Türkiye Yeni Kimliğini Arıyor!
Türkiye Yeni Kimliğini Arıyor!
Türkiye; Filistin halkının meşru taleplerinin arkasına sığınıp “Din Kardeşliği”ni kullanarak İsrail ile yarattığı gerginliğin sebep olduğu kamplaşmadan yararlanmaya ve asıl amacını gizlemeye çalışmaktadır. Bu nedenle de “Gemi Baskını” gibi tekil bir olayı, esas amacını perdeleme görevi görsün diye özellikle ön plana çıkartmaktadır. Yaşanan gerginliği, hassasiyetleri ve duyguların kullanılmasını Türkiye’nin 2007 tarihinde başlattığı yeni stratejisinden soyutlayarak değerlendirmek yanıltıcı olur. Bu bağlamda, dünya gündemine oturtulmuş bu olayın Mazlum/Zalim ikilemine takılıp kalmadan, farklı bir bakış açısıyla değerlendirilmesinin daha verimli olacağı kanısındayım.
Türkiye Devletinin kuruluşundan bugüne dek bağımsız denebilecek bir Türk dış politikasının entelektüel ve kavramsal temelleri; AKP’nin eski Dış Politika Danışmanı ve yeni Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu tarafından ortaya konmuştur. Davutoğlu tarafından ortaya konan “Stratejik Derinlik” kavramı; Türkiye’nin özellikle dış politikasını çeşitlendirmeye gitmesi, Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya’yı da kapsayan bütün devletlerle ilişkilerini derinleştirmesi gereği üzerinde oturtulmuştur. Davutoğlu’nun Türk Dış politikasına kazandırdığı bu yeni stratejik anlayış, aynı zamanda devlet katında da kabul görmüştür. Bundan dolayıdır ki, Türkiye; tüm komşuları ile düşmanlık algılaması üzerinden sürdürdüğü gerginlik politikasını terk etmiştir. Bu politikadan kaynaklanan ve komşularının yanı sıra, Ortadoğu, Balkan ve Kafkasya devletleriyle geliştirmiş olduğu iyi ilişkilerden dolayı da, günümüzde Ankara’nın büyük güçlerin alışılagelen hegemonyasına karşı kırılganlığı (Kürd Sorunu hariç) azalmıştır.
Yeni ekonomik ve jeopolitik faktörler geçmişteki kapışmaların (Soğuk Savaş dönemi gibi) yerini alan yeni tarihi bir dönüşüme evirilmektedir. Türkiye jeopolitik/ekonomik seçeneklerini yeniden şekillendirmekte (Rusya/Yunanistan/Suriye/Irak örneklerinde olduğu gibi) eski “düşman” ülkeler artık Türkiye’ye ekonomik, siyasi ve askeri alanlarda bir ortak olarak önemli fırsatlar sunmaktadırlar.
Bundan dolayı da, Türkiye’nin gündemi artık İsrail/ABD’nin gündemiyle örtüşmemektedir. Wasington’un hoşuna gitse de, gitmese de Türkiye ve İran güvenlik/hükümranlık gibi konularda (Kürdistan coğrafyasının ortak paylaşımı/İsrail’in bölgede herkesi hiçe sayan serbestisi/bölge zenginliğinden aldıkları paylar vs.) vazgeçilemez ortak çıkarları olduğunu bilmektedirler. Bu olgular ABD/İsrail ile Türkiye/İran arasında gizlenen çıkar ayrışmasının önemli birer örnekleridir. Yani, yeni ekonomik ve jeopolitik faktörler temel alındığında, gelecek ne getirirse getirsin; o eski, öngörülebilir ve her konuda sadık Amerikan müttefiki Türkiye’nin tarihe karışmış olduğu artık kesindir. Bu bağlamda Türkiye, çoklu yerel (Kemalizm/Din/Etnisite) ve yabancı (ABD/AB) etkiler altında ciddi bir revizyondan geçtiği gibi, Türkiye’ye özgü yeni bir stratejik kimlik oluşturma sürecini de başlatmıştır.
Keza, Bölge/Dünya devletleri ile iyi ilişkiler, güçlü ordusu, genç nüfusu ve ekonomik olarak büyümenin yanı sıra, demokratik değişim ve dönüşümde ivme kazanan bir Türkiye, artık kabına sığmamakta, bölge pastasından daha fazla pay istemektedir. Bu bağlamda da dışarıya açılmak zorundadır.
Ortadoğu, Balkanlar ve Avrasya’dan ekonomik/politik olarak uzun bir dönem izole edilen Türkiye, Davutoğlu’nun öngörmüş olduğu “Stratejik Derinlik” politikası ile yeniden Ortadoğu siyasetinin önemli bir aktörü olmuş ve Türkiye tarafından iyi yönetilen bu süreç, aynı zamanda dünya çapında Türkiye’ye ayrı bir ağırlık ta kazandırmıştır. Bundan dolayıdır ki, Ankara kendi menfaatlerini giderek daha belirgin biçimde bağımsız terimlerle ve Wasington’un bölgeye ilişkin gündeminden ayrışır şekilde dillendirmektedir. ABD’nin sadık bir müttefiki olan Türkiye, bundan sonra sadakatini eskiden olduğu gibi rutin bir şekilde sürdürmeyecektir.
Kısacası, giderek daha bağımsız hale gelen bir Türk dış politikası, bugün Türkiye’de en güçlü dinamiktir. Bu güçlü iç dinamik; aynı zamanda yerel, bölgesel ve küresel olaylar/devletler tarafından da geniş ölçüde desteklenmektedir.
Türkiye’nin yanına İran ve Suriye’yi de alarak din eksenli İsrail ile sürtüşmesi ve bu sürtüşmede Filistin Sorunu’nu bir araç olarak kullanması olayı da bu perspektiften değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla, politik kimliği ağır basan İHH’nin (İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı) Gazze çıkartması(!), organizatörlüğünü Türkiye’nin yaptığı bir devletler operasyonudur. Her ne kadar haklı bir gerekçe ile yapılmış olsa da, bunun altında yatan temel neden; İran’ı kurtarmanın yanı sıra, Türkiye’nin bölge pazarından daha fazla pay kapma ve bölgede hükümranlığını pekiştirme güdüsüdür.
Türkiye ve İsrail arasında yaşanan tüm gerginlikler ve buna benzer olaylar, yukarıda ifade etmeye çalıştığım Yeni Türkiye resminin aksesuarlarıdır. Zira Kürd halkının tüm ulusal demokratik haklarını gasp eden, Kürdistan’ın Güneyinde kurulmuş olan Federal Kürdistan’a, hâlâ Kuzey Irak demekte ısrar eden bir devletten, Filistin halkının ulusal demokratik haklarının teslimine katkı sunması beklenemez!
Kürd politik çevreleri, Türkiye öncülüğünde gelişen İran ve Suriye’nin de içinde yer aldığı bu girişimin sonuçta Kürdlere yöneleceğini öngörmek ve ona göre tutum belirlemek durumundadırlar. Çünkü bölgesel çıkarları çatışan ve dönem dönem ilişkileri gerginleşen her üç sömürgeci ülkenin de çıkar çatışması yaşamadığı tek alan Kürdistan’dır...
09 Haziran 2010



Yorumlar (6 gönderildi):
Sizde yuttunuz ha?
Aslında türkçe yazı yazmamaya çoktan yemin etmiştim ama bildiğim diğer dillerin tam olarak anlaışlmayacağını bildigim için son bir defa bana zorla öğretilen bir barbar dille Israili, Kürtleri, Filistinlileri ve Türkleri yazacağım.
Awzer Torbali
Türkler kürtlerin herşeyine sözde anlamı yüklerler. Sözde kürt partisi, sözde kürt dili, sözde kürt kültürü, sözde kürdistan, sözde kürt parlamentosu, sözde kürt kongresi, sözde kürt müziği, sözde kürt liderler vs. Kürtlerin sözde kurumları son 30 yıldır Türkiye'nin kabuslu rüyası olmayı basardılar. Halbuki onlara göre sözde olan bir şey sözde kalır. Hiç bir anlam ve değer taşımaz. Onun için dikkate alınmaz. Bu sözdeler verdikleri mücadele ile şimdi özgürlüğe biraz daha yakınlar. şimdi gelelim Gaze'ye iki yüzlü türk hükümetinin öncülüğünde ve onların terörden damgalı yardım kuruluşu IHH'nın yalanlarına kanan bazı batılıların sözde yardım gemilerine. Israil devleti haklı bir şekilde bu gemilere yol vermedi. BM güvenlik konseyinde konuşan Türkiye'nin Osmanlı ruhlu dışişleri bakanı yarım yamalak ingilzcesiyle Israilin uluslararası hukuku çiğnediğini iddia ediyordu uluslararası hukuktan habersiz cahil. Gerekçesi ise gemilerin insani amaçlı olduğunu baska bir amaçlarının olmadığıydı. Ancak uluslararası hukuk okuyan bir öğrenci olarak uluslararası sularda bulunan ülkelere ait donanmalar şüphelendikleri gemileri durdurup kontrol etme hakkına sahipler. Silah, uyuşturucu gibi unsurlar bu hakkı ordu gemilerine tanıyor. Bundan sonra sanırım tahta kalaslar, demir borular, gemi mutfağına ait olmayan döner bıçakları, sapan lastikleride tehlikeli unsurlara dahil olacak. Bu son yaşananlardan sonra.
Aç kurtlar sofrasına düşmek
Ilk görüntülerden görme bozukluğu olmayan herkes çok açık bir şekilde görebiliyor. Israil boatları Mavi Marmara gemisine yaklaşıyorlar ve durmasını talep ediyorlar ancak cihad kafalı yolcular ve gemi kaptanı uyarıları dikkate almıyor. Hedef Gaze olunca cihad farzdır gemidekiler için. Önce boatlarda bulunan Israil askerlerine su sıkıyorlar. Sapan lastikleriyle İstanbuldan yükledikleri belli olan taşları atıyorlar. Sonra Israil ordusu helikopterle havadan komandoları indirmeye başlıyor. Ondan sonra kutsal cihad başlıyor gemidekiler için. Sopalar elde mevzileniyorlar. Yine Istanbulda yanlarına aldıklari tahta kalaslar, borular, demir sopalar, sapan lastikleri ve gemi mutfağına ait olmayan bıçaklarla helikopterden asağıya sarkan ipten kayan Israil komondolarının hedefe girmesini bekliyorlar. Sonra tahta kalaslar, borular, bicaklar, sandalyeler, demir sopalar konuşmaya başlıyor. Israilli komandolar barış aktivistlerinin arasına ineceklerini beklerken aç kurtlar sofrasına düsüyorlar. Can pazarı denilen durum söz konusu. Ya seni öldürecekler ya da sen onları elindeki silahlarla etkisiz hale getireceksin. Bu arada uluslararası hukuk saldırıya ugradığın anda kendini savunma hakkı da tanıyor. Eğer israil askerlerinin amacı adam öldürmek olsaydı. Kuzey Korenin Güney Kore gemisine yaptığını yapar kısa yoldan işi hallederdi. Ancak öyle değil. Gemidekiler Israili yok etmeye yeminli gericiler.
Israilli yetkililer olaydan sonrakı acçıklamalarında yardıma karşı olmadıklarını uluslararası Kızılhaç örgütütünün bu konuda öncülük yapmaya hazır olduğunu, ancak Türkiye'den gelen yardim gemilerinin birinci amaçlarının olay çıkarmak olduğunu kaydettiler. IHH başkanı Bülent Yıldırım'ın Istanbula döndükten sonra basına yaptığı açıklamalar Israilin ne kadar haklı olduğunu gözler önüne seriyor. Yıldırım gemiye inen komandoları fetih ruhuyla nasıl dayaktan geçirdiklerini, birini gemiden aşağıya attıklarını ve silahlarına el koyduklarını allandıra ballandıra anlatıyordu. Işte size türkün gerçek gücü.
Terörden damgalı bir kuruluş
Bu arada IHH denilen bu sözde yardim kuruluşu terörden damgalı bir kuruluştur. Bunu ben söylemiyorum. Türk devleti bu kurumun lideri Bülent Yıldırımı 1997 yılında cezaevine atti. Çeçenistan, Afganistan, Kashmir, Filistin ve diger gerici islamcı örgütlere yardim topladıkları adam gönderdikleri için. Bir gazeteci olarak bunları hala cok iyi hatırlıyorum. IHH 1992'de Almanya'da milli görüşçüler tarafından kuruldu. Islamcı partilerin 1990 li yillarin ortalarinda yükselise gesmesiyle merkezlerini Istanbula taşıdılar. O dönemler Refah ve Fazilet partili belediyelerden milyon dollarlar bu kurum aracılığıyla çenistana, Afganistana, Talibana, Filistine, Kashmire akıyordu. Büyüksehir belediyesi binalarında gerceklesen bu yardim kampanyalarının birinde bende bir gazeteci olarak bulundum. Ve o dönem Konya büyükşehir belediye başkanı Mustafa Özkafa'nın gururla Çeçen kardeşlerine bagğışladığı 2 bin alman markını iyi hatırlıyorum. Istanbuldan getirdikleri Çechen temsilci türkiyeli müslümanlar sayesinde yakında Rusya'yi darmadağın edeceklerini söylüyordu. Ve islam bayrağını dalgalandıracaklarını iddia ediyordu.
Yukarıda saydığım gerçekleri görenler şunlari bilecekler. 23 Ekim 2002'de Moskova'daki Tiyatroyu basan ve 130 suçsuz insanin ölümüne sebep olan terroristlerin parası IHH'dan. 1 Eylül 2004 Rusya'nın güneyinde bulunan kuzey osetya'daki Beslan'da bir okulu basıp binden fazla cocugu rehin alan ve 385 öğrencinin ölümüne sebep olan islamcı Çechen Terroristlerin kanlı parasıda IHH'dan. Daha bitmedi. 1999 yılında Los Angeles hava alaninda patlayan bombanında oraya ulasmasinda da IHH'nın kutsal yardımı vardı. 11 Eylül 2001'de New Yorktaki ikiz kuleler yerle bir edildiginde bunlarin parasi yine iş yapıyordu. 26 Kasim 2008'deki Mumbai'deki Otellere düzenlenen terorist saldırılardan, Londra metrosundaki bombalara kadar IHH'nin degerli yardimlari söz konusudur. Cünkü bunlarin gazeteleri, dergileri, televizyonlari Osama bin Ladini Nairobideki Amerikan elçiliğine düzenlenen saldırıdan sonra 'dünyayi titreten müthiş arap' diye övüyordu. Bunlardi Filistinle yardimlaşma dernekleri kuran, Afganistana ve Talibana adam gönderen. Pakistandaki Talibana kaynak saglayan. Irakta hergün onlarca insanı havaya uçuran teroristlerin arkasında olan. Taliban ve Al Kaide'nin batıya karşı cihad ilanından sonra IHH, islamci terroristlerin çoluk cocuk demeden kan akıttığı her yerde vardı. Kendisini uluslararası yardım kuruluşu gibi lanse eden bu kurumun Haiti deki depreme yardim gönderdiğini duydunuzmu? Chile'deki yardim kampanyasina katıldığını. Tsunami ile yerle bir olan güney Asya'ya yardım topladığını hiçbir gazetede okudunuzmu? Eğer CNN'den Jim Clancy veya Fox News'ten Glenn Beck'in IHH ve sözde Gaze yardim filosu ile ilgili programlarını izlediyseniz yukarıda saydıklarımın boş olmadığını göreceksiniz.
Yahudileri ve kürtleri tarihten silmeye yeminli
Bunlardır yahudileri yeryüzünden silmeye yeminli olanlar. Bu tüm araplarin, türklerin ve iranlilarin rüyasıdır. Onlara göre her yahudi askerdir ve ölmeyi hakkediyor. Kendilerinde Israili yok etme gücünü gördükleri gün bunu yapmaktan cekinmeyecekler. Humeyni'den Erbakana, Ahmedi Najad'tan Erdoğana ve Hamas yöneticilerine herkes islam dünyası tükürse Israili yok eder mantığını taşıyor. Bunu 1967'de denedileri ancak başaramadılar. Mısır lideri Nasır BM barış gücünü bölgeden çıkardı ve Israili ortadoğu coğrafyasında silmenin vaktidir dedi. Ancak Israil 6 günde Mısıra, Suriye'ye Lübnan'a, Ürdüne, Arabistan'a ve destekçilerine cehennemi yaşattı. Türkiye basbakani partisinin konya il başkanlığı açılışında Israilin PKK ile eşdeğer olduğunu her ikisinin kundaktaki cocuklari katlettiğini söyledi. Gazenin türkiye için büyük önem taşıdıgına değindi. Israil hii bir zaman kimseyi arap oldugu için öldürmedi. Israil hiç kimseyi sadece müslüman oldugu için öldürmedi. Aynısı PKK ve kürtler için geçerli. PKK tarihinde hiç kimseye türk oldugu icin saldırmadı, arap olduğu için kimseyi öldürmedi. Iranlı olduğu için kimseyi kurşuna dizmedi. Ama ya türkler, araplar ve iranlılar. Kürt olan herşeyin ırzına geçtiler. Kürtleri katliamdan gecirdiler. Siz Kudüs müftüsü Kamil el-Huseyni'yi nasıl bilirdiniz? Yada duydunuz mu böyle birisini? Israil devleti kurulmadan önce o vardı. Sizce niye Kudüs müftüsü Hitlerin en iyi arkadaşlarından biri olmayı hatta onun ordusunda birlik komutanı olmayı başardı. Niye bu adam 300 yahudi ailenin Bulgaristandan Filistine güçüne Hitler sayesinde engel oldu ve onların ölümüne sebep oldu?. O varken Israil yoktu. Ama Hitler vardı. Ve müslümanlar gibi onları yeryüzdünden silmeye yeminliydi. Kamil el-Huseyni Hitlerin yoldaşıydı. Can dostuydu. Hitlerle fotoğraf çekme şerefine sahip olan ender müslümanlardan biridir. Çünkü ikisinin ortak düsmanı yahudilerdi. Huseyni Hitlerin ordusuna katılarak hem komutan oldu yahudi öldürdü hemde yahudilerin ölü bedenlerinden nasil sabun yapıldıgını öğrendi. Bunu ülkesi Filistine döndüğünde uygulamaya koyacaktı. Ancak isler onun istedigi gibi olmadı.
Kürtler bunları unuttularmı acaba?
Iste Huseyni'nin zihniyetidir, Kürdistan cografyasını bastan sona kadar binlerce kez tecevüzden geçiren. Sormazlarmı adama önce kürdistanda yerle bir ettiğiniz 3 bin köyü yeniden inşa edin. Evsiz bıraktığınız milyonlarca kürde barınma imkanları sağlayin. Kürt köylerini uyguladığınız amborguyu kaldırın. (Ambargo dedimde. Siz hic köyünüze giderken türk askerleri tarafından duruduruldunuzmu? Aldığınız un'a, şekere, çay'a elbiselere el koydular mi? Bizim oralarda köylerden şehirlere giden tüm arabalar didik aranırdı. Ailenizde kaç kişi olduğunuz sorulurdu. Mesela bir gün bizim köyden birinin çocuklarına aldığı elbiselere el koyduklarını, aldığı bir cuval şekeri PKK gerillarına gidecek iddiasıyla elinden aldıklarını daha dün gibi hatirliyorum) Kürt diline, kültürüne baskıya son verin. Tecavüzcü kültürünüzden vazgeçin. Önce insan olmayi öğrenin ondan sonra başkalarına yardıma gidin. Bunlardır Hamas liderlerini saraylarda karşılayan kürtlerin liderleriyle görüşmeye yanaşmayan, sokak ortasında asagilayan, burunlarını ve bacaklarını kıran. Bunlardır, gelmişiyle, şimdiki halleriyle, gelecekleriyle kürtlerden nefret eden. Sahi siz hic düşündünüzmü niye bu araplar, türkler ve iranlılar kürtlerden nefret ediyorlar? Niye yüz yıllardır kürtleri öldürüyorlarda ha öldürüyorlar? Hangi arap ülkesi kürt taraftarıdır? Saddam kürt kizlarını arap barbarlarını sattığında niye kimseden gık çıkmamıştı. Filistilerin ülkesi ülkesi ülke, topragğı toprak, liderleri lider oluyorda kürtlerin niye olamıyor bunların gözünde. Sahi neden bunlar kürtleri hep allah düsmanları olarak görüyor. Kürtlerin allahla alıp veremediği ne varki? Iran hergün kürt genclerini idam sehpalarini cekiyor. Türkiye dağ taş demeden heryeri bombalıyor. Suriye den hergün beynine kurşun yiyen ancak intihar süsü verilen ölüm haberleri gelmiyor mu? Kürtler doğanın kutsallığına inandıkları için mi? Kürtleri kıyımdan geçirdikten sonra kürtlere zorla kabul ettirdikleri wicked dinlerinin geleceğinden korktuklari içinmi?
Ha bu arada unutuyordum. HPG'nin Iskenderundaki eylemini neden sözde PKK eylemi yapıyorlar? Neden hep kürtlerin özgürlüğü icin mücadele edenleri ya Ermeni, ya Yunan, ya da Yahudi olarak iısıtıp ısıtıp yiyorlar. Kürtlerin varlığı sözde oldugu için mi? Bunlar hala kürtlerin birinci dünya savaşı sonrasındaki gibi beceriksiz olduklarına mi inaniyorlar? Israilin sözde yardım gemilerine el koymasından birkac saat önce olması bunlari daha çok korkutuyor. PKK dağdan limana indi manşetleri bu korkunun diışa yansımasıdır. Ortadoğu uzmanı Gerold A. Honigman'a göre müslümanlar kürtleri yahudilerden farklı görmüyorlar. Israil güclü olduğu için başedemiyorlar. Kürtlere gelince ise gözünü kırpmadan tetiğe basıyorlar.
Barbar ruhluların pardon fetih ruhluların birince Gaze seferi hüsranla sonuçlandı. Ikincisi daha heyacanlı olacak gibi eğer göze alirlarsa tabiki. Iranın taş devri devrim muhafizları filoya eşlik edeceklerini şimdiden duyordu. Türkiyenin one minutelı başbakanıda ikinci bir deneme için filistinli kardeşlerine yardım götürecek filoya türk orudusuyla beraber eşlik edeceğini deklare etti. Bunlara karşılık Israilli general Uzi Dayan, gelecekleri varsa görecekleride vardır manasında eğer böyle bir durum söz konusu olursa bunu savaş sebebi sayacaklarını ve gelen gemileri vuracaklarını söyledi.
Ismail arkada$a bir not: IHH'nin "terorist" oldugunu Israil ve onun yanda$larindan ba$kasi dile getirmiyor. Bundan birkac sene once dortte biri cocuk olan 1400 ki$iyi Israil degil de IHH oldurdu herhalde! Tek sucu(!) Gazzede yokluga mahkum edilen milyonlarca insana gida yardimi goturen yardimseverlere cullanip 9 ki$iyi katleden Israil degil IHH, oyle mi? "Nasname'yi MOSSAD ajanlari basti" deyince kiziyor dostlarimiz, buyrun Ismail arkada$in yazdiklarina bakiniz, size MOSSAD ajanlarini hatirlatmiyor mu? "Herkes ayhi du$unmek zorunda mi?" sorusu sorulur, degil elbet ama herkes yalanci olmak zorunda mi? Yalancinin yazdiklarina sessiz olmak zorunda miyiz?
Öyle her farklı düşüneni türk işi, işinize gelmeyeni hükümet işi göstererek karalamayın. Bilenler çok iyi bilir ki ihh’nın gemi konvoyunun hükümetle falan bir ilgisi yok. Hatta hükümet baskın olayı olana kadar olayları yeterince izlemedi bile. Zaten ihh’da böyle bir talepte bulunmadı. Şimdi bunu baştan yanlış kurgulayıp, yok hükümet böyle bir plan yapıp israile kafa tutmaya çalıştı demek ihh’ya hakarettir. Hatta hükümet israilin bu salaklığı yapmasına çok ta bozuldu. Görmediniz mi bülent arınç’ın tavrını. Bu ihh başımıza ne işler açtı der gibiydi. Aksini düşünen bunu belgelemek zorundadır.
Kuru sıkı atılanlara dönecek olursak.
1- ihh terör örgütlerini besliyor demek. sadece utanın. Kendi topraklarını savunan, adına terör denen eylemleri ülkelerinin topraklarını işgal eden emperyalistlere karşı gerçekleştrien milletlere insani yardım götürmenin nesi yanlış. Yok bülent yıldırım tutuklanmışmış. Bu ülkede 28 şubat yaşanmadımı beyler. Ve bu darbe islamcılara karşı yapılmadı mı. Peki bu adamı neden bıraktılar o zaman.
2- israilin eylemi hukuka uygun demek. El insaf adamlar yola çıkarken yüzlerce defa açıkladı. Gemide silah yok. 32 milletten her dinden insan gemide. Bi akıllı sensin dimi. Uluslararası sularda içinden canlı yayın yapılan bir gemiye saldırma hakkını nerden alıyor bu devlet. Gazze denen bölge kısa süre önce israil hava kuvvetlerinin sahip olduğu bombaların yarısı kullanılarak yerle bir edilmiş, 1500 kişi ölmüş, inşaat malzemesi ve insani yardım girişi yok. Tam bir ambargo altında. Bizim mercedeslerle gezen bazı kürtler burası gazzeden beter ne işiniz var orda diyorlar. Kürtlerin insanca yaşama haklarını savunduğunu iddia eden bu kişiler iş başka milletlerin hakkını savunmaya geldiğinde alabildiğine de bencil oluyorlar. Tabi israilin hakları başka...
3- İhh kime yardım veriyor. İhh dünyanın 120 ülkesine fiiili olarak yardım yapıyor. Bunların bir çoğu da farklı dinlerden ülkeler. Haiti depreminde nerdeydiler diye soracağına aç medyaya bak. İhh haitiye ilk yardım ulaştıran kurumdu. Şunuda belirteyim ki ihh bu bölgede de yardım yapan bir kurum. Siz kürtleri kandırıyor bunlar satınalmaya çalışıyor deyip yardımları engellemeye kalksanızda ben yakinen biliyorum ki ihh bu bölgeye düzenli olarak gıda ve giyim gönderiyor.
4- İhh dan bahsederken kürt sorunu ile ajitasyon yapmak. Arkadaşım boşaltılan köylerin, faili meçhullerin vs. Sorumlusu bu kurum mu. Sapla samanı karıştırıp kurnazlığa gerek yok. İlla bir şeyler anlatacaksan bilfiğin konuları; açılım sürecinde tokattaki provakasyonu, eksikte olsa 12 eylül anayasasına karşı yeni anayasayı boykot edenleri, gemi ile aynı anda iskenderun saldırısını, köyleri boşaltılan ve terör tazminatı kapsamında milyarlarca liralar alıp devletle uzlaşan, çocuk yardımı, kömür, makarna vb. Vakıf yardımlarını alan ve sürekli sızlananları, önümüze ırkçı ve dindışı söylemlerden başka hiç bir çözüm ve program koymayıp, bizden olmayan haindir diyenleri, demokrasi deyip, lider sultasını savunanları ve barış deyip çocukların eline taş tutuşturup filistincilik oynatanları vb. anlat.
Lütfen herkes biliyorsa söylesin ibret alalım, bilmiyorsa sussun… İsrail kendine savunacak güce sahip merak etmeyin…
Türkiye'deki bütün güzel gelişmeler adeta buzun üzerinde yapılan evlere benziyor.
Buzda Türkiye'de bugün için mevcut olan 1980 ihtilalinin yaptığı anayasadır.
Ergenekon'cu BDP sadece aptal ve cahilleri kandırabilecek gerekçelerle işte bu anayasanın değişmemesi için diğer Ergenekoncu partilerle birlikte canla başla çalışıyor.
Güzel gelişmelerin kalıcı olmasının başlangıcıda AK Parti hükümetinin yaptığı yeni anayasa değişikliklerinin kabul edilmesiyle olacaktır.
Lütfen, Ergenekon güçlerinin her cepheden nasıl saldırıya geçtiklerini halkımıza anlatalım.
PKK'nin sahiplendiği bütün terör eylemlerinin de aslında ordunun içindeki Ergenekon güçleri tarafından yapıldığı ve/veya yaptırıldığını belgeleriyle öğreniyoruz.
Aydın birer Kürt olarak halkımızı aydınlatmada hepimizin tarihi sorumlulukları var.
Bu beklentilerle sağlık ve başarı dileklerimle.
Yorum yaz