Nasname Ozgur Bireyler Toplulugu: Kürd Konferansı Üzerine Kürd Konferansı Üzerine ================================================================================ Süleyman Akkoyun on 01 Apr, 2009 05:08:00 KÜRD KONFERANSI ÜZERİNE Nisan ayında yapılması tasarlanan ve Güney Kürdistan Federal Hükümetinin öncülük (!) ettiği “Kürd Konferansı” projesine değinmeden önce, söz konusu konferansa zemin yaratan sürece kısaca değinmekte yarar görüyorum. 5 Kasım 2007 Bush-Erdoğan görüşmesi ardından, Kürdler de dâhil tüm ilgili tarafların PKK'nın aşılması gerektiğine ilişkin söylemde aynılaşması, ABD tarafından PKK'nın eylemsizleştirilmesi veya tasfiyesi için düğmeye basıldığını öngörmek hiçte zor olmadı. Zira AB kapsamı alanına girmiş bir Türkiye'de zıvanadan çıkmış militaristlerin PKK ile tarihi bağlantılarının gizli tutulması ve aynı odaktan yönlendirilen eylemlerinin sürdürülebilirliği düşünülemezdi. Keza, uluslararası konjonktür 21. yüzyılda çağdışı Kemalist Sistem'in güç kirliliğine dayanarak kendisini yeniden üretebilmesine olanak sunamazdı. Öte yandan da ABD'nin Irak'ı işgalinden sonra Kürd ve Kürdistan eksenli sorun yaratan Türkiye ile Güney Kürdistan Federal Hükümeti arasındaki ilişki ve çelişkilerin, uluslararası diplomatik desteği de arkasına almış olan Türkiye'nin lehine bir rota izleyeceği ve PKK'nin tasfiye sürecinin de başladığı tarafımızdan öngörülmüştü. Hafızaları tazelemek için tekrarlıyorum: 5 Kasım 2007 yılında taraflar arasında varılan olası mutabakat gereği; A- Asker ve sivil siyasi irade arasında sertleşen iktidar mücadelesi yumuşatılacak ve taraflar kendi içerisinde kısmi bir temizliğe (!) gidecek, (Bir komediye dönüştürülen Ergenekon Davası ve AKP cenahında Bülent Arınç, Cüneyt Zapsu ve Mir Dengir Fırat'ın pasifleştirilmeleri gibi), B- Asker ve sivil bürokrasi AB sürecinin yanı sıra, Kürd Sorunu çözümüne ilişkin temel konularda çatışarak değil, demokratik uzlaşı (!) esprisi kapsamında süreci götürecekler. C- Güney Kürdistan Federal Hükümeti ile ilişkiler iyileştirilecek ve Türkiye, Güney Kürdistan'ın hamiliğine kendisini hazırlayacaktır. Bu sürece ayak direten Mesut Barzani (Ulusal dik duruş anlamında) istenilen düzeye çekilecek veya tasfiye edilecek. D- Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümü açısından sorun yaratan PKK, silahtan arındırılacak veya tasfiye edilecek, söz konusu silahsızlandırma-tasfiye sürecinde Güneyli Kürdler yükümlülüklerini yerine getirecek. E- Kuzey Kürdistan Ulusal Demokratik Mücadelesi, Türkiye'nin üniter devlet yapısına dokunulmadan, Avrupa Birliği Projesi kapsamında değerlendirilecektir. Dolayısıyla, yukarıda ana hatları ile altını çizdiğim nedenlerden kaynaklanan ve Kürd toplumunun gündemine oturtulan PKK'yi silahsızlandırmak adına düzenlenecek olan “Kürd Konferansı”, sürmekte olan “Ergenekon Davası” ve Türkiye ile Güney Kürdistan Federal Hükümeti arasındaki iyi ilişkileri (!) 5 Kasım 2007'de yapılan Oval Ofis mutabakatının pratikte uç vermesi olarak değerlendirmek gerekir demiştim. Keza 21.yüzyılda demokratik değişim ve dönüşümlerin dış dinamiklerin müdahalesi olmadan, iç dinamiklerle gerçekleştirmenin neredeyse olanaklı olmadığı gerçeğinden yola çıkarak, söz konusu konferans her ne kadar Kürdlerin özgür iradelerinin bir tezahürü olarak toplanmıyor dahi olsa, Kürdistan'ın her dört parçasındaki Kürdlerin bir araya gelerek Kürd ulusal bünyesinde oluşmuş-oluşturulan handikapları tartışması, barışçıl çözüm araması, Kürdlerin ihtiyaç duyduğu bir adım ve genel olarak arzulanan bir tutumdur. Ancak, ülkemizin Kuzey ve Güney parçalarındaki kaygan ilişki ve çelişkiler yumağında politik aktörlerin Kürd Ulusal çıkarları herhangi bir ideolojiye, particiliğe veya bireye tabi kılma tuzağına düşmeden, 21.yüzyılın halkımıza sunduğu tarihi olanakları iyi kullanması bir zorunluluktur. Zira çözüm üretmeyen tekrarlarda ısrarcı olmak, somut koşullara uygun karar almada bocalamak veya geç kalmak, toplumların tarihi serüvenleri açısından büyük önem taşır. Söz konusu konferansa katılacak olan aktörlerin; Ulusal Demokratik Mücadeleyi yeni sürece uygun, şiddeti kutsamayan, uzun erimli ve sığlığı dışlayan savaşım araçlarını yaratmaya odaklanması, halkımızın geleceği açısından yaşamasal bir önem arz eder. Sonuç olarak, kimin veya kimlerin iradesi ile olursa olsun! Bir Kürd Konferansı’nın düzenleniyor olması, öteden beri Kürdler tarafından arzulandığı bilinen bir olgudur. Şimdiye dek Kürdlerin sömürgeci devletlere olan zorunlu ilişkileri/misafirlikleri, Kürd Ulusal İradesi'ni temsil edebilecek bir organın yaratılması önünde büyük bir engel oluşturuyordu. Ancak, Sömürgeci zincirin halkalarından birinin Kırılması/kırılıyor olması, diğer parçalarda yaşayan Kürdlere de büyük serbesti sunacaktır. Dolayısıyla, Güney Kürdistan Federal Hükümeti’nin söz konusu konferansa önayak olasını önemsiyor ve bu konferansın uluslararası diplomaside Kürd Ulusal İradesini temsil etme gücüne dönüştürülmesini diliyorum. suleymanakkoyun@hotmail.com 1 Nisan 2009