Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Kürd Sorunu'nun Çözümü Konusunda "Tarihi Fırsat" Mı Dediniz? Kürd Sorunu'nun Çözümü Konusunda "Tarihi Fırsat" Mı Dediniz? ================================================================================ Süleyman Akkoyun on 11 Jul, 2009 02:06:00 Newsweek: Kürt sorunun çözümü konusunda bugünlerde herkes tarihi bir fırsattan bahsediyor. Hakikaten bir tarihi fırsat var mı? Süleyman Akkoyun: Bugünlerde herkesin Kürd Sorunu'na kilitlendiği doğrudur. Ancak, Kürd Sorunu'nun çözümüne ilişkin “tarihi bir fırsat”ın yakalandığı tezi çok abartılı ve samimi olmayan bir söylemdir. Zira söz konusu Sorun'u yaratarak günümüze taşıyan egemen güçler, topluma kirli bilgi pompalamaya, toplumsal gerginliklerle çatışmalara neden olan Sorun'un özünü hâlâ gizlemeye ve çözüm yerine, çözümsüzlüğü arzulayan bir tavır sergilemeye devam etmektedir. Başka bir değişle, Kürd Ulusal Sorunu'nun çözümüne ilişkin gelinen aşamada, Sorun'a kalıcı bir çözüm iradesini gösterebilme yerine, bilgi kirliliği bombardımanını yoğunlaştırarak, Sorun'u çözme (!) adına, onu kelepir fiyatına kapatmayı amaçlanmaktadır. Saydığım nedenlerden dolayı da bugünlerde gündeme damgasını vuran “Tarihi Fırsat” söylemi havada kalmaktadır. Zira Türkiye'de, Kürd Sorunu'nu doğru adlandırma iradesi dahi hâlâ oluşmuş değildir. Ancak, konuşulması bile yasaklı olan Kürd ve Kürdistan Sorunu'nun, Türkiye gibi bir ülkede konuşuluyor olması dahi, gelecek için ümit vericidir diyebiliriz. Newsweek: Tarihi fırsattan ne kastediliyor? Süleyman Akkoyun: Eğer; Tarihi bir fırsattan söz edilecekse, o zaman tarihin hafızasını kurcalayıp, söz konusu Sorun'un ne olup olmadığının yanıtını bulmamız gerekmektedir. Bilindiği gibi, Türklerin Anadolu'ya gelmeleri 11.yüzyılın ikinci yarısına rastlar. Oysa Kürdler İsa'dan önce kendi ülkelerinde, yani Kürdistan'da yaşıyorlardı. Kürd toplumu-coğrafyası, 17 Mayıs 1639 tarihinde imzalanan Kasr-î Şîrîn antlaşması ile Pers ve Osmanlılar arasında paylaşılarak ikiye bölündü. Ardından da bir ulusun tarihinde uğrayabileceği en büyük felaketini de, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan, Lozan Antlaşması ile yaşadı. Söz konusu antlaşma ile Kürd coğrafyası-toplumu Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletleri arasında dört parçaya bölünerek-paylaştırılarak tüm ulusal demokratik haklarından yoksun bırakıldı. Hâlâ Ortadoğu'da toplumsal gerginlik ve çatışmaların beslendiği bir alan olmaya devam eden ve Kürd Sorunu diye adlandırılan Sorun; özünde bir Türk, Fars ve Arap sorunudur. Ez cümle, bugünlerde tartışılan Kürd Sorunu olgusu (Kürd Ulusal Sorunu), söz konusu haksız antlaşmalara olan itirazın bir ürünüdür. Dolayısıyla, günümüzde Kürd Sorunu'nun çözümüne ilişkin “Tarihi Bir Fırsat” diye bir şeyden bahsedilecekse, Kürd halkına yapılmış olan tarihi haksızlığın kabulü ve bu haksızlığın ortadan kaldırılmasına yönelik siyasi bir iradenin oluşmuş olması gerekir. Kürd Sorunu'na ilişkin yoğun ve yoğun olduğu kadar da soyut tartışmaların yaşandığı günümüzde dahi, böyle bir iradenin olduğunu söylemek ne yazık ki olası değildir. Ancak, her şeye rağmen Kürd Sorunu'nun devlet katında tartışılıyor olmasını gelecek açısından önemsediğimi de ifade etmek istiyorum. Newsweek: Ne tür adımlar atılırsa sorun kesin ve kalıcı şekilde çözülebilir? Süleyman Akkoyun: Lozan Antlaşması; Türkler ve Kürdler açısından de son derece birbirlerine zıt ve farklı şeyleri ifade eder. Lozan; Türkler açısından devşirme bir ulus-devleti garanti altına alırken, Kürdler açısından da coğrafyasının bölünmesi, parçalanması, paylaşılması ve Kürdistan'ın uluslar arası bir sömürge ulus haline gelmesi demektir. Dolayısıyla, söz konusu tarihi haksızlık ortadan kaldırılmadığı sürece, Kürd Sorunu'nun kalıcı çözümünden söz edilemeyeceği gibi, Ortadoğu'da toplumsal gerginlik ve çatışmaların beslendiği bir alan olmaya da devam edeceği gün gibi aşikârdır. Dolayısıyla, her şeyden önce Kürd ve Kürdistan olgusu, tarihi ve sosyolojik olarak doğru isimlendirilmelidir. Sorun'u doğru isimlendirme iradesi gösterildiği oranda, barışçıl bir çözümün de yolu açılmış olur. Sorun'u doğru isimlendirmek, aynı zamanda Sorun'un çözümünün de yolunu-yollarını açar diye düşünüyorum. Keza, Kürd Sorunu'nun barışçıl çözümüne ilişkin Türkiye egemenlerinde siyasi bir iradenin oluşması zorunludur. Zira Sorun yaratan irade, Sorun'u çözme iradesini göstermeden, Sorun; barışçıl-kalıcı olarak çözülmez-çözülemez. Newsweek: Tüm Kürtlerin temsilcisi PKK mi? Değilse sorunun çözümü neden PKK'nın tasfiye edilmesine indirgeniyor? Süleyman Akkoyun: Kuşkusuz PKK tüm Kürdlerin temsilcisi değildir-olamaz. Ancak, bugün için muhatabın PKK olmadığını iddia etmek de olası değildir. Kürd Sorun'u, PKK'nin yaratığı bir sorun değildir. Ancak PKK; yukarıda da ifade ettiğim gibi egemenler tarafından yaratılarak günümüze dek taşıdıkları Kürd Sorunu'nun bir sonucudur. PKK'yi tasfiye etme (!) komedisi yerine, Sorun'u yaratan iradenin çözüme ilişkin samimi olması ve hakkaniyet temelinde adım atması gerekmektedir. Newsweek: PKK ve onun destek verdiği siyasi parti ve oluşumların dışında, silahların susmasını ve kanın durmasını sağlayacak kurumlar hangileridir ve kişiler kimlerdir? Süleyman Akkoyun: Ne yazık ki, bugün PKK dışında, Kürdler adına, Kuzey Kürdistan'daki sürece müdahale edebilecek ulusal siyasi bir iradeden söz edilemez. Ancak, Kürdler adına sürece müdahale veya taraf olacak siyasi bir iradenin olup olmadığından daha ziyade, Kürd Sorunu'nun barışçıl ve hakkaniyet temelinde çözümüne ilişkin konsensüsün devlet katında sağlanması önemlidir. Örneğin; Kürdlerin coğrafyasını aralarında parçalayarak bölüşen egemenler, Kürdlerin rızasını da alarak mı söz konusu Sorun'u yarattılar? Sorun yaratan ve yaşanan bunca acıya rağmen günümüze dek taşıyanlar, Sorun'u çözmek istiyorlarsa eğer, gerçekten de muhataba veya muhatabın kim olacağına mı gereksinim duymaları gerekir? Dolayısıyla, Türkiye egemenlerinde -askeri bürokrasi- Kürd Sorunu'nun barışçıl çözümüne ilişkin bir iradenin oluşması halinde, PKK bir gün içerisinde silah bırakır. Eğer; PKK silah bırakmıyorsa, bunun nedenini öcalan'ın bağlı-denetiminde olduğu (Genelkurmay Karargâhı) iradeye sormak-bakmak gerekir. Newsweek: Silahların susması halinde Kürt siyaseti nasıl şekillenir? Süleyman Akkoyun: Barışçıl bir ortamda, Kürd Ulusal Demokratik Mücadelesi, uluslar arası konjonktür ile barışık olan asli mecrasına döner. Newsweek: PKK ve DTP ısrarla İmralı'yı adres gösteriyor. Ancak devlet, ne İmralı'yı ne Kandili ne de DTP'yi muhatap alıyor. Bu durumda muhatap alınacak yeni alternatif kişi ve oluşumların ortaya çıkması gerekiyor mu? Süleyman Akkoyun: Hayır. Kürd Sorunu'nu devlet yaratmıştır ve kendisinin yaratıp günümüze dek taşıdığı Sorun'un barışçıl çözümüne ilişkin devlet katında siyasi bir irade oluşmuşsa, muhatap aramak anlamsızlaşır. Burada dikkat edilmesi gerekli olan etik ve reel siyaset ikileminde etik olanı göz ardı etmeden, Kürd Sorunu'na barışçıl ve kalıcı bir çözümün devlet katında sindirilerek siyasi, ahlaki ve toplumsal altyapısının oluşturulması gerekmektedir. Newsweek: PKK'nın olmadığı siyasi arenada Kürtleri temsil edecek yeni yüzler kimler olabilir? Süleyman Akkoyun: Yakın gelecekte PKK'nin olmadığı bir arena söz konusu değildir. Ancak, kamuoyuna yansıtıldığı gibi, devletin PKK muhataplığından rahatsızlık duyduğunu sanmıyorum. Keza, PKK'nin muhatap alınacağı bir “çözüm” (!) Türkiye açısından arzulanır. Zira PKK, Kürd Ulusal Sorunu'nun özünü teğet geçerek-boşaltarak Kürdleri sisteme entegre etmenin önemli bir aracına dönüştürülmüştür. 10 Haziran 2009