Anasayfa | Yazarlar | Süleyman Akkoyun | Kıblesi İmralı Olana Oy Verilmez!

Kıblesi İmralı Olana Oy Verilmez!

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

Kıblesi İmralı Olana Oy Verilmez!


suleymanakkoyun@hotmail.com


Kürdistan Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'nin kısa tarihi incelendiğinde görülecektir ki, ulusal temelde örgütlenememe ve bunun bir sonucu olarak da toplumun farklı kesimleri arasında oluşturulamayan sinerji, ne acıdır ki Kürd bünyesinde sürekliliğini hep korumuştur. Keza, ülkemizi parçalayıp aralarında bölüşen devletlerin iç dinamiklerimizi parçalayıp gütmeye yönelik ortak çabaları sonucu egemen kılınan ideolojik-politik ve ahlaki yozlaşma, ne yazık ki Kemalist Sisteme karşı olan Kürd aktörlerini de, PKK ve onun bir sürümü olan DTP gibi taşeron oluşumların Kürdlere kurtarıcı gibi sunulmasını kanıksayan bir konuma indirgemiştir.

Bünyemizde oluşturdukları bu ideolojik, politik, örgütsel ve ahlaki dejenerasyon, Kuzey Kürdistan Ulusal Demokratik Muhalefeti'nin toparlanması açısından mutlaka aşması gereken bir olgu olarak gündemdeki yerini hâlâ korumaktadır. Bu durumun bir sonucu olarak da ulusal güçlerin örgütsüzlüğünü-silikliğini-pısırıklığını fırsat bilen PKK ve türevleri, Kürd ve Kürdistan gibi değerlerin içini boşaltarak, halkımızı siyasi olarak aldatmakta ve efendileri olan militarist egemen elite katkı sunmanın yanı sıra, Kemalist Sisteme entegre olmayı da halkımıza ısrarla dayatmaktadır. Bunu görmemek için kör, görüp de karşı durmamak için de, tüm insani değerlerden yoksun olmak gerekir.

Türkiye'nin demokratik değişim ve dönüşümünde iddia sahibi olan herkesin, Kürd'lerin, meşruiyeti tartışmasız olan ulusal ve demokratik haklarını hiçbir yasal kısıtlamayla sınırlamadan her platformda savunması, faşizmi sürekli kılmaya çalışan ve birbirlerini besleyen resmi ideolojilerin (Kemalizm-Apoizm) siyaset üzerindeki vesayetlerini sorgulaması ve sorunlu (!) halklar arasında demokratik uzlaşı ve hakça paylaşımı temel alan bir perspektifin egemen kılınması için yürütülen mücadeleye katkı sunması kaçınılmaz bir görevdir. Ne yasal kısıtlamalar, ne reel politik koşullar ne de olanaksızlık gibi gerekçeler bu gerçeği değiştirebilir.

Dolayısıyla, DTP'nin miladı dolmuş çağdışı Kemalizm ve onun bir türevi olan Apoizme yaslanarak beslenmesi-politika yapması, Kürd halkının ulusal demokratik hak ve istemleriyle bağdaşmaz. Aksine, bugüne dek yaptığı gibi, ulusal değerlerimizi dejenere ederek, Kürd'leri Kemalist Sisteme entegre etmede fonksiyonel olur. Keza, Türkiye ve Ortadoğu'da Kürd'leri çok yakından ilgilendiren gelişmeleri görmemezlikten gelen DTP, İmralı yönlendirmesi ile özellikle de Genelkurmayın gereksinim duyduğu zamanlarda toplumsal gerginlik yaratmak için, kitleleri sadece ama sadece İmralı'daki zat için sokaklara sürüyor. Ve bunu devletin açık yüzü olan Ergenekon gibi çetelerin açığa çıkmış olmasından dolayı sıkışan Genelkurmay'ın elini güçlendirmek adına yapıyor. Kürd'ler bunu dahi göremeyecek kadar da mı hafıza kaybına uğratıldı yoksa?

Oysa Ortadoğu'da demokratik değişim ve dönüşümün dinamik gücü olan Kürd'lerin, sömürgecilerin değirmenine su taşımadan, kendi ülkelerinde iktidar olmayı temel alan ulusal projelere gereksinimi vardır. Kürd'lerin legal alanlarda, yani Kürdistan'da seçimle belirlenen kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinde egemenliği amaç edinerek çalışma alanlarını açması, dolayısıyla Kürdistan'da iktidar olması, Kemalist Rejim'in Kürd halkını inkâr ve asimilasyon politikalarını etkisiz kılacağı gibi, uluslararası toplum nezdinde de hatırı sayılır, saygın bir konuma gelecek ve Kürd politik aksiyonları arasında empati ve sinerjinin oluşmasına da zemin oluşturabilecektir.

Ancak, yukarıda kısaca değindiğim ve Kürd'lerin lehine olabilecek gelişmeleri, Kıblesi İmralı olan DTP'den beklemek, bağışlayın (!) ama ahmakça bir tutum olur.

çünkü İmralı politikası Kürd'lerin temel ulusal haklarının elde edilmesinin değil, ne idüğü belirsiz “Demokratik Cumhuriyet” stratejisi ile Kürd'leri Türkiye'ye entegre etme projesi ve siyasetidir. DTP içinde yurtseverliklerinden kuşku duyulmayacak adaylar ve üyeler olmasına rağmen, bu siyasi felsefe eksenine oturtulmuş tek tek bireylerin bu felsefenin dışında hareket edebilmeleri olanaksızdır. Yani, DTP parti olarak İmralı konseptinin yörüngesinde hareket ettiği sürece ve içindeki bireyler ne kadar yurtsever olurlarsa olsunlar(?), İmralı konseptine katkı sunmaktan başka şansları yoktur. Bu sistemin hâlâ kirletemediği unsurlar da, DTP'ye verilecek her Oy'un-desteğin Kürd'lerin Kemalizm ve Türkiyeliliğe entegrasyonuna katkı sunmak olduğunu bilmelidirler. 

Dolaysıyla, PKK Projesinin Kürd Ulusal Demokratik Mücadelesi'ni özünden koparma adına politik güçlerin destabilize edilmesi, ekonomik ve toplumsal alt yapısı kurulmuş siyasi bir oluşumun bloke edilmesi, Kürd'leri Türkiye Cumhuriyeti'ne entegre etmenin bir aracı olarak devletin lojistik ve psikolojik katkılarıyla güçlendirilmiş ve Kürd ulusal dinamikleri üzerine oturtulmuş bir KüRDKIRAN hareketi olduğu İmralı süreciyle daha da bir netlik kazanmış olmasına rağmen, kendilerini aydın-yurtsever olarak sıfatlandıranların hâlâ iradesi İmralı olan DTP'ye Oy avcılığı yapma gibi bir lüksleri olamaz-olmamalıdır!

Kısacacı; Kürd'lerin ulusal ve demokratik mücadelesinin; bir ulus, kimlik, ülke ve iktidar mücadelesi olduğundan kuşku duymayan her birey, siyasal kurum, kuruluş, çevre ve parti bu entegrasyon projesinin Kürdistan'da egemenliğini genişletmemesi, yani, DTP'nin İmralı eksenli politikasının başarılı olmaması için alternatif adaylara destek vermelidir. Keza, oylarımız İmralı stratejisine değil, tam tersine; Kürd'lerin varlık, kurtuluş ve egemenlik perspektifini temel almanın yanı sıra, Avrupa Birliği Projesi ile barışık olan adaylara gitmelidir.

22 Şubat 2009

Yorumlar (51 gönderildi):

macin .. 22 Feb, 2009 09:53:30
avatar
suleyman hoca,
Yazinin en son paragrafina gelene kadar , hoca, pkk karsitligi ile akp yandasligi suclamasina talip olucak gibi gorunuyor diye dusunmekteydim. son paragraftaki alternatif adaylara destek cagrisi bemi rahatlatti acikcasi.
1- Bir tarih yasanmis ise, onun temizlenmesi-dondurulmesi de en azindan o kadar sureyi gerektirir. Tarih atlamasi diye bir sey yoktur. bu diyalektige de aykiridir. 30 yildir devam eden bir surecin geri donusumu icin acele etmek raliteye aykiridir.
2- Imrali/parti dusuncesinin halka yansimasi acisindan dusunelecek oldugunda, dagdaki masum gerillaya yaklasimimiz gibi degerlendirmek gerekiyor.
3- mesela ,butun belediyelerin Akp tarafindan kazanilmasini istemek, iki ucu keskin hancer misali kemalist ideolojinin diger taraftan kazanmasi demek degilmidir?
4- bu meyanda, last but not least, dtp nin bu secimleri kaybedip Kaleyi yitirmesi degil, Kaleyi delik desik olarak fethetmesini dilemek bana siyasi mantik acisindan daha ehven geliyor.
5- Bir dahakine demokrat kurt muhalefetine guveniyorum.
Saygi ve Hurmet,
Ibo Serhat .. 22 Feb, 2009 10:10:55
avatar
Tarihte çokca görüldügü gibi en büyük tehlikelerden birisi diktatörlüktür, kendini herkesten daha özel ve üstün sanan sapik birisinin mutlak egemenligine dayanan köleci örgütler ve devletlerdir, ve böylelerini güç yapan cehalettir.
Bir zamanlar Almanyada bir deli kendisini dünyanin kurtaricisi sanmiş, komunistleri ve yahudileri düşman tespit etmiş ve dünyayi bunlardan temizlemeye karar vermiş. Irkci bir partinin başina geçmiş, komplo ve entrikalarla önce parti içindeki rakiplerini tasfiye etmiş, parti içinde tek ve mutlak lider haline geldikten sonra devleti ele geçirmiş. Kendisini kimin yaşayip kimin yaşayamayacagina karar verme hakkina sahip bir tanri yerine koymuş, yeni bir insan tipi, daha üstün bir irk yaratmaya kalkmiş, ama yanilmiş.
Insanlar bu alçagi (af edersiniz) destekleyip iktidara taşidiktan kisa süre sonra diktator rakiplerini tek tek yok ederek gerçek yüzünü göstermi$ ama artik insanlarin rejimi desteklemekten başka bir çaresi kalmamişti çünkü artik diktatörün tek bir lafina karşi çikan hain ilan edilerek öldürdürülüyordu. Herşey diktatör ile özdeşleştirilmi$, diktatöre karşi gelen partiye ve millete karşi gelmiş oluyormu$. Bu kişi ve konu hakkinda bir-iki veya üc yil önce Nasnamede bir yazim yayinlanmişti. Bu yazinin tekrar yayinlanmasinda fayda var diye düşünüyorum. Özellikle Imralidaki vatan haininin hala Kürt devletle$mesini engellemek icin cirpinmasi bunu gerekli kilmi$tir.

Diktatörler ve Fedailer
Biz Kürtler için şu an en büyük tehlike Apo'nun ve PKK'nin dedigi gibi milliyetcilik degildir, en büyük tehlike her zaman her yerde diktatörlüktür. Tarihten ders çikarmaliyiz. Tek kişinin mutlak egemenligine dayanan hangi hareket insanliga fayda getirmiş? Diktatörler insanliga hep zarar vermişlerdir. Diktatörler hep şeytanin hizmetinde hareket etmişlerdir. Bildiginiz tüm diktatörleri inceleyin; Atatürk, Hitler, Stalin, Castro gibi diktatörleri Apo'yla karşilaştirin, büyük benzerlikler fark edersiniz.

Hitler kendisini çocuklugundan itibaren, kötü ve tehlikede bulunan bir dünyanin kurtaricisi olarak görüyordu. Abdullah Öcalan'da kendisini dünyanin kurtaricisi olarak görüyor. Savaş ortaminda gerillaya çocukluk anilarini anlatiyordu. Hitler'de adini tarihe yazmak istiyordu. O da Apo gibi siradan halktan biriydi. Erken yaşlarda iki temel düşman tespit etti; komunistler ve yahudiler. Yaşamini bu iki düşmana karşi savaşmaya adadi. Apo'da erken yaşlarda bir düşman tespit ettigini kendisi söyler; ona göre Türk devletinden önce ilk düşman Kürtlerdi. Kürt halkini bir "baş belasi" olarak niteliyor, kendisi dişinda tüm Kürtlerin "kişiliksiz ajan" oldugunu söylüyordu. Hitler kendini tanri yerine koyarcasina yeni bir insan tipinden oluşan yeni bir millet, üstün bir irk yaratmak istiyordu. Apo'da mevcut halk gerçekligini sevmiyor, nefret ediyor ve yeni bir insan tipi yaratmak istiyordu. Hitler'in kurdugu partinin temel ilkeleri arasinda, kendine ait bir dünya görüşü ve yaşam biçimine sahip olmak, ve ülkede tek egemen güç olmak vardi. Abdullah Öcalan'da pratikte kendine göre bir dünya görüşüne sahip, ve kendi diktatörlügü dişinda hiç kimseyi kabul etmemektedir. 1. Dünya Savaşindaki yenilgiden dolayi Almanlarin çogunlugu tepkiliydi, derin bir onursuzluk hissetmişlerdi, yenilgiyi gururlarina yediremiyorlardi. Siyasi ortam karmakarişikti, bir kaos vardi. Halkin beklentileri karşilanmiyordu, bir boşluk vardi. Hitler boşlugu doldurmaya, milyonlarin ortak arzularini karşilamaya çalişti; onlara bir otorite, örgütlülük, özgüven ve ortak amaçlar verdi. Halkin görmek istedigi bir görüntü verdi ve böylece milyonlarin sevgisini ve destegini kazandi. Insanlar Hitler'e inandilar, çünkü duymak istediklerini söylüyordu, ama esas kişisel amaçlari farkliydi. Insanlar tüm enerjisi ve imkanlariyla "büyük önderligi" destekledi ve iktidara taşidi. Kisa süre sonra Hitler rejimi rakiplerini tek tek yok etmeye başladi ve halk rejimin gerçek yüzünü gördü, ama görmezden geldi. Artik insanlarin rejimi desteklemekten başka bir çareleri kalmadi, rejime ve büyük önderlige karşi çikan hain ilan edilebilecegini, muhalif duruma düşüp öldürebilecegini biliyordular. Abdullah Öcalan'da karişik bir siyasi ortamda ortaya çikti, halkin duymak ve görmek istediklerini söyledi ve gösterdi. Belirli bir noktadan sonra Kürtler onu desteklemek zorunda kaldilar, çünkü önderlige mutlak itaat etmeyen hain ilan ediliyordu. Tipki Hitler'de oldugu gibi hareket bir kişiyle özdeşleştirdi. Artik kişiye karşi gelen tüm harekete ve millete karşi gelmiş oluyordu. Insanlarimiz birçok yanlişin farkindaydilar ama çaresizlikten destek veriyorlardi. Hitler, kendisine karşi çikanlarin, ayni zamanda Alman milletine karşi çiktigini düşünüyordu, kendisini davayla ve milletle eşleştiriyordu. Apo'da aynisini yapiyor, kendisini Kürt hareketinin ve Kürt milletinin tek temsilcisi zannediyor, kendisine karşi çikanlari milletin ve hareketin düşmanlari olarak görüyor.

