Kim öldürüyor Niçin Öldürüyor ?
12 Eylül 2006 Salı günü Diyarbakır’da kaldırıma konan bir bombanın patlaması sonucunda 7’si çocuk 11 soydaşımız yaşamlarını yitirmiş, onlarca soydaşımız da yaralanmıştır. Kuşkusuz, patlatılan bombanın barış seslerinin susturulmasına, şiddetin son bulması yönünde yürütülen çalışmaların sabote edilmesine yönelik olduğu kadar, Kürd ulusal sorununun barışçı demokratik çözümü yönündeki çabaların da, militarist egemen güçler tarafından kanla karşılık bulacağı yönündeki bir tehdidi olarak da okumak gerekir.
Türkiye ve Kürdistan’ın talanından kendilerine aktarılan kaynakların adeta tutsağı olan Türk Medyasının bir bütün olarak hiçbir veriye veya nedene dayanmadan olayı PKK’ye mal etme çabaları ardından da Timsah gözyaşı dökmeleri iyi okunmalıdır. Kürdvari bir değişle bunlar, “Bi gur re dikujin û bi xwedî re şînê dikişînin”.
Türkiye ve Kürdistan’da militarist güçlerce tırmandırılan terör ortamının perde arkasını görebilmek için, uzun bir süre PKK’de saygın ve dokunulamaz bir konumu ve aynı zamanda da, PKK önderine “kardeşim Apo” değişiyle de Kürdler arasında ünlenen ve bugün bile kardeşi Öcalan ile aynı görüşleri paylaşan ve benim de gerçekten kardeşliklerinden kuşku duymadığım; Yalçın Küçük’ün görüşlerinde aramak gerekir.
Yalçın Küçük, “ Gizli Tarih “ adlı çalışmasında şöyle buyuruyor:
“Şimdi ben, “Türkiye büyümezse küçülür“ diyorum ve Musul’da, yıllardır Ankara’nın yardımıyla kurulan Kürdo-Jüdaik Devlet’in eninde sonunda Türkiye’yi küçülteceğini ekliyorum. Sol, bunlara sessiz kalamaz ve ben sessiz kalmıyorum....... Mesele şudur: Bir, Musul’u verirlerse Diyarbakır’ı tutmak mümkün değildir. İki, iş Kandil’de silahları susturmak değil, yönünü değiştirmektir... Bu kadar basit. Eğer sizin formülünüzle ve sözünüzle, orada gerilla savaşı yapacaksak, Kürdler olmadan biz o işi yapamayız. Amerika, orada, emeryalist savaşını Kürdler ile yapıyor ve anti-emperyalist savaşı da Kürdler ile yapmak zorunluluğu var... Biz şunu söylüyoruz; şu anda yapılacak iş, orada Amerika himayesinde Amerika mandasında, Kürdo-Judaik devletin kurulmasını zorlaştırmaktır. Ben, anti-Amerikan mücadelenin merkezinin Musul olduğunu ilan ediyorsam, bunu Türkiye soluna söylüyorum, Hilmi Paşa Hazretleri’ne hitap etmiyorum.”
Yalçın Küçük militarist efendilerine, Güney Kürdistan’ı işgal edin! yoksa, Küzey Kürdistan elden gider diyor. Doğru da söylüyor. Abdullah kardeşi de aynı görüştedir. Ve bunları normal karşılıyoruz! Fakat normal olmayan PKK’nin değirmenine su taşıyan soydaşlarımızın bunu anlamakta zorlanmalarıdır.
İşte! Abdullah Öcalan’ın kardeşi Yalçın Küçük’ün de ifade ettiği gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarından ittibaren Güney Kürdistan’ı işgal güdüsü sürekliliğini korumaktadır. Türkiye ve Kürdistan’da sıkılan her kurşunun ve her bombanın patlatılmasına zemin hazırlayan temel olgunun, Kürdistan’ın sömürge statüsünün devamında diretmek olduğu gözden kaçmamalıdır. Bu temel olguya militarist güç odaklarının AB sürecini bloke etmek ve dolayısıyla Türkiye’nin demokratik değişim ve dönüşüm sürecini sabote etmeyi de ekledik mi, sıkılan kurşunların ve patlatılan bombaların faillerine ulaşmış oluruz diye düşünüyorum. Denklem bu kadar basittir ve bundan kuşku duymuyorum.
PKK’nin Kürdler açısından politik hiçbir anlamı olmayan silahlı haraketliliği ve aynı zamanda da, demokrasi karşıtı güçlerin işine gelen silahlı eylemler yaptığı hep biliniyor. Diyarbakır’da patlatılan bombanın tetikçileri kim olursa olsun! Türkiye ve Kürdistan’da sıkılan tüm kurşunların ve patlatılan tüm bombaların tek yönlendiricisi vardır. O da; imralı’da Öcalan’ı kontrol eden militarist güçten başkası değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren kendi egemenlik alanında politik boşluğa yer bırakmayacak kadar ince bir stratejiyi, değişik siyasi görüşler arasında hep izlediğini biraz tarihi bilgisi olan herkes bilir. Artık bundan kuşku duymuyoruz.
Güney Kürdistan’daki soydaşlarımızın çok iç çatışmalı ve çelişkili mücadele tarihleri ve günümüzdeki konum ve kazanımlarından yola çıkarak, diğer parçalardaki Kürdler için tarihi bir miras ve ders alınması gereken bir zenginlik olduğuna inanıyorum. Özel Harp Dairesi’nin birer projeleri olarak ortaya sürülen tetikçi oluşumların temel işlevleri Kürdistan’daki politik güçlerin destabilize edilmesi, ekonomik ve toplumsal alt yapısı kurulmuş siyasi bir oluşumun kurulmasını sabote etmek olan tüm konseptlerini alt etmenin bir tek formülünü biliyorum. O da şudur: Ulusal düzeyde siyasal irade birliğini somutlaştıracak siyasal ve örgütsel birliğinin acilen yaşama geçirilmesidir.



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz