Kürd Sorunu'nun Çözümü Konusunda "Tarihi Fırsat" Mı Dediniz?
Newsweek: Kürt sorunun çözümü konusunda bugünlerde herkes tarihi bir fırsattan bahsediyor. Hakikaten bir tarihi fırsat var mı?
Süleyman Akkoyun: Bugünlerde herkesin Kürd Sorunu'na kilitlendiği doğrudur. Ancak, Kürd Sorunu'nun çözümüne ilişkin “tarihi bir fırsat”ın yakalandığı tezi çok abartılı ve samimi olmayan bir söylemdir. Zira söz konusu Sorun'u yaratarak günümüze taşıyan egemen güçler, topluma kirli bilgi pompalamaya, toplumsal gerginliklerle çatışmalara neden olan Sorun'un özünü hâlâ gizlemeye ve çözüm yerine, çözümsüzlüğü arzulayan bir tavır sergilemeye devam etmektedir.
Başka bir değişle, Kürd Ulusal Sorunu'nun çözümüne ilişkin gelinen aşamada, Sorun'a kalıcı bir çözüm iradesini gösterebilme yerine, bilgi kirliliği bombardımanını yoğunlaştırarak, Sorun'u çözme (!) adına, onu kelepir fiyatına kapatmayı amaçlanmaktadır. Saydığım nedenlerden dolayı da bugünlerde gündeme damgasını vuran “Tarihi Fırsat” söylemi havada kalmaktadır. Zira Türkiye'de, Kürd Sorunu'nu doğru adlandırma iradesi dahi hâlâ oluşmuş değildir. Ancak, konuşulması bile yasaklı olan Kürd ve Kürdistan Sorunu'nun, Türkiye gibi bir ülkede konuşuluyor olması dahi, gelecek için ümit vericidir diyebiliriz.
Newsweek: Tarihi fırsattan ne kastediliyor?
Süleyman Akkoyun: Eğer; Tarihi bir fırsattan söz edilecekse, o zaman tarihin hafızasını kurcalayıp, söz konusu Sorun'un ne olup olmadığının yanıtını bulmamız gerekmektedir.
Bilindiği gibi, Türklerin Anadolu'ya gelmeleri 11.yüzyılın ikinci yarısına rastlar. Oysa Kürdler İsa'dan önce kendi ülkelerinde, yani Kürdistan'da yaşıyorlardı. Kürd toplumu-coğrafyası, 17 Mayıs 1639 tarihinde imzalanan Kasr-î Şîrîn antlaşması ile Pers ve Osmanlılar arasında paylaşılarak ikiye bölündü. Ardından da bir ulusun tarihinde uğrayabileceği en büyük felaketini de, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan, Lozan Antlaşması ile yaşadı. Söz konusu antlaşma ile Kürd coğrafyası-toplumu Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletleri arasında dört parçaya bölünerek-paylaştırılarak tüm ulusal demokratik haklarından yoksun bırakıldı. Hâlâ Ortadoğu'da toplumsal gerginlik ve çatışmaların beslendiği bir alan olmaya devam eden ve Kürd Sorunu diye adlandırılan Sorun; özünde bir Türk, Fars ve Arap sorunudur. Ez cümle, bugünlerde tartışılan Kürd Sorunu olgusu (Kürd Ulusal Sorunu), söz konusu haksız antlaşmalara olan itirazın bir ürünüdür.
Dolayısıyla, günümüzde Kürd Sorunu'nun çözümüne ilişkin “Tarihi Bir Fırsat” diye bir şeyden bahsedilecekse, Kürd halkına yapılmış olan tarihi haksızlığın kabulü ve bu haksızlığın ortadan kaldırılmasına yönelik siyasi bir iradenin oluşmuş olması gerekir. Kürd Sorunu'na ilişkin yoğun ve yoğun olduğu kadar da soyut tartışmaların yaşandığı günümüzde dahi, böyle bir iradenin olduğunu söylemek ne yazık ki olası değildir. Ancak, her şeye rağmen Kürd Sorunu'nun devlet katında tartışılıyor olmasını gelecek açısından önemsediğimi de ifade etmek istiyorum.
Newsweek: Ne tür adımlar atılırsa sorun kesin ve kalıcı şekilde çözülebilir?
Süleyman Akkoyun: Lozan Antlaşması; Türkler ve Kürdler açısından de son derece birbirlerine zıt ve farklı şeyleri ifade eder. Lozan; Türkler açısından devşirme bir ulus-devleti garanti altına alırken, Kürdler açısından da coğrafyasının bölünmesi, parçalanması, paylaşılması ve Kürdistan'ın uluslar arası bir sömürge ulus haline gelmesi demektir. Dolayısıyla, söz konusu tarihi haksızlık ortadan kaldırılmadığı sürece, Kürd Sorunu'nun kalıcı çözümünden söz edilemeyeceği gibi, Ortadoğu'da toplumsal gerginlik ve çatışmaların beslendiği bir alan olmaya da devam edeceği gün gibi aşikârdır.
Dolayısıyla, her şeyden önce Kürd ve Kürdistan olgusu, tarihi ve sosyolojik olarak doğru isimlendirilmelidir. Sorun'u doğru isimlendirme iradesi gösterildiği oranda, barışçıl bir çözümün de yolu açılmış olur. Sorun'u doğru isimlendirmek, aynı zamanda Sorun'un çözümünün de yolunu-yollarını açar diye düşünüyorum. Keza, Kürd Sorunu'nun barışçıl çözümüne ilişkin Türkiye egemenlerinde siyasi bir iradenin oluşması zorunludur. Zira Sorun yaratan irade, Sorun'u çözme iradesini göstermeden, Sorun; barışçıl-kalıcı olarak çözülmez-çözülemez.
Newsweek: Tüm Kürtlerin temsilcisi PKK mi? Değilse sorunun çözümü neden PKK'nın tasfiye edilmesine indirgeniyor?
Süleyman Akkoyun: Kuşkusuz PKK tüm Kürdlerin temsilcisi değildir-olamaz. Ancak, bugün için muhatabın PKK olmadığını iddia etmek de olası değildir. Kürd Sorun'u, PKK'nin yaratığı bir sorun değildir. Ancak PKK; yukarıda da ifade ettiğim gibi egemenler tarafından yaratılarak günümüze dek taşıdıkları Kürd Sorunu'nun bir sonucudur. PKK'yi tasfiye etme (!) komedisi yerine, Sorun'u yaratan iradenin çözüme ilişkin samimi olması ve hakkaniyet temelinde adım atması gerekmektedir.
Newsweek: PKK ve onun destek verdiği siyasi parti ve oluşumların dışında, silahların susmasını ve kanın durmasını sağlayacak kurumlar hangileridir ve kişiler kimlerdir?
Süleyman Akkoyun: Ne yazık ki, bugün PKK dışında, Kürdler adına, Kuzey Kürdistan'daki sürece müdahale edebilecek ulusal siyasi bir iradeden söz edilemez. Ancak, Kürdler adına sürece müdahale veya taraf olacak siyasi bir iradenin olup olmadığından daha ziyade, Kürd Sorunu'nun barışçıl ve hakkaniyet temelinde çözümüne ilişkin konsensüsün devlet katında sağlanması önemlidir.
Örneğin; Kürdlerin coğrafyasını aralarında parçalayarak bölüşen egemenler, Kürdlerin rızasını da alarak mı söz konusu Sorun'u yarattılar? Sorun yaratan ve yaşanan bunca acıya rağmen günümüze dek taşıyanlar, Sorun'u çözmek istiyorlarsa eğer, gerçekten de muhataba veya muhatabın kim olacağına mı gereksinim duymaları gerekir?
Dolayısıyla, Türkiye egemenlerinde -askeri bürokrasi- Kürd Sorunu'nun barışçıl çözümüne ilişkin bir iradenin oluşması halinde, PKK bir gün içerisinde silah bırakır. Eğer; PKK silah bırakmıyorsa, bunun nedenini öcalan'ın bağlı-denetiminde olduğu (Genelkurmay Karargâhı) iradeye sormak-bakmak gerekir.
Newsweek: Silahların susması halinde Kürt siyaseti nasıl şekillenir?
Süleyman Akkoyun: Barışçıl bir ortamda, Kürd Ulusal Demokratik Mücadelesi, uluslar arası konjonktür ile barışık olan asli mecrasına döner.
Newsweek: PKK ve DTP ısrarla İmralı'yı adres gösteriyor. Ancak devlet, ne İmralı'yı ne Kandili ne de DTP'yi muhatap alıyor. Bu durumda muhatap alınacak yeni alternatif kişi ve oluşumların ortaya çıkması gerekiyor mu?
Süleyman Akkoyun: Hayır. Kürd Sorunu'nu devlet yaratmıştır ve kendisinin yaratıp günümüze dek taşıdığı Sorun'un barışçıl çözümüne ilişkin devlet katında siyasi bir irade oluşmuşsa, muhatap aramak anlamsızlaşır. Burada dikkat edilmesi gerekli olan etik ve reel siyaset ikileminde etik olanı göz ardı etmeden, Kürd Sorunu'na barışçıl ve kalıcı bir çözümün devlet katında sindirilerek siyasi, ahlaki ve toplumsal altyapısının oluşturulması gerekmektedir.
Newsweek: PKK'nın olmadığı siyasi arenada Kürtleri temsil edecek yeni yüzler kimler olabilir?
Süleyman Akkoyun: Yakın gelecekte PKK'nin olmadığı bir arena söz konusu değildir. Ancak, kamuoyuna yansıtıldığı gibi, devletin PKK muhataplığından rahatsızlık duyduğunu sanmıyorum. Keza, PKK'nin muhatap alınacağı bir “çözüm” (!) Türkiye açısından arzulanır. Zira PKK, Kürd Ulusal Sorunu'nun özünü teğet geçerek-boşaltarak Kürdleri sisteme entegre etmenin önemli bir aracına dönüştürülmüştür.
10 Haziran 2009



Yorumlar (12 gönderildi):
Hem PKK`ye alternativ yok, hem de PKK "Sorun`un özünü teget gecerek-bosaltarak Kürtdleri sisteme entegre etmenin önemli bir aracina dönüstürülerek", "muatap alinacagi ... Türkiye acisindan arzulan"masi cözümsüzlükten baska birsey olamaz.
Sorunu yaratan egemen gücler, cözmek isteseler de muhatap alacaklari kurum ve kuruluslar bulmadiklarindan basarisiz kalacaklar. PKK de muhatap alinacak güc olmaktan cok uzaklasmis, TC`nin inkarci politikasinin savunucusu durumuna gelmistir. Yani Kürtlerin temsilcilerinin bulunmadiklari bir ortam, cözüm ortami olamaz.
Temsilcisi olmayan bir halk sorunu da cözemez. Dolayisiyla "tarihi firsat"dan sözetmek tarihi yalandan baska birsey olamaz.
Sonuc: Sayin Akkoyun verdiginiz cevaplarla sadece kisisel olarak cözüm konusunda ne kadar uzak oldugunuzu sergilemiyorsunuz, halk olarak da hazir olmadigimizin belgesi oluyorsunuz.
Sağlıklı analizlerde bulunuyorsunuz. Gerçekten bazen üslup sorunu olsa da iyi ki Nasname var. İyi ki sağlıklı, vicdanlı, bilimsel düşünen Kürd aydınları var. Bir hekim olarak öncelikle ruh ve beden sağlığınıza dikkat etmenizi rica ediyorum. Teşekkürler.
Selamlar
"Madem PKK'yi devlet yaratı, peki bu kadar yıl acımasız bir şekilde neden PKK'nin üzerine gidiyor" diyorsunuz.
Suleyman Hoca'nin musaadesiyle "KEMO Aga ile isbirlikci AVDO"nun hikayesini anlatmak istiyorum. Hikayedeki yer ve sahis isimleri bazi cagrisimlar yapsa da hepsi tamamen hayal urunudur.
