Anasayfa | Yazarlar | Süleyman Akkoyun | Genelkurmay Cumhuriyeti Buyurdu: Demokratikleşmeye Geçit Yok!..

Genelkurmay Cumhuriyeti Buyurdu: Demokratikleşmeye Geçit Yok!..

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

 

 

Başından beri Ak Parti’nin hükümet olmasını içlerine sindiremeyen Kemalist tortuların, laikliği, toplumu sürekli germenin bir aracı olarak kullanmasının yanısıra, Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesinde başarısız oluşlarını da krize dünüştürerek, her zaman yaptıkları gibi askeri darbe yapmaya davet etmeleri, 27.04.2007 tarihinde yanıt buldu. Ve devletin “ sözde değil, özde sahipleri “ AKP’ye ve dolayısıyla Türkiye’nin demokratik değişim ve dönüşümünün dinamikleri olan demokrasi güçlerine nota verdi.

 

Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan tehditlerle dolu muhtırasını ve olası sonuçlarını değerlendirmeden önce, basına yanısıyan açıklamalarından bazı bölümleri aktarmakta yarar görüyorum.

 

Açıklama şöyle başlıyor: “Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorunun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumda olduğu belirtilerek, bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. ...gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır... Kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir...Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır...Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, “ Ne mutlu Türküm diyene! “ anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.'' diye de son buluyor.

 

AKP; basireti elden bırakmadan bu densizliğin tüm sonuçlarını hesaplayarak, Genelkurmay’ın restini görmek durumundadır. Hükümetin, Kürd Sorunu’nun çözümüne ilişkin tutumundan dolayı örselenmesine karşın, Kemalist Rejim’in niteliğine ilişkin mücadeleden de geri adım atması düşünülmemelidir. AKP atak davrandığı takdirde, Uluslararası egemen güçlerin de desteğini arkasına alacak ve Kemalist rejim’in çöküşü hızlanacaktır. Bundan kuşku duyulmamalıdır.

 

Türkiye’nin mevcut yasalarına göre suç teşkil eden bu pervasız açıklamaya, kendilerini aydın, demokrat ve sosyalist olarak niteleyenlerin yanısıra, medyanın da bilgi kirliliği yaratarak destek sunması, insanı Türkiye gibi aydın, demokrat ve sosyalist bozuntularının yeşerdiği ve dalkavukları da bu kadar bol olan başka bir ülke var mı sorusunu sormaya itiyor.

 

Kendi payıma böyle bir ülke bilmiyorum.

 

Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi’nin politik aktörlerinin de bu saflaşmada taraf olması kaçınılmazdır. Kürd dinamiklerin aymazlıktan kurtularak, Kemalist Rejim’in niteliğine ilişkin mücadelede yerlerini almaları tarihi bir şanstır. AKP’yi bu güruha karşı yanlız bırakmak, Kürd halkına da kaybettirir.

 

Kemalist egemenlerin laiklik konusunda ne kadar ikiyüzlü olduklarını anlayabilmek için din ve devlet ilişkisinin yakın tarihine göz atmanın yeterli olabileceği kanısındayım. Modern çağda kurulan merkezi devletlerin, farklı bir kültüre, dile veya dine sahip olan toplulukları, tek bir milli kimliğe dahil etme çabası, ortak bir dilin ve kültürün vatan sınırları içindeki tüm topluluklara kabul ettirilmesinde entegrasyon esas alındı. Türkiye’de ise bu süreç farklı dilleri, kültürleri ve dini inançları yok sayarak, zoru temel alan kanlı bir asimilasyon süreci tercih edildi. Dolayısıyla niteliğini komploculuğun belirlediği Kemalist elit, Cumhuriyet’in ilanından sonra rasyonalist bir ideoloji üretmek yerine, Osmanlı’dan miras aldığı geleneksel ideoloji olan dini kullanarak toplumu manipüle etmeyi tercih etti.

 

Cumhuriyet tarihinde bir kurum olarak din; devlet aygıtının bir bileşeni olmaya devam ettiği gibi, din ile siyaset hiçbir zaman birbirinden ayrılmadı. Sadece Osmanlı’daki Şeyhülislam’ın fetva verme işlevi, Cumhuriyet döneminde Diyanet İşleri Başkanlığı’na verildi. Cumhuriyet’in tüm süreçlerinde laiklik, Kemalist egemenler tarafından bir suistimal mekanizması dışında başka bir anlam ifade etmedi ve etmiyor. Dolayısıyla, Osmanlı imparatorluğu döneminde olduğu gibi, bugün de, etnik farklılıkları İslami bir kimlik yoluyla aşmak, Cumhuriyetin de temel bir politikası olduğu olgusu, aynı zamanda Kemalist laiklik söyleminin tarihi ve bilimsel bir dayanağının da olmadığını kanıtlar.

  2007 yılı bütçe görüşmelerinde Devlet Bakanı Mehmet Aydın’ın, Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesine ilişkin TBMM tutanaklarına geçen raporundan bazı bölümleri, Genelkurmayın laiklik kapsamında halkı siyasi olarak nasıl aldattığını göstermek açısından öğreticidir. “ Başkanlığın toplam kadro sayısı 88.564, dolu kadro sayısı ise 79.652, ülke genelindeki cami sayısı 77.777 –bir ay önceki rakamdır bu- bu camilerde 57.500 imam-hatip ve 9.853 müezzin-kayyım görev yapıyor. Halen 6.217 imam-hatip ve 693 müezzin-kayyım kadrosu boş bulunuyor. Yani, buralarda kadrolarımız var, ama görevlimiz yok. ( Bunlara 15 bin yeni kadro takviye edildi.B.N) Sayın Başkan, değerli üyeler; hizmet ve faaliyetlerini özetlemeye çalıştığımız Diyanet İşleri Başkanlığının 2007 Malî Yılı Bütçesi, 2006 yılına göre yüzde 25,2 artırılarak 1 milyar 638 milyon 338 bin yeni Türk lirasına yükseltilmiştir. “  

Başka bir değişle, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bütçeden aktarılan para, Sanayi ve Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Turizm, Çevre ve Orman gibi “ Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin“ beş bakanlığının toplam bütçelerine eşittir. Diyanet İşleri Başkanlığı devletin kurumları içinde Milli Eğitim ve Savunma Bakanlığı’ndan sonra en fazla personel barındıran bir kurum olarak yer almaktadır. Bu kurum devletin denetiminde olup, hükümetlerin denetimine kapalı bir işleyiş yapısındadır. Demem o ki; Kemalist egemenlerin son sığınağı olan laikliğe ilişkin tutumları da kendileri gibi samimi değildir.

 

Devlet politikaları askerin bir icra organı olan MGK ( Milli Güvenlik Kurulu ) tarafından belirlendiği biliniyor. Laikliğin tehlikede olduğunu bahane ederek, siyasi süreçlere müdahale eden militaristlerin, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bu kadar devasa olanakların sunulmasına neden onay verdikleri sorgulanmadan, soyut bir laiklik söylemiyle toplumu germenin nedeni de kavranamaz.

 

Laik Demokratik Hukuk Devleti: Tüm din ve mezheplere eşit mesafede durandır. Türkiye’de süregelen laiklik tartışmalarının temelinde ise; toplumların gerilmesinde ve yönetilmesinde büyük bir etkisi olan dinin, Genelkurmay’ın tekelinde olması ve bu suistimal mekanizmasının başka güçler tarafından da kullanılmasına olan tahamülsüzlük yatmaktadır.

 

Türkiye’nin gerçekten laik bir devlet olması amaçlanıyorsa, tüm dini inançlara eşit mesafede duran modern bir devlet anlayışının yerleşmesinin olmazsa olmaz koşulu; Militarist Kemalist Rejim’in kuruluşuna temel teşkil eden ve bu çağdışı sistemin devamına katkı sunan tüm kurumların sorgulanması ve dolayısıyla aşılması gerekir.

 

Genelkurmay’ı ürküten dini anlayışların devlet içindeki etkinliği değildir. Görüp söyleyemedikleri olgu, Kemalist rejim’in çözülüyor olmasıdır. Korkunun ecele faydası yoktur. Kemalizm aşılacaktır.

 

 

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin
Puanlama
0