"Kürd Açılımı" Ve "Yol Haritası" Savaşları Üzerine
“Kürd Açılımı” Ve “Yol Haritası” Savaşları üzerine
Resmi tarih ve resmi ideolojilerden arınmış özgür yaklaşım eksikliği, aynı zamanda olguların bilince çıkarılmasını da güçleştiriyor. Zira sorunları bilince çıkarabilmenin ve çözümlerine ilişkin önermeci olabilmenin mihenk taşı, olguların kaynağına inebilen, bölgesel-küresel tüm faktörleri nesnellik süzgecinden geçirebilen bir yaklaşım ile olanaklı olur. Keza, Kemalist Rejim'in aşılmasında yararı olanların yaşadığı kafa karışıklığı; -“Kürd Açılımı”, “Yol Haritası” ve bu safsatalara karşı başlatılan İmza Kampanyaları gibi- aynı zamanda Avrupa Birliği sürecinin bloke edilmesi noktasında birbirleriyle paslaşarak tırmandırdıkları toplumsal gerginlik-çatışma ortamından beslenen ve bundan dolayı da siyaset üzerinde hâlâ vesayet sahibi olan PKK ve Militarist egemenlere karşı sergilenen oportünist yaklaşımlara da temel oluşturmaktadır.
Öte yandan, günümüz koşullarında Kürd halkının gasp edilmiş ulusal demokratik haklarının iadesi boyutunda “Kürd Açılımı” diye bir şey söz konusu olamaz-olmaz. Söz konusu polemiklere neden teşkil eden temel etken, Türkiye'nin Avrupa Birliği ailesine katılmak için yapmak zorunda olduğu reformlardan başka bir şey değildir. “Kürd Açılımı” ve “Yol Haritası” gibi safsataları gündeme taşıyanlar, Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümüne karşı olanların toplumu germek için ileri sürdükleri argümanlardır. Bugün sürmekte olan “açılım” savaşlarının temelini bireysel hak ve özgürlükleri temel alan Avrupa Birliği normlarına güçlü direnç odaklarına rağmen, yaşam alanı açmak oluşturur.
Kürd siyasi aktörlerin de ırkçı, şoven ve faşist çevreler ile aynı dili kullanarak tüm blokajlara rağmen -tökezleyerek de olsa- AB sürecini götüren AKP'yi hedef tahtasına koymak yerine, Avrupa Birliği topluluğuna üye bir Türkiye'nin Kürd halkına neler verip, neleri alacağını bilince çıkarması gerekmektedir. Ancak, Abdullah Öcalan'ın sağlıklı düşünebilmenin-tartışabilmenin bloke edilmesinde görevli bir aktör olduğu ve Öcalan aşılmadan Kürdlerin sağlıklı bir düşünce mekanizmasını oluşturabilmesinin güçlüğü de göz ardı edilmemelidir. Zira tapmaya alışık bir halkın karizmatik ve otoriter bir önder yaratma eğiliminde olduğu, O'nun da sistemli olarak kendisine böyle bakılmasını istediği ve etrafına topladığı dalkavukların katkısıyla ilk günden başlayarak tek tip düşünmeyi egemen kılarak, kendisine tanrısal bir misyona yüklenen Öcalan ve PKK yanılsaması yıllardır tekrarlana tekrarlana sorgulanamayacak bir gerçek görünümüne bürünmüştür.
Oysa bu önerme veya dayatma objektif olarak değerlendirildiği zaman; yerleşik yargıların ne derece zayıf, kanıtsız ve afakî şeyler olduğu görülecektir. Kuşkusuz, eskiyi bugünün ölçüleriyle değerlendirmemek geçerli bir kaygı konusu olabilir; ama bundan eskinin hiçbir ölçüyle değerlendirilmeyeceği, ya da bugünün ölçülerinden sapan yönlerinin mazeretli görülmesi gerektiği sonucu çıkmaz.
Bugün bile Kürd toplumu hâlâ siyasi irade sorunu yaşıyorsa, bunun nedenlerini devletin lojistik katkılarıyla Kürd toplumunda tek tip düşünceyi egemen kılan PKK projesinde aramak gerekir. Yani, topluma pompalanan bilgi kirliliğinin karşılık bulmasının temel nedenlerinden biri de bireyin toplum içindeki özerkliğinin başlıca dayanaklarından olan özel mülkiyeti ve aile kurumunu tahrip etmekle, tıpkı Kemalizm'in bir ikizi gibi homojen ve güdülebilir bir kitle toplumu yaratmada eşine az rastlanır başarı sağlayan Öcalan'ın; Lozan Antlaşması'na itirazı olan Kürd toplumundan; güdülmesi bir sürüyü gütmekten daha kolay olan bir müritler yığını yaratmış olmasıdır.
DTP'nin İmralı güdümünden çıkamaması, Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümü mücadelesinde yanlış kulvarlarda oynamasını da bu bağlamda değerlendirmek gerekir.
Özetlemek gerekirse; diplomatik söylem ve belgelerde neyin söylendiği kadar önemli olan, nelerin söylenmediğidir. “Kürd Açılımı”, “Yol Haritası” gibi topluma gerginlik pompalayan söylemler, statükoyu koruma adına ileri sürülmektedir. Zira Kürd veya haklarından söz edilecekse; Kürdlerin de tüm dünya halkları gibi devlet kurma ve yönetme hakkı tartışma konusu dahi edilmeden savunulmalıdır.
Dolayısıyla, Avrupa Birliği bir uygarlık projesidir. Bu proje aynı zamanda bireyin özgürlüğünü temel alan bir değerler sistemidir. Kemalist Rejime en büyük tehdit AB süreci ve buna önayak olan AKP hükümetinden gelmiştir. Keza, Avrupa Birliği üyesi bir Türkiye toplumsal sorunların barışçıl çözümüne de zemin olacaktır. Kürdlerin ulusal demokratik haklarının iadesi boyutunda AKP'ye abartılı bir misyon yüklemeden, Avrupa Birliği sürecine katkı sunulması halkımızın yararına olacaktır.
31 Ağustos 2009



Yorumlar (3 gönderildi):
Yıllar yılı mazlum kanı döktünüz
Haydin açın, açılında görelim
Kardeşleri can düşmanı ettiniz
Haydin açın, açılında görelim
Bir pakettir söylenipte gidiyor
İçinde neler var kimse bilmiyor
Bu ülkeden halen canlar ölüyor
Haydin açın, açılında görelim
İmralıda talimatlar geliyor
Burnu akmış, kaşıtınsı oluyor
İlker Başbuğ tıkır tıkır gülüyor
Haydin açın, açılında görelim
Zafer naraları atar erdoğan
Deniz baykal, Bahçelide pek yaman
Hani biz kardeştik nerde ne zaman
Haydin açın, açılında görelim
Ergenekon çeteleri beslendi
Vurup kırıp devletine yaslandı
Memlekette niye yürek paslandı
Haydin açın, açılında görelim
On binlerce yiğit düştü toprağa
Anıları yazılıdır yaprağa
Haber salın ovalara ve dağa
Haydin açın, açılında görelim
Karanlıkta gizli gizli vuruyor
Ölüm kuyuları saklı duruyor
Kayıp yakınları her gün soruyor
Haydin açın, açılında görelim
Yirmi beş yıl sürdü bu kirli savaş
Yandı yürek, akıyor gözlerden yaş
Hasret oldu anne bacı ve kardaş
Haydin açın, açılında görelim
Dillerdedir demokrasi söylemi
Şimdi kardeş olduk söylen öyle mi?
İmralıda yola çıktı bu gemi
Haydin açın, açılında görelim
Kalender,e gizemlidir bu paket
Ne kadarda barış sever var hayret
Gemi battı batıyor bak ha gayret
Haydin açın, açılında görelim.
Kalender Şahin 31.08.2009
Ozetlemek gerekirse diye baslayan son 2 paragraf Kurdistan aydinlarinin yapmasi gerekenleri kisaca ozetliyor. Sizi de saglikli fikirlerinizle Kurdistan halkinin aydinlanmasina yardimci oldugunuz icin kutluyorum. Iyiki Nasname var. Iyiki yazarlariniz var. Iyiki siz varsiniz. Iyiki okuyuculariniz yani hepimiz variz. Hayat zaten ideallerle yasamimiza anlam katmamizdir. Bunu gerceklestirirken de saglik ve mutlulugumuzu korumak esas sartimiz olmalidir.
„... günümüz koşullarında Kürd halkının gasp edilmiş ulusal demokratik haklarının iadesi boyutunda "Kürd Açılımı" diye bir şey söz konusu olamaz-olmaz. Söz konusu polemiklere neden teşkil eden temel etken, Türkiye'nin Avrupa Birliği ailesine katılmak için yapmak zorunda olduğu reformlardan başka bir şey değildir.....
"Kürd Açılımı""Yol Haritası" gibi topluma gerginlik pompalayan söylemler, statükoyu koruma adına ileri sürülmektedir. Zira Kürd veya haklarından söz edilecekse; Kürdlerin de tüm dünya halkları gibi devlet kurma ve yönetme hakkı tartışma konusu dahi edilmeden savunulmalıdır."
Tespitine olduğu gibi katılıyorum. Ancak;
"Avrupa Birliği bir uygarlık projesidir" belirlemene katılmıyorum! Çükü; Avrupa Birliği tamamen ekonomik, siyasi, askeri bir birliktir. Bu birliğin asıl yürütücü motorları da Almanya ve Fransa gibi Emperyal amaçları ayan beyan olan devletlerdir. Birliğin amaçlarından biri de USA Emperyalizminin Ekonomik, Siyasi/ Diplomatik ve Askeri gücünü stratejik bölgelerde dengelemek ve Dünya siyasetinde yeni bir güç olarak yer almaktır (‘ki yavaş yavaş dünya siyasetinde Avrupa Birliğinin gücü fark ediliyor) . Bu söylemimle Türkiye'nin Avrupa Birliğine katılmasını karşı olduğum sanılmasın! Bilakis seninde yazında vurguladığın gibi Avrupa Birliğine katılacak bir Türkiye'nin yasal anlamda günümüz Avrupa'sında geçerli olan bir çok yasal değişiklikleri yapacağından Türkiye de yaşayan her çevre ve kesim bu pozitif gelişmelerden faydalanacaktır...
Ama buna rağmen Avrupa Birliğinin kuruluş amaçlarını ve hedeflerini de bilmek ve analız etmek zorunda olduğumuzu sanıyorum.
Bu vesileyle özellikle Avrupa da yaşayan (çünkü Avrupa'nın değişik ülkelerinde ki Sol çevrelerin bu birliği eleştirel bakışlarını takip ettiklerinden) Nasname yazar ve okurlarının Avrupa Birliği konusunda küçük de olsa bir tartışmaya davet etmek istiyorum.
10.09.2009
Mahmut Gergerli
gergerli@gmx.de
Yorum yaz