PKK Neden Savaşıyor?
Kürdistan Ulusal Demokratik Mücadelesi'nin rayından saptırılarak başka kanallara yönlendirilmesinin etkili bir aracı olarak temeli 1970 yılının başlarında döşenen ve Kuzey Kürdistan'da sınanarak Kürdleri sömürgeci devletlere entegre etmekte göreceli bir başarı da sağlayan PKK konseptinin, tarihi gelişimine ilişkin görüşlerim Nasname okuyucuları tarafından bilindiği için tekrarında yarar görmüyorum. Ancak, PKK'nin Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümü ile halkımızın Güney Kürdistan'daki kazanımlarını içlerine sindiremeyen statükocu güçlere katkı sunan eylemleri ve halkımızın ulusal demokratik hakları kapsamında hiçbir anlam ifade etmeyen bir savaşı sürdürmesinin mantıksızlığına ilişkin düşüncelerimi aktarmakla yetineceğim.
Temelleri "Komünizmle Mücadele Dernekleri"nde döşenen PKK; 1970'li yılların sonlarına doğru ”Bağımsız, Birleşik, Demokratik ve Sosyalist Kürdistan” şiarı ile PKK Kürd halkının gündemine oturtuldu. Kuruluşundaki köksüzlük, ideolojik sığlığı ve provokatif pratiğinden kaynaklanan nedenlerden dolayı da bu oluşuma ilişkin çok ciddi kuşkularımızı hep dillendirmiş olmamıza rağmen, Kürdistan’ın sömürge statüsü, uluslararası konjonktür ve PKK'nin stratejik hedefinin bir gereği olarak 1984-1999 sürecini kapsayan silahlı mücadelesi, Abdullah Öcalan handikabına rağmen anlaşılır ve kabul edilir bir durumdu.
Ancak, Uluslararası güç dengelerinin ABD'nin lehine bozulmuş olması, AB Uyum Yasaları kapsamında Türkiye'deki demokratik iyileştirmelerin yanı sıra, Öcalan'ın İmralı süreciyle dibe vuran PKK'nin stratejik, ideolojik, siyasi ve ahlaki dejenerasyondan sonra, 1999 öncesi argümanlarına atıfta bulunarak, halkımızı siyasi olarak aldatan PKK'nin zora dayalı çözümlerde ısrarcı olmasının ne ideolojik bir zemini, ne de uluslararası camiada meşru bir gerekçesi kalmadığı gibi, Güney Kürdistan açısından da tehlike oluşturmaktadır.
Kürd halkının ulus olmaktan doğan meşru haklarını Kemalizm ile harmanlayarak halkımızı siyasi olarak aldatan Öcalan’ın ne için savaştığını sorgulayabilmedeki irade eksikliğinin bir sonucu olarak birbirlerini besleyen güç odakları tarafından gerekli görüldüğü hallerde başvurulan silahlı çatışmaların temelini oluşturan olgunun halkımız tarafından anlaşılmasını da zorlaştırıyor. Dolayısıyla Kürdler için hiç bir ulusal talebi olmayan PKK'nin, Kürdler üzerinde kendisi için tanrısal bir hegemonya kuran Öcalan'ın yaşam koşullarının iyileştirilmesini merkeze koyarak, neden gençlerimizi bu kirli savaşa sürdüğü ve heba ettiği sorgulanmadan, Kuzey Kürdistan'daki siyasi mücadelenin neden dibe vurmuş olduğu gerçeği de kavranamaz.
