Baykal/CHP Üzerinden AKP'ye Operasyon
BAYKAL/CHP ÜZERİNDEN AKP’YE OPERASYON YAPILIYOR!
Türkiye ve Kürdistan’da Resmi Tarih ve İdeoloji(ler)den arınmış özgür yaklaşım eksikliği aynı zamanda toplumsal değişim ve dönüşümleri tetikleyen veya frenleyen politik olayların/skandalların bilince çıkarılması açısından da engel oluşturmaktadır.
Türkiye’de yaşanan toplumsal değişim ve dönüşümlerin yanı sıra, en son patlak veren Baykal Operasyonu’nun karmaşık görünmesi ve bu durumun yanlış değerlendirmelere yol açmasının temel nedeni; değişimin görünmeyen, altta yatan ve yavaş yavaş ilerleyerek kendisini zorlayan toplumsal yasaların değerlendirmelerde hesaba katılmamasının yanı sıra, iç ve dış dinamiklerden kopuk ele alınmasıdır.
Yani hem toplumsal yasaların harekete geçirdiği iç dinamikler, hem de ekonomik/siyasal alanda dünyayı ve bölgeyi yeniden dizayn etme amacını güden dış dinamiklerin Türkiye’yi değişime zorladığı olgusunun algılanamamasından dolayı da toplumsal/politik olayların sadece sonuçları üzerinde odaklanır. Sorunları bilince çıkarabilmek çok önemlidir. Ancak, İnsan bunu olguların kaynağına inebilen ve ülkenin özgün koşullarının yanı sıra, bölgesel/küresel tüm faktörleri nesnellik süzgecinden geçirebilen bir yaklaşım ile olanaklı kılabilir.
Dolayısıyla, Baykal üzerinden uygulanmaya konulan operasyonun yarattığı/yaratabileceği toplumsal/politik sonuçların kime, ya da kimlere yaradığı veya yarayabileceği görülmese, sağlıklı bir değerlendirme de yapılamaz.
Topluma zorla dayatılan Resmi Tarih ve İdeoloji’sinin varlığını sürdürür kılmak amacıyla Türkiye’de örülen Direnç Odakları’nın tarihi arka planına; uluslar arası verili durum ve günümüzün demokratikleşme sürecinin ruhu da dikkate alınıp olay değerlendirilirse, söz konusu operasyonun arkasında kimin/kimlerin olabileceğini görmek kolaylaşacağı gibi, amaçlarını da öngörmeyi kolaylaştıracaktır.
Bu tespitlerden hareketle; son kullanma tarihi geçmiş başarısız bir muhalefet liderinin koltuğundan edilmesi ve yerine yıpranmamış, Asalak Medya tarafından topluma yutturulabilir devşirme başka birinin taşınmış olmasının AKP’ye ne yararı olur?
AKP demokratik değişimin uygun bir mimarı ve taşıyıcısı olmazsa da, bu süreçte pozitif bir rol oynadığı ve hâlâ da oynayabilme şansı olduğu somut bir gerçektir. Neden Türkiye’nin demokratik değişim ve dönüşümüne bloke etmek amacıyla Abdullah Öcalan’ın da içerisinde yer aldığı “derin” bir İttifak cephesinin oluşturulmuş olduğu ve buna uygun araçları yaratmak için de Baykal üzerinden AKP’ye karşı bir operasyonun startı verilmiş olduğu olasılığı üzerinde hiç durulmaz?
Ben; Baykal üzerinden AKP’ye, dolayısıyla Avrupa Birliği sürecine karşı yapılmış bir operasyon olduğuna inananlardanım. Keza, kısmi Anayasa değişikliklerinde daha da bir dışa vuran bu “Derin İttifak”; Anayasa değişiklik paketini referanduma götürmeyi engellemek ve AKP’yi erken bir seçime zorlayarak, tek başına hükümet olmaması üzerine kurgulanmış “derin” bir operasyon olduğunu düşünüyorum.
Dolayısıyla, bu operasyon da; tıpkı diğer Ergenekon operasyonları gibi, AKP'ye karşı yürütülen ideolojik, politik ve psikolojik harekâtın bir parçası olup, temelinde AB sürecini bloke etmeyi, AKP'yi tamamı ile sistem içine çekmeyi veya devre dışı bırakarak, çağdışı Kemalist statükoyu sürdürülebilir kılmak amacıyla tezgâhlanmıştır.
Gerisi detaydır!
Operasyonun muhtemel kurgusu şöyledir diye düşünüyorum:
a) Doğan Medyası Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP’yi topluma bir umut olarak sunacak,
b) Ergenekon türü çeteler de değişik toplum kesimlerindeki elemanları ile CHP’yi takviye edecek,
c) Uluslar arası sermaye ile rekabet edemeyen asalak sermaye kuruluşları her türlü desteği sunacak,
d) Kemalizm’den beslenen diğer küçük partiler de CHP’ye monte edilmeye çalışılacak,
e) Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliği paketindeki temel maddeleri (Anayasa Mahkemesi ve HSYK’ya ilişkin) iptal edecek ve referandum anlamsızlaştırılacak,
f) AKP içerisinde var olan Ergenekon üyeleri aktifleştirilip, parti erken bir seçime zorlanacak,
g) İmralı kanalıyla PKK’nin toplumsal gerginliği daha da tırmandırması sağlanacak,
h) Erken veya olağan Genel Seçimlerde Kemalist/Apoist ittifak sorunlu alanlarda paslaşarak, AKP’nin yeniden tek başına hükümet olması engellenmeye çalışılacaktır.
Baykal üzerinden AKP’ye yapılan bu operasyonunun arkasındaki Toplum/Siyaset Mühendisleri bunda başarılı olabilirler mi?
Sanmıyorum.
Zira;
a) Doğan Medyası tarafından estirilen CHP’deki değişim ve dönüşümün ideolojik/politik altyapısı yoktur ve yalanlar üzerinden bir kampanya yürütülmektedir,
b) CHP iç çatışma ve ayrışmalara gebedir,
c) AKP’yi aşağılara çekmek için, AKP’den daha çok özgürlükçü bir oluşum zorunludur ve statükocu CHP bu misyonu yüklenmeye uygun bir aday değildir/olamaz,
d) Uluslar arası verili duruma, tarihin engellenemez temposuna, Türkiye’nin demokratik değişim ve dönüşüm ruhuna hitap etmeyen hiçbir aksiyonun başarı şansı olmaz/olamaz.
Ezcümle; Dünya genel olarak değişiyor ve değişimin merkezine de yükselen değerler olarak demokrasi, insan hakları ve özgürlükleri koymuştur. Eğer bugün Türkiye'de demokrasi kör topal da olsa gelişiyorsa, bu durum dünyanın genel olarak değişiyor olmasından kaynaklanmaktadır.
AKP Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümünün uygun bir mimarı veya taşıyıcısı olmazsa da, bu süreçte pozitif bir rol oynadı/oynuyor.
Günümüzün toplumsal değişim ve dönüşümlerinde iç dinamiklerin tali plana düştüğü gerçeğinden hareketle, Türkiye’nin demokratik değişim ve dönüşümünde belirleyici olan ABD ve AB faktörüdür ve bu olguyla barışık olmayan aksiyonların başarı şansları olmaz/olamaz.
26 Mayıs 2010



Yorumlar (15 gönderildi):
Yalnız,
Bu süreçte MHP'nin rolüne de bir parça değinirsek resmi tamamlayabiliriz diye düşünüyorum.
Yakın zamanda jitem elemanlarından olan (dolayısıyla ergenekoncu) Hidayet Vahapoğlu ve Haberal'in oğlu Erkan Haberal Mhp yönetimine sokuldu. Dolayısıyla CHP'den önce MHP'ye de bir operasyon yapıldı. Dolayısıyla MHP de dikkatle takip edilmeli.
Tekrar elinize sağlık...
Bilal
Mevcut durumdaki tablo da "AYI" olunduğunu göruyorsunuzda...
adres olarak Kemalist/chp gösterildiğinde bilumum "Hayvanlar Alemi" olunduğunu niye görmuyorsunuz?
Degil mi ama?
Selamlar
Beyninize elinize sağlık.
Yazınızın başlığı zaten herşeyi özetliyor.
İlavelerim olacak.
AK Partiye karşı Ergenekon'un birde MHP silahı var. Etnik kışkırtmaları daha yaygın ve şiddetli hale getirebilirler.
Ergenekon güçleri bütün cephelerden yapacakları çalışmalarla halkı kandırarak referandumun yapılacağı tarih olan 12 eylülden bir gün öncesine kadar ''hayır'' oyunun fazla çıkıp çıkmayacağına bakacaklar. Eğer hayır oyunun fazla çıkacağına inanırlarsa ve referandumda da hayır çıkarsa
Anayasa Mahkemesiyle HSYK'nın üye sayısı ve yapısını düzenleyen yasa ile askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmalarını sağlayacak yasa değişiklikleri zaten kabul edilmemiş olacağından dolayı zaferlerini ilan edecekler.
Bu durumda Ergenekon Cumhuriyeti açık faşizme kayabilir. Şüphesiz bir Kürt soykırımı yapacaklardır.
Eğer referandumdan bir gün öncesinde evet oylarının fazla çıkacağını anlarlarsa bu kezde Anayasa Mahkemesi referandumdan önce yukarda bahsettiğim yasaları iptal ederek referandumu anlamsız hale getirmeyi düşünebilirler.
Anayasa Mahkemesi iptal kararını referandumda evet oyu çıktıktan sonra bile verebilir.
Bu durumda AK Partinin önünde zaten erken seçimden başka seçenek kalmıyor. Çünkü büyük oy ve milletvekili sayısıyla tekrar gelirlerse iç ve dış baskılarla Ergenekon güçlerine geri adım attırabilirler. Hem kapatılmayabilirler hem de Anayasayı bu kez yeniden kısmen veya tamamen değiştirmeyi düşünebilirler.
Kürt halkı ancak bu Anayasa değişiklikleri olursa sağlıklı düşünmeye ve çözüm üretmeye başlayabilir.
Bence çözümün yolu yeni Irak Anayasası'nın buraya adapte edilmiş halidir.
Sonuç olarak şimdilik Türkiye Kürdistanı'nın kaderi AK Partinin kaderi ile tamamen ilişkilidir.
Güncel sorun AK Parti içinde namuslu demokrat Kürtlerin sayısının ve etkinliklerinin artmasını sağlamak ve partiyi daha demokratik olmaya yani AB kriterlerine uymaya zorlamaktır.
Sağlık ve başarı dileklerimle.
Ancak CHP konusuna gelince ; ben 1977 seçimlerinde O dönem Rızgari tarafından yayınlanan "Sömürgeci Bujuva Partllerine oy verme hesap sor " broşüründeki görüşlere aynen katılmış ve o günden bu güne kadarda oy vermemiş biriyim. Hiç bir sömürgeci burjuva partisinede sempati beslemedim. Ancak Kılıçtaroğlu'nun bir Kürt-Alevi olması bende olumlu bir beklentiye yol açmıştı.
Fakat parti meclisine aldığı yeni isimlere baktığımda onunda devşirilmiş olduğu kanaatine vardım. Ben hiç kimseye sömürgeci bir partiyi adres olarak göstermedim. Göstereceğim adres Nuri Dersimi'nin gençliğe hitabesi olabilir. İsteyen buyursun .
Selamlar
Hak etmediğimiz sıfatlarla bizi nitelendirmekte ısrar eden okuyucularımızın işini kolaylaştırmak açısından da çok açık beyan ediyoruz ki;
AKP demokratik değişim ve dönüşümü açısından arzuladığımız duruşun uygun bir mimarı/taşıyıcısı olmazsa da, mevcut koşullarda ilerici bir misyon yüklenmiştir ve mutlaka desteklenmelidir.
Bu duruşumuzu; Kürd halkının ulusal demokratik hakları kapsamında AKP'ye abartılı bir misyon yüklemiş olduğumuz biçiminde algılamayın lütfen. Tercihimiz ulusal demokratik bir altenatiftir.
Ancak, verili koşullarda AKP'yi Kemalist statükoculuğa karşı devrimci bir konumda görüyoruz. Söylediklerimizin doğru veya yanlış olduğunu ise, tarihin yargısına bırakıyoruz!
Yazdıklarımızı izleyenler bilirler ki; sol gelenekten gelen hiç kimsenin cesaret dahi edemediği bir dönemde bile, kişisel hiç bir kaygı taşımadan söz konusu düşüncelerimizi dilendirmişiz. VE AKP'ye ilişkin düşüncelerimizin benzerini günümüzün Büyük(!) aydınları daha sonra söyleme cüretini göstermişlerdir!
Bir zamanlar deniliyordu ya; "Somut Koşulların Somut Tahlili" diye. İşte biz bundan hareketle süreci değerlendiriyor ve tavrımızı net olarak ortaya koyuyoruz. Bu net duruşumuzdan dolayı da arzuladığınız sıfatlar ile bize yüklenmekte özgürsünüz!
Ancak unutmayın ki; söylenen ve yazılanlar tarihe not ediliyor!
İletişim çağındayız. yarın sahip çıkamayacağı afaki söylemlemlerden kaçınmalıyızr diye düşünüyoruz.
Sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.
siz akp yi devrimci bulabilirsiniz ama akp yi devrimci bulmayanlari ergenekoncu veya kemalist olmakla itham edemezsiniz.
akp nin nesi devrimci dogrusu bunu cok merak ediyorum.
keske yazsaydiniz.
akp döneminde kac kürt cocuk üldürüldü?
iskence gördü, iceri atildi?
kac kürt siyasetci icerde?
iranla iliskiler?
kürtleri idam eden iran bas taci degil mi?
AKP avrupa birligi reformlarini rafa kaldirdi?
tek dil, tek millet diyen erdogan devrimcimi?
statükoya karsi cikmak adina akp yi devrimci görmeniz tam bir celiski.
van da kürt cocuk öldürüldü, 5 tanede yaralandi
akp den bir sey duydun mu?
filistin olsaydi hepsi israili kinayip cocuk katili ilan edeceklerdi.
siirte kürt cocuklarin irzina gecildi, erdogan medyayi haber yapti diye sucladi.
akp nin nesi devrimci dogrusu tam bir gizem.
kürt siyaseti yapiyorum diyen insanlardan bunlari okumak, duymak fevkalade üzücü.
ve kürtlerin bir hak sahibi olmamasinin en büyük nedenide bu naifliktir.
selamlar.
Kılıçtaroğ'lunun bu günkü fotosu 1999 lı yıllarda yaşanmiştı. ANAP+DSP+MHP koalisyonu ve Öcalan'ın tutuklanıp paketlenmesi. Siyasi bir gözle konuya bakıldığında bu koalisyonun ana amacı Kürdlere sahip çıkan Özal zihniyetini yok etmekti. Aynı olay bu gün AK Parti karşı bir ittifak olarak ortaya çıkmaktadır. Rehşan Ecevip MHP ve DSP ittifakının bir zamanlardaki baş mimarıdır. Kemal Kılıçtaroğlunun seçilmesi ise bir tesadüf değildir, çok ince dokunan bir senaryodur.
Amaç AK Partinin önünü kesmek, CHP+MHP koalisyonunu hayata geçirerek Kürdlere azda olan demokratik hakları rafa kaldırmaktır.
BDP bu koalisyona desteği ya CHP içerisinde kadro alarak veya dolaylı olarak katkı sunacağı.
BDP kürd tabanına söyle bir mesaj verecek''Öcalan'ı getirenler(idam cezasını kaldıranlar) ona af yolunu da açacaktır'' AK Partinin yapamadığını CHP+MHP koalisyonu yapacaktır. Bu senaryoya BDP tabanı ve kürdler ne kadar inandırıcı bulur(bulmuşlar saf kürdleri) önümüzdeki süreçlerde göreceğiz. Geçmişte yaşanan olayları çabuk unutanların bir daha hata yapmalarına izin verilmemelidir.
CHP+MHP+BDP ittifakının iki nedeni var, AK Partinin önünü kesmek ve en önemlisi ise,
Kürdlere tanınan bazı demokratik haklar yanı sıra Güney Kürdistandaki gelişmelerin önünü tıkamaktır..
Konu AKP veya BDP olayının çok üstünde olan bir konudur.
BTP'nin, Partilerin kapatılmasına oy verip vermemesini de geçici olarak önemsemeyebiliriz.
Ancak Kürd halkını ilgilendiren bir konu var. (Kürd halkı, Öcalan veya BDP demek değildir, bunlar kürd halkının birer parçasdır, bütünselİradesi değil.) Konuya daha değişik bir açıdan bakalım.
BDP ve ya benzer diğer oluşumlar, Kürd halkının iradesi olamamış, Öcalan ve arkasındakilerinin bir tercihidir, yani birileri atıyor ve Kürd halkı da mecburen onaylıyor. Birleri kalkıpta Türk parti liderleride aynı şeyi yapıyor diyebilirler. İşte burası önemli, Kürdlerin ne devleti nede siyasi iradesi var. Olsaydı dağlarda gerillanın ne işi olurdu. Demek ki, Türklerin siyasi anlayışı ile Kürdlerin siyasi anlayışı bu günkü şartlarda aynı olamaz. Partilerin kapatılması anayasa hükmü içerisinde yer alsaydı, BDP nin dışında bir çok Kürd partisi kulrulabilir ve tercihini Kürd halkı birisinden yana yapardı.
Ama şimdiki yasaya göre, TC.yetkisinin onayı ve ataması ön plandadır.
El vicdan 30 yıldır Kürdün kanı üzerinde seçilenleri halk mı seçti ! Öcalan mı?.
Demokrasiden bahsediyorsunuz ama demokrasinin canına okuyorsunuz.
Kürd siyasetinde iki yüzlülük olmamalı,
bu yasa onaylansaydı Kürd aydınlarının parti kurma şansları artardı. Ama Öcalan ve yandaşları asla Kürd aydınlarının önünün açılmasını istemez.
Meydanlarda aslan kesilenler! Kapalı kapılar arkasında el etek öpen farelerden farkları yok. Bu halka karşı biraz dürüst olun, olamıyorsanız bari susun..
Üzerinde durulması gereken Siyaset Biliminin getirdiği uluslar arası kurallara uymaktır.
Öcalan ve BDP si kafasını kuma gömmüş tüm şeyleri ortada, işine gelinde Kürd var, gelmeyince Kürdün canı cehenneme delirten siyasetlerine hangi akılsız inanır.
Bol keseden nara atmak ve halkın duygularıyla oynayıp duygu sömürüsünü yapanlar, kafalarınızı kumdan çıkarın ve değişen dünya ve siyasetine ayak uydurun ki, size saygı duyma gereğini bulayım..
Gerilla ve BDP nin tabanı bizim çocuklarımız ve kanımızdır. Sözümüz bunlara değil. Onları yanlış kullananlaradır.
ez lı destéte meçkıtım.
Ez kubané temé
tı çıka xoş nıvisaye.
Béré Apo hemikes KÜRDBUN.
Apo het,Em xebu bune GUR(KURT).
Ez duxasım tı zaf xeşit binivesi.Malame kürda xerabuye.
Kurbane teme binivisé.Keréme zahwin,
le belé wé ene rıyé té.
Xuda bıtérébe..
Çok önemli gördüğüm bir konuyu sizinle ve yayın kurulunun diğer değerli üyeleri ile paylaşmak istiyorum.
Lütfen diğer arkadaşlara da iletir misiniz? Teşekkürler.
Bilindiği gibi Türkiye Kürdistan’ı için çok çok önemli olan yeni anayasa değişiklikleri çok sıcak olarak gündemdedir.
Gündemin çok yakından takip edilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Nasname'nin Kürt Ergenekon’unun açığa çıkarılması gibi çok onurlu bir misyonu var.
Ergenekon'un çok cepheden bu anayasa değişikliklerinin kabul edilmemesi için müthiş çalıştıkları kuşkusuzdur.
Ergenekoncu Anayasa Mahkemesi de bu değişiklikleri iptal etmek için açıkça suç işlemeye hazırlanıyor. Yani gözü kara bir biçimde değişikliklerin en önemlilerini iptal ederek yapılacak referandumu boşa çıkarmaya çabalıyor.
Kürt Ergenekon’u da Ana Ergenekon'un ona verdiği görevleri kusursuz yerine getirmeye çalışıyor. Şöyleki:
Ana Ergenekon her zaman yaptığı gibi Kürdistan'da barbar biçimde insanlık ve savaş suçları işliyor.Yani Kürt'lerde Ergenekon güçlerine karşı nefretin artmasını hatta olabildiğince daha çok artmasını sağlıyor.
Kürt Ergenekon’u' da bu işlenen suçları bahane ederek acılı ve öfkeli Kürt'leri sanki onların savunucusuymuş gibi yanlarına çekiyor.
Kürt Ergenekon'u kandırdığı böyle bir kitleye neler yaptırmaz ki? Yaptırıyorlar da. Kendini bile yakan insanlara evrensel hukuktan doğan haklarını akıl ve bilim ışığında hukuki yollardan aramak dışında her şeyi yaptırıyorlar.
Şu anda Türk ve Kürt Ergenekon’unun amaçları çatışmaları arttırarak Kürt ve Türk ölülerini yani iki tarafta da nefreti ve şiddeti arttırmaktır.
Yapılacak anayasa değişikliklerinin bu şiddeti daha da arttıracağı korkusuyla kabul edilmemesini sağlamaya çalışıyorlar.
AK Parti hükümetinin ve Erdoğan'ın Kürt'lere karşı işlediği kusurları hatta suçlarını her aklı başındaki Kürt bilmektedir.
Bunların yukarıda yazdığım sıcak gelişmeler karşısında Dimyat pirinci gibi sık sık yazılması ne yazık ki tamda Ergenekon'un amaçlarına hizmet ettiği kuşkusuzdur.
Önerim:
a)Anayasa değişiklikleri ile ilgili tüm gelişmelerin çok sıcak takip edilmesi,
b)Bu konularda çıkan değerli yazıların gündeme sokulması,
c)Kürt Ergenekon’unun deşifre edildiği olayların açığa çıkarılması ,örneğin son İskenderun baskınıyla öldürülen askerlerin tam bir Türk-Kürt Ergenekon dayanışmasıyla öldürüldüğü anlaşıldığı için bunların detaylı yazılması,
d)Kürt Ergenekon’u tarafından halkı kandırmak için kullanılan bahanelerin açıklayıcı bir biçimde çürütülmesi ve halkın kazanılması için politikalar üretilmesi,
Nasname'den, onun değerli misyonundan beklenen faaliyetler olmalıdır.
Bu beklenti içinde sağlık ve başarı dileklerimle.
Yorum yaz