Anasayfa | Yazarlar | Süleyman Akkoyun | Bir Diktatörün Trajik Sonu

Bir Diktatörün Trajik Sonu

Yazı boyutu Decrease font Enlarge font

Emperyalist ülkeler tarafından yaratılan diktatörlerden birinin, aynı güçler tarafından ortadan kaldırıldığı haberi 30 Aralık 2006’nın ilk saatlerinde dünya gündeminin ilk sırasına oturdu. Saddam Hüseyin tarafından kıyıma uğramış olan halklar bu trajik olayı sevinçle karşılarken, Ortadoğu’daki gerici güçler de diktatörün idam edilmesini değişik gerekçelerle de olsa protesto ettiler. Her iki reaksiyon türünü de doğal karşılıyor ve muhatabı kim olursa olsun idam gibi ilkel bir öc-alma mekanizmasını da etik olarak doğru görmediğimi ifade etmekte yarar görüyorum.

1982 yılında Duceyl köyünde 148 Şii vatandaşın topluca öldürülmesine yol açan operasyonun talimatını vermek suçundan ölüm cezasına çarptırılan Saddam, aynı şekilde 1986-87’de on binlerce Kürdün ölümüne yol açan Anfal harekatının ve 1988’de Halepçe’de beşbin Kürdün ölümüne ve bir okadarının da sakat kalmasına yol açan kimyasal saldırının emrini vermek suçlarından da ölüm cezası istemiyle yargılanması devam ettiği halde, yangından mal kaçırıyormuş gibi idam edilmesi, Kürd kıyımı ile ilgili yargılama süreci tamamlanmadan, sırlarıyla birlikte ortadan kaldırıldığına ilişkin kuşkuları ortadan kaldırmaya yetmiyor. Saddam’ın yargılanma süreci tamamlanmadan idam edilmesi, Kürd halkına karşı uyguladığı katliamlarda kendisine destek sunan bölge devletlerinin yanısıra uluslararası destekçilerinin dedeşifrasyonu engellendiği gibi uluslararası hak, hukuk ve tarihe not düşme açısından Kürdlerin lehine olmamıştır.

Bu trajik eylemi bir despotun ortadan kaldırılması kapsamında değerlendirmekten ziyade, ABD’nin bölgemizin geleceğiyle ilgili politikasının ipuçlarını vermesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kanısındayım.

ABD ve İngiltere’nin Irak’a müdahalelerinin Ortadoğu’daki statükoyu yeniden şekillendirme projesinin ilk adımı olarak değerlendirmek ve bunun aynı zamanda yıllardır aynı güçler tarafından ertelenmiş Kürd ulusal sorununun çözümü için de olanaklar sunduğu ve bu operasyonun Irak ile sınırlı kalmayacağını, yani Ortadoğu’da sınırların yeniden emperyalistlerin lehine düzenlenmesini amaçladığını görmek gerekir. 

 Irak’ın ABD tarafından işgalini, Ortadoğu’da reorganizasyon potansiyelini taşıdığına ilişkin kaygılarından dolayı, Kürdistan’ı parçalayıp aralarında bölüştüren Türkiye, Suriye ve İran sömürgeci  egemenleri, ABD’nin Irak müdahalesine karşı olmakla kalmayıp, Irak’ta kaosun devamı sağlamak için bölgenin diğer çağdışı rejimleriyle koordine edilerek Baas artıklarına her türlü lojistik destek sundukları bilinmektedir. Türkiye, İran ve Suriye gibi sömürgeci devletlerin Kürdistan odaklı ittifakları, Irak’taki çıkmazı derinleştirmektedir. Irak’ta istikrarın sağlanması bu uğursuz sömürgeci ittifakın parçalanması ile olanaklı olur. 

Bush yönetiminin Ocak 2007’de açıklamaya hazırlandığı yeni Ortadoğu politikasının ipuçlarını Saddam Hüseyin’ın idam edilmesi kararında yakalamak olanaklıdır. Kamuoyuna Baker-Hamilton raporu olarak yansıyan ve Kürdleri rahatsız eden belgenin, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile paralellik arz etmediği gibi Irak’ın üç parçaya bölünmüş olduğu gerçeğini de değiştiremiyecektir diye düşünüyorum.

 19. yüzyılın sonunda Sovyetler Birliği’nin çözülmesiyle, ABD ve mütefiki İngiltere’nin yirmibirinci yüzyılın başında projelenen ve dünya hegemonyasını temel alan stratejik konsepti uygulayabilme koşullarını yaratmak amacıyla Ortadoğu’ya müdahele edebilmenin zeminini de bizzat kendileri yarattı. İki emperyalist süper gücün Ortadoğu’ya müdaheleleri, Kürdistan’ı parçalayıp aralarında bölüşen sömürgeci devletlerin zararına ve Kürd ulusu’nun lehine işledi ve işliyor. Güney’li soydaşlarımızın bu tarihi fırsatı iyi değerlendirmeleri, sömürgeci ülkeler ile olan ilişkilerinde diğer parçadaki Kürdler üzerinden politika yapmak gibi bir hatayı tekrarlamamaları gerekir. Güney Kürdistan’daki kazanımların kalıcı kılınmasının yanısıra ulusal birliğin de önünü açmanın gövencesi, Kürdistan’ın her dört parçasında yaşayan halkımızın örgütlülüğü ile orantılı olduğu unutulmamalıdır.

Yorumlar (0 gönderildi):

Yorum yaz comment

Yorumlarınızı aktarırken kişi hak ve özgürlüklerine saygılı olmanın yanısıra, nitelikli görüş ve eleştirilerinizle katkı sunmanızı bekliyoruz. Katkısı olmayan, ilgisiz ve  eleştiri sınırlarını zorlayan yorumlar yayınlanmayacaktır.

Güvenlik Kodu:

  • email İlet
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text Düz Metin
Puanlama
0