Tarihi bir olgu olarak, Kürdistan'ı dört parçaya bölüp aralarında paylaşan Türkiye, İran, Suriye ve Irak sömürgeci yönetimlerin temel karakterini, onlar için hayati bir öneme haiz olan, Kürdistan’ın herhangi bir parçasında gelişen ulusal dinamiklerin bastırılmasına ilişkin ”işbirliği” mekanizmasının sürekliliğini koruduğunu görüyoruz. Başka bir anlatımla, Kürdistan'ı sömürgeleştiren bu güçler, çıkarlarını sürdürebilmenin yolunun aralarındaki kısmi çelişkileri bir kenara bırakıp, Kürdistan'ın sömürge statüsünün devamı için bir emniyet supabı olan bu işbirliğinin sağlamlaştırılmasından geçtiğini ve kendi egemenlik alanlarında Kürdler adına herhangi bir politik boşluğa yer bırakmayacak kadar ince bir stratejiyi ülkemizin her dört parçasında da Kürd siyasi yapıları arasında hep izlediklerini biraz tarihi bilgisi olan herkes bilir.
PKK lideri Öcalan; silahlı mücadeleyi temel işlevinden soyutlayarak, Kürd halkının Ulusal Sorunu'nu kendi sağlık problemi ve “Türkiyelileşme” konseptinde somutlaştırmıştır. Kürd halkının ulusal demokratik hakları bazında hiçbir anlam ifade etmeyen, ama aynı zamanda bölge ve uluslararası koşullar ile de çelişen PKK'nin şiddeti tırmandırma mantığı Mesud Barzani'nin tüm iyi niyet çabalarına karşın Kürdlerin birbirlerine kırdırılması veya bölge dengelerinde bir piyon olarak kullanılması olgusunun tekrarına ilişkin risklere kaynaklık ettiğini görmek gerekir.
ABD'nin Ortadoğu'ya müdahalesi ile başlayan süreç hem çağdışı rejimleri, hem de bunların dayanağı olan provokasyon araçlarının da dönüşümünü veya aşılmasını da zorunlu kılmasına karşın, Ulus-Devlet projesinin dar bakış açısından kaynaklanan ve Kürd halkını tanıyıp tanımamakta kendilerini kilitleyen Türk egemenleri toplumsal sorunların derinleşmesine ve bölgenin de bir kaos içerisine sürüklenmesine katkı sunarak, sorunların barışçıl çözümünü engelleme veya geleceğe erteleyebilme güdüsüyle PKK'nin silahlı eylemlerine gereksinim duymaktadır. Dolayısıyla PKK'nin bu kör/kirli savaşı, Özel Harp Dairesi'nin Kürdistan'da terörü tırmandırmasına, Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecini bloke etmesine ve halkımızın lehine gelişen Güney'deki sürece müdahale edebilmesinin uluslararası gerekçelerini oluşturmaya katkı sunmaktadır.
Güney Kürdistan Siyasi İradesi'nin PKK'ye ilişkin iyi niyet ifade eden tüm söylem ve çabalarına karşın, onları; bölge ve uluslararası ilişkilerde zora sokan ve İmralı vesayetinden kurtulamayan bir PKK'nin, kendileri için de her zaman risk potansiyeli taşıyacaktır. Dolayısıyla Güney'li Kürdlerin Genelkurmay-İmralı vesayetinden kendisini arındıramayan bir PKK'ye daha ne kadar hoşgörülü olabilecekleri bir soru işareti olarak gündemdeki yerini korumaktadır.
Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ve Kürd Federe Hükümet Sözcüsü Cemal Abdullah'ın son günlerdeki söylemleri ile Irak-Türkiye arasındaki yoğun diplomatik ilişki trafiği hayra yorumlanamaz. Kuşkusuz ben, Kürdlerin birbirleriyle çatışmasını önermediğim gibi doğru da görmüyorum. Ancak, tarihi deneyimlerime dayanarak değişim ve dönüşüme kapalı olan bir PKK'nin varabileceği son durağı (!) işaret etmeye çalışıyorum. Keza, hangi gerekçelerle olursa olsun tarafların tarihe karşı sorumlulukları farklı olmasına rağmen, Kürdler arası silahlı çatışmaların sömürgeciliğe hizmet etmekten başka bir anlam ifade etmediğini veya edemeyeceğinin altını kalın çizgilerle bir kez daha çizme gereğini de duyuyorum.
Sonuç olarak, PKK; Kürd düşmanlarına karşı Güney Kürdlerini zora sokmadan, programlaştırdığı hedefleriyle orantılı bir mecraya dönmelidir. Yani, dağ başlarında çocuklarımızı canavarlara peşkeş çekme yerine, fetişleştirdikleri “Demokratik Cumhuriyet” tezinin gereklerini yerine getirmeleri daha dürüst bir davranış olur.
Ezcümle; PKK'nin savunduğu tezler silahtan arınmaya, sivil yaşama dönmeye ve sistem partilerinin herhangi birinde yer alıp Türkiye'nin demokratikleşme sürecine katılmaya tekabül eder. Bireysel hak ve özgürlükler için silahlı mücadele vermenin ne bir gereği, ne de bir inanırlığı kalmıştır. Avrupa Birliği Projesi, PKK'nin Kürd halkına reva gördüğü ”Türkiyelileşme” projesinden çok daha kapsamlı ve anlamlıdır. Öte yandan da 21.yüzyılda bireysel hak ve özgürlükler için silahlı zoru gündemleştirmek kısır bir döngüdür. Özellikle de bunu İmralı vesayetinde sürdürmek halkımızın felaketine davetiye çıkarmaktan başka bir anlam taşımaz.
Ayrıca, Dünya kamuoyu birbirleriyle savaşan iki karşıt (!) gücün, aynı karargâhtan (İmralı) yönetilebildiğine de PKK sayesinde tanıklık ediyor.
28 Eylül 2007



Yorumlar (17 gönderildi):
Kurdî de dibêjin, " diz û xwediyê malê bûn yek û ga di kulekê re derbaskirin!"
Divê bê gotin ku îro PKK û dewleta tirk ji kaniyêkê avê vedixwin û wek destên di gewdeyekê de hevûdu temem dikin!
Bi kurt û kurmancî heger em armanc û hedefên dewleta tirk û PKK binavbikin, ezê waha ji hev derxim;
1-ÃŽro ji bo kurdan ciyê serbilindiyê û hestên netewî li bashûre! Loma jî chi caran dewleta trik bi detê Amerîka mecbûr maye dostaniyê bi desthelata bashûr re bike, wê PKK li hemberî Kurdistana bashûr ajotiye pêsh û PKK di salên 90 de, bi navê avakirina hukumeta Botan-bahdînan, wek ku chawa hêzên bakurî bi tishtekî nehesiband û ew tunekirin, berê xwe da bashûr jî û navê êrîsha xwe danî "ikinci 15 agustos atilimi, 26.08.1996". Lê belê hêzên bashûrî pariyên mezin bûn û PKK derbeyên giran xwar! Bêshik, di vî sherî de herî pir dujmunan feyde dîtin!
PKK bi siyaseta xwe ya dujmunatî, ne tenê riya yekbûna netewî dînamît kir , her waha bi xerakirina gundên bashûr û bi kujtina gundî û pêshmergan, bi sêwî hishtina zaroyan, bû sedem û zemîn bona birînên kûr û dijwar di civakê de!
2-PKK ne tenê bashûr, her waha bêhtir li bakur xwerista Kurdistanê parche kir, bira li ser destê bira da kujtin, bi millionan zaroyên me di metropolên tirkan de krin tolaz û reben, revende!
3-PKK bi hevkariya artêsha tirk infrastruktura kurdistanê xerakir, ji xwe berê de tishtek tunebû! Lê belediyeyên alîgirên PKK ji vê yekê bi qasî hevkarên xwe yên li Anqarayê memnûnin!
4- Bi sherê derewan PKK rê ji dewleta tirk re vekir, ku ew artêsh, polîs, istixbarat û destgehên xwe yên din li ser xwîn û pishta gelê Kurd ji nû ve tanzîm bike û rojane perwerde bike!
5-PKK û dewleta tirk ziman û chanda Kurdî têkbirin li bakur, yê mayî ji cewher û naveroka wê valakirin! Kurd gêj kirin û di serî de bashûrê Kurdistanê û hemû gelên bindest, ku siyaseta xwe li dunyayê ji bo bidestxistina hêzên navnetewî bi armanca mudaxeleya dewleta dagirker, birêvedibin û siyasetê li ser vî hîmî avadikin, li cem PKK û hêzên wê yên legal, ev yek bi awakî din direye!" Neden sorunlari aramizda cözmüyoruz, biz kardesiz!"
6-PKK û dewleta tirk ne tenê bi awakî aborî gelê kurd muhatacî nanû avê kiriye, her waha bi zindana amedê û bi shewitandina gundan, valakirina wan re, gelê Kurd travmatîze bûye û nikare chep û rastê xwe ji hev derxe!
7-Gelê Kurd yên zaroyên xwe bo azadî û serxwebûna welêt dane PKK, mixabin îro yan ji mejbûriyetê xwe ash dikin û dixapînin, yan jî dishewitin, ku zaroyên wan yan bûn kujerên birayên xwe yan jî qurbanên birayên xwe!
8- Heger hûn bala xwe bidinê pishtî ku PKK dewleta tirk kishand bashûr, dewleta Kurdistanê mejbûr ma ala Iraqê nas bike û li Kurdistanê babide!
9-Dîroka xwe de cara yekem, dewleta tirk di sala 2000 an de ketibû nava krîzeka kûr ya aborî û PKK sher sekinand. Nuha lazimiya dewletê û PKK bi sher re heye, ji ber ku bêyî sher herd du jî têk dichin û vaye cenga wan ya naletî li dare!
10-Dewleta tirk naxwaze PKK tunebibe! Ji ber ku dujmunê tirkan bashûre û PKK hevkarê wane! Bi her awayî! Istisnayên carnan xwe pêsh dikin, tenê yek ji qanuna illusionê ye!
Tevî hemû dujmunahî provokasionên PKK û dewleta tirk, dîsa jî wek ku serok Mesûd Barzanî gotiye " dema birakujiyê derbasbûye", lê belê divê em kurd shiyar bin!
Jêrenot; Navê min yê rastî "Servet Çobanoğlu" ye. Lê belê "xort ciwanbû" bêhtir keyfa min jê re tê! Û ez nachim tirkî û nayêm , ev 16 salin!
Oysa pkk saflarinda dovusup yasamini yitiren onbinlerce aile yoksulluk icinde kaderine razi olmus. Kime hesap soracagini bilmiyor. Zaten boyle bir mekanizmada yok. Heyva sor adi altinda bir uyduruk dernek var, ne yapiyor, nasil calisiyor, kime hesap veriyor, kime yardim ediyor belli degil. Basindaki unsurlar karanlik tipler. Bu daisikli oyun devam edecek, bizlerde pasif izleyici olarak mirildanip duracagiz.
Bu bezele karakolu defalarca basildi. Sanirim bu dorduncu baskin. Tezkere tartisiyor, tepkiler vardi onlar arada eridi. Ergenekon anlayabildigim kadariyla cok uzmanca calisiyor. Allah bizim kurtlere biraz akil vicdan versin ne diyelim. Selam,sevgi,saygilar.
Nasname Kemalizmi ve Apolarını ve apoculuğu deşifre etmede bariz ve öncü bir rol oyniyor. Bunu başka sitelerde görmek mümkün değil. Bu da çoğularının kafalarının halen karışık olduğunu gösteriyor. APOnun/PKKnin devlet hizmetinde olduklarını halen anlamamış olmalarından kaynaklansa gerek. Veya başka alternativ yoktur diye bile bile intihara giden insan gibi kimileri böylesine intihar ediyorlar. Şahsî intihar onların tercihidir. Ancak Kürd'ü ulusal intihara, T.C.'nin bitiriş ve tüketiş stratejilerine ülke ve halkı alet etmeye kimsenin hakkı olmazsa gerek. Bu bağlamda bir okuyucunu yorumu önemli, Kürd aydınlarının iki yüzülüğünden bahsediyor, „durûtiya ronakbîrên kurda". Bu iki yüzlülük, kimi aydınların Apo ve PKK'sının halen kemalist-terörist dewletin hizmetinde olduğunu anliyamamalarıdır. T.C. nasıl bir çete devleti ise, o'nun Apo eliyle yarattığı PKK'larıda aynı çetedir. O ve güruhları şeflerinden aldıkları emir gereği HİC BIR ZAMAN ve HİÇ BIR YERDE SAHTE SAVASALRINI T.C.'nin sınırları dahilinde yürütmediler; sadece Avrupa da 35 Kürd katletmişken 2 tane BAHÇELİ ve/veaya PERİNÇEK'lerinin burnunu bile kanatamadılar. O adamın eli iç infaz da binlerce Kürd'ün kanında. Kürd aydını bir ağızdan ve bir elden, şavaşa hayir diye bağırmadıkları, Kürd ve Türk analarının evlatlarını öldürmek katilliktir, bunda Kürd'ün bir çıkarı yoktur, sadece „kemalist-terörist devletin" çıkarı vardır diye heykırmadıkları sürece güruh bu eylemlerini devam eder, T.C. basınında gün doğar.
Geçmişte T.C.'nin güneye saldırmasına olanak yaratmak için „ZAP CUMHURIYETI" ilan ederek davetiye çıkaran bu güruhlar, bugünde Qandîlê yerleşerek, pervasızca bölgenin ismini de „MEDYA SAVUNMA ALANLARI" tükçeleştiriyorlar, yeni davetiyeler çıkariyorlar. O yüzden Kürdistan'daki bir PKK, T.C. nin uzantısıdır. O Kürdistan dan defolmayıncaya kadar, T.C. hilebazlığına ve oyunlarına devam edecek, hesabına ve göndemine göre eylem koydurtacaktır.
„6-PKK û dewleta tirk ne tenê bi awakî aborî gelê kurd muhatacî nanû avê kiriye, her waha bi zindana amedê û bi shewitandina gundan, valakirina wan re, gelê Kurd travmatîze bûye û nikare chep û rastê xwe ji hev derxe!"
Armanca Turkiye Û ya xizmetkara wê PKK ew e:Wêrankirin, xirabkirin, şewitandin û pelçiwandina Kurd û Kurdistan. 4.000 gundên xirabkirî û şewitandî îspata vê ye. 4000 faîlî meçhûl nîşana vê ye. Ka Çete ya Apo çend T.C.yîyan faîlî meçhûl kir ? helbûkî bi hezaran hevalên xwe înfaz kir.
Kê got, ku Apo/PKK kes/dezegehên Kurd û Kurdistanî ne, ew ya kêm aqîl e, an jî dijmin e.
PKK halkımızın ulusal istemlerini sıfırlaştırdığı halde gerillayı dağ başlarında tutmasının elbette bir nedeni var.
Apo: ulaklarıyla yaptığı bir ilişkide "bizim güneydeki varlığımız, türkiye içib bir gövencedir" diyordu.
PKK ve Özel Kuvvetler Komutanlığı işbirliğinde provokasyonlar düzenleniyor ve bir bütün olarak türk elitleri, basını, dindarı ve imralıdaki adam güney kürdleri hedef gösteriyor.
Ben de diyorum kürdler bu olunca yani kör olunca, PKK neden savaşmasın allah aşkına. Çünkü savaş, rant ve iktidar demektir.
Çok şey söylemek istiyorum ama boşuna.Apo mahkum edilmeden kürdler gün yüzü göremez.
1980'lerden sonra Serxwebun'a bakın! Apo dışında yazan ve resmi olan bir canlı allahın kulunu bulamazsınız! Apo ve katledilen evlatlarımız. Neden?
Apo orta doğu diktatörlerin bir kopyasıdır. Her yerde kendisi ve yanlız kendisini piyasaya sürerek hafızası kıt kürdlere kendisini dahi olarak kabul ettirdi gerisi kolay hain de öldür, düşkün de öldür, kemalist de öldür ve kürd de öldür. işte apo budur.
Geri zekalı veya bıjı apo diyerek adam yerine sayılan şahsiyetsizler varsı desinler! Ergenekon ne ise PKK o dur veselam.
Bundan sonra Apo'ya inanan ve dediğini ciddiye alanlardan şüphe edin ve ciddiye almayın. Apo'yu ilahlaştıranların külliyatı rantçıdır kişiliksizdir ve biji Apo diyerek adam yerine sayılan yaratıklardır.
Ey Kürd halkı bunları evinize, mahhallenize, beldenize, kazanıza, şehrinizden kovun! En büyük Kürdlük budur.
1- Kemalizmi savunan ve devletin esaslarina sadik ve kurumasini üstlenen bir örgüt düsman bir örgüttür.
2- Eyer Öcalan kemalizmi savunuyorsa ki MHP den daha cok savuyuyor, bunu Kürd halkina kabulletirilmeye kalkiyorsa ki kalkmistir, Kendisine Kürd diyen güya okumuslar ve siradan kitleler bunuda hayata gecirmek icin can atiyorlarsa ki atiyorlar, bu demektirki bu Kemalist pkk Kürd halkina karsi düsman demektir.
Kemalizm partisi olan pkk ya katilanlar bilinc ten deyildir. kimisi kendi öz cikarlari, kimisi kendi arazi meselesinde bir pay almak icin, kimisi rantatn dulayi, en büyük payda Ihanete yatlin olan suursus Kürdlerdir pkkya katilanlar.
Birisi eyer gercekten ulusal bilincin vermis oldugu nimeti anlarsa bu ihanet örgüte katilmaz.
Kemalizmin yavrusu olan pkkye katilanlarin ulusal iradeye sahip deildir. Bazen kendi Tv sine bazi isimleri cikaririlar. Insan dinler bir bildikleri yok. Onu neyapar? Hemen bas gardiyan yapar ve bas sorumlu olur. Ulusal mesele ise geri planda kalir ve zaten ulusal mesele ile kemalizmin örgütü olan pkk ile dünya kadar fark vardir.
Kemalizmin yavru partisi olan pkk ne icin savasiyor sorusuna ben bugün deyi 20 öncesine kadar da bugünkü düsüncemi kuruyarak sunu söyleye bilirim: MHP acik olark daglarda gezmiyor. Pkkyi icat eden devlet onun yasam durumunuda gözününe alarak piyasaya sürüldü.
Devletin vermis oldugu misyon geregi Gereg Samdaki Öldürme birosunda ve gereksede Imrali Piknik sahilinde pkkyi sevk ve idare eden bir devlez mekanizmasi isliyor. Bu mekanizma Imraliyi merkez olarak kulanilir ve direktifler her üc devletlerden birlestirilerek hayata ceriliyorlar. Suriye hala aktif. Iran dahada aktif. Türkiye pkk nin babasi olduguna göre birinci elden emir ve kumutasi altinda bu savasi sürdürüyor.
askerlerden Ölenlerin %95 zaten Kürttür. Kemalizmin buzkurtlari(pkk) icindeki ölenlerde zaten Kürd. Peki geri kalan düsman ölüleri ne kadardir acaba? Büyük bir deyimle nic!
Bir diyer durum vardir oda Kürdistanin Güney parcasindaki durumuna karsi olarak Kandilde bu üc devlet tarafindan onlari kuruyorlar.
Her giden gün Kürdler icin bir büyük kayiptir. Pkk bu kayip günlerini dahada uzatilmasi icin elinde ne geliyorsa yapiyor.
Devletin destegi olmasaydi Partiya Karkerên Kemalistan bukadar bu savalli kitleleri tplayamazdi.
Yakalayanlarda reklam icabidir. Devletlerin siyasetinde bu durumlar olmazsa tez elden desifre olurlar. gerci ban kalirsa Devlet desifre olmus ve pkkyi o idare ediyor.
Bekleyin yarin öbürgün gene imrali generaller karargahinda bir diyer adi, piknikte Sözde ve iradesizlere(DBP Ve Kandile) emirname yolar!
Îsmaîl Girikî
Kuzey kurdistan da yasayan kurtler en aydinindan tutalim en yurtseverine en asimile olmusundan tutalim en cok kendi kimligini koruyana neredeyse tamami EGOISTTIR,Komplekslidr.Yurtseverlik temelinde de hep bu ozelligi on planda oldugu icin kolay kolay saglikli bir analiz yapamaz.Bunu gerceklestiremedigi icin aslinda dort parcadaki mucadeleye zarar vermektedir.
Birincisi bizde kurd olma bilinci ve ulusallik cok zayiftir.Ikincisi,Biz dusmanimiza benzemisiz{once onu dusunuruz,yani dusmani}.Ucuncusu,Kendimizi hem dunyanin hemde kurdistan'in merkezinde goruruz.
Kurtluk bilinci ve yurtseverligimiz cilizdir,dusmanin akli iledir.Cunku bizler sadece kuzeyli olarak baslar ve yine kuzeyli olarak bitiririz.Kurtlerin kuzey kurdistan da yogun nufusa sahip olmasini her zaman kendmizi diger uç parcadaki kurtler uzerinde Hamilik rolune soyunmamiza sebep yaptik.Bundan vazgeçtiyimize yada vazgeçecegimize dair bir belirti suana kadar yok.
Dusmanimiza benzemisiz;cunku dusmanimizdan daha iyi ONLAR'in dilini kullanir,onlarin kulturunu,tarihini takip eder,hizmetlerine sunulacak dusunceler yaratiriz.
Tum analizlerimiz Ortadogu ve kuzey kurdistan diye baslar..Ortadoguyu dunyanin merkezine,ortadogunun merkezine Kurdistan'i koyariz.Yani kendimizi hem dunyanin hem ortadogunun hem de Kurdistan'in merkezine koyariz.Guney Kurdistan'in kazanimlarini dillendirirken bile aslinda bilinç altinda yatan hamilik yanimizi ortaya çikaririz.
Bundan dolayidir ki bugun Kurdistan'in kaderini nasil degistirebiliriz sorusunu kendimize sordugumuzda hep pkk/t.c diye baslar,Guney diye devam ederek Abd ve diger gucleri masaya yatirarak bir noktaya varmaya çalisiriz.
Sayin Akkoyun'un verdigi ornekte goruldugu gibi{Yalçin kucuk'un;iş Kandil'de silahları susturmak değil, yönünü değiştirmektir} noktasinda kendimizi birazda olsun gerçekçi hususlara yatirmaz,mantikli bir hedef belirleme çabasina girmeyiz.
Evet bence sorun tamda bu noktadadir.Kendimizi herseyin merkezine oturtma aliskanligindan kurtarmaliyiz.Kendimize oklari yoneltmek ve dogru bir noktaya varmak icin gercekci ve acimasiz olmaliyiz.Bizim temel sorunumuz kendimize sevdali olmamizdir.ACilari hep diger uç parcada ki Kurtlere yasatma aliskanligindan vazgeçmeliyiz.Dogu-Bati ve Guney de ki bir Kurd'un Kuzeyi dillendirdigi kadar Dogu-Bati ve Guney i dillendirebilmeliyiz.
Sorun sadece silahli mucadele ve silahli mucadeleyi yuruten gucun kime hizmet ettigi sorunumudur? Bu konuda çok ciddi yanilgilar içinde oldugumuzu dusunuyorum.
T.cnin Guney Kurdistan' a karsi besledigi kin ve isgalci dusunceler sadece pkk'nin o alandan çikip ,t.c nin gerekçelerini ortadan kaldirma sorunu degildir.Boyle dusunecek olursak dusmanlarimizin gerekçesi oldugu takdirde isgal ve istila hakki oldugunu teslim ettigimiz anlamina gelir.Ayni soyle mi Ocalan da savunuyor.AYsel Tugluk ta bu konuda bir aciklama yapmisti ve aynen soyle demisti;Turkiye musul ve Kerkuk konusunda tarihi bir saike sahiptir,oraya donuk bir isgal girisiminde bulunursa bunu anlamak gerekir!! Bunlar ayni kapiya çiikiyor.
Her ne gerekceyle olursa olsun hicbir gucun Kurdistan'a girmeye hakki yoktur.Bazi bahanelerle istila girisiminde bulunmak ve emellerini gerceklestirmek isteyebilirler ancak biz herseyden once kendi hakli gerekcelerimizi one surmeliyiz.
Bence pkk silahli mucadeleyi degil,silahli mucadelenin yonunu degistirmelidir.Yalcin Kucuk dogru soyluyor ama Yalçin Kuçuk Guney Kurdistanda bir kardes kavgasi istiyor.Oysa aksine pkknin Suriye alanina yogunluk vermesi ve buradan Guney Kurdistana bir soluk aldirmasi gerekiyor.Biz yillardir kuzey kuzey deyip duruyoruz.Peki ya Dogu? Ya Bati kurdistan? Gidip orada mucadele etme hakkimiz yokmudur ? Bizim sadece kuzey Kurdistan da mucadele etme hakkimiz var diye birsey mi var? Dogu ve Bati bizi ilgilendirmez mi diyeceksiniz? Bunu demeyecekseniz o zaman su sorunun cevabini arayalim; Dogu ve Bati Kurdistan da nasil bir mucadele yurutebiliriz? Sizce orada demokratik mucadele mumkunmudur? Yani simdi ben Suriyeye gitsem yada Irana gitsem,orada demokratik mucadele yurutebilirmiyim?
Sorunu nereden ele alirsak alalim,bence sorun gayet açik ve nettir.Sorun sudur; Kurtler Ozgur bir Kurdistan dusluyor ise onceliklerini dogru belirlemek zorundadir.Oncelik Kuzey mi? Dogu mu? Bati mi ? Yoksa hepsi birlikte mi? Onceliklerimiz neye gore belirlenecek? Konjektor diye dilimize pelesenk ettigimiz olgunun pesine takilacak olursak o halde bence Konjektor diyor ki; Bati kurdistan da kisa sureli çetin bir mucadele sonucunda ozgurluk daha yakindir ve ittifaklar {destekler} daha realist olur.
Kisacasi Oncelik Bati kurdistan olmalidir.Daha sonra Dogu ve en sonunda Kuzey..Bugun dunya dengelerinin kaldirabilecegi{ki gecmistede oyleydi kanimca} tek gercekci siyaset budur.Bati kurdistan dan denize ulasma ,yani dunyaya acilma ve daha sonra son hedef olan kuzey Kurdistanin ozgurlugu...
AMa dedim ya,kuzey kurdu hamilik aliskanligi edinmistir.Kendini dev aynasinda gorur.Tum parcalar icin akil uretir,tum parcalardaki kurtleri davasina davet eder.Fakat diger parcalar icin laftan ote bir yere gitmez.
Iste hepimizin pkk ile ortak noktalarindan biri budur.
Pkk elindeki guc ve tecrube ile Bati kurdistani ozgurluge kavusturabilir.Buna cok icten inaniyorum.Ama bunu bugune kadar dusunmedigi gibi bugunden sonrada dusunecegini sanmam.Cunku hic birimiz bunu dusunmeyiz!!!
Pkk bugun dogu Kurdistan da orgutleniyor ama bunun nedeni Dogu Kurdistan i dusunmesinden degil,kendine kadro ve nefes alma olanagi bulmak icindir..
Kuzey kurdu aslinda ben merkezcidir.
Kuzey kurdu yurtseverlik duygusu en zayif olan halkadir.
kuzey kurdu siyasi korlugu en derin olan kurttur.
Kuzey kurdu her seye ilke belirleyerek baslar ama tek ilkesi vardir;Olacaksa dusmanimi incitmeden olsun yada hic olmasin...
Bunu daha da uzatabilirim ama yeter sanirim..
Cok mu insafsizca seyler soyeledim?
Yorum yaz