Anasayfa | Yazarlar | Süleyman Akkoyun | Turkish Media

Turkish Media

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

 

Abdi İpekçi suikastının tetikçisi Mehmet Ali Ağca’nın erken salıverilmesi ve Hakkari’nin Şemdinli İlçesinde 9 Kasım 2005’te meydana gelen olaylar sırasında, 1 kişinin ölümü, 3 kişinin de yaralanması nedeniyle tutuklanan Uzman Tanju Çavuş’un tahliyesi ile ilgili Türkiye ve Kürdistan’da işlenen iki siyasi cinayet ve faillerine karşı Türk Medyasının  takındığı farklı tutum ile ilgili güncel olması açısından değinmenin yerinde ve yararlı olacağını düşünüyorum.

 

Özel Harp Dairesi’nin 1978’li yılların tetikçilerinden, Mehmet Ali Ağca’nın cezaevinden erken salıverilmesi ile Türkiye’nin bir hukuk devleti olup olmadığına dair yapmacık tartışmalar, Türk Medyasının gündemine tekrar oturdu.Devlet kaynaklı bu tür olayların Medyada tartışılması bir yönüyle olumlu olmasına rağmen, asıl failleri kollama mantığının hala egemen olmaya devam etmesi, gelecek açısından kaygı vericidir.

 

Türk Medyasının Ağca’nın erken salıverilmesine karşı gösterdiği pozitif tavır ve olayın deşifrasyonunu sağlamadaki katkıları olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir olmakla birlikte, asıl failleri yani militer odakları deşifre edebilme cesaretini veya iradesini gösterememelerini de, Türkiye’de hala tabulara dokunamama refleksi olarak değerlendirmenin de muhattaplara haksızlık olamıyacağı kanısındayım.

 

Türk Medyasının Ağca’nın erken salıverilmesine gösterdiği pozitif duyarlılığı önemsediğimi ifade etmekle birlikte, Kürdleri pervasızca Cumhuriyet Savcısının gözü önünde Şemdinli merkezinde öldüren, Tanju Çavuş gibi katilleri yaratan militarist odakları kollayan tutumlarının sürekliliğini koruduğuna da tarih tanıklık ediyor.

 

Mehmet Ali Ağca, Yeşil, Tanju ve daha niceleri birer kukla ise, kuklacıları kimdir?

 

Kuklacıları devlet olmayan  kuklaların tek başlarına hiç bir anlam ifade etmediğini bilmeyen var mı? Susurluk kazası ile kamuoyuna yansıyan devlet kirliliği, buz dağının sadece görünen tepesidir. Şemdinli olayı ise katilleri belli olmayan tüm siyasi cinayetlerin bir tek adresinin olduğunu, bu adresin de Genelkurmay karargahından başka biryer olmadığını tarihe not düştü.

 

Türk Medyası; Özel Harp Dairesinin 1950’lerden günümüze dek militarist hegemonyasının sürekliliğini sağlamak amacıyla Türkiye ve Kürdistan’daki tüm “faili meçhul” cinayetlerin faili olduğunu, toplumsal olayları rayından saptırmak amacıyla yapılan tüm provakasyonel eylemlerin arkasındaki gücün de aynı güç olduğunun bilinmesine rağmen, devlet olanakları ile palazlanmanın esiri olan köşe yazarları da açık adresi Genelkurmay olan gücün üzerine gitmiyor veya daha farklı karanlık bağlantılarından dolayı olacak ki, olayları militarist gücün lehine saptırarak kamuoyunu yanıltıyorlar.

 

Çağdaş ülkelerde hukukta olası olmayan hesap yanlışlıkları, her ne hikmetse, 1977’lerden itibaren MHP’den transfer edilen katillerden Alattin Çakıcı, Haluk Kırcı , Mehmet Ali Ağca ve daha nice basına yansımayan faşist kuklalara uygulanıyor. Ağca’nın erken salıverilmesinin hesap yanlışlığı ile hiç bir ilgisi olmadığı biliniyor. Ağca ve benzerlerinin erken salıverilmeleri militarist egemenlerin tetikçilerini kollama ve Kürdkıran haraketinden transfer edilen itirafçı tetikçilerine güven verme operasyonuydu. AB süreci ile birlikte Türkiye’de dengelerin biraz sarsılmış olduğundan dolayı olacak ki, Ağca vakasında Medyanın kamuoyunun yaratılmasında büyük payı oldu. Bu toplumsal tepkiden dolayı da geri adım atmak zorunda kalındı ve Ağca tekrar cezaevine konuldu.

 

Türk Medyasının köşe taşları Alattin Çakıcı, Haluk Kırcı ve Mehmet Ali Ağce gibi devlet tetikçilerinin hesap yanlışlığından dolayı erken salıverilmiş olduklarına inanıyorlar mı ?

 

Elbette inanmıyorlar.

 

Ama söz konusu Silahlı Kuvvetler olunca akan sular durur.

 

9 Kasım 2005’te Şemdinli’de Umut Kitabevinin bombalanması olayı esnasında militarist katillerin suç üstü yakalanmaları, Türk ve Kürd kamuoylarının gündemine bomba gibi düşmüştü. Cumhuriyet Savcısının olay yerinde keşif yaptığı esnada, halk tarafından Tanju Çavuş olarak tanınan bir uzman çavuşun halkın üzerine ateş açtığına, bir kişinin ölümü ve üç kişinin de yaralanması eylemine tanıklık eden savcı, canını kurtarmak amacı ile olay yerini terk etmek zorunda kalmıştı. Suçüstü yakalanan militarist katil bombacı astsubay Ali Kaya için, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt’tan hiç gecikmeden “tanırım iyi çocuktur!” biçimindeki söylemi, katil Tanju Çavuş’un serbest bırakılmasında anlamını buldu.

 

Hakkari Ağır Ceza Mahkemesince tutuklu kaldığı süre gözönünde bulundurulan katil Uzman Tanju Çavuş “atılı suçun vasıf mahiyetinin ceza miktarı ve sabit ikametgahının bulunması” gerekçesiyle tahliyesini kararlaştırdı. Davanın ikinci duruşması 17 Mart 2006 tarihine ertelendi.Yani; bir Kürdü öldürmek ve üçünü de yaralamanın cezası bir ay tutuklu kalmaktır. İnsan yaşamının bu kadar ucuz olduğu ve demokrat geçineni bol olan Türkiye’den başka bir ülke tanıyormusunuz ? Türkiye’de katil bile olsa askeri cezaevinde tutmak kolay mı?

 

Ağca’nın erken salıverilmesine karşı takınılan olumlu tavır neden uzman Tanju Çavuş denen katilin, Hakkari Ağır Ceza Mahkemesince tahliye edilmesine karşı gösterilemedi dersiniz ? Genelkurmay Şemdinli’de suç üstü yakalanmıştı. Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın “ Tanırım iyi çocuktur “ biçimindeki demeci statükocu ve şoven Türk Medyası tarafından her zaman olduğu gibi doğru okundu. Katiller askerdi ve vatanın bölünmez bütünlüğü için bölücü Kürdleri öldürmüşlerdi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bu tür cinayetler olağan değilmiydi ?

 

Türk yazar ve çizerleri Abdi İpekçi suikastının tetikçisi Ağca’nın cezaevinden erken salıverilmesine karşı gösterdiği olumlu tepkiyi, neden faili asker olan Şemdinli olayında gösteremiyor? Başka bir değişle, Türk Medyası devletin Kürdistan’da işlediği cinayetlere karşı, neden Özel Harp Dairesinin legal bir kolu gibi haraket ediyor?

 

Özetlersem; Türk Medyası Türkiye koşullarına göre çok büyük ekonomik birikim ve çağın en ileri teknolojisine sahiptir. Devlet olanaklarının kendilerine hortumlanması ile palazlanan Medya, militarist egemen yapı tarafından rehin alınmıştır. Kürd ve Kürdistan sorunun çözümüne yönelik tutumları açısından statükocudur. Genelkurmayın bir birimi gibi hizmet vermektedir. Ve dolayısıyla ırkçı, şoven ve gericidir.

 

Türk Medyasının bu haliyle insanlık adına bile olsa, Kürd halkına sunabileceği olumlu hiç bir şeyleri yoktur. Kürdler; kendi ulusal Medyasını oluşturabildiği oranda statükocu Türk Medyasının halklarımızda yarattığı zihin kirliliğinden kurtarabilme olanağına kavuşabileceği gibi Mehmetçik Medyasının gerçek yüzünü de Türk ve Kürd kamuoylarına gösterebilme şansını yakalar.

 

Kürdlerde bunu başarabilme potansiyeli vardır ve umarım halkımız bunu da başarır.

 

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin
Puanlama
0