Hitler hem korku saliyor, hemde duygusal güdüleri, hayalleri tatmin ediyordu. Kendisini büyük sorumluluk üstlenmiş, agir yükün altinda yanlizliga mahkum edilmiş büyük kurtarici olarak gösteriyordu. Milletine, kendisini adeta tanri yerine koyarak tepeden bakmayi çok seviyordu. En önemli silahi meşhur, büyüleyici konuşmalariydi. Bu şovlari en ince ayrintilarina kadar planliyordu, kavramlari, duruşu bir tiyatro gibi planlaniyordu. Hitler kendisini en ince ayrinitlarina kadar egitiyordu, kendisinin olmadigi ama arzu edilen bir kişiyi oynuyordu. Konuşmalarinin amaci, kendi söylemiyle, düşünmeyi durdurmakti, basit ama sihirli sözcüklerle kişiliklerdeki tüm direnişi kirmak ve mutlak kendine baglamakti. Hep milletinin durumundan şikayet ederdi. Kendisini inandirici yapan argümanlari degil, enerjisiydi. Kitleyle bütünleşmek ve tepedeki kişi olmakla özel hayatindaki boşlugu doluruyordu. Dostu, çevresi yoktu, aslinda insanlardan nefret ediyordu. Ömür boyu dünyayi kurtarma vizyonuna sahipti, Yahudilere soykirim yapmakla insanliga hizmet ettigini düşünüyordu. Apo'da korku saliyordu, PKK'ye korkuyu egemen kilmakla övünüyordu. Ama ayni zamanda sahte bir görünütüyle milyonlarin duygusal güdülerini tatmin ediyor, hayallerini karşiliyordu. O da bugün hala kendisini büyük sorumluluk altinda yalnizliga itilmiş büyük ve tek kurtarici olarak görüyor ve gösteriyor. Özgürlügünde kendisini "tüm degerlerin bileşkesi" olarak niteleyerek, adeta tanrilaştirip Kürtlere tepeden bakmayi seviyordu. Hitler konuşmalariyla beyinleri esir alirken, Apo meşhur "çözümlemeleriyle" kişilikleri esir aliyordu. Çözümlemelerde hangi sözcükleri nasil kullanacagini önceden uzun uzun planliyordu, saatlerce kendisini egitiyordu. Kendi deyimiyle kili kirk yarircasina derin düşünmeden bir tek söz kullanmiyor, bir tek adim atmiyordu. Bu çözümlemelerin kadrolarda hiç bir olumlu etkisi olmamiş, tam tersine, ezik ve özgüvenden yoksun bir ruh haline yol açmiştir. Kadrolar hiç bir işe yaramaz ve önderliksiz başarisizliga mahkum olduklarina inandirilmiştir. Sonuç, "önderliksiz yaşam olmaz" sloganiyla ortaya çikmiştir.

Hitler hep düşünce adamlarini hedef aliyordu, çünkü kişisel amaçlarini gerçekleştirmek ancak düşünmeyen ve her emiri sorgulamadan yerine getiren kişilerle mümkündü. Yahudi soykirimini bu tür vicdansiz, düşüncesiz, önderlige ölümüne körce bagli kişilikler gerçekleştirdi. SS önderleri Himmler ve Heydrich böyle tiplerdi. Tek ölçüleri, ve bagli olduklari tek ilke, önderlige kayitsiz şartsiz baglilikti, sonuna kadar. Bugün Abdullah Öcalan'a hala körce bagli olan PKK yöneticilerin, özünde Yahudi soykirimina imza atan Heydrich ve Himmler gibi kişiliklerden hiç farki yoktur. Ayni kişilik özellikleri, ayni düşünce sistemi, ayni davraniş biçimleri. Tek amaçlari, tek ilkeleri önderlige kayitsiz şartsiz bagliliktir. Önderligi sorgulayan, ona bagli olmayan herkes bunlar için düşmandir, haindir ve yok edilmelidir. Bugün Apo'ya hala inanan, güvenen halktan insanlar, Almanlarin Hitler'de yaptigi ayni hatayi yapmaktadirlar. Birgün onlarda uyanacaktir, ve pişman olacaktir. Bugün Apo'nun gerçegini bilenler, milletimizi aydinlatmak ve yanliştan alikoymaya çalişmak mecburiyetindedirler. Susanlar suça ortak olurlar. Bugün Apo'yu hala tek lider olarak dayatanlar da Hitler'e uyanlarin işledigi ayni suçu işlemektedirler. Kürtlerin çogu bilinçsiz ve cahil birakildigi için, dünyanin başka yerlerinde felaketlere yol açan diktatörlerden habersizler, ve bu yüzden Hitler'den pek farki olmayan bir diktatör Kürdistan'da yaşam bulabiliyor.

Baski ve şiddete dayanan önderlikler geçicidir, önemli olan halkin sevgisini ve güvenini sürekli kilabilmektir. Öcalan ve Hitler halkin gönlünde yatanlari dile getirdigi sürece sevildi ve desteklendi, ama gerçek amaçlarini gizlediler, sonradan ortaya çikti. Hitler gerçegi insan öldürme fabrikalariyla ve toplu mezarlarla ortaya çikti. Artik halkin sevgisine ve destegine sahip degil, sadece akillanmayan, gerçekleri görmek istemeyen gerizekali küçük bir azinlik ilüzyonlarini korudu. Öcalan'da milletimizin gönlünde yatanlari dile getirdigi sürece sevildi ve desteklendi. Ama gerçek amaçlarinin farkli oldugu sonradan, esir düştükten sonra ortaya çikti. Türk devletini devirmek adina binlerce degerli insanlari ölümlere gönderen baş komutanin, esas amacinin asla devleti devirmek olmadigi ortaya çikti. Zafere gidecek ordusu olsa engelleyecegini kendisi söylüyor, ve 1993'ten beri böyle bir çizgide hareket ettigini itiraf ediyor. Dünya degişime zorlanirken o Kürtlük adina degişime karşi çikiyor, sözde demokratik çözüm dişinda herşeyi yasakliyor, karşi çikiyor, mahkum ediyor. Bir zamanlar milletimizi ayaklandiran kişi bugün sadece 3 milyon insanin onayina sahiptir.

Hitler pratiginin Öcalan pratigi ile benzerlikler taşidigi şaşirticidir, ama objektivitedir, inkara gelmez…


Atatürk'e bakalim: en önemli özelligi, taklitciligidir, sahtekarligidir. Batililarla ilişkilerinde kendini bati yanlisi göstermiş, Ruslarla ilişkilerinde komunist, Müslümanlara karşi Müslüman, Kürtlere karşi Kürtcü, Türke karşi Türkcü geçinmiştir. Esas amaci diktatörlüktür, mutlak egemenliktir. Aslinda ne bati yanlisi, ne komunisttir, ne Müslüman ne Kürtcüdür, ne de Türktür. Şimdi bunu Apo'nun pratigi ile karşilaştiralim; PKKlilere karşi PKKli, esir düştügünde Kemalistlere karşi Kemalist, Müslümanlara karşi Müslüman, Hristiyanlara karşi Hristiyan, Alevilere karşi Alevi, gerekirse Kürtcü, komunist, milliyetci yada liberal... Ama aslinda hiçbirinden degildir, ne PKKlidir, ne Kürtcüdür, ne milliyetcidir, ne komunisttir, ne Kemalisttir ne de Müslümandir. Tek amaci mutlak egemenliktir, diktatörlüktür. Önderlik için ne gerekiyorsa odur. Özgürlügünde tüm bunlari kendisinde birleştirip, kendi dişindakileri boşa çikartarak egemenligini saglardi. Hem komunist, hem Müslüman, hem Milliyetci ve de demokratti. Esir düştügünde hepsinden vaz geçti ve yaşamini sürdürmenin tek yolu, Kemalist olmakti, ve en degme Kemalisttir bugün.

Castro'yu ele alalim: yoldaşlari ve savaşcilari sayesinde, halk sayesinde başari gerçekleşti. Devletin başina geçer geçmez ilk icrati diktatörlügüne engel olan ilkeli, dürüst yoldaşlari ve rakipleri tsfiye etmek, etkisiz kilmak oldu. Tek amaci diktatörlüktü, Che ilkeliydi ve anlaşamadilar. Castro'yu Apo#yla karşilaştiralim; komutan Agit#in vefati hala aydinlanmiş degil. Ama Apo'nun başkalarinin ünlenmesini asla hazm edemedigini ispatlayan birçok örnek var: Yaşar Kaya, Mehmet şener, şemdin sakik, ve en son Leyla Zana. Mazlum'u Apo intihar'a teşvik etmiş, ve hep militanlara Mazlum'u örnek almalarini emretmiştir, kendisini de ayni çizgide göstermiştir. Ama son 7 yillik cezaevi pratigi Mazlum'un çizgisinin tam tersidir, Apo PKKli degildir. Yillardir PKK çizgisine ters düşen binlercesini idam ettirmiş, ama kendisi bugün tüm hainlerden daha fazla çizgiye ters düşmüştür.

Bugün Kuzey Kore'de ayni bizde oldugu gibi, halka liderin „çok büyük, eşi benzeri olmayan yüce" bir kişilik oldugu yutturulmaya çalişiliyor. Castro ölüm yataginda hala koltugunu birakmiyor, liderligini devralacak kişi olarak kardeşini belirlemiş. Bir sözde SOL lider, ilkel krallarin, en gerici feodalizmin aynisini yapiyor.

Bizim Apo'nun da Hitler'den, Stalin'den ve Castro'dan hiç farki olmadigini Imrali pratigi ile kanitlamiş bulunuyor. Apo'nun kişisel amaçlari Kürt Milletinin büyük çogunlugunun amaçlariyla örtüşmemektedir. Apo'nun zararli biri oldugu, hiç bir fayda getirmedigi son 7 yillik cezaevi pratigi, ondan önce 20 yillik önderlik pratigi açikca göstermektedir. Bir örgüt, kurallariyla, ilkeleriyle sürekli kendini üreten bir kurumlaşmayi gerçekleştirmeyi hedefler. Abdullah Öcalan pratigi PKK örgütünün böyle bir kurumlaşmayi gerçekleştirmesini engellemiştir. Bu çok nettir.

Diktatörlügün alternatifi nedir, nasil olmalidir? Bence günümüzün sermayenin hizmetindeki silik, kişiliksiz siyasi fahişeler degildir. Diktatörlügün alternatifi, tarihte çokca görülmüş yigit, ilkeye bagli, özgür, bagimsiz ve cesur kişiliklerdir, bu kişiliklerin ugruna fedakarlik yaptigi ilkelerin takip edilmesidir.

Selahaddin Eyyubi böyle bir kişiliktir mesela; katliamci degildir, boşa kan akitmamiş, iktidari kötüye kullanmamiştir. Insanlara faydali olmaya çalişmiş, iç rakiplerini entrika ve komplolarla öldürmemiştir. Kişiye degil,ortak deger yargisina, ilkeye en çok önem verir, ön planda tutar. Kendisini onun üstüne koymaz, ilkenin takipcisidir, kendisini onun hizmetine koyar.

Amerika'da Malcolm X böyle bir kişiliktir. Zencilere o zamanlar yapilan irkcilik Kürtlere yapilanlarla benzerlik taşiyor. Malcolm X önce kendi özünü sevmeyi ögreniyor, köleci kişilik özelliklerini yogun bir egitim sonucu aşiyor, korkuyu yeniyor ve halkina uygulanan irkciliga karşi çikiyor. Zenginlerin en güçlü, en disiplinli örgütünü ortaya çikariyor, çok radikal bir ideoloji temelinde askeri savaşi da göze aldigi için tehlike haline geliyor. Duruşuyla, kişiligiyle kitlelere cesaret, ruh verip ayaklandiriyor ve devlet adim atmak zorunda kaliyor. Malcolm'u düşman devlet degil, kendi lideri bitiriyor. Malcolm X örgüt liderinin kişi kültüne tepki duymaya başliyor, insanlar onu örgüt liderinden daha fazla sevmeye başliyor, örgüt lideri bunu fark ediyor, kiskaniyor, kendi putunun yaninda kimseyi hazm edemiyor ve Malcolm X'i kendisine körce bagli gözü kara militanlar tarafindan öldürtüyor.

Almanya'da Luther kişiligi böyle biridir. Düzene, dinin çarpitilmasina tepki duyar, dini netleştirmek ve insanlari bilinçlendirmek ister, manipulasyonlari deşifre etmek ister. Sonuna kadar ilkeye baglidir, mahkemeye çikarildiginda sözlerini geri almaz, dogrudan taviz vermez. Bu kararliligiyla, ilkeli duruşuyla halka cesaret verir, ruh verir ve ayaklandirir. Halka öncülük eder ve uluslaşmaya, giderek bagimsizlaşmaya yol açar.

Küba devriminde ilkenin takipcisi Castro degil, Che ve birkaç başka sosyalist ve demokratlardir. Castro daha sonra entrikalarla bunlari iktidardan uzaklaştirir, kimisini öldürtür, kimisini hapse atar, vatan haini ve karşi devrimci ilan eder. Che ilkenin takipcisidir, sonuna kadar taviz vermez, ugruna ölür. Kararliligi ve ilkeye bagliligi sayesinde halk tarafindan sevilir, efsaneleştirilir. Putlaştirma zora dayalidir, efsaneleşme ise sevgiye dayalidir.

Bizde Şex Said böyle bir ulusal efsanedir. Dogruluk, hak ve adalet ugruna yaşamini feda eder, şeytan Türklügün hem dine, hemde Kürtlüge karşi ihanetine karşi direnişin öncülügünü üstlenir. Halk tarafindan sevilen, saygi gören üstün bir kişilik, güzel bir insandi, şex Said.

PKK devriminde'de böyle efsane kişilikler vardir, Mazlum, Agit ve Zilan kişilikleri de bizim ulusal efsanelerimizdir. Che, Malcolm X, Luther gibi tarihi kişiliklerin katina yükselmişlerdir. Apo onlardan degildir, Imrali pratigi ile onlarin yolundan ayrilmiştir. Onlar, ilkeden, çizgiden, dogru bildiklerinden taviz vermediler, sonuna kadar direndiler, ugruna yaşamlarini feda ederek halka umut, cesaret ve ruh verdiler. Büyük serhildanlara, kutsal direnişlere yol açtilar.

Abdullah Öcalan Che gibi kahramanlik yapmadi. Daha çok Castro gibi koltuk sevdasina kapildi, kendi yaşami ve diktatörlügü için ilkelerden, çizgiden koptu. Apo ayni Castro gibi eski yoldaşlarini önderligi için tehlikeli bulup öyle veya böyle ortadan kaldirdi. Kendisine mutlak itaat etmeyenleri hain ve düşman bildi. Castro ülkesini ve milletini ilke ugruna degil, kendi diktatörlügü ugruna dünyadan tecrit etti, aç birakti. Apo da bugün aynisini yapiyor.
Abdullah Öcalan Malcolm X gibi kahramanlik yapmadi. Malcolm X'i öldürten lideri gibi, kendisine rakip olabilecek üstün ve yetenekli kişileri tasfiye etti, etkisizleştirdi.
Abdullah Öcalan Luther gibi, Hallac-i Mansur gibi kahramanlik yapmadi, ölümden kurtulmak için geri adim atti, sözlerini geri çekti, hakli taleplerden vaz geçti, özür diledi ve düşmanin hizmetine girdi.
Abdullah Öcalan Mazlum Dogan gibi kahramanlik yapmadi. Mazlum kişiliginin cezaevi pratigini Apo'nun cezaevi pratigi ile karşilaştirirsaniz, kimin ne oldugunu, kimin kahraman, kimin diktatör oldugunu anlarsiniz. Kahramanlar yaptiklarinin sorumlulugunu üstlenirler, diktatörler sorumluluktan kaçarlar hep.

