Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Kürdleri Kemalizm'in Restorasyonunda Figüran Yapmayın!.. Kürdleri Kemalizm'in Restorasyonunda Figüran Yapmayın!.. ================================================================================ Süleyman Akkoyun on 10 May, 2007 12:35:00 Mart 2007 tarihinde Nasnamede yayımlanan  2007 yılı Genel Seçimlerinde Kürdlerin DuruÅŸu Üzerine  baÅŸlığını taşıyan yazımda, duruÅŸumuza iliÅŸkin olarak özetle:  Türkiyede statükonun devamında direten oligarÅŸik yapı ile ona itirazı olan sivil iktidar arasında kıyasıya bir mücadele sürmektedir. AB uyum yasalarını ve halkımızın Güney Kürdistandaki kazanımlarını sabote etmek isteyen militarist oligarÅŸik hegemonyanın AKPyi köÅŸeye sıkıştırmayı amaçladığı görülmelidir. Kürdistan Ulusal Demokratik Muhalefetinin geçmiÅŸten kaynaklanan ideolojik enkazdan arınarak alacağı doÄŸru tutum, aynı zamanda çatışan tarafların ve dolayısıyla Kemalist rejimin de kaderini belirliyecektir. Tarihi olgular, Kemalizm aşılmadan Kürd kimliÄŸiyle Türk Parlementosunda siyaset yapma olanağının olmadığını kanıtlamıştır. Dolayısıyla Kürdler: Türk parlamenter sistemi içerisinde onursuz bir koltuk ve rant kapma mücadelesi yerine, Kürdistanda iktidar olmayı amaçlamalıdır. 2007 yılında yapılması öngörülen Genel Seçimlerde, Kürdlerin nasıl bir seçim stratejisi izlenmesi gerektiÄŸi noktasında tartışmak ve netleÅŸmek zorundayız.  diyerek, sürecin tartışılmasını önermiÅŸtim. Ancak bugüne deÄŸin, Kürdlerin seçim stratejisini belirleyebilme noktasında yazılmış sadece iki makaleye tanık oldum. Bunlardan birincisi, 23 Mart 2007 tarihinde www.kurdinfo.com sitesinde yayımlanan İbrahim Kürekenin  Seçim siyaseti ve Ankara parlamentosu  ile Mayıs 2007 tarihli ve Esmer Dergisinin 29.cu sayısında yayımlanan deÄŸerli İsmail BeÅŸikçi hocanın  2007 Seçimleri ve Kürdler  baÅŸlığını taşıyan makalelerdir. Kısacası, her iki makalenin de AKPye iliÅŸkin tutumları dışındaki temel belirlemelerine katılıyorum. Dolayısıyla, böyle önemli bir sürecin netleÅŸmesine yönelik yaÅŸamsal bir tartışmanın dar bir çevre ile sınırlı kalmış olmasından da endiÅŸe duyduÄŸumu ifade etmek zorundayım. Kendilerini Kürd Aydını olarak niteleyenlerin suni gündemler yaratma yerine, halkımızın geleceÄŸi açısından yaÅŸamsal önem arz eden sürece iliÅŸkin tartışmalara katkı sunmak gibi sorumluluklarının da olduÄŸunu anımsamaları gerektiÄŸi kanısındayım. Ben; Kürdlerin, Kürdistanda iktidar olmaya odaklanmasının sürecin bir gereÄŸi olduÄŸu kanısına, tarihi; günlük olayların hazırlayıcısı, kökeni ve nedensel içeriÄŸi olarak görmenin yanısıra, Kürdistan, bölge ve dünyadaki somut koÅŸulları da baz alarak varmıştım. Kürdler açısından parlamenter mücadeleye katılımın olmazsa olmaz koÅŸulu, devletin Kürd halkına uyguladığı inkar ve asimilasyon politikasının dozajı temel alınmalıdır. BaÅŸka bir deÄŸiÅŸle, Kürd halkının inkarında direten bir anlayışın parlamentosunda bulunmak, Kemalizmin restorasyonunda bir figüran olmaktan baÅŸka bir anlam ifede etmez. Avrupa BirliÄŸi uyum yasaları çerçevesinde Kemalist Rejimde açılmış olan gediklerin kapatılmasına yönelik bir senaryoda, Kürdlere figüranlık yapmak düÅŸmez demek istiyorum. Bundan haraketle parlamenter mücadeleyi küçümsediÄŸim anlaşılmamalıdır. Elbette, Kürdlerin kendilerini ifade edebileceÄŸi koÅŸulların uygun olduÄŸu bir ortamda, halkımızın ulusal demokratik kazanımlarına güç katmak anlamında parlamenter mücadele deÄŸerlendirilmelidir. Devletin  Sözde deÄŸil, özde sahibi  Genelkurmay Cumhuriyeti, 1961 anayasını hazırlayan düÅŸünce ortamının bir ürünü olan Milli Güvenlik Kurulu kanalıyla, Türkiyenin savunma ve güvenlik politikalarının oluÅŸturulmasında, tehditlerin belirlenmesinde, üst düzey askeri ve sivil bürokratların atanmalarında hep belirleyici olmuÅŸtur. Militarist bürokrasi faÅŸist askeri darbeleri sürekli kılarak olaÄŸanüstü anayasal yetkiler elde etmekle kalmadı. Aynı zamanda da, OYAK gibi denetim dışı ve vergiden muaf holdingler aracılığıyla büyük ekonomik olanaklar elde etti. Hiçbir devlet kurumu Ordunun devasa ÅŸirketlerini veya askeri harcamalarını denetleme yetkisine sahip deÄŸildir. İşte bunun gibi nedenlerden dolayıdır ki, militarist bürokrasi sivil denetim mekanizmasının oluÅŸmasını ve ÅŸeffaf bir ortamın yaratılmasını istemiyor. Avrupa BirliÄŸine üye bir Türkiyede hükümranlık fonksiyonunu yitireceÄŸini bilen ordu, bu süreci bloke etmenin bir aracı olarak ÅŸoven, ırkçı ve faÅŸist beslemelerini sokaklara sürerek toplumu geriyor. AKP,nin 2002 yılında yapılan Genel Seçimlerde büyük bir baÅŸarı saÄŸlayarak bir çok partinin parlamento dışında kalmasını saÄŸladığı biliniyor. Ak Partinin hükümet olmasını içlerine sindiremeyen Kemalist elit, suni bir laiklik söylemiyle kendileri tarafından oluÅŸturulmuÅŸ Atatürkçü DüÅŸünce DerneÄŸi gibi havuz oluÅŸumları aktivleÅŸtirerek toplumu germeye devam ediyor. AKPye ve dolayısıyla demokrasi güçlerine muhtıra veren Genelkurmay, Kemalist Rejimin sigortalarından biri olan Anayasa Mahkemesine aldırttığı siyasi bir karar ile Abdullah Gülün CumhurbaÅŸkanı olmasını bloke ettiÄŸine de kamuoyu tanıklık etti. Türkiyenin demokratik deÄŸiÅŸim ve dönüÅŸüm sürecini bloke ederek, rejimin geçici restorasyonunun amaçlayan militarist egemenler, AKPnin 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılması düÅŸünülen seçimlerde tek başına hükümet olmasının önünü almak için statükocu partileri birleÅŸmeye zorlayarak, parlamentoya mümkün olduÄŸu oranda daha fazla partiyi taşımak ve bir koalisyon hükümetine zemin oluÅŸturma çabasındadır. Kürdlerin, uluslararası dayanaklarından soyutlanmış Kemalist elite bu ÅŸansı sunma gibi bir lükslerinin olmadığını vurgulamaya çalışıyorum. Demem o ki, bu çaÄŸ dışı rejimi tarihe gömmenin tam zamanıdır ve Kürdler rollerini oynamak gibi tarihi bir sınav ile karşı karşıyadırlar. Genelkurmay Cumhuriyeti, Türkiyenin demokratik süreçlerine müdahale ederek, toplumun demokratik örgütlenmesini hep engelledi. Bunun avantajını iyi kullanan militarist erk, toplum ile istediÄŸi gibi oynuyor. Kürdler bu sürece duyarsız kalmadan veya bu tarihi ÅŸansı popülizme kurban etmek gibi bir yanlgıya düÅŸmeden, Kemalist Rejimin iç çeliÅŸkilerinden yararlanmalıdır. BaÅŸka bir deÄŸiÅŸle Kürdler; Kemalizm ve türevlerinden ayrı durup, rejimin çözülmesine katkı sunan AKP ile ortak vurmasının önemini deÄŸerlendirmek zorundadırlar. Yineliyorum: Kürdler Türk parlamentosunda onursuz bir koltuk ve rant kapma mücadelesi yerine, Kürdistanın Yerel Yönetimlerinde, Belediyelerinde ve Sivil Toplum Örgütlerinde egemenliÄŸi amaç edinerek çalışma alanlarını açması ve dolayısıyla Kürdistanda iktidar olması durumunda Kemalist Rejimin Kürd halkını inkar ve asimilasyon politikası aşılacağı gibi, Kürdler uluslararası toplum nezdinde de hatırı sayılır saygın bir konuma gelecektir. Kürdistanda iktidar olamayan Kürdlerin, Türk parlamentosunda kendi kimlikleriyle politik sürece müdahil olabileceklerinin olanaklı olmadığı kanısındayım. Bundan dolayı da, Kürdlerin 2007 yılı Genel Seçimlerini bir kırılma noktası olarak algılamanın yanısıra, TürkiyelileÅŸme ve dolayısıyla TürkleÅŸme projesine karşı bir kopuÅŸu ifade etmelidir. Kürdlerin, TürkiyelileÅŸme ve dolayısıyla TürkleÅŸmeden kopuÅŸu, aynı zamanda Kürdçenin de yaÅŸamın tüm alanlarında kullanımını daha da güçlü kılacak ve asimilasyon sürecine de son noktayı koyacaktır. Dolayısıyla, çözüm üretmeyen tekrarlarda ısrarcı olmak, geliÅŸim ve dönüÅŸümün de mantığına uygun olmadığı gibi, Somut koÅŸullara uygun karar almada bocalamak veya geç kalmak, toplumların tarihsel serüvenleri açısından büyük önem taşır. 2007 yılı seçimlerinin Kürdler açısından TürkiyelileÅŸme ve dolayısıyla TürkleÅŸme projesi ile bir kopuÅŸu ifade etmesi dileÄŸiyle&