Genelkurmay Şemdinli'de Suçüstü Yakalandı!..
Kürdistan’da yurtsever potansiyelin yoğun olduğu değişik il ve ilçelerinde son dönemlerde maydana gelen cinayet ve bombalama eylemlerinin arkasındaki güçlerin kimler olabileceği ve Kürdistan’da yaşama geçirilmeye çalışılan konseptin derinliğinin farkına varamamış kimi çevreler arasında tartışılırken, nihayet cinayet şebekesi Şemdinli’de yakayı ele verdi. Şemdinli halkı tarafından suçüstü yakalanan ve sahiplerine teslim edilen provakatör katillerin devlet tarafından korunup kollanmaları, bölge halkında gerginliğe neden olmuştur. Militarist sözcülerin tatmin edici olmayan açıklamaları ile Türk medyası köşe yazarlarının bu vurdumduymaz tutumunun örtüşmesi, Kürdlerin yabancısı olduğu bir durum değildir kuşkusuz.
Katillere bu tür cinayetlerinın kamuflajını sağlayan, bir Kürd ayağının da olduğu gerçeğine de vurgu yapmakta yarar vardır. Kürd halkının tüm ulusal ve demokratik haklarını, liderlerinin özgürlüğüne indirgeyen PKK’nın, Genelkurmay ile olan danışıklı savaşı sorgulanmadan bu tür olayların net bir fotografı çekilemez. İmralı süreciyle, Kürdlerin Türkiye’ye entegrasyonundan başka bir amaç taşımadığı daha bir netlik kazanan Abdullah Öcalan ve örgütü PKK’ın son dönemlerde tekrar savaş naraları atması elbette boşuna değildi. Ülkemizin sularını bulandıran PKK ve türevleri, JİTEM ve benzeri cinayet şebekelerinın kolayca yurtseverleri avlamasına uygun zemin hazırlıyor.
Türkiye ve Kürdistan’da uzun bir süredir devam eden çatışmasız ortamda güç yitiren silahlı odakların yanısıra kanla beslenen rantçı kesimlerin, AB’nın çekim alanına girmiş bir Türkiye’de, bu tür çılgınca katliamlara yeltenenlerin miladı dolmuş ve son çırpınışları olarak değerlendiriyorum. Irak’taki Baas kırıntılarının ne kadar şansı varsa, Türkiye’deki militarist oligarşik yapı ve rantçı odakların da o kadar şansı vardır. Uluslararası koşulların da bir gereği olarak, Türkiye’de statükonun devanımda direten çağdışı güçlerin başarı şansı yoktur.
Türkiye ve Kürdistan’da büyük bir kesimin derin devlet olarak adlandırdıkları, Devletin çıkarlarını gözetip kolladığı öne sürülen, göz önünde olmayan örtülü güç biçimindeki tesbitin eksik ve yanıltıcı olduğunu ve bu subjektif tanımlamanın da, tabulara dokunmama hassasiyetinden kaynaklandiğını düşünüyorum.Türkiye’de adına derin devlet denen şeyin bir tek merkezi ve adresi vardır. Tüm tarihi deneyimlerimiz, bu adresin de, objektif olarak Genelkurmay karargahı olduğudur. Bu gerçeği daha fazla saklıyabilme olanağı kalmamıştır. Bundan dolayı da adresi meçhul olan derin devlet yerine, Genelkurmay kavramını kullanıyor ve herkese de öneriyorum.
Şemdinli’de suçüstü yakalanan Genelkurmay ve mehmetçik basının kalemşörleri panik içerisindedirler. Türk medyasının önde gelenlerinin sesizliği hayra yorumlanamaz. Türk basınının Kürdlere karşı olan tavırlarından dolayı palazlanan köşe yazarlarının bu konudaki suskunluğunun nedeni, Genelkurmay tabusunun deşifrasyonu ile bağlantılıdır.
Olayı bir Kürd katili olan, Mehmet Ağar’ı basamak yaparak köşesine alan Fikret Bila ise, olayın gerçek failleri yerine, AKP hükümetine faturayı çıkartma çabası içine girmiştir. Şemdinli katillerinin üstlerinden yardım beklemesi gerekirken, neden resmi hiç bir yetkisi olmayan, Mehmet Ağar’ı telefonla arıyarak yardım istemelerinin nedenini sorgulamayacak kadar acemi bir gazeteci olmadığını bildiğimiz Fikret Bila, neyi kamuoyundan gizlemeye çalışıyor.? Şemdinli’de ele geçen arabada otomatik silahlar, el bombaları, Hakkari ve ilçelerinin krokileri, hedef kişilerin listesi bulundu. Ayrıca bu dosyalarda bazı bombalanmış kuruluşların üzeri çarpı işareti ile işaretlenmiş ve bu katiller de tescilli katilYeşil gibi buharlaştılar!. Yoksa bunların haber değeri yok mu ”saygın ve güvenilir” Türk medyası?
Bugün Türkiye’de kendini aydın, demokrat ve sosyalist olarak tanımlayan kesimlerin büyük çoğunluğu tüm kontra eylemlerinin arkasındaki gücün Genelkurmay karargahı olduğunu bilmelerine rağmen, kendilerine verilen direktifler gereği olacak ki, tıpkı YEŞİL olayında olduğu gibi susuyorlar. Sahi bu YEŞİL’e ne oldu?
Bu tür provakasyonların amaç ve aktörleri gün gibi ortadadır. Kürdler için ulus olmaktan doğan hiç bir hak talepi olmayan PKK’yi savaşa yönlendiren Genelkurmay, Türkiye ve Kürdistan’da terör ortamı yaratarak, Avrupa Birliğinın bir üyesi olmada kararlı olan AKP hükümetini zora sokmak ve ortadoğu’da Kürdler lehine olan gelişmelere müdahele edebilmenin zeminini yaratmaya çalışmaktadır.
Genelkurmay ve Kürdistan’daki ayağı olan PKK’ın oyununu bozmanın yolu, silah tehdidinden arındırılmış bir ortamın yaratılması ve bunun bir gereği olarak ta statükocu gericiliğe karşı Kürdlerin de, Türkiye’nin demokratik değişim ve dönüşümüne katkı sunan AKP hükümetine destek sunmasıdır.
Kürdistan ulusal demokratik mücadelesi ,Türkiye’deki tabuları sarsmış ve aynı zamanda da tüm çirkinlikleriyle deşifre etmiştir.Bu bağlamda kendilerine devrimci,demokrat ve sosyalist sıfatını yakıştıranların de işini kolaylaştırmıştır.Bu çirkin provakasyona karşı takınılacak tavır, aynı zamanda bir insanlık sınavı olarak ta sizleri bekliyor.
Sizlere tek bir şey, ”KRAL ÇIPLAK” diyebilme cesaretini göstermek kalmıştır! Umarım bir gün bunu da becerecek cesareti gösterirsiniz. Kim bilebilir ki, tarih sürprizlerle dolu değil mi ?
Hadi işiniz rast gele Türk aydınları !...



Yorumlar (0 gönderildi):
Yorum yaz