Zaman zaman icinde, kalbur saman icinde; katirlar tellal, keciler berber iken; babamin besigini tangir tungur sallar iken, anamin "oglum mujde, deden dunyaya geldi" diye bagirirken… Neyse bu gevezelikleri bir kenara birakip asil hikayemize gecelim.
Iste boyle bir zamanda bir koy varmis, ismi TIRKO Koyu. Oranin bir zalim agasi varmis, ismi KEMO. TIRKO Koyu birkac mahalleden olusuyormus, cok buyuk. Bir verimli arazileri varmis, hersey yetisiyormus, zengin mi zenginmis. Bir de kenar mahallede, dagin eteginde, verimsiz topraklari olan KURDO mahallesi varmis. KEMO ve adamlari, KURDO mahallesinin sakinlerini sevmiyor, onlari her turlu zilletin icine surukluyorlarmis. Her birkac senede veya ayda bir cetesini bu mahallenin uzerine saliyor, cocuk-ihtiyar, kadin-erkek ayrimi yapmadan katlettiriyor, dillerini, kulturlerini yasakliyor, kisacasi hayatlarini cehenneme ceviriyorlarmis.
KURDO mahallesinden bazi gencler bir araya gelip KEMO ve cetesine karsi mucadeleye karar verirler. KEMO bunun farkinda tabi. Genclerin gozu pek, mahalleleri icin canlari pahasina mucadele edecekler. Tabi KEMO'nun her yerde ajanlari oldugu icin bundan da haberi var. KURDO gencleri guclense, agalik makaminin tehlikeye girecegini biliyor KEMO. Ee, simdiye kadar yaptigi baskinlar, inkarlar, isledigi cinayetler KURDO'lari hizaya getirmeye yetmemis, onu da biliyor. "Baska bir yol bulmaliyim" diye dusunur.
Derin derin dusunurken KURDO mahallesinden bir delikanli aklina gelir. Ana tarafindan uzaktan akrabasi sayilir, ismi AVDO. Kullanilmaya elverisli, makama duskun, ego kupu, gaddar biri. Yani tam KEMO Aga'nin karakterinde. Kucukken KURDO mahallesinin tavuklarinin, kuslarin kafalarini diri diri koparacak kadar vahsi bir yapiya sahipmis AVDO. KEMO bir yolunu bulup AVDO'yu nezarethaneye aldirir. AVDO kuslarin kafasini koparacak kadar acimasiz ve gaddar ama canina da o kadar duskun. Sabaha kadar korkudan titremekten gozune uyku girmez. Sabah KEMO'nun odasina alirlar. KEMO dersini calismis, AVDO'nun butun zayif noktalarini bir bir not etmis.
AVDO' sabah odasina goturulunce KEMO ayaga kalkip "Yaw AVDO kusura bakma, yanlislikla seni iceri almislar. Seni iceri aldiran hergeleyi isten attim. Senin gibi zeki, guzlu, lider yapili birisine bunun yapilmasina gonlum razi olmadi" diyerek AVDO'nun egosunu bir guzel oksar. Yilisik, korkak AVDO bu pohpohlama karsisinda mest olur. AVDO'yu birakirlar. Tabi AVDO disari cikinca akli icerideki laflarda "zeki, guclu, lider!" "Hmmm, ben neymisim be abi!" der. KEMO AVDO'yu zayif noktasindan yakalamisti. KEMO'nun NECO isminde bir traktor soforu vardi. NECO'yu cagirip "Git NECO, gerisi senin isin" diyerek AVDO'nun pesine taktirir. NECO da tabi cok sinsi birisi. AVDO'yla iliskilerini gelistiriyor. KEMO'nun ajanlarindan ELO isminde bir gorevlisi varmis. AVDO'yu onun kizi KESE ile evlendirdikten sonra AVDO'yu avuclarinin icine alirlar.
Gel zaman git zaman ve uzun lafin kisasi, AVDO'yu istedikleri kivama getirdikten sonra APOKEKEEEE adinda bir orgut kurdururlar. Tabi bu sure zarfinda AVDO'nun egosunu acayip sisiriyorlar; toplu igne batsa hemen patlayacak durumda. Hem zeki, hem guclu hem lider, hem de orgutu var! Kim tutar AVDO'yu. Tabi KEMO, soforu NECO ve kayinpederi ELO'nun amaclari, KEMO Aga'ya musallat olan hergele KURDO genclerinin burnunu surtmek, onlara bir ders vermek, onlari dagitip ortadan kaldirmak. AVDO tam da bu is icin yaratilmis sanki.
Paraysa para, imkansa imkan, herseyi sagliyorlar AVDO'ya. Etrafina birkac adam topluyorlar. AVDO ve adamlari basliyor yavastan yavastan KURDO genclerine saldirmaya, kafalarini, bacaklarini kirmaya, hatta oldurmeye. Tabi AVDO'nun KEMO Aga'nin kiralik adami oldugundan habersiz olan KURDO gencleri "Zalim KEMO'nun hakkindan ancak AVDO gelebilir" diye ciddi ciddi dusunmeye baslarlar. Tabi bu ara KEMO'nun adamlari da AVDO'nun ne kadar cani, acimasiz, adi biri oldugunu yayarlar. Niyetleri tersten reklam yapmak. KURDO gencleri "KEMO'nun adamlari AVDO'dan nefret ediyorsa demek AVDO'da bir cevher var" diye dusunerek AVDO'nun etrafinda toplanirlar.
AVDO'nun etrafinda epey KURDO gencleri toplandiktan sonra KEMO "Hele bunlari bir toplayalim" diyerek bir operasyona karar verir. Tabi operasyondan AVDO'yu haberdar eder, ciftlik nobetcilerinen birini, AVDO'yu sapa saglam nehrin karsi tarafindaki koye goturmesi icin gorevlendirir. AVDO kapagi karsi koye atip canini kurtarir ama onunla irtibatli herkesin adresleri tek tek bilindigi icin operasyonda hepsi bir bir toplanip KEMO Aga'nin hapishanesine konup en agir iskencelerden gecirilir. Kimisi sakat kalir, kimisi ölür. Hapishaneden cikan KURDO gencleri solugu "KURDO Halk Onderi" AVDO'nun yaninda alirlar.
KURDO'lar, yillarca iskenceden gecmis, bir deri bir kemik kalmislar. Bakarlar ki AVDO'nun rahati yerinde, KEMO Aga'dan daha rahat, saray gibi bir yerde yasiyor, yemesi-icmesi tam, tesbihte hata olmasin, KEMO Aga'nin ciftligindeki okuzler kadar sisman. Etrafindaki KURDO genclere emirler veriyor, hakaret ve kufurler savuruyor, onurlarini rencide edici asagilamalar yapiyor… Ama diger taraftan sohbet bahanesiyle gelen KEMO'nun adamlarinin yaninda sut dokmus kedi gibi suklum buklum, onlara hurmette kusur etmiyor. Bu carpikligi goren bazi zeki KURDO gencler, bunda bir bit yenigi oldugunu hissederler. AVDO'nun hedefinde KEMO Aga degil artik KURDO gencleri oldugu icin onlari an be an takip ettiriyor, peslerine ajanlar taktiriyor. Ajanlar, yeni hapishaneden cikan, AVDO hakkinda suphesi olan KURDO genclerini ihbar ederler. AVDO, "Bunlar bunlar KEMO Aga'nin ajanlaridirlar, APOKEKEEEE orgutumuzu parcalamak icin KEMO Aga tarafindan gonderildiler" diyerek onlarin kimisini katlettirir, kimisini de sindirir.
KEMO Aga ile AVDO'nun APOKEKEEEE'si arasindaki anlasmali/gostermelik savas devam eder. Hem KEMO Aga'nin saf koyluleri hem de KURDO'lar arasindan binlerce insan telef olur. Ama hicbiri cikip "Yaw kardesim, biz kurbanlik koyunlar gibi telef oluyoruz ama ne KEMO Aga'nin ne de AVDO'nun hicbir akrabasina hicbir sey olmuyor, bu ne is yaw?" diye sormaz. Birkac tanesi soracak gibi olur, onlar da ya "Ajan" veya "terorist" diye susturulur. Soran kisiler KEMO Aga'nin mahallesinden ise KEMO Aga'nin adamlari tarafindan, "Bunlar AVDO'nun ajanidirlar" diye linc edilirler; soranlar KURDO'ysa bu sefer AVDO ve adamlari tarafindan "Bu hainler KEMO Aga'nin aramiza yerlestirdigi ajanlardir" diyerek ortadan kaldirilirlar.
Bir taraftan KEMO Aga, diger taraftan AVDO, saf insanlarin sirtindan palazlandikca palazlanirlar. KEMO Aga, "Haydut AVDO'yla savasmak icin daha cok yardim veriniz, verdiginiz vergileri artirin" diyerek halktan topladigi paralarla kendisine saraylar, katlar, yatlar alir, ciftligine ciftlikler katar, okuzler alir, koyun surulerini cogaltir, birkac tane daha kari alir. Koyluler perisanken KEMO Aga'nin cocuklari bolluk icinde yasar. AVDO da KURDO'lara "Daha cok para verin ki sizi zalim KEMO Aga'nin zulmunden kurtarayim, koyumuzu bu zalimin kontrolunden kurtarayim" diyerek fakir fukara KURDO'larin biriktirdikleri paralarin hepsini alir. "Wallahi param yoktur, olsa veririm" diyenlerin evlerni baslarina yiktirir, cocuklarini rehin aldirir.
Topladigi paralarla AVDO Anonim Sirketi kurar, Karun kadar zengin, Firavun kadar guclu olur. Nemrut gibi saraylarda yasar. KEMO Aga'nin haydutlarindan namusunu korumak icin AVDO'nun APOKEKEEE'sine katilan KURDO kizlarinin namusunu kirletir, gencleri hicten sebeplerle oldurtur. AVDO icin tecavuz ve cinayet hobi haline gelir. Tabi guclendikce, gucunu baskasina kaptirmamanin verdigi supheler de artar, herkesten "Koltugume, paraciklarima goz dikiyor" diye suphelenmeye, paranoyak olmaya baslar. Suphelendiklerini, kiralik ajanlarina "Ajan" damgasi vurdurup KURDO'larin gozunde itibarlastirdiktan sonra, etrafinda coban kopegi gibi dolanan "beyinsizler takimi" denenen cellatlara hunharca katlettirir. "KURDO'lara ozgurluk" diye baslayan APOKEKEEEE orgutu, KURDO'lar icin bir korku imparatorluguna donusmustu. AVDO paranoyak oldugu icin herkes paranoyak olmus, herkes herkesten suphelenmeye, birbirini dusman gormeye baslamisti. KEMO Aga'dan ogrendigi yontemleri uyguluyordu, tek lider kalabilmek icin herkesin herkese dusman olmasini sagliyordu.
Gel zaman, git zaman, aradan uzun bir zaman gecer, devran degisir. KEMO Aga'nin adamlarindan bazilari KEMO Aga'dan habersiz AVDO'ya suikast duzenleyip onu ortadan kaldirma planlari yaparlar. Birkac defa tesebbus ettikleri halde, KEMO'nun adamlarindan ihbarla kurtulur. Fakat canini cok sevdiginden ve paranoyak oldugundan her an oldurulecekmis korkusuna kapilir. Geceleri uyuyamaz, gunduzleri disariya cikamaz olmus. KEMO Aga'ya mesaj gonderir "Wala Agam, ben kafayi yiyecegim bu gidisle, ben bu isi artik fazla goturemeyecegim, birseyler yap kurbanin olam!" diye yalvarmaya baslar. KEMO Aga, AVDO'yu ve APOKEKEEEE'sini para yapan karli bir sektore cevirdigi icin islerin aynen devamini ister, AVDO'nun desifre olmasi hem serveti hem de iktidari icin iyi olamazdi. "Sen merak etme AVDO oglum, ben bir yolunu bulurum, simdiye kadar guvenligini nasil sagladiysam, seni bu haline nasil getirdiysem, bundan sonra da arkandayim" diye guvence verir. AVDO biraz olsun ferahlar ama hala tedirgindir, "Agam, b..nu yiyem elini cabuk tut" der.
AVDO, HAFO Aga'nin SURO Koyunde bulunuyor. KEMO Aga bir plan yapar, ciftlik bekcilerinden birini HAFO Aga'nin koyunun karsi yamacina gonderir. "Lo HAFO Aga, senin koyde besledigin AVDO haininin adamlari koylulerimizi olduruyorlar, evlerimizi yikiyorlar… Haydi bunlar neyse, kalanlarin cani sagolsun ama KEMO Agamizin tavuklarini telef etmeleri affedilmez suctur. Ya AVDO hainini koydenkovarsin ya da yarin sabah traktorle gelir senin koyunun misir tarlalarini darmadagin ederim, tavuklarinizin tuylerini yolar, koyunlarinizin yununu kirparim!" Mesaj AVDO'yaydi aslinda.
Bunu duyan AVDO'nun etrafindaki KURDO'lar "Daga cikalim onder AVDO" diye teklifte bulunurlar. AVDO kuplere biner, "Ulan kure kereler, ben dagin ne oldugunu bile bilmem, daga hic cikmadim ki! Orada sivri taslar vardir, ayagima batar; dikenli calilar vardir, derimi cizer, biliyorsunuz ben derime cok onem veririm. Bir de dag fareleri var, uuuu, ben o farelerden cook korkarim" der daga cikmaya yanasmaz. Tabi "Ben KEMO Agama gidiyorum" da diyemiyor, dese AVDO A.S. gidecek, saltanat bitecek, KURDO'lari yolmaya devam edemeyecek. "Siz KURDO'larin gelecegi icin birseyler dusunurum; benim sahsim sozkonusu olsa, gam yemem ama ben olmadan siz KURDO'lar ayakta duramazsiniz, tuvaletinizi bile yapamazsini, onun icin benim ayakta durmam, sizing icin sag kalmam lazimdir. Bana biraz para lazim, hele gidin de koyden biraz para toplayin. Acilen birseyler yapmam lazimdir" der. Yillarca AVDO'nun propagandalarinin saldirisi altinda kalan ve beyinleri dumura ugradigi icin dusunmekten aciz olan APOKEKEEEE'li KURDOlar KEMO Aga ile AVDO'nun entrikasindan habersiz baslarini emme basma tulumba gibi sallarlar.
Ertesi gunu at arabayla biraz uzaktaki bir koye gider. Birkac koy degistirdikten sonra planlanan KONYA Koyu'ne gelir. Plana gore KEMO Aga'nin adamlari onu orada mahsustan, sakaciktan yakalayip, traktorle KEMO Aga'nin TIRKO Koyu'ne goturecekler. HEM KEMO Aga "TIRKO Koyu'nun can dusmani, canavar AVDO'yu yakaladi" diye buyuk sukse yapacak, parasina para, makamina makam, ciftligine ciftlik, mahremine kari ekleyecek, hem de AVDO her gece "Aha simdi beni oldurecekler" diye olum korkularindan kurtulacakti. Entrika da desifre olmadigi icin her ikisinin saltanati da oldugu gibi devam edecekti. Bir tasla kus katliami yapan bir plan.
Oyle oldu. KONYA Koyu'ne geldiginde, etrafindakilere "Ben su ceviz agacinin altina gidip ihtiyacimi gorecegim" diyerek onlari atlatir. Ceviz agacinin altina gidince sessizce islik calar "Looo, geldim, haydi beni sakaciktan yakalayin, acele edin" der. Sakaciktan yakaliyorlar, gozlerini bezle kapatip traktorun arkasina bindirip TIRKO Koyu'nun yolunu tutuyorlar. TIRKO Koyu'ne geldiklerinde AVDO'nun gozlerini acarlar. Gozlerini acar acmaz etrafinda kalabalik gorunce korkar. "Benim anam da KEMO Aga'nin akrabasidir zaten. Sizin tavuklari telef eden namussuz ŞEMO'dur, koyunlarinizi calan SELO'dur, bugday tarlanizi yakan da ŞIKO'dur. Ben geceleri yatarken ha bu hainler boyle kotu kotu isler yapiyorlardi. Hepinizden ozur dilerim, beni affediniz. Ben hep TIRKO Koyu'nde baris icinde yasamak icin ugrastim. Ekmek carpsin ki KURDO mahallesini ayirmak icin hic niyetim olmadi. TIRKO dayilarimla beraber yasamaya haziriz. KEMO Agam bir is verirse basim gozum ustune yaparim" der. AVDO'yu KEMO Aga'nin sarayinin ozel bir yerinde tutuyorlar. Basina 60-70 tane adamini yerlestirir. Artik can guvenligi saglanmis, AVDO geceleri rahat rahat uyuyabiliyordu.
Tabi KURDO'lar AVDO'nun yakalanmasini "koylerarasi komplo" dediler. Butun koyler AVDO'nun yakalanmasi icin komple komplo yapmislardi. Mahsustan yakalama, can guvenligini yakalama planindan habersizlerdi. AVDO dayilarindan, baristan falan fesmekandan bahsedince bircok KURDO'nun jetonu duser. AVDO'nun "KEMO Aga'nin koyunde beraber yasamak istiyorum" sozu bircok KURDO'yu soke etmisti. "Biz zaten beraber yasiyorduk, madem beraber yasayacaktik, bunca insanimizi niye kurban verdik? Bunca malimizi niye telef ettik?" diye birbirine sormaya, maskesi dusen isbirlikci AVDO'yu sorgulamaya basladilar. Bircok akilli KURDO AVDO'nun APOKEKEKEEEE orgutunden ayrildilar. Ama beyni dumura ugrayan bazi KURDO'lar "Liderimiz cok zekidir, kesin KEMO Aga'ya oyun yapiyordur, yarin obur gun KEMO Aga'nin sarayini basina yikacaktir" diye saf saf dusunmeye ve AVDO'nun arabasina, tesbihte hata olmasin, beygirlik yapmaya devam ederler. "AVDO KEMO Aga'nin ajanidir, isbirlikcisidir" diyenlere "Madem AVDO KEMO Aga'nin ajanidir, neden tek hucreli zindanda, neden orgutu APOKEKEKEEEE'yi bu kadar yildir acimasizca ortadan kaldirmaya calisiyor?" diye karsilik verir, AVDO'nun ajan oldugunu bir turlu kabul edemezler.
AVDO'nun zindanda degil, HAFO Aga'nin SURO Koyundeki hayattan daha rahat bir hayat yasadigini, 60-70 kisi tarafindan korundugu icin oldurulme korkusu olmadigini, geceleri cok rahat yattigini, onun bir gunde yedigini bir KURDO ailesinin bir yilda yiyemedigini; gobegi kasinsa, bagirsaklari guruldasa doktorlarin hemen mudahaleye kostuklarini, oysa omrunde doktor yuzu gormeyen KURDO'larin oldugunu kabul edemezler. KEMO Aga'nin APOKEKEKEEEE orgutunu ortadan kaldirmak icin degil, KURDO'larin orgute sempatisini artirmak icin saldirdigini, orgutu hicbir zaman bitirmek istemedigini, cunku kendi agalik makami ve serveti icin bu orgute muhtac oldugunu kafalarina sigdiramazlar. Bu kirli ve danisikli savasta gariban KURDO ve TIRKO Koyu'nun gariban koylulerinin ve mallarinin telef oldugunu, ne KEMO Aga'nin ne de AVDO'nun hicbir yakininin, akrabasinin burnunun bile kanamadigini sorgulamazlar. TIRKO'lar ve KURDO'lar arasinda boyle saftrikler oldugu icin Aga KEMO ile uşak AVDO onlara binmeye devam eder gider….
Yaa, iste boyle sevgili Ali kardesim… Umarim bu hayali hikayeden birseyler kapmissinizdir.
Yazinin iceriginde ele alinabilecek, degerlendirilecek bir sey yok. Sadece Akbay'in gercekten kafayi yemek üzere oldugunu düsünüyorum.
Telefonunuza şaşırmadım desem yalan olur değer verip aradığınız için teşekkür ederim. İş münasebetiyle kesilmek zorunda kaldı. Ufkunuz geniş, Anadolu ortak paydasında ortak tarih ve kültür mirasına sahip insanların kimliklerinden ötürü "ötekileştirilmediği" bir toplum sanırım hepimizin hayali. Bir gurup yıkıcı milliyetçi insanımız dışında hepimiz adı ne olursa olsun bu topraklarda huzur içerisinde yaşamak istiyoruz. İnanıyorum ki, insanımız bunu hak ediyor. Şunu da söyleyeyim yıkıcı milliyetçiler, isterseniz faşist deyiniz Türk cenahında olduğu veçhile Kürt toplumu içerisinde mevcuttur. Bu insanları Doğuanadolu topraklarında aramaya gerek yok. İstanbul semtleri Kürt ülkücülerle dolu. Dediğim gibi on iki senede İstanbul çok değişti.
Kurtuluş savaşını bizim dedelerimiz kazandı ve kaymağını Selanik havzasından beslenen beyaz Türkler yedi. Kürt halkının düzene ve şartlara isyanına hak vermemek elde değil. Yıllardır aşağılanan hor görülen ve ihmal edilen bir millet elbet bir yerden patlayacaktır. Ama mücadelenin çok yanlış olduğuna inanıyorum. Öcalan'ın peşinden giderek ve kendi halkını canından ve istikbalinden ederek bir dava sahibi olunmaz. Bugün Irak Devletinin kuzey cenahından Anadoluya sürekli tecavüzler olmaktadır. Unuttukları bir şey varsa bu kirli savaştan Kürt halkı Türk kardeşlerinden daha fazla zarar görmektedir.
Davanızın bugün siyasi sözcülüğünü yapanlar çok güzel konuşuyorlar. Halkların kardeşliğinden dem vuruyorlar, insan hakları ve benzeri konularda çok yerinde söylemleri var, özgürlükten yana olduklarını vurguluyorlar ve başörtüsüne de destek verdiler. Ama sözcülüğünü yaptıkları örgüt insanların yaşama hakkını ellerinden alıyor da seslerini çıkartmıyorlar. Ahmet Türk ve saz arkadaşları imralıda beslenen zalime yürekten biat etmişler ve onun döktüğü kana da ortak oluyorlar. İmralıdaki adamın yolu tamamen terör değil midir? Kan dökerek hak alındığı nerede görülmüş. Dini değerlere karşı çıkanlar, bir zaman camii basıp imam öldürenler, Başbağlar'da cemaati katledenler dün meclisteki salonlarına türbanlı kızları getirmekten haya etmediler. Allah esirgesin İmralıdakinin hedefleri gerçekleşir de bağımsız bir yapılanma olursa Pool Poot benzeri bir rejim yahut Mao'nun Çin'i gibi bir oluşum karşımıza çıkacaktır.
Anadolu, Suriye Mezopotamya havzası çok farklı kimlikleri sinesinde barındırsa da bu yöre halkı 1400 senedir müslümandır. Komünizmin ağırlıklı olduğu sistemler, Baas rejimleri bölgeye de komşularına da huzur getirmeyecektir. Sanmayı ki cumhuriyet rejimi sadece Kürt leri ezdi. Seksen küsur senedir inancından dolayı, Rabbim Allah'tır dediği için sayısız Müslüman Türk zulme uğradı. Son yıllarda bir rahatlama var ise de takip ettiğiniz veçhile bunu dahi hazmedemiyorlar. Devlete benim diyen Beyaz Türkler ülke rantını kimseyle paylaşmak istemiyorlar. Sistemin nazarında seninle benim aramda bir fark yok ikimiz de aykırıyız ve ikimizin de başımız ezilmeli. İnancım var ki zulme dayalı sistemler payidar olamayacaklardır.
Ortadoğu emperyalizmin suni devletleriyle doludur. Ve şimdi de mevcut devletleri devletçiklere bölmek çabaları içerisindedirler, İttihat Terakki den bugüne değin tüm İslam karşıtı yapılanmalar ve Ortadoğu insanının rahat etmesini hazmedemeyen çalışmalar hepsi siyonizmin desteğindedir. Kürt kardeşlerimin de İsrail'in tuzağına düşmesinden endişe ediyorum. Ortadoğu coğrafyasında huzur ancak Allahın ipine sarılarak vuku bulacaktır.
Yüreğimde söyleyecek o kadar çok söz var ki, bir dahaki sefere inşallah.
Xodanigaxdar…
Hurşit Nasiri
Parayla tutulanlar herkesi kendileri gibi bilirler. Genel kuraldir bu. Bu bir. Iki, evet, sizin gibi beyinlerini sorgusuz sualsiz Ocalan'a teslim edip robotlasan zevati gordukce kafayi yiyecek gibi oluyorum ama cok sukur kendime mukayet oluyorum. Uc, sizin gibi kafayi Ocalan'la yiyenler icin normal insanlar "kafayi yemis" sayilir. Dort, verecek cevabinizin olmadigi yazdiginiz yorumun seviyesinden anlasiliyor. Ben bu tur saldirilara aliskinim sevgili dostum.
Ahmed kardesim. Keske yazilari okuduktan sonra yorum yazsaydin. Okumdan yaziyorsun. Okumaz yazar oldugun anlasiliyor. Okusaydin, bana AKP'li demezdin. En azindan yuzun kizarmadan demezdin. Okumaz yazar oldugun icin fazla detaya girmek istemiyorum cunku okumayacaksin. Bosuna vaktimi zayi etmeyeyim.
200 yıl önce Darwin adında bir insanlik düşmanı, Allahin varlığını, peygamberleri ve kutsal dini inkar eden bir görüş ortaya atarak kapitalizmin ideolojik altyapısını hazırlamıştır. Darwin ve benzer bilim adamlarına göre tüm varlıklar, yaşam ve insanlık, bir tesadüften ibaret. Sözde milyonlarca yıl önce tesadüfen büyük bir patlama olmuş, zamanla herşey gelişmiş, insanlar güya maymunlardan türemiş gibi bir sürü saçma sapan görüşler ortaya atılmış. Bu saçmalıklara dayanarak, tamamen paraya ve maddi çıkara dayalı olan zararlı kapitalist sistem oluşturulmuş.
Bu sistem Darwin teorisi temelinde insanlığın anasını ağlatmıştır. Sistem sınırsız üretim ve tüketime dayalı olduğu için ve sınırsız büyümeyi amaçladığı için sosyal ilişkiler felç durumda ve yaşam anlamsızlaşmıştır. Bu sistem başka sistemlerin, başka düşünce ve yaşam biçimlerinin yok edilmesiyle ancak varlığını sürdürebiliyor, bu temel üzerine kurulmuş ve bunu da adeta tarihin sonu ve ulaşılabilecek en üstün sistem olarak gösteriyor. Bilindiği gibi kapitalizm Amerika kıtasının tüm yerli halklarını ve kültürlerini katliamdan geçirmiştir. Afrikayı Asyayı Avustralya'yi kültür katlıamından ve soykırımdan geçirdikten sonra sömürebilmiştir. Darwin teorisi temelinde öyle bir zihniyet gelişmiş ki, dünyanın her tarafında meydana gelen felaketleri kendi çıkarları için gerekli bulup içine sindirebilmektedir. Örneğin bizim kurbanı olduğumuz bir Kürt katliamına, kendi çıkarlarına hizmet ettiği için hep seyirci kalmış, sesini çıkarmamış hatta desteklemiştir. Bu durumun artık son bulması gerektiği açıktır. Bu sistem tüm dünya ve insanlik için çok zararlı olduğu halde globalizm ile tüm dünyaya yayılmak isteniyor.
Kapitalizmin henüz tam yok edemediği son kültürel gerçeklikler arasında Kürt ve Islam kültürü bulunmaktadır. Ve özellikle birinci dünya savaşından beridir, özelde Kürdistan'a, genelde Islam alemine egemen olmak için, tüm gücünü bu kültürel gerçeklikleri de yok etmek için seferber etmektedir. Kemalist ırkçı Türk devleti bu katliamda kapitalizmin en başta gelen en önemli işbirlikcisidir. Dolayisiyla Ortadoğu'da devrimcilik, en başta Islam ve Kürt kültürünün korunmasını ve yaşatılmasını amaçlamalıdır. Ortadoğuda Islami hareket, Kürt ve Islam kültürünün kapitalizm tarafından yok edilmesinin engellenmesi için mücadele etmeyi gerektirir.
Ama Kürt hareketinde ve Islam hareketinde başarısızlığa yol açan ve çözülmesi gereken büyük sorunlar var. Bu konuda birçok önerilerde bulundum ve umarım dikkate alınır.
Özgür yaşam için güvenlik gerekiyor, güvenlik için savaş gerekiyor, savaş için örgüt-parti gerekiyor, örgüt için adam gibi insan gerekiyor, adam gibi insana da eğitim gerekiyor. Eğitim için okul ve öğretmen gerekiyor. Bizim en büyük eksiğimiz budur ve giderilmesi gerektiği açıktır.
Ama Kürdistanda Kürt okulları değil, Fethullah Gülen gibi Kürt düşmanlarının asimilasyona ve soykırıma hizmet eden okulları açılmaktadır. Fethullah Gülen Islam'ı yanlış ögrettirmekte, dini ve insanları Türk ırkçılığının hizmetine sokmaktadır. Kuzey Kürdistan'da ve Güney Kürdistanda Kürt önderleri buna neden izin vermektedir? Murat Karayılan Kuzey'de, Mesut Barzani Güneyde neden Fethullah Gülen gibilerinin şeytani faaliyetlerine müsade ediyorlar anlamıyorum. Fethullah Gülen vb. Kürd düşmanlarının Kürdistandaki tüm okulları yasaklanmalı ve yok edilmeli, yerine doğru dürüst okullar açılmalıdır.
Islam aleminde Fethullah Gülen gibiler yüzünden birçok sorunlu bölünmeler var. Hz. Muhammed, "dine yapilacak en büyük kötülüklerden biri, Müslümanları bölüp gruplara ayırmaktır" diyor. O halde bütün gruplaşmaları yok etmek ve tüm Müslüman ümmetini tek çatı altında yeniden birleştirmek gerekiyor. Kimseye Islam dinini ve ümmeti bölme hakkı verilmemiştir. Fethullah Gülen ve benzer sahte din adamları Islam aleminin geri kalmışlığının en başta gelen sorumluları arasındadır. Çünkü Islam dinini yanliş ve eksik öğretiyorlar. Bu da Islami hareketin başarısızlığına yol açıyor, yoksa aslında Islami hareketin doğru dürüst yürütülmesi durumunda başarısızlık ve yenilgi imkansızdır.
Bilinmesi gereken, Islam dininde baskı ve zorlamanin yasak olduğu, insanlarin bilinçsiz veya bilinçli olarak hatalı davrandıkları ve Kur'an ile peygamberimizi inkar ettikleridir. Kürtler ve tüm Müslümanlar için Cihad yapmak gereklidir ama suçsuz savunmasız sivilleri katletmek amacıyla değil, Islama ve Müslümanlara zarar veren devletleri yok etmek için. Islamda Allahın birliğine çok önem veriliyor. Egemenlik ve hakimiyet yetkisinin tamamen ve sadece Allah'a ait olduğu, kimsenin başkaları üzerinde herhangi bir egemenlik kurmaya hakkı olmadığı öğretiliyor. Bazı sözde Islami örgütlerin Türkiyede yaptığı gibi küfür düzenine entegre olmak Müslümanlıkla bağdaşmaz. Cihad ile şeriatın, Islam devriminin ve ümmetin temel özellikleri doğru tanımlanmalıdır. Taliban ve benzerlerin pratiği hatalıdır ve eleştirilmelidir. Gerici Türk devletinin ve benzer işbirlikci rejimlerin gayri-meşru egemenliğine karşı mücadele edilmesi gerekiyor.
Kürdistan sorunun çözümünü engelleyen ne varsa, tespit etmek ve yaşam şansı vermemek, başarının ve olumlu devrimci gelişmenin önündeki tüm engelleri yok etmek gerekiyor. Sorun ulusal bir sorun olunca ulusal bir çözüm gerektiriyor. Ulusal düzeyde düşünmek ve çözüm üretmek, dar hesapları engellemek zorunludur.
Bu meseleye el atacak insanlar, herşeyden önce yüce ulusal degerlerimize ölümüne bagli olmasi gerekiyor. Yok edilmek istenen Kürtlükse, uğruna mücadele edilmesi gerekende Kürtlük oluyor. Kürdün görevi ülkesi ve ulusunun kurtuluşunu ve özgürlüğünü gercekleştirmektir, ve tüm engelleri yok etmektir.
Ulusal ilkelerimizle daha fazla oynanmasina izin verilmemelidir. Demokrasi ve özgürlük geregi herkesin istediği gibi yaşama hakkı vardır ama bir ulusun özgürlük mücadelesine kimsenin zarar vermeye hakkı yoktur. Hicbir devlet ve millet kendi milli menfaatlerinden taviz vermiyor günümüz dünyasında. Bu yüzden Kürtlerde milli çıkarlarını ön planda tutmasi gerekiyor. Özellikle siyaset ve savaşta ulusalcı olmayana, ulusal değerlerimizi sevip savunmayana (özellikle ilkel komunistlere) daha fazla müsade edilmemelidir.
Yeni kuşaklara ulusal bilinç, Kürt tarihi ve Kürt kültürü öğretilmesi gerekiyor. Tarihimizdeki büyük ihanetlerin kötü sonuçlarından ders almalıyız ve vatanın herşeyden önce geldiğini bilmeliyiz. Vatanı icin mücadele etmeyenin bir hak talebinde bulunamayacağını kavramalıyız. Özgür toprak olmadan namuslu, onurlu ve imanlı yaşanmayacağını anlamalıyız.
Kürt gencliğini eğitip müthiş bir Kürtlük ortaya çıkarmalıyız. Gencliğimizi, bütün enerjimizi ulusal kurtuluşun hizmetine vermek zorundayız. Ulusumuz icin bir umut kaynağı haline gelmeliyiz. Ülke ve halk için yetişmeli, yaşamalı ve savaşmalıyız.
Kürdistanın bağımsız olması gerektiği ve Kemalist egemenliğin Kürdistanda daha fazla kabul edilemeyeceği açıktır. Düşman konusunda doğruyu esas almak, doğru konuşmak ve doğru savaşmak gerekiyor. Öz benliğine yabancilaşan gençliği, ulusunun ve ülkesinin bütün değerlerine sırt çeviren insanlarımızı milli davamıza kazanmak gerekiyor. Düşman karşısında bu kadar güçsüz ve zayıf duramayız. Yeni bir tavır, yeni bir çıkış gerekiyor.
Mevcut PKK her açıdan yetersizdir.
Saygılarımla
Benim adim ve soyadimla size yazan en azindan duzeysiz bir sahis ile benim e-mail adresimi karsilastirir misiniz? Ayni ise lutfen bana haber veriniz ki siteme giren kotu niyetli insanlari farkedebileyim.Tesekkurler. Lutfen sizde bu tip yazilardan etkilenip akil,bilim ve nezaket uslubundan uzaklasmayin.Selamlar
Yorum yaz