Anasayfa | Yazarlar | Süleyman Akkoyun | Kürdler Emperyalizm Ve Türksolu

Kürdler Emperyalizm Ve Türksolu

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

        

 

Yirminci yüzyılın başında Ortadoğu şekilenirken, emperyalist devletlerin onay verdiği uluslar; Arap, Fars ve Türklerdi. Talih bunlara yürü ya kulum derken! Kürdistan dört parçaya bölünüyordu. Aynı güçlerin, soğuk savaş boyunca da Kürdistan ile ilgili stratejilerinde herhangi bir değişiklik olmadı. Hep sömürgecilere destek sunarak, Kürd halkının haklı taleplerini bastırmada belirleyici roller üstlendiler. Yani; 20. yüzyılda egemen emperyalist devletlerin Kürdlere biçtikleri misyon, ulusal siyasi iktidarsızlıktı.

 

Tarihin bir cilvesimidir nedir bilinmez ama!. 19. yüzyılın sonunda Sovyetler Birliği’nin çözülmesiyle, ABD ve mütefiki İngiltere’nin yirmibirinci yüzyılın başında startı verilen ve dünya hegemonyasını temel alan stratejik projelerini uygulayabilme koşullarını yaratmak için, Ortadoğu’ya müdahele edebilmenin zeminini de bizzat kendileri yarattı. İki emperyalist süper gücün Ortadoğu’ya müdaheleleri, Kürdistan’ı parçalayıp aralarında bölüşen sömürgeci devletlerin zararına ve Kürd ulusu’nun lehine işledi ve işliyor. ABD’nin Irak’a müdahelesiyle, Kürd ulusunun dağıtılan beyini ve parçalanan iskeletinin bütünlüğünü sağlamanın koşulları gelip kapımızı çaldı. Olgular, doğru değerlendirilip doğru adlandırıldıkları oranda, sorunların çözümüne katkı sunar ve barışçıl eşit çözümlerin önünü de açabilir diye düşünmek gerekir.

 

Anti-emperyalizm espirisiyle, Kürdlerin Donkişotluk yapma gibi bir sorunu olduğunu sanmıyorum.

 

ABD’nin Ortadoğu’ya müdahelesi, Kürd halkı açısından adeta 20. yüzyılın rövanşı niteliğindedir. Kürdler, bu tarihi fırsatı müdaheleci güçlerle çatışmadan, ulusal düzeyde siyasal irade birliğini yaşama geçirdiği oranda kazanımlarını kalıcı kılar. Ortadoğu gibi kaygan bir coğrafyada başka bir altenatifin de kısa bir gelecekte oluşamıyacağını kabul etmek durumundayız.

 

ABD’nin Irak’a müdahelesi, Ortadoğudaki statükoya bir müdahele olarak değerlendirilmelidir. Güneyde Kürdistan Federal Devleti’ni yaratmıştır. Güney Kürdistan’daki bu kazanım, özellikle Kuzey Kürdlerinin ulusal anlamda imhasını amaçlayan, İmralı-Genelkurmay konseptinin yaşam bulma zeminini de ortadan kaldırmış, Kürdistan’nın diğer parçalarına da son derece önemli etkileri olmuştur. Bu müdahelenin bir sonucu olarak da, Kürdistan’ı parçalayarak aralarında paylaşan sömürgeci devletlerin kimyası bozulmuştur. Kürdler neden bu müdaheleye karşı olsun ki ?

 

Günümüz koşullarında anti-emperyalizm gibi doğmatik gerekçeler ileri sürerek, Kürdlerin bu tarihi fırsatı kaçırma diye bir lüksleri olamaz. Bunu halkımıza öneren veya dayatan güçler ciddiye alınmamalı ve dost katagorisine sokulmamalıdırlar diye düşünüyorum.

 

Bu coğrafyada tüm hakları gasp edilmiş mazlum Kürd halkına, dünyanın baş edemediği emperyalistlere karşı Irak’ta savaşı önerenler! Lenin ve Stalin’ın sömürgeci ve emperyalist devletler ile yaptığı anlaşma-ittifakların bir sonucu olarak, Kürd ulusal kurtuluş mücadelesinin hala çözüm beklediğini sorguluyorlar mı ? veya sorgulayabildiler mi ?  Neden Kürdlerin emperyalist güçler ile ittifakına bu kadar saldırılıyor ?

 

Milli Güvenlik Kurulu, Özel Harp Dairesi, JİTEM, YÖK, Ordu ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi anti demokratik ve ülkelerimizin talanı ve halklarımızın kanı ile beslenen

bu kurumları sorgulayabiliyormusunuz “ değerli “ aydın, demokrat, sosyalit ve anti-emperyalistler?

 

Kürdler; tarihin acı deneyimlerinden ders alarak, Kürd Ulusunun çıkarını herhangi bir ideolojiye veya particiliğe mahkum etmemeyi ögrenmek durumundadırlar

 

ABD’nin Irak müdahelesine karşı olan güçler; Türkiye, Suriye Baas Rejimi, İran Şariatçı İslami Rejimi, Suudi Krallğı, Irak Baas Rejimi’nin artıkları, bölgedeki gerici akımlar ve Ortadoğu’daki statükosunun devamında yararı olan güçlerdir. Bunların zararına olan, Ortadoğu halklarının yararına değilmidir ?

 

Kürdler; ABD’nin Irak’a müdahelesinde, Kürdistan’ı parçalayıp aralarında bölüşen sömürgeci bölge devletlerinin yanında mı yer almalıydı ? Veya bölgenin egemen halklarının şöven-inkarcı yıkımının mı saflarında olmalıydı ? Her iki soruya da hayır diyor ve Kürdlerin ulusal çıkarları, Ortadoğu’nun statükosuna müdahele eden dünya egemenlerinin yanında olmayı zorunlu kılıyor diyorum.

 

Ortadoğu’daki mevcut statükonun tümden değişimini hedef alan her türlü stratejileri desteklemeyen Kürd’ün aklından ve samimiyetinden şüphe edenlerden olduğumu da söylemek durumundayım.

 

Kürd ulusal sorunu kapsamında ve tarihten kaynaklanan resmi ideolojinin bir izdüşümünden başka bir anlam ifade etmeyen Türk sol haraketinin, Kemalizm’in antiemperyalist versiyonunu ( emperyalizme dayanarak, anti-emperyalist söylemlerde bulunmak ) günümüze uyarlayarak, halkımızın Güney Kürdistan’daki kazanımlarına saldırmaktadırlar. Bu saldırıların nedeni, Türkiye’nin de ilerde Irak ile aynı akibeti yaşama fobisidır. Kürd ulusal demokratik mücadelesinin mevziler kazanıp güçlenmesi, aynı zamanda da sahte solcuların maskelerinin daha bir düşmesine zemin hazırlıyor. Sözde Türk sol haraketinin, şoven-ırkçı bir zemine taşınmasında, Kürd halkının kazanımları belirleyici bir etkendir. Günümüz Türkiye’sinde sağ ve sol arasında herhangi bir farklılık kalmamıştır.

 

Ortadoğu’da sosyal bir barışın sağlanmasının olmazsa olmaz koşulu, Kürd ulusuna yapılan tarihi haksızlıkların barışçıl, eşit, hak ve hukuk temeline dayalı bir biçimde ortadan kaldırılması, başka bir değişle, Kürd halkının kendi kaderini kendisinin belirlemesine saygı duyulmasıdır.

 

 

 

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin
Puanlama
0