Gerçek liderler önemli süreçlerde halkin en temel çikarlarinin takipcisi olur, halka göre yaşarlar. Kendi kişisel ilkel güdülerini yaşayip dayatmazlar. Gerçek liderler halkina ve yoldaşlarina tepeden bakarak "siz hepiniz bir işe yaramaz, birşey yapamaz, birşey bilmezsiniz, tek ben bilirim" demezler, milyonlarin davasini kendi hücresine haps etmez, halkin ve yoldaşlarin çalişip gelişmesini, inisiyatif sahibi olmasini engellemezler. Gerçek önderler çogunlugun hakli taleplerini hedef aldiklari için sevilir ve destek alirlar. Halka göre yaşarlar. Sirf ipleri elde tutabilmek için örgütün büyümesine, savaşin gelişmesine engel olmaz, yoldaşlarini ve halkini hergün aşagilayip katleden düşmanin çikarlarini gözetmezler.

Tarih Abdullah Öcalan'in gerçegini dogru yazacaktir. Efsaneleşmesi artik mümkün degildir, diktatörlerle birlikte anilacaktir, özgürlük savaşcilariyla degil. Gerçek önderler ugruna milyonlari ayaklandirdigi amaçlardan zora geldigi anda vaz geçmez, özgürlügünde idamla cezalandirdigi yaklaşimlar, sözler etmez. Ateşkes çagrisinda "en fazla devleti devirebilirdik" diyor. Devleti devirmek ve bagimsizlik, PKK'nin kuruluş sebebi, Mazlum Dogan'in yazdigi manifestoda ve 15 yillik savaşta en temel amaçtir. Ama PKK'yi zorla, entrika ve komplolarla ele geçiren ve kendisini putlaştiran, kendi dişinda hiç kimsenin inisiyatif sahibi olmasini engelleyen, örgütü işlemez haline getiren, savaşin gelişimini ve başarisini engelleyen önderlik bugün esas amacini açikca belirtiyor. Çizgiden ve ilkelerden kopmuş ve sadece önderlik kültüne endekslenmiş PKK'de cezaevinden TC'nin izniyle çikan talimatlara ve çizgiye harfiyen uyuyor. Bu bir iflas göstergesidir. En temel amaçlardan kopmuş PKK tüm ipleri Imrali'ya devr ettigi için çözümsüzlük sürüyor, örgüt hergün güçten düşüyor, halk dagiliyor, firsatlar kaçiyor, zaman kaybediliyor, ve Kürtlerin köleligi sürüyor.

Saygilarimla

İbrahim Serhat
Hasan Kara .. 22 Feb, 2009 11:06:45
avatar
Secimlerden önce mart ayi bir cok olaya gebe gözüküyor. Apocu kesimin medyasi basta Burkaycilar /Özgürlük yolcular olmak üzere muhalif yurtsever kesimi hedef almis durumdu. Son cikan yazilar tesadüf degil, alt yapiyi hazirlama dönemi. Saga sola saldiracaklar gene ve sahiplerine hizmet etmeye devam edecek bu Apocu kesim. Ve ne yazikki yurtseverlik icn yaptigini düsünürek. Bu halk bir gün gercekden uyanacakmi sahsen
umudumu kesmek üzereyim.Cünkü uyanmasini istemeyenler okadar cokki.
Ali Merwan .. 23 Feb, 2009 12:52:53
avatar
Sayın Süleyman arkadaş bu yazınız sadece benim içimi değil kendini kürt, aydın ve devrimci sanan kişilerin içini okumaktadır. Acaba diyorum bu yazınız tarih olarak gecikmedi mi? Ancak, genede taşı yerine koymuşsun. Ama bu fikirler sadece güzellikleriyle kalmamalı bunlar halkla paylaşmalı. Eğer zamanınıda bunlar paylaşılsaydı. Bu süreci belki yaşıyamazdık. Gene de fikirlerini ödünsüz yazdığın için benim gibi düşünenler minetarız. Senden daha ateşli olarak PKK ve DTP yi eleştirenler, seçimler yaklaşınca birden DTP ye oy kaydıranlar veya verenler acaba bunlar ilerde kürt halkına ne cevap verecekler veya kürt halkı onları af edebilecek mi? Ha birde hatırlatayım seçimler bittikten sonra bunlar tekrar muhalefet bayraklarını ellerine alır.Kkısacası örgütsüzlük bizlere her türlü zahmeti yaşatır.
Xusrew Sever .. 23 Feb, 2009 12:53:46
avatar
29 Mart secimlerinde Kürdler oylarini kime versin?
Dtp Apo cizgisinden dolayi uygun yer degil-

Akp Kürd düsmanligi yapiyor, cozumsuzluk en iyi cozumdur diyor-

Mhp Kürd kanina giren bir kirli olusum-

Anap-DYP seceresi belli(Cete partileri)-

Saadet Partsisi ise kör vede sagir, ne oldugu belli olmayan sahte islamcilarla dolu vede Kürdleri halen adam saymiyor-

Chp zaten Atatürkün partisi,Kürd katliamlarinin hepsinde basrol oynamis-

DSP iyi rafine edilmis süzme bir parti, sermayesi yalan vede kandirma-

daha buna benzer cok parti var, ortak paydalarda bulusan.

Bunun yani sira bagimsiz adaylarda var-

Simdi sormak istiyorum, yerel secimlerde Kürdler kime oy versin?

Ya da hic oy kullanmayip AKP ye Belediyeleri mi kaptirsin?

Alternatif Kürd partileri varda bizmi duymadik, bunlarin isimleri varmi?

Sayin Süleyman Hocanin yazisi vede tespitleri yerinde, ancak ortami Kürdlere hic bir umut vaad etmeyen diger zalimlere bírakmakda dogrusu etik degildir.
AKP gibi bir din-ticaret partisinin Kürdistanda birinci parti olmasi demek Ulusal anlamda iyi yada kötü tüm kazanimlarin bosa gitmesi demektir.

DTPnin belediyeleri almasi AKP nin almasindan daha iyidir. Apocu Imralici cizginin uzun süre devam etmesi düsünülemez, elbette sonrasinda daha namuslu insanlar cikip Kürdistan zeminini esas alarak mücadele edeceklerdir. O namuslu insanlarin cikmasina sans taniyalim. Babasi sarhos olanin ogluda sarhos olacak diye bir yasa yoktur.

Halkimizin kör bagliliginin asilmasi zaman alacaktir, ancak DTP ye bu seferde bir sans verilmelidir. Belediye secimlerinin DTP tarafindan kazanilmasi dis diplomaside Kürdlere yeni yollar acabilir,,, bundan sonrasi bir referandum dahi tartisilabilinir.
Bence cok karamsar bakmamak lazim.
Botan .. 23 Feb, 2009 01:30:02
avatar
maaslesef son degerlendirmeleriyle CHP den hicbir farki kalmamis DTP nin.gerci bira ara CHP ile ittifaka kalkismis ama bunu CHP reddetmisti.onurlu olan her kürt hala bu ihanet girisimini unutmamistir.

satilik dogan medyasi gibi gercekliklere gözlerini kapatmis Apoist kürd medyasinin yayin cizgisi bildik cuntaci , statükocu, devletci, kemalist fasist TC medyasininkinden hic mi hic bir farki kalmamis..

hal böyleyken Süleyman Üstadin tespitlerine aynen katiliyorum.

ayrica nasname nin degerli konularina yorum yazan tüm degerli ve büyük potansiyele sahip degerli vatansever kürtlerinde yüreklerine ellerine saglik.

ibo serhat arkadas extra tamamlayici emegin icin tesekkürler.

gercek anlamda halkimiza layik yigit kürtlerin önderliginde özgür yarinlar yakindir.

özgür kaliniz
bavé jéhat .. 23 Feb, 2009 03:31:35
avatar
Eline saglik kek suleyman, bir cok kurt sitesine bakiyorum, bir cok aydin ve yazari okuyorum, hic biri cikip dtp ye oy vermek imrali politikalara destektir ve bu kurtleri kemalizme entegre etme pilanidir diyemiyor. Sizi bu acik tavrinizdan dolayi kutluyorum. Ve daha acik bir sekilde tum yurtseverleri bu asamada hak par a destek olmalarini, hak par in olmadigi yerlerde varsa yurtsever ,demokrat adaylara oylarini vermelerini, hic bir sekilde imrali savunucularina oy vermemelerini acikca deklare etmek gerektigi gorusundeyim.
Mesut .. 23 Feb, 2009 11:44:37
avatar
Bu kadar uzun cümleler kullanmak yazıyı anlamayı zorlaştırıyor.
Bilemiyorum, belki başkaları rahat anlıyor ama ben anlamakta zorlandım:

"Dolaysıyla, PKK Projesinin Kürd Ulusal Demokratik Mücadelesi'ni özünden koparma adına politik güçlerin destabilize edilmesi, ekonomik ve toplumsal alt yapısı kurulmuş siyasi bir oluşumun bloke edilmesi, Kürd'leri Türkiye Cumhuriyeti'ne entegre etmenin bir aracı olarak devletin lojistik ve psikolojik katkılarıyla güçlendirilmiş ve Kürd ulusal dinamikleri üzerine oturtulmuş bir KÜRDKIRAN hareketi olduğu İmralı süreciyle daha da bir netlik kazanmış olmasına rağmen, kendilerini aydın-yurtsever olarak sıfatlandıranların hâlâ iradesi İmralı olan DTP'ye Oy avcılığı yapma gibi bir lüksleri olamaz-olmamalıdır!"

Dilerim bundan sonra cümleleri biraz daha kısa ve net olur.
Silav û rêz..
S.Burcak .. 23 Feb, 2009 01:38:54
avatar
Dem Deme HAK-PAR,a

Degerli arkadaslar,DTP,nin tutumu ortadadir. DTP imrali politikasinin devamidir, kemalist bir harekettir. Geriye HAK-PAR kalmaktadir, HAK-PAR programina kürt sorunun cözümünü FEDERASYON,u koymus bir kürdistanli partidir. HAK-PAR bir kürt partisidir. Bu secimlerde desteklenmesi gereken bir parti varsa oda HAK-PAR,dir.

Düzen partilerine ve imrali politikalarina karsi gelin el birligiyle HAK-PAR,a destek verelim.

Gün HAK-PAR,la bulusma günüdür.

Dem Deme HAK-PAR,a
béWAR .. 23 Feb, 2009 03:05:04
avatar
Kuzey Kürdleri ne zamanki kendi-kendini kandırma paranoyasından kurtulurlarsa ; işte o zaman ileriye dönük bir adım atmış olurlar. Geçen günkü bir yormumda; en büyük sorunun, her seçim arifesinde aynı nakaratların tekrarlalanarak k.kürd halkını manüple ederek, asıl geçeğin saklanması çabalarını artık görmemiz gerektiğini ve seçimden seçime yıllardır süregelen o kısır döngülerin artık kürd halkına herhangi bir yararının olamayacağını dile getirmeye çalışmıştım. Bu bakımdan Süleyman Hoca'nın duygularıma tercüman olduğunu belirtmekte bir sakınca görmüyorum. Sonuç itibari ile k.kürd hareketi İMRALI cenderesinden uzaklaştığı ölçüde özgürlüğüne yakınlaşacaktır; diye düşünüyor, tüm Nasname çalışanlarına ve katılımcılarına saygılarımı iletiyorum..
Muzaffer Saglam .. 23 Feb, 2009 04:29:45
avatar
Mamosta Suleyman bizim Kurd politikasi'nin icin'de bulundugu gercekleri kisa'da olsa belirtmege calismis, buna dayali olarak da yapilmasi gereken baska alternatifleri'de ozlu bir sekilde belirtmistir.
Bazi yorumcularin'da belirtigi gb. oncelikle sozumona kendilerini Kurd politikacisi olarak lanse eden kisi, kurum, kurulus ve de partilerin (DTP) gb. oncelikle kendilerini derin-devlet gudumun'deki imrali politikasin'dan arindirmalari gerekir. Iste o zaman istenilen duzeye'de gelinmis olabilir ve bu sekil'de de halkimiz arasin'da da guc ve eylem birligi gerceklesebilir. Birlikte'de halkimizin yarari icin'de farkli politik gorus ve ugraslar uretebiliriz. Eger biz bunun aksisini yaparsak, ne yazik'ki iste o zaman'da ne tam'da derin-devletin istedigi bicim'de ki oyunlara alet olmus oluruz ve halkimiz arasin'da da hic bir zaman boylece guc, eylem ve de birliktenlik gerceklesemez.
Simdi bildigim kadari ile DTP'nin icerisin'de imrali ve de onun DTP'nin icin'deki uzantilarina inanmayan, guvenmeyen bir yigin yurtsever Kurd insani vardir. Eger onlar bu konu'da aktif bir calisma yaparlarsa kanimca yararli olur.
Brez S.Burcak'in goruslerin'de de eksiklikler ve de elestirilmesi ghereken yanlar vardir. Yani demek istedigim bizim bu platforma sadece kendimizi aday olarak gostermememiz gerekir, bunu durust, temiz, ve de butun yurtsever Kurdlere bir cagri yaparak gerceklestirebiliriz ve boylece de halkimiz arasin'da gucbirligi'nin tohumlarini ekeriz. Bunun aksisi ise kuzey Kurdistan bolgesin'de o gecmisli yillar'da olmus olan ve de basarisizliga ulasmiz bazi gercek seylerle tekrar karsilasabiliriz.
S. Burcak efendiye .. 23 Feb, 2009 06:37:28
avatar
Merheba Nasname, merheba Xoce,
Secimlere iliskin ve Kürt partilerin izledigi politikalara bence elestiriler ölcüsünü kacirmamaya dikkat edilmelidir. Örnegin S. Burcak'in yazisi kuru bir gürültüden ibaret ve kendini asan tespitlerde bulunuyor. Benim Nasname gibi sagin sitelere bir önerim var. Dikkate alinir alinmaz kendi taktirleridir. Kürt örgüt ve Kurumlar arasinda yaratacagi polemik ve belilemelere biraz daha dikkat etmekte yarar vardir. Ben olsam S. Burcak vb...kisilerin yazilarina yer vermem.
cemal .. 23 Feb, 2009 07:06:14
avatar
bu hakpar neden ortaya çıkmıyor neden bu kayıplar içın bu yakılan köyler içın dayak yiyen öldürülen insanlar içın neden meydanlara çıkmıyor perdeler arkasında dtp yi eleştırmekten başka ne icraatı var söylermısınız hadi bugün dtp silindi gitti peki başka kim var bu kimın işine gelecek akıllı olmak lazım bakın düzen partileri bir birleriyle devamlı kavgalı kürdler sözkonusu olunca nasılda can ciger oluyorlar hiçmi bundan ders çıkarmıyorsunuz beyler bu sitede her çikan dtp ye saldırmaktan geri kalmıyor
DANGE ANATOLI'YA NAVIN. .. 23 Feb, 2009 08:25:33
avatar
USLUBUNUZ DEGISMEDIGI MUDDETCE!!.

Bu uslubunuz degismedikçe,"PKK Yurtsever,Aydin Kürt'lere,yazarlara politikicalira vs.sadiriyor!" deyip,halktanda karsi çikmasini beklemeyemessiniz!.
Ornegin bu düsmanca yazinin,yurtseverlik,Kürt'lüklen ne alakasi var?Bu makale sahibi,kendisinin bir "Kürt yurtseveri" oldugunu "Kürt'lük için","Kürt çikarlari için yazdigini" nasil kabul ettirebilir? dahada ötesi nasil "Kürt birliginden!" bahsedebilir?.

Kanla yaratilmis,milyonlarin sahiplendigi,Kürt'lerin tarihinde bir ilk olan,toplumsal degerlerimize saldirdiginiz müddetçe,Kürt halkininda cevap verecegi açiktir!.
Azado_21 .. 23 Feb, 2009 09:29:14
avatar
Sayın Süleyman abi gercekten seni canı gönülden kutluyorum. DTP Kemalizim cizgisinde siyaset yapan bir partidir. EN İYİSİ sandığa gitmemek, YA DA oyumuzu HAK PARA vermek derim.
velhasıl .. 23 Feb, 2009 11:58:50
avatar
CEMAL BEY hakpar güçlü oldugu heryerde görüşlerini düşüncelerini açıklıyor. örnegin serhad kenti AGIRİ de. biz agıri de ergenokumu basın açıklamaları ile kınarken, bu örgütün yıllarca kürtleri kırdıgını anlatıp dururken, ergenekonu halka açıklayıcı bildirileri dagıtırken polis tarafından tutuklananlar bizim yöneticilerimizdi. en azından agıri de hakparın bir kitlesi var bunları yapıyor. olmadıgı yerlerde nasıl yapsın. soruyorum sana; HAKPARın olmadıgı yerlerde DTP ne yapıyor?
CEMAL BEY biz kürd sorunun çözümünü kürtlerin talaplerini karşılayabilecek kabuledilebilir olan FEDERASYON u parti tüzğümüze koyduk. elbetteki gönül bagımsız kürdistanı ister ama böyle bir şeyi parti tüzüğüne koysak şuanki türkiye ortamında siyaset yapamayız. şuan ki dünya konjüktürü de buna uygun degil.
CEMAL BEY HAKPAR kitlesi şuan az olabilir ama bu giderek artıyor. DTP liler bizle tartışırken herzaman bir şeyin arkasına saklanıyorlar.o da şudur.''sizin oyunuz ne kadar ki bizim kadar kitleniz yok. ''Ben de soruyorum; eger oya bakılırsa şuana kürtlerin partisi ak parti degil mi? kürtlerin çogu onlara verdi. işi size getireyim cemal bey, oy ölçü olmamalı kitle ölçü olmamalı. kürdewari fikirler akımlar kimse biz ondan olmalıyız.ne kadar da kitlesi az olursa olsun. çünkü seçim at yarışı degil ki kazanana güçlüye büyüğe oynayasın.
süleyman bey yazısında güzel bir noktaya deginmiş. KIBLESİ İMRALI OLANA OY VERİLMEZ. pkk ve aponun foyası ortaya çıkmıştır. bunu bile bile dtp ye vermek şaşkınlık olur. bunu bile bile dtp ye vermek kendini ve kürt halkını kandırmak olur. kürt seçmenlerine ve kürt sorununu çözmek isteyen, fedaratif sistemi onaylayan türk seçmenlerin ibresi HAKPAR OLMALI. (Gerçi türkler bize vermez, yine de onlara sesleniyorum)
dem dema HAKPARé
dem dema riya paki
riya azadi
roj roja rızgariya kurd u kurdıstan
roj roja bı bırdoziya serhıldan
Hasan Kara .. 24 Feb, 2009 12:15:32
avatar
HAK-PAR desteklenmesi gereken Partidir. Bu partiye sans vermeden dislamak kuru kuruya elestirmek oy vermemek sadece düzene hizmet etmektir. Bu partideki insanlar dürüst ve güvenilir insanlardir. Bunu anlaminin yolu ise oy vermektir. Yillarca kürt oyu bölünmesin diye dtp ye verilen oylar sadece devletin cikarlarina hizmet etmistir.
baris .. 24 Feb, 2009 04:46:19
avatar
kürtlerin birligi ve diyalog bunu sürekli dile getiriyoruz her yerde ve her ortamda cünkü sunun herkes farkina varmasi gerekirki kürtlerin kendi aralarinda birligi olmadigi müdetce kürtlerin özgürlügü söz konusu olamaz bölük pörcük kücük yamalar halinde kaliriz ne zamanki gecmisten buyana DTP nin secim itifaklari hep türk sol hareketleri ve düzen partileriyle olmustur örneyin bir KARAYALCINI hatirliyalim basbakan yardimciligi döneminde kürtlere yapilanlara hatirliyalim ve diyarbakirda DTP nin düzenledigi mitinkte karayalcin tek ulus ülkenin bölünmez bütünlügü ve tek bayrak bu konusmayi diyarbakirda ve dtp kitlesine yapiyor ve bugünkü secim itfakina bakalim yine TKP deyilmiydi kürtlerin her akan kan damlasinda parmagi olan ve bizzat kürtlere karsi kurulmus bir ergenekon örgütünü savunan keza kürt sorununda EMEPIN ne kadar samimi oldugu tartisilir buyrun arkadaslar peki var olan kürt partilerin kitlesi TKP :YADA EMEPTEN dahami az hayir peki neden sürekli türk sol örgütleri cünkü efendileri ve onlarin siyasetini yönlendirenlere kürtlerin bir araya gelmesini istemiyorlar..onun icin bu kirli iliskileri meydana cikarmanin en iyi yolu onlari bu secimde cezalandirmak belki sapkalarini önüne koyar ve düsünürler nerde ve neden yanlis yaptiklarini bu konuda bende HAK-PARIN görüslerini ve duruslarini beyeniyorum ve destekliyorum gelin hep beraber HAK-PAR DESTEKLIYELIM
Delil Dersimi .. 24 Feb, 2009 06:22:56
avatar
peki sizin bir alternatifiniz varmi?
bu millet bikti artik kendisine akil verenlerden.
bir kibleyi yanlis gösterirken,baska yanlis bir kibleyi de dogru göstermek etikmidir.

senin insanlara gösterdigi akp ve fetos kiblesi kürd katiller güruhu degilmidir?
evet dtp ve pkk bu gün ayagindan kafasina kadar yanlislar icerisinde,ama bu senin insanlara akp ve fetosu kible olarak göstermeni gerektirmez,aydin olmanin geregi birini kürd katili diye lanse ederken ,baska bir kürdler katilini,daha dogrusu kürdlerin soykirimcisini kible göstermek yanlisin daniskasidir.

bana öcalanin ergenekoculugu,pkknin kürdkiranligini,dtpnin kemalistligini bahane edip gösterdigin kiblenin hakliligini anlatamazsin cünkü ben anlamam.

her sey ortada,pkk ve öcalanin ergenekonculugunu,kürdkiranligini bahane edip baska kürd katillerini kible göstermek neyle izah edilebilir?

selam ve devamla
seraye .. 24 Feb, 2009 04:34:58
avatar
sizin mhp lilerden veya akp den ne farkiniz var acaba
kürt düsmanligini yapmaktan baska isiniz yok
anlayamiyorum nedir size bukadar kin kusturan sey
Delil Dersimi .. 24 Feb, 2009 05:07:14
avatar
sayin editör siz hangi hakla benim yorumlarimi makasla kesersiniz anlamadim size bu hakki ben vermiyorum.
yorumlarimi bir bütünlük icinde yayinlamiyorsaniz hic yayinlamayin daha iyidir.

benim bahsettigim burda bazi kişilerin bir kac gündür burda leyla zanaya ynellik karalama ve iftiralari ile ilgilidir.......

Editörden; Nasname'de ne tür yorumların yayınlanıp yayımlanmayacağı veya hangi kurallara uymak zorunda olduğu konularında karar vermek, sadece ama sadece Nasname tasarufunda olduğu olgusunu, tekrarın tekrarı da olsa anlaşılması-kavranması açısından yeniden vurgulamak zorunluluğu doğmuştur.

Sizin verilmeyen veya "makaslama" dediğiniz yorumunuz, altına yorum yazdığınız yazı ile hiçbir ilgisinin olmadığını bildiğiniz için de özellikle not düşmüstünüz. Dolayısıyla, yorumlarınızı ilgili yazıların altına geçmeniz gerekmektedir.

Kırıcı olmadan "niyet sorgulama-okuma" anlayışını dışlayan, yapıcı-geliştirici bir yaklaşım dileğiyle...






ferman agıri .. 24 Feb, 2009 08:38:28
avatar
Herşey dönüp dolaşıyor seçimlere geliyor. Çünkü halkın tercihi seçimlerde gün yüzüne çıkıyor. Tabi seçim çalışmaları yazıları de çok önemli yer tutuyor bu süreçte. Yazara teşekkür ederim bu konudan dolayı.
seçimlerde kürt halkının tercihi kemalist, sistemci, apolitik şahısların toplandıgı ve kürt kılıfına bürünen DTP mi olmalı? Yoksa sistemi degiştirmeyi parti tüzüğüne koyan, genellikle okumuşların toplandıgı, temiz siyasetçilerin oldugu ve şuanki kargaşa ortamında kitlesini yeteri kadar büyütemeyen HAKPAR mı olmalı?(partileri nitelerken istisnaları araya katmadım)
Yazar bunu son paragrafta açıklıyor. İyi okuyucular mesajı anlar. DELİLİ DERSİMİ yazar eger akp ci olsa son paragrafı yazmaz ve alternatif adaylara oy kullanma çagrısı yapmaz.
hakpara .. 25 Feb, 2009 02:25:39
avatar
sn. s.bucak!
sanırım siz sertaç bucak olmalısınız. size sesleniyorum, bizi alternatifsiz bıraktığınız için size çok kırgınım ve sizi asla affetmeyeceğim. babanıza olan derin saygıma rağmen sizi yine de affetmeyeceğim. bizi dtp'ye mahkum ettiniz. ben bir kürd olarak akp'ye oy vermeyi vicdanıma sığdıramıyorum ve mecburen dtp'ye vereceğim oyumu. parti olarak çok yetersiz olduğunuzu söylemek zorundayım. bir örnek vermek gerekirse kürtlerin en büyük merkezlerinden olan kızıltepe'de parti seçim merkeziniz bile yok. Seçim adına da hiçbir faaliyet yok. Herşey Ferhan ile Selanik ekseninde dönmektedir. Şunu da eklemek zorundayım ki kadep ile olan birleşme fiyaskonuzu kürdler unutmayacaktır.
Berzan Omeri .. 25 Feb, 2009 07:12:57
avatar
Alternatif
Gercekten PKK ve DTP üzerindeki görüslerinizde samimi iseniz, o zaman sadece elestirmekle bu isler olmaz. Herkesin tasin altina elini kaymasi lazim. Alternatif mi ariyorsunuz? iste alternatif Hak-Par. Niye hak-par? Çünkü tüzügünde federesyonu koymus Kurdistani bir parti, Elerinde kurd kani olmayan, temiz ve ulusal mesele de deneyimli yönetici ve kadrolara sahip.
Alternatifi güclendirmek bizim,sizin ve onlarin elinde.
cemal .. 25 Feb, 2009 03:39:00
avatar
velhasıla bak arkadaş bende dtp nın bu küçük prt lerle ilişkisini eleştırıyom eleştırmek ayrı saldırmak ayrı ben bugün hak par veya kadep veya herhangi biri kürdler içın çalışıyorsa canı günülden desteklerım bu kurdi partilerdır ama bir akp veya başka düzen sistem partileri öyle deyil bu sistem partilere giden her oy kürdlerın imhası inkarı demektır sen dtp nın hiç birşey yapmıyor diyorsun dtp ergenekon ile ilgili yapılan basın açıklamaları her cumartesi aneleri şırnakta yapılan mitingler ve heryarde pırotestolar bunları neden görmek istemiyo ha desenki bunlar yeterlimi hayır yetersız bunu eleştırmek ayrı ama hiç bişi yapılmıyor ergenekon eşittır pkk bu çok yanlış bu sitede bu tüz yazılar görmek mümkün bunlar doğru şeyler deyil
S. Bucak efendiye diye yazan efendiye .. 25 Feb, 2009 06:11:55
avatar
Sayin Efendi,
seni yazindan ve ya elstirinden bisi anlamadim. Burcak in yazisi niye yayinlanmasin? Seninki yayinlaniyorda onunki niye yayinlanmasin? DTP/Apoculuarin alternatifi vardir ve desteklenmesi gerekir. Secme sansi herkesin var istiyen AKP yi, istiyen DTP yi isteyende HAK PAR i secer.
OYUM HAK PAR a !

velhasıl .. 25 Feb, 2009 07:45:21
avatar
CEMAL BEY dtp nin küçük çaptaki eylemleri iş görmez ve bu tertelekom davasında samimi degiller.biz agıri de bildiriler dagıtırken onlar kayıtsız kaldı.biz basın açıklaması yaparken onlar kayıtsız kaldı.şırnakta eylemler protestolar olabilir ama ordakiler kişisel girişimlerdir.fakat iş aponun yakalanma yıldönümüne gelince,aponun itilme kakılmasına gelince ortalığı velveleye verirler.benim karşı olduğum nokta budur.kürt halkına yapılan katliamları sineye çekip aponun zırıltıları için kürdistan sokaklarını harebeye döndermeye karşıyım.pkk hareketi dtp hareketi tutarlı degildir.
CEMAL BEY demişsiniz ben kürt halkı için çalışana destek veririm.size soruyorum sizin ölçünüz ne? ve kürt partilerinde kıyasınız ne?demokratik cumhuriyetle entegrasyonu mu yoksa fedaratif sistemle özgürlük mü?
macin .. 25 Feb, 2009 08:38:06
avatar
DTP'nin bu gerginlik dâhil tüm kozları oynayarak bu seçimleri önemsemesinin başka bir nedeni daha var: Ergenekon. Malum soruşturma için seçim sonuçlarının beklendiğini unutmayalım. Derin güçler AKP'nin arkasındaki gücün azalmasını bekliyorlar ki, kıstırdıkları kuyruğu bırakıp kaçma fırsatı addedeler durumu. İmralı'nın payına düşen de elindeki tüm asları öne sürüp, eninde sonunda içine çekileceği cenderenin sınırlarını efendileri ve kendi gelecekleri adına zorlamak.
Newroz ile birlikte ortalığın karışacağını unutmayalım. Ahmet Türk başladı bile..

- ilk yorumun bir tel, bu yorumun bir tel özre diyebilecekler için. Bir aydın olarak kafa karışıklığımızın prototipiyim diyeyim. Bir yandan DTP'yi Kürd muhalif geleneği içinde benimsiyorum, ama beri yandan AKP'nin de TC ye muhalifliğini çok önemsiyorum. DTP'nin de bu muhalifliğe muhalefetini olası sonuçlarını görürken yadsıyorum.

HAK-PAR mi? henüz öyle bir güç odağı yok arenada. Kendimizi kandırmaya gerek yok. Zaten onun için de bizim dışımızdakilerin hangisinin güçlenmesi iyidir üzerine konuşuyoruz, dikkat edin.
velhasıl .. 25 Feb, 2009 11:20:53
avatar
macin arkadaş HAKPAR ın ortada olmadıgını söylemişsiniz.şunu unutmayınki hakparı ortaya çıkaracaklar sizlersiniz bizleriz.belliki macin arkadaş siz pasta yapmayı sevmiyorsunuz .sizin isteginiz pastanın hazır olarak önünüze gelmesidir.
yukardaki yazılarımı okursanız az çok HAKPAR hakkında bilgilenirsiniz.güçlenme üzerine yazdıgınız sözlerinizin gerçegi yansıtmıyor.nitekim tevkurd gibi bir oluşum-(ki bu oluşum belli bir siyasi görüş degil) kürtlerin ittifak yapması için bütün kürt taraflarını birlik için çagırdı.DTP haricinde bütün siyasi oluşumlar olumlu yanıt verdi.eger kürtlerin güçlenmesini istemeyen varsa ve başkalarının güçlenmesini isteyen bir kurum varsa o da DTP dir.nasname degildir.dtp ve fanatik dtpci zihniyeti diger kürt partilerini görmezlikten geldiği müddetçe karşıdakiler güçlenecektir.
nazdar .. 26 Feb, 2009 12:53:25
avatar
sayın akkoyun; yazınızı baştan sona okudum ve son paragrafı okuyunca aslında yazınızın içeriğinin ne kadar boş olduğunu fark ettim. "Kürd'lerin varlık, kurtuluş ve egemenlik perspektifini temel alan" alternatifler kimlerdir görmek isteriz.dtp ye bu kadar saldıracağınıza biraz da eleştiri mantalitesinin dışına çıkıp "ne idüğü belirli"siyasi argumanı olan özgün ve somut alternatifler ve çözüm önerileri hususunda beyin yorsanız kanımca daha anlamlı olur.hemde 2-3 satıra sığdırmadan..

1. biz dtp ye karşı amansızca saldırıları hergün gülen cemaati ve medyasında t.c nin faşist ajanslarında takip edebiliyoruz. siz de saldırıyorsunuz hem de oy veren ahmaktır diyecek kadar acımasızca temeldeki fark ise onlar bölücülükle itham ederken sizler ulusalcı olmamakla suçluyorsunuz.. bunu da yaşanan gerçeklerle bağdaştıramıyorum doğrusu..

2. yazınızın başlığı hayli dikkat çekici ve özenle seçtiğiniz belli oluyor. aslında içeriği boşluktan oluşan bir yazıyı bu kadar acımasızca bir başlıkla simgelemeniz beni farklı düşüncelere sevk ediyor. öyle ki hiçbir alternatif çözüm önerisi sunmadığınız halde dtp dışındaki oyları kürdistani olsun ya da olmasın herhangi bir partiye kaymasına önayak oluyorsunuz ve bu da kuşkusuz akp,ye oy vermede tereddüt yaşayan(kararsızlar) ların bir tür sığınma kapısı olan akıl hocalığını yaparak,onları cesaretlendirme amacı taşıyorsunuz. soru ise şu : siz acaba bu yazıyı yazarken böylesine büyük bir vicdani sorumluluğu ve büyük vebali olan yükü kaldırmayı göze aldınız mı?( 1 kişi dahi olsa)..

3. nasnameyi vaktim oldukça yazılarını okuyabiliyorum.. genel izlenimim olarak şüphelerimin arttığını söyleyebilirim.
berzan boti, seçim kemalistlerle akp arasında geçecek diyor-şükrü gülmüş akp kürtler için büyük şans diyor-cevdet akbay akp diğerlerine oranla daha çok şans hakediyor diyor. sizin görüşleriniz de özellikle avrupa birliği tutumundan( ki şuan da ruhu bile yok) kaynaklı ve dtp ye karşı saldırganlığınızdan ötürü yukaridaki görüşlere paralel olarak aynı düşüncelere hizmet ediyor. genel olarak nasname büyük çoğunlukla dolaysız ya da dolaylı akp ye hizmet etmiş oluyor. bunlar genel olarak size karşı olan kuşkularımın , düşüncelerimin alt yapısını oluşturuyor. bu kuşkularımdan bir şu şekilde:

kürdistandaki seçimin akp ile dtp arasında geçeceğini hepimizden iyi biliyorsunuz. bu esesta dtp ye şiddetli bir şekilde saldırarak sitenizi , sizi takip eden kürdistanlıların oylarını büyük çoğunlukla akp ye yönlendirerek dtp yi devlet nezdinde zayıf düşürmeyi ve gelecek eleştirilere oranla biçimlendirdiğiniz düşüncelerin takdirini- beğenisini- ilgi çekmesini sağlamak olabilir mi? belki böyle bir gücünüz yok ama böyle bir güce ulaşmaya çalışmak olabir mi?

son olarak sürkli soruyorum bir daha soracağım çünkü hiçbir şekilde cevap verilemiyor ve bütün tartışmaların temelinde de bu yatıyor. belki siz cevaplarsınız.

sınırlara dayalı ulus devlete, kimlik ve kültür temelli büyük kürdistana ulaşmak nasıl olacaktır. hangi yöntem? , hangi ideolji? hangi sistem? hangi hangi?...?
agir abad .. 26 Feb, 2009 11:54:43
avatar
Süleyman Akkoyun: Kıblesi İmralı Olana Oy Verilmez!

Bizim, Süleyman söylediğini söylemiş! Üç beş kelimeyle hakikatleri Kürdün akıllısı olanının önüne sermiş! Yok, ötesi ve söz söyleme hakkımız.
Bu üç beş satırdan binlerce makale yaratabilirim ama ben anladım da! Kürdüm bir şey anladı mı, önemli olan bu.
Süleyman,
Kürdün Süleyman'ı ve Kürde tapan bir kişilik, fazla lafa ne gerek var.
Anlayana canım kurban! Anlamayanlardan bana ne! Düştüğü çukurda boğulsun.
Benim halkımdan, Süleyman'ın makalesini okudum.
Mesajınızı net aldım ve sana bir teşekkür borcumuz olacak Süleyman.
Kaleminle vur!
Bu halkı satanlara! El etek öpenlere.
Gözünü seveyim Süleyman,
Beden ve Beyninizin uzun süreli yaşaması için!
Bedeninize ve Beyninize sahip çıkın ve iyi besleyin derken en büyük saygı ve sevgilerim sizi bulsun.
a.abad
kemal .. 01 Mar, 2009 02:23:23
avatar
sayın süleyman akkaya yazını okudum önce biraz şaşırdım ama sonra şaşkınlığım gitti çünkü sonuçta sitenizin tutumu belli ama yinede yazamadan yapamadım ben daha önce o beğenmediğiniz partide yöneticilik yaptım tabi siz o partinin hangi bedellerle nasıl oluşturulduğunu bilmezsiniz bizlerin neler çektiğimizi hangi aşamalarda geçtiğimizi bir ilçe binası bulmak için neler yaptığımızı anlayamazsın çünkü hiç böyle bir düşüncende olmadı çabanda olmadı yazdığın yazının aynısını türkiyede birçok siyasetçide söylüyor hatta tayip erdoğan aynısını söylüyor ama artık sizinde anlamanız gerekiyorki kürt mucadelesi kürt halkının sırtında yürüyor ve şu anda sisteme altarnatif tek parti tabi sizin bu sistemle bir sorununuz olmadığı için sanırım bunuda anlayamadınız dtp kürt halkının yarattığı bedellerle kurduğu kanıyla canıyla beslediği bir kurumdur kalkıpda dtp ye oy vermeyin demek bu değerleri yok saymaktır bu hakkı kim size veriyor bilmiyorum veya kendinizde nasıl buluyorsunuz bilmiyorum eğer bir kürtseniz birazcıkda vicdanınız varsa lütfen bu halka bir hizmetiniz yok bari engel olmayın değerlere bukadar saldırmayın yazıkdır günahdır bu halka yeteri kadar saldıran var şunu unutmamak lazım tarih herşeye tanıklık ediyor edecek ve sonunda yargılıyacak umarım ozaman söyleyecek bir sözünüz olur
Aliser .. 01 Mar, 2009 07:27:59
avatar
Bazi Kürd kimlikli arkadaşlara, ki buna bazı Nasname yazarlarda dahil, şunu sormak istiyorum? Sahi sizin gibi kişilerin Akp gibi sömürgeci bir partiyi desteklemenizin ona bu yüksek düzeydeki hayranlığınızı biriniz bana izah ederse sevinirim! Sakın onların ülkemiz Kürdistan'daki yeni tipte işbirlikçileri
olmayasınız?

Biliyorsunuz Abd tarafından Tc, Kürdistan ve orta doğuya ilişkin yeni bir strateji belirlenmiş durumda; buna göre artik kendi çıkarlarını savunamaz teşhir olmuş işe yaramaz ve üstelik oldukça kendilerine pahalıya mal olan, kafa ağrıtan, işbirlikçilerini, Sadam, Tc de Kemalistler gibi tasfiye edip, onların yerine daha dinamik,üstelik her taraflarını İslami tabularla dokunulmaz kılacak, sonra kendilerinden daha az uşaklık payına tav olacak Akp gibi yeni işbirlikçileri vasıtası ile Kürdlerde dahil olmak üzere, diğer başka
orta doğu halklarını esaret altına
almaktır...bu nedenle Abd ta basından
beri Akp ye gerek siyasi, politik ve gerekse parasal her tür desteği vermekten sakınmamıştır..bir kaç sene öncesine göre, her anlamda bir hiç olan Akp bu sayede Tc nin en hatırı sayılır yeni tipte komprador burjuvazinin temsilcisi konumuna yükselen bir güç haline gelmiştir ve böyle giderse önümüzdeki bir kaç yıl içerisinde ,TC nin bütün temel kurumlarında, buna orduda dahil olmak üzere söz sahibi bir güç durumuna geleceğinden hiç kimsenin kuşkusu olmasın...

işte o zaman ona hayran olanları görmek isterim, gerçi Akp nin şimdiye kadarki pratiklerinde yaptığı da benim dediklerimi destekler bir yığın örnek verilebilinir, ancak at izi ile it izinin başa baş seyrettiği günümüzün koşullarını göz önüne alırsak bu söylenenler şimdilik fazla bir ses getirmeyebilinir, ancak biz sabırlıyız
gün gelecek ak ile kara belli olacaktır. İste o zaman Akp "mağdur" olan değil, mağdur eden,"ezilen" değil ezen, sömürülen değil sömüren, adaletsizliğe uğrayan değil, adaletsizlik yapan, kendi dışındaki halklara farklı
inançlara "hakkı" savunan değil, haksizlik yapan, onları ezen tahakküm altına almak için onlara her tür mezalimliği yapmaktan kaçınmayacak bir duruma
geleceğinden hiç kimsenin kuskusu olmasın...

Bakmayın siz onun bazı "iyi" şeyler yapıyor gözükmesine bunlar sadece birer aldatmacadır, gerek Kemalist kanada karsı ve gerekse, Kürdlere karşı konumunu güçlendirmek için başvurduğu manevralardır, dikkat ederseniz Ergenekon gibi devletin bir çetesini
çözüyor gözükürken, devletin diğer temel kurumlarına hiç dokunmamaktadır, çünkü biliyor o kurumlar yarin kendisine de lazım olacaktır, söz konusu kendi kliğinin çıkarları olduğunda çok hassas davranıp Ergenekon gibi çetelerin üzerine "sonuna" kadar giderken, sıra Kürdlere
yurtseverlere ve devrimcilere yapılan onca kayıp vakalarına, işkence mağdurlarına geldiğinde üç maymunları oynamaktan geri kalmamaktadır. Keza
aynisini simdi kendiside yapıyor, bu gün
bunları yapan bir güç yarin daha güçlendiğinde daha beterini yapacağından
hiç kuskunuz olmasın ..

Tamda burada o, herhangi bir sömürgeci bir güç gibi
davranmakta esasen tutarlı bir konumdadır, ancak buna karsın bazı Kürdlerimizin tam tersi düşmanları olan
bu gücün arkasında gitmeleri, bu da yetmezmiş gibi diğer insanlarımızı da teşvik etmeleri ibret vericidir...
Bilmeden veya kötünün iyisidir, ehveni şer mantığı ile hareket edenleri bir nebze hoş görebiliriz, ancak yukarıdaki örnekte verdiklerimi asla!

Keza bana göre bu gibiler, sömürgecilerin Kürdistan'daki yeni tipte işbirlikçileridir, nasıl ki Akp, Abd ile işbirliği yaparak kendi halkına ihanet etmiş ise, bu Kürdlerimiz de Akp ile işbirliği yaparak, kendi halkına ihanet etmiş kimselerdir. İşbirlikçilerin kendilerinden başka kimseye bir faydalarının dokunmadığı için denilebilir ki en asalak bir sınıfsal özeliğine de sahip olan bir kesimdir, bu nedenle diğer halklar bu
gibi işbirlikçilere karsı nasıl tavır almışlarsa bizimde ayni tavrı almamız en doğrusudur...ister kısa ve isterse uzun vadede, hiç fark etmez, işbirlikçilere değil, halkımız için bir çöp kadar da olsa faydası bize dokunan Yurtseverleri,devrimcileri
desteklemektir.

Daha tamamı ile İmralı ihanetinin denetimine girmeyen, bağrında hala oldukça yüksek Kürdistani damarına
sahip olan bağımsız adayları, diğer yurtsever oluşumları, Dtp içindeki dürüst namuslu insanları desteklemektir....
Birisine vereceğiniz destek, sömürgecilerin hanelerine artı puan kazandırıp, size kursun olarak geri
dönüyor iken, diğerine vereceğiniz destek ile bütün olumsuzluğuna rağmen, Kürd insanına az da olsa faydası olacaktır, buna ne düşman ve ne de İmralı ihaneti mani olabilir.

Çünkü halkımız iyi kötü uluslaşmanın faydalarını gördü...kaldı ki
İmralı ihanetice artik yavaş yavaş teşhir olmuş böyle giderse, tecridi yaşaması da pek yakındır gibi görünüyor. Görmüyor musunuz oda artik D.Perinçek abisi gibi Kemalime sarılmış...sahi D.Perinçekğin bu devleti ve Kemalizmi savunmasını hadi anladık diyelim, çünkü o sahibinin sesidir, kalemidir. Akil hocasıdır
Dolayısıyla, böyle yapmak ile görevini yerine getirmiş oluyor.

Peki bu "Apo"nun ayni Doğu abisi gibi üstelik bir "Kürd" önderi olarak, onun bıraktığı yerden vazifesini üstlenmesinene demeli peki? Kendi ulusuna, halkına
ihanet değil de nedir bu? Ancak sunu belirtmeliyim ki, Kemalizmi bir "Kürd"eli ile savunmak Tc ye ve "apo "
ya çok pahalıya mal olacağından kimsenin kuskusu olmasın ve ayrıca artık modası geçmiş miadını tamamlamakla yüz yüze olan Kemalizmi "apo"ya savundurmak durumunda kalmışlarsa, ona muhtaçlarsa
vay onların haline!!! Demek ki işleri artik bitiyor..Peki Kemalistler yenilince Tc ye ve Kürdistana bazı
bilmişlerin iddia ettiği gibi, demokrasi mi gelecek veya insanlar gerçekten özgür mü olacaklar? Elbette hayır!

Keza bilinir ki bir ülke gerçek anlamda bağımsızlığına kavuşmadığı sürece, buda ancak iyi bir anti sömürgeci
anti emp.ve anti faşist olmakla ve ona uygun bir asgari, azami programla bu programın emrettiği bir pratik faaliyet içerisine girmekle mümkündür..Aksi taktirde dün Kemalistler, yarin Akp liler bürgünde bilmem hangi sömürgeci bir gücün elinde oyuncak olmaktan
ömür boyu kurtulamazsınız..
Selamlar...
Xizmetkâr .. 02 Mar, 2009 06:37:40
avatar
Awdoculara ve balik hafizali olan Kürdlere önemle duyurulur!

Awdo`nun uçaktaki ilk sorgusu:

Devlet görevlisi: Abdullah Öcalan, memlekete hoş geldin. Nasılsın?

Abdullah Öcalan: (Şaşkın ve morali bozuk bir halde) Sağ ol, iyiyim.

Devlet görevlisi: Miden mi yanıyor?

Abdullah Öcalan: İyi.

Devlet görevlisi: Yani sağlıktan bir problemin yok?

(Kafasıyla "Hayır" işareti yapıyor.)

Devlet görevlisi: Ne var? Midende mi var? Ağrı, ekşime falan mı var? Yanma mı var?

(Kafasını sağa sola sallayarak yüzünü ekşitiyor.)

Devlet görevlisi: Tamam, gereken tedaviyi biz yaptırırız. Şimdi sana bazı şeyler sormak istiyorum.

(Öcalan sürekli gözlerini kapatıyor.)

Devlet görevlisi: Gözlerini kapatmana gerek yok. İstersen suyla silelim mi? Bant izleri rahatsız ediyorsa suyla silelim gözlerini, rahat etsin.

(Öcalan, kafasını sallayarak "Hayır" diyor.)

Devlet görevlisi: Sen şimdi bizim misafirimizsin. Rahat ol. Yani kendini öyle sıkıntıya sokma. İstediğin bir şey varsa...

Abdullah Öcalan: Ben ülkemi severim. Annem de Türk'tü.

Devlet görevlisi: Biraz daha yüksek sesle konuşabilir misin?

Abdullah Öcalan: Bir hizmet imkanım olursa yaparım. Onun dışında bana bir şey söylemeyin. Hizmet gerekirse yaparım.

Devlet görevlisi: Sorulara cevap verirsen, hizmet yapmış olursun. Yüzünü gözünü silelim eğer rahatsız oluyorsan.

Abdullah Öcalan: Türkiye'ye dönünce hizmet edeceğim. Fırsat verirseniz, hizmet ederim. Bunları, halkın içinde konuşuyorum. Başka bir şey de konuşmam. Bir hizmet imkanım varsa, ben inanıyorum vardır, daha üst düzeydekilere de bildirirsek, ben hizmeti seve seve ederim. Ben hizmet edeceğim. Çok iyi edeceğim.

Devlet görevlisi: Şimdi bak kaydediyoruz, senin şeylerini.

Abdullah Öcalan: Yayınlayın. İşkence etmediniz, benim içimden geliyor. Ama ben gerçekten söylüyorum. Türkiye'yi seviyorum. Ve Türk halkını da seviyorum. Onlar için iyi hizmet edeceğime inanıyorum. Fırsat verilirse yaparım.

Devlet görevlisi: Şimdi fırsat verilecek de. İstediklerin ne?

Abdullah Öcalan: Kendinizi yormayın, böyle şeylere gerek yok.

Devlet görevlisi: Yok zaten, bir emniyet tedbiri.

Abdullah Öcalan: Pek sevindiğim bir nokta var. Eğer dikkat edilirse aslında konuşulacak bir konu bu. Ama içime öyle doğuyor ki. Gerçekten iyi hizmetler yapacağıma inanıyorum.

Atin üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla,
Awdo hizmetlerine devam ediyor hala!
Hemé İzoli .. 03 Mar, 2009 03:36:14
avatar
Kalemine sağlık Alişer arkadaş diyor ve onun yazdıklarına bazı eklemeler yapmak istiyorum. Yerel seçimler ile genel seçimler arasında niteliksel farklar vardır. Bunu gözden kaçırmamak gerektiği kanısındayım. Çünkü yerel semlerde yerel düzeydeki iktidarlar seçilirken genel seçimlerde devletin asli organlarından biri olan Yasama (parlamento) ve buna bağlı olarak Hükümet seçilmektedir. Bu bağlamda devrimciler genel seçimlerde tavır takınırlarken parlamentoyu ve devleti gerçek yüzü ile teşhir edip politik ortamı kendi propagandaları için kullanırlar. Yerel seçimlerde ise yine devrimci propaganda yapmakla beraber yerel iktidar olanaklarını ele geçirmeye çalışırlar.

Bugün olduğu gibi yeterli örgütlenmeye sahip olmayan devrimci güçler ise öncelikle bağımsız yurtsever-sosyalist ve demokrat kişi ve partileri desteklemelidirler. Somuta gelirsek örneğin Diyarbakır'da ne yapmalıyız? Biliyoruz ki Belediye Seçimleri AKP ile DTP arasında geçecek. AKP nitelikleri tartışılmayacak kadar açık bir Türk partisi olup liderinin ağzından Türkiye de bir Kürt sorunu yoktur diyebilecek kadar anti-Kürt bir partidir. Zaman zaman AB den yana görünmesi, Ergenekon çetesinin deşifre olmuş unsurları ile ürkek mücadelesi bu niteliğini değiştirmiyor. Adayının (Faşistlerin etkinliğindeki KTÜ den sorunsuz mezuniyeti nedeni ile ) niteliğini tartışma konusu yapmıyorum. DTP yi ise ona yön veren apocu kesim ile ona destek veren yurtsever kesimi birbirinden ayırarak değerlendirmek gerekir.

Destek veren insanların belediyelerden ekonomik ve sosyal beklentileri vardır. Halkımızın şu an içinde bulunduğu ekonomik koşullar göz önünde bulundurulursa buna ihtiyaçları olduğu da açıktır. DTP tabanında şu son 30 yıllık süreçte mağdur olmayan kimse yok gibidir. Bunlar belediyelerin olanaklarını hak ediyorlar. Parti üst yönetimi ve milletvekilleri ise büyük bir çoğunlukla İmralı-Kandil ihanet çizgisinin ortakları durumundadırlar. Ancak bu yerel seçimin öyle bir özelliği var ki biz onlara da oylarımızla gereken mesajları iletebiliriz.

İl genel meclisi ve Belediye Meclisi seçimlerinde HAKPAR'a oy verip, DTP'ye oy vermeyelim. Ancak Belediye Başkanlığı seçimlerinde Diyarbakır'da DTP ye diğer bölgelerde ise eğer varsa HAK-PAR adaylarına yoksa yurtsever-demokrat adaylara oy verelim. Diyarbakır'ın sembolik durumundan dolayı Türk partilerine verilmemesi gerekiyor. Çünkü Diyarbakır'ı verirsek Kerkük'ü de veririz.
Selamlar ve saygılar.
Hemé İzoli .. 03 Mar, 2009 10:10:00
avatar
Yazıyı alelacele yazdığım için önemli bir teknik ayrıntıyı atlamışım. Belediye meclisi üyeleri belediye başkan adaylarının aldıkları oy oranına göre belirleniyor. İl genel meclisi üyelikleri için ayrı oy kullanılıyor. Dolayısı ile yukarıdaki son paragrafı buna göre okuyup yorumlamak gerekiyor. Düzeltip sayın okuyuculardan özür diliyorum.
Selamlar
Brusk .. 04 Mar, 2009 02:37:01
avatar
Bakıyorum da bu sitede yazan çizen herkes Apo ve DTP'yi karalamaktan başka bişey yazdıkları yok.DTP yi bu güce ulaştırana kadar 25-30 sene geçti.Şimdi kürt halkının özgürlüğü ve geleceği için yeni oluşumlar ortaya çıkmaya başladı tabi bunların çoğuda DTP'nin bugünkü zemini oluşturmasından dolayı rahatça ortaya çıkıp kendilerini ifade etmelerini sağladı.Şuan APO'yu ve DTP'yi eleştiren bilmelidirlerki kendilerini Kürt özgürlük mücadelesi adına alternatif olarak gösterebiliyorlarsa o da DTP ve daha önce kapatılan DTP nin önceki partileri sayesindedir.İnanıyorum ki Kürt halkı DTP'nin ortaya koyduğu bu oluşumu sekteye uğratıp kendini DTP den ve Önder APO'dan daha fazla söz sahibi ve davanın sahibi olarak görmeye çalışan diğer alternatif ve çok küçük bir zümreye hitap eden oluşumlara kulak asmayacaktır.
Leheng .. 05 Mar, 2009 05:44:53
avatar
Oncelikle Merhaba,
Arkadaslar ben fazla sitelere takilan biri degilim.Ama guncel gelismeleri yer yer takip edebiliyorum.
Fakat benim tuhafima giden bir noktayi acmak geregini gordum.Bu site yurtsever,demokrat Kurt aydinlarin sitesi degil mi?
1.Eger yurtsever,demokrat kurt aydinlarin sitesi ise peki neden DTP ve PKK'ye karsi bi kadar elestiri sinirlarini da asan bir teori uretme merkezine donusmus?
2.Bu sitede yazan arkadaslarimiz gercekten de yazdiklarina kendileri de inaniyor mu?
3.Bu kadar aci ceken bir halkin kurtulus umudu olan PKK'ye neden bu kadar agir ithamlar gelistiriliyor?
4.DTP kitlesellesmesiyle adeta Turk devletini endise icinde birakirken,neden DTP ye oy verilmesin?
4.DTP milletvekilerinin bugunku duruslari militanca olmasina ragmen neden sanki adeta isbirlikci bir parti konumunda olduklari gibi goruluyor?
5.Dilin kemigi yoktur misalinden hareket ederek,eli kalem tutan yaziyor bilen de yaziyor bilmiyen de yaziyor.ama bu yazilar kime ve neye hizmet ediyor?
Isin acikcasi sasirdim kaldim.

Arkadaslar lafla peynir gemisi yurumuyor yurumuyor ma zordur!!!Ben savasi savasan bir PKK'li kadar bilemem.Ben yasami bir PKK'li kadar ozgurce yasayamam.Ben kaloriferli sicak evimde onlar ise sifirin altinda karlarin icinde kim bilir kacinin ayaklari yanmistir.Altimda arabamla gezerken kim bilir onlar kac dagi ve dereyi aylarca yururme sonucu takatsiz dusmuslerdir.Ben gunun uc ogunu sicak yemek yerken kim bilir onlar kac haftadir bir tek lokma dahi agizlarina almamislardir.Ben rahat ve yumusak yatagimda yatarken kim onlar simdi hangi kayaliklarin altinda kivranip sabaha kadar soguktan uyuyamiyorlardir.Ben keyf catarak yurtseverlik yaparken,o yigit kurt evlatlari ve onlarin onculeru en zor sartlar altinda halkinin ozgurluk mucadelesinive vataninin yurtseverligini fedaice yurutuyor....Elimden hicbir sey gelmiyorsa bari onlara saygi gosteriyorum.

Degerli arkadaslarim yanlisiyla da dogrusuyla da bedel verilerek kazanilan bu mevzilerimizi koruyalim!!!Hatalari elestirelim ama!!yukarida da belirtigim gibi bazi degerlendirmeler elestiri degil.PKK bugun kurt halkinin biricik umudu konumundadir.PKK'nin tasviyesinde sadece ve sadece somurgecu turk devletinin ekmegine yag sure,somurgecilere kan vermekten ote bir sey degildir.Onun icin hepimiz her zamankinden daha fazla kurt ulusal degerelerini korumak icin bir dayanisma icersinde olmamiz kacinilmaz tarihi bir sorumluluktur.Otuz yildir bunu PKK yapiyor,tek umudumuz bu son isyanin mutlak anlamda basariya ulasmasi icin tum yureklerin bir olup,kurtlerin bu orgutlu gucunu teshir etme,zayif dusurme yerine,ozgurluk hareketinin etrafinda kenetlenlenelim.Bu secim oyle siradan vasat bir secim degil,boyle bir atmosferle bakmamak gerekir.Bu secimde eger kurtler basarili cikarsa yerel yonetimlerimiz DEMOKRATIK OZERKLIK dahi ilan etme zeminini yakalar.PKK kurtlerin son firsatidir.
Daha kapsayici,birlestirici bir uslup ve anlayis birliktenligi ile,hepinize iyi calismalar dilerim.
ferhat .. 08 Mar, 2009 10:00:33
avatar
pkk'de dtp'de kürt halkı için bedel ödüyor sizin gibi avrupadan atıp tutmuyor siz bu halk için ne yaptınız onu söyleyin dtp'nin ve pkk'nin bedel ödemediğini ödemiyeceğini söylüyebilirmisinz tabiki oyumuz dtp'ye kürt düşmanları din düşmanları akp chp
gibi partileremi verelim bir başkan baydemirin ayarında biri varsa söyle bağımsızda olsa başbakanda olsa
velhasıl-ferhat'a .. 08 Mar, 2009 10:26:43
avatar
sevgili ferhat dtp yi pkk yi apo yu eleştirenlerin hepsi avrupa da degil.ben kendim kuzey kürdistandayım.
öncelikle şunu söylemeliyim
-misaki milli yi savunan apoya oy vermem.
-diger kürdewari olşumları hain ilan eden pkk ye oy vermem.
-ben türkiye yurtseveriyim diyen sözde öndere oy vermem.
-anası kürt olduğu halde benim anam türk diyen korkak öndere oy vermem.
-dağlara kürdistan için çıkan 15 bin gerillayı infaz eden pkk ye oy vermem.
-yıllarca kürdistanı savaş haline çeviren, kürtlerin batıya sürülmesini saglayan, ergenekom gibi bir örgütle birlikte kürtlere zülüm yaşatan pkk ye oy vermem.
-kürtleri koruculaşmasına davet çıkaran pkk ye oy vermem.
-kürt partisi olduğunu söyleyen, barış kardeşlikten demokrasiden bahs eden söz eden ama bunların hiç birini içinde daşımayan dtp ye oy vermem.
-amacı apoyu savunmak, kürtleri entegrasyona sürüklemek olan ve pkk nin sözcüsü olup halkın sesine kulak tıkayan dtp oy vermem.
-ergenekom sürecinde diger kürt partilerini ergeneko konusunda yanlız bırakan ergenekona karşı çıkmayan dtp ye oy verilmez.
islam gülmüş .. 08 Mar, 2009 11:06:44
avatar
PEK SAYIN FERHAT BEY -E
Size bir tafsiyem olucak .kimi savundugunuzu iyi tanıyın lütfen .
AKP ,CHP din düşmanı diyorsunuz ,hic başınızı ceviripte onlardanda eksik kalmayan DTP nin arka odasına baktınızmı hic.
Ramazan ayında müslüman insanların gozünün icine baka baka su icenleri gormedinizmi.kendi solanlarında üc adet bayan geirirler baş örtülüdür her ücü .Baş ortuleri kesk u soru zer idi.
kendi mitinglerinde sakallı bir adamı getirirler biz dıne sahip cıkyoruz derler.
gecenlerde de bir ilde DTP lokalınde BEDİÜZEMAN ve buyuk alımlerimizin fotolarını astılar .
daha bunun gibi bir suru ornek verebilirim .FERHAT bey İSLAM din bu kadar kolay kazanılmadı .bu kadar kolay da secim malzemesi olmaz .onları ŞANI YÜCE ALLAHA HAVALE EDİYORUM .belki kelimeleri tam anlamıyıla yerleştiremedim ama son bir kez savundugunuz DTP yi iyi tanıyınız .
saygılarımla.
baran .. 10 Mar, 2009 11:57:56
avatar
NAZDARA CEVABIMDIR
"Yüce Türk Adaletine Güvenim Sonsuzdur"(!) Abdullah Öcalan 1920'li yıllardaki Mustafa Kemalin izindeyim. Onu kendime örnek alıyorum.

Sevgili AKKOYUN Bu konudaki çalışmalarınız Kürdlerin geleceğine ciddi katkıları olacaktır, sizi kutluyorum, hafızları tazeleyen yazınıza katkı olacağını düşündüğüm A.ÖCALAN'IN bazı söylemlerini yorumsuz tüm okuyucuların görüşüne sunuyorum.

Abdullah Öcalan:

-Ayrılıkçılığa karşı birlik, buna içten inandığım kadar ideolojik olarak da sosyalizme uygun olduğuna inanıyorum. Milliyetçilik, aşiretçilik temelinde ayrılıkçılığın doğru olmadığını söylüyorum yeter ki demokratik özgürlük olsun.

-Hatta halk olarak Kürdleri de aşan Türkleri de içine alan bir süreçtir İmralı süreci.
Bırakın Sevr'i Lozan'ı da aşan bir anlaşma istiyordum.

-Sümerleri inceliyorum. Değerlendirmeler yapıyoruz Marx'ı çok aşan değerlendirmeler yapıyoruz, ideolojileri geliştiriyoruz.

-Son savunmamın dünya çapında etkisi olacaktır. Marks'i aşan bir çizgiyi Öcalan başarıyla tamamlamıştır deyin. Marksizm'in yüz elli yıllık çözümsüzlüğünden çıkış buldu deyin. Bundan büyük mutluluk duyabilirsiniz deyin. Kürdistan bu konuda en iyi uygulama alanıdır.

-Benim anlayışımda devlet kurmak yok. Lenin gibi düşünmüyorum. İlkede devlete karşıyım.

-Ben burjuva demokrasisi kurmuyorum. Benimkisi Avrupa'nın iki yüzyıllık demokrasi anlayışını da aşan bir yaklaşımdır.

-Şimdi Kemalizmi derinliğine çözdüm. Daha öncede incelemiştim, ama şimdi Kemalizmi daha iyi çözdüm.

-Mezarımda üç bayrak yan yana olabilir: AB bayrağı, üniter bayrak, bir de demokrasiyi sembolize eden konfederalizm bayrağı.

-Demokratik cumhuriyet Atatürk'ün hediyesiydi. Bunu geliştirmek bizim görevimizdir.

-Türk Ordusuna da söyledim. Atatürk'ün 20'ler politikası anti-emperyalist bir çizgiydi. Atatürk'te Kürdleri dışlama yoktur. Ancak bizim ortaya koyduğumuz Özgür birlik ile Mustafa Kemal'in politikasına sahip çıkılır.

-Devlet Koçgiri isyanını çok güzel bir şekilde bastırdı. Aksi halde Kürd hareketinin yayılma durumu vardı.

-M. Kemal sanıldığı kadar Kürd düşmanı değildi. M. Kemal çizgisi demek Kürdlerle olan çatışmayı bir an önce durdurmak demektir.
-Şeyh Sait ve diğer Kürd isyanları batılı emperyalistler tarafından genç Türk Cumhuriyetine karşı kullanılmışlardır.

-Kemalist geleneğe sahip çıkın. Kemalist gelenek Kürd feodallerine el uzatmaz

-Türkiye'ye gelince M. Kemal bilimsel temelde ortaya çıktı bir şeyler yapmak istedi ama yıllarca milliyetçilik geliştirildi.

-Demokratik cumhuriyet Atatürk'ün hediyesiydi. Bunu geliştirmek bizim görevimizdir.

-Otonomi, federasyon ve benzeri istemler Türkiye'nin birliğini ve bütünlüğünü bozar. Çözüm demokratik Türkiye Cumhuriyetidir.

-Ben yerel, bağımsızlıkçı ve özgürlükçüyüm. Mustafa Kemal de yerel ve bağımsızlıkçıydı.

-Geçen haftalarda Orduya çağrı yaptım. Atatürkçü çizgiye sahip çıkın dedim.

-Suriye'den iç dengeleri sağlamak için toprak talebinde bulunmadık ve oraya küçük toprak dedik.

-Barzani ve Talabani bağımsız devlet kurmak istiyorlar. İlkel milliyetçi ve emperyalizm uşağıdırlar. Bunlar Türkiye için tehlikelidirler. Kemalistleri göreve davet ediyorum.

-Aydınlara gidin, bol bol bunları anlatın. M. Kemal'in 20'lerde yaptığını 2000'lerde ben yapıyorum.

-Gerilla orduyla ilişkiye geçmelidir. Biz Kuzey Irakta Türkiye'nin güvencesiyiz.

-Bir genel kurmay yetkilisine gücümüzü geri çekeceğimizi söyledim. "hepsini mi" dedi. Evet, hepsini dedim. "hayır bir kısmı kalsın, lazım olur" dedi.

-Geçenlerde bir asker bana "sizinkilerin çoğu pezevenk olmuş" dedi.

-Erbil ve Süleymaniye'yi kerhaneye dönüştürmüşler.

-Kürd kadını kokuyor.

-Ölüm orucuna giden tutuklular devlete şantaj yapmasınlar. Ben daha kötü şartlardayım. Ben isyan ediyor muyum?

-Ahmet Zeki, (Okçuoğlu) polis haksız yere kimseyi dövmez.

-Leyla Zana Mehdi'yi boşasın. Karanlık adamdır. Amerikalılarla görüşüyor. Kuzey Irakta dolaşıyor. Bu dediklerimi aynen söyleyin ona. Dediklerimi yapmazsa onunla ilişkilerimi keserim.

-Ben PKK'nın tehlikeli olmasını engelliyorum. Yine de beni susturmak istiyorlarsa susturabilirler.

-Türkiye'de elbette resmi dil Türkçedir. Ama diğer diller de kullanılabilirler.

-Ben olmasaydım Kürd milliyetçiliği gelişirdi. Milliyetçiliğin her türüne karşıyım.

-Eskiden Türkiyelilik diyordum. Vaz geçtim, artık Türkiye Ulusu diyorum. Biz Türkiye ulusundanız.

- "Ne mutlu Türküm diyene" ve benzeri söylemler Atatürk'ün kültürel milliyetçiliğini gösterir. Atatürk'ün ırkçı sözleri yok.

-Diyeceksiniz ki, gerçeği şimdi mi anladın. Evet şimdi anladım.

-Şehit askerlerin annelerinden özür diliyorum.

-1920'li yıllardaki Mustafa Kemalin izindeyim. Onu kendime örnek alıyorum.

-Mustafa Kemal ile Latife arasındaki ilişkide, Latife, Mustafa Kemal için, "Bütün generallerin karılarını baştan çıkaracak" diyor. Aslında baştan çıkarma değil, Mustafa Kemal çağdaş özgür bir ilişki arıyor, özgürlüğü kurtarmaya ve geliştirmeye çalışıyor.

-Türkiye beni yanlış anlamasın. Üniter devlete bir itirazım yok. Bayrağa saygılıyım.

İşte Öcalan bu!
nazdar .. 11 Mar, 2009 03:14:58
avatar
baran arkadaşa;
arkadaş öcalanın bazı sözlerinin arkasına sığınarak beyinsel olarak tatmin olmayı ve köşene çekilmeyi bırak da kürdistanın şu an ki durumu ve seçimler için birkaç yararlı söz söyleyiniz.

şunu belirtmeliyim ki bizim için öcalanın kişiliği, ideolojisi, yapısı, dünya görüşü,dini vb. önemli değil , bizim için önemli olan artık kürdistanlıların yaşanan bunca acılar, vahşetler süresince barışa giden yolda öcalanın katkısıdır. kuşkusuz kürdistanlılar artık bir 10 yıl ve ya daha fazla zaman kadar savaşı kaldıramayacak durumdadır. halk olumsuzluklara rağmen her alanda barışı haykırmaktadır. barış ise karşılıklı gerçekleşir öyle tek taraflı mek tarflı olamadığını biliyoruz. bu konuda öcalanın barış için çözüm önerilerini önemsiyoruz bir örnekle açıklayacak olursak;

"Türkiye Cumhuriyeti Anayasası bütün kültürlerin demokratik bir şekilde varlığını ve kendini ifade etmesini kabul eder" "'Bu cümleyi anayasaya koysunlar iki ay içinde PKK silahı bırakır, gizli örgütlenmeler de biter"

bu kadar makul bir çözüm önerisini biz önemsiyoruz baran arkadaş, bu barışın talabedir, bu kardeş kanını durduran yoldur, bu yol her alanda kürdistanlıların umut,refah,kardeşilik yoludur. sonuç olarak buna ulaşmanın yolu kürdlerin gücünü , kurumlarını, sinerjisini, kararlılığını, harekete geçirmekten ve kürdistanda iktidar olmaktan geçer.t.c yi çözüme zorlamaktan geçer. seçim hem dünya hem türkiye kamuoyundan etraflıca takip edilen kürdistan coğrafyasının en büyük adımı hatta belirleyicisi konumundadır.

şimdi baran arkadaş üstadını(akkoyunu) iyi oku göreceksin ki kürdlerin kürdistanda iktidar olması gerektiğinden bahseder oysa kendisi de bunu görür ki kürdistan da iktidar akp(devlet) dir. ve bundan da büyük memnuniyet duyar, kürdlerin belediyelerini kürd kurumu olarak görmez ama akp ikdirarına kürdlerin özgürlüğü ,kurtuluşu için büyük değer biçer,akp nin kürdi bütün değerlerin karşıtı ve engelleyicisi olarak olarak görürür(o da mecburiyetten) ama buna sadece akpnin kürd hendikapı der ve ara dönemden bahseder. evet baran arkadaş üstadın akp-ab projesi diye diye kürtlerin asli bütün değerlerinin kurumlarının akp karşısında erimeye bırakılmasına göz yummaktadır. son olaraka da üstadının akp ile ilgili hiçbir öngürsünün de gerçekleşmediğini kendi gözleriyle gördüğü için,ordu-akp işbirliği saklanamayacak derecede dışa yansıdığı için dtp gibi kürdi yurseverlerin partisine şiddetle saldırır ve onları sözde kürdler için aslında ise akp için bir engel olarak görür. o da senin gibi bu durumdan kendisini paklama çıkış yolunu imralıda görür.
baran arkadaş aslına bakılırsa bütün bunları görmenize rağmen başta da belirtiğim gibi siz ve sizin gibi düşünenler (belki bireysel husumetlerden kaynaklı) sırf kürd halkına karşı olan sorumluluğunuzun beyinsel tatminini gerçekleştirmek için birkaç sözün arkasına saklanmanız size bişey kazandırmaz. eğer samimiyseniz ve kürdistandaki akp(devlet) işgaline karşı bir duruş sergilemek istiyorsanız
elbirliğiyle bu işgale karşı durmalısınız bu işgale karşı en yetkin kurumları harekete geçirmek için ön ayak olmalısınız, destek sunmalısınız, kürdistandaki iktidar için kurdi bütün kurumların bileşkesi olan kuvay-i kurdiye ye desteklerinizi sunmalısınız.

barışa , onurlu bir geleceğe katkı sunmak adına herkesten gelecek önerilere,çözümlere, sorgulama bilinci çerçevesinde, geliştirici bir sentezle (muhattaplı olamak kaydıyla) açık olmak durumundayız. teşekürler..
Serdar .. 17 Mar, 2009 03:25:02
avatar
Türkiye'nin genelinde olduğu gibi, Kürdistan'da dahi bu yerel seçimler Ergenekon ile AKP arasında geçecek.Tüm yurtseverler, demokratlar,özgürlük-sevenler bunu böyle bile. Ya AKP, Ya Ergenekon..
brindar .. 21 Mar, 2009 01:29:01
avatar
sayın suleyman akkoyun ahmet altan diyor ki apo kurdlerin mandelasıdır ... buyrun...

Apo ve Mandela
Tarih:2009-03-19 23:41:47
Geçen gün Hürriyet'in Genel Yayın Müdürü Ertuğrul Özkök çok ilginç bir yazı yazdı. Apo'nun da barış sürecinde yer alabileceğini söyledi.


------------------------------------------
Ahmet ALTAN/Taraf

Bilmiyorum Özkök'e haksızlık mı ediyorum ama ben Hürriyet'te çıkan bu tür yazıları, "devletin içindeki hazırlıkların" ön habercisi gibi görürüm.

Oluşmuş ya da oluşmakta olan bazı hazırlıklara kamuoyunu hazırlamak için yazıldığını düşünürüm.
Özkök'ün kendi fikriyse de, devlet "ricasıyla" yazılmışsa da sonuç değişmez, bence bu olumlu ve ileri bir adım.

Bu yazı yayınlanmadan birkaç gün önce de aynı derecede ilginç bir habere rastlamıştım.
İmralı'ya 12 hücre daha ekleneceğini bildiriyordu.

Yani Apo'nun yanına on iki arkadaşı daha getirilecekti.
Bu ikisini birlikte değerlendirince bir şeylerin değişmekte olduğu fikri daha kuvvetleniyor.
Apo ismi, tanrı Janus gibi iki tarafı, iki ayrı görüntüsü olan bir isim.
Türklerin çoğu bu ismi nefretle anıyor.

Hatta gazetelerin bir kısmı onun isminin önüne "terörist başı" ya da "bebek katili" gibi sıfatlar ekliyor.
Kürtler içinse bu isim neredeyse kutsal bir anlam taşıyor.

Apo, Kürt sorununun bu ülkede somut bir şekilde konuşulmasını sağlayan bir lider onlar için.
Günümüzdeki Kürt kimliğinin ayrılmaz bir parçası.

Hatta PKK'lılar ondan Apo ya da Öcalan diye değil, "önderlik" diye söz ediyorlar.
Neredeyse mistik bir etkisi var onun sıfatının.

Bir iki ay önce Güney Afrika'nın zenci lideri Nelson Mandela'yla ilgili bir film seyretmiştim.
Mandela ismi de aynen Apo ismi gibiydi Güney Afrika'da.
Beyazlar için bir "katil"zenciler için "kutsal" bir lider.

Film, Mandela'nın hapishane macerasını beyaz bir gardiyanın gözünden anlatıyordu.
Mandela önce yalnız tutuluyordu bir hücrede.

Sonra yanına kendi örgütünden mahkûm arkadaşları konuyordu.
Sonra hep birlikte daha rahat bir "yere" yerleştiriliyorlardı.
Daha sonra Mandela'ya koruma altındaki bir çiftlik tahsis ediliyordu.
Sonra da tahliye ediliyor ve seçimlere giriyordu.
Bu süreç, birçok beyaz için "korkunç" bir süreçti.
Zenciler içinse kutlanması gereken bir süreç.

Öfke ya da intikam duygusu, bu tür sosyal sorunları, ırk çatışmalarını çözmeye yetmiyor.
Siz, milyonlarca insanın varlığını, kimliğini, dilini, geleneğini yok farz etseniz de hayat kendi gerçeğini dayatıyordu.

Türkiye'nin bir Kürt gerçeği var.

Bu "gerçek" bir türlü kabul edilmediğinden önce bir soruna sonra bir savaşa dönüşmüş.
Binlerce insan ölmüş.

Bu ülkede yaşayan insanların refahı için harcanabilecek yüz milyarlarca dolar silaha harcanmış.
Sorun çözülmemiş.

Bugün artık emekli generaller bile Kürt meselesinde hatalar yapıldığını kabul ediyor.
Türkiye savaştan yoruldu.

Dünya, Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun barışa kavuşmasını istiyor.
Büyük bir Kürt konferansı hazırlanıyor.

Apo, İmralı'dan yaptığı açıklamada bu girişimi olumlu bulduğunu açıkladı.
Türkler bu fikri duymaktan çok rahatsız olsalar da Apo "barış" için önemli biri.
Alev Er'in her zaman söylediği gibi "kiminle savaşıyorsan onunla barışırsın."

Savaşı Apo başlattı.
Bugün barışı başlatacak güce de sahip.

Apo'suz ve PKK'sız bir barış mümkün değil.
Türklerin Apo'ya ve PKK'ya çok öfkeli olması, hatta nefret etmesi bu gerçeği değiştirmiyor.
Bugün Apo'yu barış sürecinin dışında tutmak, PKK'nın varlığını görmezden gelmek gerçek duruma uymuyor.
Böyle bir yazı okuduklarında birçok Türk okuyucunun nasıl öfkeleneceğini bilmiyor değilim.
Ama, öfkeden ve tepkiden korkarak gerçekleri ne kadar yok sayabiliriz?
Apo, Kürtlerin Mandela'sı bugün.
Onların ulusal kahramanı.

Şimdi Türk okuyuculara sormak istiyorum.
Apo'dan intikam almak, onu "cezalandırmak" mı sizin için daha önemli yoksa Türkiye'nin refaha kavuşması, çocukların ölmemesi, bu ülkedeki herkesin huzurlu yaşaması mı?
İntikam, olumlu sonuç veren bir duygu değil.

Bu savaşta iki tarafın da canı yandı, iki taraf da acı çekti, iki taraf da çocukları için ağladı.
Bunu uzatmanın ne anlamı var?

Apo'yu barış sürecine katmanın büyük yararları olabileceğini görmemek mümkün mü?
Türkiye barışın eşiğinde.

Biraz kararlılıkla bu eşiği aşabiliriz.
Güney Afrika gibi nefretin ve kanın içinden geçmiş bir ülke bile bunu başardı.
Biz niye başarmayalım?

Anladık savaşmayı çok iyi beceriyoruz da...
Barışmayı becermenin de savaşmak kadar değeri yok mu?
ziman .. 21 Mar, 2009 11:10:46
avatar
Tamamen yeni bir surecin eşiğindeyiz. Surprizlere ve akil karisikligi yaratacak gelismelere hazirlikli olun.
velhasıl-bir dönem kapanırken-hakpar mitingi .. 21 Mar, 2009 06:26:22
avatar
Evet, bir dönem kapanırken bu tür şeylerin yazılması normaldir. Yok Apo Mandela yok PKK siz çözüm olmazmış gibi saptırmalar normaldir. PKK ve Apo bitmeye mahkûmdur. Herhalde bazı şahıslar bir şeyleri unutuyor. PKK tertelekomcu Perinçek'ten silah alırken, ewdılleh Suriye de Türkiye'nin askeri ateşesi ile aynı binada kalırken, Kürd gençlerini dağda infaz ederken bu hareketi şimdi bir kefeye koymak akıl karı değil. Bu PKK hareketi bitmeye mahkûmdur. DTP siyaseti tabanını yitirmeye mahkûmdur.

Apoyu Mandeleya benzetenler herhalde başka bir gezegenden geldiler buraya. Kürdistan da polis panzerlerine taş fırlatan çocuklar Apo dan bin kat cesur. Onların cesaretinin bir gramı Apo da yok. Mandela dediğiniz adam silah tutmuş bir adam, hapiste kaldığı yıllarda asla fikirlerinden vazgeçmemiş.

Şimdi soruyorum şu benzetmecilere. Apo kaç defa değiştirdi fikirlerini?bu hareketin ve önderinin onca çirkefliği ve tutarsızlığı karanlığa mahkumdur.kemalist bir örgüt Kürdistan topraklarında karanlığa mahkumdur.bundan sonra siyaset farklı bir şekilde yürütülür. HAK-PAR bu zinciri kırıp seçimlere girdi. Kürd hareketine alternatif sundu. Bu zamanla da artar. Bu gün AGIRİ deki HAK-PAR mitingi de iyi geçti. Artık yavaş yavaş insanlar hak-parı tanıyor ve yöneliyor. Adayımız sadece Kürdçe konuştu. Bu bile bizi apoculardan farklı kıldı.
selim bitlis .. 24 Mar, 2009 01:02:13
avatar
kardeşim işiniz gücünüz DTP ve PKK yi eleştirmek Allah rızası için sizde gelin somut bir öneri koyun ortaya ben şimdi kürtoğlukürt bir birey olarak kime vereyim oyumu DTP den başka kürtler için mücadele eden Allahın kurumu varmı ?? ne kadarda eksiği olsa ben bir kürd olarak dtpye oy vermeye mecburum nedenmi?? dilimi kültürümü özgürlüğümü savunan başka oluşum varmı dtpden başka... gidipte eli kanlı akpyemi verecem oyumu kürt halkını göz göre göre kandıran akp chp türü sistem partilerinemi verem oyumu sen resmen diyorsun akpyi ve sinsi kürd düşmanı fethullah güleni destekleyin geçin bunları ağalar geçin insanlar kör değil milyonlar alanlarda bugün bangır bangır kürtçe konuşuyorsa bu sizin sayenizde değil dtp ve onun geçmişi sayesindedir siz kendi kendinizi kandırmaya devam edin eğer sizinki kürtlükse o zaman biz japonuz demekki milyonlarca insan kör bir tek siz görüyorsunuz !! bence çıkarın o at gözlüklerini dünyaya öyle bakın her şey sabit kalmıyor sürece göre değişim şart!! sizler eleştiri adı altında kendi değerinlerinize kazanımlarınıza hakaret ediyorsunuz kendi hayal dünyanızda yaşamaya devam edin gün gelir devran döner bu şerefli kürt halkıda size hesap sorar ....
velhasıl- selim arkadaşa .. 25 Mar, 2009 08:10:10
avatar
Selim arkadaş dtp dışında da Kürd partileri var. Bunlardan biriside hak-par'dır. Tabi hak-par ismini duymamış olabilirsiniz. Çünkü, bu devlet kanalları bizim partinin ismini vermezler. Dtp'yi verirler. Bizim ki Kürdewari ya ondan. Bu sayfada benim ilk yazıma bak, en azından biraz tanırsın. Ve diger arkadaşlarında ne yazdığına bak. Bilgilenirsin bu konu da.
mehmet tandoğan .. 25 Mar, 2009 11:50:37
avatar
kime oy verelim? hak par'a verilecek oy bize ne kazandırır? bugün kürtleri temsil eden parti günahı ile sevabı ile dtp'den başka varmı? biraz gerçekçi olalım halkımızı bu kadar kandırmayalım.bütün dünya bizi eziyor bari biz birbirimizi ezmeyelim. ben şahsen apo'yu günahım kadar sevmem. ama dtp'den başka bir partiye oy verirsem o oy boşa gideceği hatta o oy beni ezecek insanlara güç kuvvet vereceğini kesin biliyorum.
agır abad .. 26 Mar, 2009 08:31:05
avatar
K.Kürdistan'da seçim (mi ! var !)

Türkiye'de yerel seçimler gündemde,vatandaşlar sözüm ona demokrasinin bir gereği olarak kendi iradelerini sandıklara yansıtarak ülkeyi idare eden yönetimleri belirleyecek. Kürdler, istese de istemese de bu seçimde kendi iradelerini sandıklara yansıtma zorunda kalacak. Seçimlerin DTP ve AKP arasında geçeceği görünmektedir. Mevcut partilere bakıldığında Kürd halkına hizmet üretecek, demokratik bazı hakları hayata geçirecek, Kürdler adına yeni açılımlar yapabilecek parti olarak AKP görünmektedir.

İktidar olan AKP, diğer düzen partilerine göre Kürd halkına daha ılımlı bakmakla birlikte, Kürdistan'da uzun bir süredir faili meçhul olayların aydınlanması, hukuk dışı uygulamalara adı karışanları adalet önüne çıkarmakta kararlı göründüğü gibi, kendi içindeki Ergenekon' u da yargıya taşıyor.

Yıllardır geri bırakılan Kürd halkının yaşadığı bölgelere yatırım yaparak halkı rahatlatma, ekonomik açıdan rahat bir nefes almalarını sağlayacak projelerden bahsetmekte. Sosyal açıdan bakıldığında bu projeleri ret etmenin yanlış olduğunun altını çizmek gerekir. Kürd halkının günden güne ekonomik yönden zayıflaması neticesinde bir çok sosyal olumsuzlukları beraberinde getirdiğini biliyoruz.

Bir filozofun "Mideleri aç olan bir toplumun beyinleri de aç olur" sermayesi olmayan bir toplumdan mucizeler beklemek bir hayalden öteye geçemez. Bu sözlerden yola çıkacak olursak siyaset yapma stratejilerimizin de değişmesi gerekir.Ulusal bir bilinci kavrayabilmek için ulusal burjuvazinin güçleşmesi gerekir. Biliyorum sol zihniyeti kendilerine amaç edenler, benim bu düşüncelerime karşı çıkacaklar. Ancak, onların gerçek solu ve kurallarını bilmedikleri belli. Sol manifestosunda temel baş çelişki maddiyet olmasına rağmen her ne hikmetse,Türkiye'de ki sol akımlar maddi icraatları kendileri için mubah sayar, ama Kürdler için ise ret eden bir hatanın içindedirler.

Avrupa ve diğer gelişmiş ülkelere bakıldığında o ülkenin sol zihniyeti kendi halklarının ekonomik şartlarını düzelterek ancak demokrasiye, insan haklarına katkıları olmuştur. Sonuçta, Kürdlerin sorunu sınıfsal değil ulusaldır. Yıllarca Kürd gençliğinin beyinlerine sermaye düşmanlığını şırınga ederek Kürd birey ve halkının ekonomik yönden çökmesini sağladılar. Kürdistan'da işçi sınıfı yok ki! İşçi haklarını bir Kürd olarak savunalım. Kürd halkının veya burjuvazinin sermayesi var mı? Bana sorarsanız Türkiye'de Kürdilere ait milli bir sermaye yoktur! Var gibi görünse bile yapmacıktır ve devletin alacağı ufacık bir kararla bu sermaye el hemen değiştirir. Ülkelerdeki yönetimleri belirleyen sermaye olduğuna göre, sermaye kimin elindeyse yönetimlerde onlarda olur. Bir toplumun iç dinamiklerini tetikleyen sermayenin getirdiği kuralları göz ardı edemeyiz.
Kuzey Kürdistan'ın tahlilini bilimsel olarak yaptığımızda hepimizi rahatsız eden uygulamaları hemen fark ediyoruz. Yatırım yok! Yatırımların olmadığı bölgelerde hukuk ve adalette tecelli olmaz. Maddi sıkıntıları olan birey veya toplum kendisine yapılan haksızlığı ne ile, nasıl savunabilir! Eğitim ve kültür düzeyini nasıl yükseltebilir ! Devlet içindeki bazı unsurlara karsı kendini nasıl savunabilir. İşte kırılma noktası burada. Kürdistan'ın tüm kaynakları birkaç kişinin tekelinde, kazandığını da batıya aktarıyor! Onlar rahatlık içinde yaşarken halkımız sefaletle boğuşuyor. Basit ama önemli birkaç örnek vereyim (birilerinin hoşuna gitmese bile):

Şu anda sözde Kürdler adına hareket eden ve Kürd halkının akil adamları veya siyasetçilerinin en büyük yatırımları ne yazık ki, batıda, orada rahatça güven içinde de yaşarlar. Kendilerini güvenceye alan bu beyler ! Kürdistan da yatırım yapılmasına en çok karşı çıkanlar, ilginç değil mi? Biliyoruz ki, Kürdistan da yatırımlar yapıldığı anda, bu beylerin bu günkü düzenleri temelden bozulacak! Halk ekonomik yönden güçlenecek, değişimler başlayacak, gençler okuyacak ve gerçekleri akıl ve bilim adına görecekler diye ödleri kopar.

Kürdistan'da aday gösterilen milletvekili ve adaylara bir bakalım. İnanın bunlara beş koyun teslim edin başka mekanlarda, beşini de kaybedecek yapıdadır. (Halbuki, Kürde kişilik ve vizyon görüntüsünü veren o kadar büyük değerler var ki işlerine gelmez) düşünmeyecek, konuşmayacak, körüne itaat edeceksin zihniyeti hakim. Bunlarla nasıl yola çıkılır bilemem ama kader olmadığı bir gerçek. Bunlardan hangisi Kürd halkının gerçeklerini bilimsel olarak masaya yatırmış, halkın güvenini kazanabilmiştir. Lafa gelince sözde Kürd halkını temsil ediyorlarmış, kim inanır.

Sonuç olarak: Kuzey Kürdistan'da Kürd halkının koyduğu kurallar içerisinde yerel siyasetçileri belirleyecek bir seçim olacak. Halkımızın bir çok konuda tereddütleri var, kime oy vereceğinin hesabını yapıyor. Siyasette halkın iradesi diye kutsal bir değer var ve halk bu değeri kendisi için kullanma mantığıyla yola çıkmalı.

Ben bir Kürd olarak halkıma oyunu şuna veya buna ver deme hakkını kendimde göremem! Hiç kimsenin halka parti dayatılmasına da gönlüm razı değil. Bana göre en doğru karar: Kürd halkını özgür bırakmaktır! Kendi özgür iradesiyle kendisi karar versin. Sonuçta, bireyin özgürleşmesi, kendi kendini savunması, kendi geleceği adına hareket etmesi, en tabii hakkı ve doğru seçim olacak…

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu: