklar değil (3 Aralık 1989)
-Nusaybin'de Kürt intifadası ( 18 Mart 1990)
-Gerillalar Onbaşı'yı dağa kaldırdı (1 Nisan 1990)
-Hakkari'nin küçük generalleri ( 21 Mayıs 1990)
Bu haberlerin yanı sıra 2000'e Doğru'da, Abdullah Öcalan tıpkı Atatürk'ün Kocatepe'deki fotoğrafına benzetilerek dağda çekilmiş fotoğrafına yer verildi.(22 Ekim 1989)
Ayrıca PKK'lı Yücel Halis cezaevinde olduğu 1991 yılında, 2000'e Doğru aracılığıyla dağdaki gerillalara mesajlar gönderdi. ( 1 Eylül 1991)
Uzatmayalım bu durum 20 Ekim 1991 seçimleri öncesine kadar devam etti. Dergi o dönem Kürtlerin partisi HEP ile ittifak yapabilmek için kolları sıvadı ve haber yapmaya başladı:
-Taban birlik istiyor (25 Ağustos 1991) vs.
Ama Sosyalist Parti HEP ile ittifak yapmadı.
HEP, SHP ile ittifak yaptı.
Neticede kendi ismimiz ve resmimizi de vererek (mahlasların arkasına saklanmadan) yazıyoruz, öğle değil mi ama? Nasihatın size bir yararı olur mu bilmem ama, ben; gene de görevimi yapayım: FARQÃŽNÃŽ kardeşim, eleştiri veya yorumlarınızı, yazdıklarımızın doğru olup olmadığı ile sınırlamanız daha da verimli olur.Yani, ileri sürdüğümüz "yalan"larımızı söyler, yerlerine doğruları yazarsanız daha hayırlı bir iş yapmış olursunuz. Benim bir kahraman veya bir korkak oluşum yazdıklarımın doğru olup olmadığını mı belirler sizce? Bu tür "eleştiri"ler bizlere ne katabilir ki?
Saygılarımla..
sayin ferqiniye verdiginiz cevap gercekci gelmedi bana.cunku apo yakalanmadan onceki tum olumsuzluklari simdi ortaya surmektesiniz.
sayin selim curukkaya on yil insan icine cikamadi.
bunca tahribatlar ve olumsuzluklar olduktan sonra.bu gun daha iyi guruyoruz.
yani bu gun idia etiginiz kirk bin can bosunami gitti.bes bin koy bosunami yikildi bombalandi.
sayin sukru gulmus bile belki o dunem her bombalanan koy ve her olen bir can icin gazetede baslik atardi.ama ne yazikki o gunun kosullari uyle idi bu gunun kosullari buyledir.
olan zavali kurd miletine oldu saf kurde oldu.
Nasname (küfürname bana göre) de PKK ve Ocalan hakkinda yazdiklariniz sizin 70 li yillarin,firaksiyonculuk atmosferinden kurtalamadiginizi gösteriyor,bunu- sanirim- çoktandir Kürdistan disinda olmaniza bagliyorum,öyle inaniyorumki Kürdistan'da olsaydiniz, bu bilmem kaç defadir ve kaç kisi tarafindan sürekli tekrarlanan bozuk pilagi bize dinletecegine,daha objektif, yararli,uyarici yapici muhalif yazilar yazardiniz, sizin gibi bir Kürt aydinin -öyle gösteriyorsunuz- günümüzde sembollesmis bazi degerlerimize bu kadar pervasizca saldirmaklan bir yere varmayacagini tersine bitecegini/bitiyor olacagini bilmeni isterim. PKK'nin muazam bir gelisme kaydettigi 70 li yillarda biz çocuktuk, hatirladigim kadariylan,özgürlük yolu öncülügünde, birçok Kürt örgütün içinde yer aldigi bir birlik olusmustu "Ulusal demokratik güçler " diye.Ilke olarak su slogani benimsemistiler,"sömürgecilige karsi savas, APO'culuga karsi savasmaktan geçer!" ve ondan sonra bilinen iç çatismalar! PKK'nin deyiminizlen o dönem Kürt örgütlerine saldirmasinda, sözünü ettigim sloganin ne kadar provakatif bir rolü oldu ve bu Kürt(!) birligine bu karari aldiran, APO'yu o dönem manüpule eden(!) ayni güç olmasin!? bilmiyorum ama PKK'nin saldirilarina(!) maruz kalmis siz Kürt örgütlerinin o olaylarda "kar gibi beyaz!" oldugunuzu söyleyebilirmiyiz ? Bu bir tarafa,APO ve PKK'nin bir MIT türemesi oldugu iddaniza siradan bir Kürt olarak kendi çapimda su savunmayi yaparim; Ben içanadolu Kürt'lerindenim Köyümüzde 70 li yillarda dogan çocuklarin isimlerine bakiyorum,Bülent,Kenan,Murat, Rahsan,Neriman Yidiz vs.istisnada olsa bir Kürt ismi yok!.ki bu dönem DDKD çok güçlü bizde. 1984 15 agustostan sonra dogan çocuklarin isimlerine bakiyorum istisnada olsa bir Türk ismi verilmemis çocuklara! "PKK baskisindandir" diyebilirsin!.Oyle inaniyorumki PKK ve APO bitsede bu artik böyle gidecek!.70 li yillarda dügünlerimizde Türk bayragini evlerin çatisina diker, halaylarimizda istisnada olsa tek bir Kürt'çe türkü söylenmezdi! ama 15 agustostan sonra dügünlerimizde pencerelerimize üç renkli bez asariz ve istisnada olsa tek bir Tükçe türkü söylenmez! "PKK'nin baskisindandir"diyebilirsin ama öyle inaniyorumki PKK ve APO bitsede bu ebediyen artik devam edecek! bu iki örnek sana saf,saçma gelebilir!
Devam edeyim! Newroz bayramini, birkaç çocuk köyün disina gizlice çikar bir lastik yakardik devletten degil,ana babadan korkuyorduk onun için gizli yapiyorduk! ama bugün ananelerimiz babalarimiz Newroz'da bizimlen kolkola halay çekiyorlar!.Köyümüzün Belediye baskani DTP'lidir,begenmeye bilirsin,ama adayinizi koysaydiniz seçim probagandanizi yapsaydiniz belkide siz seçilirdiniz! bu Kürdistan'da seçilen milletvekileri ve belediye baskanlari içinde geçerlidir! ve tekrarliyorum,PKK ve APO bitsede artik partimiz ve onun milletvekilleri ve belediye baskanlari olacak!. Kürt'ler tarihlerinde ilk defa PKK sayesinde Tv.kanallina kavustu begenmeye bilirsiniz,sizde açin tercihimizi yapalim! tekrar ediyorum PKK-APO bitsede artik Kürt'ler televizyonsuz kalmayacak!Kürt artik "eski Kürt" olmayacak ve bunada Türk M.I.T'i sebeb olmussa vallahi Allah razi olsun O MIT'ten. Gerçekten halkini seviyorsan,o halkin bir ferdi isen kendinizi kanitlamanin zamani geldi ve geçti diyorum; senin içinde bulundugun o bir avuç kaçkin afedilmeyeceklerini bildikleri için "benden sonrasi tufan olsun,ölsem ne olacak zaten kendi kendimi öldürttüm"mantigiylan saldirilarda kendilerine sinir koymuyorlar.peki siz niye alet oluyorsunuz! Halkin için, içinde hizmet edecegin birçok dev gibi kurum ve kurulus varken!.Yinede siz bilirsiniz! Ama uslubunuz bir düsman kalemi uslubu!.Senin Hoca dedigin eger iddia ettigi gibi objektif gezetecilik-internetçilik- yapiyorsa,gönder bu yazimi yayinlasin bakalim, bende siradan milyonlardan biriyim,ve bu vesileylen benim gibi düsünen milyonlarida ikna etsin! hadi bakalim.
Saygilar!.
Amed Geneve
Amed Ceneve ye!
Abdulah Ocalan(Aydin Zafer29cak1998Persembe)dan cevap.
Özgürlük Harekati daha ilk grup asamasindayken, TC kendisine yaklastigini, Yemegini, korumasini TC sagliyor. Ama buna karsi oda birsey yapiyor?(Diyet borcunu oduyor.Alex)
Zaten Türk yazarlar "Apo'yu biz Ankara'da besledik, hem biz para verdik, hem biz koruduk" diye soylemisler. Bu dogru. Uzun bir süre Türk ordusunu kendisi icin calistiriyor. Öncü Güc bu haliyle simdi onlarin ögretmenidir. dha öncede söylemis; "bu orduyu tanimasam diyecegim ki benim ordumdur" TC de su anda bu Öncü Güc'ün cizgisinden ögrenmeye calisiyor, eksikliklerini gidermeye calisiyor. Kendisini'de bu Önderligin ordusu yerine koymaya calisiyor. Bu da Öncü Güc'ün düsü degil basarisidir.Zafer Aydin Özgür Politika.
****************
Evet Sayin Amed Cenev'i Abdullah Öcalan sizin yazdiklarinizin tersini süyliyor buna ne dersiniz.
Saygilarimla Alex C.
Nasnameye "küfürname" deme cüretini gösteren siz..hangi vicdanla ve sorumluluk duyusuyla bunu söylüyorsunuz..?
"küfürname" yi okumadan gecemeyen sizler nasnamenin saygideger yazarlarinin yazdigi , iddia ettigi ve belgeledikleri hangi konuda onun karsitini ortaya koydunuz..mesela sizler APO mit iliskisi-APO perincek iliskisi konusunda (ki bizzat apo bunu söylüyor acin dirilisin öyküsünü okuyun orada kesire evliligi , kesirenin babasinin kimligi , pilot necati-mit in parasini nasil aldigi-günaydin apartmani vs her sey var..)neden tek kelam edemiyorsunuz..
"küfürname" ah evet..APO cu olmayan her kürde ajan-isbirlikci damgasi vurmak..tehdit . katletme ki binlerce örnegi var..mesela HPG sitesinde yazilan küfürler..helede Aram Masis imzali tehdit ve santaj yazilarina neden küfür demezsiniz be hey vicdansizlar..
eyy büyük "kürd" Amed Geneve..Amed Geneve gibi ne oldugu anlasilmaz , muhtemelen isvicrede yasayan siz Konyali kürd..Nasnameye kendi gercek isminizle yazamayacak kadar kimden cekiniyorsunuz..?
hadi ben APO cu derin devletten korkuyorum ve mahlas kullaniyorum ya siz..?
unutmayin bu sitenin bütün saygideger yazarlari resimleriyle gercek isimleriyle yaziyor, cünkü biliyorlarki dogru korkuyla anlatilamaz..
simdi söyle bu saygideger sitenin yazarlarimi düsman üslubu kullaniyor , yoksa yiginla kahraman evladini sehit vermis bir halkin o muhtesem ayaga kalkisini , MiT ile isbirligi icinde satan Kemalizmin kuyrukcusu APO mu..?
umarim gercek kimliginle yazarsin ve öyle laf olsun torba dolsundan ziyade yazilanlara maddi yanitlar verir APO nuzu aklayabilirsin..
m,esela sunu sorabilirsin..
-düne kadar festivallerde 200.000 kisiyi toplayan bu mazzam hareket neden bu gün 10.000 kisi toplayamiyor..?
-düne kadar 10.000 gerilanin oldugunu hatirlayip bu gün neden 3.000 civarinda gerilla..?
-sadece Amed de kaybedilen 550 lilik oy neden kaybedildi..?
sorulari cogaltabiliriz..
bir iyilik daha yapacagim umarim saygideger nasneme editörleri yayinlar..APO nun itiraflarini ekleyecegim..okuyun ve deyinki ne fark var..mesela semdin sakik in itiraflariyla..yada herhangi bir PKK itirafcisiyla ne farki var..APO itiraf eder partiyi acikta ihbar eder "kahraman" olur.."büyük önder" ama digeri onun yaptiginin yarisini bile yapmaz o..xain..itirafci , ajan olur el insaf..
selamla..
OKUYALIMDA GÖRELİM BAKALIM GAZETELERDE TV'LERDE GÖRDÜĞÜMÜZ İNSANLARIN ASLINDA KİMLE GÖRÜŞTÜĞÜNÜ KİME NASIL DAVRANDIĞINI...
14. AMERİKA
A. KANADA
Bazı sempatizan gruplar var. Özellikle İran'dan giden Nüfus vardır. Küçük bir temsilciliğimiz bulunmaktadır.
B. ABD
Amerika bizi ve Türkmenleri ezdi. Barzani ve Talabani'yi devlet yapmaya çalışıyordu. Amerika 40 yıldır Kürtler üzerinde Barzani'yi yüceltmeye destek çıkıyor. Barzani ve Talabani beni kesinlikle istemiyorlardı. Bu konuda Suriye'de destekledi.
Irak'ta Başbakan Yardımcısı kanuna göre Kürt olur. Amerika yardımcıyı destekler ve öne çıkarır. Irak'ta bir Kürt Devleti'nin kurulması bütün çevre ülkeleri etkiler. Amerika'nın Irak'ta Saddam'ı devirmesi için Kuveyt destek veriyor.
Benim buraya gelmemde Amerika çaba gösterdi ve Yunanistan'ın da bariz desteği vardır. Bu da Amerika ve Yunanistan'a Türkiye ile 50 yıl daha bunun politikasını yapma imkanı sağlayacaktır.
PKK olarak Amerika ile ilişkilerimizi geliştirmek için Akın (k) Kani Bulan tarafından teklifler ****ürüldü. Amerika bizim tekliflerimize ılımlı yaklaşmadı.
Amerika'dan Şam'a Senatör eşi bayan Portır 1996 yılı içerisinde geldi. Bizimle görüştü. Mesajlarımı kendisine ilettim ve Amerika'ya mesaj yolladım. İlişkileri geliştirmek istiyordum. Bu ikisinden mesaj gelmedi. Daha sonra bunlar K. Irak'a gittiler.
PKK'dan en uzak duran, mesafeli olan ülkedir. Ama üst düzeyde bir politik olay olarak değerlendirip bir politika çizgisi belirlemektedir.
Eski bir büyükelçi olarak Irak'ta çalışmış bir diplomat son günlerde benim yanıma geldi. Mesajlarımı anında ABD ve İngiltere'ye bildireceğini belirtti.
ABD'de Akın Derneği iyi işliyor. Ayrıca Kani'nin enformasyon bürosu var. ABD'deki kuruluşlar Kürt politikasında raporlar düzenlemek için çalışıyor. Ermeni Lobilerini çalıştırın dile çok uğraştık. Ancak olmadı. Yunanistan'la da bu konuda çok tartıştık.
Washington Anlaşması bu sefer çok ciddidir. 1992'deki uygulanmamış olabilir. Ancak bu sefer çok ciddidir. Anlaşma temelinde benim bertaraf edilmemdi. Çünkü PKK mirası ile boşluğu doldurma, böylelikle Türkiye'nin kızıp savaş açmasını önlemiş oluruz şeklinde bir politika izlenmiştir. ABD bununla aynı zamanda Türkiye'nin dayatmalarını göz önüne almıştır. Buna Türkiye'nin çıkarları ile ABD'nin stratejik çıkarları temelinde yaklaşılmıştır. ABD politikalarını Kürtlere yönelik olarak anlaşmayı kalıcı, köklü bir oluşum ile işler hale getirmek için kullanılacaktır.
C. KÜBA
Bir iki defa kültürel etkinliklere bir grup genç gönderdik. İlişki bu kadardır.
D. GÜNEY AMERİKA
15. TÜRKİYE
A. STRATEJİK HEDEFİ
B. SİYASİ İLİŞKİLER
(1) YASAL PARTİLER
(2) DİĞERLERİ
C. ÖRGÜTÜN TÜRKİYE İÇERİSİNDEKİ ASKERİ VE SİYASİ YAPILANMASI
D. METROPOL İLİŞKİLERİ
E. BAZI ÖNEMLİ KİŞİLER VE ŞAHSİ İLİŞKİLER
(1) SİYASİLER
1993'te gazeteci Hasan Cemal yanıma geldi. Bana İsmet Sezgin'den "üslubunu düzeltsin, hükümetin söylediklerini de fazla hesaba almasın" şeklindeki notunu getirdi.
Özal'ın ölümünden sonra Semra Hanım'a başsağlığı mesajı gönderdim. Sağlığında benim için söylediği "söyleyin ona yaptığın her şey yanlış değildir." Bu söz beni çok etkiledi.
(2) SANATÇILAR
Ahmet Kaya, Şivan Perver, Gülistan, Şahturna (bana MED TV'ye çıkmak istediğini ve yardımcı olması yolunda mektup yazmıştı). Bu sanatçılar programlara ücret almaksızın MED TV ve diğer etkinliklere katılarak örgüte katkı sağladılar.
(3) ZENGİN İŞ ADAMLARI
Tatlıses Turizmin İstanbul bağlantılı ve gönüllü yardımlarını gördük.
Toprak Holding (Halis Toprak)'in parasal yardımlarını zaman zaman gördük.
Batman'da petrol sendikaları iyi dosttur. Örgüte zaman zaman yardımları oldu.
Antalya'da da geniş yatırımlara giren Ceylan Holdingin bir çok yardım ve katkılarını gördük.
(4) EĞİTİMCİLER
Haluk Gerger bizi yani örgütü yazılarıyla desteklemektedir.
Doğu Ergil örgütü yazılarıyla ve bize yaklaşımlarıyla desteklemektedir.
(5) MEDYA GRUBU
- Yeni Ülke, Özgür Gündem gibi gazeteler istediğim çizgide olmasalar da destekleri fazladır.
- En son görüştüğüm Tayfun Talipoğlu bana dosttu. İtalya'da bana bunu belirtti.
- Ben Mehmet Ali Birand'ın yaklaşımlarını çok olumlu buluyordum. Türkiye'de yanıma gelmeye cesaret eden ilk gazeteciydi. Bekaa'ya geldi. Kendi görüş açısına göre yazardı.
- 1991'de Güneri Civaoğlu, Ramazan Öztürk ile yanıma geldi. İyi bir röportaj yaptık.
- İsmet İmset yanıma geldi. Hatta HADEP'ten aday olma çabaları oldu. MED TV'nin kuruluşunda yardımcı oldu. Şu an nerede olduğunu bilmiyorum.
- Hasan Cemal yanıma geldi. 1993'te Bekaa'da görüştüm. Devlet katında olup biteni bana aktardı. İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'den üslubuna dikkat etsin diye mesajını da getirdi. İsmet Sezgin o mesajında Türkiye sert konuşursa dikkate alma da demişti. Şam'da Türk televizyonlarını seyredebiliyordum.
- 1993 sürecinde Cengiz Çandar, İsmet İmset, M. Ali Birand, Güneri Civaoğlu bizle Türkiye arasında elçilik yapan gazetecilerdir.
(6) SOL ÖRGÜT LİDERLERİ
(7) KİŞİLER VE AŞİRETLER
- PKK'ya Türkiye içerisinde destek olanlar bellidir. Çoğu HADEP çatısı altında toplanmıştır. En büyük destek tabanımız üzerinde siyaset yapan HADEP'tir.
- Mardin'de başında Piling'in bulunduğu aşiretin ve Türk ailesinin destekleri vardı. Karşılıkların alıyorlardı.
- Botan'da Babatlar, Osman Demir (önceleri adam verme, erzak ikmali gibi yardımları var) gibi aşiretlerin yardımları çok olmuştur.
- Ben ilk çıktığımda bölgede çok etkili bir kişilik olan Yüksekovalı Cihangir Ağa'nın destekleri olmuştur.
- Bucak Aşiretinden dostlarımız vardır.
- Suruç'ta Kılıçların dostlukları vardır.
- Nusaybin'de 1994 yılı öncesi Belediye Başkanı bize dosttu. Daha sonra korkup Mersin'e kaçtı. Belediyede kadro verme yardımları olmuştur.
- Adıyaman'da Kavi'ler dosttur.
- Siirt'te Mamkuran aşireti dosttur.
- Bitlis'te bulunan Şeyh Muhyettin Mutlu 1992 yılında Mahsum Korkmaz Akademisi'nde yanıma geldi. Yanımda bulunan oğluna karşılık bana yardım teklifinde bulundu. Ben de oğlunu verdim ve yardımlarını gördüm.
- Batman'da Raman Aşireti ile dostluğumuz son zamanlarda gelişti.
- Diyarbakır Silvan'da Azizoğulları ile dostluğumuz çok iyidir. Ergani Hazro hattında Ensari'ler ve Aksu'ların zaman zaman yardımlarını gördük.
- Bingöl'de Bilginler (Şeyh Sait'in akrabalarıdır) ailesinin çok yardımlarını gördük.
- Elazığ Karakoçan'da Okçiyen Aşireti bolca yardımlarda bulundu. Palu'da Septioğullarının zaman zaman olumlu yardımlarını gördük, zaman zaman da ters düştük.
- Tunceli bölgesinde tüm ilçeleri ile her zaman yardımlar görmekteyiz.
- Ağrı'da Öztürk ailesinin, Ağrı Dağı eteklerinde Öztürk ailesinin yardımlarını görmekteyiz.
- Van'da Kartal'lardan Remzi Kartal başta olmak üzere yardımlarını gördük.
- Hakkari Yüksekova'da Cananlar, Buldanlar, Herkiler ile dostluklarımız iyidir.
- Malatya'da alevi kesimden söz etmek gerekir. Alevi kesimle genelde aramız iyidir. Kürecik ve
- Doğanşehir bölgelerinde yardım fazladır.
- Koçgiri'de Koçgiri Aşireti ile görüşmelerimiz iyidir.
- Bizim kitle potansiyelimizin HADEP'e yansıyan bölümü 1/4'tür. Gerisi gizli sempatizandır. 4-5 milyon civarında duygular civarında da olsa HADEP'in oy potansiyeli vardır.
(8) DERNEKLER
- Mezopotamya kültür derneğinin desteği büyüktür. Kültürümüzü yansıtmaktadır.
- İstanbul Kürt endüstrisi(İsmail Beşikçi)nin desteği olmuştur.
(9) DİĞERLERİ
- Genelkurmay başkanı Doğan Güreş'in kahvesine zehir katarak öldürme teşebbüsünde bulunan askere talimatı Avrupa'dan Cemal (K) Murat KARAYILAN verdirmiştir. Daha sonra bu asker bize katıldı ve Gaziantep yöresinde bir çatışmada öldü.
- Genelkurmaydan bir albay Avrupa'dan Şahin(K) ile 1997 yılı içerisinde, ayrıca Bursa cezaevindeki Sabri OK ile de görüşme yaptığını biliyorum. Bu albayın isminin Osman olduğunu hatırlayabiliyorum. Ancak soyadını tam olarak hatırlamıyorum. Aydın olabilir.
F. KARADENİZ VE AKDENİZ AÇILIM POLİTİKASI
Karadeniz'e açılımda amaç TİKKO, TDP, DHKP/c ve PKK'nin müşterek eylem kararı alınmasıyla bu bölgeye açılım yapıldı.
G. ÖRGÜTÜN YAN KURULUŞLARI, İTTİFAKLARI, SİVİL TOPLUM DERNEKLERİ İLE İLİŞKİLERİ
- Karadeniz bölgesinde DHKP-C ile bir anlaşmamız oldu. Bu anlaşma Avrupa'da yapıldı. Ancak yürümedi.
- Roma'da bulunduğum zaman Mehmet Yılmazer, Suat Bozkuş gibi sol örgütlere ait dergilerin temsilcileri ziyaretime geldi.
(9) BELEDİYE BAŞKANLARI
- Diyarbakır eski belediye başkanı Fuat Atalay bize yakındı.
- 1994 öncesi Lice belediye başkanı iyiydi.
- 1994 öncesi Dersim'in belediye başkanı aktif olmamakla birlikte yardımcı oluyordu.
- 1994 öncesi Siirt belediye başkanı Ekrem Bilek ile de dostluğumuz iyiydi.
16. FİNANS KAYNAKLARI
Örgütün mali kaynakları halktan toplanan bağışlardan oluşmaktadır. Avrupa'da yapılan küçük çaplı ticaret hareketleri başarılı olamamıştır. Avrupa'daki halk para kaynağının özünü teşkil etmektedir.
Suriye bankalarında örgüte ait para bulunmamaktadır. Bu ülkede bankalara güvenilmez.
PKK'nin uyuşturucu ticaretinden para sağladığı gerçek dışıdır. Uyuşturucu ticareti yapılmasını tamamen yasakladım. Sınırlarda kaçakçılardan vergi adı altında para alınmaktadır. Bunun haricinde İran/Makü bölgesinden uyuşturucu ticaretinin iyi para getirdiği bildirilmesine rağmen kabul etmedim. Eğer uyuşturucu ticareti yapıldığı konusunda bir bilgi olursa bu örgütü ortadan kaldırırım. Çünkü uyuşturucuya karşıyım. Buna rağmen başta kardeşim olmak üzere bazı kadroların İran, Zağros ve Romanya üzerinden Avrupa'ya uyuşturucu sevk ettiğini öğrendim. Bu işlerle uğraşmamalarını tembih ettim. Ancak belli bir noktada örgütü tam kontrol edemediğim aşikardır.
Avrupa'da toplanan paralar kuryeler vasıtasıyla İran ve Irak'taki örgüt mensuplarına aktarılıyor. Avrupa'dan yılda 30 milyon mark aidat toplanıyor. Avrupa-Suriye-Ortadoğu ve Türkiye'deki örgüt mensupları ile kendi kendilerini finanse edebiliyor.
1990'lı yıllarda Buldan'ların destekleri oldu. Urfa'lı İnci Babanın aldığı ihalelerden % 3 vergi verme konusu vardı. Bunun alınıp alınmadığını bilmiyorum. Yüksekova'da Cihangir ağa, Mardin'de Ahmet Türk ve ailesi yardımda bulunuyorlardı. Ayrıca Lice'li Behçet Cantürk ve ailesi, Ceylan Holding, Halis Toprak ve ailesi, Rıza Septi isimli şahıslarda yardımlarda bulunuyorlardı.
Özellikle K. Irak'ta lojistikle uğraşanlar parayı gördükleri zaman kaçtılar. Kaçanlar hemen hemen yüz binlerce dolar parayı beraberinde ****ürdüler. Paris'te bir dostumuz bizi 500.000 mark dolandırdı.
Kafkaslardan Nahçıvan, Azerbaycan, Ermenistan'dan silah satın alındı. Ancak alınan malzemelerin büyük bir kısmı bozuk çıktı. Bu ülkelerde bizi dolandırdılar.
Finans kaynağı sağlamak amacıyla Bakû'daki Kadir (K) isimli bir arkadaş uyuşturucu ticaretinin burada yaygın olduğunu ve çok iyi para getirdiğini söyledi. Ben bunu kesinlikle yasakladım. Ancak gruplar gümrük adı altında kaçakçılar ve tüccarlardan para topluyorlardı.
Son dönemlerde evimde bulunan kasadan 20 milyon dolar vardı. Bunun büyük bir kısmını K. Irak'a gönderdim. En son olarak kasada 2.250.000 dolar bulunuyordu. Bu arayı Delil(K)'e bıraktım. Oradan ayrıldıktan sonra ihtiyaçlarım Avrupa'da bulunan örgütlerin bütçelerinden karşılandı. Eyaletlerden Dersim, Erzurum, Diyarbakır, Mardin kendini finanse ediyor Botan çok masraflıdır. Yıllık 2 milyon dolar harcanıyor. Zağros kendini finanse ediyor. Gümrük vergisi alınıyor. Behdinan yılda 5 milyon dolar harcıyor. Soran'ın yıllık 5 milyon dolar gideri vardır.
Para kaynağının büyük bir bölümü halktır. Lecolar'dan bir miktar para geliyor. küçük çaplı iş yerlerimiz var. Fabrika ve banka düzeyine ulaşabilecek bir kurumlaşmayı yakalayamadık. Küçük çaplı işyerleri ile yetindik. Bunlar dükkan, lokanta gibi yerlerdir. Dış devletlerden fazla bir mali yardım görmüyoruz. İsviçre'de büyük işyerleri (fabrika) ve banka açma çalışmaları yapıldı, ancak başarılamadı.
Uyuşturucu ticaretini ben kesinlikle yasakladım. yapılıyorsa benim bilgim dışında yapılmıştır. Ben Baybaşin'i şahsen tanırım. Ama uyuşturucu işinden dolayı tanımam. Uyuşturucudan elde ettiği büyük bir mali gücü bulunmaktadır.
Halkın bize bir inancı doğmuştur. Herkesten gücüne göre bağış veya vergi adı altında para toplanmaktadır.
Uyuşturucunun Türkiye'deki en önemli merkezi Van'dır. 20 yıl önce Kulp, Lice bölgeleriydi. Şimdilerde Yüksekova'nın yeri de önemlidir. Yüksekova'nın denetimi Buldan'lardadır.
Benim nazarımda Zağros önemlidir. Burada ticaret çok belirleyicidir. Üçgendedir. Manevra özelliği verir. Hangi devlet saldırırsa diğer tarafa geçerdik. Bu bölge kaçakçılığın da merkezidir. Burada bulunan sorumlu devletlerle, kaçakçılarla ve ticaret yapanlarla ilgisi ve irtibatı vardır.
Zağros eyaletinin yağlı, ballı olması ticaretidir. Araziyi, parayı sorumlular ve görevliler tatlı bularak büyümüşler ve bana kafa tutmaya itmiştir. Necdet Buldan bize yardımcı olmuştur.
Örgüt içerisinde oluşan rant çetesinin varlığı mevcuttur. Üzerine gitmek için çok uğraştım. Tam anlamıyla başaramadım. Eğer Suriye'den çıkmam söz konusu olmasıydı üzerine gidecektim.
17. ÖRGÜTÜN ALT YAPILANMASI
18. DHP., İSLAMİ HAREKETLERİ HAKKINDA BİLDİKLERİN NEDİR?
Dev-Sol'dan Bedri Yağan ile 1992 yılında Lübnan'da ilişki kurduk. İttifak olma yolunda görüşmelerde bulunduk. Aksi bir durum ortaya çıktı. Anlaşamadık. Sol içerisinde bize aşırı tepki duydular. Bizim yardımımız ile bir kamp kurdular. Kampa çok büyükçe sloganlar yazınca karşı çıktık, ilişkiler bunun üzerine koptu.
1996 yılında TİKB, TDP ve KIVILCIM ile bir platforma girdik. Ortak kararlar aldık. Birleşik Devrimci Cephesini kurduk.
Avrupa'daki sol örgütlerle aramızda Güç Birliği anlaşması bulunmaktadır. Bu anlaşma Brüksel'de Kani ve Şahin'in katılımı ile yapılmıştır. Karşıdan ise Mehmet Yılmazer, Suat Bozkuş, Fehmi Erbaş(DHP) gibi kişiler katılmıştır.
Yasal platformda 1995 yılında sol blok ile seçimlere girildi. bu seçimlerde de özellikle ÖDP ile bir çalışma var. Ancak gerektiği gibi gelişmedi.
TDP'nin bir grubu bizim tarafımızdan eğitildi. Ancak Kuzeye doğru giderlerken öldüler. bunlar Lübnan'da bizimle birlikte idiler.
HDÖ isimli örgütün Avrupa'da 4-5 kişilik bir oluşumu 2 yıl önce bizim tarafımızdan eğitildi. Daha sonra gittiler. Şu anda da ne olduğunu bilmiyorum.
19. ÖRGÜTÜN YAPTIĞI İNFAZLAR NELERDİR?
İsveç'te Mahmut Baksi isimli yazarın kardeşi Doktor Lamia Baksi yanıma geldi. Ülke içerisinde faaliyet göstermek için gönderdik. Bu bize Avrupa'dan ilk katılımdı. Bu kıs Erdal (K) Mustafa Yöndem ile duygusal ilişkiye girmiş. Bunu çekemiyorlar ve Lamia'ya kulp taktılar. Daha sonra bu kız grup sorumlusu Kör Cemal tarafından yargılanıp öldürülmüş olduğunu öğrendim.
Şahin Baliç'in öldürülmesi emrini ben verdim. Ülkede sıradan halktan çok kişiyi kampta da bir çok kadroyu öldürdü. Ayrıca benim köylüm olan Hasan Aktaş'ı kampta öldürdü. Bunu eğitim esnasında kasayla oldu dedi. Ancak yaptığımız araştırmada bunun kaza olamayacağını, kasten yapılmış olduğunu anlayınca hemen öldürülmesi emrini verdim.
1992 Güney savaşında (Çelik Harekatı) 18 yaralı kadro Cuma'nın talimatı, grup sorumlusu Cemal'in ses çıkartmaması sonucu Adnan(K) tarafından ele geçmelerini engellemek üzere öldürülmüştür.
20. YAKALANMANIZIN SONUCUNDA ÖRGÜT İÇERİSİNDE DAĞILMAYA NEDEN OLUP OLMAYACAĞI KONUSUNU AÇIKLAYINIZ?
Dağılma olacağını sanmıyorum. Dağılmayı beklemeden ziyade "siyasi Çözüm" ile "Dönüştürme" politikaları izlenebilir. Siyasi çözüm olarak kültür, Kürtçe eğitim yapan okulların kurulması, Kürt kimliğinin tanınması önemlidir.
Benden sonra örgüt içerisinde kolektif bir yönetim olur. İçlerinden birinin sivrilip lider olacağını sanmıyorum. Herhalde yine bana bağlı kalırlar. Cuma (K) Cemil Bayık'ın lider olabileceği konusunda spekülasyonlar yapılıyor. Mustafa Karasu kendisini geliştiremedi. Parmaksız Zeki (K) Şemdin Sakık örgüt içerisinde kalsaydı PKK Vejin'e kayacaktı. PKK'dan kim koparsa kopsun tek başına gider. Arkasından kimse gitmez. Ben son iki yıldır örgütle Türkiye arsında ilişkiyi işledim. Örgütte şu anda bu zihniyet bulunmaktadır.
21. 1986 YILINDA İSVEÇ DEVLET BAŞKANI OLEF PALME'NİN ÖLDÜRÜLMESİ OLAYI İLE İLGİLİ DİYECEKLERİNİZ?
Olef Palme'yi PKK öldürmedi. Hatta bu olayı duyunca bir bildiri ile PKK'nın olayı şiddetle kınadığının bildirilmesi talimatını verdim.
22. PKK'NİN SİLAH KAYNAKLARI NELERDİR?
Silahlar Körfez Savaşı sonrasında Irak'ta meydana gelen pazarlardan sağlanıyor. Körfez Savaşı hemen öncesinde Irak yönetiminden hediye olarak çok az miktarda silah yardımı aldık. Körfez Savaşı sonrası ise silah kaynağı oluşan pazarlar ile Türkiye'ye gelen peşmergelerdir.
SAM-6/SAM-7 Füzeleri 1990'dan sonra Körfez savaşında alındı. Diğer füzeler Yunanistan aracılığı ile (Sterella) alındı. Füzeler gemilerle tüccar malı içerisinde Körfez üzerinden K. Irak'a getiriliyordu. Sırbistan'da Strella (Kosova-Bosna) eğitim kampları var. 20 adet Strella alındığını biliyorum. SAM-6 ve SAM-7 füzeleri sağlıklı kullanılamadı. Strella'ların tanesi 18.000 dolar karşılığında satın alındı.
23. GENEL KURMAY BAŞKANLIĞINDA BİR ALBAY İLE İLİŞKİNİZ OLDUĞU HUSUSUNDA BİLGİLER HAKKINDA DİYECEKLERİNİZ NELERDİR?
Avrupa sorumlusu Kani Yılmaz bu kişi ile irtibat kuruyordu. Şu anda bu albayın ismini hatırlayamıyorum. Ancak ilerde hatırladığım zaman ismini bildireceğim. Ben bu albaya Eylül ayında ilan edilen ateşkes ile ilgili hususların genelkurmay başkanlığında ele alınmasını sağlaması konusunda haber gönderdim. Ancak ulaşıp ulaşmadığını bilmiyorum.
24. ÖRGÜTÜN HATAY BÖLGESİNDE SON DÖNEMDE VERDİĞİ ÖNEMİN NEDENİNİ ANLATINIZ?
Hatay'a ağırlık vermemizin nedeni buradan Malatya ve Elazığ bölgelerine kolay açılım yapma isteğidir. Bunun için Parmaksız Zeki (K) Şemdin Sakık bana teklifte bulundu, diğer alanların tamamını bildiğini yeni alana açılım yapmak istediğini söyledi. Daha sonra Hatay alanına faaliyet için bu bölgeye gittiler. Bu bölgede Acilciler örgütü vardır. Kürt nüfus yoktur. Acilciler örgütü bu alana açılım yapmamıza rağmen bize yardımı olmadı. Bu alana açılım yapmamızda Suriye'nin herhangi bir etkisi yoktur.
26. YAJK HAKKINDA DİYECEKLERİNİZ NELERDİR?
Kadın örgütlenmesini erkek feodalizminden kurtarmak, güçlü bir kadın yaratmak istediğim için oluşturdum. Bol bol tartışmalarını istedim. Sorumlusu Sakine(K) Fatma Altın(Batmanlı) ve Helin(K) idi. 6. kongrede değiştirilmişler. Yerlerine Fatma(K) ve Karakoçanlı Sakine (K) Fatma Gönül Tepe getirilmiş. Ayrıca bu örgütlerden Sara(K) Sakine Polat da hatırladığım isimler arasındadır.
Görevden alınan Sakine Avrupa'dadır. Fransa tarafından kendisine pasaport verilmiştir. Kapalıdır. Duygu ve düşüncelerinde partiye bağlıdır.
YAJK içerisinde 1.500 civarında eleman mevcuttur. İntihar eylemlerinde neden kadın olduğu, bu tür eylemlere karşı olduğum kendi bireysel düşünceleri ile bölgelerde eğitim alıp eylemi gerçekleştirdiklerini düşünüyorum. Askeri çizgi öğrenmelerini her zaman söyledim Sivilleri öldürmek askeri değildir. Tasvip etmedim. Şahısların metropollerdeki eylemleri için eğitim görüp (Yunanistan'da) eğitimlerin halen devam etmektedir.
27. ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ ARASINDAKİ YAPILANMAYI AÇIKLAYINIZ?
Üniversite kesimindeki grupların yurtsever gençlik adı altında bir dergi çatısında toplanmaları var ben onlara dernekleşin talimatını verdim. Dağ kadrosuna katılımlar kendi hür iradeleri ile olmaktadır. Bunlar bizim için çok önemlidir. Dağda bulunan geri köylülük yapısını, düzeyini aşmak için okuyan gençliği dağ kadrosuna istiyordum. 1998'deki Romanya'da Bükreş'te eğitim gören 5-6 kişilik öğrenci grubuyla görüştüm. Üniversitelerde örgütlenme çalışmalarına ağırlık vermelerini istedim. YCK(Yurtsever Gençlik Birliği) faaliyetlerine ağırlık vermelerini istedim. Bizde bulunan köylü kesiminin aydınlatılması ve siyasi alanda yetişmesi için üniversite gençliğinde katılımları büyük önem arz etmektedir.
28. ŞAM'DA TÜRK ASKERİ ATEŞE İLE KARŞILAŞTINIZ MI?
Şam'da kaldığım binada Türk ataşesi ile bir gün tarihini hatırlamıyorum asansörün içerisinde karşılaştık. Yanında küçük kızı vardı. Benim yanımda korumam vardı. Aslında diyalog kurmak istiyordum. Ancak El muhaberattan çekindiğim için konuşamadım.
21 Şubat 1999
İfadeyi Alan Hazır Bulunan İfadeyi Veren
İstihbarat İstihbarat Abdullah Öcalan
Sorgu Amiri Sorgu Subayı Sanık
Ali Fırat ve APO(K)
Ayrıca Öcalan ve örgütünün ne olduğunu bilmemize rağmen, halkımıza olan saygımızdan dolayı, Abdullah Öcalan'a yönelik kullandığımız kavramlara gücümüz ölçüsünde dikkat ediyoruz. Keşke bizim için kullanmakta hiçbir sakınca görmediğiniz söylemleri, Öcalan kendisi dışındaki tüm Kürdleri (kendi arkadaşları da dahil) aşağılarken de söyleyebilseydiniz! Elbette söylediklerinizde doğruluk payı olan bir sürü olumlu toplumsal evrimleşmeler olmuştur. Ancak katılmadıklarımı yanıtlamak ile yetineceğim.
Bizi "kaçkın" olarak nitelemek ve PKK-Öcalan konseptini aklamak için yazdığınız yorumunuzda: "PKK'nin muazam bir gelisme kaydettigi 70 li yillarda biz çocuktuk, hatirladigim kadariylan,özgürlük yolu öncülügünde, birçok Kürt örgütün içinde yer aldigi bir birlik olusmustu "Ulusal demokratik güçler " diye.Ilke olarak su slogani benimsemistiler,"sömürgecilige karsi savas, APO'culuga karsi savasmaktan geçer!" ve ondan sonra bilinen iç çatismalar!" diyorsunuz.
İşte bizim yapmaya çalıştığımız tam da bu noktada anlam kazanıyor. Zira, 1970'li yılarda yazılmaya başlanan ve yeni nesli manipüle eden PKK tarihi nesnel gerçeklik üzerine inşa edilmemiştir. Biz bunları yazarken hiç kimseye hakaret etmeyi amaçlamıyoruz. Ancak, bizim de bir parçası olduğumuz tarihi süreci Öcalan gaspına karşı korumak ve geleceğe kendi doğrularımızı not düşmek zorundayız.
Sizin yazınızdan alıntı aldığım bölümün tarihi hafızada karşılığı yoktur, ama tersinin doğru olduğu vardır. Özünde; bu paranoyak anlayış 1970'lerden günümüze değin Öcalan'ın kişiliğine de büyük etki yaparak sürüp gelmektedir.(dünyadaki tüm haraketliliği kendisine karşı yapılmış kabul eden bir kişiliktir Öcalan) Size tarihi tersinden öğretmeye çalışanlardan aldığınız miras doğru değildir ve sizi de zor durumda bırakıyor. 1970'lerin ortalarında başlayarak kitleleşen Kürd özgürlük mücadelesine yanıt olabilmek için 70'lerin sonunda DDKD-Özgürlük Yolu ve KUK arasında; ULUSAL DEMOKRATİK GÜÇBİRLİĞİ (UDG) deklarasyonu imzalandı ve sürece uygun çok olumlu bir adımdı. Bu deklarasyonda sizin ifade ettiğiniz hiçbir şey yoktur. Söz konusu birlik metinlerinde PKK adına bile rastlayamazsınız. Ancak, Öcalan her zaman sizin de ifade etmiş olduğunuz gibi, bu GÜÇBİRLİĞİ'nin kendisine karşı yapıldığını ifade edegelmiştir. Aksi taktirde bu örgütlere saldırmasının gerekçesini neye dayandıracaktı dersiniz?
Herşeyi kendisiyle başlatan mantık bir çıkmazdır ve Kürdler dışında herkese yararı olabilir(!) ama Kürd halkına asla!
Saygılarımla…
bir lider ifede verirken örgütünün tüm şemasını ele veriyorsa buna ne denir.
ben söyleyeyim. eğer bu kişi yakalanan bir militansa ve böyle ifade verirse, örgütünün herşeyini orya koysa buna HAİNLİK DENİR...korktu denir.
ARTIK LİDERİNE SEN NE DERSEN KEYFİN BİLİR.
"UDG'nin kurulus bildirgesinin hiçbir metninde PKK adi geçmiyor!" diyorsunuz.
Insaf! Amed'li Zeki Hoca vardi,Cihanbeyli'de ögretmenlik yapardi,o kurulus bildirgesini biz DDKD sempatizanlarini toplayarak hem okumus,hemde yorumunu yapmisti,Zeki Hoca yasiyorsa burada bizi takip ediyorsa lütfen bana o cevap versin!.Bildiri bastan sona "Apo'cularin ajanligini" kanitlama çabasindaydi!özgürlük yolunun arsivlerinden sora bilirsin,bildiri "Jina nu" adli dönemin yayin organindada vardi,oda olmassa K.Burkay'in "Devrimcilikmi? terörizmi? adli kitabini tekrar gözden geçirebilirsin!insaf demekki UDG adli olusum PKK'yi bir tarafa birakip Türk devletiylen ugrasiyordu!.Hemsehrim Kemal YAVUZ,o dönemin UDG bölge temsilcisiydi O'da yasiyor,yanitlayabilir! "Sömürgecilige karsi savasmak,Apo'culara karsi savasmaktan geçer!" Paragrafin birinin basligi aynen böyleydi!
Saga sola gitmeye ne gerek var?Sükrü Hoca bunu bilmiyormu?
yada APO müridleri , hic bir kötü muameleye maruz kalmadan , (iskence vs) bir "lider" nasil bu kadar düsebilir ve korkak olabilir.. U T A N I Y O R U M...
"GİZLİ"
T.C
İçişleri Bakanlığı
Jandarma Genel Komutanlığı
ANKARA
TERÖRİSTBAŞI ABDULLAH ÖCALAN'IN 16-21 ŞUBAT TARİHLERİ ARASINDA ALINAN İFADESİNE İLİŞKİN TUTANAK
(İfade tutanağı Teröristbaşı A.Öcalan
tarafından imzalanmıştır)
"GİZLİ"
DGM SAVCILIĞI TARAFINDAN ALINAN İFADE
ÖCALAN'IN SANIK İFADE TUTANAĞI
SANIK: ABDULLAH ÖCALAN Ömer ve Üveyş oğlu 1949 doğumlu, Halfeti ilçesi, Ömerli köyü. nüfusuna kayıtlı olup, silahlı çete PKK'nın başı,
SORULDU -Türkiye toprakları üzerinde müstakil bir Kürdistan devleti kurmak için silahlı eylemlerde bulunan PKK örgütünün eylemleri sonucunda 30.000 küsür güvenlik görevlisi ve sivil insanın öldüğü, bu ölümlere kurucusu olduğunuz örgüt militanlarına çeşitli kanallardan talimat vererek sebep olduğunuz anlaşılmıştır.
CEVAP - PKK örgütünün kurucusu olduğum doğrudur. Yine bu örgütün önderliğini yaptığım, benim önderliğimde Türkiye toprakları üzerinde silahlı bir mücadele başlattığımda doğrudur. Başlangıçta gerçekten Kürdistan devleti kurmak gibi bir kavramımızda vardı. Bu da doğrudur, ancak gelişen süreç içerisinde müstakil bir Kürt devleti kurmak değil de Kürtlerin de Cumhuriyetin kuruluşunda rol almış bir halk olarak özgür olduğun bir ortam içerisinde birleştirilmesi sonucuna vardım. Bu temelde ekonomik, sosyal ve siyasal ve kültürel özgürlüğünü elde etmiş olarak bir arada yaşayabileceği sonucuna vardım. Yakma eylemleri ile ilgili olarak kendini yakanlara ben kızıyorum öfke duyuyorum bunu terk etmelerini önemle vurguluyorum,
SORULDU -Yakılacak bir şey varsa o kutsal canınız değil yakılması gereken kişiler ve kurumlardır demişiniz bu konuşmayı MED televizyonunun 13. 12. 1998 günü yaptığı programda yapmışsınız. Bu konuşmanızın arkasından Van ilinde Hamidiye KAPAN isimli PKK militanı Van orduevinden geçmekte olan ve il jandarma asayiş komutanlığı personelini taşıyan askeri servis aracına intihar türü saldırı düzenlemiş 14 asker ve 10 vatandaş yaralanmış 1 vatandaşımızda ölmüştür. Şimdi kendinizi yakmayın sizi yakanları yakın demeniz özgürlük temelinde bir arada yaşama düşüncenize aykırı değil midir.
CEVAP - Benim MED Televizyonunda yakmayın sizi yakanları yakın dediğim doğrudur bu konuşmada bana aittir. Bu konuşmamın özgürlük temelinde bir arada yaşama düşüncesine de aykırı olduğunun farkındayım ama ağır bir ortam içerisindeyim ve konuşmamda kastettiğimde Türk Güvenlik Kuvvetlerine saldırı eylemi düzenlenmesi değildir. Nitekim bu eylemi düzenleyen mahalli sorumlular ile görüştüm. Bu kabil eylemlerin yapılmamasını istedim. Bu talimatımı yani Türk Güvenlik Birimlerine saldırı düzenlenmesi talimatını Hakkari ilinde olan kadın bölge sorumlumuz Pelçin Koda verdim. Pelçin kodun açık kimliğini gerçekten bilmiyorum dedi. Ayrıca ben bu konuda intihar eylemlerine girişmeyin diye genel bir talimatta verdim dedi.
SORULDU - Hamdiye KAPAN'ın Van orduevinde yaptığı saldırıdan sonra örgütün bölge kadın sorumlusu Pelçin Kodla konuştuğunuzu ve bir daha bu şekilde Türk Güvenlik Birimlerine saldırı yapılmaması talimatını verdiğinizi söylüyorsunuz ancak bu tarihten sonra 25.12.1998 günü yine MED televizyonunda yaptığınız bir konuşmada "Bu işler böyle gelişir ve onlar Türkiye metropollerinde olacaktır, ben böyle sivil insanlara zarar gelmesin diye canına bağlayıp bir işgal sürüsü ortamında patlatana yarın onu duyarsız ve faşist hükümetleri destekleyen Türklerin ortasında patlatacaklar bu böyledir ve yüzlerce de patlatılacaktır dediğiniz ve bu konuşmanın arkasından 15.01.1999 günü İstanbul Emniyet Müdürlüğünce Yücel LİKBAY sahte kimlikli Adem LİKBAY ve Zeki BİLİCİ sahte kimlikli şahısların yakaladığı şahısların yapılan sorgulamalarında yine bu tür intihar eylemlerini gerçekleştirmede kullanacakları 8 adet fabrikasyon yapımı TNT kalıbı, ayrıca 3 adet el yapımı TNT, 6 adet TG-7 anti personel roket mermilerinde kullanılan patlayıcı bloğu yakalandığı anlaşılmıştır.
CEVAP - 25.12.1998 günlü MED televizyonu programında şimdi bana okuduğunuz konuşmayı yaptım bu doğrudur. İtalya'da yakalanmamdan sonra ortam bizi çok bunalttı, bizi çiğ çiğ yiyeceklerine dair haber aldım. Bu konuşmamı duygusallıkla yaptım, ama bu konuşmamdan sonra ayrıca böyle bir eylem yapın diye talimat vermiş değilim.
SORULDU- 18.06.1996 günlü Panel programında önümüzdeki aylar sıcak geçebilir, öz savunmalarını evlerinde mahallelerinde köylerinde yapmalarını diliyorum. Bu ara korucuların çok dikkatli olmalarını söylüyorum..... Onlara yönelik bir af çağrımız vardı. İlişkilerini geliştirirlerse bizimle onları olduğu gibi Güneye de çekeriz ve gerilla savaşı saflarına da alırız. Hiç çekinmelerine de gerek yoktur. Ayrıyeten savaşta da üzerimize gelmezlerse onları hedeflemek gibi durumumuz olmayacaktır, en azından ateş etmezlerse bizde kendilerine yönelmeyeceğiz ama çok azılı olan ısrarlı üzerimize gelenlerinde, bu halk içinde asla yerinin olmayacağını bilmeleri gerektiğini vurguluyorum dediğiniz bu konuşmanızdan sonra koruculara yönelik saldırıların arttığı mesela 08.11.1996 günü Hakkari Çukurca'da militanlarınızın yaptığı saldırı sonucu 12 geçici köy korucusunun şehit olduğu bunlarla birlikte 5 vatandaşımızın da hayatını kaybettiği 9 geçici köy korucusunun yaralandığı anlaşılmıştır.
CEVAP- Korucular üzerimize en çok gelen bir gruptur. Bana okuduğunuz konuşmayı Panel programında yaptığım doğrudur. Konuşmamda da üzerimize gelmedikleri taktirde onlara saldırmayacağımızı belirtmiştim. Onlar bize saldırdıkları için korucular hedef alınmıştır dedi.
SORULDU- Saldırı olduğu taktirde koruculara saldırılacağını söylüyorsunuz ancak olayımızda korucuların size tevcih edilmiş bir saldırısı yoktur. Normal vatandaşlarla birlikte minibüse binmişlerdir, muhtemelen köylerine gitmektedirler.
CEVAP- PKK'nın şiddet anlayışında şimdi bahsettiğimiz olay gibi sivil vatandaşlara doğrudan yapılan saldırılarda çok olmuştur Bilhassa 1987 yılından sonra bu yoğunlaşmıştır. Ben bu saldırıları tasvip etmiyorum yarı çete anlayışıdır önüne geçmek için büyük mücadele verdim ancak başarılı olamadım.
SORULDU- 17.04.1998 günü panel programında kasap et derdinde koyun kendi derdinde şimdi bizim turist hedeftir değildir demeyeceğim ama şüphesiz Türkiye'de bir savaş var özel turist hedefleri diye bir hedef yok ama ekonomide bir hedeftir tabii bu arada Turist ekonomisi de hedeftir eğer işler daha da kısışırsa bu tür hedeflere insan demiyorum turist demiyorum Turizm ekonomisine elimizden geldiğince turiste zarar vermemeyi amaç edinerek bu günlerde bunun arayışı içindeyiz dediğiniz ve militanlarınıza Türkiye'nin ekonomisini felce uğratacak hedefler gösterdiğiniz bu konuşmanızın hemen ardından 30.04.1998 günü bir grup PKK militanı tarafından merkez Raman petrol sahasında bulunan Petrol toplama istasyonuna, Roketatarlı saldırı yapıldığı tesisin gasp edildiği 28.03.1998 günüde Batman Beşiri Dayılar köyü Baltakışla bölgesinde bulunan 25 numaralı yer üstü petrol kuyusuna yine militanlarca sabotaj yapıldığı ve kullanılmaz hale getirildiği anlaşılmıştır.
CEVAP- 17.04.1998 günü panel programında şimdi bana okuduğunuz konuşmayı yaptım. Savaşı besleyen ekonomiyi felç etmek gibi bir düşüncem var bu düşünceye her zaman sahip oldum. Konuşmamda da belirttiğim gibi Turistleri ayrı tutarak turistlere ve turist hedeflerine saldırı olacağını belirttim.
SORULDU-Yine bir talimatınızda dün kendi cephenizin örgütlemenin kendi Êtavrınızla ve doğru bulduğunuz içinde savaşmanın günüdür..... halkımızın büyük bir kısmı metropollerdedir. Antalya'da İzmir ve İstanbul'dadır. Fakat gelsin parti büyük eylem yapsın diyorlar peki sizler orada yüz binler varsınız bir kibrit kıvılcımı sıkıp orman yakmak zor mudur bir küçük patlayıcı fabrikaya atmak zor mudur dediğiniz bu talimatınızdan sonra Türkiye'nin hemen hemen her bölgesinde İstanbul, İzmir ve Antalya'da Orman yakmalarının çoğaldığı anlaşılmıştır.
CEVAP- Bu talimatımı inkar etmiyorum. Bu talimatı verdiğim doğrudur. Ancak özel olarak orman yakma yönünde verilmiş talimatım yoktur. Bu talimatı ferdi olarak verdiğimden şu anda pişman olduğumu söyleyebilirim.
SORULDU- PKK saldırılarından çoğunda Kürt asıllı vatandaşlar ölmüştür Saldırıların büyük çoğunluğu Kürt asıllı vatandaşlara yönelmiştir. Hem Kürt asıllı vatandaşların öldürüldüğü için ortaya çıktığınızı söylüyorsunuz hem de Kürt asıllı vatandaşları öldürüyorsunuz buna ne diyorsunuz.
CEVAP- dedikleriniz doğrudur terör eylemlerinden dah doğrusu PKK saldırılarından en fazla zararı bölge halkı görmüştür. başlangıçta bölgenin özgürlüğü için ortaya çıktığımızda doğrudur ancak daha sonra bize büyük katılımlar oldu bölgede eskiden beri süre gelen düşmanlıklarda vardı Şemdin SAKIK gibi Kör CEMAL gibi Şahin BALİC gibi Cemil IŞIK gibi PKK'dan yönetimi ele geçirenler baskılarını ve eylemlerini daha duyarlı bölge halkı üzerinde yoğunlaştırdılar ben buna sonuna kadar karşı koydum hatta bu şekil eylemleri gerçekleştirenlerden bazıları KÖR CEMAL KOD HALİL KAYA HOGİR KOD CEMİL IŞIK METİN KOD ŞAHİN BALİC gibilerini cezalandırdım ŞEMDİN SAKIK'ıda cezalandıracaktım ancak tutuklu bulunduğu sırada elimizden kaçtı.
Cezalandırmalar Merkez Komitesince suçu görülen şahıs yargılanır. Yargılanma sonucunda benim özel onayımla cezaları infaz edilir. Benim özel onayım önemli kişiler için alınır diğer kişilerde benim özel onayım aranmaz kendi yetkilerince infaz edilir Cezalandırmalar ARGK yönetmeliği çerçevesinde yapılır Bu üç şahıs öldürmeyle cezalandırılmıştır. Ancak başka cezalarda vardır.
SORULDU- 1998 yılında Viranşehir Belediye Başkanı İbrahim Keleş ABDİOĞLU'nu hedef gösterdiğiniz anlaşılmıştır. Bu belediye başkanını niçin hedef gösterdiniz?
CEVAP- 6 Mayıs 1996 senesinde Şam'da ki evimin önünde bir tonluk bir bomba patladı. bombayı dolmuş içine yerleştirmişlerdi. Burada hedef benim öldürülmemdi. Bu olay üzerine örgüt olarak biz araştırma yaptık. Suriye Kürtlerinden olan Malasino ailesinden bir gencide yakaladık onu sorguya çektik. Bu gencin ismini hatırlayamıyorum. Yalnız bana verilen bilgide evimin önünde bomba ile patlayan aracı bu gencin kullanmış olduğudur. Bizde araştırma yaptık yaptığımız araştırmalar sonucunda Siverek Viranşehir ve Suriye'de Haseki şehri hattında Sedat BUCAK. Viranşehir Belediye Başkanı Keleş ABDİOĞLU ve Malasino ailesinden o gencin bana suikast düzenlemek üzere hazırlık yaptıklarını ve anlaştıklarını tespit ettik. Hatta örtülü ödenekten de 50 milyon doların bu iş için ayrıldığını öğrendik. Aynı olay Susurluk raporunda da anlatılmıştır. Benim Keleş ABDİOĞLU'nu hedef göstermemin asıl sebebi budur. Yani bana yapılan suikast teşebbüsüdür.
SORULDU- 6 Mayıs 1996 tarihinde Suriye'de evinizin yakınına patlayıcı madde dolu bir kamyonun bırakılmasından ve patlamanın meydana gelmesinden evvel Yalçın KÜÇÜK'ün bu girişimi size haber verdiği iddiası var. Yalçın KÜÇÜK Ankara DGM'de bir yargılaması nedeniyle verdiği ifadesinde bir siyasi Êparti liderinin bu durumu kendisine haber verdiğini, kendisinin de kaçması için size haber verdiğini söylemiştir.
CEVABEN- Yalçın KÜÇÜK'ün bana telefonla -bugünlerde Size karşı bir saldırı gerçekleştirilecek hazırlıklı olun- dediği doğrudur. Ancak herhangi bir siyasi parti mensubu veya lideri bunu haber verdi diye bir şey söylemedi. Ancak normal olarak muhalefetteki siyasi partilerin bu haber vermesi normaldir. Çünkü bu saldırı gerçekleşseydi iktidardaki parti puan kazanacaktı. Ancak dediğim gibi isim vermemiştir. Ayrıca ben Yalçın KÜÇÜK'ün HABER vermesi nedeniyle özel bir tedbir almadım zaten her zaman tedbirli idim.
SORULDU- Zaman zaman ateşkes ilan etmektesiniz 1 Eylül 1998 günü ateşkes ilan ettiniz. ancak 4.10.1998 günü Mardin eyalet sorumlusu Felat kod Mehmet AZAYDIN ile yaptığınız telefon görüşmesinde "şimdi bilemiyorum bu bölge herhalde önemli yalnız eyalet üzerinde biraz bu çizgiyi oturtma işinde şey etmeniz lazım, birde beklenmedik bu operasyonlar oluyor zaten bundan sonra bu ateşkes hikaye yani bunların öyle aldırış ettiği bir şey yok her tür tedbir alınır, yaniher tür eylem her tür karşı koyma her tür ilerleme her tür bilmem öngörülen velhasıl gelişme adına ne varsa yapılır- dediğiniz bu talimatından sonra 17.11.1998 günü bir kadın militanın Yüksekova ilçesinde Jandarma Komutanlığı önünden geçmekte olan askeri konvoya bombalı intihar saldırısında bulunduğu, saldırıda İrfan Türker isimli bir astsubayın şehit olduğu 2 astsubay ve 2vatandaşımızın yaralandığı, yine 01.12.1998 günü Lice ilçesinde Can Market adı altında faaliyet gösteren ve tüp satılan markete Binevş Amed Kod HÜSNİYE ORUÇ'un el bombası pimini çekerek intihar türü saldırı eylemi gerçekleştirdiği ikisi asker 10 kişinin yaralandığı anlaşılmıştır. Yani hem ateşkes sürecini başlatıyorsunuz ve ardından da bu tür eylemlere talimat veriyorsunuz. Bu konuda söyleyecekleriniz nelerdir.
CEVABEN- Bu ateşkes konusunu biraz açmak istiyorum. Ateşkes önerisi bize Avrupa temsilcimiz KANİ YILMAZ ve ŞAHİN KOD Ferhat ABDİ ŞAHİN isimli arkadaş tarafından getirildi. ABDİ ŞAHİN isimli arkadaşımıza da SELİM OKÇUOĞLU isimli ve avukatlık yapan HADEP'te de faaliyet gösteren kişi getirmiş bana getirilen ateşkes önerisi çok kapsamlıydı, Olağanüstü halin kaldırılacağının geçici köy koruculuk sisteminin kaldırılacağının Türkiye'nin üniter yapısına halel gelmemek kaydıyla bir takım düzenlemelere girişileceğini belirtmişti. Bu belge sanırım şimdi Avrupa arşivimizdedir, fırsat olursa ileride bu belgeyi getirtiriz. Aynı konuda cezaevleri temsilcimiz SABRİ OK'la da bir görüşme yapılmış ben SABRİ OK'la telefonla konuştum. SABRİ OK kendisi ile de görüşüldüğünü ve aynı önerilerin kendisine de yapıldığını söyledi.
Ben de bu konuda anlaşma yapmak istiyordum. Önerileri doğru olarak kabul etmek durumundaydım. Yine sanırım Genelkurmayın Toplumsal İlişkiler Başkanlığında çalışan bir Albay Brüksel'deki temsilciliğimize kadar gelmiş ve aynı önerileri getirmiş. Ben önerilerin ciddiyetine inandım, 1993'tede Özal'ın bu çeşit düşünceleri vardı ancak o zaman ordu bu konuya hazır değildi. Bana getirilen önerilerde artık ordunun da bu konuya hazırlandığı belirtiliyordu. Bu sebeple ben ateşkesi tek taraflı olarak ilan ettim. Bana söylenen resmen olmasa bile fiilen ateşkes şartlarına bağlı kalınacağı ve aşama aşama önerilerin gerçekleştirileceği idi. Ben SELİM OKÇUOĞLU ile 2 yıldır görüşmekteyim. Arabulucu durumunda idi. Kendisi ile telefonda görüşmelerim oldu dedi.
SELİM OKÇUOĞLU beni Avrupa'dan aradı Türkiye'den aramadı dedi.
MED televizyonunda SELİM OKÇUOĞLU ile yaptığım konuşmanın ses bandı yayınlandı. Benim karşımda konuşan şahıs SELİM OKÇUOĞLU'ydu.
Demin bana okuduğumuz Yüksekova ilçesindeki askeri araca ve Lice ilçesindeki Can markete yapılan saldırı olayının benim verdiğim emir ile ilgisi yoktur. Bu olay ben İtalya'da yakalandıktan sonra yapılan olaydır. Gerillanın tepkisidir. Kendiliğinden yapılan bir eylemdir. Benden müstakil olarak emir veren bölge sorumlusu YAJWK sorumlusu PERÇİN KOD'dur.
SORULDU- Eylemlere dönük olarak verdiğiniz emir ve talimatlardan birkaçı seçilerek bize okunmuştur. Dosyamızda bunun gibi verdiğiniz yüzlerce emir ve talimat ve bunların kasetleri mevcuttur. Ancak verilen bu eylem talimatları sonunda toplam 5346 güvenlik görevlisinin şehit olduğu 10730 güvenlik görevlisinin yaralandığı ve birçoğunun sakat kaldığı. 4471 vatandaşımızın hayatlarını kaybettikleri, 5816 vatandaşımızın yaralandıkları ve bir kısmının sakat kaldığı, ayrıca yine Türk vatandaşı olan 18073 militanın öldürüldüğü 50146 kişisinin de tutuklandıkları veya mahkum oldukları anlaşılmıştır. Bütün bu olayların nedeni verdiğiniz emir ve talimatlardır.
CEVABEN: Bilanço doğrudur. Belki ölü ve yaralı sayısı şimdi bana okuduğunuz rakamlardan da fazladır. Bu olayların benim eğilimlerime göre gerçekleşip gerçekleşmediği münakaşa edilir ancak bu olayların sorumlusu benim doğrudur. Şunu da belirteyim ben silah kullanmadım. Emri ben verdim sorumluluk bana aittir dedi.
Doğu PERİNÇEK ilişkisi SORULDU
CEVAP- Doğu PERİNÇEK'in 1991 yılında kampımıza geldiği ve benimle görüşmeler yaptığı doğrudur. Ancak bizim örgütümüzde gizli lider konumuna getirildiği doğru değildir. Doğu PERİNÇEK bana siz bu şekilde muvaffak olamazsınız benim siyasi yapılanmam içinde yer almanız daha doğru olur şeklinde telkinlerde bulunuyordu, 1993 yılında ateşkes devam ederken Bingöl ilinde 33 askerin vurulması ateşkese indirilen büyük bir darbe olmuştur. Bu olayı Diyarbakır bölge temsilciliği yapmıştır, Diyarbakır sorumlusu ŞEMDİN SAKIK tarafından gerçekleştirilmiştir. ŞEMDİN SAKIK'ın eylem anlayışı çerçevesinde yapılmış bir olaydır. Bir silahlı çatışmada köye giden 16 gerillanın öldürülmesi üzerine bu eylemi misilleme olarak yaptıklarını yani otobüsten indirdikleri 16 sivil askeri öldürdüklerini söylediler. Biz muhtelif çatışmalarda 14-15 askeri esir aldık. Bunlar silahlıydı. Buna rağmen iki sene yanımızda tuttuk. ARGK yönetmeliği ve benim anlayışım ve talimatlarım çerçevesinde iki sene sonra hepsini teslim ettik. Hiçbir kötü muamele yapmadık.
SORULDU- Genel Başkanlığını Akın Birdal'ın yaptığı İHD bize yakın bir kuruluştur. Ancak organik bağımız yoktur diyorsunuz?Oysa İHD Diyarbakır Şube Başkanı Mahmut Şakar Avrupa ERNK cephe merkezinin talimatıyla İstanbul HADEP il Başkanlığına getirildi. Onun yerine de yani Diyarbakır İHD Şube Başkanlığına Osman BAYDEMİR atandı. Yine ERNK'nın talimatıyla Eren KESKİN İHD Genel Merkez teşkilatına getirildi. Böylece Akın BİRDAL desteklendi.
CEVABEN- Avrupa ERNK cephe teşkilatının bu tür faaliyetler gösterdiğini, atamalar yaptığını duydum karşı çıkmadım. Çünkü gerek HADEP olsun gerek İHD olsun bize yakın teşkilatlardır. Her ne kadar bu tanınan şahıslar PKK örgütü mensubu olacak kapasitede değillerse de bize sempatizandılar ve böylece bir iş birliği içini girilmiş oldu. Bizim elimizde bulunan askerleri 1996 yılı zannederim Eylül ayında K. Iraktaki kampımıza gelen İHD Başkanı Akın BİRDAL, kapatılan RP Van Milletvekili Fethullah ERBAŞ ve yine bize yakın bir kuruluş olan MAZLUM-DER Genel Başkanı İhsan ARSLAN'ın ricalarını da göz önünde bulundurarak teslim etme sürecine girdik.
Necmettin ERBAKAN'ın Başkanlığı dönemindeki ilişkileri soruldu.
CEVABEN- Necmettin ERBAKAN 1996 yılında başbakan olduktan sonra bana Suriye de bulunan ve Suriye devletine yakın olduğunu bildiğim Ağa Kod Mervan ZERKİ ile Suriye de benim temsilcim olarak bulunan Delil Kod vasıtasıyla Erbakan'ın mesajı geldi, Necmettin ERBAKAN bu şahıslar vasıtasıyla bana ulaştırdığı notta "Güneydoğuya siyasi ekonomik, kültürel açılımlarda bulunmak istediklerini, bu nedenle barışın sağlanmasını, ateşkesin ilanını" öneriyordu. Bende bu görüşü olumlu bularak yine aynı şahıslar vasıtasıyla kendisine mektup yazdım ve bu önerisini kabul ettiğim yolunda mesaj gönderdim. İsmail Nacar isimli şahıs zaman zaman yine RP iktidarı zamanında benimle telefonla görüştü ve arabuluculuk tekliflerini iletti. O da benim yaptığım görüşmelerde, görüştüğüm kaynaklarla sizi bir araya getirebilirim diyordu.
SORULDU- İstanbul'da Özgür Gündem gazetesi el değiştirmesi ve bu gazetenin örgütle ilişkileri, Behçet CANTÜRK'ün örgüte yardımları konusunda diyecekleriniz nedir?
CEVABEN- Ben Özgür Gündem gazetesinde Ali FIRAT kod adıyla yazı yazıyordum. Behçet CANTÜRK'ün gazete yüzde yirmi beş hissesi vardı. Gerisi tamamen bazı ortakları olmakla birlikte örgütün inisiyatifindeydi. Bizim kontrolümüzdeydi. Avrupa temsilcimiz ERNK Bürosuna bağlı olarak çalışıyordu. dedi.
SORULDU- İstanbul da Özgür Gündem gazetesinin çıkarılması ve bunun örgütle ilişkisi ve bu ilişkileri daha ziyade PKK uyuşturucu bağlantısını ortaya atan gazete yazarlarına daha sonra saldırı olmuştur. Bunlardan bir tanesi de yazar Uğur Mumcudur. Bu konularını açıklayınız.
CEVAP- Yazar Uğur Mumcu'nun benimle ilgili örgütle ilgili yazıları yayınlanmıştır ve kitapları da vardır. Bunu biliyorum ve kendisini de tanıyorum. 12 Mart 1972 tarihinde Mamak askeri cezaevinde tutuklu olarak birlikte kalmıştık. Ugur Mumcu'nun eserleri örgüt, çeteler ve bunların devletle ilişkisi, yani devletten yararlanmaları konularını içeriyordu. Ölmeden önce Yalçın KÜÇÜK kanalıyla, benimle görüşmek istedi, zaman yetmediği için görüşemedik. Kendisi taktir ettiğim bir gazetecidir. Örgütün gelişiminin kendisine anlatmaktan sevinç duyarım, çünkü iyi bir araştırmacıydı. Kendisinin "bizim devlet mi Apo'yu büyüttü" söylemi vardı. Öldürme olayında benim bilgim yoktur ve bizim örgütümüzün de bu olayla herhangi bir irtibatı yoktur. Olsaydı benim mutlaka haberim olurdu.
Sanığa KÜRT-HA ajansının beyanı okundu soruldu.
CEVAP: Bu haber ajansı örgüte aittir, ancak verdiği haber saptırmadır. Daha sonra da yalanlanmıştır ve kesinlikle bizim örgütümüzün öldürme olayıyla hiç bir irtibatı yoktur, dedi.
SORULDU: 1993 yılında yine bir ateşkes ilanınız vardı, size öneri getiren mi oldu, yoksa kendi düşüncenizle mi tek taraflı olarak ateşkes ilan ettiniz?
CEVAP: 1993 yılında Celal Talabani bana geldi, onunla olan görüşmemizde Özal'ın ateşkes konusunda talebi olduğunu iletti. Böyle bir beklentisi olduğunu söyledi. Daha önceden de ben Türk gazetecilerinden Mehmet Ali Birand, Güneri Civaoğlu, İsmet İmset'le aynı konuda röportaj yapmıştım. Ben bu Türk gazetecilerine Özal'ın ateşkes isteğinde samimi olup olmadığını sordum. Bu gazeteciler bana Turgut Özal'ın Kürt meselesine çözüm arayışı içinde olduğunu ve bu işi yapacak cesaretinin de bulunduğunu söylediler.
Aynı soruyu Celal Talabani'ye de yönelttim. Celal Talabani de bana samimi gördüğünü ve bu konuda cesareti olduğunu söyledi, ben de amaç olarak olayı siyasi platforma ****ürmek istiyordum. Benim düşünceme uygun geldiğinden 15 Mart 1993 günü Celal Talabani'yle birlikte ateşkesi ilan ettim, ateşkes ilan ettiğimizde HEP milletvekilleri Ahmet Türk, Hatip Dicle, Sedat Yurttaş ve Sırrı Sakık da oradaydılar. Celal Talabani benimle görüşmesinde Turgut Özal'dan başka devlet içinde çeşitli kademelerde kişilerle görüştüğünü bu arada siyasi parti liderleriyle de görüştüğünü, izlenimlerinin olumlu olduğunu söylemişti. Hatta sonraki görüşmemizde Talabani, Özal'ın benim ateşkes ilan etmemden sonra rahat bir uyku uyuduğunu söylediğini iletti. İngiltere'de Arapça yayımlanan bir gazetede, gazetenin ismi El Vasaf'tır, Talabani'nin bir açıklaması oldu, bu açıklamasında Talabani görüştüğü isimlerle ilgili bazı isimler vermiştir. Ben bu açıklamayı okumadım, yalnız münderecatı hakkında bana bilgi verdiler, açıklama doğrudur.
1993 yılı Mart ve Nisan ayında olabilir Hasan Cemal Cumhuriyet Gazetesi adına benimle röportaj yapmaya gelmişti. Hasan Cemal'le yemek yerken Hasan Cemal bana o günkü İçişleri Bakanı İsmet Sezgin'in benim için üslubunu biraz yumuşatsın, bizim de onun hakkında sert konuştuğumuzda aldırış etmesin dediğini iletti. Celal Talabani'yle olan ateşkesle ilgili konuşmalarımız ve gazeteci Hasan Cemal'le yemek esnasında yaptığımız konuşma, ikisi de benim evimde gerçekleşmiştir. İlk görüşme Şam'daki evimde gerçekleşmiştir. Hasan Cemal'le olan görüşme ise Lübnan'daki evimde olmuştur.
1993 yılı Martında ateşkes ilan ederken PSK Başkanı Kemal Burkay da yanımızdaydı, o da ateşkese destek veriyordu, o gün aramızda birlikte hareket etmek için Kemal Burkay'la birlikte hareket etmemiz için bir protokol imzaladık. Bu protokol halen geçerlidir.
SORULDU: 1993 seçimlerinde HEP, SHP ile ittifak ederek seçimlere girdi, seçimler sonucunda 20'den ziyade HEP kökenli milletvekili parlamentoya girdi, HEP kökenli milletvekili adaylarının sizin tarafınızdan tespit edildiği ve tespit edilen adayların milletvekili olduğu konusunda ne diyorsunuz?
CEVAP: HEP'le SHP'nin ittifak ederek seçimlere girmesini fiilen destekledim. Bildiğiniz gibi SHP, Cumhuriyet Halk Partisinin mirasını almıştır. Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye'nin en köklü partilerinden biridir. Kürt meselesini bu partiyle çözebiliriz diye düşündüm. Esasında SHP'nin de Kürt meselesiyle ilgili hazırladığı rapor vardır. Bu sebeple HEP'le SHP'nin ittifak yapmalarını destekledim, ittifakın ortamının hazırlanması için çaba sarf ettim. Dolayısıyla gösterilen HEP kökenli milletvekili adaylarının bir kısmını tanımamakla beraber adayların seçiminde etkili oldum ve seçilenlerin adaylıklarını onayladım. Seçimlerden evvel Zübeyir Aydar, Ahmet Türk, Hatip Dicle, Leyla Zana, Sedat Yurttaş, Sırrı Sakık'la görüştüm. Bunların bir kısmıyla bizzat yüz yüze görüştüm. Yüz yüze görüştüğüm kişiler arasında Leyla Zana, Ahmet Türk, Sedat Yurttaş, Zübeyir Aydar vardır. Diğer milletvekili adaylarıyla telefon ile görüştüm. Yüz yüze görüşmeler Suriye ve Lübnan'daki evimde olmuştur.
Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldığı zaman Kürt milletvekilleri de meclise kendi kıyafetleriyle gelmişlerdi ve kendi dilleriyle Êkonuşuyorlardı. Esasen bunların çoğu Türkçe'yi bilmiyordu. Ben o zaman seçilen milletvekillerine meclise kendi kıyafetlerinizle gidebilirsiniz. Mecliste Kürtçe konuşabilirsiniz, yani Kürt olduğunuzu belirtebilirsiniz şeklinde talimat verdim, daha sonra onlara böyle bir görüş ilettim. Yoksa kesin kes yemin merasiminde şu işleri yapacaksınız diye talimat vermedim.
SORULDU: HEP-SHP ittifakında SHP adına kimlerle konuştunuz ve konuşmalar sırasında SHP tarafından size bazı vaatlerde bulunuldu mu?
CEVAP: HEP-SHP ittifakında SHP'lilerle görüşmeleri HEP'e bırakmıştım. SHP adına görüşmelerin kimler tarafından yapıldığını bilemiyorum. Yapılan görüşmelerde vaat edilen menfaatler partinin yani SHP'nin içinde kalın, konuyu bizim partinin görüşlerine göre çözelim şeklindeydi. Sanırım hükümet olduklarında HEP kökenlilere bakanlık veya HEP'e genel müdürlükler verilmesi vaat edilmişti.
SORULDU: HADEP ilişkisi soruldu.
CEVAP: 23 Haziran 1996 tarihinde yapılan HADEP Kurultayında Türk bayrağının indirilmesi olayı tamamen HADEP'in bir gafıdır. Olaydan bir kaç gün sonra MED TV'de yaptığım konuşmada bu olayın yanlış olduğunu ortaya koydum.
HADEP bünyesinde yurt içinde oluşturulan Gençlik ve Kadın komisyonlarında yapılan eğitim çalışmalarıyla Romanya ve Moldavya gibi ülkelerde yapılan eğitim çalışmaları tamamen benim perspektifime, görüşlerime uygun olarak yapılan çalışmalardır. Ben kendilerine buraya PKK ideolojisini taşıyamazsınız siyasal ve yasal gerçeklere uygun bir eğitim yaparak bilinçlenmeyi sağlayacaksınız diyordum. Romanya ve Moldavya gibi ülkelerde yapılan eğitim çalışmalarında yetişen müdahaleci grupların HADEP'in faaliyetlerinde ve icraatlarında söz sahibi oldukları doğrudur. Yurtdışındaki ve özellikle Romanya'da ki eğitim çalışmalarını Mehmet Hoca Kod CEVAT SOYSAL yürütmüştür. MEHMET HOCA Kod CEVAT SOYSAL benimle telefonla irtibat kurarak görüş ve talimatlarımı alıyordu.
HADEP'in il ve ilçe teşkilatlarında gerek yurtdışındaki kamplara ve gerekse kırsal alana eleman gönderme faaliyetinin yürütüldüğü doğrudur. Ancak ben kendilerine bu işin yasal parti olmaları nedeniyle kendilerine zarar vereceğini bu faaliyetlerinin yanlış olduğunu belirtiyordum. HADEP'in kuruluşu sırasında Avrupa teşkilatımız vasıtasıyla para yardımı yaptık. Zannederim bu yardım 200.000 mark civarında idi. Kendileri adına düzenlenen gecelerde toplanan paralar bu şekilde bu partiye aktarılmıştır. Halen cezaevinde hükümlü olarak bulunan PKK mensubu SABRİ OK'un HADEP'lilere talimatlar verdiği doğrudur. Üst düzey kararları da vermektedir. Ancak benim demek istediğim şudur. Ben esasen bir siyasi kanal arayışı içindeyim, fakat bir HADEP'linin yasal gerçekler karşısında kendisini PKK militanı gibi görmesi ve göstermesi yanlıştır. HADEP'le olan işbirliğimizi şu çerçevede anlatabilirim. Madem ki bu parti bizim tabanımıza dayanıyor bizi temsili doğru olarak yapması ve bunun içinde eğitim görmesi gerekir. Siyasi bir realite karşısında yasal bir parti olduğunu da unutmaması gerekir.
Yaklaşan 18 Nisan seçimleri dolayısıyla HADEP'in yapabileceği ittifaklar soruldu?
CEVABEN: 18 Nisan 1999 tarihinde yapılacak milletvekili seçimleri dolayısıyla HADEP'in CHP veya DTP ile ittifak yapıp yapmayacağı konusunda benden Avrupa'da ki görevlimiz Şahin kod FERHAT ABDİ ŞAHİN vasıtasıyla görüş soruldu ben her iki parti içinde yapılacak ittifak için olumlu görüş belirttim. Her iki partinin baraj sorunu vardı. Bu nedenle HADEP ile her ikisinin de ittifak yapması mümkündü. Cumhuriyet Halk Partisi bu ittifak görüşmesinde bazı şartlar ileri sürmüş, seçimlerden sonra HADEP bünyesinden milletvekili olanların parti içinde kalması, Kürt sorunun Cumhuriyet Halk Partisinin görüşlerine göre çözülmesi ve sivri isimlerin aday olmaması gibi isteklerde bulunmuş, bende bunu normal karşıladım ve ittifak çalışmasına devam edin dedim. Keza DPT Genel Başkanı HÜSAMETTİN CİNDORUK'un da uzun bir demokrasi deneyimi olması ve bu partinin de demokrat yapıda bir parti olması nedeniyle bu ittifakı da onayladım. DTP'nin kontenjan istediğini yani ön sıralarda yer istediğini söylediler. Bunun üzerine HÜSAMETTİN CİNDORUK'un Diyarbakır'da İSMET SEZGİN'in Batman'da aday gösterilebileceğini belirttim zaten İSMET SEZGİN'in 1993 yılındaki temasında tanıyordum.
ABDÜLMELİK FIRAT muhafazakar bir yapıdadır ve zaten Şeyh Sait'in torunudur benimle defaten görüşmüştür. Suriye'de gelmiştir kendisinin HADEP Genel Başkanı olmak gibi bir niyeti vardı bende uygun gördüm. Çünkü yukarıda söylediğim gibi muhafazakar yapıda olduğu için Refah Partisi'ne gidecek oyları toplayabilirdi. Ayrıca bugünkü HADEP'in teşkilatı sol yapıdadır. Böylece her iki görüş oyların daha fazla toplanmasını sağlayabilirdi. Ancak HADEP'in teşkilatına sol görüş hakim olduğu için Abdülmelik Fırat'ın genel başkanlığını istemediler. Bunu bana yine Avrupa'da ki görevlimiz Şahin ulaştırdı. HADEP'ten başka çevrelerde mesela Leyla ZANA ve arkadaşları ABDÜLMELİK FIRAT'ın genel başkanlığına karşı çıkmışlar bu noktada zannederim çekememezlik de var.
06.05.1996 günü kendisine yapılan suikast girişimini YALÇIN KÜÇÜK'ün haber vermesi olayı tekrar soruldu.
CEVABEN: Bu konuda YALÇIN KÜÇÜK'ün söyledikleri doğrudur. Yani kendisine bu olayı haber veren kaynaklar konusunda söylediklerinin doğru olması gerekir. Benim izlenimlerime göre de bu haber YALÇIN KÜÇÜK'e ANAP çevresinden sızdırılmış olup elbette ki genel başkanlarının bilgisi tahtında olmuştur.
SORU: Emir ve talimatınızla hareket eden kırsal alandaki örgüt mensuplarının kullandığı normal silahlar ve helikopter saldırılarında kullandığınız STRELLA 2 M KAKRUŞA-SAM6-SAM7 füzelerinin temini nasıl olmaktadır. Sizin bilginiz dahilinde mi?
CEVAP: PKK'nın elindeki silahlar Körfez savaşında kuzeye doğru sürülen insanların bıraktıkları silahları topladık ve bir kısmını da para ile aynı yoldan satın aldık. Bizim silahlarımızın temini mali kaynaklarımıza dayanır. Mali kaynaklar büyük çoğunlukla Avrupa'dan bağış ve kampanyalardan elde ettiğimiz gelirlerdir. Örgütün mali kaynak temininde vergilendirme adı altında para toplanmaktadır. Bölge temsilciliklerine bağlı kişiler uygun buldukları şahıslardan para toplamaktadırlar. ERNK adına makbuz basıp para temin etme bölgelerin inisiyatifindedir. Kırsal alanda faaliyet gösteren özellikle BOTAN bölgesi gibi geliri olmayan bölgelere bence bilinen milyon dolar miktarlarında yıllık gelir para bu bölgelere gönderilmiştir. Benim bilgim dahilindedir. SOLHAN bölgesine 15 milyon dolar gönderilmiştir dedi.
SORULDU: 1990 yılından itibaren Türkiye dahilinde örgütünüze yardım eden iş adamları, dernekler veya kuruluşlar hakkında ve devlet ihalelerine giren mutaahitlere iş alabilmeleri için yardım edip etmediğiniz, ihaleyi alması için yardım ettiği iş adamlarından vergilendirme alınıp alınmadığı, Zağros bölgesinde uyuşturucu madde kaçakçılığına göz yumulup yumulmadığı üst düzeyde uyuşturucu kaçakçılığı ilişkisi soruldu.
CEVAP: 1991-1993 yılları arasına bölgedeki müteahitlerden yüzde itibariyle bir miktar örgüte gelir adı altında paralar alınmıştır. Mütaahit firmalar örgütün gücünü kullanarak ihale aldıklarında bizde onunu üzerinden bir gelir temin etmekteyiz. Bunlardan Halis TOPRK fabrika yapımına başlayınca bizimkiler ondan eğer burada fabrika yapacaksan, çalıştıracaksan bir ücret vermek zorundasın, yani örgüte bir bedel vereceksin demişler ve ondan ücret almışlardır. Miktarını bilemiyorum. Bölgelerdeki elemanlarımız tahsil etmişlerdir.
Ali Rıza SEPETOĞLU'nun ailece işlettiği taş ocakları vardır. Keza bundan da bölgesel örgütümüz örgüt adına ücret almıştır. Miktarını bilemiyorum. Keza Ceylan Holding şirketinden bölgesel birimlerimiz para tahsil etmiştir. Miktarını bilemiyorum. Bu para alma üsulu bölgemizde yaygındır. Hatta Behçet CANTÜRK de örgütümüze yardımda bulunuyordu. Yüksekova da Cihangir ağa, Mardin de Türk ailesi ile Kahramanlar ailesinden örgüt para tahsil etmiştir. Bunun dışında ismini bilemediğim çok sayıda iş adamından da para temin edilmektedir. Ayrıca Başkale, Hakkari bölgesindeki uyuşturucu ticareti ile ilgili olarak, silah ve hayvan ticareti de dahildir, bu gibi işleri yapanlardan örgüt adına Ferhat kod Osman ÖCALAN tarafından para tahsil edilmektedir. Ayrıca sınır boylarında örgüte ait gümrük birimleri adı altında oluşumlar vardır. Paraları bunlar tahsil etmektedir. Her örgütün bu şekilde bir uygulaması bulunmaktadır. Örgütün Avrupa da topladığı paraları Sinan adındaki elemanımız İsviçre bankalarına yatırmaktadır. Mali işlerle bu şahıs uğraşmaktadır. Kendisi Nusaybinlidir. Med-Tv de çalışmaktadır. Belçika de yakalanan Haydar A BABA adlı örgüt elemanımızın üzerinde yakalanan parada örgüte aittir.
SORULDU: PKK tarafından kullanılan Strella füzelerinin nasıl temin Êedildiği soruldu.
CEVABEN: Yunanistan'da bulunan temsilcimiz Rozalin kod Ayfer KAYA Yunanistan da bir yardım kampanyası oluşturduğu kiliselerden ve bize yardımcı olan halktan toplanan paralarla fiyatı artırılmış vaziyette gazete ve dergi satışından elde edilen paralarla alınacak füzelerin finansmanı sağlandı ve Sırbistan bölgesinden tanesi 18 bin dolara alınan 20 adet Strella füzesi tüccar vasıtasıyla yerinde yani K. Irakta örgüte teslim edildi. Yine kullanmış olduğumuz Sam 6 ve Sam 7 füzeleri ilk etapta K. Iraktaki boşluktan yararlanarak temin olunduğu, daha sonra bu füzeler Rusya dan Kafkaslar üzerinden Ermenistan ve Bakü hattıyla K. Irak'a geçirildi. Hatta füzelerin bir kısmı İran servisinin eline geçti. Bu füzeler konusunda Yunan gizli servisinin yol göstermiş olması mümkündür. Bu füzelerin eğitimi Kosova bölgesinde yapıldığını zannediyorum.
Hadep'li bin grubun oluşturduğu DEMOS grubu soruldu.
CEVAP: Bu grup HADEP içindeki radikal, ılımlı çekişmesi sonucu Ahmet TÜRK, Sırrı SAKIK, kemal Parlak, ABDÜLMELİK FIRAT tarafından oluşturulmuş ise de ılımlı barışçı grubu temsil eden bu grup şu anda bizim kontrolümüz altına alınmıştır ve kontrol altındadır.
SORU:1984 Ağustos ayında Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla ilgili ve silahlı propaganda birlikleri kurulması ile ilgili diyecekleriniz nelerdir.
CEVAP: PKK örgütü kuruluşundan itibaren silahlı mücadelemizi 1984 Ağustosuna kadar olan bölüm ve ondan sonraki bölümler olarak ayırabiliriz. Birinci dönem Hilvan-Siverek dönemidir. Daha çok mahalli otoriteye karşı yani ağalar-şıhlar gibi etkin olan ailelere karşı olduğumuz dönemdir. Şemdinli ve Eruh baskınları ise devlete karşı doğrudan gerilla karakterinde başlar kendi içinde aşamalara ayrılmaktadır. Birinci aşama 1987 yılına kadardır. Bu tarih geçici Köy korucularının ortaya çıkmadığı bir dönemdir.
Daha çok silahlı propagandayı hedef alır, yani biz varız hareketidir. 1982 yılında Diyarbakır cezaevinde bizim elemanlarımızca ölüm oruçları başlamıştı, Merkez Komiteden 3 kişi bu ölüm oruçlarında yitirilince böyle bir eyleme karar verdim. Hatta bu başlangıç 1983 yılı olmalıydı. Eruh ve Şemdinli benim talimatımla olmuştur. Çünkü büyük baskılar vardı ve ölüm oruçları çok vahim olaylardı. Bu ölüm oruçlarında Merkez Komiteden Mazlum DOĞAN, Kemal PİR, Mehmet Hayri DURMUŞ yitirildi. 1987 yılından itibaren Olağanüstü hal gelmiştir. Bu yeni bir aşamadır. Geçici Köy koruculuğu sistemi kurulmuştur. Bu dönemde biz artık köy korucularını da hedef almıştık, Eruh ve Şemdinli ilçelerine baskın düzenleyen birliklerimiz K. Irak'ta KDP nin kontrolündeki bölgede hazırlanmıştır. Bu kamp LOLAN kampıdır.
Bizim K. Irakta o dönemde temel kampımız Lolan kampıdır. Bunun dışında Hayat-Lakyek kamplarımız vardı. Eğitimlerimizi bu kamplarda veriyorduk. Bu dönemde biz KDP lideri Barzani ile irtibat halindeydik. 1987den itibaren çok miktarda eylemler oldu. Bu eylemlerin içerisinde sivillerde öldürülmüştür. 1998 den itibaren Karadeniz ve Akdeniz'e açılım politikaları olmuştur. Bu benim bilgim dahilindedir. Sivas-Tokat-Amasya ve Samsun bölgesinden Karadeniz'e ulaşma politikasıdır. Aynı zamanda burada sol örgütlerde faaliyet gösteriyordu. Bu örgütler DHKP:C ve TİKKO dur. Buların bizden talepleri olmuştur. bizimki destektir. Sivas ve Tokat havalesinde meydana gelen öldürme olayları da örgüt elemanlarımızca yapılan ve o bölgede bulunan grupların yani Türkiye sol grubunun birleşik yürüttükleri eylemlerdir.
SORULDU: Devrimci Halk Partisi (DHP) soruldu.
CEVAP: Bu örgüt bünyemizden ayrıştırılan Türk kökenliler tarafından kuruldu. Bizim eleman ve silah yardımımız vardır. Amaç savaşı Türkiyelileştirmek ve dağlık bölgede yaşayan yoksul Türkmen Alevileri örgütleyip bu hareketin içine sokmaktır.
SORU: MED televizyonunun kuruluş amacı ve finans kaynaklarını anlatınız.
CEVAP: 1990 dan sonra Türkiye'de de özel televizyonlar büyük bir gelişme gösterdi. Biz de PKK olarak bu teknik imkandan yararlanıp yararlanmayacağımı araştırdık. Neticede İngiltere'den lisans almak Fransa'dan da uydu temin etmek suretiyle televizyon kurabileceğimizi tespit ettik. 1993 veya 1994 yılında MED televizyonunu faaliyete geçirdik. Lisansı İngiliz ITC bağımsız şirketinden aldık. Uyduyu ise Fransa'dan temin ettik. Finansını bağış yoluyla temin ettik. Özel bir bağış kampanyası açtık. Ayrıca MED televizyonunda çalışan kişiler kendi adamlarımızdır bunlar bu televizyonda parasız gönüllü olarak çalışmaktadırlar. MED televizyonunu kurmakta ki birinci amacımız tabii PKK'nın siyasi görüşüne uygun propaganda yapmaktır. Ayrıca bu televizyonda Kürt folkloru Kürt müziği Kürt kültürü ile ilgili programlarda yapılmaktadır. Tahminime göne yılda 50 milyon mark masraf gitmektedir. Başlangıçta Amerika Birleşik Devletlerinde de bir uydumuz vardı. Sonra Fransa'dan uydu kiralandı. Amerikalı şirket ile olan anlaşmamızda sürüyor ancak bu uydu sanırım kullanılmıyor.
Şirket anlaşmasında MED televizyonunun ortağı var görünüyor ancak MED televizyonu bizim televizyonumuzdur ve bizim desteğimiz olmadan yürümez. MED televizyonunun finans ihtiyacını karşılamak ve toplanılan paraları kullanılır duruma getirmek yani yasal hale getirmek için vakıflar kurduk. Bu vakıflar Londra'da, İsviçre'de belki de Belçika'da vardır. MED televizyonunun kuruluşunda uyuşturucudan elde edilen para kullanılmamıştır. Bizim örgütümüzün doğrudan uyuşturucu madde ticareti ile iştigali yoktur. Başlangıçta da ifade ettim bizim Zağros bölgesi dediğimiz Van ve Hakkari bölgesinin normal ticareti uyuşturucu ticaretidir. Orada ki bölge sorumlularımız bu uyuşturucu ticaretinden pay almışlardır. Bunun dışında örgütümüz uyuşturucu ticareti ile iştigal etmez. Ayrıca Avrupa polisi de bu konuda çok dikkatlidir. Uyuşturucu ticaretinden kazanılan parayı kullanmamıza imkan yoktur. Alman polisi de PKK'nin uyuşturucu ticareti ile ilgisi yoktur demiştir.
SORU: PKK'nin uyuşturucu ticareti ile iştigal etmediğini söylemektesiniz. Ancak PKK örgütüne yapılan operasyonlarda PKK militanlarının barındıkları sığınaklarda yapılan aramalarda 7 ton 466 kg esrar, 1 milyon 984 bin kök hint keneviri, 63 kg. 375 gram eroin, 33 kg. baz morfin 1 adet uyuşturucu imalathanesi ele geçirildiği tespit edilmiştir.
CEVAP: Bana okuduğunuz olaylardan benim haberim yoktur. Ben başından beri uyuşturucu ticaretine karşı çıktım. 1990lı yıllarda İran'da Makü bölge sorumlusu ile yaptığım konuşmada bu uyuşturucu ticaretini bırakın uyuşturucu ticareti PKK'nın siyasi yönünü bitirir dedim.
Yakalanan uyuşturucu maddelerinin PKK'li olan elemanlarının verdikleri bildirilen bilgilerden uyuşturucu trafiğinin DERİNCE-TRİESTE ve BATI AVRUPA, HAYDARPAŞA-KÖSTENCE-BUDAPEŞTE-ALMANYA, EDİRNE-SOFYA-BÜKREŞ-ALMANYA ve BATI AVRUPA ülkeleri KAPIKULE-PATNOS limanı-TRİESTE-İSVEÇ ve FRANSA, LİMANI-TRİESTE İSVEÇ ve FRANSA, KAPIKULE-SOFYA-BÜKREŞ-BUDAPEŞTE-VİYANA-ROMA ve BATI AVRUPA ülkeleri olduğu anlatıldı soruldu.
CEVAP: Benim bilgim dahilinde uyuşturucu kaçakçılığını PKK örgütü yapmamıştır. Şayet uyuşturucu kaçakçılığı yaparken yakalanan PKK örgütü elemanları varsa bundan alan sorumluları haberdardır. Ama ben başlangıçtan beri uyuşturucu ticaretine karşı çıktım.
Sürgünde Kürdistan Parlamentosu
SORULDU:
CEVAP: 1994 yılında bir kısım DEP milletvekillerinin takibata uğrayıp tutuklanmaları, bir kısmının yurt dışına kaçmasından sonra sürgünde kürdistan parlamentosu fikri oluşmaya başladı. Bu DEP milletvekillerinden oluşum kurma fikrini bende benimsedim. Çünkü Türkiye'de DEP için parlamenter faaliyet kısıtlanmıştı. Diplomasi alanında faaliyet gösterecek legal bir kuruluşa ihtiyaç vardı. Ayrıca PKK gibi bir örgütle ilişki kurabilecekleri legal ve kabul görmüş bir oluşum meydana gelecekti. Bu nedenlerle sürgünde bir Êkürdistan parlamentosu kurulmasını destekledim. Sürgünde Kürt parlamentosu 1995 yılında Lahey'de kurulmuş olup, bugün merkezi Brüksel'dedir. 4-5 yerde genel kurul yapmıştır. Başkanı YAŞAR KAYA olup, benim bildiğim üyeleri ZÜBEYİR AYDAR, REMZİ KARTAL, NİZAMETTİN TOĞUÇ, ALİ YİĞİT, MAHMUT KILIÇ'tır. Çoğaltmak mümkündür, hatırladıklarım bunlardır, bu parlamentonun 65 üyesi mevcut olup yukarıda asydığım isimlerin de bulunduğu 12 tanesi ERNK temsilcisidir. NAİF GÜNEŞ başlangıçta bu parlamento üyesi iken daha sonra bu parlamentoyu bıraktı belki özel nedenlerle bırakmış olabilir.
Parlamentoda en fazla temsilci ERNK'nin yani bizim olup başka gruplarında temsilcileri vardır. Örneğin RIZGARİ grubu gibi. Parlamento Norveç'de, Moskova'da, İtalya'da toplantıları gerçekleştirdiği, en sonda İspanya'nın BASK bölgesinde 1999 yılı Temmuz ayında toplantı yapma hazırlığı içindedir. ERNK temsilcilerinin seçimine gelince bunlar zaten maruf kişiler olup benim müdahaleme gerek kalmadan seçilmişlerdir. Diğer gruplara ise ben karışmadım. Benim bu parlamento üyelerine başka devletlerle münasebetlerinde perspektif vermeme lüzum kalmadı, çünkü kendileri zaten tecrübeli kişiler olup büyük ölçüde münasebet geliştirmişlerdir. Sadece Roma'ya gidişinde kendilerine "Roma'ya gidin parlamenterler ile ilişki kurun bana davetiye çıkarmalarını sağlayın şeklinde talimat verdim"
SORU: Ulusal Kongre soruldu:
CEVAP: Bu ulusal kongreyi bir şemsiye örgüt şeklinde düşündük. Sürgünde Kürt parlamentosunu içine almakla birlikte bu parlamentonun dışında kalan grupları yani Dünya da ki bütün Kürtleri kapsayacak şekilde oluşturulan bir örgüt olacaktı. Bu örgütün amacı Kürt içi anlaşmazlıkları çözmek, Kürtler adına genel diplomasi faaliyetini yürütmek şeklinde iki ana esasta toplanabilir. Amacımız budur. Ulusal kongre önümüzdeki ay sürgünde Kürt parlamentosunun bulunduğu yerde yani Brüksel'de toplanacaktır.
SORU: PKK örgütünün liderliğiniz altında yapılanmasını anlatınız: Örgütün kuruluşundan bu yana örgüt elemanları sizi hangi kod isimlerinizle tanımaktadır.
CEVAP: PKK örgütü klasik anlamda siyasi parti olmaktan öte benim konumumda onunla birlikte değerlendirildiğinde örgütümüz parti, ordu ve cephe şeklinde teşkilatlanmıştır. Bana örgütte genelde APO denmektedir. Yazışmalarda ise Ali Fırat kod adını kullanıyordum. Daha önceden merkezi yürütme ve merkez komite kavramları vardı. 5 inci kongreden sonra biz, başkanlık ve yardımcılar şeklinde bir kurula gittik. Bunun alanlara ayrılması eyaletler biçimindedir. Ayrıca yurt dışı temsilciliklerimiz vardır. Daha alt düzeyde de temsilciliklerimiz vardır. 6. Kongreye doğru önde gelen kadrolar toplandı. 6. Kongre şu anda sonuçlanmıştır. Yeniden yapılanma sloganı altında yapılmıştır. Daha çok belli karargahlarda iki merkez komite elemanı etrafında alan yönetimleri oluşmaktadır. Pratikte böyle icra edilmektedir. Bu birimler hem karar hem de uygulama birimleridir. Merkez komite üyeleri bir klasik bir de orta boy kadrolar vardır. Benim yardımcılarım CUMA KOD CEMİL BAYIK- ABBAS KOD DURAN KALKAN, AVAREŞ KOD MUSTAFA KARASU, EBUBEKİR KOD HALİL ATAÇ, CEMAL KOD MURAT KARAYILAN, FUAT KOD ALİ HAYDAR KAYTAN'dır, bunlar benim yardımcılarımdır. Bu isimler en üst düzey elemanlardır. Yani başkanlık konseyidir. Benim yakalanmam üzerine ayrı bir statü alacaklardır. Yeni bir merkez oluşacak ve ağırlıklı olarak bu belirttiğim isimlerden olacaktır. 6. Kongre 450 ye yakın kadro ile toplanmıştır.
Kongre Kuzey Irak'ta HAKURKE bölgesinde toplanmıştır. Avrupa'da örgütü idare eden KANİ YILMAZ KOD FAYSAL DUNLAYICI Moskova'da MAHİR WELAT KOD NUMAN UÇAR'dır. YAJK (Yektiya Azadiya Jinen Kürdistan) (Kürdistan Özgür Kadınlar Birliği) bu örgüt hakkında bildiklerim şunlardır Yöneticisi SAKİNE KOD GÖNÜL TEPE, yine SAKİNE KOD FATMA ALTINMAKAS ve yine SAKİNE KOD ŞEHNAZ ALTUN'dur. Bunların emrinde Avrupa dahil 3000 kadar kadın örgüt elemanı vardır. ZAGROS eyaleti sorumlusu EBUBEKİR KOD HALİL ATAÇ'tır. BOTAN (Şırnak-Çukurca) eyalet sorumlusu CEMAL KOD MURAT KARAYILAN'dır. MARDİN eyalet sorumlusu 25.01.1999'da ölmüştür. Onun yerine halen atama yapılmamıştır. GARZAN eyaletine CELAL KOD SÜLEYMAN KAYDI, AMED eyaletinde TOPAL NASIR KOD FARUK BOZKURT, Erzurum eyaletinde YILMAZ KOD YILDIRIM KAYA'dır. SERHAT EYALETİ halen teşkilatın değildir. DERSİM EYALET sorumlusu KAZIM KOD HAMİLİ YILDIRIM'dır. GÜNEY BATI eyalet sorumlusu SARI İBRAHİM KOD RAMAZAN TOPTAŞ'tır. KOÇGİRİ eyalet sorumlusu ALİŞER KOD YÜCEL HALİS'tir. olarak faaliyet yürütmektedirler. Kuzey Irak'ı Behdinan ve Soran olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Birinde OSMAN ÖCALAN vardır diğerinde de ABBAS KOD DURAN KALKAN vardır.
SORU: Yurt içinde ve yurt dışında örgütünüze çeşitli faaliyetlerle katılan ve yardımcı olan dernek, parti, bilim adamları, üniversiteler, sanatçılar ve avukatlar olduğunu biliyoruz sizinle irtibat kuran bu belirttiğiniz kuruluşlardan kimler vardır anlatınız.
CEVAP: Bazı sanatçılar MED tv'nin konserine çıkmıştır. Bu bir destek olarak değerlendirilmektedir. Bunlardan FERHAT TUNÇ, AHMET KAYA, ŞİVAN PERVER, bizim elemanlarımız İBRAHİM TATLITES'ten 1990lı yıllarda korkutmak suretiyle para almışlardır. Ben bunu duydum haberim vardır. 1998 Aralık ayında HALUK GERGER beni Roma'da evimde ziyaret etmiştir. Gazete yazısında da bu görüşmenin içeriği yazılıdır. Avukat ŞERAFETTİN KAYA ve Avukat SERHAT BUCAK Roma'da gelerek beni ziyaret etmişlerdir. DOĞU ERGİL ile ben daha önceden görüşmedim. Ben bu adamı raporu ile tanıyorum. DOĞU ERGİL İsviçre'ye geldiğinde PKK örgütü elemanlarından bir grup kendisi ile görüşme yapmış. DOĞU ERGİL ile görüşme yapan bizim elemanlarımız DOĞU ERGİL'i pek olumlu bulmamışlar. Hatta bu işin yani Kürt meselesinin rantı ile uğraştığını bana söylediler. Çünkü bazı kuruluşlar bu işlerle uğraşanlara yardım yapmaktadır. NGO kuruluşlarından (Uluslararası Sözde Yardım Kuruluşu asli faaliyeti istihbarat servislerinin örgütlere yardım faaliyetidir) DOĞU ERGİL'e para yardımı edildiğini duydum, yardım eden kuruluşa bu yardım tarzı iyi bir yardım tarzı değildir dedim. Bu paranın çoğu ranta gitmektedir. Bizim meselemize faydası yoktur dedi. AHMET KAYA'nın bize fazla yakın olduğunu söyleyemem 1993 yılında Almanya'da ki bir toplantıya katıldığını biliyorum.
Suriye ilişkileri, Suriye'den çıkışı ve Avrupa'da ki temasları yakalanışı soruldu.
CEVAP: 1979 yılı Temmuz ayında benim kuryem olan Suruç'lu Ethem AKCAN isimli kuryem ile birlikte Suriye'ye geçtik. ETHEM AKCAN alanı çok iyi tanıyan bir tanıyan bir elemandı onunla birlikte geçişi yaptık. Evvela Suruç'un karşısına düşen Kobani denilen kasabada Ethem'in amcası olan ÖMER MUHTAR'ın evinde bir müddet kaldık. Bu arada Filistin örgütü ile irtibat kurarak bu örgütten "Demokratik Cephe Kimliği" temin ettik. Temin ettiğimiz bu kimliklerle Lübnan'a geçtik. Filistin örgütü bize Bekaa vadisinde yer verdi. Bu yeri kendi kampımız haline getirdik. Giderek örgüte bağlı elemanları burada topladım burada kendi eğitimimizi kendimiz yaptık. Her ne kadar Filistin örgütü bizleri kendi askerleri gibi görüyorlardı ise de biz kendimizi ve onlardan ayrı olduğumuzu kabul ettirdik. Bu kampta üç yıl faaliyet gösterdik.
Helve adı verilen bu kampa daha sonra Mahsun KORKMAZ akademisi ismini verdik. 1992 yılında Türkiye'den bugünküne benzer baskılar gelmesi üzerine ve aynı zamanda Kuzey Irak'ta bizim için faaliyet alanları doğması ve dolayısıyla Bekaa vadisinin eski işlevini kaybetmesi üzerine Suriye'ye geçtim. Önce Hafız Esad'ın kardeşi Cemil Esad ile ilişki kurdum. Cemil Esat sosyal ilişkiler geliştiren ve kuran bir insandır. Suriye bizi siyasetten hiçbir zaman kabul etmedi. Sosyal ilişkiler çerçevesinde kabul etti. CEMİL ESAD'ı bayramlarda ziyarete giderdim. Bu arada bizim Şam'da büyük bir tüccar olarak tanıdığımız A A KOD MERVAN ZERKİ ile yoğun ilişkilerimiz sonucunda bu şahsın EL-MUHABERAT denilen Suriye İstihbarat Servisinin elemanı olduğunu öğrendim. MERVAN ZERKİ aslen Erzurumlu olan Kürt kökenli bir insandır, dolayısıyla MERVAN ZERKİ ÊSuriye istihbaratı ve devleti ile aramızda bir halka oluşturdu. Suriye bizi resmen ve siyasetten tanımamakla, kendisinden sorulduğumuzda bizde APO KOD ABDULLAH ÖCALAN isimli birisi yoktur diyebiliyordu. Yani Suriye'nin bizi siyasetten tanımaması ve sosyal ilişkiler içinde tanıması kendi açısından aldığı bir tedbirdir. MERVAN ZERKİ ben Suriye'den ayrıldıktan sonra AL-TECALMA AL-VATAN EL DEMOKRASİYE (Ulusal Demokratik Birlik) adı altında bir parti kurdu ve kurduğu bu parti ile PKK'nın mirasına konarak bizim çekilmemizden sonra Suriye'de ki çok geniş olan Kürt potansiyeli toparladı.
Biz Suriye'ye geldiğimiz zaman kalabalık olduğumuz için geniş evler satın almış veya kiralamıştık. Daha sonra bu evleri parti okullarına çevirdik. Bir Kürtçe eğitim birde Türkçe eğitim yapan okul açtık, Suriye makamlarına ise hastalarımız ve sakatlarımız var bu evler bize lazım dedik, onlarda bu görüntü altında müsaade ettiler, ancak zaman zaman EL-MUHABERATIN elemanları okullarımıza geliyorlar ve denetliyorlardı. Şam'da ikamet ettiğim evi de kendim satın aldım. Korumamızı da kendimiz yaptık. Suriye Hükümeti uzaktan gözetleme yapmış olabilir. Suriye'de bulunduğum süre içerisinde ALİ AMMAR adına tanzim edilmiş Demokratik Cephe Kimliği ile dolaştım. 1992 sonunda 09 Ekim 1998 tarihine kadar ağırlıklı olarak Şam'da kaldım, zaman zaman Lübnan'a da gittim. Benim okullarım biraz şehrin dışında kalır, Kürtçe eğitim yapan ve Türkçe eğitim yapan iki okul
Abdullah Ocalan ;
Ayrılıkçılığa karşı birlik, buna içten inandığım kadar ideolojik olarak da sosyalizme uygun olduğuna inanıyorum. Milliyetçilik, aşiretçilik temelinde ayrılıkçılığın doğru olmadığını söylüyorum yeter ki demokratik özgürlük olsun.
Abdullah Ocalan ;
Hatta halk olarak Kürtleri de aşan Türkleri de içine alan bir süreçtir İmralı süreci.
Abdullah Ocalan ;
Bırakın Sevr'i Lozan'ı da aşan bir anlaşma istiyordum.
Abdullah Ocalan ;
Sümerleri inceliyorum. Değerlendirmeler yapıyoruz Marx'ı çok aşan değerlendirmeler yapıyoruz, ideolojileri geliştiriyoruz.
Abdullah Ocalan ;
Son savunmamin dünya çapinda etkisi olacaktir. Marks'i asan bir çizgiyi Öcalan basariyla tamamlamistir deyin. Marksizm'in yüz elli yillik çözümsüzlügünden çikis buldu deyin. Bundan büyük mutluluk duyabilirsiniz deyin. Kürdistan bu konuda en iyi uygulama alanidir.
Abdullah Ocalan ;
Benim anlayışımda devlet kurmak yok. Lenin gibi düşünmüyorum. İlkede devlete karşıyım.
Abdullah Ocalan ;
Ben burjuva demokrasisi kurmuyorum. Benimkisi Avrupa'nın iki yüzyıllık demokrasi anlayışını da aşan bir yaklaşımdır.
Abdullah Ocalan ;
Şimdi Kemalizmi derinliğine çözdüm. Daha öncede incelemiştim, ama şimdi Kemalizmi daha iyi çözdüm.
Abdullah Ocalan ;
Mezarımda üç bayrak yan yana olabilir: AB bayrağı, üniter bayrak, bir de demokrasiyi sembolize eden konfederalizm bayrağı.
Abdullah Ocalan ;
Demokratik cumhuriyet Atatürk'ün hediyesiydi. Bunu gelistirmek bizim görevimizdir.
Abdullah Ocalan ;
Türk Ordusuna da söyledim. Atatürk'ün 20'ler politikasi anti- emperyalist bir çizgiydi. Atatürk'de Kürtleri dislama yoktur. Ancak bizim ortaya koydugumuz Özgür birlik ile Mustafa Kemal'in politikasina sahip çikilir.
Abdullah Ocalan ;
Devlet Koçgiri isyanının çok güzel bir şekilde bastırdı. Aksi halde Kürt hareketinin yayılma durumu vardı.
Abdullah Ocalan ;
M. Kemal sanildigi kadar Kürt düsmani degildi. M. Kemal çizgisi demek Kürtlerle olan çatismayi bir an önce durdurmak demektir.
Abdullah Ocalan ;
Şeyh Sait ve diğer Kürt isyanlari batılı emperyalistler tarafından genç Türk Cumhuriyetine karşi kullanılmışlardır.
Abdullah Ocalan ;
Kemalist gelenege sahip çikin. Kemalist gelenek Kürt feodallerine el uzatmaz
Abdullah Ocalan ;
Türkiye'ye gelince M. Kemal bilimsel temelde ortaya çikti bir seyler yapmak istedi ama yillarca milliyetçilik gelistirildi.
Abdullah Ocalan ;
Demokratik cumhuriyet Atatürk'ün hediyesiydi. Bunu gelistirmek bizim görevimizdir.
Abdullah Ocalan ;
Otonomi, federasyon ve benzeri istemler Türkiyenin birligini ve bütünlüğünü bozar. Çözüm demokratik Türkiye Cumhuriyetidir.
Abdullah Ocalan ;
Ben yerel, bagimsizlikçi ve özgürlükçüyüm. Mustafa Kemal de yerel ve bagimsizlikçiydi.
Abdullah Ocalan ;
Geçen haftalarda Orduya çagri yaptim. Atatürkçü çizgiye sahip çikin dedim.
Abdullah Ocalan ;
Suriye'den iç dengeleri sağlamak için toprak talebinde bulunmadık ve oraya küçük toprak dedik.
Abdullah Ocalan ;
Barzani ve Talabani bağimsiz devlet kurmak istiyorlar. İlkel milliyetçi ve emperyalizm uşağıdırlar. Bunlar Türkiye için tehlikelidirler. Kemalistleri göreve davet ediyorum.
Abdullah Ocalan ;
Aydinlara gidin, bol bol bunlari anlatin. M. Kemal'in 20'lerde yaptigini 2000'lerde ben yapiyorum.
Abdullah Ocalan ;
Gerilla orduyla ilişkiye geçmelidir. Biz Kuzey Irakta Türkiye'nin güvencesiyiz.
Abdullah Ocalan ;
Bir genel kurmay yetkilisine gücümüzü geri çekeceğimizi söyledim. "hepsini mi" dedi. Evet, hepsini dedim. "hayir bir kısmı kalsın, lazım olur" dedi.
Abdullah Ocalan ;
Geçenlerde bir asker bana "sizinkilerin çoğu pezevenk olmuş" dedi.
Abdullah Ocalan
Erbil ve Süleymaniyeyi kerhaneye dönüştürmüşler.
Abdullah Ocalan
Kürt kadını kokuyor.
Abdullah Ocalan
Ölüm orucuna giden tutuklular devlete şantaj yapmasınlar. Ben daha kötü şartlardayım. Ben isyan ediyor muyum?
Abdullah Ocalan
Ahmet Zeki, (Okçuoğlu) polis haksız yere kimseyi dövmez.
Abdullah Ocalan
Leyla Zana Mehdiyi boşasın. Karanlık adamdır. Amerikalılarla görüşüyor. Kuzey Irakta dolaşıyor. Bu dediklerimi aynen söyleyin ona. Dediklerimi yapmazsa onunla ilişkilerimi keserim.
Abdullah Ocalan
Ben PKK'nin tehlikeli olmasını engelliyorum. Yine de beni susturmak istiyorlarsa susturabilirler.
Abdullah Ocalan
Türkiye'de elbette resmi dil Türkçedir. Ama diğer diller de kullanılabilirler.
Abdullah Ocalan
Ben olmasaydım Kürt milliyetçiliği gelişirdi. Milliyetçiliğin her türüne karşıyım.
Abdullah Ocalan
Eskiden Türkiyelilik diyordum. Vaz geçtim, artık Türkiye Ulusu diyorum. Biz Türkiye ulusundaniz.
Abdullah Ocalan
"Ne mutlu Türküm diyene" ve benzeri söylemler Atatürkün kültürel milliyetçiliğini gösterir. Atatürk'ün ırkçı sözleri yok.
Abdullah Ocalan
Diyeceksiniz ki, gerçeği şimdi mi anladın. Evet şimdi anladım.
Abdullah Ocalan
Şehit askerlerin annelerinden özür diliyorum.
Abdullah Ocalan
1920'li yillardaki Mustafa Kemalin izindeyim. Onu kendime örnek alıyorum.
Abdullah Ocalan
Mustafa Kemal ile Latife arasındaki ilişkide, Latife, Mustafa Kemal için, "Bütün generallerin karılarını baştan çıkaracak" diyor. Aslında baştan çıkarma değil, Mustafa Kemal çağdaş özgür bir ilişki arıyor, özgürlüğü kurtarmaya ve geliştirmeye çalışıyor.
Abdullah Ocalan
Türkiye beni yanlış anlamasın. Üniter devlete bir itirazım yok. Bayrağa saygılıyım. Bayrağa yaklaşımımı, saygılı olunmasını Şam'da da söylemiştim.
Abdullah Ocalan
Celal Doğan, Deniz'lerin arkadaşı. Bunun demokrat çevresi de vardır. Biliyorum, güçleri de vardır. Bu çevrelerle birlikte Türkiyeleşme partisi sistem de kabul eder. Sistem Kürt partisi olarak lanse ediyor, o imaj da kırılır. Böyle bir güç birliği gelişirse AKP bile aşılabilir. Bu ortaklaşma sağlanırsa demokrat kesimleri de etkileyebilir, demokrat kesimleri katabilir. Doğru bir karardır ve uygundur. Arkadaşlar bu konuda çalışmalarını devam ettirmeliler.
Size, dediğiniz gibi anlatıldığına inanıyorum. Bizim biraz da yapmaya çalıştığımız şey, tarihe doğru not düşmektir. Size maddi temeli olmayan şeyleri dikte ettiren "hoca"lar ortaya çıkamazlar. Onlardan boşuna medet umma. Bunların kulliyatı rantçı ve PKK içerisinde "kişilik" bulan insan müsvetelerinden başka bir şey değildir. Eğer yalanım varsa sizleri siyasi olarak aldatan ve zor duruma sokanlar, ortaya çıkar ve söylediklerimizin doğru olmadığını söylerler. Öğle değil mi sevgili Amed?
Saygılarımla
Ver o zaman elinin altindaki deklarasyonu!, beni kimse etkilemedi! gözümlen gördüm,kulagimlan duydum!,kaldiki o dönem DDKD sempatizaniydim!.
PKK ismi geçmeyebilir,Apocu'larin ismidemi geçmiyor? kanitla bana o zaman!.
Birde anlamsiz bu tartismalara girmek istemezdim, ama bakiyorum Nasname,bu konulara çok önem veriyor!issiz güçsüz bir Kürt olarak malesef,tartismalariniza muhatab olmak zorunda kaldim,yoksa bu isin muhatablari var!yogunluklari dolayisiylen sizlere zamanlari olmayabilir!Veya kervani yola koymus olabilirler!simdide "Kervan yürür it ürür" diyebilirler!.
Sükrü diyorki,"Sahin ve Yildirim Merkit'i niye vurdular,zaten zararsiz bir hale gelmislerdi" bende diyorumki Oktay Esat Yildiran'i niye vurdular? O'da zararsiz bir haldeydi vuruldugu zaman!.Nasname'ye "Küfürname" demeyecektim,"hakaretname" diyecektim,dolayisiylan özür diliyorum!.
APO'nun "Kemalistligine" belki beni inandirabilirsiniz ama O'nun için kendisini yakmis ve halende yakmaya hazir yüzlerce okuma yazmasi olmayan insanlari nasil inandiracaksiniz? "APO hakkinda,söylemlerimde halkima saygi geregi çok dikkat ettim" diyorsun,demekki halkini bir türlü APO'nun etkisinden kurtarmamissin!
Bunun sebebi ne? Yillarini PKK'ye vermis insanlar, APO hakkinda ardina komadiklarini birakmayip,APO "Müritlerini"ikna edememisken,sen daha neyi konusacaktinki?.
Kisacasi APO'yu Teshir çabaniz bosuna! bunun sebebi APO'ylan aramizda bir duygusal bagin varligi!Tarihte hiçbir Lider halkiylan,kendi arasinda bir duygusal bag olusturmamistir,bunu Ocalan basarmistir!.Onun içindirki,bir çok risk tasiyan taktik söylemlerinde teredüt etmiyor!bu biline!.Hepinize selam ve saygilar!.
konyada Geneve varmiydi bilmiyorum..kimbilir belki sizinde rüyaniz amed ile geneveyi kardeslestirmektir saygi duyarim..Apo da Halfetiyle selanik i kardeslestiriyor...
neyse..
Amed geneve arkadas..bahsettiginiz UDG bildirisinde kesinlikle APO veya PKK ile ilgili tek cümle yoktu..belki siz karistiriyorsunuz..o bildiri UDG nin ilk tanitim yani cikis bildirisiydi..daha sonra yanilmiyorsam merkezi UDG yi birebir baglayan bildiri yayinlanmadi...UDG ile ilgili yerel calismalar oldu ..ki hic bir calismasinda bir örgütü karsiya alan tek satir olmadi..diger eylemleride dahil..yine sizin iddianiz UDG bildirisi ile Jina Nu adli DDKD yayin organini karistirmanizdir..
bir kez daha belirtelimki UDG KIP(peseng)KUK ve özgürlük yolunun ittifakiydi..sizin karistirdiginiz ise..Jina nu 1 ve 2de yayinlanan PKK elestirisiydi ve o iki yazida DDKD nin bagimsiz yazilariydi..bilmiyorsaniz söyleyeyim Jina nu DDKD nin yayin organiydi..UDG nin degil..ve JIna Nu daki yazilarda genel olarak apo cu cikisin bir ajan örgütlenme oldugu vurgusu vardi ki tarih bunu kanitladi..yine ayni yazi yanilmiyorsam kürdce olarak Tirej adli dergide yayinlandi..Tirej de DDKD yayin organiydi..
size tavsiyem sevgili Akkoyunun belirlemelerine dikkatli yaklasmaniz ve siz siz olun eksik aksak bilgilerle yola cikmayin..unutmayin Nasname özgür bireyler toplulugudur ve nasname her cevreden süreci en icinde yasamis insanlar toplulugudur..Nasname bir belgedir..onurlu bir soluktur..Nasname cesarettir..
sapkanizi önünüze alin ve deyinki de beje kulawamin..min ci xeleti kir..?
tavsiyem kürdistanin yüregini genevelestirmemen ve kürdistanin her seyin üzerinde bir deger oldugunu unutmamandir..
saglikla kal Amed Geneve..
Değerlendirmeye alınacak olguya ilişkin bu tarz yazı ve iddiaların ortaya çıktığı koşullarda, APOCULAR'ın bir siyasi hareket olarak ortaya çıkar çıkmaz var olan bütün devrimci ulusal güçleri düşman ilan ederek siyasi cinayetler işlemeye başladığı dönemin egemen ideolojik-politik havasını ihmal etmese de, dünden bugüne yaşananlara bakıldığında; PKK-APO hakkındaki o dönem tespit ve iddialarıyla örtüşen ve hala devam eden tartışmaların sürüyor olması, söz konusu olguyu ve ona ilişkin iddia ve tespitleri yabana atmayı da gerektirmediği görülüyor. Ne var ki, sadece iddia ve tespitlerin yapılmış olması, sistemleri yıkmaya yeterli olmayacağı biliniyor.Bu anlamda Sn Geneve'nin Sn Akkoyun'a sitem ve serzenişlerini anlamak mümkün.Sorun; olgu ve olgular (daha geniş anlamda sistemler) hakkında iddia ve tespitleri ortaya koyduktan sonra siyasetin fiziğini kurabilmektir.Kurdistan'da bunun dışında her şey yapılıyor.Kendine yabancılaşmış ruhsuz bir konformizm enerjimizi zamana savurmaya devam ediyor.Dikkatimizi ayrı olgulara yöneltmekten bizi alıkoyan o kadar çok Di Lampedusa politikleri var ki, asıl olanın üzerindeki yoğunlaşma isteğimizi ve eğilimimizi durmadan törpülüyor.Son kertede birbirimizi ne kadar anlamadığımızı veya ne kadar geç anladığımızı yine bize zaman mı hatırlatacak?
Sevgi ve saygılarımla
KÜRT ULUSAL KURTULUŞ MUCADELESİ'nde çok yol kaat ettik, bu uğurda çok bedel ödedik, bu bedele karşılık halkımız arasında birçok kazanımlarımız oldu ve bu inkar etilemez bir gerçektir. Fakat bunun muhasebesi yapıldığında da, bu kazanımların bedeli çok büyük oldu, bunu adeta turfanda yetişen bir meyveyi veya ithal edilen bir ihtiyacın çok pahalıya alınmasına benzetiyorum.
Burda ben elde edilen kazanımları halkımıza çok pahalıya mal olduğu anlamında bu orneği verdim, yoksa kazanımları küçümseme anlamında yorumlanmamalıdır. Özetle söylemek gerekirse kazançlarımız var, ama kayıplarımız daha fazladır. Abdullah Öcalan için yazılanlar kendi savunmasından alıntı yapılarak aktarıldığı için de ayrı yorum yapmak siz okuyucuların zamanını çalmak veya fazladan cümlelerle konuyu uzatmak anlamına geleceğini düşündüğüm için yorum yapmayı doğru bulmuyorum. Sadece şunu söylemek istıyorum. Neden çok bedel ödediğimizi bugün öğrenmiş oldum.
Selamlar saygılar
Mehmet Ölçer
HİNDİSTAN
Yoksa karapara vadisinin bir magarasi mi?Neyse...
Kufru, Kuzey Kurdlerinin politik siyasi tarzina sokan kisi Abdo`dur.Bunun sayisiz ornegi vardir.
Klasik ve gercek Kurd liderlerinin agzindan siyasi kufur cikmaz.Nihayetinde onlar Medeniyetin besigi Kurdistan`in murisleri olduklarinin bilincindedeirler.
Mesela, bir kizgin aninda Mela Mustafa Barzani`nin bir uyduruk temsilci-diplomat icin" Ne Ismet`tir,ne Serif`tir ne de Vanlidir!"sozunden daha agiri cikmamistir.
Kurd genclerinin kendini yakmasi ortamini hazirlayan da Abdo`dur.Fakat bu zat kendini aklamayi bildigini saniyor...Abdo Kurdlugu bile kendisi ile baslatmiyor mu?
Dunya nerde biz nerde?
On yillardir Avrupa`nin tum yollari Abdocu mitinglerle asindirildi!Bindirilmis kitalar halinde ne kadar cok yurunurse o kadar "diplomatik"sonuc alinacagi zannedildi.
Bu arada ne Guneyli Kurdler, ne Filistin`liler,ne Bosnaklar, Ne Kosovalilar,ne Tibetliler ikide bir zirt pirt Avrupa asfaltlarini asindirmadi ama sonucta bir yere vardilar.
Ne diyelim;yuruyun anca gidersiniz ama aklibasinda Kurd sayisinin gun gectikce artacagini da unutmayin.
Gun ola devran döne...
Bi slav u rez,
Sayin AKKOYUN'a sordugum "Sömürgecilige karsi savasmak,Apocu'luga karsi savasmaktan geçer" belirlemesi UDG kurulus bildirgesinde olmayabilir,ama bu slogan etrafinda, dönemin bazi Kürt örgütlerinin biraraya geldikleri ve bu tür bir iddianin hem yazili hemde sözlü olarak bize dikte ettirildini çok iyi biliyorum.Onun için sordum,geçmis iç çatismalarda diger Kürt örgütleri kar gibi beyazmidirlar!.Kaldiki gerilere gitmeye ne gerek var? Sayin Akkoyun'nun,sizin ve bazi okuyacilarin veya genel olarak Nasname'nin "PKK'nin Kürt'lerin basina musalat edilmek üzere Türk MIT'i tarafindan türetilen bir olusum oldugunu" kanitlama gayreti içinde oldugunuzu herhalde inkar edecek degilsiniz!.Mevcut bu tespitleriniz üzerine gerilere gitmedende tartisalabilinir,zira PKK'ye muhalif her Kürt sahsiyet ve örgütleri,suan PKK'nin bir ajan örgütlenme oldugunu Kürt'lere kavratma gayreti içerisinde!.
Gelo!, benim anlamadigim birsey var,12 eylül 1980 de PKK'nin önemli kadrolari yakalaniyor,bu vesileylen PKK'nin ipleri tümden Apo'nun eline geçiyor!ve böylece APO,PKK'ye istedigi biçimi veriyor! iddialarinizdan bunu anliyoruz.
Banada su soruyu sorma hakki dogmuyormu?,peki,PKK'nin PKK'likten çiktigi bu dönemde ortaya çikan kahramanlara ne yakistirilmali? ne bileyim mesala,Mehmet Karasungur,AGIT (Mahsum KORKMAZ),Vedat Aydin,Musa Anter,veya suan yasayanlar Harun TAK gibilerine ne sifat yakistirilmali? Bunlardammi APO,diger bir deyimlen MIT ajanlari!öyle ya bunlar, PKK'nin APO'nun eline geçtikten sonraki kahramanlar!.
PKK'nin Apo'nun eline geçtikten sonrasi dönemde bir çok kahraman var,suan dagda savasan bir çok kahraman var bunlardammi MIT türemesi/ajani?.
Veya söyle diyelim,suan APO'ya teslimiyetçi,Hain demeyen her Kürt, MIT ajanimi?.
Bawer Hoca cevabini merak ederim!.25 senedir Cenevre'de yasarim,çok severim Cenevre'yi, güzel bir sehir,29 sene önce DDKD'nin bir mitingine katilmak üzere Amed'e gitmistim,çok sevdim Amed'i!.
Tüm Metropolleri gezdim diyebilirim,ama Cenevre ve Amed baska!Dolayisiylan Amed Geneve imzasinda karar kildim.
Saygilar.
Mahlasinla ilgili ironik bir yaklasimda bulundum..elbette Geneve güzel bir kenttir ve elbette siz dilediginiz gibi bir mahlas edinirsiniz..
Benim güzel kardesim öncelikle bir seyi netlestirelim..
Nasname adina konusma hakkim olmadigi gibi , böyle bir saygisizligi nasnamenin degerli yöneticileri ve yazarlarina karsida yapamam..ben bir Nasname okuruyum tipki sizin gibi.. belirtmeliyim ki sizin yaklasiminiz yada söyle diyelim yorumlarinizda kullandiginiz dil niyetiniz o olmazsa bile bazen kantarin topuzunu asiyor..ben inaniyorum ki düsmanla isbirligini esas almamis hic bir kürd kötü niyetli olmaz , olamaz..sizde asla kötü niyetli degilsiniz , ancak kürdlerin dili biraz TUJ dur sizinkide öyle..
örnegin israrla vurguladiginiz bir belirleme var.."Sömürgecilige karsi savasmak, Apocu'luga karsi savasmaktan geçer" bu ve benzeri bir cok cümle Jina Nu nun 1 ve 2. sayisinda uzun uzun yazilmistir , ancak yanilginiz bir cok kürd örgütü bu slogan etrafinda PKK ye karsi birlik oldu belirlemenizdir..(özel olarak belirteyim ..keske olabilselerdi..)böyle herhangi bir ittifak yoktur kuzey kürd mücadelesinde..Jina Nu 1 ve 2. sayi ciktigi dönemi yada UDG sürecini iyi animsayin.-.tamda APO'nun son avukat görüsmelerinden birinde belirttigi "sinirlari astim" dönemine denk gelir..Amed de DDKD li. Mehmet …….dogubeyazit ta PSK li Mustafa Camlibel in , urfada Ferit Uzun un , istanbul da Bitlis talebe yurdunda DDKD li Hakki Uzar in , yine Wan da Mürsel Delen in ..ve daha bir cok kürd devrimcinin katledildigi dönemdir..UDG sömürgeci baskilarin en yogunlastigi dönemde yukaridada belirtilen ihtiyactan dogmustur..anti APO yada APO culuk gibi bir niteligi hic bir zaman olmadi..dikkat ederseniz ..APO cularin dönem itibariyle yöneldigi ve bizzat ölümle noktalanan eylemleri sadece UDG icindeki örgütlere yönelik degil..KAWA,Tekosin-Devrimci kurtulus,Rizgari,Ala Rizgari,Denge Kawa ve yine yurtsever nitelikli asiret ve aileler hedef alinmistir bunun en somut örnekleri batman urfa , agri ve hakkaride yasanmistir ki bunu APO bizzat kendisi söylüyor..
-yine sizin belirlemeniz..Nasname nin israrla APO yu ajan bir örgütlenme icinde göstermeye calisiyor..böyle bir seyde yok nasnamenin neden böyle bir ugrasi olsun ki..bakin günlerdir bu sayfada yaziliyor..bizzat APO nun agzindan cikanlardir bunlar..yani simdi APO yuda Nasnamemi yönlendiriyor..
-sapla saman birbirbirine karismamali..takdir edersiniz ki örgütler partiler hiyerarsik örgütlenmelerdir , bir merkezden yönetilir..PKK de sorun o merkezdir..kimse ne sevgili Harun Tak icin ne Karasungur , ne de Çavgun icin ajan diyemez böyle bir sey yok..kimse yasamini kürd özgürlesmesi icin vermis yiginla kahramani olan bir halka onun evlatlarina xain , ajan demedi diyemez..PKK önemli bir mücadele süreci yasatmistir o adini andiginiz kahramanlar bizim halkimizin cocuklaridir..
-"sag yanimda pilot necati sol yanimda kesire günaydin apt maninda hayatimi yasiyorum " diyende bizzat apodur dönemin taniklari vardir..
Sevgili Amed vurguladigimiz acmaya calistigimiz bu sürecin o kahramanliklarin ne icin yapildigidir..onca kahraman cikaran bu hareketin bu gün kürdün özlemini umudunu ve mücadele azmini getirdigi noktadir..APO nun ajanligi kimseye helede hic bir kürde bir sey kazandirmaz ki kazandirmiyor..vurgumuz onadir ne yazik ki bu gün artik sagduyulu süreci iyi tahlik eden herkesin üzerinde birlestigi nokta budur..Sevgili Sükrü Xocanin dedigi gibi KSP nin (kürdistan susanlar partisi) artik KKP (kürdistan konusanlar partisi)olmasidir..
Sevgili Amed size önerim Musa Ok arkadasin APO nun degisik süreclerde yaptigi konusmalardan örnekler sundugu yazisini bir kez daha okumanizdir..yine Nasnamenin Degerli yazari Sayin Berzan Boti'nin son yazisini okumanizdir..
Son olarak ictenlikle belirteyim ki kimsenin olmayan bir seyi uydurma derdi yoktur..kimse APO nun Ajan itirafci olmasini istemediği gibi bunun hic bir kürde de yarari yoktur, ama ne yazik ki öyledir ve kürd halkina tarihinin en büyük darbesini vurmustur..
Selam ve saygilar..
Bu sureçte Kurt Ulusal Mucadelesi önundeki engeller sadece Devlet ve sivil faşistlerden kaynaklanmiyordu aynı zamanda silahlı propoganda ile ortaya çıkmiş ve o domede APOCU HAREKET olarak tanımlanan bugunki P.K.K Hareketi de vardı. Bu hareket Urfa'da DDKD ile çatışiyordu, Mardin'de KUK ile çatısıyordu Ağrı'da DHKD ile çatışiyordu. O dönemde butun Kurt ulusal guçleri ile çatışan Turkıye'de de Turk sosyalist gucleriyle catışmaktaydı. Çatışmaktan kastım siyasi ve ideolojık bir mucadele değildi, öldurme özerine kurulu idi. Hal böyle olunca APOCU HAREKET'e karşı bır korunma ve karşı koyma vardı. Bu anlamda pratikte bir karşı koyuş vardı.Teorık anlamda da bugun sayın Akkoyun'un yaptıgı gibi belirlemeler oluyordu. Ama o dönemde bunu bugunku netlikle söylemek mumkun değildi. Bugun ise çok daha nettır. Çunku Adullah Öcalan kendisi bunu kabul ediyor. 12 Eylul ile birlikte kurd siyasi hareketi ciddi bir darbe aldı. Faşist Darbenin tek gerekcesi ıse Turkıye de ve Kürtistan da ki silahlı çatışmalar bahane edildi.
Yurt dışıa cıkmak zorunda kalan devrimci demokrat yurtseverler olduğu gibi yıllarca hapishanelerde işkence görenler ve göz altında öldurulenler oldu.Yurt dışındakı devrimcı Yurtsever hareket toparlanıp göçlerini birleştıremedi. Anlaşmazlıklar ve fikir ayrılıklarından dolayı bir guç olamadılar. Çoğu silahlı mucadeleye sıcak baktığı halde bunu başlatamadılar. Ulusal guçlerin bir kısmı Avrupa ya gecti bir kısmıda Bekaa ya geçti.
Avrupa ya gecen bir kısım devrimcı hareket KOMKAR Hareketını örgutlerken PKK Hareketi de silahlı mucadeleyi orgutledi. PKK bu noktada dağılma surecine gıren ulusal guclerın kadrolarını toparlamayı becerdi ve silahlı mucadeleyi başlattı. İşte bu surecte Kurt yurtsever Guclerinin kadroları PKK tarafında cok kolay örgütlenebıldiler. 12 Eylul öncesı Apo'yu Devletin bir elemanı oldugunu soyleyen kadroların bir çoğu Apo'nun yanında yer aldı. Çok geçmeden silahlı mucadele başladı ve hiç kimse hiç bir şey düşünmeden bu silahlı mucadeleyi alkışladı. Bu hareket zindanlara ve Kurt Halkına bir umut oldu. Bir çogumuz derin yurtsever duygularından dolayı duygusal bir bag kurdu o adres tanımayan kurşunlara. Zaman ilerledikce muhasebesi yapıldı boşalan köylerin hesabı, ajanlaştırılan ve koruculaştırılan Kurdlerın sayısı.Yerinden Yurdundan edilenlerin yakılan yıkılan köylerin ve ormanların sayısı. Ve genc bedenlerın toprağa doşuşunu cok gec hesapladık. Ama bunların hepsini PKKye fatura etmemek te gerekır diye döşuniyorum.
12 Eylul öncesi bu halka yol gosterenler bu halka öncu olamadılar onları kötuluklerden koruyamadılar bu halkı yanlış politikaların kucağına ittiler istemiyerekte olsa. Oysa 12 eylulden once Turkıye nın istekleri doğrusunda hareket ediyorlar dedikleri PKK Hareketi sonrasındada baska bir sömurgecı devlet olan Surye'nın isteği doğrurtusunda hareket ettı. Sırtını sömurgecı devlete dayıyarak bağımsızlık ve özgurluk elde edilemiyecegını bu halka anlatamadılar. Onlarda bankaların bankamatiklerinı bombalamakla uğraştılar Gerila birlikleri olusturmakla zaman geçirdiler bunuda beceremedıkce oluşan kadro PKK ye kaptırdılar. Şimdı ise yeni olşan ve tumu ile PKK nın yarattığı bir gençlik var elimizde bu anlamda ben sevgili Kardeşım AMED'i çok iyi anliyorum. Ama O'nunda bazılarımız gibi duygusallıktan arınıp gercekleride görmesi gerektiği kanısındayım. Ulusal çıkarların parti çıkarları ustunde tutulması gerektiği kanısındayım ve her Kurd gencinın bu bilınçte olması gerektiğinı döşuniyorum.
Burda yazımı sonlandırırken bugune kadar olan olayları özetlemedım çunku Abdullah Öcalan'nın yakalanması ıle yıne filimi başa aldıgını sanki ilk cıkısındaki gibi göreve hazır olduğunu soylemektedır. Ben bunu ozetliyemem bu zaten başıbaşına bir özettir. Her Kurdun bunu gormesini diler ve gören Kurdun de beyni uyuşturulmuş değerli Kurd gençlerının bu yıkımını giderecek calışmalarını dilerım. ULKESİNI VE GENÇLERİNI SEVEN HER AYDININ ÇALIŞMADIĞI GUNLERIN BORCUNUDA ODEMEK ÖZERE IKI KAT ÇALIŞMALARI DİLEĞI İLE SEVGİLER SAYGILARIMI SUNARIM.
Kullandiginiz isim eger Kürtçe ise,ve Türk sömürgeciligi himayesindeki Kürdistan parçasinda yasiyorsaniz malesef sizde sahte isim kullaniyorsunuz!Ama yok,"Diroknas" kelimesi,Türkçe, Arapça veya Farsça ise benim kullandigim Amed Geneve imzamlan alay etmekte haklisin! Kaldi ki, bu Kösede yorum yazan veya birçok köse yazarlarida sifreli isim kullanirken, benim illahi gerçek ismimlen yazmaya zorlanmam ve kullandigim imzanin alay konusu yapilmasini anlamis degilim!.
Sayin Bawer!.
Abdullah öcalan'nin burda verilen yazilarini daha önceleri Pür dikkat okumustuk! Imrali'ya gönderilmeden önce her zamanki düsünceleridir:
Sizlerden anlamaya çalismak istedigim su;Türk karanlik güçleri tarafindan, içimize gönderilen böylesi bir "ajan!" nasil oluyorda Kürtler içerisinde bu kadar Kahraman yaratiyor! Deyimizlen bu adamin misyonu Kürt ulusal mücadelesini rayindan sapmtirmak idi ise!.
Yine bir soru sormustum; geçmiste PKK'ye hedef olan Kürt örgütleri kar kadar beyazmiydilar? bir baska deyislen, çok mu mahsumdular!,hiç mi yanlislari yoktu?. O dönem DDKD'ylen iliskili biri olarak vardi bunu görüyordum diyorum:
Saygilar.
XALIT
Sanirim siz takma isim, sahte isim, sifre isim ve yanlis isimi biribirine karistiriyorsunuz.Bunlarin her biri ayri bir anlam tasir..
Sitelerde kullanilana takma isim (Mahlas)denir.Sorun takma isim kullanmada degil, ismin yanlisligindadir.
Ayrica "Dirok-nas" Tarih taniyan , tarihci demektir ve de Kurdî bir kelimedir.Bir Kurdî sozluge goz atmak yeter.
Desem ki ben de cok sevdigim Paris`te yasiyorum:O halde ben de Paris mahlasini kullanmaya hak mi kazanmis olurum?Kimse bana Paris`i vermez,ayrica Kurd milletinin kaderinde her biri ayri ayri ugursuz roller oynamis ulkelerin sehirlerinin hayranligi da bana kalmamis bir abesle istigaldir.
Herneyse amacimiz uzum yemek bagci dovmek degil.
Sitede tartisma, fikir gelistirme,hur dusunce ve muhakeme ortami yaratma uzum yemektir.
Abdo`nun (koyluleri kendisini oyle cagirir,ben de orijinalini kullaniyorum!)objektif ya da subjektif ajanliginin kanitlanmasi sadece belge isi degildir.Pratik ortadadir:Abdo MIT ile olan iliskisini "MIT`i kullanma",Suriye Muhaberatiyla olan iliskisini "Sosyal Iliski" daha sonra TC GenelKurmayi ile olan iliskisini de "Gercek Kemalizm" olarak izah etmektedir...Iyi de Sam`dan sonra Avrupa`da siginmak icin ulkelerin kapisini asindiracagina niye kendi savascilarinin yanina, Kandil`e gitmedi?
Mela Mustafa Barzanî uzun yillar Sovyetler Birliginde surgun hayati yasadi.Kolhoz tarlalarinda tirpan salladi.Yeri ve zamani geldiginde Kurdistan daglarina dondu ve olunceye kadar inmedi.Abdo gibi Mercedesli,lux daireli bir yasam surmedi.
TC er veya gec Kuzey Kurdistan`da bir direnis dogacagini biliyordu.Bunu bilmek her ulke Istihbarat Teskilatinin oldugu gibi MIT`in de goreviydi.Gizli Servisler daima gelecege projeksiyon yaparlar.10 yil 20 yil 50 yil bir asir sonrasi uzerinden hesap yaparlar.CIA,KGB, Fransiz,Ingiliz,Alman
tum gizli servislerinin stratejik gorevi budur.
Abdo devsirildi;Suriye`ye kaptirildi;sonra geri alindi.Olay budur.
Biz Kuzey Kurdleri, bu is namus meselesidir deyip destekledik.Kahramanlar Abdo`nun kara kasi kara gozu icin fedakarliklara katlanmadi.Sosyal-tarihi sartlar bir Kurd direnisine hazirdi.Bu direnis hareketi DDKD`de olabilirdi,KDP,KUK,Rizgari,Kawa da olabilirdi.
Abdo, Kuzey Kurd milli hareketini dejenere etti.Bugun gelinen noktada bunu goremiyorsak acinacak durumdayiz demektir.
Tarih hatalari affetmez!
Bi slav u rez,
Hasan
Ancak, tarih olmuş bu örgütlerin de tarihi de mutlaka yazılmalıdır. Bu anlamıyla, eleştirinizi yerinde buluyorum.
Saygılarımla
Oyle anlasiliyorki,senin mantigina göre,Kürt olmayan hiçbir sey sevilmez!.
Diroknas'in senin ne gerçek ismin nede soy ismin olmadigini biliyordum,onun için, eger Türk sömürge bir Kürt isen bunun gerçek isminin olacagi mümkün degil!demek istemistim.Zira,"Diroknas" kelimesinin ne anlama geldigini Kürdistan'li olmasamda bir Kürt olarak Türkçe anlaminin ne oldugunu gayet biliyordum!,yinede Türk'çe açiklamasini yaptigin için sagol!.Artik,sifreli isimmi,rumuzmu,mahlasmi,kod isimmi kabul edersin,Nasnameye kendi gerçek isminlen yazmadigin açik!,ve istedigin ismi kullanmakta hakkin,ama Diroknas olmadigin kesin!.
Cenevre'nin dogasini çok severim,Bana biraz Van dogasini hatirlatir,"Kara para vadisinde bir magara" oldugunu herhalde senden ögrenecek degildim!.
Paris'i sevip sevmemekte özgürsün ama biz Kürt'lere ragmen, dünyada sevilen ve ençok tarih turisti çeken bir sehir oldugunu biliyorum,Istanbul'u hiç sevmem ama dünyanin en sevilen sehirleri arasinda oldugunu yine biliyorum. Demek istedigim,Kürt olmayan dünyaca ünlü her cografik olusumun,politikacinin,yazarin vs.sevilmez diyen bir Kürt dünya görüsünün,özür dilerim ama Hitler dünya görüsünden ne farki olabilir!.Kaldiki her Kürt damgasini tasiyan ne olursa olsun kusursuzmu diyelim!O halde Apo'ya neden kötü diyorsunuzki!?.
Ben Amed ve Geneve'i sevdim!,buna müdahele hakkini kendinde nasil görebilirsinki? Allah'tan diktatör!diye yargiladiginiz birilerinin yetkileri ve lüksü iyiki siz gibilerinde yok,degilse vay halimize!.
Selamlar.
Daha once de ifade ettim:Yorumlarin amaci uzum yemek mi yoksa bagci dovmek mi?
Ama siz bunu bagci yemek ve uzum dovmek olarak anlamakta da serbestsiniz...
Abdo`nun Kurdî olmadigini artik Sagir Sultan`da biliyor...
Ayrica bu dunyada iyi guzel olup Kurd olmayan ve "Kurd halkinin felaketinde de rolu olmayan" sevilecek o kadar cok sey var ki!
Bi slav u rez,
Herzaman ayni tasin üstünden atliyorsunuz, ama nereye kadar. Bir zamanlar bu elistirdiginiz Örgütün bir üyesiydiniz, kendinizin gecmisine hakkaret ediyorsunuz.
Bugün dağlarda rehin tutulan kardeşlerimizin imha olmaması için kendi doğrularımı yazıyorum. Bağımsız Kürdistan için yaşamlarını feda etmeye aday kardeşlerimizi uyarmak ve bu derin tuzaktan kurtulmasına yardımcı olmaya çalışıyorum. Ben de kendisini aydın sanan yüzlerce yalakanın yaptığı gibi PKK-Öcalan-Kemalist projeyi savunur ve PKK'nin yaratmış olduğu muazzam ranttan yararlanabilirdim değil mi?
Dolayısıyla, Kürd halkına karşı olduğum savın doğru değildir ve duygusal güdülerin tetiklediği bir suçlama olarak algılıyor ve seni anlıyorum. Ancak, bir KÜRDKIRAN projesinden başka bir anlam ifade etmeyen Öcalan'ın (!) PKK projesine karşı olduğum doğrudur. "Bağımsız-Birleşik-Kürdistan" şiarından, Kürd halkını Kemalizme entegre etme noktasına gelmiş bir Öcalan bizi haklı kılmıştır bile. Önemli olan sizin gibi kardeşlerimizin de bunu görmesidir. Bizim yapmaya çalıştığımız da biraz budur.
Saygılarımla
Fransiz sosyalligi
Ingiliz hesapciligi
Alman caliskanligi
Italyan taktikciligi
Ispanyol maceraciligi
Rus devrimciligi
Amerikan faydaciligi
Fars dusunselligi
Arap kaderciligi
Grek klasikligi
Yahudi tuccarligi
Ermeni zanaatciligi
Hint iyimserligi
Cin pratikligi
Japon taklitciligi
Turk inatciligi
Vs.Vs.
Ve nihayet Kurdun nesi?
Kurd Mertligi!
Selahhaddini Eyyubî sahsinda Kurd Mertligi dunya halklari nezdinde tescil edilmistir.
Peki Abdo ne yapti?
Kuzey Kurdleri nezdinde Kurdun bu imajini ve vasfini dejenere etti...
Bi slav u rez
Gercekten insan NASNAMEYI okuyunca, bu kadar emegin neden verildigini ve bu cabanin ne oldugunu hemen anliyor. NASNAME öcalani karalama merkezli bir yayin yapiyor. Diyelimki Öcalan, Tamda NASNAMENIN tarif ettigin sekildedir. Yani insaf, Kürt halkinin 30 yil önceki yasami, bilinci, durusu, talepleri ve politik tutumu eger bugün, dünya aydinlar platformuna isik tutacak sekilde gelismis ise, NASNAM;ENIN ve bu kalemsörlerin zirvaliklari hikayedir.
Görüyoruzki, Kürt halki tamda bu sekilde gelismisligini gösteriyor. Bu zirvaliklar olsa olsa, bu kisilerin öcalan hakkinda ileri sürdügü gerekcelerin misyonerligine soyunmuslardir. Öyle saniyorumki bu korcubaslari bu cizgiden pek prim elde edemiyecekler.
"Turklere hizmete hazirim!" diyerek rolunu belirlemis ve bugun Turk Genelkurmayi ile beraber Kemalizm savunuculugu yaparak pratikte hizmete devam etmektedir.
Dunya kendisini iyi tanimaktadir!Yakalandiginda "Bu adam niye daga gitmiyor?"diye herkes hayret icinde kaldi.Abdo Avrupalilari enayi gorup;kendi $ark despotizmini ve kurnazligini gizleyebilecegini sandi."Cobanlarin ilticasini kabul ediyorlar;benimkini etmiyorlar"diyerek hangi seviyede oldugunu gosterdi..Avrupalilar biyik altindan gulduler.
Sahi bu "Seckin 1000!" imzaci arasinda yer alan Avrupadaki bazi Sahtekar rantcilar,Kurd halkinin kanina ekmek dograyanlar niye Abdo`ya siginacak bir yer bulamadilar?Prestijleri sifirdi degil mi?
30 sene once Firat`in otesinde Turkce konusan %10 idi.Bugun Iran, Irak,Suriye Kurdlerine Abdocular Turkce kursu veriyor.
30 sene once Kuzey Kurdleri bircok Kurd sehrinde Belediyeleri idare ediyordu.
30 sene once Kurdler tek bir orgut sultasi altinda degildi ama biribirine dusman da edilmemisti!
30 sene once Metropol kentlerin gecekondu mahallelerinde Kurd genc kiz ve oglanlari sokaklarda surunmuyordu!
Kurd halkinin tamami Abdo`nun en buyuk Korucubasi ve Itirafci oldugunu ogrenecektir.
Evet Abdo, Kurd Merdligini dejenere etti!
Kurd toplumunda Merdler Namerdler kadar cesaretli olmadikca o toplum iflah olmaz.Nasnamenin cizgisi cesaret ve Merdlik cizgisidir..
Gorecegiz:
Son sozu Tarih soyler!
kürt halkı ne kadar gelişti illerdei diyorsun el insaf
bu pkk varya apo olmasaydı türkiye onlara 2 yıl dayanamazdı ve bunu hepimiz 93e kadar gördük
ayrıca kürt halkı daha apo yokken bile 29 hareket olmuş cunhuriyet tarihinde bunların hepsinin meyvelerini apo topladı ve çöpe attı
ayrıca pkk aponun babasının malı değil...
pkkde tek yanlış türkün yeğeni evdodur
zaten pkk nin apo ve tc tarafından çalındığı açıktır
pkk tüzüğünde yani kuruluşunda olmayan maddeler korucu üyeler bi şekilde tasfiye edild ve şimdiki tüzükte
apocu olmayan pkkci olamaz diyor
hpg aponun fedai ordusudur diyor
bir: 70´li yillarda dügünlerimizde türk bayragi asiliyordu, demissin.Bu kesinlikle dogru degil cünkü bayrak asma olayi 70´li yillarda degil 80 darbesinden sonra zorunlu oldu ve maalesef hala da devam ediyor. senin dedigin gibi simdilerde üc renkli baska bir bayrakta sallanmiyor,keske dedigin gibi ulusal bayragimizi sembolize eden o üc renkli bayrak sallansaydi.ama nerde, maalesef hala eskisi gibi fasist türk bayragi sallaniyor dügünlerimizde. Ve hic bir pkk linin de buna daha itiraz ettigini görmedim duymadim.
iki: cocuklara takilan kürtce isimlere gelince bunu apocular ciktiktan sonra ki bir döneme baglamissin.sende cok iyi biliyorsun ki Amed, cocuklarina ilk kürtce isim takanlar kesinlikle apocular degildi. hatta apocular bunu o zaman ucuz kahramanlik olarak görürlerdi. bizim hedefimiz özgürlük icin savasmak,öyle basit seyler sizin isinizdir diye de cocuklarina kürtce isim takanlarla dalga gecilirdi.Yadirgamiyorum ama, onlar mazlum , mahsun ve özgür gibi türkce orjinli isimleri kullanarak bu isinde kolayini secmislerdi. bu isin önünü diger kürt yurtseverleri acti.Bunu sayin Nuh Atesin Ic Anadolu Kürtleri adli kitabinda da görebilirdin. orda bir baba 1984`de kizine kürtce isim taktigi icin hala devletle davasi devam ediyor. o insanda haytinde kesinlikle pkk li olmamis biri.
Ha unutmadan bu kitabin son bölümünde "Pkk konya örgütü cökertildi" diye,90 li yillarda devlet destekli fasist bir gazeteden kücük bir alinti bulacaksin. orda bir cok bölgeli kürt yurtseveri pkkli olarak gösterilmis. cok iyi biliyorum ki,orda pkk li olarak yakalanan ve aranildigi söylenen o insanlarin hic biri pkk li degillerdi. Ve hepside pkk den farkli düsünen Kürtlerdi. hatta aralarinda belli basli kürt derneklerine baskanlik yapanlar bile vardi. ama ilginctir ki, devlet gazetesi bu insanlarin hepsinin pkk li olmadigini bildigi halde pkk olarak göstermisti. Amac tüm kürtler apocu olsundu. Zaten aponun hizmetine girenden uzun vadede zarar gelmezdi devlete.
üc: suanki yurtsever belediye baskaniniz dtp`ye
secim kazandirdi dtp ona degil. iyi biliyorum ki, o insanin secim öncesine kadar dtp ile hic bir organik bagi yoktu ve oradaki tüm yurtseverlerin ortak ricasi ile aday oldu. eger öyle olmasaydi kasabanda 1999 secimlerinde 5 adayin katildigi secimde hadep adayi en az oyu alarak 5. olamazdi.
bir diger gercek ise dedigin gibi konya kürtleri pkk ile birlikte yurtseverlikle tanismadilar. evet 90´li yillarda pkk bölge Kürtleri arasinda belli bir güce ulasti. Ama sonradan yapilan yanlislar bircok yurtsever gencin okulunu birakip yurtdisina cikmasina veya siyasetten cekilmesine yol acti. özellikle de pkk Konya-Kulu komitesinin tüm üyelerinin yakalandiktan sonra teslim olup birbirlerini ve diger düsüncelerden olan kürt yurtseverini ihpar etmeleri özelliklede kulu da yurtsever kürt mücadelesine vurulan en büyük darbe oldu.
Eminim ki,biliyorsundur onlar ciktiktan sonra gercekleri bilmiyen halka ve inancli yurtseverlere biz apocu cizgiden taviz vermedik demislerdi. simdi düsünüyorum da cok dogru söylemisler. gercekten de gercek apoculuk buydu zaten. ve hepsi simdi avrupa da apoculuk yapmaya devam ediyor. hemde derneklerde bas üstündeler.
sevgili Amed hala tüm yazilip söylenenlerden sonra hala apo´ya sahip cikman dogrusu beni üzdü.
cünkü, 30 bin insanimiz dügünlerde kürtce müzigi rahat söyleyelim veya cocuklarimiza kürtce isim takalim diye ölmedi.evet bunlar önemli seyler ama ugruna gerilla mücadelesi verecek kadar olmazsa gerek.Ve sende cok iyi biliyorsun bizim konya bölgesinden gerillaya katilan genclerin hemen hepsi üniversite ögrencileriydi. yani bu halkin gelecegidiler. Unutma ki,hic biri de aponun kemalistligi veya ekolojik toplum safsatasi icin daga gitmedi. hepsi bagimsiz,birlesik, sosyalist Kürdistan icin bu mücadeleye katildi.
saygilar..
Hepinizi kutluyorum.Güzel ve medeni bir biçimde konuşulan mevzuda tartışıyorsunuz. Ben Dersimliyim Öncelikle belirteyim. Tarafsızca düşünsel fikrimi yazacam burda.
Her Kürt öncelikle aydın bir kişilktir. Ona hurafe kelamlar anlatılıp kandırılmaz.Bu halk asırlarca ezilerek asimile edilerek şuanki asıra getirilmiştir.
Sayın yazar arkadaşımız Abdullah Öcalan' nın kürt politikası ve geliştirilmesi hususundaki yapılan çalışmalerın üzerine atlayarak.Menfaat edindiğini belirtiyor.Ama yaptığının kürt lider vasfını taşımadığını önderlik edecek kişliğe sahip olmadığını vede bizim bildiğimiz lider yada önder yol gösterici kendi halklrının baskı zulum eziyetten kurtaran çığr açan onların huzur ve refahı ve mutluluğu için atılımlar projeler koyan kişidir. Lakin Bu vasıfların mevcut olmadığını. Kürdü kürde kırdırdığını vede emperyalist güçlerin taşeronluğunu yaptığını anlatmaya çalışıyor. Bu ise ben katılıyorum kendisine.Lider örgütünün başında olur mearakadar yanında mücadele verir. Burda öyle birşey göreniniz varmı? Bence yok.Dağdaki insanlarımız çarpısıp ölürken, kimsenin dayatıpta yollamadığı evlatlarımız neyle mücadele veriyor.Yada kime karşı veriyor. Ne için veriyor. Biz kürt milleti siyasi ekonomik yapılanma egitilme gibi sosyal alt tabakamızı kurmaya uğraşmadan direkt olarak en son yapılması gereken silahlı mücadeleye baş vurmuşuz.Doğru değilmi. İnsanlar kaleleri içerden feht eder.Akılcı olmazsan davranmazsan düşmanların seni böyle kullanır yem eder ortaya atar.
Bu süreçleri süzememiş isen Mert olmuşun delikanlı olmuş. Rakiplerin için hiçbirşey fark etmez.Lider halkıyla birlik olandır onula yürüyendir.Onunla paylaşandır. Abdullah Öcalan' ın halkını gözetmeksizin gerisini çöpe atarak kendini olmazsa olmazlardan görmesi bu halkımız için bir tehdit olmuştur.
Ama Kürt kimlik bilincinin dünya ve türkiyede ise tam anlamıyla olgunlaşmış hatta bu kesimleri köşeye sıkştırmış bir halkın var olduğunuda bilinçlerine yerleştirmesi açısında ise faydası olmuştur.
Yanlışlarını elemek erdemliği vede doğrularınıda taktir etme erdemliğini yapa biliyor isek biz birşeyler kazanmışız demektir.
Bende kendimce Abdullah Öcalan' nın kürt halkının önderi olduğu savına katılmıyorum. Abdullah Öcalan dan daha
aydın düşüncelere sahip şahsiyetlerimiz vardır. Onun için bu mevzuları kişselletirmek doğru değildir.Kendimize sevgi beslediğimiz kişiler üzerinde objektif bakmadan savunmak doğru bir olgu değildir.
Yazar arkadaşımızın söyledikleri doğrudur.Buğün çoğu halkımzı bu şananlardan ötürü yurt dışına sığınmıştır.Hala büyük metropollerde yaşayan insanlarımız köyüne dönememektedir.Biryanda devlet baskısı diğeryanda dağdaki gerilla baskısında çekinmektedir.Biz kendi halkımıza huzursuzluk verip yerinden göçe zorlamış isek bunun yağtığı mücadele doğrudur denilmez.
Onun için öncelikle objektif bakıp kendi kendimizi sorgulamalıyız.Bu ülkede
hep aydınlar hep solcular hep mazlumlar yok edildi.Demem oki önce yetiştirin kendinizi her alan eğitimde teknolojide siyasette hukukta başarılara koşarak yaşadığımız coğrafiyada yönetimlere sahip olamazsak birşeyleride arzularımızıda yerine getirmemiş oluruz.Bu kısır döngüde kahrama olmadığı halde kahraman gösterdiğimiz hayallerle avunuruz. Hiç birinize eleştirim yoktur.Okuduğum yazılarınızda kendime bir genel görüş ve yorum yazdım. Saygılarımla hepiniz kucaklıyorum.
benim yorumlarimin bir cogu burda yayinlanmiyor.sitenin editorleri demisti kufur ve hakeret olmayan tum yorumlar yayinlanir. Benim yayinlanmamis her hangi bir yorumumda , en kucuk bir kisilik haklarina hakaret ve asigalanma sayilabilecek bir cumle bana gostersinler.bulamasiniz ! ama daha oncede belirtigim gibi kufur hakaret adi altinda , APO cular tarafindan yazilarin bir cogu yayinlanmiyor.Daha dogrusu kufur ve hakaret nedir? ne degilidir?bu sitenin yazarlarina karsi yazilmis yazilara kufur ve hakaret olarak degerlendirilip yayinlanmamaktadir.Ama soz konusu PKK yoneticileri ve ozelikle APO ise atis serbest! "ajan" "isbirlikci" hayin" "korkak" "pislik" gibi kavramlar ozelikle tesvik bile ediliyor. bu anlayis benimde destekledigim PKK nin yanlis bir anlayisidir.PKK de isine gelmeyen degerlendirmeleri boyle degerledirir.PKK nin bu hatasini aynen tekrarliyorsunuz.
Ikinci konu ise "APO KEMALIZMI AKLMAYA CALIYOR" diye iddia ediyorsunuz ama sizinde yayin politikaniz bu haliyle kurdistan da ki tum olumsuzluklari PKK ye yukleyip bir butun olarak TC sistemini aklamaya caliyorsunuz!
TC tum zalimligiyle kurdistan gerilasinin ustune konvasionel silahlar da dahil her turlu savas hukunu cigniyerek cok alcakca bir imha savasini kurd halkina dayatigi bu surecte tum enerjinizi PKK karsitligiyla harcamaniz ve elestiri sinirlarini coktan asik , PKK yi tum gunahlarin kecisi olarak ilan etmeniz
en hafif soylemle TC yi mennun eden bir yayin politikasidir ve tabii bunu da kurd yurtseverligi adi altinda yapiyorsunuz!
30 yildir kurdler PKK onculugunde buyuk bir ozgurluk mucadelesi vermeye basladilar. KURDISTAN da asagi yukari tum basarilarida ve yanlisin ve hatalarin en buyugunude PKK yapiyor.Pratigi olan bireyin ve hareketlerin yanlisinin da olmasi dogaldir.PKK nin hatalariyla gunayhalriyla kurdleri 30 yilik bir mucadele sonuucnda bir yerlere getirdi, kurdlerin binlerce kurumu, yayinlari, televizyonlari ve en onemlisi ise kurd sorunu dunya kamu oyunun onunde olup filistinlesmistir; 1970 lerde her hangi bir bati orgaininda kurd sorunu cozulmesi gerekir diye bir ibareye rastladiniz mi?Ancak buna ragmen yanlislarin en aza indirilmesi gerekiyor. Bunun icin etkin bir muhalefetin olusmasi kurdlere hizmetir.PKK nin dogrularini sahiplenecek yanlis ve suclarini dile getirebilecek her turlu kaygidan uzak onurlu bir muhalaefet yurutup ve ayni zamanda PKK nin de en buyuk detekcisi olabilecek bir muhalefeten bahs ediyoruz.
Bu site aslinda bunu yapma iddia sindaidir ancak tek tarafli, kan daavsini asamamis, intikamci anlayislarin ayenik dusmus kisile tarafindan bunu herkesten once kendileri bosa cikariyorlar. Zaten yazarlarinin buyuk bolumunun AKP cizgisini savunanlardan olusmasi KURD MUHALAEFETI yapabilme olanagini ortadan kaldiriyor. AKP cizgisi kurditanda muhalafet degil dusman cizgisi oldugunu erdogain soylemlerinden kolayca cikarmak ve kanitlamak hic te zor degilidir.
Dikkat edilirse PKK ye elestiri adi altinda kurdlerin bin bir emek ve bedelle kazandigi tum kurd kurumlarini hedefliyorsunuz. Allah askina PKK nin hic mi iyi bir davranisi olmadi, bugun her turlu baski siddete ve oldurulme dahil her turlu bedeli goze alip PKK nin arkasinda giden milyonlari kazanilmasi nasil basarildi? Yani simdi PKK nin arkasinda giden bizler kandirilmis milyonlarca "murid" muyuz?
"PKK nin arkasinda giden kandirilmis kurd kokenli vatandaslarimiz" kavrami kimindir? Neden gele gele bu kavrami kendi politikanizin ana ilkesi haline getirdiniz?
Yani simdi kurdistan sahasina baktigimizda ;
1- her turlu kurum ve kurulusuyla TC somurgeciligi
2- buna karsi direnen "kandirilmis murid kurdler" var.
saygilarimla
Anlatmaya çalistiklarim 12 eylül sonrasi gelismeler!.Yani 15 agustos Kürt silahli müdahelenin birakalim Kürdistan,Içanadolu Kürt'lerinde yaratigi heyacan!Ulusal kendine gelis!!.
Ben on iki eylül öncesini tartisma konusu yapmadimki!.15 Agustos silahli müdahaleden sonrasinin Kürt'ler üzerinde olan etkilerini anlatmaya çalistim!.Kürdistan'li olmadigim için,Konya Kürt'leri üzerindeki etkisini anlatmaya çalistim,Kürdistan etkisinide Kürdistan'lilar anlatsin!.
Benim bildigim,"Hayali Kürdistan burada gömülüdür!" kararliliginin bosa çikarilisi!.
Bunuda bosa çikaran PKK olmustur!digerleri olsaydi destegim onlara olacakti!.
Bu savasta 60'a yakin sehid vermissiz Konya Kürt'leri olarak, bunlara saygisizlik hakkin yok!!!.Hepside üniversite ögrencisiydi.
Peki suan ne kadar Konya'li Kürt üniversite ögrencisi var daglarda sayisini biliyormusun?.
Nuh Ates açiklasin!.
1970'lerde Kürt'ler,dügünlerinde Türk bayragini evlerinin damlarina asarlardi!
doğro değil,yine Nuh Ates'e basvuralim!.
Kürt bayragi demedim! Dügünlerimizde suan üçrenkli bez asiyoruz dedim!!.
üç renk ne ise!!!.
Belediye baskanimizin, DTP ilen yakindan uzaktan bir alip vermedigi olmasaydi kesinliklen seçilmezdi! istersen kendisinden soralim!:
DTP,APO,PKK düsmanligi olurda,hakerete varilmamali!.
Lütfen hakaret yapmayin! Ben siradan bir Kürt olarak,Imrali sürecini anlatmak kabiliyetindeyim!.Yeterki Müsade edilsin!Abdullah Ocalan'nin yerine savunma yapabilecek güçteyim!.Sadece ben degil, 70 yasindaki anneler,babalarin yapma gücü var!!.
15 Agustos silahli eylemi çok sey verdi biz Kürt'lere,Türk MIT'nin enayiligine ahmakligina minettariz!!!.Ugur Mumcu'da MIT'in enayiligini,ahamakligini ortaya dökecekken buharlastirildi!Bedirxane Konya'ye!,
senden önce ben DDK'leydim!.
öptüm.
Bana cevaben yazdigin yaziyi okuyunca içinde bulundugun cikmazi daha net görmeye basladim. Cünkü basta sayin S.Akkoyun olmak üzere herkesle bir polimige girmissin(ben bunu inatlasma olarak gördüm). Ve yine net görüldü ki, bir insanin mantiken savunmadigi bazi seyleri veye düsünceleri duygusal olarak savunmasi bir dönemden sonra onun sinirlerinin yipranmasina neden olur ve düsüncelerinde fluluk yaratir.
Bana cevaben yazdigin yazida da bunu bir kere daha kanitlamissin oldun.
Sevgili Amed, 12 Eylül darbesini önceki yazimda bende sözkonusu sadece bayrak asma olayinin o tarihten sonra mecrubi kilindigini belirttim. Dedigin gibi irdelemedim. 15 Agustos`a gelince: yine belirtmek isterim ki, PKK`nin bölge Kürtleri arasinda etkinlestigi ve heyecan yarattigi dönem 1984 degil, tüm Kürdistanda Serhildanlarin basladigi 90`li yillardir. Ondan önceki dönemde PKK Konya Kürtleri arasinda ciddiye alinacak bir kitleye sahip degildi.Önceki yazimde hatirlarsan bunu belirtmistim.
Hayali Kürdistan olayina gelince: PKK`nin Kürdistani özgürlestirecegi inanci bir dönem bütün yurtsever Kürtlerde uyandi. Ama isin aci tarafi o hayali gerceklesecegini önce yüreklerimize daha sonrada kafalarimiza sokan ayni PKK Seyhlerinin yakalanmasindan sonra bu hayalden vazgecti. Daha acisi buna karsi cikar oldu. Hatta ve hatta Kürtlerin bu ulusal istemlerini gericilik, fasist Kemalizmi ve eli kanli türk ordusunu ise ilericilik olarak lanse etmeye basladi. Apo ise Güneyli kardeslerimizin özgürlügüne en az, Büyükanit kadar karsi cikar oldu.
Iste Sevgili hemsehrim, pismame min!
Bizim suan irdelemek istedigimiz sorun bu. Yoksa kimsenin yigit Kürt gerillasina yaptigi bir hakaret veya asalayici bir lafi yok. Senin de belirttigin gibi özelde Konya Kürtleri genelde ise tüm Kürdistandan bir cok gencimiz gerillaya katildi. bunlara öz pismamim da dahildir. Söz konusu olan hayatinda kürtlerin özgürlügü bazinda hic bir emeli olmayan Apo ve onun ne oldugunu bildikleri halde, menfaatleri icin, hala onu alkislayanlardir. Ve en önemlisi o genclerin hangi amac icin daha dagda tutulduklari sorusuna cevap aramaktir niyetim.
belediye baskaniniza gelince; önceki yazimi dikkatlice okumadigin belli. Ben onun DTP ile sorunlu bir insan oldugunu degil, sadece organik bir baginin olmadigini söyledim.
Öte yandan Apo yerine savunma yapacak gücteyim sadece ben degil 70 yasindaki insanlarin da bunu yapma gücü var,demissin dogrusu bu lafin inanilmaz hosuma gitti.
Ve inan icimden ahh keskee dedim. Cünkü cok iyi biliyorum ki, en siradan bir Kürt bile ondan daha cok halkini ve halkinin ulusal özgürlügünü savunurdu. En azindan hic bir sey bilmiyen bir Kürt dahi Kemalizme bu kadar övgü yagdirip, m.kemali bu kadar aklayip yüceltmez,ölümsüz Kürt liderlerine de gericidir diye saldirmazdi. bu kadaribile belki bize yeterdi.
Vallaha Ugur Mumcu`nun buharlastirilmasi MIT`in yoksa Apo` ya tapan bir kisim Kürdün mü enayligi midir? Ona tarih nihai karari verecektir.
Ama U.Mumcunun ugruna öldürüldügü, yarim kalmis veya yarim biraktirilmis, o meshur kitabinin sadece yayinlanan kismini okumus bir Kürt olarak sunu rahattlikla söyleyebilirim ki, maalesef aldatilan sadece ve gene mazlum Kürt halki olmustur. Hic kimseyi ve halki aldatmamis halkimiz yine danisikli bir dövüsün icine düsürülmüstür. Hemde "kurmi dare yi,ji dare ye" atasözümüzü dogrularcasina.
Saygilarimla..
PKK'ye yönelik bu tanimlamanizdan dolayi sizi kiniyorum. PKK kemalist ve fasist degildir.
PKK örgütsel olarak Kürdistan'da konumlanmis, iyi-kötü mücadele ediyor. PKK ile Türk devleti arasindaki silahli mücadelenin niteligi, Avrupa'da bilimsel cevrelerce de en azindan "düsük yogunluklu savas" olarak nitelendiriliyor. Siz buna TC ile danisikli dövüs diyebilirsiniz. Bunu da artik icinde bulundugumuz bu catismali günleri yasayan herkesin vicdanina birakiyorum.
70'li yillarda özde Kemalizmden kopus saglayamamis, Kürt sorununu Yol-Su-Elektrik anlayisina mahkum etmis olan örgütler, PKK'nin sekillendigi dönemde devlete bir kursun sikamadiklari halde PKK ile mücadeleye giristiler. Bu örgütler bugün ortalikta yoklar, dagildilar ve bir kismi Avrupa'ya cikti (Dagilmisligi bu örgütleri kücümseme olarak degil, objektiv bir gerceklik olarak kullaniyorum. En genis sekliyle günlük basini takip etmeye calisiyorum ve bu örgütlerle ilgili bir seye rastlayamiyorum). Bu örgütlerden geriye kalan, kapagi Avrupa'ya atanlar simdi en keskin Kürdistan'li kesildiler ve PKK'yi Kemalistlikle sucluyorlar.
Birinci tezim su: PKK'nin yarattigi örgütlülük, ulusal bilinc, kemalizmi her yönüyle reddeder; hem de Apo ve PKK'ye ragmen.
Ama simdi onun yeri degil, ciddi tespitlerle Nasname'nin seviyesini bozmayayim. Ama su ayrima dikkatinizi cekiyorum; PKK ülkesinde, PKK örgütlülügünün kaynagi ve su anki varlik alani Kürdistan, mücadele ediyor (danisikli dövüs diyebilirsiniz, ama catismalari kimse reddedemez, cok yogun bir silahli catisma var), Avrupa'ya kacan ve su an en örgütsüz kesim PKK'yi TC isbirligi ile itham ediyor. Herhalde örgütlü olmadan mücadele edilemeyecegi konusunda hemfikiriz sanirsam, tarih bunu ögretiyor bize. Kürtistan'in özgürlügü icin mücadelede PKK'nin tekelinde olmadigina göre, PKK karsiti oldugunu ifade eden, analizleriyle yeri-gögü inleten kendini aydin sifatlandirmali bu kesim neden en ufak bir örgütlülük yaratamiyor?
Gecmiste ve günümüzde varolan örgütlerin mücadeleleri bugün hangi asamada, neden bu sayfalarda hic diger örgütlerin mücadelesi ele alinmiyor?
Bu sitede PKK'yi elestirmek iddiasinda olanlar (istisnalar haric), bana göre mücadele etmemenin edebiyatini yapiyorlar. Yasar Kaya bile ileri yasina ve saglik durumuna ragmen bugün Kürdistan'da.
Beyler, bayanlar daha orada Kürdistan, orada TC ve diger sömürgeci gücler. Sizi tutan var mi? 70'lerin sonundan kalan mücadelenizi devam ettirme amacinizdaysaniz, Avrupa bu amaca uygun bir alan, dogru yoldasiniz.
Selamlar...
Birincisi PKKnin yarattığı hiç bir değeri inkar edemezsiniz çünkü sizde çok iyi biliyorsunuz ki 30-40 neyse artık yılınızı doldurmuşsunuz 'mücadele' içinde ama hala etrafınızda 30 Kürt yok. O 30 Kürtte niçin yanınızda biliyormusunuz? Faşist tcye karşı yapılan eylemlere gelmemek için. Ayrıca bişey söylicem ama cevabını kendim bulmakta birazcık zorlanıyorum belki siz verebilirsiniz. Şimdi PKK silahlı mücadeleye başladı dediniz hürra Kürdistanda silahlı mücadele koşulu yok ama PKK faşist tc ordusunu o Vietnam oramanları gibi müsait Kürdistan dağlarında bozguna uğratıyordu. PKK kahraman Kürt gerillasını güneye çekti bu defa da dediniz vay efendim PKK niye sınırların dışına çıkıyor, teslimiyet bilmem daha bir sürü şey. PKK Kürdistana tekrar giriş yaptı bu defada başka şeyler dediniz. Gerilla Kürdistan dağlarında yokken gidip doldursaydınız yada PKK tc ile 'uzlaşma' içindeyken siz Kürdistan için şehirleri tcye mezar yapsaydınız. Ama maalesef hiç biri olmuyor işte ancak internet sayflarında uğruna binlerce Kürt evladının şehit düştüğü bir harekete ve Onderliğine çok aşşağlayıcı ve Küçümseyici ifadeler kullanırsınız. Insaaaf yaw. Elinizi bir kereliğine olsun kalbinizin üstüne ****ürün ve hüce içinde bile hücre cezasına çarptırılan, her gece uyutulmayarak kapılardan gözlenen (kameralarla gözetlendiği halde), kitabı, radyosu, gecikmiş gazeteleri bile elinden alınan bir insan sizin bu kadar aşşağlamanıza karşı kendini nasıl savunacak. Birde garip birşey daha bütün saldırılar o yakalandıktan sonra oldu. Yani o dışardayken adata yalaka olup onunla görüşmek isteyenler o yakalandıktan sonra saldırmaya başladılar. Faşist tcye karşı savaşın arkadaşlar, faşist tcye savaşanlara değil.
Not: Normalde internette PKK ve Onderliğe karşı yapılan küfür, hakaret ve aşşağlanmaları dikkate almıyorum (nedenlerim çok o yüzden burda sıralarsam gerçekten bazıları yazı yazmaktan vazgeçer) ama bu yazıları okuyunca henüz PKKnin Psinden bile birşey anlamamaış olup tcnin kullandığı dili kullanıyorsunuz dedim yazayım ayrıca ben varolan bütün Kürt örgütlerine saygı duyuyorum ama onların mücadele yok ve yöntemlerini beğenmiyorum yani söylemleri beni hiç doyurmuyor o yüzden PKKnin sözü hep pratiğe dönüştüğü için PKK yi çok seviyorum gerçekten yani siz müridlikle aşşağlıyorsunuz ama biz size oportonist, kaçkın, korkak, elini taşın atına sokmak istemeyen, avrupaya yuvalanmış 'devrimciler', ve son olarakta internet fareleri deyip sizi aşşağlamıyoruz. Ama bizde söyleyebiliriz yani. O yüzden önce saygı. Unutmayınki halen halen Kürdistanın engin dağlarında belki bir yakınınızda şu anda şu saatte faşist tc ordusuyla savaşıyordur o insanların hatırına bile olsa biraz saygı lütfen. Ama siz onu yapmıyorusunuz ve aynen trt muhabiri varya o anadoludan görünümü sunan Güntaş Aktan gibi kahraman Kürt evladını 'beyni yıkanmış', kandırılmiş ve mürid olarak değerlendiriyorsunuz. Şimdi Güntaş Aktanı anladık o pis bir faşist, peki ya siz?
yorumuma bir alıntıyla başlayayım
....; ben hiçbir zaman PKK saflarında olmadığım gibi, halkımızın başına bela yapılan bu faşist-Kemalist projeye karşı hep durdum.
Bugün dağlarda rehin tutulan kardeşlerimizin imha olmaması için kendi doğrularımı yazıyorum. Bağımsız Kürdistan için yaşamlarını feda etmeye aday kardeşlerimizi uyarmak ve bu derin tuzaktan kurtulmasına yardımcı olmaya çalışıyorum. Ben de kendisini aydın sanan yüzlerce yalakanın yaptığı gibi PKK-Öcalan-Kemalist projeyi savunur ve PKK'nin yaratmış olduğu muazzam ranttan yararlanabilirdim değil mi?
Dolayısıyla, Kürd halkına karşı olduğum savın doğru değildir ve duygusal güdülerin tetiklediği bir suçlama olarak algılıyor ve seni anlıyorum. Ancak, bir KÜRDKIRAN projesinden başka bir anlam ifade etmeyen Öcalan'ın (!) PKK projesine karşı olduğum doğrudur. "Bağımsız-Birleşik-Kürdistan" şiarından, Kürd halkını Kemalizme entegre etme noktasına gelmiş bir Öcalan bizi haklı kılmıştır bile. Önemli olan sizin gibi kardeşlerimizin de bunu görmesidir. Bizim yapmaya çalıştığımız da biraz budur.
Saygılarımla
yukarıda süleyman arkadaş kendince sonuçlarını çıkarmış ve yazmış
bende içanadolu kürtlerindenim ve kendimi türk sanarken kürt olduğumu fark ettim ne zaman mı 1984 ten sonra
demogoji değil bir arkadaşımız bayrak asma 80 den sonra dedi belki yaşı müsait değil hatırlamıyor evet bayrak hep asılı idi ben düğünümde bayrak asmadım kesk u sor u zer astım siz nerede yaptınız düğününüzü ben şimdi ameddeyim newrozda burdaydım tüm baskılara rağmen burada kutladım defalarca işkence gördüm görevden atıldım hala da zan altnda yım siz ne yaptınız bırakın apo yu siz ne yaptınız lice yakılırken siz ne yaptınız cizre kanlar içindeyken siz ne yaptınız 2006 amed serhildanında neredeydiniz musa anter öldürüldüğünde siz ne yaptınız faili meçhul cinayetler olurken siz ne yaptınız daha yüzlerce şey sayabilirim
apo ne olursa olsun itirafçı olsun mit ajanı olsun vs. siz ve sizin gibiler onlar kürt halkını kandırıken! siz ne yaptınız mazlum kendini ateşe verdiğinde siz neredeydiniz
ben kürdistandaydım
siz isveç teydiniz galiba ve ya bir başka avrupa ülkesi! ne zamandan berikürdistanı görmediniz
tc apo için ermeni diyor siz mit ajanı diyorsunuz
onlardan vazgeçtik szin peşinizden gitmek için siz ne yaptınız
kürdistan için yazı yazmaktan ve avrupa ülkelerinde newrozu kutlamaktan başka ne yapttınız
sayabilirim bunlar demogojik gelebilir
polemikte olur bundan kimseye hakaret etmeyeceğim saygısızlık olur siz böyle düşünüyor olabilisiniz evet onlar bir yanlış adamın peine takılıp 20 milyon kürtü kandırdılar szi ne yaptınız
isim konusuda geçti yorumlarda kızımın ismi zilan oğlumunda zınar
84 ten sonra oldu yanlış mı olmuş apo yüzünden kusura bakmayın yeğenlerim de berfin berivan berdan jiyan bu da mı yanlış ben kendimi buldum sizi bilmem
bence tüm bu polemikleri bırakıp gelin dört parçadaki insanlar birlik olup herkes kendi yanlışıyla! küt halkının var olma savaşına omuz verelim
ordan olmaz vatan dışarıdan kurtarılmaz vatan burada avrupada değil onlar yanlışsa gelin siz doğrusunu yapın sizi önder yapalım önderlik bu kadar iyi bir şeyse kürt halkı daha nice önderler çıkarır bağrından sizde gelin sizide kabul ederiz apo becermedi siz gelin 20 milyon kürdü siz poşitize edin kadınları çocukalrı siz yönlendirin
ordan olmaz gelin burada yapalım barzani çok mu iyi lider bu kaçıncı abd nin oyunlarına geliyor ve ya talabani ..
bunca inaçlı
insana mürid demenizde bence büyük bir gaf demekki kapasiteniz o kadar olsun alınmadık peki siz hangi tarikata üyesiniz belliki sizde nmürüdsiniz acaba kim doğru ...h
son söz
öyle veya böyle hepimiz kürt halkının özgürlüğü için mücadele ediyorsak kimi ordan kimi burda kimş yazarak kimi ölerek yollarımız farklı da olsa aynı hedefe doğru yürümeliyiz ancak
yüzme bilmiyorsan denize girme
benim için ölen insanlar varken sana neden inanayım dersin sen benim için neyaptın yapıyorsun
diğer müridlerde cevap verebilir haa sizin tarikatın lideri kim bu arada hep bizim ki konuşuluyor şÃ©x kemal mi?....
Ben Orta Anadoludanim. Bugün Bölge Kürt köylerinde Dügünlerde TC. bayragi catilarda dalgalanmaktadir. Dügünlerimiz savas kültürünün yarattigi askeri mantikla yapilan müziklerle yapilmaktadir.Bizim bize ait olan dügün kültürümüz kaybolmustur. Insanlar Bingol sewiti agit türküsüyle halay cekmektedirler. Müzk grublari KÜrdistan kökenli ve yaptiklari müziklerde savas etkili olunca bizim varligimiz ve asimile olma kosullarimiz daha da kolaylasmistir. Dilimiz Türkü söylemenin disinda bir saglikli yapida degildir, Böyle giderse 20-30 yil icerisinde ciddi bir asimile olma, yok olma yasanacakti. Ileride cocuklar biz kürt kökenliyiz diyeceklerdir.Ulusal yozlasma bizi bitiriyor. Dil ölüyür, hawar diyenlere kulak asanlar yok. Bir dergi gördüm Basel de. Birnebun adinda cok mükemmel dil- kültür icerigi var ve hemen abone oldum. Bunlarin tarihlerini sordum, kimler dedim, bilenler bana avrupa da cikiyor, bölge aydinlari cikariyor dediler cok sevindim. Apoyu, örgütleri konusmaktan kendimizi unuttugumuzu anladim. Acaba yukarida ahkam kesen Geneve bu derginin abonesi mi? Degerlerinize sahip cikin ki yok olmayalim. Yukaridaki yazilarda bazi isimlerde verilmis. Bu ahlaksizliktir. Insanlar yapmislarsa inandiklarinda dolayi yapmislardir. Orta Anadolu da Kürt kimligi ciddi bir tehlike icerisindedir. Bizim bölgedeki PKK lilar apoyu degil köylerini , kendilerini kurtarmaya calissinlar önce, Apo nun savunucusu cok, siz kendinize bakin kendinize. slm
Öncelikle tartışma çok yoğun nerden başlayacağım bilemiyorum yüzeysel olarak şunları söyleyeceğim daha sonra ayrıntılı yazmaya çalışacağım
Apo bence tartışmasız Kürt Milletine ve PKK ye ihanet etti. Bunu anlamak için siyasetçi , deha , prof olmaya gerek yok Bir Kürt Lideri nasıl olurda zırt pırt tc uyarıyorum sizi Güneyde Yahudi Kürt devleti kuruluyor Barzani nakşibend - yahudi vs. diyecek kadar alçak olabilir alçak diyorum kimse sert çıkışıma kızmasın Kürt Milettinin çocukları dağşarda ŞEHİT olurken kendisi güvercin beslemekle it-mit-ergenekon perinçek le meşguldü Kürtlerin Büyük Komutanı EGİT in bir sözü vardı bu sözü onun ŞEHİT olmasına neden oldu "ŞAM da OTURARARAK ÖRGÜT YÖNETİLMEZ" ne oldu EGİT neden şehit oldu ? Bunu kim araştırma gereği duydu ERDAL nasıul şehit oldu ? Kim araştırma gereği duydu. Partide PKK de olan her Yiğit Kürt Gencine binlşerce defa kurban olurum hepsinin başımın üstünde yeri var ama kimse bana apo yu savunmasın birçok türk bile türk olmasına rağmen apo nun ne olduğunu anşlamıştır .Herşey ortada görmek isteyen için gün gibi ortada yok ben fedai olayım fanatik olayım apo peygamberdir ne derse odur 21. yy Hasan Sabbahı gibi.. ne derse odur tarzı sapık bir yaklaşım bizleri bir yere götürmeyecek zaten bir amacı yok ki önemli bir amacı var Kürtleri Kemalist yapmak tc yöneten itlere sayın demesini bilir ama Soyu Kürdistan davasına Şehit olmuş Barzani ye her defasında aptalın bile inanmayacağı şeyler iftira etmekte... yaw birgün bu kalkıp demez mi Ey Kürtler Ulusal Birlikteliğinizi kurun Bağımsız Kürdistan için savaşın bir gün olsun böyle bir istemde bulunsa ne olacak ! yok kim kemalist olacak ?
Herkes Kürt Partilerine saygılı olmalıdır
BİJİ YEKİTİYA KURD U KÜRDİSTAN
BİJİ KURDİSTANA AZAD U SERBİXWE
SERKEFTİN
Yorumlar Edi.
halkımız ne çekekiyorsa senin gibi ne dediğini bilmeyenlerden çekiyor. Allah aşkına senin söylediklerinin okuduğun yazı ile ne alakası var. Tabii ki sayın Akkoyun aponun yalan söylediğini çok güzel ortaya koymuş ve buna karşı bir şey diyemiyorsun ama kendini de çok komik ve cahil bir duruma sokuyorsun. Okuduğun yazıda bir yanlış yalan varsa ortaya koy da bilelim. Havadan konuşma gülünç oluyorsun ve kimse seni ciddiye almaz.
Nasname Editörü senin boş ve gülünç yazını bilerek vermiş. Senin gibilerin dar dünyası ortaya çıksın diye vermişler. Bir daha yazarsan veya atarsan ufak at ki civcivler yesin müridim. Rabbim kürdleri senin gibi …….korusun. Ne diyebilirim başka.
Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs ve silahlı terör örgütü lideri olmakla suçlanan Metin Kaplan, yeniden yargılandığı davada müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Son duruşmadaki savunmasında silahlı örgüt kurmadığını ve şiddete başvurmadıklarını söyleyen Kaplan, Atatürk ve Kemalist düzenle ilgili eleştirilerinin fikri bazda olduğunu savundu. Anadolu İslam Federe Devleti ve İslami Cemiyet ve Cemaatler Birliği (AFİD-İCCB) adlı silahlı terör örgütünün lideri olduğu iddia edilen Kaplan'ın Fatih Camii'ne ve Anıtkabir'e uçakla saldırı düzenleyeceği ileri sürülmüştü. Daha önce ağırlaştırılmış müebbetle cezalandırılan Kaplan'ın bu cezası Yargıtay tarafından bozulmuş ve tekrar yargılanmaya başlanmıştı.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuklu sanık Metin Kaplan ve avukatı katıldı. Duruşmada söz alan Metin Kaplan besmele ile başladığı savunmasında silahlı örgüt kurduğu iddiasını reddetti. İngiltere'de Müslümanlar için şeriat mahkemeleri kurulduğunu ifade eden Kaplan, yüzde 95'i Müslüman olan Türkiye'de ise şeriat kelimesini telaffuz etmenin suç olduğunu söyledi. Kaplan savunmasında, "Biz Müslüman'ız. Önderimiz Hz. Muhammet'tir. Devleti dinden dini devletten ayıramazsınız. Tıpkı etle tırnak gibi. Biz fert ve cemaat olarak İslam'ı yarım ve yanlış anlayanlara tam anlatmak için ortaya çıktık. Ne millet düşmanı ne de vatan hainiyiz. Vatanın parçalanmasını da istemiyoruz. Terörist hareketlere ne dinimiz ne de prensiplerimiz müsaade etmez. Şiddete çağıran yazı ve konuşmalarım yok. 25 yıllık faaliyetlerimiz hiçbir hadiseye neden olmamıştır" şeklinde konuştu. Atatürk ilke ve inkılaplarını eleştirdiğini belirten Kaplan, devrimlerin hiçbirinin millete huzur ve barış getirmediğini iddia etti. Türkiye'deki Kemalist rejimi kabul etmediğinin doğru olduğunu kaydeden Kaplan, "Anayasası kuran, kanunları şeriat olan bir devlet kurmak istediğimi inkar edecek değilim. Bunun şiddetle, terörle değil, insanların gönlüne hitap ederek yapılması taraftarıyız" dedi.
Anıtkabir'e uçakla saldırı ve Fatih Camii'ne saldırı iddialarının düzmece bir plan olduğunu savunan Kaplan, "Bunlar derin devlet ile devletin içindeki çeteler tarafından hazırlanan iftiralardır. Bu eylemleri yapacağız diyerek ifade veren şahısların ifadeleri işkence altında alınmıştır. İşkence altında alınan ifadeler de delil olamaz" diye konuştu.
Savunmasında Almanya'daki cezaevleri, adliye binaları ve hastanelerin saray gibi olduğunu belirten Kaplan, Türkiye'de ise yeterli kadar düzgün olmadığını savundu. Türkiye'de adliye binalarının sadece adının saray olduğunu ileri süren Kaplan, "Görüyorsunuz cezaevinde işkenceden ölen var. Devletin adamları bu işkenceyi yapıyor. Devlet de özür diledi. Türkiye'de ilk kez olan bir şey. Bu olay yurtdışında yaşanmış olsaydı o bakan istifa ederdi. Ama bizim devlet ricalinde bu yok. Bizde istifa mekanizmasını çalıştırmıyorlar. Birbirleriyle kavga ediyorlar, küfürleşiyorlar. Sokak çocukları bile onların yaptığını yapmaz. Bunlara devlet demek için bin şahit lazım." dedi.
Son sözü sorulan Kaplan, adil yargılama ve hakkımda beraat kararı verilmesini talep ediyorum" dedi.
Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, Metin Kaplan'ın Anadolu İslam Federe Devleti ve İslami Cemiyet ve Cemaatler Birliği (AFİD-İCCB) adlı yasa dışı terör örgütünün lideri olduğunu belirtti. Kaplan'ın babası Cemalettin Kaplan'ın ölümünden sonra bu örgütün liderliğini yaptığı ve eylemlerine devam ettiği kaydedildi. Kararda, "Kaplan'ın Merkezi Anadolu olmak üzere Şeri hükümlere dayalı Büyük İslam Devleti kurmayı hedeflediği, bu hedefine ulaşmak amacıyla cebir ve şiddet yöntemine başvurarak silahlı terör örgütü kurduğu tüm dosya kapsamından ve delil durumundan anlaşılmaktadır" dendi.
Mahkeme kararında, Kaplan'ın Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü laik Cumhuriyet düzeni yerine şeriat esasına dayanan bir düzen getirmek amacıyla silahlı eylemlere teşebbüs eden AFİD-İCCB adlı silahlı terör örgütü niteliğindeki örgütün lideri ve yöneticisi olduğu hususunda mahkemeye kesin kanaat geldiği kaydedildi.
Kaplan'ın eylemine uyan suçtan eski TCK'nın 146/1. maddesi ile yeni TCK'nın 309. ve 311. maddeleri göz önüne alınarak lehe olan hükmün uygulanması gerektiğini belirten Mahkeme, eski TCK'nın sanık lehine olduğunu kararlaştırdı. Mahkeme, Kaplan'ı anayasal düzenin tamamını ya da bir kısmını silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına hükmetti.
Mahkeme daha sonra sanığın iyi hali nedeniyle bu cezayı müebbet hapse çevirdi.
-DAVANIN GEÇMİŞİ-
Almanya'nın sınır dışı ettiği Metin Kaplan, 13 Ekim 2004 tarihinde Türkiye'ye getirilmişti. Aynı gün, hakkındaki davanın görüldüğü İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine çıkarılan Kaplan'a, kaldırılan İstanbul, Erzurum ve Adana DGM'lerde açılan ve birleştirilen 13 ayrı davanın iddianameleri okunmuştu. Uçakla Anıtkabir'e yönelik saldırı ve Fatih Camiinin işgal hazırlığının da aralarında bulunduğu 13 ayrı suçlamaya ilişkin Kaplan hakkında düzenlenen iddianamelerde, sanığın müebbet ağır hapis cezası öngören ''anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek'' suçu ile ''bu suça fer'i iştirak'', ''yasadışı örgüte üye olmak'' ve ''halkı kanunlara uymamaya tahrik etmek'' suçlarından cezalandırılması isteniyordu.
Kaplan, İpsala Sınır Kapısından Türkiye'ye giriş yapan bir otomobildeki aramada, ''Anadolu Federe İslam Devleti''nin propagandasının yapıldığı kaset ve dokümanlarla ilgili 1999 yılında açılan dava kapsamındaki gıyabi tutukluluğu vicahiye çevrilerek cezaevine konulmuştu. Yargılama sonucunda, 20 Haziran 2005 tarihli duruşmada Kaplan, lehine olduğu gerekçesiyle eski TCK'nın 146. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ''anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek'' suçundan, ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına çarptırılmıştı. Kaplan'ın, duruşmalardaki tavrından pişmanlık göstermediğinin anlaşıldığını belirten Mahkeme Heyeti, sanığın, eski TCK'nın cezada indirimi öngören 59. maddesinden yararlanmasına takdiren yer olmadığını ifade etmişti. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Metin Kaplan hakkındaki kararı, usul eksikliği bulunduğu, eksik soruşturma yapıldığı ve yeni Türk Ceza Kanunu'ndaki hak mahrumiyetlerine ilişkin hükümlerin dikkate alınması gerektiği görüşüyle bozmuştu".
Alinti; http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=749737&title=metin-kaplana-muebbet-hapis
Sahi, murit ve kolelerin seroku bay Kaplan kadar direnebildi mi ?
armanca we çiye ?
şaşkın ördek misali çamurlu suda çırpınıp durmuş, etrafa çamur sıçratmak için kanatlarını tüm gücünle çırpmışsın...
"kürt halkının yarattığı pkk" diyorsun. Atma be recep din kardeşiyiz. Kürd halkının başbelası olmuş pkk'yi pilot Necati'ler, Ergenekon'cular yarattı, edebli ol da Kürd halkına iftira atma.
Nasname"nin kime ve niçin hizmet ettiği çok açık çok aşikardır da, sen bana şeyhin bugün kime hizmet ediyor onu söyle bay şaşkın mürit!
Faşist tc nin kimi görevlendireceğini sen önce git "emre amade" olduğunu söylemekten dilinde tüy biten bir arkadaşın deyimiyle eski bekaa muhtarına sor. Ada'daki şeyhin "görev" kavramının kitabını yazmış.. O "şanlı görevlendirme"nin bir burgusu olan senin gibiler de gulu gulu dansına devam etsin, ne mutlu sizlere! Çılgın Türkler Ergenekon'dan çıkmak için Kandil'de yanan ateşi pusula niyetine kullanıyor ama hakkınızı teslim etmiyorlar, sitem de bulunacaksan vefasız Türklere yönelt sitemini...Daha bitmedi bay mürit, şunu da iyice kafana koy:
1. Kürd kültüründen bahsetmen için evvela eski bekaa muhtarının Kürdler tarafından kurşuna dizilmesi gerekirdi demelisin, çünkü Kürd kültürüne göre Kürd kızlarına tecavüz edenin dünyada yeri yoktur.
2. Kürd dilini tarihi bir miras olarak emanet alıp ona ihanet etmeden zenginleştire zenginleştire bugünlere taşıyan senin şeyhin mi, yoksa senin şeyhinin savaş açtığı Kürd medreseleri ve o medreselerden yetişen bazı değerli alimler mi? Kürd dilinin şovalyesi Abdurrahman Durre'nin oğlunu senin şeyhin niye katletti hiç merak ettin mi?
3. Kürd tarihi binlerce yıl geriye gidiyor ve hiç bir barbar güç Kürdü ve Kürdistan'ı tarihe gömme rüyası göremedi. Bugün Kürdistan'ın bir parçasında tarih yeniden yazılıyor, Kürdün özgürlük şarkıları başka bayrakların gölgesi olmadan çalınıyor. Senin Kürd dilini rahat konuşamayan eski bekaa muhtarın ise gülünç felsefi ekonomik çözümlemeleriyle marx'ın modası geçmiş teorilerinin açıklarını yakalama avcılığında...
Senin başkanın dünkü Ergenekon yetiştirmesi, o kim Kürd tarihini ayakta tutmak kim? B.Renas arkadaş güzel bir misal vermiş, al oku da yüzün kızarsın, bir Kürd tarihini ayakta tutan (!) başkanına bak bir de arkasında 3 kişilik bir grubu bile olmayan gariban Metin Kaplan'ın dik duruşuna bak. Bak bakalım insanlar önce "onur" mu diyor yoksa önce "rahatım" mı diyor. Bir de etrafına bak ve dünyayı tanıyan 3-5 insana sor bakalım, senin başkanın mahkeme salonlarında önca taklayı atmasaydı idamdan kurtulur muydu? Faşist tc dediğin şey, (ki öyledir en azından başkanın kadar faşisttir) karşısında özür dileyen ve "görev" dilenen bir Apo görmeseydi idam dosyasını aylarca yıllarca bekletip idam hükmünü yasalarından çıkarır mıydı?
Şimdi son cümlede sorduğun soruya cevap verme zamanı geldi.
Nasname'nin de, benim gibi okuyucu Kürdistan'lıların da, kendini bilen her Kürd insanının da misyonu bellidir ve ulusal kimlik mücadelesi için verilen bir uğraştan başka birşey değildir. Ya sen ve başkanın hangi misyona sahipsiniz farkında mısın? tam Ergenekon Davası başlamışken etrafı kıl-tüy gerekçeleriyle velveleye vermek, demokratik açılımların yapılması için toplumsal talepler zirvedeyken askerlerin eline koz veren danışıklı karakol baskınları yapmak, nasıl ve kime hizmet eden bir "misyon" ise, o misyonun elemanıdır senin başkanın ve bilinçli bir şekilde ona biat etmekte ısrar eden senin gibiler, vesselam...
Midenizden konuşacağınız yerine, yazdıklarımızın doğru olmayanların neler olduğu ve bu yanlışlarımızın yerine, kendi doğrularını yazarak eleştiri hakkını kullansaydın daha makule geçerdi. Öyle değil mi? Bu senin gibi mideden atan tüm türevlerin için de geçerlidir. Sana ve senin gibi müritlere tavsiyem; bilgi sahibi olmadan, görüş sahibi olmayın! Ve açık kimlikleri ile yazan insanlara karşı saygılı olun! Ancak, "yalanlarımızı" da ortaya koymaktan feragat etmeyin!
"Adam"a sorarlar! Yazdıklarımızda doğru olmayan ne var? Dolayısıyla, bizim misyonumuz ile kafa yoracağına, Öcalan'ın misyonunu öğren derim. Kimin, kimler tarafından görevlendirilmiş olduğunu görmek şeyhiniz sayesinde çok daha kolaylaşmıştır.
Wekî ku te niwîsa xwe bi Kürdî qedandîye, ez jî bi Kürdî ji te sûal dikim. Armanca te çiye? Tu dixwazi rastîye fehmbike an jî ne tiştekbuna xwe bîne ziman? Ji nuha pêwe bifikiri û biniwîsîne.
Tu wî heqê ku heqaretê li me bike ji ku digre gelo? Ji kerema xwe re li wî seneme ku we mürîda avakirîye binere, û ne li me. Ji ber ku ciyê me û qibla me dîyar e. Qibla me jî Kürd û Kürdîstan e.
JITEM komutani diyor ki;" Turk silahli Kuvvetlerinin bugunku asamaya gelmesinde
PKK" nin buyuk rölu vardir.Bunu inkar etmemek gerek.Bu savas baslamadan önce
askerlerimiz kara potin giyerdi.Simdi hepsinin ayaginda sportik,daha rahat ve daha kullanisli ayakabilar var.Gerilla savasini biz PKK sayesinde ögrendik..."
Abdullah Öcalan da o meshur cözumlemelerinde diyor ki; " PKK`nin buyumesi,genis kitle tabanina sahip olmasi,Turk Özel Harekatcilari sayesinde gerceklesmistir. Cizre`de, Diyarbakir`da Rambo gibi belden yukarisi
ciplak, baslari bantli ,kar maskeli Özel harekatcilar halkin nefretini kazandilar ve genis kitlelerin bize katilimini sagladilar..."
Ne guzel karsilikli etkilesim ve yardimlasma degil mi sayin okuyucular?
yorumunu sizlere birakiyorum.
selam ve saygilar.
PKK-PERİNÇEK VE ERGENEKON İLİŞKİSİ
PKK ile Ergenekon'un ilişkisi, örgütün 1999'da ki yeniden yapılanma sürecinde gerçekleşen bir olay olmadığı için bu ilişkinin Perinçek'le beraber 70-80'li yıllara kadar gittiğine bakmakta bir fayda var.
Bu karanlık ilişkilere bakarak 60'lardan 2008'lere gelindiğinde bakın nasıl bir sonuç çıkıyor.
İlk önce Öcalan'ın tarihi yolculuğu, MİT ile olan bağlantısının olup olmadığı ardında da Perinçek ile ilişkisine bakalım.
1960'lı yıllarda kendi halinde ve yalnız bir öğrenci olan Öcalan ilerleyen yıllarda Türkiye'nin 27 yılına kanlı bir oyunun başrol oyuncusu oldu ve son olarak ta Ergenekon Operasyonu'na isminin karıştı.
Aslında aşağıda yaşananlar ...... Öcalan'ın gerçek yüzünü ortaya çıkarıyor.
8 Nisan 1972 tarihinde bildiri dağıtılırken birçok öğrenci tutuklanarak içeri alınıyor. Bu öğrencilerin içinde Öcalan da var. Nasıl oluyorsa Öcalan 19 gün sonra dönemin savcısı Baki Tuğ tarafından-savcı, Öcalan hakkında, 18 gün önce ağır bir ceza isterken, aradan geçen zaman da ne oldu ise bazı suçlamaları geri çekti- serbest bırakıldı. Tabii diğer yakalanan öğrenciler ağır cezalara çarptırıldılar.
O dönemde bildiri dağıtan ve gözaltına alınan öğrenciler in bursları kesiliyordu. Hatta Öcalan ile birlikte yakalanan öğrencilerin bile bursları kesilirken, ........Öcalan'ın burs'u nedense kesilmemişti.
Öcalan, Ankara Üniversitesinde iken bazen sol görüşlü öğrencilerin içinde yer alıyor, bazen de milliyetçi ve muhafazakâr öğrencilerin içerisinde yer alabiliyordu ama hiç tutuklanmıyor ve bu çiftli oynamaları ise hiçbir görüş liderinin enteresan bir şekilde dikkatini çekmiyordu.
O yıllar içinde Öcalan'ı Seferberlik Tetkik Kurulu'nun finanse ettiği örgütlerde de görmek mümkün.
Öcalan'ın Refik Korkut'un sahibi olduğu Fikir Ajansı'na gidip geldiğinden bahsetmemesi de çok ilginçtir –ki- bu ajansın nasıl bir ajans olduğunu da aşağıda görüyoruz.
1975'li yıllarda Pilot Em. Yüzbaşı İlyas Aydın(Necati Kaya) ile de ilişkilerinin üst düzeyde olduğunu görüyoruz. Birçok üst rütbeli komutanla da Diyarbakır'a gidip geldiğini saklamıyor.
1980'de ki darbe gerçekleşmeden hemen önce-darbenin olacağını nasıl öğrendiğini bilmiyoruz- APO ve örgütün önde gelenleri Filistin'de ki CIA, MOSSAD ve MI-6 kontrolündeki bölgelere yerleşip eğitim alıyor.
Yine dönem içerisinde APO'cular ve Kürdistan Devrimcileri sözlü ve yazılı örgüt propagandası yapmasına rağmen güvenlik güçlerinin dikkatin nedense hiç çekmiyorlardı.
1965'ten 72'ye kadar hem sol, hem sağda yer alan, aynı zaman da MİT'in kurmuş olduğu bir birimde –Fikir Ajansı-sürekli görünen Öcalan; 1993 yılında gazetecileri basın toplantısı için Bekaa'ya çağırdığında toplantıdan sonra gazeteci Avni Özgürel'in ' seni 66-67 yıllarında Ankara'da Güvenlik için kurulan bir ajansa gidip gelirken görüyordum. O kişi sen miydin? sorusuna, Evet gördüğün o kişi bendim diyen Öcalan, bunları sonra açıklayacağım demişti. Aradan geçen ve hapishane yılları içerisinde hala daha bu bağlantıyı açıklamadı.
Toplantıda yine; "Kısa bir süre Türk solu ile hareket ettikten sonra 1973'te bir gurupla beraber PKK hareketinin temelini attık. PKK programını 78'te yazdık. 79'da Suriye, Lübnan ve Filistin'e gittik." diyor.
Hatırlatalım, doğudaki terör hareketleri 67-71 yılları arasında İşçi partisinin ve Türk Solunun da desteği ile tırmanışa geçmişti. Yalnız ne oldu ise, PKK'nın kurulmasına destek veren Türk solunu, PKK güçlendikten sonra tasfiye etmeye başladı ve 500'e yakın sol devrimciyi ortadan kaldırdı.
Yani o yıllar içinde Perinçek ve APO arasında ciddi bir kavga vardı.
Yalnız, karşımızda Dev-Genç'ten ihtilal liderliğine, Maocu, Apocu, Darbeci çizgiden 28 Şubattaki çizgisine son olarak ta ulusalcı çizgiye uzanan ve Ergenekon kapsamında gözaltına alınan, yani her devrin adamı olan bir Perinçek var.
Ergenekon tutuklusu Perinçek 38 yıl boyunca devletin askeriyle, güvenlik ve istihbarat kurumlarıyla birçok kez ters düşmesine rağmen her dönemde devletin içinden önemli bağlantılara sahip olmayı başardı.
Bildiğiniz gibi Perinçek'in dayısı Tümgeneral Turhan Olcayto, babası ise bir dönem Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Yardımcılığı yapan Sedat Perinçek'tir. Babası aynı zamanda dört dönem Erzincan milletvekili seçildi ve Adalet Partisi'nde Genel Yönetim Kurulu üyeliği yaptı. İhtilalciler'den Tümgeneral Cemal Madanoğlu ise Perinçek'in ilk eşi Sırma Perinçek'in halasının eşiydi. Teyzesinin oğlu Gürbüz Tüfekçi ise Ankara'da askeri kesimde etkili biri ve aynı zamanda Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisiydi.
Bir yanda 28 Şubat'ta askeri bir darbe olsun diye çalışan, "Tanklar hipodromda resmigeçit yapılsın diye mi satın alınıyor zannediyorsunuz?" diyerek askeri darbe yapması için kışkırtan Perinçek. Diğer yanda 12 Mart döneminde askeri bir cuntayla iktidarı ele geçirmek isteyen Doğan Avcıoğlu grubunu eleştirirken şöyle diyordu: "Bunlar sivil ve asker aydınların kuvvetine dayanarak iktidarı ele geçirmeyi tasarlıyorlardı. Bunlar emperyalizmle uzlaşmaya hazırlardı.' Diyerek Askere karşı çıkan Perinçek.
Bu çelişkilerine bir örnek daha vermek mümkün; 1974'teki Türk ordusunun Kıbrıs Barış harekâtını "işgal" olarak nitelendiren eylemler yapmıştı ama 2004'te ise "Kıbrıs elden gidiyor" mitingleri düzenlemesi ve Kızılelma koalisyonunun içinde yer alması ise tam anlamıyla çelişkiler yumağının diğer halkasını oluşturdu.
Perinçek'in en büyük tezatlıkları ve kıvırmaları ise TSK ile ilişkilerinde oldu diyebiliriz. 1970'lerde TSK için ‘faşist bir ordu' iddiasında bulunuyor, PKK ile mücadelesinin en yoğun olduğu 1990'larda ise TSK'yı zayıflatacak her türlü desteği Perinçek'in bütün yayın organlarından takip etmek mümkündü. Perinçek, ordunun Kürt illerinde soykırım yaptığını dillendiriyordu. Zaten Bekaa Vadisi'de Öcalan'la yapmış olduğunu röportajları yayınlayarak PKK'ya vermiş olduğu desteğini açıkça belli ediyordu.
Orduya yapmış olduğu bu saldırılardan ise 28 Şubat'ta vazgeçip tekrar orduyu desteklediğini görüyoruz. Yalnız burada ilginç bir durum göze çarpıyor. Orduyu desteklediği dönem çok ilginç bir tarihe rastlıyor.
Ergenekon Operasyonunda ele geçirilen belgelerde, örgütün yapılanmasının tamda başlayacağı dönemin hemen öncesinde Perinçek'in orduyu desteklemeye başladığın görüyoruz.
Yani, 2008'e kadar da Ordu ile hiç ters düşmüyor. Yıllar içerisinde bir öyle, bir böyle olan Perinçek nedendir bilinmez, Ergenekon Terör örgütünün 1999'da yeniden yapılanmaya başlaması ile beraber TSK ile iyi geçinmeye başlıyor.
Perinçek geçen yıllar içinde, Ordu'nun içerisinde her zaman etkinliğini sürdürdü. Nitekim 24 Eylül 1998 tarihinde Ankara'da İşçi Partisi Genel Merkezine yapılan baskında içeriden Genelkurmay'a ait çok sayıda gizli dokümanın çıkması bunun kanıtıydı. Genel Başkan Yardımcısı Hasan Yalçın'ın odasından, Özel Harp Daire Başkanlığı'nca tercümesi yapılan Propaganda ve Psikolojik Harp isimli kitap, Genelkurmay Başkanlığı Özel Harekât İcra Komutanlığı'nın yayını olan İç Güvenlik Harekât Konsepti isimli kitabın fotokopisi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nca hizmete özel kaşesi ile yayınlanan Türkiye'de Yıkıcı ve Bölücü Akımlar kitabının fotokopisi çıktı.
Perinçek, bu dökümanlara nasıl ulaştığını ifade ederken, "Herhangi bir konuda aydınlanmak istediğimiz zaman, yetkililer tarafından bize buradan okuyun diye bu dokümanlar verilir." diyor.
Anlaşılan Perinçek'e bu gizli bilgileri verenler hiç bitmiyor. Baksanıza, MİT'in 2005'te Hava Kuvvetleri'nde tespit ettiği illegal yapılanmanın arkasından da yine Perinçek çıktı. Perinçek'in cemevinde ünlü Balaban aşireti ile Alevi toplumunun önde gelen isimleriyle beraber oluşturulan 'karargâh evlerinde' Harp Akdemleri'nden 10, Hava Harp Okulu'ndan 1 subay ile 8 öğrenciyle çalışmalar yaptığını ve TSK'nın gizli belgelerinin çıktığını görüyoruz.
Öcalan ile Perinçek'in ilişkisine geldiğimizde; 1979'da kavgalı olan ikili tam 10 yıl sonra can-ciğer kuzu sarması iki büyük dava arkadaşı oluyorlar.
Perinçek ve Öcalan Bekaa Vadisi'nde ki fotoğraflarında birbirlerine gül uzatıyorlardı. 1989 Ekim ve 1991 Nisan'ında Bekaa'daki PKK kampını ziyaret edip Öcalan'la röportajlar yaparak, binlerce insanın kanına giren Öcalan'ın gücünü arkasına alarak Meclis'e girmeyi hedefliyordu.
Perinçek, Mart 1992'de yardımcısı Ferit İlsever'i Bekaa Vadisi'ne gönderdi ve kendi dergisinde bir Öcalan röportajı daha yayınladı. Perinçek, PKK‘nın bir cinayet şebekesi olmadığını, "yasallaşması" gereken bir siyasi hareket olduğunu söylüyordu. 1993'te Sabah'ta yayınlanan röportajında, ‘PKK için Öcalan'ın cinayet çeteleri diye yayın yaptınız. Sonra onlarla gerilla kardeşleriniz oldu ve PKK yasallaşsın dediniz. PKK'nın şimdiki cinayetleri halka karşı değil mi?" sorusuna, "Zaman zaman halka karşı oluyor, ama esas yönü halka karşı değil. Sonraki gelişmeler, PKK'nın emekçilerle birleşen bir damarı olduğunu ortaya koydu. Pratik içerisinde PKK'nın yoksul köylülerle birleşen bir atılımı olmuştur" cevabını verdi.
Perinçek – Öcalan kardeşliğini bu ifadelerde görmek bizler için yeterlidir diye düşünüyorum.
Zannediyorum, Öcalan'ın yine röportajda söylediği;
‘' PKK hareketi, sınırda örtülü ödenek kullanma, para dağıtma, uyuşturucudan para kazanma, bir takım yerlere korku salma imkânı veriyorsa bu örgütü kolay kolay kimse bitiremez. Hatta ‘bu işi ben bitireyim desem, beni de bitirirler. Türkiye tarafında en yüksekte buna karar verecek emir noktasında ki insan bu işi bitireyim dese, bitirtmezler, onu da bitirirler.'' sözleri herhalde PKK-Ergenekon bağlantısına tuz, biber ekiyor diyebiliriz. Ergenekon'un yapılanmasında ortaya çıkan belgelerde örtülü ödenekten ve uyuşturucudan gelir elde etme ve bunları yönlendirme örgütün ilk 4 aşamasından biriydi.
Birde, Perinçek'in 70 ve 80'li dönemlerinde yakınında olan adamlardan biri olan Duran Kalkan var. Duran Kalkan ise PKK'nın kuruluşunda Öcalan ile beraber olan bir örgüt elemanıdır. PKK'nın eski yöneticilerinden Şükrü Gülmüş'ün de söylediğine göre Ergenekon ile PKK arasındaki ilişkiyi sağlayan adam ise Duran Kalkan'dan başka biri değildir.
Tüm yukarıda ki yaşananlara bakınca ortaya çok ilginç bir bağlantı çıkıyor, Ergenekon'un sivil kanadının temsilcisi görünen Perinçek ile Öcalan'ın aynı kare içinde yer almaları, görüşmeleri ve ortak bir adam ile bağlantı kurmaları PKK-Ergenekon ilişkisinin zannediyorum kokularının burnumuza geldiğinin gösteriyor.
RAUF ATİLLA POLAT/GAZETEPORT
şimdi esas mesele dönersek,bir yapı eleştirebilir ve eleştirisini kişiseltirmeden nesnel doğrular ve onun karşıtı şeklinde yaparsa daha düzeyli bi eleştiriyle anlam kazandırır.keza böyle bir eleştirede bulunduğunuz yapıda yararlanır ve kendi eksiklerini görerek kedini geliştirir.ki doğanın yasasıda böyledir.düşünsenize doğadaki zıtlar karşıtlarını geliştiredursun,bizimkilerde kendi karşıtına mezar kazar.ve etmedik hakaret bırakmazlar.bunları yapanlarda sözüm ona kendilerini aydın-entelektüel ve ilerici gören beyinler tarafında yapılması..şöyle bir okuma çıkıyor ortaya;bir gelişmede ileriye atılmada bulunulmadığı zaman insan doğasının bencil tarafı devreye girer ki eğer bu bencil doğa eleştri ve objektiflik süzgeçinde geçmemişse daha da katmerleşen küfürlere vardır iddasını.
nasnamenin yazar ve okuyucuları bu konuda çok iyi çalışıyorlar.eğer nasname yazar kesimi gerçekten kürt düşünce ve örgütlenme dünyasına olumlu şeyler katmak istiyorlarsa daha nesnel bakan ve eleştirisini daha yapısal ve aydın tavrının tarafsız ve geliştirmeci bakışıyla yapması gerektiğini hatırlamak isterim.evet siyasal,düşünsel bir örgütü beğenmeyebilriz,fikirlerinede katılmayabiliriz bu bizim en doğal hakkımızdır.yalnız beğenmediğimiz yapıya etik olmayan yazılarla karaya çalmamalıyız.eleştirye tutuğunuz yapının(PKK)yanlışları olmadı mı?oldu doğla olarak.çünkü kürt siyasal yapılanması modern anlamda miras alabileceği(kendi tarihinde)bir yapılanma daha öncede yoktu,küzey kürdistanda.bu eksiklere rağmen(bu daha düzeyli bir araştırma konusu,burda basit olarak elle alıyorum)ciddi gelişmeler yakalamışsa ki bu örgütsel yapının ilerici ve doğru yol üzerinde olduğunu gösteriyor.tarihsel gelişmelere baktığımızda hep böyle olmuştur.bu yazının yayınlanıp yayınlanmıyacağıda belirsiz.
pkk hareketi bana göre daha demokratik daha özgürlükcü olması gerekir.özellikle bu kadar abartılı hakaretleri yapanları tersyüz etmek için.inancım odur ki kürt özgürlük haraketi kendinden önceki yapılanların düştüğü o tek tipci yapılanmaları iyi analiz etmiştir.sağlıklı ,özgür , eleştirelci bireylerin olduğu bir toplum için.daha düzeyli tartışmalar için.slmlar
her insanin hatasi olduguna her partinin de hatasi olacaktir. Fakat hic unutmayin ki pratikte hatlar yapilir genelikle yani teyoride hata olmaz yani duzelte builirsiniz teyoride ama pratikte o sans yoktur hele bizim gibi halklasmamis bir miletsek bu dahada katlanacaktir onun icin pkk ye hep yukleniyoruz yani dusunun ben su anda bilgisayar basinda sicak evimde oturuyorum bu yazilari yaziyorum hepiniz gibi ben dagdaki gerilayi yerden yere vura bilirim insafsizca ama insanda biraz wicdan olmasi lazim kusura bakmayin yani bu benim icinde gecerlidir yani cok kolayca soyliyabiliyoruz demek istedigim birde o sartlari yasamak lazim biz kurtler yani her fert kendini onlarin yerine koyup ona gore birbirimizi elestiri demeyim cunku genelikle hep camur atiyoruz.Biz bir netew olarak dusunmek zorundayiz yani bu parti bu sahis degil bu bir kurdistan mucadelesidir hic kimse kendini kandirmasin bugun apo var yarin yok bugun pkk var yarin baska bir parti olacaktir.Malesef biz kurtlerde degerlerimizi cok cabuk harcayan bir millettiz onun icin degerlerimizi koruyalim gelistirelim buna karsi duranlari dinlemeden hep yolumuza devem etmeliyiz ve kazanimlarimizida koruyalim bakin belki bazilara acayip gele bilir fakat bence trt 6 bile bu mucadele sayesinde var olmustur yani bu hep sehitlerimizin sayasinde olmustur.Basta Dedigim gibi yani birbirimizi incitmeden birbirimize hakaret etmeden uslubumuza dikat ederek yanidusmanin degirmenine su tasimadan lutfen yapalim herkese saygilarimla. Umarim yayinlarsiniz
Söz konusu makalede yanlışlar varsa düzeltir ve yerine doğrularını koyarsın. Örneğin, sen bu makalede yazılan veya iddia edilen hangi olayların saptırıldığını düşünüyorsun? Eleştiri, makalede belirtilen olgu ve olayları muğlâklaştırma çabası olmamalıdır. Zira makale net ve tarihi olayları araştırma-değerlendirme ve Öcalan'ın yalan söylediği temelinde yazılmıştır. Makalede karşı olduğun noktaları netleştirirsen, daha iyi anlaşılırsın.
Yersiz ithamlarınızı es geçiyor ve somut konular üzerinden eleştiri yaparak sürece katkıcı olmanızı öneriyorum.
Ayrıca, PKK ve liderine ilişkin ne düşündüğümüz için de, aşağıya aktardığım linki tıklamanın yararı olur diye düşünüyorum.
http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/353.html
AİHM'e sunduğu Demokratik Toplum Manifestosu adıyla yayınlanan savunmasında Abdullah Öcalan, iktidar-devlet ilişkisini ve çelişkisini derinliğine işliyor.
TEMEL YANLIŞ; İKTİDARI DEVLETE İNDİRGEMEKTİR
İktidarı en kadim geleneklerden biri olarak düşünmek gerektiğini belirten Öcalan, iktidarın salt devlet olmadığının altını çiziyor. İktidarı devlete ve devlet biçimlerine indirgemek ise yapılacak yanlışların temeli olarak gösteriliyor. Öcalan en genel anlamda iktidarı şu şekilde izah ediyor; "İktidar en süreklilik ve yoğunlaşma istidadında olan bir toplumsal olgudur. Kadını evcilleştiren erkek belki de ilk ve en büyük pay sahiplerindendir. Şamanistlerin anlam gücü üzerinde tekel kurmaları, rahipleşerek dini hüviyet kazanmaları, iktidarın çıplak gücünün kutsallaştırılmasında ve sır niteliğine bürünmesinde çok etkili olmuştur. İktidar mitolojisini ve tüm tanrısallaştırma kavramlarını bu gruba bağlamak mümkündür. Mitolojik ve dini söylem büyük oranda iktidarın inşa edilmesinde ve meşrulaştırılmasında çok etkilidir. Hiyerarşik ataerkil rejimin rahip + yönetici + komutan üçlüsü toplumda iktidar zeminini en geniş yayan grup niteliğindeydi. İktidarın ilk taht kurma, sembolize etme geleneğinin yaratıcılarıdır. Tanrısallık, taht, yüceliş, tanrı-insan kopukluğu, kadın tanrıçanın gözden düşürülmesi, kulluk gibi kavramlar bu dönemden kalma güçlü iktidar simgeleridir."
DEVLET İKTİDARI
Devlet iktidarını, hiyerarşik ve evcilleştirilmiş kadın zeminleri ve kulluğun köleleşimi üzerinde daha kalıcı ve somut bir iktidar biçimlenmesi şekilde tanımlayan Öcalan, toplumda çok yaygınlaşmış iktidar ilişkilerini düzenlemeyi, belli bir sorumluluğa kavuşturmayı ve daha etkili ve ekonomik kullanmayı da temel görevleri olarak belirtiyor. Öcalan devlete ilişkin şunları söylüyor; "İktidar devleti içerir. Fakat devletten çok daha fazlasını içerir. Devletler tarihte kendilerini en çok kavramlaştıran, tarihi kendileriyle başlatan tekel kurumlardır. Son tahlilde toplumun artan ekonomik gücünü demokratik siyasetin konusu olmaktan çıkarıp üzerinde iktidar gücü olarak tekel kurmayı, böylelikle artık-ürün ve değerlere el koymayı ifade eder. Devletle ilgili diğer her şey; mitoloji, felsefe, din, bilim, savaş ve siyasetler bu asli amaçla bağlantılıdır. Komünist devlet olunsa dahi sonuç değişmez. Devletle iktidar toplumda resmiyet kazanır. Meşruiyetini geliştirir."
İKTİDARLAŞAN BİLİM ÖZGÜRLÜĞÜNÜ KAYBEDER
"Pozitivist bilim anlayışıyla, diğer bir deyişle paradigmasıyla, geliştirilmek istenen toplumsal bilimler tamamen çıkmaz içinde kalmıştır." diyen Öcalan bilim adamının topluma karşı bir din adamı veya ahlakiyatçıdan daha az sorumlu olamayacağına vurgu yapıyor. Öcalan devamla şunları dile getiriyor; "Madem bilim; mitoloji, din ve felsefeye karşı daha yüksek bir anlam gücüdür, o halde neden kendi devrimini yapıp (17. yüzyıl) zaferi sağladığı halde, bu üstünlüğünü eşi görülmemiş savaş ve sömürü olgularına karşı gösteremedi? Bilimin iktidarlaşması buna neden olarak gösterilebilir. İktidarlaşan bilim özgürlüğünü kaybeder."
Bilimin bu kadar hızla iktidarla bütünleşmesinin ya bilim adına bir yenilgi, ya da bilim diye tanımlananın ciddi bir anlam sorunu olduğu şeklinde yorumlamak gerektiğini belirten Öcalan, "Bu sorunu pozitivizmle bağlantılandırmak istedim. Kendisi çok eleştirmesine rağmen, pozitivizmin din ve metafiziğin de gerisinde, en kaba materyalizmle iç içe bir din ve metafizik olduğu, pozitivist bilimler denen disiplinlerin sorumsuzluk düzeyinden açıkça ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bundan çıkarılması gerenken en önemli bir sonuç, bilimin yeniden bir anlam yorumuna şiddetle ihtiyaç duyduğudur. Bilimin yeni bir paradigmatik devrime ihtiyacı vardır" diyor.
Peki, o dönemi bir hatırlayalım, o dönemdeki örgütlerin gelişmişliğini göz önünde bulundurarak, özelikle PKK`yi ele alalım. PKK o dönemde bir örgüt değil ilk grup aşamasındaydı, nasıl olur da grup aşamasındaki bireylerin tek bir kişi tarafından yönlendirmesi, kararları yanlız bir kişi verebilir. Eğer çatışmalı dönemi PKK`ya mal edilmek istiyorsan, o zaman tüm yapıyı katman lazım, lazım ki ama bunu siz yapmıyorsunuz. İki çatışmalı dönemi ne zaman ve ne için çıktığını da yazmıyorsunuz. Kaldı ki çoğu çatışmaların ne için çıktığını hepimizin malumudur.
İşte yanıldığınız ve doğruları yazmadığınız ortaya çıkıyor. Bu yazılarınızla itibar kazanacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz…..
Genç bir kardeşimiz olduğun ve resmi ideolojiden aldıkların ile gerçeklik arasında bir travma yaşadığın anlaşılıyor. Abdullah Öcalan MİT'in havuz kuruluşlarında eğitilirken, suçladıkların Kürd ve Kürdistan için çoktan yola çıkmışlardı bile!
Ayrıca; bu makalede senin ifade ettiğin türden hiç kimseye "hakaret" söz konusu değildir. Makaleyi anlamadan, sana pompalanan kini kusuyorsun ve siz gençlere gerçekten yazık oluyor.
Vallah kafam karıştı
Herkes yaptıklarını yapmayanların söz hakkı olmadıklarını yazmış durmuş.
Ben şahsen Derinlere girmeden sağı solu karıştırmadan,Euzübillahimişşeyan ve apo deyip kenara çekilerek.Sayın
Süleyman Akkoyun kardeşimin Ak beraak temiz safi mert kalbiyle yazdıklarına aynen katılıyorum.
Gerisi bana göre fasa fiso.
Soru 1.Abdullah Ocalan TC'nin derin ve kadim apoletli burjuvazinin ufak bir tanesi ise,apolet sahibi bu sahislar Pkk'nin bu denli guclenmesini ve kurt halki uzerinde bu denli hakim rol almasini neden istedi?Sen birini guclendireceksin,Turkiye kurdlerinin basi konumuna getireceksin,daha net soylemle Turkiye'de yasayan milyonlarca Kurdun Aposu emmisi yapacaksin..Biraz daha derine inelim,bu adami kullaniyorsun,uzerinden degerli butun Kurd aydinlarina ulasiyorsun,bu aydinlar filizlenecek yeni fidanlari egitmeden bu aydinlari teker teker ortadan kaldiriyorsun.Bu sadece bir parcasi olsun konumuzun,daha da derin dusunelim..Bu derin gucler ve istihbarat irak'in bugunku halini onceden gormus ve PKK'yi guclendirerek Turkiye Kurdlerinin Barzani veya Talabani guclerine yakinlasmasini,sempati duymasini Apo kanali ile engelledigini mi dusunuyorsunuz?(Soru 2) Pkk ve diger Kurd orgut ve partiler ile catismasindan bunu mu cikarmamiz gerektigini soyluyorsunuz?Hadi bunuda cikardik soylemlerinizden..Teorileri birakalim simdi apolitik veya medya-gozlu insanlarin dusuncel dunyalarina gidelim simdi..Turkler icin PKK nedir? Bebek,ogretmen,doktor vs katili terorist isyancilar.Amaclari ulkeyi bolmek ve parcalamak..Kim var arkalarinda hemen hemen butun dis ulkeler,dis istihbaratlar vs..Hatta daha da iyi bilen turk arkadaslar asala'nin devami PKK dir diyecek kadar eminler kendilerinden :).Birde Kurd tarafinin gorusune bakalim,Apo bizim amcamiz,O'nun ve gerillalarimiz sayesinde dilimizi konusuyoruz,onlar kahraman..Ayaklarinda ayakkabi yok,yiyecek ekmekleri yok,yureklerindeki o guc dunyaya bedel.Ki,bilirsiniz bir gerilladan bahsederken Kurd bireylerinin gozleri parlar..Ben cok sahit oldum,mesela bir ornek vereyim..Benim buyuk babam bir Hz.Muhammed dendigi zaman birde Mahsun Korkmaz dendigi zaman ayaga kalkardi birden bire,cocuktum anlamazdim niye birden kalkiyor diye meraklanirdim,megerse sevdadanmis...Tamam kabul edelim bu derin guc planladi bunu,Apo'yu cikardi daga,eline silahi,koynuna Kesire'yi verdi.Binlerce insani,Kurdun Gerillasini,Turkun Mehmetcigine acimadi..Cunku amaclari vardi,bu mudur yani cikan sonuc?
Bakiniz dogru bilmek veya dogru soylemek erdemdir..Yalniz burada siyaset yapacaksaniz bazi seyleri atlamadan yapalim..Apo Kurdlerin yuz karasi olsun,ama sizde iyi bilirsiniz ki,Apo MARKA olmustur artik.Apo icin kendini yakan bedenler vardi yakalandigi zaman ki; bir baska ornegini daha gecenlerde Hindistan'in bolgesel basbakani Reddy oldu diye 70 kisinin intihar ettigi haberinde gordum..Apo yu seven milyonlar varken,Apo bir haindir demek neyin nesi?(soru 3) Tamam sizin icin dogru soylemek erdem,ama bence bu siyaset degil..Veya halki bilgilendiriyorum,gercekleri aktariyorum demek sadece sizi oldugunuz yerde saydiracaktir.Hatta daha da ileri gidecek bazi insanlar size HAIN diyeceklerdir,ve diyenleride hakaret edenleride goruyorum ne yazik ki!..O dir ki son sozlerim YAHU biz piyon olmadik mi yuzlerce yildir,adamlarin piyonuda Apo olsun,bizde beynimizi kullanalim alalim onlarin piyonu olan Apo'yu bizim Sahimiz yapalim..Gun gelsin oyunu kazanmak icin SAHi feda etmesinide bilelim.Siz daha oyunun ortasinda hile yapiyorsunuz siz dediniz,bu adamlar icin beraberlik yok..YA KAZANACAKLAR,YA DA KAZANACAKLAR..Bu yuzden oyun istiyorlarsa,yapiyorlarsa(KIrli,temiz..) bizde yapalim.Neyimiz eksik?Adamlarin piyonunu kaptik,KENDIMIZ SAH YAPTIK !!! Sevgiler,saygilar...
once ajan nedir bi onun tarifini yapalim.
ajan; 1 . bir devlet veya kuruluşun gizli amaçları için çalışan kimse, casus, dil avcısı, çaşıt.
2 . bir kimsenin, bir ortaklığın veya bir devletin bazı işlerini gören kimse, temsilci..
insanlik tarihinde ajanlik ne zaman uygulandi bunu bilemiyorum.
dunyamizin ilk sivilesme dunemi mitolojiye gure mezopotamyadir.
uluslasma yine bu topraklardan basladigi kanatina variyoruz.
avestaya ve tevrata baktigimizda misiyonerlere rastlamiyoruz.zorla inanc dayatma yok.
incile ve kurana baktigimizda dini yayma misiyonerlerin unem kazandigini guruyoruz.
incil romalilarin kontrolinde.kurana baktigimizda arap emevilerin kontrolinde.
roma yikilir.
bizansizlarin imparatoru yikilir.
ispanyollar portekizliler ingilizler latin amerikya kuzey amerikaya yayilir.
avrupada firansiz ingiliz dunemi baslar.tabi bunlari suylerken osmanli baslar osmanli yikilir.
dini goc yerine, emperyal kapitalizim dunemi baslar.
rus kominist devrimi yapilir.vs vs,
lale$.
babil.
kudus.
mekke.
tahran.
sam.
bagdat.
ninova.
roma.
ruha.
istanbul.diyarbekir.
dunemi kapanmis.
yerine.
lizbon.
madrid.
paris.
london.
moskova.
wahsinton.
dunemi baslamistir.
hala eskilerin sonunda yenilerin dunemini yasiyoruz,
19.yuz yilin yarisinda.
paris london ve moskowa dunyayi yeni bir savas taktigine yunlendirmistir.
birlesmis miletler cemiyeti 1950 lerde kurulur.1950 lerde yuz ulke sayis 60 yilda bu sayi 206 ya cikmistir.
dinancsal birliktenlik tarihe karismis.yerini bir dunem ideolojik birliktenlige birakmis isede bu basarisiz kaldi rusya kendi cografiyasinin disina pek acilamadan yikildi tarih oldu.
bizim ezddi kurdlerin musluman kurdlere suyledigi bir sey vardir.buna cok deger bicerim.
derlerki onlarda kurdce konusuyor.
onlarda kurdce konusuyor demelerinin altinda yatan manasini derin dusunmekte yarar var.
kani kanimdir demek degilmidir bu suylem.
alevi kurd,musluman kurde bu bizdendir demez,salt alevi ise bu bizdendir der,
musluman kurd.ezdi kurdu oldurmek cenete gitme dir derdi,(simdi bu yok oldu artik.)
alevi kurd ile musluman kurd evlilik baglari yok.
ezdi kurd ile evlilik baglari olsa bile din degistirmek zorunda kaliyor.
yani alevi ve ezdi kurd musluman olmak zorunda.
yoksa dinsiz kafir ne cenete gitme vadi nede cenete guturme vadi olmuyor,
size baska bir ornek vereyim.kurd sosyalistleri de tipki yukarida suyledigim musluman kurdlerden farksizdirlar.
devrimci olmayan bir kurd.ya ajan yada ilkel miliyetci isbirlikci ve hain ajandirlar.
halbuki miliyetci birisi kurd sosyalistlerin arasina girdimi.onlar gibi oldumu artik onlarin dinine gecmis gibi ve devrim de katkisi var sayiliyor.yani cenete guturecek cenete gidecek ezdi kurd gibi dini degistirip musluman olusuna bakan musluman kurd gibi.cenet gitme deretutsuzdur artik.
ben bir dersimliden sunu duydum.pkk kandilede cami acmis.
bir adiyamanli kurden de sunu duydum pkk musluman gerilalara namaz kilmayi yasaklamis.
alevi kurd.musluman kurd direniscilere ya iran ajani der yada turkiye ajani der.ornegin dersimliler seyh said isyanina sicak bakmazlardi.musluman kurdler dersim isyanina sicak bakmazlardi.
mele mustafa berzaniye bin kilif uydurdular.
alevi ve ezdi kurdler selahdini eyyubinin tarihini ne okur nede bilmek ister.
musluman kurd avesta hakinda bilgisizdir.bilmekde istemez.
dunyada ezdiligin ilk inanc olduguna ,avestanin ilk kitap oldugunu kabul etmez.4 kitabin hak oldugunu suyler ama besincisinin onun kitabi oldugunu kabul etmez,ezdi kurde gurede 5 kitap hak kitapdir,
5 lehce hak lehcedir.
selim curukkayaya ajan denildi.selim ajansa apo da ajandir.
kemal burkay ajansa apo da ajandir.
1990 larda apo dersimlilere kemalist devsirmesi diyordu.ve hatta pkk lilerin elinde bir kitap vardi ataturkun kisiligi hakinda idi o kitap.ingiliz ajani ve yunan asilli biri oldugu idia ediliyordu.
apo imralida ataturku anlamdik demesi uzerine aklima su geldi demek herseyi belirleyen goc.
ama pkk egitiminde ataturk bas dusmandir.
ataturke suyle degerlendirilir.
katil.
kuskuculuk.
komploculuk.
entrikacilik.
ortadoguda ingiliz ajani yakistirmalari yapilir.
parti ortaminda her hangi yanlis bir davranista kemalist kisilikle damgalanir idi.bana gure hala da uyledir.
ee nasil bu apo imralida biz ataturku anlamadik diyor.acaba biz hala tum milet olarak sendrommu yasiyoruz.iste kurd alevilerin chp hayranligi.
iste kurd muslumanlarin guzu icine baka baka camilerde kurdler tererustur diyen diyanet imami na ne demeli.orda onu dinleyen musluman kurdu nasil gurmeliyiz..
bana gure biz kurdler cok korkak ve tarhi bilgisinden yoksunuz.
bu unutulmamali.
vatan kanla alinir.bunun bilincine vardigimizda basaririz.gerisi din ideolojik catismadir.
bize ajansin.ajanlar hikayesini okumayin.
kimin can korkusu varsa ya ideolojik zirhina burunmus yada din kisvesi altina girmis.
ben kurdum.ne dinim ne de ideolojim vardir.kurdlugum vardir.hadi bakalim simdi dinciler ideolojiciler beni ajan ilan edin oldumu.
Yorum yaz