Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: PKK'nin Son Duruşunu Önemsiyorum PKK'nin Son Duruşunu Önemsiyorum ================================================================================ Süleyman Akkoyun on 20 Oct, 2009 05:40:00 suleymanakkoyun@hotmail.com Abdullah öcalan'ın 1999 yılında çağırdığı gurup ile 2009 yılında yine onun çağrısıyla gelen guruplara aynı misyonu yüklemenin doğru olmadığı kanısındayım. 1999-2009 tarihleri Türkiye, Kürdistan, Ortadoğu ve uluslararası konjonktür aşısından çok farklıdır. PKK'deki zorunlu değişimi anlayabilmek için, bu koşulları hazırlayan altyapıyı ve sürecin nasıl evirilerek bugüne zemin hazırladığına bakmak gerekmektedir. Bush ve Erdoğan'ın 5 Kasım 2007 tarihinde Oval Ofis'te yapmış oldukları görüşmeden sonra Kürdler de dâhil tüm ilgili tarafların PKK'nın aşılması-tasfiyesi gerektiğine ilişkin söylemde aynılaşması ve bu ortak söylemin aynı zamanda Ortadoğu'daki sorun alanlarına ilişkin de ilgili tarafların yeni bir ara konsept üzerinde mutabakat sağlamış oldukları anlamına geldiğini, ne yazık ki Kürdler okuyamadı veya geç anladı. Bugün Türk ve Kürd kamuoyunu şoke eden gelişmeler; özünde, 5 Kasım 2007 tarihli mutabakatın dışavurumudur. Keza, Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümü önündeki tüm engellerin adım adım aşılacağını hep beraber yaşayıp göreceğiz. Bush ve Erdoğan görüşmesinden sonra 14 Ocak 2008 tarihli bir makalemde konuyu işleyerek, şöyle demiştim: “Bundan sonra ABD'nin Türkiye ve Kürdler ikileminde izleyeceği olası rota; Türkiye'nin AB sürecine katkı sunulması, asker ve hükümet arasındaki iktidar mücadelesinin zamana yayılarak militarist seçkinlerin sivil siyaset üzerindeki vesayetinin demokrasi güçleri lehine evirilmesi, Kürd Sorunu'nun Avrupa Birliği projesi kapsamında değerlendirilmesi, Türkiye ile Güney Kürdleri arasındaki gergin ilişki ve çelişkilerin iyileştirilmesi ve Türkiye'yi geçici de olsa tedirgin etmeyecek olan bir ara denklemi gündemine koyduğunu düşünüyorum. Keza, bu yeni ara süreç: Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümünü bloke eden asker-sivil bürokrasiye katkı sunan PKK'nın de Türkiye ve Güney Kürdistan ile sınırlı olmak üzere tasfiye sürecinin de başladığına delalet eder.” http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/1042.html “PKK'nin savunduğu tezler silahtan arınmaya, sivil yaşama dönmeye ve sistem partilerinin herhangi birinde yer alıp Türkiye'nin demokratikleşme sürecine katılmaya tekabül eder. Bireysel hak ve özgürlükler için silahlı mücadele vermenin ne bir gereği, ne de bir inanırlığı kalmıştır. Avrupa Birliği Projesi, PKK'nin Kürd halkına reva gördüğü, ”Türkiyelileşme” projesinden çok daha kapsamlı ve anlamlıdır. öte yandan 21.yüzyılda bireysel hak ve özgürlükler için silahlı zoru gündemleştirmek kısır bir döngüdür. özellikle de bunu İmralı vesayetinde sürdürmek, halkımızın felaketine davetiye çıkarmaktan başka bir anlam taşımaz.”-2007- http://www.nasname.com/Yazarlar/sakkoyun/63.html Görüldüğü gibi süreç bizi doğrular bir rota izlemektedir. Diğer önemli ile bir olgu da, Türkiye'nin AKP Hükümeti ile yakalamış olduğu saygın düzeydir. Bu tezi biraz daha da açarsak; Türkiye'nin AKP hükümeti ile başlattığı ekonomik, siyasi ve diplomatik atak; hem bölgede, hem de dünyada Türkiye'nin eski imajının algılanış biçimini değiştirmiş ve onu, bölgede saygın bir konuma getirmiştir. Buna koşut olarak Türkiye, gerek bölge devletleri ve gerekse dünya ile olan siyasi, ekonomik ve diplomatik ilişkilerini geliştirmiş ve bir sorunlar yumağı olan Ortadoğu'da jeopolitik konumunu daha da güçlendirmiştir. Türkiye; artık bölgedeki sorunların bir parçası olma yerine, sorunların çözümüne (barışçıl-zor) taraf olan bir ülke konumuna gelmiştir. Bunu görmemek, kabullenmemek ve buna göre strateji ve taktik geliştirmemek, siyasi körlük olur. Uluslararası verili durum; PKK'ye, Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümünü militarist egemenler lehine bloke eden, Güney Kürdistan'daki kazanımları zora sokan ve Kürdler için hiçbir anlam ifade etmeyen silahlı mücadele yerine; barışçıl, demokratik, siyasi ve uluslararası geçerliliği olan açık-legal mücadelenin temel alınmasını dayatmaktadır. Buna ayak diretmenin geçerli hiçbir gerekçesi olamayacağı gibi, olası da değildir. Türkiye'nin demokratik değişimi, dönüşümü ve toplumsal barışı adına; PKK'nin bu “jestini” savaşın toplumsal bünyelerde yaratmış olduğu tahribatların onarılmasında ön açıcı olabileceği olasılığından dolayı önemsiyorum. 19 Ekim 2009