Anasayfa | Yazarlar | Süleyman Akkoyun | “Kılavuzu Karga Olanın Burnu Boktan Çıkmaz” (*)

“Kılavuzu Karga Olanın Burnu Boktan Çıkmaz” (*)

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

1966 yılında Urfa'dan Ankara'ya “Tapu ve Kadastro okumak” için giden Abdullah Öcalan, diğer Kürd Üniversite öğrencilerinden farklı olarak, aşırı sağ çevrelerin verdiği milliyetçi ve dinci konferansları takip eder. O yıllarda sola karşı hem politik bilinci yetkin unsurları yetiştirmek hem de militan devşirmek amacıyla kurulan ve MİT'in havuz oluşumlarından biri olan, Komünizmle Mücadele Dernekleri'nin müdavimi olur. Bu derneğin üyelerini ideolojik temelde eğiten Refik Korkut ve Necip Fazıl Kısakürek'in konferanslarını takip eder ve büyük ilgi duyar.

30 Mart 1972'de Kızıldere'de meydana gelen çatışmada vurulan Mahir Çayan ve arkadaşlarının militarist odaklar tarafından öldürülmelerini protesto amacıyla, Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde düzenlenen boykota katıldığı ve Doğu Perinçek’in kaleme aldığı “Şafak” adlı bildiriyi dağıttığı gerekçesiyle polis tarafından yakalanır. Mamak Askeri Cezaevi'nde yedi ay kalır. Bir subayın nezaretinde hücresinden alınarak komutanlığa götürülür! O günlerin ünlü savcısı Baki Tuğ, Öcalan’ın sağ kulvardan sol kulvara transfer edildiği bu süreci hep ”devlet sırrı” diye geçiştirir.

Türk sol hareketlerinin “sınıf savaşımı” adı altında Kemalizm'in bir versiyonu olmaktan öteye gidemediği bir dönemde Kemalizm etkisine girmeyen aynı zamanda da  Kürd Sorunu’nu ele alış tarzı itibariyle de geleneksel sol yapılardan farklı bir duruş sergileyen İbrahim Kaypakkaya Diyarbakır Zindanı’nda işkence ile Katledilir. Keza; Kürd hareketini kendi dinamikleri üzerine oturtmaya çalışan Dr.Şıvan da (Sait Kırmızıtoprak), sömürgeci istihbarat örgütlerinin yönlendirmesi ve kimi Kürdlerin de piyon olarak kullanıldığı çok yönlü bir komplo sonucu, iki arkadaşı ile birlikte Güney Kürdistan'da soydaşları eliyle öldürtülür.

Örnek olarak aldığım bu iki önder kadronun ortadan kaldırılmasından kısa bir süre sonra Abdullah Öcalan, ”Bağımsız, Demokratik, Sosyalist ve Birleşik Kürdistan” şiarı ile ajan provokatörlerin içinde kılına bile dokunulmadan çalışmasına göz yumulur. Devletin Öcalan’a farklı, İbrahim Kaypakkaya ve Dr.Şıvan'a farklı yaklaşması üzerinde durulması gereken çok önemli bir dönüm noktasıdır. Zira Devlet tarafından salıverilen Öcalan; daha sonra Pilot Necati Kaya ve Kesire Yıldırım ile takviye edilerek piyasaya sürülür ve Pilot'un kefili (!) olan Ağrı'lı Abdurahman Polat'ın ”Ya örgüt kurulur ya da altı ayda hepiniz imha olursunuz” demesi ile temelleri Ankara'da atılan PKK'nin; 1978 yılında Diyarbakır'ın Fis Köyü'nde kurulduğu ilanı yapılır.

Türkiye’de faşist MHP tetikçilerini devreye koyan Özel Harp Dairesi, Kürdistan'da da PKK'yi aktifleştirdi. MHP ve PKK tarafından tam hızla yaşama geçirilen terör olayları, 12 Eylül 1980 faşist askeri darbesine zemin yapıldı. Keza; Kürdistan'ın hemen hemen tüm illerinde sıkıyönetim olmasına rağmen terör olayları militarist odaklar tarafından önlenmez, tam aksine yaygınlaştırılır ve Öcalan'da somutlaşan Apoculuk ta Kürdistan'da terör estirir. Yazılı ve görsel medyada her gün haber konusu olan Abdullah Öcalan; 12 Eylül askeri darbesine zemin hazırlamak için terör olaylarını yaygınlaştırarak toplumsal bünyedeki tahribatları derinleştirmek göreviyle; Diyarbakır, Urfa ve Mardin illerinde cirit atar, ama kimse O’na dokunmaz!

Gelmekte olan askeri darbede bir kazaya uğramaması için de sözde MK üyesi arkadaşlarına bile haber vermeden Suriye'ye transfer olur.

1966-1972 yılları arasında Öcalan’ın nerelerden beslendiği, ne yaptığı ve kimlerle ilişkileri olduğu bilince çıkarılmadan, PKK ve türevlerinin sürdürdüğü kirli savaşı da anlamak güçtür.

Daha geniş bilgi için: http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/353.html 

Suriye’den çıkması dayatıldığı zaman Kürdistan’da gerillalarının başına geçmeye cesaret edemeyen Öcalan; birkaç ülke dolaştıktan sonra eve (!) döndü. Kürdistan dağlarında binlerle ifade edilen Gerillası olan bir komutanın (!) neden Gerillalarının başına geçmediği sorusuna hâlâ mantıklı bir yanıt verilmiş değildir! Kürdistan direniş tarihinde; Öcalan gibi Gerillasından korkan ve onlarla olmak istemeyen başka bir örnek gösterilemez.

Devletin lojistik katkılarıyla bir tabuya dönüştürülen Abdullah Öcalan, ABD tarafından Türkiye'ye teslim edildikten sonra, hem farklı istihbarat birimlerine verdiği ifadeleri, hem de İmralı Duruşmaları'ndaki onursuz duruşu ile PKK; ideolojik, stratejik, psikolojik ve ahlaki olarak dibe vurdu. Bundan dolayı da yüzlerce kadro örgüt saflarını terk etmiş ve halk tüm alanlarda Öcalan ve PKK'sinden büyük ölçüde desteğini geri çekmişti.

Ancak, Öcalan'ı besleyip büyüten mekanizmanın birer aparatları olan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur, Kayseri İl Jandarma Alay Komutanı Cemal Temizöz ile Mardin bölgesindeki tüm cinayetlerin mimarı Albay Hasan Atilla Uğur gibi Darbeci-Ergenekoncuların İmralı ile ilişkilerinden sonra, durum tekrar Öcalan'ın lehine çevrilerek PKK üzerinde hâkimiyet kurabilmesinin kanalları açıldı.

Abdullah Öcalan'ın uçakta çekilmiş pısırıklaşmış-zavallı görüntüleri televizyonlara servis edildiği dönemlerde; PKK yöneticilerinin (!), “Başkanımıza uyuşturucu verilmiştir, ne söylediğini bilmiyor ve onun söylediklerinin-söyleyeceklerinin PKK'yi bağlamayacağını” kendi televizyon ekranlarında kamuoyuna deklere ettiklerine herkes tanıklık etti! O gün bunu söyleyenlerin-düşünenlerin, bir hafta bile bu söylemin arkasında durmaya dayanmamaları ve bugün İmralı Karargâhından gelen her emre biat etmeleri-ettirilmiş olmaları (BDP) Barış ve Demokrasi Partisi’nin atanmış memurları açısından bir anlam ifade etmiyor mu?

Türkiye'nin 2005 yılında Avrupa Birliği ile müzakerelere başlamasıyla birlikte, PKK tekrar aktifleştirilerek, eylemler tırmandırıldı. Oysa, Öcalan; İmralı sürecinde, “Bir Halkı Savunmak” başlıklı ve Haziran 1999'da yaptığı ilk savunmasında; “Silah ile on Kürdistan kuracağımı bilsem dahi, bundan sonra bir kurşun sıkmam-sıktırmam”  demişti.

Daha geniş bilgi için: http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/5676.html 

Dün Meclis’te MHP, CHP ile aynı kulvarda yer alan ve kısmi de olsa demokrasinin önünü açacak değişiklikleri engelleyen BDP’nin tutumu kimi çevrelerce şaşkınlıkla karşılandı. Özellikle de 8.Maddenin BDP için hayati bir öneme sahip olmasına rağmen böyle davranması şaşırtıcı oldu.

BDP’nin bir Kürd partisi olduğu ve Kürdlerin insanca yaşaması için mücadele verdiği varsayımından hareket edenlerin bu duruma şaşırması doğaldır. Ancak; BDP’nin iradesini Öcalan’a teslim ettiği ve hiçbir konuda karar alma yetkisi ve iradesi olmadığı gerçeği dikkate alındığında yaşananların şaşırtıcı olmadığı, dahası misyonlarının gereğini yerine getirdikleri çok rahat görülür. BDP’nin tavrını anlamak için onların iradesini elinde bulunduran Öcalan’ın misyonunu çok iyi bilmek gerekiyor. Öcalan piyasaya sürüldüğü ilk günden bu güne kadar Kemalist Sistemin bir piyonu olarak üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Anayasa değişiklikleri sırasında BDP’ye verdiği talimatla Öcalan, tutarlı davranarak sistemin zarar görmesine engel oldu. Bunda da şaşılacak bir şey yoktur.

Ezcümle; PKK'nin Ergenekon türü derin yapılanmaların lojistik katkılarıyla yakalamış olduğu yanılsamalı güç, ne yazık ki toplumda akıl tutulmasına da neden olmuştur. Kürd Sorunu'nun sağlam temeller üzerinde gelişmesinin önünü almak için bir provokasyon aracı olarak devreye sokulan Öcalan-PKK handikabı sorgulanmadan, barışçıl bir ortamın oluşması-oluşturulması çok güçtür. Zira tarihi hafıza biraz kurcalanırsa, Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümünün bloke edilmesinde fonksiyonel olan PKK'nin, 12 Eylül 1980 Faşist Askeri Darbe'sine de koşulların oluşturulmasında birinci derecede rol aldığı da görülecektir. Dolayısıyla, PKK'nin Kürd halkı adına mücadele verdiği iddiası ile Öcalan'a biçilen tanrısal misyon ve BDT’nin Kürdlerin çıkarlarını temsil ettiği savı tarihi ve sosyolojik olgularla sınandığı zaman, bunun bir yanılsamadan başka bir anlam ifade etmediği görülecektir.

Yukarıda kısaca değindiğimiz handikaplara rağmen hâlâ Abdullah  Öcalan’a biat edenlerin konumunu en güzel ifade eden deyim; “Kılavuzu Karga Olanın Burnu Boktan Çıkmaz” Atasözüdür.

4 Mayıs 2010

(*) Atasözü

Suleymanakkoyun@hotmail.com


Yorumlar (24 gönderildi):

kurdewar .. 04 May, 2010 11:19:13
avatar
Öcalanın bir misyonu yerine getirdiğinden kuşku yok. Kürtlere düşen onun bu ilişkilerini deşifre etmektir. Kürt halkı bu tuzağı göremediği sürece çok daha ağır bedeller ödemekle karşı karşıya kalacak ne yazik ki. Şimdi eskiden bu örgüt içinde kalıp kirli ilişkilere şahit kişilerin cesaretle ortaya çıkıp konuşma zamanıdır diye düşünüyorum.
öğütçü .. 05 May, 2010 12:19:03
avatar
Yazarı tebrik ediyorum, noktasına kadar hüvesi hüvesine dogru tesbitler, kürdler; öcalandan ve bdp den mücadeleyi devr almalı bağınsız ve bağlantısız haraket etmelidir.
Cevdet Akbay .. 05 May, 2010 01:15:30
avatar
Süleyman Hocam, elinize, zihninize sağlık. Çok önemli konulara parmak basmışsınız.

Bu gibi gerçeklere karşı Apocu'lara Şöyle bir tekerleme ezberletilmiş: "Madem böyle, neden milyonlarca insan Öcalan’ın peşinden gidiyor?" Akıllarınca her şeyi Öcalan’ın mahareti gösteriyorlar.
Apocuların bu saf çıkışına Cevdet Akbay'ın "Patates teorisi" ile cevap vermek icap ediyor :)) Teorim kısaca şudur: Eğer bütün sebzeleri yasaklayıp sadece patatesi serbest bırakırsanız patatese alerjisi olan hariç herkes "Patatesçi" olur. Herkesin patates müptelası olması elbette ki patatesin kerametinden değildir. Şimdi de milyonların Öcalancı olması Öcalan’ın kerametinden değil, onu piyasaya suren derin devletin entrikasındandır.
Devlet, Kürdistan’daki legal, şiddet dışı yapılanmaları ya bastırdı ya da Öcalan’a imha ettirdi. Geriye bir kendisi kalınca medya aracılığıyla şişirdiler. Kirli entrikadan bihaber olan Kürdler de bütün bunu Öcalan’ın mahareti sanıyorlar. Bir görev biçtiler, o da görevi başarıyla yaptı/yapıyor. Hayati tehlikeye girince de "dayıları" tehlikeli olmaya başlayan Bekaa Karargahı’ndan alıp yaklaşık 1000 askerle güvenliği sağlanan İmralı Karargahı’na yerleştirdiler. PKK Türkiye’nin bir numaralı düşmanı(!) ama Öcalan bu düşmanı(!) sorunsuz olarak İmralı’dan yönetebiliyor.
Apocuların bunu Öcalan’ın cesaretine veriyorlar. Dayılarına teslim olduğunda bir fiske dahi yemeden klasörler dolusu itirafta bulunan (basbayağı itirafçı olan), dayılarına gelirken uçakta “Türkiye'ye dönünce hizmet edeceğim. Fırsat verirseniz, hizmet ederim... Bir hizmet imkanım varsa, ben inanıyorum vardır, daha üst düzeydekilere de bildirirsek, ben hizmeti seve seve ederim. Ben hizmet edeceğim. Çok iyi edeceğim... Türkiye'yi seviyorum. Ve Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Gerçekten iyi hizmetlere yapacağıma inanıyorum.” diyecek kadar korkak olan birisi Genelkurmay'a kafa tutarak PKK'yi yönetemez, ancak emirle böyle bir hizmet edebilir.
Zaten dayılarına gelme serüveninin Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun Genelkurmay Başkanı olduğu donemin Kara Kuvvetleri Komutanı Atilla Ateş'in 16 Eylül 1998'de Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde Suriye'ye kükremesi(!) ile başladığını biliyoruz. Tabi burada şu kritik soruyu sormak lazım, Genelkurmay Öcalan’ın Suriye'de olduğunu yeni mi öğrenmişti? Neden 16 Eylül 1984'te, yani PKK'nin 15 Ağustos 1984'te Şemdinli ve Eruh'ta gerçekleştirdiği saldırıdan sonra değil de 14 yıl sonra kükrediler? O zaman kükreselerdi Suriye direnebilir miydi? Kesinlikle direnemezdi, Öcalan’ı gene sınır dışı etmek zorunda kalacaktı. Ama Genelkurmay Öcalan’ı özellikle şişirmek için onu Suriye'de tuttu.
Ne zaman ki güvenliği tehlikeye girdi, Encümen-i Daniş (Ergenekon'un dedeleri) elemanı Hüseyin Kıvrıkoğlu tarafından özel bir operasyonla Türkiye’ye getirildi. Birkaç hafta önce Öcalan’ın Kıvrıkoğlu'na dizdiği methiyeleri bu açıdan okumakta fayda var (2003-2004'te, Emin Çölaşan’la bir olup Genelkurmay eski Başkanı Hilmi Özkök'e saldırıyordu Öcalan).
Öcalan’ın hücresine General falan değil, bir onbaşı gönderin "Abdullah, rahatını bozarız" diye bir tehdit etsinler, bakalım nasıl da dut yemiş bülbüle döner! Öcalan’ı tepe tepe kullanıyorlar. O da tepe tepe kullanılmaktan zevk alıyor anlaşılan.

Kerim Söleymanoğlu .. 05 May, 2010 04:10:26
avatar
her açıklamayı,her şikayeti olay çıkartmaya bahane arayan apoculara inat antiapocular sokaklara dağılıp seslerini çıkartmadıktan sonra bu durum böyle daha yıllarca devam eder.Sürü psıkolojisi bu durumlarda ortaya çıkıyor zaten.
apo lehine yapılan her gösteride çoğunluğa uyulup yollara akıyor millet.
Bir kaç kez anti apocular yollara dökülürse millet silkinip kendine gelecektir.
En başta sancılı geçer ama gün gelir neyin ne olduğu ortaya çıkar.
Mahalle baskısı denen şeyin en etkili olduğu yer güneydoğu anadolu bölgesidir.pkk korkusu insanların içine işlemiş.Ne kadar yazarsanız yazın okuyarak atamaz bu korkuyu o millet.
Akp ve Erdoğanın Ergenekona karşı gösterdiği cesaretin yarısını gösterebilseler ne apo kalır ne pkk ne de BDP.
Huseyin Cetin .. 05 May, 2010 04:46:12
avatar
Oncelikle yazari kutlarim. Aynen arkadasinda dedigi gibi cok onemli konulara deyinmis. Bende kendi teorimle yaklasicak olursam Koyun olanin cobani cok olurmus hesabiyla yaklasicam. Ben yillardir bu gercekleri Apocucu takilan arkadaslara anlatmaktan yoruldum. Arkadaslar iyiler hoslar ama kendilerini o kadar kaptirmislarki onder dedikleri sahiza. Insallah Aponun da gercek yuzunu birgun gorurlerde artik kurtlugun ayri apoculugun ayri oldugunu insallah anlarlar dileyigi ile esenlikler..
.. 05 May, 2010 05:45:07
avatar
vallahi ne sizi nede apoyu anlamış degiliz kime inanacaz? şaşırdık kaldık dogu perinceki anladık kemalistin allahı aponun kankası da peki ya sizin yaptıgınızın siyasetin.yazarlıgın yada akp.yi desteklemnin. kürtlere ne gibi bi getirisi olacak? biz bunu bin seneden beri yapmıyoruz zaten.sizce kürt hareketi nasıl olamlı?size nasıl guvenelim
welat44 .. 05 May, 2010 05:51:25
avatar
yazan arkadasi candan kutluyorum. cevdet arkadasa katiliyorum.bir gün olur kürdistan kurulursa pkkde secime katilirsa baraji asamiyaca kesin.tahminim kürtler pkkyi kesin yasaklarlar. bizim fasist partimiz olarak.
Muzaffer Saglam .. 05 May, 2010 03:32:13
avatar
Braye aziz û delal Suleyman Akkoyun inanin'ki PKK'nin imrali'da derin-devletin gudumunde'ki Ocalan hakkinda o kadar guzel bir anlatim'da bulunmussun'ki, ben buna dahada fazlaca eklemekte bir sey bulamiyorum.
Yalniz burada degerli okurlarin ve de yorumcularin izniyle ben bununla ilgili bazi seyleri daha eklemekte yarar goruyorum. Eger kuzey Kurdistan'da ki ulusal mucadelenin o meshur 70'li yillarini birazcik'da olsa
hatirlayanlar varsa o zaman birazcik'da o 70'li yillara bakmakta yarar vardir kanisindayim. Yalniz bu mucadale'nin benim kanaatime gore en yaygin ve de aktif oldugu yer Turkiyenin metropolu baskent Ankara idi. Tabiki buna Kurdistan'in o zamanki farkli degisik illerini ve de Turkiye'nin de baska bazi metropollerini'de buna eklemekte yarar vardir kanisindayim. Cunki ben kendim'de anatoliya-navinin bir gocer Kurdi olarak ulusal mucadelenin bilincine ve de uyanmasina o yillarda Ankara'da bizim hemen-hemen Kurd yurtsever, ilerici-devrimcilerin hepsinin birlikte yer almis olduklari bir Kurd orgutu olan DDKD'de gozlerimi actim, uyandim, ulusal bilincime yavas-yavas vararak, halkimin ve de ulkem Kurdisatan'in ozgurlugu icin onurlu bir mucadelenin uicinde yer alacagima namusum ve de serefim uzerine yemin etttim ve mucadeleye'de aktif bir sekilde baslamis oldum. Yalniz burada okurlar ve de yorumcularin sunu bilgilenmeleri icin aciklamakta yarar goruyorum, bu dedigim DDKD orgutu siyasi dusunce olarak herhangi bir partiye veya kisilerin siyasi dusuncesine bagli olan bir Kurd orgutu degildi. Diye bilirim'ki bizim butun Kurd yurtseverleri bunun icinde yer aliyorlardi. daha sonra bu dernek Ankara emniyeti tarafin'dan 1975 yilin'da kapatildi, daha sonra ayni adla baska bir dernek kuruldu, yalniz o dernek artik farkli bir siyasi dusunceyi asavunankisilwerin bir araya gelmis olduklari bir Kurd dernegiydi. Cunki bu 75'lerde ki DDKD kapatildik'dan sonra bizim yurtsever, ilerici olan Kurdler farkli siyasi dusuncelere ayrildilar, dolaysiylada her grup kendi dusunceleri dogrultusunda bir kitle orgutu kurdular ve siyasi mucadelelerine o dernegin icinde gecirdiler. Bende ayni siyasi dusunceyi birlikte tasidigim bazi Kurd devrimcileri, yurtseverleri ile birlikte DHKD adin'da bir dernek kurduk bu bu dernegin icinde aktif bir sekilde halkim ve de ulkem Kurdistan icin mucadele saflarina katilmis oldum.
Burada biraz once bahsetmis oldugum bizim Kurd dernegi yani o 75'li DDKD icinde PKK'nin seroku ve de ona bagli olarak PKK'nin icinde calisamalar yapmis olan hic bir kimse o Kurd dernegi'nin icinde yer almamistir.Yani ne Ocalan, ne Cemil Bayik, ne Mustafa Karasu, ne Ali Haydar Kaytan, ne Duran Kalkan, zaten Murat karayilan o yillar'da Tuirkiye-Suriye sinir hattin'da kacakcilik isleriyle ugrasiyormus. Dolaysiyla su anda Qandilde PKK'nin basinda bulunan hic kimse o Kurd derneginin calismalarinin icinde yer almamislardir.
Ben kendim o 70'li yillarin bir tanigi oldugum icin sunu soylemekte'de yarar goruyorum. Gercekten o 70'li yillarda Kurdistan mucadelesi oylesine gelimisti'ki, her dernegin ayni zaman'da da ilegal olarak calisma yaptigi siyasi bir partisi, orgutu vardi. Iste Kurdistan mucadelesi o yillarda diye bilirim'ki Kurdistan'in her tarafini sarmisti. Cunki o yillarda'ki orgutler, dernekler vs. ayni zaman'da da karsilikli olarak siyasi guc ve eylem birlikleri yapiyorlardi. Halkimiz o yillarda buyuk bir uyanis bilincine ulasmisti. Fakat ne yazik'ki bu ulusal gelisme ve de mucadele o yillar'da derin-devlet'de buyuk bir korku ve de panik yaratmisti. Iste derin-devlet o yillarda'ki gelisen Kurd ulusal mucadelesini baltalamak, onunu kesmek icin kendi denetimin'de kimi kisilere, orgutlere ihtiyaci vardi'ki, bu gelismekte olan ulusal mucadelenin onunu boylecene kesmek ve de baltalamak istiyordu. Iste buna dayali olarak o 70'li yillarin son larina dogru oncelikle kendilerine Apocular, ulusalcilar denen bir grup ortaya cikmisti, onlar yavas, yavas hem Kurdistan bolgesin'de ve hemde bizim degisik Kurd orgutlerinin aktif oldugu Turk metropollerin'de guclenmege calisiyorlardi. Ama onlarin esas amaci oncelikle bizim gelismekte olan degisik Kurd siyasi gruplarina ve bagli olarak'da Kurdistan'in degisik birimlerinde boy gostermis olan degisik Turk sol gruplarina saldirmakti. cunki inanin'ki derin-devlet bu korkudan kurtulmak ve de siyrilmak icin boylesi bir program yapmisti. Iste bu gorevi'de o zaman oncelikle Apocular-ulusalcilar, daha sonnrada PKK derin-devletin kendilerine vermis oldugu gorevi boylecene yerine getirmis oldular, hem bizim degisik Kurd siyasi Kurd gruplarina ve hemde degisik Turk sol gruplarina cok acimasizca, hunharca saldirarak yuzlerce, binlerce insani katletmis oldu. Cunki derin-devletin rahat ede bilmesi icin gelismekte olan bu ulusal mucadeleyi bastirmak istiyordu, ve boylecene de bu planini o yillarda yerine getirmis oldu, simdi de bunun devamini'da imralida yerine getirmektedir. Haydi darisi halkimizin basina.
selman .. 05 May, 2010 04:34:39
avatar
bu yazarın ajan mit çi olmadığını nereden biliyoruz sakın aponun adını ağzınıza almayın onun adını kirletiyorsunuz acaba bu yazar tam bağımsın kürdistan için ne yapmış amacı devlet ideolojisine hizmet etmektir herhalde
gernas oldar .. 05 May, 2010 04:40:03
avatar
Öncelikle selam..
Güzel bir tespi/analiz..
Yalnız üsteki fotoğrafta şeref ve izzetlice direnen şehid Hüseyin Welioğlu'nun koymuşsunuz..
O ne Hakkı ne de Halkını sattı..
Kürdistan toprağından yetişmiş bir gül olup yüzbinlerceye ilham ve esin kaynağı oldu..
Halkı ve dini için de gerektiiğinde şereflice canını malını Allah'a satmayı da bildi..
Korkaklık ve alçaklık bazılarının karekteri olmuştur..
Lakin Hüseyin mirasıyla gençliğe onurlu ve şerefli bir yol bıraktı..
O bazıları gibi halkını kendine feda etmedi..bilaki kendini halkına feda etti
Onun için lütfen aziz şehidimizin kanına saygı duyun..ve onu alçak korkak ve zelil olmuş hakirlerin yanyana getirmeyin..
selam ve sevgi ile...
halil öztunç .. 05 May, 2010 07:03:58
avatar
anladık anlamıştık anlatıyorduk ama herkes uyku modunda olduğu için hidayet sahipleri dışında nadir kürt anladı bizi tebikler güzel yazı güzel tesbitler yanlız resimde şehid rehberin olması dikkat çekici hiçbir alakası bile yok konuyla neden koydunuz oraya yoksa kimilerinin gerçekleriyle kimilerini kirletmek mi hedefiniz yada kendi görüşünüzü ifade etmek başka liderleride kınamak aynı masaya dahil etmekten geçiyor şehit rehberin ne resmi nede gizli hiçbir görüntü dosya evrakı yoktur ergenekoncularla bunu afrikadaki bufalolar bile biliyor siz gidin oresmin yerine doğu perinçekin apoya çiçek verdiği resmi koyun daha güzel olur sizi şiddetle kınıyorum
Dr. Ali GUN .. 05 May, 2010 07:21:30
avatar
Sayin Akkoyun,

Beyninize, elinize saglik. İlavelerim olacak:
1- Turk Devletinde Emniyetin,MIT'in,Ordunun ve bazi kurumlarin sinavsiz olarak istediklerini ''gorulen luzum uzerine'' diyip istedikleri okula veya fakulteye kaydettirebildiklerini duymustum. Yani Ocalan'in Tapu Kadastro lisesinden tutup hemen Istanbul Hukuk Fakultesine oradanda Ankara Siyasal Bilgiler Fakultesine girisleri birer Ergenekon projesi olabilir. Bu okullardaki Ocalan'in kayit belgelerine bakilmali. Yani Universiteye giris sinavi kazandi belgeleri var mi diye. Bu bile herseyi aciklar. Gerci bu belgeyi de verebilirler. Yine de bu konuda lutfen sizde arastirma yapilmasi icin cagrida bulununuz!

2- Ocalan Suriye'de MIT'in ve Muhaberatin ortak cikari icin barindirilmistir. Cunku Suriye'de oradaki yukselen Kurt hareketini frenlemek icin Suriye'li Kurt'lerin PKK'ye girislerini tesvik etmistir. Amac Kurdistan daglarinda Kurt genclerini ve kizlarini birer antreman niyetine Turk ordusunun onune atmak,oldurmak ve tecavuz ettirmektir. Yani Baas rejimi de bu isten nemalaniyordu.

3- Ocalan Suriye'deyken Albay Hasan Atilla Ugur'da Turkiye'nin askeri atasesi olarak ayni apartmanda oturmuslar. Bu konu cok onemli degil mi? Bu konuyu neden mercek altina almiyorsunuz?

3- Milletvekili Fatma Kurtulan'in PKK'deki esi Salman Kurtulan astsubaymis. Neden arastirilmasini yapmiyoruz?

4- Dersim Nazimiye'deki Karakol baskinini PKK ustlendi mi? Bilmiyorum. Tahminimce sessiz kaliyorlar. Amac PKK ustlendikten sonra olayin tamamen Ergenekon duzmecesi oldugu aciga cikarsa iyice desifre olurlar diye korkmalarindandir.

5- Ocalan'in Imrali'dan bu kadar beyanat verebilmesi mevcut Turk hukukuna gore asla mumkun degildir. Bu bile herseyi aciklamiyor mu? Ergenekon istemedigi beyanatlarin disari cikarilmasina izin verir mi?

6- BDP milletvekillerini kimler secti? Ergenekon istedi. Ocalan uygun gordu. PKK'ye yakin butun Kurt kurumlarinda mevcut insanlarin tamamina yakini yurtsever Kurt'ler olsalar da kendi kendilerine sormalilar. Kisi olarak degerleri nedir. Hersey Imrali'dan gelecek talimatlara gore yapilmiyor mu? Hani ''liderimiz esirdir. Bundan sonra O'nun dediklerini dikkate almayacagiz.'' diyen PKK yoneticileri. Kendileride Ergenekon uyesi olduklari icin halki da yatistirmak icin o soz soylenmisti. Nasil olsa biliyorlar ki halkimiz olan biteni 24 saat sonra unutuyor ve dusunmeyi,sorgulamayi sevmiyor.
Saglik dileklerimle
Cevdet Akbay .. 05 May, 2010 08:27:13
avatar
Sevgili Gernas Oldar;

Koru koruna muhabbet bazen insanin gercekleri gormesine engel oluyor. $ayet Huseyin Velioglu 2000'de oldurulmeyip Ocalan gibi yeterli firsat bulabilseydi o da dindar cenahin APOsu olurdu.

Nereden biliyoruz bunu? Icraatlarindan. Ocalan, $iddete bula$mayan, rejime muhalif yapilanmalari tasfiye etmekle i$e ba$ladi. Devlet ya ona yardim etti ya da i$ledigi cinayetlere goz yumdu. Nitekim Ocalan'in rejimle direk hicbir cati$masina $ahit olamazsiniz bu donemde.

Ayni $eyi Velioglu'nda da goruyoruz. O da rejime muhalif, $iddeti zararli goren dindarlari tasfiyeyle i$e ba$ladi. Velioglu'nun devlet gucleriyle silahli cati$maya girdigine dair hicbir emare yoktur, olduruldugu gun bile rejime tek silah siktigini ben $ahsen tahmin etmiyorum. Cunku ona bicilen gorev, dindar/Kurd hareketi tasfiye etmekti. Kanina girdigi hemen hemen hepsi Kurd ve dindardir.

Koca bir hareketi $iddete bula$tirarak mahvetti. Onbinlerce insanin hayatini zehir etti. Eger bu $eref ve izzetle mucadele ise, $erefsiz ve onursuz mucadele nedir, cok merak ediyorum.
Gernas Oldar .. 06 May, 2010 04:24:04
avatar
Brez Cevdet Akbay..
Aslında defalarca işlediğiniz bir mevzudur..ama yine de cevap verelim..
Şehid Hüseyin Welioğlu şayet dinden soğutmuşsa..kitleleri İslam'dan uzaklaştırmışsa..Bu nasıl oluyor ki
Kurdistanda yüzbinlerce kişiyi İslam/Hz.Muhammed (s)..için..
toplanıyor..bu nasıl tasfiyedir ki dindarlarımız(dindar/Kurd) halk bütün etkinliklerine koşa koşa geliyor..
Hüseyin ve arkadaşlarının kutlu kanları bu berekete vesile oluyor..
Siz tarihin bile kabul etmediği işleri Hüseyin'e yaftalamaya çalışıyorsunuz..
Varsa elinde veya derinlerin elinde bilgi-belge ve kaynak gösterin Hüseyne düşman olalım..
Zalim ve zorbaların planlarını-projelerini akim bırakmak için çalıştı..
Yetmedi Kurd halkının fakirliği/cehaleti/ve parçalanmışlığını bitirmek için gece,gündüz çalışmıştır..
O ne beka'larda malikhanelerde semizledi..ne de halkını kendi rahatı/keyfi için ölüme gönderdi..
Körü körü muhabbet diyorsun..ewet biz
hayata tapmayan..yüce idealleri olan..
amel eden..sosyal bir mücadele bayrağını açan..
edebiyat yapmayan..Hakk için halkına kendine feda eden değerli bir şahsiyet olduğu için seveceğiz..
Siz yapın sizi sevelim..
Yapamıyorsanız..öyle ise sizi saygı duymaya davet etmek hakkımız oluyor herhalde..
Ya şereflice bir ölüm..ya da ebedi bir esaret..biz tercihimizi yapmışız..
Sizde tercihinizi yapın..
evsahibi .. 06 May, 2010 10:41:35
avatar
Brayé delal Gernas Oldar, bu satırları ben sana yazayım, isteyen senle beraber ilk önce kendi nefsine okusun!

Körü körüne düşmanlık ta insanın gerçekleri görmesine engel olur. Hatta sevgiden bile daha çok köreltir adamı. Bence enerjinizi boşa harcıyorsunuz. Haksız ithamlarla Hüseyin ve mirasını tasfiye etme çabalarınız size hiçbir semere kazandırmayacak. Çünkü Amerikan rüyası gerçekten de bir rüyadır!

Dünyaya Arizona’dan değil Diyarbakır’dan bakmak lazım.

Çabakçur da olur!..

Dinamiklerini kendi halkının ta kalbindeki mihraklardan alan bir hareketi sizin sanal tasfiyeci mantığınız çökertemez..

Bence fazlaca kolalı içecek içmişsiniz. Çoktandır isot ve ekşi ayran da denemediniz kim bilir! Ondan mı soluduğumuz havayı, Diyarbakır’ın soluduğu havayı bir türlü soluyamıyoruz?

Lost’ta mı kayboldunuz yoksa Matrix labirentlerinde mi? Tek Türkiye yok!

Alo, sesimi alıyor musunuz?
Bereket Mehdioğlu .. 07 May, 2010 12:25:56
avatar
S.a
Süleyman Akkoyun Bey'i bu yazısından dolayı tebrik ediyorum,

Üstad Bediüzzamanında dediği gibi biz kürtlerin Özünde olan bu "Saflık" iyi niyet ve kandırılmaya müsait oluşumuz,biz kürtleri, istihbarat servislerinin taşeronluğunu yapan APO gibi bir adamın egolarına,heveslerine kurban etmiştir,bu saflık maalesef halen bile devam etmekte,dahası kanı 2 kuruş etmeyen bu insan müsveddesi için bile kendini yakabilecek kürtler mevcuttur.

Ağlanacak bir durumdayız,Üstad Mevlana halid gibi,Seyyid taha'yi Şemdinli gibi,yüzyılımızın müceddidi Üstad hazretleri,Osmanlı sonrası türkiyesine damgasını vuran Büyük insan şehid şeyh said,gençliğini İslama feda eden rehber hüseyin velioğlu ve ismini yazamayacığım Diğer Kürt Alim ve şehitler gibi hazinelerimiz dururken,şuan itibari ile bir numaralı kemalist kesilen APO ... kuyruğunu tutmuş bırakmıyoruz,
Mücevherler dururken alüminyumlarla uğraşıyoruz.

gernas oldar kardeşimede son derece katılıyorum,haberde kullanılan resimde rehber hüseyin velioğlunun resminin bulunması,onu sevenleri üzmüştür,
bu resim müslüman kürtleri rahatsız ediyor,bir tarafta ergenekoncu masonlar,bir tarafta İslam ve Kürt Düşmanı Apo Bozuntusu ve bir tarafta şehid şeyh saidin izinden gitmiş isar kahramanı bir şehid,bir birine zıt kutuplar,
Nasname Ailesinden bu resmi kaldırmalarını rica ediyoruz.

Cevdet Akbay'ada bir kardeş tavsiyesi,
Mehmet Göktaş hoca ile tanışmanızı istiyorum,malum kendisi Türk kökenli,emekli müftü ve Risale-i Nur aşığı,isterseniz bu meseleleri birde onunla enine boyuna konuşun zira
Hizbullah mevzu bahis olunca çok önyargılı yaklaşıyosunuz meselelere,arada bir de olsa yazılarınızı takib ediyorum ve netice olarak bu kanaate vardım,hizbullahı sevmediğiniz belli,eyvallah zira insan istediğini sevip sevmemekte özgürdür lakin önyargı araya girince durum değişiyo ve konu aslının dışına çıkıyo,Ayrıca size bir tavsiye daha,şu ana kadar hizbullah hakkında kafanızda oluşan tüm bilgileri geçici olarak silin,hepsini çöpe atın gitsin ve hizbullah hakkında istihare yapın ,1'den başlayın 7'ye kadar yapın bakalım ne çıkacak,bu kardeş tavsiyesini dikkate alacağınızı umuyorum.

Son olarak BDP ve APO'nun peşinden giden saf kürt kardeşlerimizin,bir nebzede olsa uyanmalarına vesile yayınlar yaptığınız için ayrıca tşk ediyorum...
Cevdet Akbay .. 07 May, 2010 03:57:31
avatar
Sevgili Hizbullahci dostlar;

Ben kimseye koru korune du$manlik yapmiyorum; 90 oncesi, $iddete bula$mami$, Kurdlere her acidan hizmet sunan Hizbullah'i her zaman takdir ediyorum, hala da ediyorum. 90'li yillarinda ba$indan sonra eline aldigi urganlarla masum ve mazlum insanlari katleden derin-Hizbullah'i bana sevdirmeye cali$mayin. Allah icin midem bulaniyor. Istihare'ye yatsam bir$ey degi$ir mi, bilemem, gorecegim ruya elinde urgan Izzettin Yildirim'a i$kence cektiren, ardindan da domuz bagiyla katleden bir Velioglu olacak. Bu da hic de hayra alemet degildir.

Benimkisi on yargi veya koru korune du$manlik degil, bir tesbittir. Allah icin ya$atmak varken Allah adina katledenlere, elinde masum insan kani bula$anlara kar$i tiksintidir. Kan dokmek konusunda Apo'dan bir farkini goremiyorum. Yarin Mah$er Gunu'nde kanini akittiklari masum insanlarin hesabini nasil verecek, onu du$ununuz bence. Cenab-i Allah "Ey kulum Huseyin, sen bu masum insanlari neden katlettin; kalplerini acip baktin mi ki kafir ve munafik olduguna karar verip katlettin?" dese Velioglu ne cevap verecek? Siz ne cevap vereceksiniz?
Cevdet Akbay .. 07 May, 2010 04:12:28
avatar
"Şehid Hüseyin Welioğlu şayet dinden soğutmuşsa..kitleleri İslam'dan uzaklaştırmışsa..Bu nasıl oluyor ki
Kurdistanda yüzbinlerce kişiyi İslam/Hz.Muhammed (s)..için..
toplanıyor.." mantigi ile "Apo ajansa, hainse nasil oluyor da milyonlar onun pe$inden gidiyor" mantigi ayni kapiya cikiyor.

Yani $imdi Velioglu olmasaydi yuzbinler Efendimiz'e ko$mayacak miydi, herkes dininden vaz mi gececekti? Ne bicim mantik bu? Apoistler de "Kurdler $uursuzdu, Apo geldi $uur verdi" diye sacmaliyorlar. Biraz mantikli laf ediniz lutfen, sacmalamak zorunda degilsiniz.

Kemiyet mi onemli, keyfiyet mi, sevgili dostlar? Oyle Peygamberler geldi ki birkac tane takipcileri ancak oldular. $imdi onlarin ehemmiyeti yok mu yani? Hitlerin pe$inden milyonlar gidiyordu, bu Hitler'in hakliligini mi gosteriyor. Apo'nun da pe$inden epey insan gidiyor, bu devlet ajani Apo'yu hakli mi cikariyor? Ayni durum Velioglu icin de gecerlidir. Siz Velioglu'nu goklere cikaracaginiza i$ledigi gunahlarindan dolayi affini isteyiniz. Masum insanlari katletmenin cezasini siz benden daha iyi bilirsiniz.

Bir tavsiye de benden. Hizbullah konusundaki du$uncelerinizi bir kenara birakip Allah rizasi icin Istihare'ye yatiniz. Velioglu'nun kanli yolunun dogru olup olmadigini Allah'tan size gostermesini isteyiniz. Allah bilir ya, bol bol kan goreceksiniz, nitekim siyah ve kirmizi gormek iyi degil, malum, buna ragmen urganli ve kanli yolda gitmeye devam edecek misiniz? Allah istikamet versin hepimize.
Huseyn Can .. 07 May, 2010 05:24:23
avatar
Cevdet Akbay'in gerek yazilari ve gerekse yorumlarini her okudugumda aklima su Anadolu Atasözü, "Yenilen pehlivan(!) gürese doymazmis"... ve "Devekusu misali basini kumlara gömme" deyimi aklima gelir... (Yorumunu Nasname okuyucularina birakiyorum)

Nasname Sitesi'nde hangi yazi yayinlanirsa yayinlansin Cevdet Akbay hemen Hizbullah'a saldirmakten kendini alamiyor... Belli ki alerjisi var...

Burda birilerinin savurmus oldugu iftira ve karalamalara cevap verecek degilim, zira konusulanlar konusulmus, gerekli cevaplar en yetkin agizlardan verilmistir. Dilde kemik olmadigina göre karalamak, iftira atmak cok kolay geliyor. Hele hele uzaktan masabasi yazi yazmak tam birebir... Birileri gündem olusturma pesinde ama müslümanlar kendi gündemlerini kendileri olustururlar.

Bizler nerde durdugumuzu ve kimlerin arkasindan gittigimizi gayet iyi biliyoruz ve bununda bilincindeyiz. Ve Mahkeme-i Kübra'da ve o dirilme gününde bugün gittigimiz insanlarla ve takib ettigimiz rehberlerle dirilmeye, hasrolunmaya haziriz... Rabbim bizi Rehber Hüseyin Velioglu (rhj.a.), Aziz Üstad Melle Said-i Kurdi (rh.a.) ve Sehid Sehy Said-i Palevi el-Amedi (rh.a) ile beraber hasr etsin insaAllah. Bu kadar acik ve net söylüyoruz... Ve buna inancimiz da tamdir. Zira Allah Resulü (sav) "Kisi sevdigi ile beraberdir" seklinde buyurmuslardir.

Ve her firsatta bedel ödemis kahramanlara iftira atmaktan yilmayan, utanmayan ve firsati buldukcada bu cirkefliklerine devam edenleri de Kahhar ve Cebbar ism-i A'zami olan yüce Kadir-i Mutlak (cc)'a havale ediyoruz.

Wesselam
Cevdet Akbay .. 07 May, 2010 09:25:45
avatar
Sevgili Hesyn Can;

Yazdiklarimi biraz anlamaya cali$saydiniz ke$ke. Kimseye hakaret etmiyorum,iftira da atmiyorum. Her$ey ayan beyan ortada. Eline masum ve mazlum Kurdlerin kani bula$mi$lar da ortada. Muslumanlardan ozur dileyeceginize, Allah'tan af dileyeceginize utanmadan tehdit savurmaya devam ediyorsunuz.

Ben $ahsen Velioglu ile Bediuzzaman ve $ehit Seyx Said'i ayni cumlede zikretmem. Son iki muhterem zatin hatirina hakaret olur cunku.

Allah sizi Huseyin Velioglu ile ha$retsin, ben ne diyeyim. Ben $ahsen onunla ha$rolmak istemem. Katlettigi ve katlettirdikleri orada benim de yakama yapi$sin istemem.
Bereket Mehdioğlu .. 07 May, 2010 10:45:11
avatar
S.a

"Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz"

Brez Cevdet Akbay dönüp dolaşıyo ve her seferinde bu lafa geliyo,ben ön yargılı olduğunuzu söyledim size ve velevki öyle bişey yok olsa idi bile bunu bir iddia kabul edip çürütmeniz lazımken tam tersi beni teyit ettiniz,meğer yanılmamışım ve belliki eksik söylemişim,önyargı ile beraber acımasız bir kin'de varmış sizde ama haberimiz yokmuş.

"Benimkisi on yargi veya koru korune du$manlik degil, bir tesbittir." demişsiniz, şaştım kaldım doğrusu,sorarım size "Istihare'ye yatsam bir$ey degi$ir mi, bilemem, gorecegim ruya elinde urgan Izzettin Yildirim'a i$kence cektiren, ardindan da domuz bagiyla katleden bir Velioglu olacak" derken tespit mi yoksa önyargımı yapıyosunuz_?
İstihareye yatmadan nasıl bu sonuca varıyosunuz,hele bi istihare yapın sizin tasarladığınız gibi çıkar ise ne ala,peki çıkmasa ne diyeceksiniz o zaman_?

bir istihare tavsiyesinde bile,istihareye yatmaya gerek yok görünen köy kılavuz istemez dercesine aceleci davranıp lafı velioğluna getiren siz nasıl bir akademisyensiniz,sizi takip edenlere böylemi örnek oluyosunuz,demek oluyoki tarafsınız ve size taraf olmayan kişi ve kişiler hakkında,hele nur camiasından olup devlet tarafından katledilip,faili Hizbullah diye gösterilen bir olay üzerine,bir makale veya yazı yazarken hep önyargı ile yaklaşıyosunuz,Nasname takipçilerinin bunuda öğrenmesi iyi oldu aslında,bu ifadenizden bile şu sonuca varabiliriz demek;
90 lı yıllarda cereyan eden olayları yazarken taraflı davranıyosunuz,

Hizbullahı çok az tanıdığınız halde çok yakından tanıyor gibi yazıyosunuz,

Hizbullah hakkında bilgi ve belgelere Hizbullahtan değilde kartel medyası aracılığı ve google ile elde ediyosunuz,

ve "yavuz hırsız ev sahibini bastırır" misali siz hep haklı ve doğruları yazan ama hizbullah katil,vahşi ve hep yalan söyleyen taraf oluyo.

merak ediyorum doğru haber gazetesini hiç açıp okudunuzmu,inzar dergisini yada diyorum acaba birgün çıkıp mustazafder'in veya diğer derneklerimizin kapısını çaldınızmı,hakkınızdaki iddiaları bana çürütmek adına sizinle konuşmaya geldim diye ilk elden cevap aradınızmı,gerçekten çok merak ediyorum.

Valla hiç kusura bakmayın Brez Cevdet Akbay,verdiğiniz cevaplardan sonra oluşan intiba bu yönde.

yukarıda eklediğim iki ifadeniz bile bilinç altınıza ekilmiş kin ve adavet tohumlarının yeşerdiğini görmemiz için yeter bile
verdiğiniz cevaplarda
tespit namına ufak bişey bile yok ve tamami ile önyargı ve zann üzerinden cevaplamışsınız,yani kısa kesme yoluna gitmişsiniz oysaki ben istihare ile beraber mehmet göktaş hoca ile tanışmanızıda tavsiye etmiştim ama o konuya hiç değinmemişsiniz zaten,demekki bu tavsiyemde hesabınıza gelmemiş,

Beykoz Olayı sonrasında medyanın şişirip abarttığı,ve sizin gibi taraflı davranan kişilerinde hemen inandığı güya içinde vahşet görüntülerinin olduğu, video kasetlerini devlet niye yayınlamadıda geçenlerde TRT1 kanalı üzerinden İzzettin yıldırımın Görüntülerini yayınlama ihtiyacı hissetti,niye?sorarım size_?

Oysaki Gerek Tutuklu bulunan Hizbullah Liderleri ve gerekse Mustazaf-Der Genel Başkanımız Hüseyin Yılmaz,Yıllardır Bu video kasetlerinin kamuoyu ile paylaşılmasını istiyoruz,zira Emniyet ve İstihbarat tarafından montajlanabilir,eklemeler yapılabilir diye bas bas bağırıyordular,bundan haberdar olmamanız mümkün değil.

öyleya "demirden korksak trene binmeyiz" misali o videolarda,medyanın abarttığı gibi vahşet görüntüleri var idi ise Hizbullah bunların yayınlanmasını niye istiyor ve niye her platformda bunu dile getiriyor,ve buna mukabil Kolluk Kuvvetlerinin en ufak bi açıklaması olmuyo şimdiye kadar,
sizcede Emniyetin Bu çağrılara kulak tıkaması manidar değilmidir_?

Neyse Sabaha kadar yazsam bitmez bu mesele,ama ben yine tavsiyemi yapayım

Brez Cevdet Akbay;en iyisi siz ilk elden araştırmaya ve kaynağına inmeye ,siyonizmin güdümünde olan kartel medyasına aldanmadan İşin aslına ulaşmaya bakın,zira bu yazılarınız Ahirette bir bir önünüze gelecektir...
Muzaffer .. 12 May, 2010 02:27:34
avatar
Muzaffer Sağlam'a...Sitenizi sürekli olarak takip eden bir okurunuzum. Bu notumu özel bir nedenden dolayi yaziyorum.
Sizden ricam beni Muzaffer Saglam adindaki okuyucunuzla iliskilendirin. Mailimi kendisine ulastirirsaniz o bana yazabilir.
Tesekkür eder, saygilarimi sunarim.
M.Özgür

Editörden: Sevgili Muzzafer ve M.Özgür; birbirinizle ilişki kurmak istiyorsanız, ikinizin de e-mail adreslerinizi (nasnamenews@yahoo.de) veya herhangi bir editörümüze ulaştırdığınız anda, ilişkiniz sağlanacaktır.
Esen kalın
abdullah amed .. 21 May, 2010 05:17:38
avatar
sevgili cevdet akbay sürekli mazlum kürtleri öldürümüş mazlumların kanı elinde diye huseyin velioğlunu eleştiriyorsunuz..hüseyin velioğlu eleştirilmez değildir o da nihayetinde bir insan..günahları vardır hataları vardır ve bunların hesabını her insan gibi o da verecektir...ama onu eleştirdiğiniz nokta bana kalırsa yanlıs..mazlum kürtleri öldürmüş diyorsunuz..o mazlum kürtler kimlerdir...öldürülüp gömülen kişilerin mazlum olduğunu nerden biliyorsunuz..

kaynanasına bile tecavuze yeltenmiş ajanlar mı mazlum, iffetli bayanları fuhsa bulastıran jitemciler mi mazlum kendi aralarında livata yapan muhbirler mi mazlum.hizbullahın adını kullanarak pis isler yapan ajanlar mı mazlum..bu "mazlumlar" listesi uzayıp gider...ez cümle o öldürülen kişilerin ekseriyeti mazlum değildir...jitem için mit için çalısanları siz tanımıyorsanız bırakında tanıyan hizbullahiler onların mazlum olmadığını size ispatlasın..
kadir .. 23 May, 2010 12:54:39
avatar
Çok doğru bir tespit 12 eylülde çok mağdur olan BDP ve MHP neden 12 eylülcülere yargılama yolu açan maddeye en azında destek vermedi. Çünkü iki partide derin güçlerden besleniyor. Ergenekoncu Apo ve partisinden ne beklenir. Olan yine kendi memleketlerinde bile ergenekoncu pkk yüzünde özgürce dolaşmayan kürtlere oluyor.pkk aslında gizli kürt düşmanıdır.

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: