Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: DTP Öcalan'a Biat Etmeyi Sürdüremez! DTP Öcalan'a Biat Etmeyi Sürdüremez! ================================================================================ Süleyman Akkoyun on 04 Nov, 2009 01:01:00 DTP ÖCALAN'A BİAT ETMEYİ SÜRDÜREMEZ! suleymanakkoyun@hotmail.com Altmış küsur yıl Amerikan sularında yol almaya çalışan tekçi Kemalist Rejim; uluslararası konjonktürden kaynaklanan nedenlerden dolayı demokratik değişim ve dönüşüme zorlanarak, bölgedeki sorunların bir parçası olma yerine, sorunların çözümüne taraf olan saygın bir ülke konumuna getirilmesi için ABD ve AB tarafından güçlü bir biçimde desteklenerek Ortadoğu'nun merkezine oturtulmuştur. Öte yandan da uluslararası konjonktürün zorunlu kıldığı süreç ve dünyada yükselen değerler olarak demokrasi, insan hak ve özgürlüklerini merkezine almayan ulusların, sistemlerin ve örgütler küresel fırtına karşısında tutunamayacakları olgusu, Türkiye Devleti katında kabul görmüştür. Türkiye ve bölgede yaşanan olumlu veya olumsuz tüm gelişmelerin arka planını oluşturan olgu ise, 2007 yılının Ocak ayının başında MİT Müsteşarı Emre Taner'in yayınladığı rapor ile 5 Kasım 2007 tarihindeki Bush-Erdoğan görüşmesidir. AKP Hükümeti 2002 yılından bu yana seksen küsur yıldır Türkiye'ye giydirilmiş olan deli gömleğinden kurtulmanın mücadelesi ekseninde gelgitlerle yoluna devam ediyor. Keza, AKP; Ergenekon ve PKK'nin birbirlerini besleyen provokasyonlarına rağmen, Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümü adına çok önemli ilerlemeler de sağladı. AKP Hükümeti'nin içeride ve dışarıda ezber bozan türden açılım üstüne açılım yapması büyük çoğunluk tarafından desteklenirken, sistemden beslenen ayrıcalıklı Türk ve Kürd azınlıklarda tedirginlik yaratmış olması ve tedirgin olan egemen (İmralı örgütü, asker ve sivil bürokrasi) azınlıkların direnciyle karşılaşması doğaldır. Ancak; Öcalan'ın İmralı süreciyle dışa-dibe vuran ideolojik, siyasi ve ahlaki çöküşünden sonra Kürdler adına siyaset yapmaya aday olan bir partinin hâlâ İmralı Karargâhından gelen ve Genelkurmay oluru ile kendilerine sunulan talimatlar doğrultusunda süreci statüko ve kendisinden başka hiçbir kaygısı olmayan Öcalan'ın lehine provoke eden eylem ve söylemleri doğal değildir-sayılamaz. PKK'nin 21.yüzyılda Kürdler açısından hiçbir anlam ifade etmeyen silahlı mücadelesinin sona erdirilmesine ilişkin ABD, AB, Türkiye, Güney Kürdistan Yönetimi, PKK ve DTP ile sürdürülen koordineli çalışmalar-baskılar sonucunda Kandil'de de paralel bir iradenin oluştuğu-oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, PKK ile varılan bir uzlaşma sonucu olduğu tartışmasız olan bir girişimin DTP tarafından (!) abartılı bir karşılık bulması ardından “teslimiyet” ya da “zafer” gibi gerçeği yansıtmayan söylemlerle topluma gerginlik pompalayanlar, her iki kesim içerisinde örgütlenmiş ve süreci provoke etmeyi amaçlayan Ergenekon türevleri olduğu görülmelidir. Keza, Türkiye'ye gönderilen ilk gurubun karşılanmasındaki yanılsama ve abartı gerekçe gösterilerek, Ergenekon'un toplum içerisindeki ayakları halkı sokaklara sürmüş ve geçici de olsa süreç sekteye uğratılmıştır. Öte yandan da bu olay; varlıklarını toplumsal gerginliklere-çatışmalara borçlu olan odakların İmralı hattını kullanarak hâlâ DTP içerisinde etkin olduklarının da kanıtıdır. DTP; İmralı yönlendirmesi ile toplumsal gerginlik yaratmaya çanak tutan eylem ve söylemleri ile miladı dolmuş çağdışı Kemalizm'in bir türevi olan Apoizme biat etmeyi sürdürerek politika yapmanın çağımızda olası olmadığını artık idrak etmek zorundadır. Kürdler adına politika yapmak isteyen bir partinin; Kürdlerin meşruiyeti tartışmasız olan ulusal ve demokratik haklarını hiçbir yasal gerekçeye sığınmadan her platformda savunması ve birbirlerini besleyen resmi ideolojilerin (Kemalizm-Apoizm) siyaset üzerindeki vesayetlerini sorgulaması bir zorunluluktur. Zira ulusal tükenişin bir ifadesi olan İmralı-Diyarbakır hattının çekim alanı dışına çıkamayan ve Amed-Hewlêr hattını temel almayan bir Kürd partisi; ya Kemalizm'in yedeğine düşer, ya da aşılır-tasfiye olur. Ancak; gelinen aşamada DTP'nin Ergenekon gibi miadı dolmuş Öcalan Projesi kapsamı dışına çıkmaktan başka bir şansının da olduğunu sanmıyorum. Zira, uluslararası konjonktür herkesin değişmesini-dönüşmesini zorunlu kılıyor. 6 Kasım 2009